HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Genel Tartışma
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Genel Tartışma
Konu Konu: 3 soru Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
ibrahimim
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 17 ekim 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 506
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı ibrahimim

Ahmet Hakan'dan Hocalara 3 Soru 
 
25 Kasım 2007 09:33Hürriyet Gazetesi'nde başlayan "Maide suresi" krizi büyüyor. Ahmet Hakan'ın aklına da İslamla ilgili üç şey takıldı. Ve yardım istedi. İşte İslamla ilgili o üç konu.

Hocalara üç soru

SAYIN Mustafa İslamoğlu... Sayın Hayrettin Karaman... Sayın İhsan Eliaçık... Sayın Hayri Kırbaşoğlu... Sayın Süleyman Ateş... Sayın Nihat Hatipoğlu... Ve hatta Sayın Yaşar Nuri Öztürk...

Pek muhterem hocalarım!

Teoloji alanında az buçuk mürekkep yalamışlığım vardır.

Ancak...

"Yarım hoca adamı dinden imandan eder" şeklindeki geleneksel hükmü göz önünde bulundurursanız...

Benim bu konuda ahkám kesmeye kalkışmamın yol açacağı vahim sonuçları sizler de takdir edersiniz.

Dolayısıyla bu iş size düşmektedir.

Lütfen, ta imam hatip günlerimden beri işin içinden çıkamadığım şu "üç mühim konu"da...

Hem beni, hem de benim şahsımda merak edenleri aydınlatabilir misiniz?

BİR: Kuran'da hem "Yahudi ve Hıristiyanların dost edinmemesi" öneriliyor, hem de "Bir Müslüman erkeğin, Hıristiyan ya da Yahudi kadınla evlenmesi"ne cevaz veriliyor. Burada bir çelişki yok mu? "Dost edinme! Ama evlenebilirsin" şeklinde ortaya çıkan bu çelişkiyi nasıl izah etmektesiniz?

İKİ: İslam dininde Yahudiler için "lanetlenmiş kavim" tanımlaması vardır. Bir ırkın topyekûn lanetlenmesi yaklaşımı, İslam'ın ortaya koyduğu "Herkes Allah katında eşittir" prensibiyle çelişmiyor mu? Bu çelişki hakkında ne düşünmektesiniz?

ÜÇ: Geçenlerde Suudi Arabistan Kralı, Vatikan'ı ziyaret edip Papa'ya armağanlar sundu. Oysa Papa, Suudi Arabistan Kralı'na iade-i ziyarette bulunamaz. Çünkü Mekke ve Medine'ye Müslüman olmayanların girmesi yasak. Bu yasak kararı "bir arada yaşama" fikrine aykırı değil mi? Yasak kararının arkasında hangi "mantık" yatmaktadır.

Bunu diğer sitemizden alıntıladım.

http://forum.kuranyolunda.com/forum_posts.asp?TID=2422

Allah'a emanet olalım.


 



__________________
Ey inananlar, Allah'tan korkarsanız O size iyi ile kötüyü ayırdedici bir anlayış verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allâh büyük lutuf sâhibidir
Yukarı dön Göster ibrahimim's Profil Diğer Mesajlarını Ara: ibrahimim
 
ŞiaRıM-KuRaN
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 26 aralik 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 124
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı ŞiaRıM-KuRaN

Bu soruyu soran Sn.Ahmet Hakan Coşkun bu tıp soruları sorarak :

       Bir tıp öğrencisi gibi,islami önünde bir kadavra olarak görüp dilediği yerini kesip biçerek,kan revan içinde bırakarak,bu kadar vahşiyane;yani ayetlerin neden indiğini,hangi sebeple inzal edildiğini,arkasını ve önünü okumadan soru soruyor.

           Bunu neden  yapıyor?

aşağılık kompleksi içinde,müslümanlıktan vazgeçicek ama kalbi onu yalanlıyor.vicdanı sıkılıyor sızlıyo.Bu yuzden kendını aklamak istiyor.Kendini rahatlatmak istiyor.yani şu anki psikolojik hali iblis olarak nitelenebilir.

İBLİS:Şeytan olmanın hemen bir önceki adımıdır.

İBLİS:kelime anlamı olarak umudunu kaybetmiş.Allahın rahmetınden ümidi kalmamış demektır.

Bakıyoruz Aziz NESİN,Oral ÇALIŞLAR,Turan DURSUN,İlhan ARSEL bu şahısların kökeni islamdır çogu hafızdır.ama maalesef bunlar islamı tıpkı bu gibi sorularla mahkum etmeye gayret etmişlerdir.

İlginç olanı ise bu tıp soruları En önemli kaynaktan çıkarıp sormuşlardır.Bu tip soruları bile bile soruyorlar.

Çünkü islami yorumları ıyı bılıyorlar bilmeyen birisi bu tip soruları sormaz.

Butip soru soranlar bir yanıt beklemezler.

Şöyle soralım kendımıze ?bu hocaardan brisi çıksa da sorularını mantıki bir şekilde yanıtlasa hem islami hem de akli bir biçimde yanıtlasa ülkemizdeki insanların geneli de bu cevapları kabul ederek el hak doğrudur dese bu tipler tekrar müslümanların içine dönüyorum der mi?tatmin oldum der mi?HAYIR DEMEZ

Mesela yahudilerin lanetlenmesi meselesi;

Az çok kuran okuyan insan yahudilerin kuranı kerimde neden lanete uğradıklarını anlar ki çok açıktır.Şunu ve şunu yaptıkları için lanetlenmişlerdir der kuran.

Ama kıyamate kadar tüm yahudiler de aynı suçtan dolayı lanetlenmişlerdir demez.

Kuran eylemi söyler ve bu eylemden dolayı lanetlendıklerını söyler.Ama bunu kıyamate kadar tüm soyları sopları lanetlendi demez..

 Zaten o ayetlerde muhatap inanç sahipleridir ve onara bir ders vermektir.

ALLAH der ki ;

Bakın tarihin içinde böyle bir olay oldu.Ve o işi yapanlar lanetlendi.Sakın ha siz de aynı hataya düşmeyin demek ister kuran.

Sayın Ahmet Hakan sen bu soruların cevaplarını islamı iyi biliyorum diye övunuyorsun ve islamı sorulardan söz edeceğine mankenlerle aynı evde sabahlıkla yakalanırken inançlarınla ilgili çelişklerinden söz et.

Bu tiplerin sordugu sorularla bahsettiği konular hakkında mahiyet ve psikoloji farkı var durum ve tarih farkı var iman farkı var ve bissürü fark var bu yüzden cevap vermek insanı zor duruma sokar.

kafasına takılan kardeşlerimiz olabılır.

Müslümanlar ehli kitapla evlenirler ancak müşriklerle evlenmezler.Yani ehli kitap müşrik değilse evlenirler.şrik değilse zaten ehli kitapla hersye yapılır...

Allaha iman eden ve ibadet eden ve şirk kosmayan zaten dinimizde ister isaya ister musaya inansın muslumandır.

Yaudılere lanet meselesı ise LANET ırsı degıldır babadan oğula geçmez.Bulaşıcı değildir eylemi kım yapmışsa onu kapsar.

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

ABESE SÜRESİ

...80/5 O, kendisini her türlü ihtiyacın üstünde görene gelince,

80/6 Ki sen ona yöneliyorsun;

80/7 Sana ne onun arınmasından!

80/8 O, koşarak sana gelen var ya;

80/9 Odur içine ürperti düşen....

AZIM OLAN ALLAH DOGRU SÖYLEMİŞTİR.

 

 

 

 

 

 



__________________
ZÜMER-2739/27 Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türden örnekler verdik ki düşünüp öğüt alabilsinler.
Yukarı dön Göster ŞiaRıM-KuRaN's Profil Diğer Mesajlarını Ara: ŞiaRıM-KuRaN
 
aliaksoy
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 05 subat 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 989
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı aliaksoy

Selam;

Allah müminlerle din muharebesi yapmayan müşriklerle dahi dostluk etmeyi yasaklamamıştır.

Müminlerle din muharebesi yapan, onlara dinlerini değiştirmeleri hususunda cebir uygulayan, yurtlarından çıkaran yahut  sair suretlerle dinleri yüzünden müminlere eziyet eden her kesim ile dostluk men edilmiştir.

Önemli olan muhatapların adı, ünvanı değil, yapıp ettikleridir. Ünvanı "müslüman" olsa dahi, bu türlü hareketler içerisinde bulunanlarla dostluk edilmez.

İkinci olarak;

Soruyu soranı, sorduğu soru sebebi ile yargılamamamız gerekir. Allah Kuran'da müşriklerin yahut muadillerinin sırf fitne olsun diye sorduğu soruları dahi, onları muhatap alarak  cevaplamıştır. Soru soranı  yargılayıp, itham etmek haddimize değildir diye düşünüyorum.  Kuran ve din hakkında sorulabilecek hiç bir soru bizde hiç bir endişe  doğurmayacak / doğurmamalı ise soru soranı neden yargılayalım ki ?

Biz dine dair bir sorunun cevabını ya biliyoruzdur, ya bilmiyoruzdur.

Eğer biliyorsak söyler, iyi bir iş yapmış oluruz. Eğer bilmiyorsak, bu soru cehaletimizi açığa çıkarır, öğrenmeye çabalar ve ilmimizi arttırırız. Bu suretle yine iyi bir iş yapmış oluruz.

Görüşlerim bu şekildedir.

Selam ve dua ile...  


__________________
"(Onu size indirdik ki) <Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa indirildi, biz ise onların okumasından habersizdik (o Kitâpları okuyamıyor, dillerini anlayamıyorduk)> demeyesiniz."(En'am,156)
Yukarı dön Göster aliaksoy's Profil Diğer Mesajlarını Ara: aliaksoy Ziyaret aliaksoy's Ana Sayfa
 
savasen
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 24 eylul 2005
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 331
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı savasen

Üç Soruya Üç Cevap

Hürriyet Gazetesindeki köşesinde Ahmet Hakan, içlerine beni de kattığı “Pek muhterem hocalarıma” çağrısıyla üç soru yöneltmiş…

İslam’ın meselelerini alabildiğine sivil, özgür ve bağımsız bir ortamda tartışmaktan çekinmediğim, hatta bunda büyük fayda gördüğüm yazılarımızı sürekli takip edenlerin malumudur.

Fakat buna rağmen ben bir fetva makamı değilim. Sorulara fetva formatında hiç cevap vermedim, vermem. Yaptığım, gerçeğin sadece gerçeğin peşine düşmek ve doğru bilgiye ulaşarak dinî aydınlanmaya katkı sağlamaktan ibarettir. Buna şiddetle ihtiyaç olduğuna inanmakta, hatta gerçek aydınlanmanın buradan başlayacağını düşünmekteyim.

Yazılarımızı sık sık köşesine taşıyarak okuyucularını haberdar eden Ahmet Hakan’ın sorularının arkasında bir “çapanoğlu” aramadan bildiklerimi paylaşmak sanırım en çok bana düşüyor.

Yazdıklarımı lütfen “Bir mahalleden öbür mahalleye cevap” veya “Bir döneği meşrulaştırma” olarak yorumlanmasın. Zira ne kendimi bir mahallesinin temsilcisi, ne da Ahmet Hakan’ı dönek olarak görmekteyim. Zaman içinde fikirleri gelişmiş ve zenginleşmiş olabilir.

“Mahallede”, Ahmet Hakan’dan çok daha ileri derecede, İslam hakkında zihinlerde beliren sorulara cevap arayan yığınla genç arkadaş tanıyorum. Ömrüm onlarla geçti, geçiyor. İslam’ın hayata ve çağa dönüşü için her Müslümanın peşine düşmesi gereken, kafa yorması gereken sorular bunlar…

Ahmet Hakan sordu diye dışlamayın…

“Altında bir bit yeniği var”, “Lafı nereye getirmek istiyor” diye pirelenmeyin. Kendinize ve dininize güvenin. Saf bir yürek temizliği içinde gerçeğin peşinde olmaya devam edin. Böyle olursanız “Allah gerçeğe ulaştırır” (Yunus; 10/35).

***

Gelelim sorulara…

BİR: Kuran’da hem "Yahudi ve Hıristiyanların dost edinmemesi" öneriliyor, hem de "Bir Müslüman erkeğin, Hıristiyan ya da Yahudi kadınla evlenmesi"ne cevaz veriliyor. Burada bir çelişki yok mu? "Dost edinme! Ama evlenebilirsin" şeklinde ortaya çıkan bu çelişkiyi nasıl izah etmektesiniz?

Kur’an’da “Ey iman edenler! Yahudilerle Hristıyanları dost edinmeyin. Onlar birbirinin dostudurlar. İçinizden her kim onları dost tutarsa o da onlardandır.Allah zalimleri doğru yolda yürütmez” (Maide; 5/51) denilmekte, aynı sure içinde başka bir yerde de “Bugün temiz ve güzel olan her şey söze helal kılındı. Kitap ehlinin yemekleri size, sizin yemekleriniz de onlara helaldir. Yine iffetli mü’min kadınlar ile sizden önce kendilerine kitap verilenlerin iffetli kadınları, namusuyla yaşamaları ve aldatmamaları şartıyla, kendilerine hak ettikleri karşılığı da vererek size helal kılındı…” (Maide; 5/5) buyurulmaktadır.

Dikkat edilirse ilk ayet dostluk kurmaktan uzak durmayı “zulüm” ile gerekçelendiriyor. İkinci ayet ise karşılıklı yemeklerinden yemek ve evlenmek gibi son derece sıcak dostluk tezahürlerini “namus, iffet ve sadakat” gibi evliliğin evrensel değerlerine dayandırıyor. Dostluk kurmayın derken “Yahudi ve Hristıyan” tabirini kullanıyor. Yemek yeme ve yedirme ile evlenme söz konusu olunca “Kitap ehli” diyor.

Demek ki buradan üç sonuç çıkıyor:

1-Yahudilik ve Hristıyanlık adıyla tanınan bu iki kurumsal dinin inanç sistemini benimsemeyin.

2-Yahudiler ve Hristıyanlar içinde “zalim” olan kliği (gurubu, franksiyonu) dost edinmeyin.

3-Bunların dışında karşılıklı yeyip içmek ve kadınlarıyla evlenmek gibi gayet insanî dostluk ilişkilerine girebilirsiniz.

Bu durum, Kur’an’ın “öteki” ile ilişkilere getirdiği mantığı kavramış olanlar açısından gayet anlaşılabilirdir.

Bu mantığın özü şu: Kur’an’da dostluk ilişkilerinin kesilmesini, hatta savaşı gerektirecek sebep “adalet-zulüm” çelişkisidir. İman-küfür, tevhid-şirk veya İslam-Yahudi/Hrıstıyan çelişkisi savaş sebebi değildir. Her kim zulmediyor yani saldırgan bir tutum içine giriyor, haksızlık yapıyor, can ve mal güvenliğini tehdit ediyorsa odur dost olunamayacak olan. Aksi halde inançlarını benimsemesen de bir arada yaşanabilir görürsün. Yeme içme, evlenme gibi ilişkilere girebilirsin.

Kur’an’ın bu mantığını Mekke’de baş düşman olarak gördüğü “müşrikler” ile ilişkilerde daha açık görürüz. Tevbe suresi müşriklere “ultimatom” ile ve besmelesiz başlayan tek suredir. Orada müşrikler kendi elleriyle yaptıkları antlaşmalarını tek yanlı bozarak “saldıranlar” ve antlaşmalarına bağlı kalan ve “saldırmayanlar” diye ikiye ayrılır. Saldırgan kliğe karşı savaş, diğerlerine ise iyi muamele emredilir; hatta gerekirse gideceği yere kadar güvenliklerinin sağlanması bile istenir. (Tevbe; 9/1-6).

Demek ki dostluğu kesmenin tek sebebi vardır; zulüm. Yani antlaşmaları hiçe saymak, tek yanlı bozmak, saldırı, hakka tecavüz, cana ve mala kastetme…

Bunun dışında farklı dinlere mensup olmak insanî dostluğa (yeme içme, evlenme) engel değildir. Her kim sırf Yahudi, Hristıyan veya bir başka dine mensup diye birisine kurşun sıkarsa bütün insanlığa sıkmış gibi olur.

Öte yandan Kur’an, müşrik kadınlarla Müslüman erkeklerin, müşrik erkeklerle de Müslüman kadınların evlenmesini karşılıklı yasaklıyor. (Bakara; 2/21).

Yukarıda geçtiği gibi ehli kitap kadınlarıyla Müslüman erkeklerin şartlı (namus, iffet, sadakat) dahilinde evlenebileceğini söylerken, ehli kitap erkekleriyle Müslüman kadınların evlenmesi konusunda bir şey demiyor. Ehli kitabı da müşrik kapsamında değerlendiren kimi ulemanın bunu da maslahata binaen yasakladığı anlaşılıyor.

Fakat Kur’an’ın bu konuda ehli kitabı müşrik kapsamında değerlendirmediği yukarıda ayette (Maide; 5/5) gayet açıktır. Kur’an’ın “bilinçli susuş” içinde olduğu yerlerde bir hikmet olduğunu düşünerek, böylesi bir durumun ailelerin karşılıklı kararına ve yaşanan şartlara bırakıldığını düşünmemiz mümkündür.

Evlilik birliğinin temeli olan namus, iffet ve sadakat, Müslüman, Ehli kitap fark etmez tüm erkek ve kadınlar için geçerlidir. Kur’an’ın evliliğin evrensel değerlerine vurgu yaptığına dikkat ediniz…

***

İKİ: İslam dininde Yahudiler için "lanetlenmiş kavim" tanımlaması vardır. Bir ırkın topyekûn lanetlenmesi yaklaşımı, İslam’ın ortaya koyduğu "Herkes Allah katında eşittir" prensibiyle çelişmiyor mu? Bu çelişki hakkında ne düşünmektesiniz?

Kur’an’da “lanet” kelimesi 26 yerde geçer. Bunları tek tek incelediğimizde “ davranış” ile ilgili olduğu görülür: Ayetleri gizleyenler (2/159), yalan söyleyenler (3/61), zalimlik edenler (3/87, 7/44), cumartesi yasağına riayet etmeyenler (4/47), put ve tağutları destekleyerek “Bunlar müminlerden daha doğru yoldalar” diyenler (4/51-52), sözünden dönenler ve Allah’ın kelimelerini orijinalinden değiştirenler (5/13), maymun iştahlı ve domuz karakterli olanlarla şeytana tapanlar (5/60), her defasında savaş çığırtkanlığı yapanlar (savaş için ateş yakanlar), yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar ve “Allah’ın eli bağlıdır” diyenler (5/60), isyan edenler ve hadlerini aşanlar (5/78), erkek ve kadınlardan kafirlik ve münafıklık edenler (9/68), Rablerini inkar edenler (11/99), akıldışılığa dayalı Firavun düzenlerini destekleyenler (11/97-99), eşlerine zina iftirasında bulunduğu halde dört şahit getirerek bunu ispat edemeyenler (24/7), iffetli mümin kadınlara zina isnat edenler (24/24), yeryüzünde haksız yere büyük taslayan ve insanları günaha çağırmak için çete kuranlar (42/39-42), Allah ve resulünü incitenler (33/57), kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (33/61), münafıklık yapanlar, Allah’a şirk koşanlar ve Allah hakkında kötü zanda bulunanlar (48/6), müminleri yakmak için hendek kazıp içinde alevli ateş yakanlar (85/5)…

Kur’an’ın lanet ettiği “davranışlar” işte bunlardır.

Bunları kimin yaptığının hiçbir önemi yoktur. Her çağda ve her mekanda kim bunları yapıyorsa bilmelidir ki Allah onların bu davranışını lanetliyor.

Lanet geçtiği her yerde bir davranışın zikredildiğini görüyoruz. Bütün Kur’an boyunca bu hiç şaşmıyor.

Kur’an’da sadece iki yerde bir davranışa değil “nesneye” veya “kişiye” lanet ediliyor. Onlar da şunlar: “Beni ateşten onu çamurdan yarattın” diyen şeytan (38/76-77), Kur’an’da lanetlenmiş olan (cehennemdeki zakkum) ağacı (şeceretu’l-mel’unete fi’l-Kur’an).

Şu halde Kur’an’da lanetlenmiş kavim diye bir şey yoktur. Lanetlenmiş kötü ahlak ve davranışlar vardır.

Eğer Yahudiler kavim olarak toptan lanetlenmiş olsaydı Hz. Peygamber Safiye ve Reyhane gibi Yahudi kadınlarla evlenmezdi. Bunların evlenince Müslüman olması soyca lanetlenmişseler durumu değiştirmez değil mi? Kaldı ki Safiyye’nin müslüman olup olmadığına dair pek bilgi de yok. Safiye ölüm döşeğinde iken malının üçte birini Yahudi dininde ısrar eden yeğenine vasiyet etmişti. Sahabilerden bazıları bu vasiyete karşı çıkınca Hz. Aişe araya girerek istediği yere vermesini sağlamıştı. (Hamidullah, İslam Peygamberi, c.2, s. 740-745).

***

ÜÇ: Geçenlerde Suudi Arabistan Kralı, Vatikan’ı ziyaret edip Papa’ya armağanlar sundu. Oysa Papa, Suudi Arabistan Kralı’na iade-i ziyarette bulunamaz. Çünkü Mekke ve Medine’ye Müslüman olmayanların girmesi yasak. Bu yasak kararı "bir arada yaşama" fikrine aykırı değil mi? Yasak kararının arkasında hangi "mantık" yatmaktadır.

Kur’an’da bu mesele şöyle geçer:

“Ey iman edenler! Müşrikler necistir. Artık bu yıllardan sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksul düşmekten endişeleniyorsanız Allah layık görürse size engin cömertliğinden zenginlik yağdırır. Allah her şeyi bilir, çok bilgedir; bundan hiç şüpheniz olmasın.” (Tevbe; 9/28)

O dönemde müşriklerin, içinde Kâbe’nin bulunduğu Mekke’ye yaklaştırılmaması, içlerindeki büyük tacirlerin Mekke ticaretine katılamaması, dolayısıyla şehrin ticarî gelirinin de azalması demekti. Ayette öteden beri Kâbe etrafında dönen din istismarına dayalı ticaretin, hayatın başka alanlarına kaydırılmak istendiği anlaşılıyor. Sanki Allah Kâbe’yi gelir kapası olmaktan çıkarmak istiyor. “Yoksul düşmekten korkuyorsanız Allah size başka kapılar açar, endişelenmeyin” uyarısında bulunulmasının sebebi budur. Sanki Kâbe’nin, bir hatırlatma (zikra) ve yol gösterici (huden) manevî merkez, kalpsizleşen dünyanın kalbi ve insanlık vicdanının attığı yer olarak kalsın istiyor. Üzerinden geçinilen bir ticaret merkezi olmasını uygun bulmuyor…

Dolayısıyla müşriklerin Kabe’ye yaklaştırılmaması, onların Mekke’de kurulu Allah, din ve Kabe istismarı üzerine kurulu düzenlerinin (Yeda Ebu Lehep) yıkıldıktan sonra tekrar geri getirilmemesi içindir. Yıkılmış bir siyasi ve ekonomik düzenin yeniden hortlatılmaması içindir. Kabe’nin temizlendiği şekliyle kalmasını sağlamak içindir.

Hz. Peygamber’in, Şeytanın yani Ebu Leheb’in başını çektiği tefeci bezirgan düzeninin (Yeda Ebu Leheb) bir daha bu topraklarda egemen olamayacağının güvenliğini sağlandıktan sonra Kabe’yi tüm insanlığa açmak istediğini şu ayetten anlıyoruz:

“ İnsanlık için dikilmiş ilk ev Mekke’dekidir. O çağlar boyu sürecek ve insanlığa daima yol gösterecektir. Onda açık işaretler ve İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren güvenlik içinde olur. Oraya gitmeye gücü yeten herkesin o evi ziyaret etmesi Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim bu hakkı tanımazsa unutmasın ki, aslında Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.” (Al-i İmran; 3/96-97)

İnsanlık için dikilmiş (vudi’a li’nnâs) ilk ev (evvelu’l-beyt), çağlar boyu sürecek olan (mübarek) ve insanlığa yol gösteren (huden li’nnâs) tabirlerine dikkat ediniz…

Müslümanlara değil; insanlara, insanlığa diyor.

Ne demek istediğimi anlatmak için biraz Kabe’den bahsetmem lazım.

Mekke’deki Kâbe’nin “tevhidî dünya görüşü” açısından çok derin anlamları bulunmaktadır.

Bunları dört başlıkta toplayabiliriz:

1- Antropolojik anlamı: Kâbe insan soyunun ilk ortaya çıktığı veya göründüğü yerdir. Öyle görünüyor ki insanlık Kâbe veya civarından çoğalarak yeryüzüne dağılmışlardır. Bu nedenle her yıl insanlar hac mevsiminde ilk çıktıkları insanlık köküne dönmeye, ziyarete çağırılırlar.

2-Sosyolojik anlamı: Her yıl hac mevsiminde insanlar atalarının varlık sahnesinde göründükleri yerlerde toplanırlar. Aralarında sonradan oluşmuş her tür statü, ırk, cinsiyet, dil, sahte din ayrılıklarını bir kenara bırakarak beyaz kefenlere bürünürler. İlk doğal hallerine dönerler. Tam bir eşitlik içinde insanlık gösterisi yaparlar.

3-Kozmolojik anlamı: Evrende maddî bir merkez bulunmamaktadır. Kâinat Allah’ın yed-i kudreti (kozmik gücü) ile ayakta durmaktadır. Allah’ın kozmik gücü evrenin potansiyelliğine sinmiştir. Bu anlamda Allah yerlerin ve göklerin nurudur (enerjisi, ruhu, canlılığı). Bütün evren Allah’ın sınırsız ve boyutsuz gücü etrafında dönmektedir. Kâbe etrafında dönme (tavaf) işte bu kozmolojik döngüye sosyolojik katılımdır. Evrenin sahibi değil mensubu olduğumuzun ilânıdır. Burada tavaf sembolizmi ile tevhidi dünya görüşünün esaslı mesajı verilmektedir.

4-Teolojik anlamı: Kâbe, Kuran’da geçtiği gibi aynı zamanda Allah’ın sembolik evidir (beytullah). İnsanlar için yapılmış en eski evdir (evvelu’l-beyt, beytu’l-atik). İnsanların ilk tarih sahnesine çıktığı, etrafında toplaştığı, döndüğü yere Allah’ın evi denmesi, Allah ile insanın ontolojik buluşmasını sembolize eder. Allah’ın bütün varlığa yayılan sevgi ve merhametini (rahmet), kendi vicdanımızda bulup yakaladığımız an (vecd/vicdan) Allah ile buluşmuş oluruz. Buradan Allah ile kozmik bir yolculuk halinde olduğumuzu anlarız. İşte Kâbe bu buluşmanın sembolik olarak gerçekleştiği yerdir. Kâbe, aşağıdan yukarıya doğru (antropoloji) Âdem’in, yukarıdan aşağıya doğru (teoloji) Allah’ın evidir…

Bu anlamda Kâbe üç kez yeniden ayağa dikilmiştir. Âdem ve Havva ilk kez yapmış, İbrahim eski temelleri üzerine yeniden inşa etmiş, Muhammed (s.a.v) de asıl fonksiyonuna tekrar kavuşturmuştur. Bunun için Kâbe insanlık tarihinin merkezidir. Tevhit, adalet ve özgürlük mücadelesinin çağlar boyu sürecek sade ve fakat görkemli anıtı, “orada öylece durarak” zaman zaman yolunu şaşırmış insanlığa yol gösteren ilâhî hatırlatmadır. Orası sadece, o ada ismen “Müslümanlığın” değil “insanlığın” merkezidir. Bütün insanlığa aittir. Kâbe’nin bulunduğu şehir (Mekke) bu nedenle bir anlamda “evrensel barış ve adalet yurdunun” (Dârus-selâm) kalbidir. Bu nedenle ortak bir ümmet plâtformu tarafından yönetilmesi ve buna bağlı bir barış gücü tarafından korunması gerekir…

Hal böyleyken, müşriklerin Kabe’ye yaklaştırılmaması, Mekke’deki düzenin (Yeda Ebu Lehep’in) iki elinin kuruması yani yıkılması, yok olması ile sona ermiştir. Müşriklerin oraya yaklaştırılmaması, bir daha bu düzenin burada kurulamaması demektir. Siyasi ve ekonomik olarak nufüz edememeleri demektir.

Bugün için söyleyecek olursak Müşriklerin Mekke’ye girememeleri, Müslüman olmayan her hangi birisinin “turist” olarak bile ziyaret edememesi değil; örneğin yabancı bir gücün oraya siyasi ve askeri güç olarak girememesi demektir.

Yoksa Müslüman olmayanların sırf ziyaret için Kabe’yi görmek istemelerinin, nasıl bir yer olduğunu, Müslümanların burada ne yaptığını, burasının insanlık tarihi açısından anlam ve önemini anlamak ve olup biteni yerinde görmek için “turist pasaportu” ile gelmelerinde ne mahzur olabilir?

Aksi halde Kabe insanlık için nasıl yol gösterici olacak? Bu evin insanlığa yönelik yukarıdaki esaslı mesajlarını sıradan gayr-ı müslim ziyaretçilere “giremezsin” diyerek nasıl vereceğiz? Kaldıki Müslüman olduğunu iddia edenler ne kadar Müslüman? O dönemdeki müşrikler ve o dönemdeki Müslümanlar neredeler? Aradan ondört koca asır geçmiş, heyhat!

Zaten şu an yabancı bir güç siyasi ve askeri nufüzuyla Mescid-i Haram’da yani en geniş anlamıyla mescidin bulunduğu ülkede, peygamberin yurdunda cirit atmıyor mu? Onlar ne oluyor? Göstermelik olarak sadece Mekke ve Medine’ye girmeyerek kimi kandırdıklarını sanıyorlar?

Bu anlamda Mekke ve Medine’ye yabancı bir gücün (müşriklerin) yaklaştırılmamasının tefsirini, oraya tek tek Müslüman olmayanların sokulmaması olarak anlayan donmuş zihin değil; Medine müdafaasının kahramanı Fahrettin Paşa çok iyi öğretir.

Daha nasıl anlatayım…

Not: Ahmet Hakan, sorduğun üç soruya cevabım biraz uzamış olabilir ama ancak toparlayabildim. Sorularını vesile kılarak zaten zihnimde olan ve yazı haline getirmek istediğim kimi konuları açmış oldum. “Camiye asılan ve Hürriyet yazı işlerini üçe bölen ayet” tartışmasına ise, “mahalle dalaşını” epeydir terk ettiğim ve “dinî aydınlamaya” bir katkısının olmayacağını bildiğim için girmedim.

R. İhsan ELİAÇIK



__________________
En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir.
Birbirini anlamayan...
Can Yücel
Yukarı dön Göster savasen's Profil Diğer Mesajlarını Ara: savasen
 
savasen
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 24 eylul 2005
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 331
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı savasen

Edip Yüksel'in cevabı:

Merhaba Ahmet:

"Hocalara Üç Soru" başlıklı makalende (Hürriyet, 25 Kasım 2007) isimlerini saydığın muhterem hocalardan" birisi olmadığım, hatta Türkiye'de yaşamadığım halde, senin gibi "az buçuk mürekkep yalaşmışlığım" ve listelediğin soruları daha önce kendi kendime sorduğum için yönelttiğin sorulara cevap vermek istiyorum. Benim gibi hocalık-moca, hazret-efendi gibi ünvanlara karşı allerjili, düşündüğünü sansürlemediği için ismi belli çevrelerde radyo aktifleşmiş bir Kuran öğrencisinin aşağıdaki cevabını okuyucularınla paylaşıp paylaşmamaya sen karar vereceksin kuşkusuz.

*BİR: Kuran'da hem *"Yahudi ve Hıristiyanların dost edinmemesi" öneriliyor, hem de *"Bir Müslüman erkeğin, Hıristiyan ya da Yahudi kadınla evlenmesi"ne cevaz veriliyor. Burada bir çelişki yok mu? *"Dost edinme! Ama evlenebilirsin" şeklinde ortaya çıkan bu çelişkiyi nasıl izah etmektesiniz?

*EDİP: Kuran'ın Yahudi ve Hristiyanlar ile dostluk konusunda uyaran 5:51 ayeti ile evliliğe izin veren 5:5 ayeti arasında bir çelişki var. Kitapların cümlelerine kaleideskop ile bakarsak, yani cümleler ile paragraflar, paragraflar ile bölümler, ve bölümler ile tüm kitap  rasındaki ilişkiyi gözardı edersek hemen hemen her kitapta bir sürü çelişki bulabiliriz. Daha doğrusu çelişkiler üretebiliriz. _MESAJ adlı Türkçe Kuran çevirisinin ve Amerika'da yeni yayımlanan _Quran: a Reformist Translation kitabının dipnotlarında bu yapay çelişkiye değinmiştim.

Eğer 5:51 ayetinden altı ayet sonrasına bakılırsa kendilerini dost edinmememiz istenen kitap halkının niteliklerinden sözedildiğini göreceğiz.

"Ey (gerçeği) takdir edenler, sizden önceki kitap halkı ve nankörler arasında sisteminizi alay ve eğlence konusu yapanları dost edinmeyin. Takdir etmişseniz Allah'ı dinlemelisiniz." (5:57).

Demek ki, daha önceki ayetteki emir, müslümanların fikir özgürlüklerini engellemeye çalışan ve tektanrıcı felsefelerinden dolayı onları düşmanca bir tavırla alaya alan gruplara gösterilen makul bir tepkiden ibarettir. Görüldüğü gibi bu ayetler <> sosyal, kişisel ve finansal ilişkiler konusunda değildir.

Müslümanlara karşı düşmanca tavır almayan ve onları alaya alarak aşağılamayan herkese karşı barış içinde bir ilişki geliştirilmelidir. Nitekim Kuran, kitap halkının arasından erdemli insanlar olduğunu bildiriyor (3:113; 3:199; 5:69). Evliliğin amacının iki cins arasında sevgi ve şevkat üretmek olduğu da bildiren Kuran (30:21), kitap halkının yemeğinin yenmesine ve onlarla evliliğe izin veriyor (5:5). Dahası, Kuran, hukuku din kardeşliğinin üstünde tutar. Lütfen 8:72; 16:91-92 ayetlerini inceleyiniz. Savaşın temel prensibi için 60:7-9 ayetine bakınız.

*İKİ: İslam dininde Yahudiler için *"lanetlenmiş kavim" tanımlaması vardır. Bir ırkın topyekûn lanetlenmesi yaklaşımı, İslam'ın ortaya koyduğu *"Herkes Allah katında eşittir" prensibiyle çelişmiyor mu? Bu çelişki hakkında ne düşünmektesiniz?

*EDİP: Lanetlenmiş gruplardan sözeden ayetleri incelersek onların bazı olumsuz tavırları sergiledikleri için lanetlendiklerini ve ilahi lanetin tavırla alakalı olduğunu rahatlıkla anlayacağız. Lanet kelimesi Kuran'da tam kırk kez kullanılır ve bunlardan sadece birkaç ayette Yahudilerden sözedilir ve bunların hepsi değişik zamanlarda değişik suçlar işleyen bir gruba özelleştirilir. Örneğin, sabit fikirli olmakla övündükleri için (2:88), sözleri bağlamından kaydırdıkları ve Cumartesi yasağını çiğnedikleri için (4:46-47), anlaşmayı bozdukları ve kelimelerin anlamlarını bağlamlarından kaydırdıkları için (5:13), ve gerçekleri halktan gizledikleri için (2:159). Büyük suç işledikleri için laneti hakkeden Yahudi gruplarından ayrı olarak Araplar dahil birçok grup için lanet ifadesi kullanılır. Hatta bazı Arapların nankörlük ve ikiyüzlülükte en ileri olduğunu bildirir Kuran (9:97-99. Bu ayetteki Arab kelimesinin çoğulu olan A'rab maalesef Arapların etkisiyle çevirilerde "bedevi" diye çarpıtılmıştır). Örneğin, sadatlarına ve din büyüklerine körü körüne izledikleri için gerçeği takdir edemiyenler (2:64-67), gerçeği takdir  eden bir kişiyi haksız yere öldürenler (4:93), şeytan (4:118), hurafelere inanıp azanlar (4:51), kötülük işleyen ikiyüzlüler (9:68), namuslu kadınlara iftira edenler (24:23), Allah adına şeriatler uyduran zalimler (11:18), anlaşmaları bozup yeryüzünü ifsad edenler (13.25), yalancılar (3:61), zalimler (40:52)...

Görüldüğü gibi Yahudilerden bazı gruplar Yahudi ırkından oldukları için değil, bazı suçları işledikleri için lanetlenmişlerdir. Dahası, Yahudi olmayan bir sürü gruplar da benzeri suçları işledikleri için aynı biçimde Allah'ın lanetini hakketmişlerdir. Nitekim, tarih boyunca, sözde bazı Müslüman gruplar yukarıda saydığım birçok suçu işlemiş ve laneti hakketmişlerdir.

Kuran, Yahudilerin arasından erdemli ve dürüst insanların olduğunu açıkça bildiriyor (3:113-114). Dahası, Kuran'da isimleri geçen yaklaşık 30 elçinin en az yirmisi Yahudi'dir. Kuran, üstünlüğü cinsellikte veya soy-sopta gören cahili anlayışı redder, üstünlüğün sadece erdemlilikle gerçekleşebileceğini bildirir (49:11-13.) Ayrıca bak: 4:34; 7:199; 24:61; 30:22; 33:5; 48:17; 60:12). Yahudi düşmanlığı şeytani bir doktrin olmasına rağmen, maalesef Araplardan kaynaklanan bu ırçılık
yaygındır Müslümanlar arasında. Siyonist faşizmin Filistin'deki zülmunu bahane ederek tüm Yahudileri lanetleyen bu Nasırcı ve Baasçı faşizt ideoloji, hem uydurma hadislerle ve hem de kelimelerinin anlamı kaydırılıp bağlamından koparılan ayetlerle desteklenir. İşin ilginci, ayetleri ve kelimeleri bağlamından koparanlar, Kuran'da lanetlenen gruplardan biri olarak sayılır.

*ÜÇ: Geçenlerde Suudi Arabistan Kralı, Vatikan'ı ziyaret edip Papa'ya armağanlar sundu. Oysa Papa, Suudi Arabistan Kralı'na iade-i ziyarette bulunamaz. Çünkü Mekke ve Medine'ye Müslüman olmayanların girmesi yasak. Bu yasak kararı *"bir arada yaşama" fikrine aykırı değil mi? Yasak kararının arkasında hangi *"mantık" yatmaktadır.

*EDİP: Gerçi bana göre her ikisinin dibi bir diğerinden kara din istismarcılarıdır, ama Suudi Kralı'nın Papa'ya armağan olarak kılıç sunduğunu görünce, Amerikan emperyalizmin milyonları katlettiği bir zamanda İslam peygamberinin şiddet uyguladığını iddia ederek emperyalizmin propagandasına alet olan Papa'nın ondan daha zeki olduğunu veya en azından temsil ettiği halka ve mezhebe Suud Kralı kadar ihanet etmediğini anladım.

Mekke'ye ve Medine'ye (asıl ismi Yesrib) gelince... Kuran'da bu kentlere Müslüman olmayanların girmesini yasaklayan bir hüküm yoktur. Dahası, Kuran'a ihanet eden, cehalet ve hurafelere dayanan uygulamaları zorla insanlara empoze eden kokuşmuş bir krallığın böyle bir yasaktan sözetmesi dünyanın en büyük ironilerinden birisi olup bana 9:19 ayetindeki soruyu anımsatıyor. Sadece Mescidi Haram diye bilinen İbrahim'in inşa ettiği mescide girişi yasaklar Kuran (9:28). Tektanrıcılığa adanan küçük bir binaya ona inanmayan insanların alınmamasının ne gibi bir zararı olur ki?

Edip Yuksel



__________________
En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir.
Birbirini anlamayan...
Can Yücel
Yukarı dön Göster savasen's Profil Diğer Mesajlarını Ara: savasen
 
rehber02
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 28 eylul 2007
Yer: Zimbabwe
Gönderilenler: 290
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı rehber02

Selam,

Üç sorunun cevabı Kuranda açıkça ortaya konmuştur. Bir zahmet açıp bakması lazım Ahmet Beyefendinin. Bu mantık ateistlerin soru mantığına benziyor. Ahmet Hakan da ateist mi olmak istiyor acaba?

Kuran bir şeyi yapmayın ya da yapın diyorsa mutlaka nedenini ya ayetin devamında ya da konuyla ilgili başka yerlerdeki ayetlerde açıklamıştır.

Bütün sorun bir kaç ayeti tırtıklayıp ona göre soru sormak. Dedim ya tam bir ateist mantığı. İnsanlar böyle soruları sormayı akıl ederler de neden soruların cevabı var mı yok mu diye Kuranı açıp okumazlar.

Ahmet Beye tavsiyem açıp Kuranı okumasıdır. Art niyetsiz ve nedenini niçinini bilmek isteyerek okumasıdır. Demekki lise yıllarından bu yana hiç Kuran okumamış.

Vesselam.

NOT: İlgili konu adı: 51. AYETİN PERDE ARKASI.

 

Yukarı dön Göster rehber02's Profil Diğer Mesajlarını Ara: rehber02
 
rehber02
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 28 eylul 2007
Yer: Zimbabwe
Gönderilenler: 290
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı rehber02

Selam,

Hele hele üçüncü soru çok komik. Suud Kralı ile papa arasında benim gözümde hiç bir fark yokki. Edip Bey papa daha mantıklı ve daha az hain demiş. Haklı olabilir.

Vesselam.

Yukarı dön Göster rehber02's Profil Diğer Mesajlarını Ara: rehber02
 

Eğer Bu Konuya Cevap Yazmak İstiyorsanız İlk Önce giriş
Eğer Kayıtlı Bir Kullanıcı Değilseniz İlk Önce Kayıt Olmalısınız

  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats