HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Genel Tartışma
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Genel Tartışma
Konu Konu: Pasif iyi, aktif kötünün teşvikçisidir Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
erdemli
Katilimci Uye
Katilimci Uye
Simge

Katılma Tarihi: 06 temmuz 2005
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 96
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı erdemli

Pasif iyi, aktif kötünün teşvikçisidir

Mustafa İSLAMOĞLU


Dünyanın her yanında iyiler kıt değil.  Aksine iyilerin sayısı küçümsenmeyecek bir yekûn tutar. Zira insan özünde iyi bir varlık.

Fakat asıl kıt olan “aktif iyi”ler. Çünkü iyilerin çoğu “pasif iyi”. Aktif iyiler iyilerin içinde devede kulak değil. Pasif iyileri “kendine iyi” olarak da tanımlayabiliriz. Pasif oldukları için iyiliği yaymak gibi bir dertleri yok. Böyle bir dertleri olmadığı için de iyiliğin çoğalmasına katkıda bulunmuyorlar.

Dahası, kötüler aktif iyilerden rahatsız oldukları halde pasif iyilerden rahatsız olmuyorlar. Hatta bırakın rahatsız olmayı, onlardan hoşnut ve razılar. Çünkü pasif iyiler kötülerin kötülüğüne ses çıkarmıyorlar. Onların kötülüğü yaymalarına aldırmıyorlar. Onların kötü olmasından rahatsızlık duymuyorlar.

Pasif iyilerin göz ardı ettikleri bir gerçek var: İyiliğin pasif olduğu her yerde, kötülük kendiliğinden aktif hale geliyor. Bu kötülüğün tabiatı icabıdır. Kötülük karanlık gibidir. Bizatihi var değildir. Aydınlığın yokluğu halidir. Demek ki, iyiler sönük veya patlak lamba gibi değil, ışık veren açık bir lamba gibi olmalıdır.

İlk inen vahiylerden olan Müddessir suresi, daha yeni risalet görevini üstlenmiş olan Hz. Peygamber'i inşa eden surelerin başında gelir. Bu surenin giriş ayeti, “bilkuvve/potansiyel” iyiliği “bilfiil/kinatize” hale getirmeyi amaçlar. Onun için de ilk muhatabına yekten seslenir:

“Ey yatan kişi, kalk ve uyar!”

Bunun açılımı şudur:

“Ey yatan iyi! Yatan iyi iyi değildir! Kalk ve uyar! Yani, pasif halden aktif hale geç ve iyiliği yay!

Bu emri alan Hz. Peygamber, emrin gereğini yapmak için kalkmış ve iyiliği de ayağa kaldırma çabasına girişmiştir. İşte ne olmuşsa ondan sonra olmuş, o güne kadar Kureyş'in en güvenilir, en akıllı, en barışçıl insanı, birden bire “yalancı”, “deli”, “bozguncu” oluvermiştir. Önceki hayatında ona ilişmeyi aklından dahi geçirmeyenler, o “aktif iyi” haline gelince varlığını ortadan kaldırmak için sıraya girmişlerdir.

Neden?

Nedeni açıktır. Zira vahiy, pasif iyiyi aktif hale getirmiştir. Yatan iyiyi ayağa kaldırmış, sokağa çıkarmıştır. Sönük lambaya bitimsiz bir enerji vererek, onu bütün bir cihanı aydınlatan güçlü ışık kaynağı kılmıştır.

Dünyanın en munis, en sakin, en kendi halinde, en halim-selim insanını yeniden inşa etmiş, onu insanlığın en büyük iman hamlelerinden birini başlatan bir insanlık önderine dönüştürmüştür.

Bu vahyin en büyük mucizesi, hak sözün gücüdür.

Soruyorum kendi kendime: İyilerin tümünün pasif olduğu bir dünyada iyilik yaşar mıydı?

Cevabım “asla” oluyor. Zira dünyanın en kötüleri bile anasından kötü doğmaz. Fıtrat iyi üzerine formatlanmıştır. Hazreti insan, en iyidir. En iyi bozulunca en kötü olur. Canavarlaşan, dünyayı çirkinleştiren, insanlığın yüz karaları da başında “iyi” idiler.

İşte bu yüzden iyilerin tümünün pasif olduğu bir dünya kötülerin dünyası olurdu. Her çağda Allah'ın rahmet ve merhametinin bir eseri olan aktif iyiler olmasaydı, öylesi bir dünyada kötülük iyiliğe yer bırakmaz, pasif iyiler pasifliklerinin cezasını aktif kötülerin elleriyle yok edilerek çekerlerdi.

Tüm peygamberler peygamber olmadan önce en azından pasif iyi idiler. Allah peygamberlik kurumunu, insanlığın fıtratına yerleştirdiği bilkuvve iyiliği bilfiil hale getirmek için ihdas etti. İki hal arasındaki farkı bu müessese ve insanlığın ufuk şahsiyetleri olan peygamberler eliyle gösterdi. Fetret dönemlerine de, iyilerin pasif olduğu bir dünyada insanın nasıl ıslah edici olmaktan çıkıp ifsat edici olduğunu görmemiz için izin verdi.

Kur'an, el-Emr bi'l-ma'ruf ve'n-nehy ani'l-münker'i (iyiliği yaygınlaştırıp kötülüğü önlemeye çalışmak) işte bunun için farz kıldı.

İşbu nedenle, aktif iyilerin olmadığı bir dünyanın geleceği korkunç noktayı hayal bile edemiyorum. Böyle bir dünya gerçekten yaşanılabilir bir dünya olmazdı. Böyle bir dünyada iyilik Zümrüdüanka olur Kaf dağına giderdi. Böyle bir dünya kendi kendini imha eden bir dünya olurdu.

Sözün özü şu: Yatan iyi olmak yetmez. Pasif iyi iyi değildir. Zira her pasif iyi, aktif kötünün teşvikçisidir. Kötüleri kötülüğe yüreklendiren kendileri gibilerden daha çok, pasif iyilerdir. Onlar iyiliği özneleştirmeyip nesneleştirmenin cezasını, bir müddet sonra sessiz kaldıkları kötüler tarafından yok edilmekle çekerler. Bu yok edilme varlıklarını ortadan kaldırma biçiminde değil, onlardaki zaten pasif duran iyiliği de kurutma biçiminde olur.

En yaman çelişkilerden biri de ne, biliyor musunuz: Pasif iyilerin aktif kötülerden şikayet etmeye kalkması?

Onlara birileri “Sayenizde beyim” demeli.


http://www.mustafaislamoglu.com/makaleler.php?Kat_id=8&M akale_id=1702




__________________
Allah temiz akıl sahiplerini sever!
Yukarı dön Göster erdemli's Profil Diğer Mesajlarını Ara: erdemli
 
adalet
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 02 ekim 2006
Gönderilenler: 1195
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı adalet

           Aktif iyi olmak için sorumluluk ahlâkı

Doğrudur: Pasif iyi aktif kötünün teşvikçisidir. Bu da şu demektir: Pasif iyilerin varlığından iyilikten daha çok kötülük kazançlı çıkmaktadır. Yani pasif iyiler, istemeden de olsa, aktif kötülerin teşvik primi olmaktadırlar. Sonuçta pasif iyinin varlığı iyiliği çoğaltacağı yerde, dolaylı yoldan kötülüğü çoğaltmaktadır. Bunu önlemenin en iyi yolu pasif iyiyi aktif iyi haline getirmektir.

Soru şu: Peki, pasif iyiyi aktif iyi haline getirmenin yolu nedir?

Cevap kısa: Sorumluluk ahlakı.

Buradan şu sonuç çıkmakta: İyilerin pasifliği, sorumluluk bilincinin yetersizliğinden veya yokluğundan kaynaklanmaktadır. Bu da bir tür sorumsuzluktur. Demek ki pasif iyiyi “sorumsuz iyi” olarak da niteleyebiliriz. İyi birinden bahsedildiğinde “İyi, ama iyiliği kendine” demekle, “İyi, ama sorumsuz” demek aynı kapıya çıkmaktadır.

İnsan sorumlulukla doğar. Pavlusyen Hıristiyanlık'ta, sorumluluğun yerini “orijinal günah” almıştır. Bu da “hasbi ahlak”ın yerini “hesaplı ahlak”ın almasına neden olmuştur. Bu, sömürgecilik, soykırım, asimilasyon, ötekini şeytanlaştırma gibi kötülüklerin neden Batı'da ortaya çıktığını açıklayabilir.

İnsanlığın değişmez değerlerinin öbür adı olan İslam, insanlığın son çevriminde Kur'an vahyinde tezahür etmiştir. Kur'an vahyinin en temel kavramlarından biri de “takva”dır.

Takva'nın tam olarak ne demeye geldiğini anlamak için, ilahi vahyin kullandığı dilin kavramlarına ne muamele yaptığını bilmek lazım.

Kur'an vahyi, kendini ifşa ettiği Arap dilinin kelime ve kavramları üzerinde üç tür tasarrufta bulunmuştur. Birincisi, kelimeyi mevcut anlamından tamamen soyutlayarak onun içini yeniden doldurmuştur. Bu türden tasarruf yaptığı kelimeleri genellikle kavramlaştırmıştır. İkincisi, kelimeyi mütedavel anlamından tamamen koparmadan onun anlamını daraltmış veya genişletmiştir. Üçüncüsü, kelimeyi aynen kullanmıştır. Bu üçüncü türe genellikle kavramlaşmamış olan sıradan kelimeler girmektedirler.

Takva, vahyin birinci türden tasarrufta bulunduğu kelimeler arasına girmektedir.

Takva, Muhammedi davet öncesinde “maddi” bir nitelik arzetmektedir. Erdemlerle alakalı bir bağlamda kullanılmamaktadır. Hatta lafzi anlamda kullanıldığı bir rivayete rastlamaktayız. Sözün sahibi sahabi, savaşlarda Rasulullah'ın ardına sığınarak korunduklarını ifade sadedinde “İttekayna bi-rasulillah” demektedir.

Kur'an vahyinin inşa ettiği dünyada takva kavramının işgal ettiği merkezi yeri cahiliyye döneminde “muruet” (mürüvvet) kavramı işgal ediyordu. Takva'ya “kişinin korktuğundan korunması” anlamı yüklemek kavramı tam karşılamıyor. Kavramı semantik bir tahlile tabi tutan Japon alimi Toshihiko İzutsu, bu kavram için “Sorumluluk bilinci” karşılığını öneriyordu. Benzer anlamı daha sonra Fazlur Rahman da önerecekti. Ne ki bu anlam Türkiye'de merhum Muhammed Esed'le yaygınlık kazandığı için hep ona mal edildi.

Merhum İzutsu, işin hakkını vererek yaptığı semantik tahliller sonucu tam isabet kaydetmişti. Takva, gerçekten de “sorumluluk bilinci” anlamına kullanılıyordu.

Neye karşı sorumluluk bilinci?

Tüm varlığa. Sorumluluğun en büyüğü varlığın zirvesi Allah'a karşı duyulan sorumluluk bilinciydi. Kur'an kavramı asıl bu anlamda kullanıyordu. Zira insan sorumluluk ahlakıyla hareket edecekse, bu ahlakın aşkın bir referansı olmalıydı. Bu da Allah idi. Diğer tüm varlıklara karşı duyulan sorumluluk, temelde Allah'a karşı duyulan sorumluluğun uzantısıydı.

İnsan, bizzat var oluşu dâhil, sahip olduğu her şeyi Allah'a borçlu olarak doğar. Zaten “borç” anlamındaki “deyn”den türetilen din ve dindarlık da borçluluk bilincinden başkası değildir. Allah'a borçlu olmanın bilincine varmanın sonucu, O'na bu borcu ödemek değildir. Zira bu mümkün değildir. Zaten O da kullarından bunu beklememektedir. Beklediği “emanete sadakat”tir. Emanete sadakat ise, sorumluluk bilinciyle hareket etmeyi gerekli kılar.

Bakara suresinin girişindeki “Kaynağı hakkında hiçbir şüpheye mahal bulunmayan bu kitap muttakiler için bir hidayettir” ayeti, takvanın hidayetin temelinde yer aldığını gösterir. Yani, hidayet takvayı değil, takva hidayeti getirir.

Biliyorum soracaksınız; hidayetten önceki takva da ne ola ki?

O ahlaktır; “sorumluluk ahlakı”. Tıpkı “sen bundan önce kitap nedir iman nedir bilmezdin” denilen Hz. Peygamber'e “sen muhteşem bir ahlaka sahipsin” denilmesi gibi. İbadet, iman, teslimiyet hep hidayetten sonraki kavramlar. Ama takva hidayetten öncesini de kapsıyor. Yani sorumluluk kişiyi iman dairesine yaklaştırırken, sorumsuzluk kişiyi o daireden çıkarabiliyor.

İşte bunun için iyi olmak yetmiyor. Eğer aktif iyi değilse, iyi olmanın sorumluluğunu kuşanmamış demektir.




__________________
"Bir kavme olan kininiz sizi adaletten ayırmasın.."
Yukarı dön Göster adalet's Profil Diğer Mesajlarını Ara: adalet
 
erdemli
Katilimci Uye
Katilimci Uye
Simge

Katılma Tarihi: 06 temmuz 2005
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 96
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı erdemli

Selam

"Pasif iyilerin varlığından iyilikten daha çok kötülük kazançlı çıkmaktadır. Yani pasif iyiler, istemeden de olsa, aktif kötülerin teşvik primi olmaktadırlar. Sonuçta pasif iyinin varlığı iyiliği çoğaltacağı yerde, dolaylı yoldan kötülüğü çoğaltmaktadır. Bunu önlemenin en iyi yolu pasif iyiyi aktif iyi haline getirmektir"

adalet dedi

Çok doğru bir tespit.

Zaten bu kitaba göre pasif iyilere Allah iyi demiiyor. Bu kitaptaki iyilik kavramı ve "iyiler" e baktığımızda bir aktivite, duyarlılık, sorumluluk olduğunu görüyoruz.

Ki pasif iyi olduğunu kabul etsek de bu zamanla ya aktif ya da daha pasif olmaya doğru yönlenmek zorunda kalcaktır. Çünkü Allah önüne seçimler suncaktır. Hiç bir kiimsa uzun sğre o noktasnda duramaz. Ya eksi ya da artı yönüne gitmesi uzun zaman almaz.

Gerçek iyilik dürütçe yaşamaktır, duyarlı ve sorumlu o9lmaktır. Bunun için de Allah'lı bir din yaşamak yani ahlaklı olarak dinini yaşamak gerekir.

Kuran iyilik konusunda şu ayetler yer alır..

2/177. Yüzlerinizi doğu veya batı yönüne çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah'ya, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere inanan; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştileştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır.

2/195. Allah yolunda infak edin ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın. İyilik edin. Kuşkusuz Allah iyilik edenleri sever.

4/62. Öyleyse, nasıl olur da, kendi ellerinin sundukları sonucu, onlara bir musibet İsabet eder, sonra sana gelerek : "Kuşkusuz, biz iyilikten ve uzlaştırmaktan başka bir şey istemedik" diye Allah'ya yemin ederler?

5/85. Böylelikle Allah, dediklerine karşılık olarak içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler verdi. Bu, iyilik yapanların karşılığıdır.

11/114. Gündüzün iki tarafında ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde namazı kıl. Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlara bir öğüttür.

11/115. Ve sabret. Gerçekten Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez.

13/22. Ve onlar rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.

17/7. Eğer iyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz o da (kendi) aleyhinizedir. Sonunda vaad geldiği zaman, (yine öyle kullar göndeririz ki) yüzlerinizi 'kötü duruma soksunlar', birincisinde ona girdikleri gibi mescid (Kudüs)e girsinler ve ele geçirdiklerini 'darmadağın edip mahvetsinler'.

74/5. Pislikten kaçınıp-uzaklaş.

74/6. Daha çok istekte bulunmak için iyilik yapma.

Ayetlerinde görüldüğü gibi iyilik aktif olmayı ve Allah'ı hesaba katmayı gerektiriyor.

Ayrıca ben iyiyim, niyetim iyi diyerek de işin içinden çıkmayacakalrı da çok açıktır.

Ayrıca iyilik yaparken bunun hesaplı bir iyilik değil inanarak yapılan karşılık beklemeden yapılan bir iyilik olması gerektiği ortadadır.

Kısacası iyilik kvramının içinde Allah bilinci olması gerektiği ve bu bilincin de sorumluluk ve ahlakı kendiliğinden getirdiğini görüyoruz.

Selam ile

 



__________________
Allah temiz akıl sahiplerini sever!
Yukarı dön Göster erdemli's Profil Diğer Mesajlarını Ara: erdemli
 
paradigma
Newbie
Newbie


Katılma Tarihi: 29 agustos 2006
Gönderilenler: 32
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı paradigma

 

"Pasif iyi" ne demektir? 

Kötülük yapmayan.

Aktif olmadığına göre iyin ve iyilerin yanında, kötü ve kötülüklerin karşısında olmayan.

Yani aslında kötü değil, iyi de değil. Negatif değil, pozitif de değil; tam anlamıyla nötr. Sıfır noktasında... Suya sabuna dokunmayan cinsten...

İnsan böyle bir durumda ne kadar kalabilir ki? İyi olmak ve iyi olanlara destek olmak yönünde aktifleşmedikçe ister istemez zamanla kötülüğe yaklaşacak, kötülük yönünde aktifleşecektir.

Çünkü Allah bir insanı nötr durumunda uzun süre tutmaz. Allah'ın insanları denemelerden geçirmesi zaten bunun içindir. Öyle olaylar, öyle durumlar getirir ki insanın önüne, insan iyi veya kötüden birini seçmek, birinde aktifleşmek zorunda kalır.

Özet olarak, aslında pasif iyiler, aktif kötü adaylarıdır. 

Güzel bir konuya değinmişsiniz erdemli, teşekkür ederim.

selamlar

Yukarı dön Göster paradigma's Profil Diğer Mesajlarını Ara: paradigma
 
cin13
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 23 ocak 2007
Gönderilenler: 385
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı cin13

Selamlar.
Konu ile ilgili bu ayet yeterli sanıyorum:

94:7 O halde,bir iş ve oluştan boşalır boşalmaz yeni bir işe koyulup yorul!

Saygılar.Sevgiler.
 

__________________
Dinin bakış açısına göre,tüm bu fantastik harikulade evren,tüm bu karmakarışık şeyler, ancak, Tanrı’nın, insanların iyi ve kötü için çabasını gözlediği bir sahnedir.. Bu sahne,bu oyun için çok büyük!
Yukarı dön Göster cin13's Profil Diğer Mesajlarını Ara: cin13
 
Alperen
Admin Group
Admin Group
Simge

Katılma Tarihi: 09 nisan 2005
Gönderilenler: 2974
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Alperen

İlgili Konu: Salih olmak yetmez, muslih olmak da şart






__________________
Yunus 105. Şu da emredildi: "Yüzünü dine bir hanîf olarak çevir. Sakın müşriklerden olma!"
Yukarı dön Göster Alperen's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Alperen
 
adalet
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 02 ekim 2006
Gönderilenler: 1195
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı adalet

       Hakan Albayrak-Yeni Şafak           

                      
Karınca kararınca

Frankfurt'ta bir ağabeyim var. Marlboro içenlere çok kızıyor. Çünkü Phillip Morris, milleti Marlboro'ya müptela etmek için kurduğu kimyasal tezgâhı ifşâ eden bir elemanının ocağını söndürmüş. İşten atması yetmezmiş gibi başka yerde iş bulmasını da engellemiş; üstelik tazminat dâvâlarıyla donuna kadar soymuş ve ailesinin dağılmasına sebep olmuş. "Adamı yapayalnız ve çırılçıplak ortada bıraktılar. Karısı bile çekip gitti" diyor ağabeyim, "Her şey bir yana; sırf o adam için dahî Marlboro'ya tavır koymamız icap eder."

Özel TV kanallarını izleyenlere de çok kızıyor ağabeyim. Çünkü "rating", dolayısıyla reklâm, dolayısıyla paradan başka kutsalı olmayan bu kanallar insanların en aşağılık duygularına hitap ediyormuş. Ayrıca, bir buçuk saatlik bir filmi seyretmek için reklâmlar yüzünden iki buçuk saat ekran karşısında oturmak zorunda kalmak da kabul edilir şey değilmiş. "İnsanların içlerindeki canavarı harekete geçiriyorlar, şiddete teşvik ediyorlar, cinselliği sömürüyor ve kirletiyorlar, kolay yoldan para kazanma hırsını kamçılıyorlar; para uğruna insanlık ırkının yozlaşmasına hizmet ediyorlar" diyor, "Bu iğrenç çarkın dönmesine katkıda bulunmamalıyız."

* * *

Bir kişinin Marlboro içmemesi, Phillip Morris'i yıkmaz. Özel TV kanalları da bir kişinin boykotuyla yıkılmazlar. O halde ağabeyim akıntıya kürek mi çekiyor? Beyhude bir gayret mi sarf ediyor? Abesle iştigal mi ediyor?

Kölelik kurumunu muhafaza ettiği ve Meksika'ya haksız yere savaş açtığı için Amerikan hükümetine vergi ödemeyi reddeden Henry David Thoreau'ya şöyle diyorlardı: "Gerçekçi ol. Bu eylemin hiç bir faydası yok. Üç-beş dolarlık vergini ödememen Amerikan hükümetini sarsmaz. Boş yere kodesi boylayacaksın. Gel vazgeç bu donkişotluktan. Ezici çoğunluğun karşısında tek başına duramazsın" gibi fevkalade rasyonel argümanlarla aklı selime davet ediyorlardı O'nu. Ve Thoreau onlara gülüp geçiyordu. Hakikatsiz çoğunluk umurunda bile değildi. "Ben tek kişilik çoğunluğum, hepinize bedelim" diyordu, "Çünkü Tanrı benimle."

Thoreau öleli neredeyse 140 yıl oluyor. Onu keriz yerine koyanlar çoktan silinip gitti, fakat Hindistan'ın bağımsızlığına ve ABD'deki ırkçı yasaların kalkmasına yol açan "Sivil İtaatsizlik"in babası bir sembol olarak yaşamaya devam ediyor.

Thoreau da unutulabilirdi tabii. Fakat bu, yaptıklarını boşa çıkarmazdı.

* * *

Thoreau ve ağabeyim, "sıradan insan"a şöyle sesleniyorlar âdeta:

Zannettiğin kadar önemsiz değilsin. Âlemlerin Rabbi seni ve her hareketini önemsiyor. En ufak bir jestin bile geçiyor kayıtlara. Hiç bir şey, ama hiç bir şey boşuna değil. Dünyayı değiştiremiyorum diye üzülme. Kendini gerçekleştirdiğin anda dünyanın değiştiğini fark edeceksin. Hiç bir işin üstesinden gelemiyorum diye de yiyip bitirme kendini. Unutma ki sen seferle mükellefsin, zaferle değil.

"Allah bize yeter. O ne güzel bir dost ve ne güzel bir yardımcıdır."



__________________
"Bir kavme olan kininiz sizi adaletten ayırmasın.."
Yukarı dön Göster adalet's Profil Diğer Mesajlarını Ara: adalet
 
prangasiz
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 11 mart 2010
Gönderilenler: 288
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı prangasiz

Sivil itaatsizlik

Vikipedi, özgür ansiklopedi

1955'de Rosa Parks ve arka planda Martin Luther King

Sivil itaatsizlik (ingilizce: Civil disobedience), Sivil yönetim tarafından uygulanan yasaların özüne uyarak yasalara riayet etmeme, karşı koyma anlamına gelmektedir. Bireysel bir tutum şeklinde olabileceği gibi zamanla toplumsal karakter de gösterebilir.

Devlet aygıtının kuramsal anlamda yurttaşların rızası üzerinde kurulmuş olması, itaati meşrulaştırmaktadır. Ancak yönetimin yasaları uygulayışı aşamasında, yönetsel aygıtlara yurttaş tarafından müdahalenin mümkün olup olmaması noktasında tartışmalar mevcuttur.

Sivil itaatsizlik, fikrin babalığını Amerikalı yazar Henry David Thoreau'nun yaptığı aktivizm yöntemidir. Sivil İtaatsizlik adlı makalesi kavramın çıkış noktasıdır. Mahatma Gandhi, Rosa Parks ve Paul Lafargue'nin farklı bakış açıları ve farklı siyasi perspektiflerle dile getirdikleri sivil itaatsizlik ya da pasif direniş; "yönetim siyasetinin ya da yasaların değişmesini isteyen, aleni, şiddetsiz, vicdani, fakat aynı zamanda siyasi olan, yasa dışı bir eylemdir."[1] Pasif direnişe atıfla bir başka tanımda ise sivil itaatsizlik; "Hukuk devleti idesinin içerdiği üstün değerler uğruna, kamuya açık ve yasaya aykırı olarak gerçekleştirilen, bu sırada üçüncü kişilerin daha üstün bir hakkını çiğnemeyen, barışçıl bir protesto eylemidir."[2]

Bu tanımlarla beraber kendisini yurttaş olarak addeden bireyin yasalar çerçevesinde uygulanan siyasa hakkındaki görüşlerini yine hukuksal bir çerçevede ahlaki ve içsel kaygılarla dile getirme, harekete dökme yöntemidir. Bu eylem şeklinde, eylemin neticelerini bilme, tahmin etme ve neticesine rıza gösterme mevcut olabilir. Bu sessiz görüş bildirme yöntemi toplumsal, aleni ve şiddet meyillisi değildir. Kavram, düşünce özgürlüğünü, düşünceyi ifade özgürlüğünü ve örgütlenme özgürlüğünü bünyesinde barındırır. Eylem olarak şiddetten uzak olma, hareketi aktif direnmeden uzaklaştırıp pasif direnmeye yaklaştırmaktadır.

Unsurları 
  • Yasaya aykırılık,
  • Şiddetsizlik,
  • Kamuya açıklık,
  • Hukuk Devletine yönelik eğilim,
  • Hukuki yaptırıma katlanma rızası

Başlıca sivil itaatsizlik yöntemleri 

  • Oturma
  • İnsandan halı
  • İşgal
  • Genel greve çağrı
  • İmza toplama
  • Yayınla kendini ihbar
  • Sınır geçme
  • Kira boykotu
  • Ölüm orucu
  • Yasaklanmış sempati gösterileri


__________________
"Asılan hırsız değil, yakalanandır."
Çek Sözü
Yukarı dön Göster prangasiz's Profil Diğer Mesajlarını Ara: prangasiz
 
prangasiz
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 11 mart 2010
Gönderilenler: 288
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı prangasiz

Bazı Sivil İtaatsizlik Olayları
Almanya
1. Atom enerjisi santrali kurulması amacıyla yapılan, ormandan yer açma çalışmalarının engellenmesi ve Whyl’de ilk alan işgali. (18-20/02/1975)
2. Elektrik parasının atom enerjisinden elde edilen kısmının ödenmemesi için çağrı. (19/02/1977)
3. Balıkçıların, kimyasal maddelerden zarar görmüş balıkları Bayer’in kapıcı odasına doldurmaları. (13/10/1980)
4. Yeni atom silahlarının yerleştirilmesini protesto etmek amacıyla, metro istasyonlarındaki imdat frenlerinin aynı anda çekilmesi. (19/02/1977) Amerika
5. Belediyenin otobüslere koyduğu ırklara göre oturma düzeninin çiğnenmesi. (01/12/1955)
6. Irk ayırımı yapan güney eyaletlerine, siyah ve beyazların birlikte oturdukları otobüslerle özgürlük seyahati. (28/05/1961)
7. Vietnam savaşını protesto etmek amacıyla, askerlik dairesinin önünde oturma eylemi. (17/10/1967)
8. Greenpeace’in, Nevada çölünde Yaka Flat atom silahları deneme bölgesine girmesi. (16-19/04/1983)
Avusturya
9. Liman yapımı çalışmaları için gerekli ağaç kesimini engellemek için ağaçlara sarılmak. (29/10/1983)
10.Greenpeace’in, enerji santralının zararlı maddeler yaymasını protesto etmek amacıyla santralın bacasını işgali. (02/04/1984)
11.Askeri bir merasim geçişinin, oturma eylemi ile engellenmesi. (26/10/1985)
Fransa
12.Mururoa’daki nükleer denemeleri protesto amacıyla, 1966’dan beri vergi ödemekten kaçınma.
13.Greenpeace’in, Mururoa’daki nükleer denemeleri protesto amacıyla yaptıkları.
İngiltere
14.“Operation Gandhi” adlı grubun Savunma Bakanlığı’nın girişinde yaptıkları oturma eylemi. (11/01/1952)
15.Greenpeace’in, eylem gemisi “Sirius” tarafından İngiliz nükleer artıklarının Atlantik okyanusunda suya bırakılmasının engellenmesi. (1978)
16.Silah sergisinin önünde insandan halı yapılması.
İtalya
17.İşsizliği protesto amacıyla, yasadışı ve kendiliğinden yol yapımına başlanması. “Tersine Grev” olarak adlandırılmaktadır. (Sicilya 1956)
18.Silahlanma harcamalarını protesto amacıyla vergi boykotu. (05/01/1986)
Japonya
19.Greenpeace’in, 15 metrelik lastik balinasıyla Japon balina avlama gemilerinin okyanusa açılmalarını engellemesi. (21/12/1987)
Türkiye’de Sivil İtaatsizlik Örnekleri
Ülkemizde yapılan birkaç sivil itaatsizlik örneğini belirtmek istiyorum.
20.03 Ocak 1991 tarihli genel işçi direnişi, şiddetsiz ve yasaya aykırı bir sivil itaatsizlik örneği olarak verilebilir. Bu eylem bir ücret artışı isteminden çok, 12 Eylül hareketiyle kısıtlanmış olan temel hak ve özgürlükler rejminin düzeltilmesi amacına yönelmiş olmasıyla dikkati çekmektedir.
21.11 Nisan 1993 tarihinde adliye çalışanları tarafından yapılan eylem, özlük haklarının korunması ve adli mekanizmanın aksıyan yönlerinin bir an önce düzeltilmesi amacını taşımaktaydı.
22.Bir başka tipik olay, özel radyo ve televizyon yayınlarının yasayla düzenlenmesinden önce yaşanan, yasa dışı yayın ve protesto eylemleridir. Bu hareket “Konuşan Türkiye” sloganıyla bir düşünce ve ifade özgürlüğü istemine dönüşmüştür.
Aynı şekilde, çevrenin, doğal varlıkların ve tarihi eserlerimizin korunması konusunda hassas bir kamuoyunun, bu konuda gayret gösteren demokratik kitle örgütlerince oluşturulduğunu görmekteyiz.
VI. Sonuç
Yukarıda, hukukun “Adalet”, “Toplumsal İhtiyaçların Karşılanması” ve “Düzen” olmak üzere üç fonksiyonu bulunduğu belirtilerek, bu üç fonksiyon arasındaki çatışkıya özellikle değinilmişti. Sivil itaatsizliğe ilişkin problemler, hukukun düzen fonksiyonu ile adalet fonksiyonu arasında çıkmaktadır. Her iki fonksiyon da gerek hukuk uygulayıcıları (yetkili makamlar) ve gerekse hukukun süjesi olan kişiler açısından tartışılabilen, önemli problemleri gündeme getirmektedir.
İnsan onurunun ve onurlu yaşama hakkının kabulü, bizi zorunlu olarak, “adaletle davranmayan yasa koyucuya karşı çıkma hakkıyla” donatmaktadır.
Bir sistemden bahsederken, sözkonusu sistemin çoğulcu demokratik bir hukuk sistemi olduğu öngörüsünden hareket ediyoruz. Çoğulcu demokrasinin en belirgin özelliği çok sesliliktir. Gerçek birlik, kuşkusuz çok seslilikteki uyumdur. Konu “devlet” olduğunda uyum nedir ? Nasıl sağlanır ? sorularını açık yüreklilikle sormak gerekir. Bir orkestra şefinin yönetimindeki bir uyum mudur istenen? Eğer böyle ise bir müzisyenin, elindeki müzik aletini, bilerek ve isteyerek çalmama ya da bozuk çalma gibi bir özgürlüğünün bulunduğu ve bunun bir “Sivil İtaatsizlik” sayılacağı söylenebilir mi ? Bireyin bir kurala karşı çıkışı olarak gözlemlenen bu eylemler karşısında devletin tavrı ne olmalıdır ? Bunları Sivil İtaatsizlik olguları olarak adlandırabilir miyiz ? Devlet Sivil İtaatsizlik karşısında ne kadar hoş görülü olabilir ?
Sivil İtaatsizlik, kamuoyunun nabzını tutmada, bireysel ya da kitlesel tepkileri ölçmede, ihlâl edilen kuralın haklılığını düşünmek ve yeniden değerlendirmek yoluyla demokratik ölçümlemeye varmada yararlı olabilir. Ancak, yapılan eylemin toplumun savunulan değerlerini mi, yoksa, kimi baskı guruplarının çıkarlarını mı temsil ettiğinin araştırılması ise işin bir başka yönüdür. Öte yandan, Sivil İtaatsizliğin anarşiye varabileceği boyutu da gözden uzak tutulamaz.



__________________
"Asılan hırsız değil, yakalanandır."
Çek Sözü
Yukarı dön Göster prangasiz's Profil Diğer Mesajlarını Ara: prangasiz
 
malik bin nebi
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 24 kasim 2008
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 439
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı malik bin nebi

İyi de yoktur Kötü de,

Cinsi bozuk hayvan vardır yada hayvan vardır,

Esenlikler



__________________
bildiklerimizle değil yaptıklarımızla, ellerimizin neleri ile değil hayatlarımızın nasılları ve nedenleri ile,,,

Beni bir yere oturtmaya çalışmayın,çünkü ben bir yerde oturmuyorum, sadece yürüyorum
Yukarı dön Göster malik bin nebi's Profil Diğer Mesajlarını Ara: malik bin nebi
 

Sayfa Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats