HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Kur'an Hükümleri ve Kavramları
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Kur'an Hükümleri ve Kavramları
Konu Konu: haniflik... Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
asım
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 14 agustos 2008
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 1700
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı asım


Hanif ne demektir? Cahiliye döneminde haniflik nasıldı?


Cahiliye denilen İslam Öncesi Dönemde insanların çoğu putperest müşrik olmalarına rağmen İslamın da kabul edeceği itikadi, ameli bir çok güzellikleri de devam ettirmişlerdir. İslamın zuhuru sırasında bu müsbet yaşantıyı sergileyen bir çok insan vardı. Peygamberimizin (a.s.) annesi, babası ve özellikle kendisi ne ile amel ediyordu. Bir inanç ve ibadet hayatı var mıydı? gibi konulara açıklık getirmesi bakımından bu konunun açıklanması gerekli olacaktır.

Hanîf kelimesinin menşei ve anlamı hakkında değişik görüşler bulunmaktadır. Menşeinin Arapça, İbranice, Süryanice ve Habeşce bir kökten geldiği hususunda farklı anlayışların olduğu görülmektedir.

Mesudi, Arapçalaşmış Süryanice bir kelime olduğunu ve bununla Sabiilerin kastedildiğini , Yakubi ise bu kelimeyi, Hz. Davud (a.s.)’ın savaştığı Filistinliler için kullanmakta ve onların yıldızlara taptıklarını belirtmektedir . Ancak Arapça sözlüklerde, kelime menşei hakkında bir bilgiye rastlanmadığı halde, manâsının hanefe kökünden “meyletmek, yönelmek” manâsına geldiğini anlamaktayız. Hz. İbrahim (a.s.)’ın kavmine, putperestliğe iltifat etmeyip, Allah’ın dinine İslam’a döndüğü için Hanif denilmiştir. Ebu Amr da Hanîf kelimesini, hayırdan şerre veya şerden hayıra meyleden diye açıklasa da, sözlük manasında ve İslami literatürde mutlak bir manada bir meyletmek değil, “dalaletten istikamete, diğer dinlerden hak dine dönmek” anlamında kullanılmış, haktan batıla yönelmek ise “cnf” köküyle ifade edilmiştir . Şu halde Hanif kavramı, eğriliği bırakıp doğrusuna gideni ifade etmiş ve Hz. İbrahim (a.s.)’ın milletine ad olmuştur ki, başka dinlerden ve batıl mabutlardan çekinip, yalnız bir Allah’a yönelen muvahhid için kullanılmıştır .

Cahiliye devrinde, sünnet olduktan sonra Kabe’yi ziyaret eden kimseye hanîf denilirdi. Zira bu güzellikler Hz. İbrahim ( a.s.) dininden geriye kalanlardan bazılarıydı.

Kur’an-ı Kerim’de hanif kelimesi 10 yerde, çoğulu hunefa ise iki yerde geçmektedir. Bu on iki yerin dokuzunda hanifliğin müşriklikten farklı ve onun karşıtı olduğu belirtilmekte, aynı zamanda sekiz yerde de Hz. İbrahim ( a.s.)’ın imanını ifade etmekte, bu sekiz yerin birisinde de din manâsına gelen millet kelimesi yer almakta, bir yerde de bizzat Hz. İbrahim (a.s.)’ın kendini hanif diye nitelemektedir.

Hanif kelimesi Kur’an-ı Kerim’de bir taraftan Hz. İbrahim (a.s.) ın imanını ifade etmek için ve müşrikliğin karşıtı olarak kullanılırken, diğer taraftan Hz. İbrahim (a.s.) ın Hıristiyan ve Yahudi olmadığı , bilakis ehl-i kitabın hanifler olarak Allah’a kulluk etmekle emrolunduğu vurgulanmaktadır.

Hanifliği, Yahudilik ve Hıristiyanlıkta aramanın gereği yoktur. Hepsi bir Allah’ın dinidir. Zamanla bazı bozulmalar olmuş, İslam bütün bozulma ve eğrilikleri düzelterek, güzelliklerin devam etmesine müsaade etmiş, yanlışlıkları ise tashih etmiştir. Yoksa Hanifliği Yahudi ve Hıristiyanlığın devamı gibi görmek hatalı olur. Nitekim Kur’an-ı Kerim, “Ey ehli kitap İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz? Halbuki Tevrat ve İncil kesinlikle ondan sonra indirildi. Siz hiç düşünmez misiniz? İbrahim ne Yahudi ne de Hıristiyan’dı, fakat o bir hanif ve müslümandı, müşriklerden de değildi.” buyurarak hem hanifliğin Yahudi ve Hıristiyanlıktan önce olduğunu kesin bir dille ifade eder, hem de Hz. İbrahim (a.s.)’ın yerini belirler.

İslam ve din-i kayyım’lıkla eş anlamlı olan hanifliğin, Araplardan putlara tapmayan, bir tek ilahın varlığına inanan ve O’na kulluk eden bir cemaate işaret ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunlar hunefa veya ahnef diye de bilinirler ve bizatihi kendileri Yahudi ve Hıristiyan olmadıklarını, Hz. İbrahim (a.s.)’ın dinini takip ettiklerini ve Allah’a şirk koşmadıklarını ifade ederler.

Hanif kelimesinin, Kur’an’daki anlamıyla hadislerde de geçtiğini görmekteyiz. Hz. Peygamber (a.s.) “Allah katında hangi din daha makbuldür?” diye sorulduğunda “kolaylaştırılmış haniflik” diye cevap vermiştir. Buhari’de geçen başka bir rivayete göre , Zeyd b. Amr b. Nüfeyl, hakiki dini aramak amacıyla Şam’a gitmiş, rast geldiği bir Yahudi ve Hıristiyan alimlerine dinlerini sorup, beklediği cevabı alamayınca kendilerine hangi dini önerdiklerini sormuş, onlar da hanifliği tavsiye etmişler, hanifliğin ise İbrahim (a.s.)’ın dini olduğunu, O’nun Hıristiyan ve Yahudi olmadığını, sadece Allah’a kulluk ettiğini belirtmişlerdir.

Peygamberimizin (a.s.), “Allah, kullarımın hepsini hanif olarak yarattım, buyurdu” ifadesi ile “Ben Yahudilik ve Hıristiyanlık ile değil, kolaylaştırılmış haniflikle gönderildim” sözü beraber düşünüldüğünde, hanifliğin, bütün peygamberlerin tebliğinde ortak olan ilkeleri içine aldığı ve İslamın da bu ilke ve esasları yaşatan bir din olduğu ve Hz. İbrahim (a.s.) gibi Hz. Peygamber (a.s.)’ın da aynı dini tebliğ ettiği sonucuna varılabilir.

Netice olarak, cahilî dönemdeki haniflik hakkında farklı görüşler ileri sürülmüşse de , yukarıda ifade edilen rivayet ve izahlar ışığında, bunların Cahiliye toplumu içinde yaşayan muvahhid, Yahudilik ve Hıristiyanlıktan değil de, Hz. İbrahim (a.s.) dininden geriye kalan bazı güzellikleri, kendi çapında yaşamaya çalışanlara verilmiş genel bir isim olduğu anlaşılmaktadır.

Haniflerin inanç esasları ile ilgili olarak, daha çok dini kaynaklarda bilgilere rastlamaktayız. Cahiliye Arapları nazarında, sünnet olan, Kabe’yi tavaf eden herkes haniftir . Ancak Taberi, bu iki özelliğin yeterli olmadığını, zira bazı müşriklerin de bunu yaptıklarını ifade eder. Halbuki Kur’an-ı Kerim’de haniflik, müşrikliğin zıddı olarak gösterilmektedir. Öyleyse hanifliğin birinci şartının tevhid ehlinden olmak olduğunu belirtir. Bazı kaynaklar ise bu şartlara, putlardan uzak olmayı, cünüplükten dolayı yıkanmayı da eklemişlerdir .

Haniflerin putlar adına kesilen daha geniş ifadesiyle, Allah’tan başkası için kesilen kurbanların etlerinden yemedikleri, içki içmedikleri nakledilmekte , genel olarak haniflik vasfının, haccetmek, hakka tabi olmak, Hz. İbrahim(a.s.)’ın getirdiği şeriata uymak ve sadece Allah’a kulluk etmek olduğu ifade edilmiştir.

Bu dönem haniflerinin temel özelliklerinden biri Yahudi ve Hıristiyanlığa iltilaf etmeyip, çevrelerindeki putlardan ve putperestlerden yüz çevirip, İbrahim (a.s.)’ın ilahı olan bir Allah’a ibadet etmeleridir. Zeyd b. Amr b. Nufeyl gibi bazıları İbrahim (a.s.)’ın dini olan gerçek dini aramaya çıkmış, bir kısmı halkı putlardan uzaklaştırmaya çalışmış, bazıları da teemmül ve tefekkür için inzivaya çekilmiştir. Tarihçilerin ifadesine göre, bunların bazıları okur yazar oldukları gibi, bazı dilleri bilirler ve seyahate çıktıkları için de oldukça kültürlü sayılırlardı.
O dönemde bizzat hanif olarak zikredilen pek çok kişinin isimleri geçmektedir. Bunlardan bazıları, Kus b. Saide el-İyadi , Zeyd b. Amr b. Nüfeyl , Umeyye b. Ebi’s-Salt, Erbab b. Riab, Süveyd b. Amr el-Müstalaki, Ebu Kerb Es’ad el-Himyeri, Veki’ b. Seleme el-İyadi, Umeyr b. Cündeb el-Cüheni, Adi b. Zeyd el İbadi, Ebu Kays Sırme b. Ebu Enes, Seyf b. Züyezen, Varaka b. Nevfel el-Kureşi, Amir b. Zarb el-Udvani, Abdüttabiha b. Sa’leb, İlaf b. Şihab et-Temimi, Mütelemmis b. Umeyye el-Kenani, Züheyr b. Ebi Sülma, Halid b. Sinan el-Absi, Abdullah el-Kudai, Abid b. Ebras el-Esedi, Ka’b b. Lüey gibi zatlardır.

Cahiliye döneminin kayda değer hanif şahsiyetlerden ve Kureyşin hanifliği yaşatanlarından Varaka b. Nevfel, Osman b. Huveyris, Ubeydullah b. Cahş bilhassa zikredilmesi gerekenlerdendir. O günün içinde bulunduğu durumu yansıtması açısından önem arz etmektedir .

Varaka b. Nevfel eski kitapları okuyan alim bir kimseydi . Peygamber (a.s.)’a onun durumu sorulmuş, O’da, “onu üzerinde halis bir ince ipek elbise olduğu halde Cennet’in ortasında yürüdüğünü gördüm” buyurarak güzel yaşantısının akibetini haber vermiştir.
Süveyd b. Amir el-Mustalaki’nin şiirlerinden muvahhid, olduğu ve İbrahim (a.s.)’ın dinine meylettiği anlaşılmakta, Ebu Kerb b. Es’ad el-Himyeri ise, Hz Peygamber (a.s.)’dan çok önce onun geleceğini haber vermiş ve iman ettiğini ifade etmiştir. Veki’ b. Seleme “Sıddik” olarak bilinmekte, İslam’dan önce vefat eden Umeyr b. Cündeb, ise tevhid inancını benimseyenlerdendi. Yine Adi b. Zeyd el-İbadi de putlardan uzaklaşıp, İbrahim (a.s.)’ın Rabbine ibadet edenlerdendi. Bilahare Medine’de müslüman olmuştur. Seyf b. Züyezen de, Varaka b. Nevfel gibi Hz. Peygamber (a.s.)’ın geleceğini müjdelemiş ve onun zamanına yetişirse O’nunla beraber Medine’ye gideceğini bildirmiştir.

Bu dönem haniflerinin ortak özelliklerini şöylece özetlemek mümkündür:

Putları ve her türlü şirki reddetmek, mensubu bulundukları kavmin yanlış adet ve inanışlarına karşı çıkmak, cehaletin ortadan kaldırılması için faaliyette bulunmak, kavimlerinin baskılarından kurtarmak için onlardan uzaklaşarak inzivaya çekilmek ve yaratıcıyı düşünmektir. Tarihçiler, haniflerin bazılarının kutsal kitapları, sayfaları ve Zebur’u okuduklarını, bir çoğunun Hz. İbrahim’in dini üzere yaşadığını, bir kısmının da onun kelimelerini aradıklarını, bu uğurda çeşitli sıkıntılara katlandıklarını, yolculuklara çıktıklarını, rahip ve hahamlarla görüşüp onlara sorular sorduklarını, ancak aradıklarını bulamadıkları için Yahudilik ve Hıristiyanlığa girmediklerini, İbrahim (a.s.)ın dinine inanmış olarak öldüklerini bildirmektedir.

sorularla islamiyet


__________________
O halde yüzünü, Allah'ı bir tanıyarak dine, Allah'ın insanları üzerine yaratmış olduğu fıtratına doğrult. Allah'ın yaratışında değişiklik bulunmaz. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Yukarı dön Göster asım's Profil Diğer Mesajlarını Ara: asım
 
asım
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 14 agustos 2008
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 1700
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı asım

H.z muhammed'e peygamberlik gelmeden önce Arabistan'da Hz. İbrahim'in Tevhid dininin izlerine de rastlanıyordu. Gaflete ve aradan uzun zaman geçmesine rağmen silinmeyen bu dini izlerle amel edenlere, Hz. İbrahim'e nisbetle "Hanifler" denilirdi. Zira, Kur'ân-ı Kerim'de "Hanif" tabiri Hz. İbrahim için kullanılır:
"İbrahim (a.s.) ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. O, Hanif Müslüman idi." 1
Hanifler diye anılan bu insanlar, putlara nefret besler ve Allah'ın varlık ve birliğine inanırlardı. Nitekim putlardan birinin şerefine kurulan bir panayırda Varaka b. Nevfel, Ubeydullah b. Cahş, Osman b. Hüveyris, Zeyd bin Amr adındaki şahıslar, haddi zatında cansız, dilsiz, sağır, zarar veya menfaat vermekten mahrum bir takım putlara secde edip hürmet göstermeyi zillet saymışlar ve bunu açıkça ilan etmişlerdi.2
Yine akıl ve fikirlerini çalıştırarak bir takım cansız putlara tapmanın manasızlığını idrak edip bu batıl îtikada karşı mücadele verenler de vardı. Taif halkının reisi ve Arabın meşhur şairlerinden Ümeyye bin Ebi Salt, bunlardan biri idi. Bu zat, Cahiliyye Devrinde mukaddes kitapları okumuş, putperestliği terk ederek Hz. İbrahim'in dinine girmişti.
"Bismike Allahümme" tabirini ilk defa bu şair bulmuştu. Sonra bu tabir Arapların hoşuna gitmiş ve kitaplarının evveline de yazmaya başlamışlardır.
Şiirlerinde bir peygamberin lüzumundan bahseder, insanlık için nübüvvetin kati bir ihtiyaç olduğunu beyan ederdi. Araplardan bir peygamberin zuhur edeceğini geçmiş mukaddes kitaplardan öğrendiği için, o makamı kendisi arzu ediyordu. Buna binaendir ki, Efendimize risalet vazifesi verilince, hased ve kıskançlığının esiri oldu ve onu tasdik etmedi. Hatta Bedir Muharebesinde öldürülen müşrikler için mersiyeler söyledi.3
Hicretin ikinci senesinde îmân etmeden ölen Ümeyye hakkında Hazret-i Resul-ü Ekremden birkaç hadis de rivâyet olunmuştur. Efendimiz birgün terkisinde Şerid bin Süveyd ile gidiyordu. Sahabîye,
"Ümeyye'nin şiirlerinden birşey biliyor musun?" diye sordu.
"Evet, biliyorum," cevabında bulunan sahabî, arkasından da Ümeyye'nin şiirinden beyitler okudu. Okunanları çok beğenen Efendimiz, Şerid'den (r.a.) biraz daha okumasını istedi. Sahabî kasideyi okuyup bitirdi. Bunun üzerine Resul-ü Ekrem şöyle buyurdular:
"Ümeyye Müslüman olmaya yaklaşmıştır."4
Bir diğer rivayete göre ise, "Ümeyye'nin şiiri îmân etmiş, fakat kendisi dalalette kalmıştır."5
buyurdular.

1. Âl-i İmrân Sûresi, 67
2. İbn-i Hişâm, Sîre, 1/237-238
3. Bağdadî Muhammed Fehmi, Tarih-i Edebiyyat-ı Arabiyye: 1/19
4. Zebidî, Tecrid Tercemesi: 10/38-39.
5. Bağdadî Muhammed Fehmi, Tarih-i Edebiyyat-ı Arabiyye: 1/43




__________________
O halde yüzünü, Allah'ı bir tanıyarak dine, Allah'ın insanları üzerine yaratmış olduğu fıtratına doğrult. Allah'ın yaratışında değişiklik bulunmaz. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Yukarı dön Göster asım's Profil Diğer Mesajlarını Ara: asım
 
asım
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 14 agustos 2008
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 1700
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı asım

Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem buyurdu ki: “Dinlerin Allah Teala’ya en sevimli olanı müsamahalı hanifliktir.”[1]

Dinlerin en sevimlisi: Yani din hasletleri kastedilmektedir. Zira dinin bütün hasletleri sevilir. Lakin müsamaha yani kolaylık göstermek bunlardan Allah’a en sevimli olanıdır. Dinler ile kastedilen; geçmiş dinlerden tebdil edilmeden veya nesh edilmeden öncekilerdir.

Haniflik: İbrahim Aleyhisselam’ın milletidir. Hanif, lügatte İbrahim Aleyhisselam’ın dinine mensup olanlara denilir. İbrahim Aleyhisselam batıldan hakka meyletmesinden dolayı “hanif” diye isimlendirilmiştir. Hanefe kelimesinin aslı meyil demektir. Allah Teala buyurur ki:

İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan idi: ancak, O hanif (muvahhid) bir Müslüman idi, müşriklerden de değildi.”(Al-i İmran 67) Fakat Yahudi ve Hıristiyanlardan her bir grup İbrahim Aleyhisselam’ın kendi dinlerinde olduğunu iddia etmişlerdir. Allah Teala Yahudi ve Hıristiyanları yalanlayarak onların İbrahim Aleyhisselam’dan sonra olduklarını belirtmiş, onların yalan iddialarından uzak olduğunu açıklamıştır. Yine onun müşriklerden olmayıp İslam hanifliği üzere olduğunu beyan etmiştir. Hanif: şirki terk etmeyi kastederek ondan meyleden, haktan yüz çevirmeden tamamını kabul eden ve hakkı reddetmeyendir. O tevhid eden, hac yapan, kurban kesen, sünnet olan, kıbleye yönelendir.

Ebu Kılabe der ki: “Hanif: önceki ve sonraki bütün peygamberlere iman eden kimsedir.”

Katade dedi ki: “Haniflik: Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet etmektir ki, anneleri, kızları, halaları, teyzeleri ve Allah’ın haram kıldığı diğer şeyleri haram bilmek ve sünnet olmaktır. Müslüman: Allah Azze ve Celle’nin zilletle boyun eğip itaat edendir.

Müsamaha: Kolaylık göstermektir. Yani suhulet üzere kuruludur. Allah Teala buyuruyor ki:

O, sizi seçmiş, babanız İbrahim'in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır.”(Hac 78) İslam dini, önceki dinlere nispetle kolaydır. Zira Allah Teala bu ümmetten, daha öncekilerde olan ağırlıkları kaldırmıştır. Bunun en açık misali, onların tevbesinin birbirlerini öldürmeleri olmasıdır. Bu ümmetin tevbesi ise günahı terk etmeye azmederek pişman olmaktır.[2] Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem buyurmuştur ki:

“Şüphesiz Allah’ın katında din Müslime hanifliktir. Yahudilik, Hıristiyanlık ve Mecusilik değildir.”[3]

 

[1] Sahihu’l-Cami (160)

[2] Bkz.: el-Askalanî Fethu’l-Bari (1/93-94) Kurtubi el-Camî Li-Ahkami’l-Kuran (4/69-70) İbn Kesir Tefsiru Kurani’l-Azim (1/192, 572)

[3] Sahihu Süneni’t-Tirmizi (3058)



__________________
O halde yüzünü, Allah'ı bir tanıyarak dine, Allah'ın insanları üzerine yaratmış olduğu fıtratına doğrult. Allah'ın yaratışında değişiklik bulunmaz. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Yukarı dön Göster asım's Profil Diğer Mesajlarını Ara: asım
 
HAKgelenek
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 05 ocak 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 611
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı HAKgelenek

Hanif ne demektir? Cahiliye döneminde haniflik nasıldı?


Cahiliye denilen İslam Öncesi Dönemde insanların çoğu putperest müşrik olmalarına rağmen İslamın da kabul edeceği itikadi, ameli bir çok güzellikleri de devam ettirmişlerdir. İslamın zuhuru sırasında bu müsbet yaşantıyı sergileyen bir çok insan vardı. Peygamberimizin (a.s.) annesi, babası ve özellikle kendisi ne ile amel ediyordu. Bir inanç ve ibadet hayatı var mıydı? gibi konulara açıklık getirmesi bakımından bu konunun açıklanması gerekli olacaktır."
İşte buyur Haktansapmaz Abdurrahman hocam, düşünebiliyormusunuz konu haniflik ve cevap aranılan yer CAHİLİYYE dönemi!!!Yahu insaf Hanifliğin babası İbrahim değil mi?Hiç olmazsa önce ona sor sorda bulamazsan gel yine bataklığına..


__________________
Nahl.6:Bir güzellik de vardır onlarda sizin için: Sabah saldığınız sırada, akşam topladığınız sırada. Ve lekum fîhâ cemâlun hîne turîhûne ve hîne tesrehûn
Yukarı dön Göster HAKgelenek's Profil Diğer Mesajlarını Ara: HAKgelenek
 
aliaksoy
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 05 subat 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 989
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı aliaksoy

Yani Asım hocam;

Ben yaptığın bu alıntılar için diyecek bir söz bulamıyorum !

Hani Allah hepimizi hesaba çekecek ti ya !

Uydurun ve aktarın bakalım bu yalanları !

Ondan sonra, ataların "yalancı şarlatan" dediğimizde alınırsınız !

Yaz, yaz çekinme !

Muhammed vahiyden önce de hanifti, İbrahim dinine sıkı sıkıya bağlıydı, falan diye yaz !

Hiç utanma !

O uyduruk haniflerin "Araplardan bir peygamber geleceğini bildiğini, ama Muhammed gönderilince -kıskançlıktan- ! inkar ettiğini yaz!

Yaz... Yaz...

Muhammed'in akrabasının onun bir peygamber olacağını bildiğini de yaz...

Muhammed'in ismen kimin cennetlik, kimin cehennemlik olduğunu haber verdiğini yaz!

Uydur... Uydur...

Nasıl olsa hepimiz hesap vereceğiz !




__________________
"(Onu size indirdik ki) <Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa indirildi, biz ise onların okumasından habersizdik (o Kitâpları okuyamıyor, dillerini anlayamıyorduk)> demeyesiniz."(En'am,156)
Yukarı dön Göster aliaksoy's Profil Diğer Mesajlarını Ara: aliaksoy Ziyaret aliaksoy's Ana Sayfa
 
asım
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 14 agustos 2008
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 1700
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı asım

Haniflik Allah'a ortak koşmamak, Müşrik olmamaktır.

"Şu da emredildi: "Yüzünü, bir hanîf olarak dine çevir. Sakın müşriklerden olma!" (Yunus Suresi 105)

''Ben bir hanîf olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben." (Enam Suresi 79)

De ki: "Beni, dosdoğru yola Rabbim iletmiştir. Güçlü, pürüzsüz bir dine, hanîf olan İbrahim'in milletine. Müşriklerden değildi o." (Enam Suresi 161)

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlı başına bir ümmet idi; bir hanîf olarak Allah'ın önünde eğiliyordu, müşriklerden değildi. (Nahl Suresi 123)

İbrahim ne bir Yahudi idi ne de bir Hıristiyan. O, sadece hanîf bir müslümandı/Allah'a teslim olandı. O müşriklerden değildi. (Ali İmran Suresi 67)

De ki: "Allah, doğrusunu söylemiştir/vaadinde sadıktır. Hadi artık hanîf olarak İbrahim'in milletine uyun! Müşriklerden değildi o." (Ali İmran Suresi 95)

Allah'a ortak koşmadan, hanîfler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgâr onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir. (Hac Suresi 31)

Ayetlerden anlaşıldığı gibi Hanif kelimesi müşrik kelimesinin zıddı olarak kullanılmıştır. İnsan ya müşriktir ya Hanif.

Allah'ın elçilerinin tümü Haniftirler

Allah'ın seçtiği elçilerin kendilerine vahiy geldikten sonra O'na ortak koşmaları mümkün değildir. Dolayısıyla Peygamberliğin birinci şartı, Resullüğün en temel özelliği Hanifliktir. Dolayısıyla tüm Resuller Haniftir. Bu mutlak bir zorunluluktur. İnsanları da şirksiz bir imana yani hanifliğe davet etmişlerdir. Dolayısıyla bu davete uyan ve gizli-açık her türlü şirkten kaçınan tüm müslümanlar da Haniftirler.

Hz. Muhammed de diğer elçiler gibi başhaniftir, şirksiz bir şekilde iman eden tüm müslümanlar da insanlar içinde Hz. İbrahim'in Hanif tarzına en yakın olanlardır.

Şu bir gerçek ki, insanların İbrahim'e gönülce en yakın olanları, elbette ona uyanlar, bu peygamber, bir de iman sahipleridir. Allah, müminlerin Velî'sidir. (Ali İmran Suresi 68)

Haniflik Müslümanlığın en temel ögesidir.

Allah uğrunda O'na yaraşır bir gayretle didinin. O sizi seçmiş ve dinde size hiçbir güçlük çıkarmamıştır. Babanız İbrahim'in milletini esas alın. Allah sizi, önceden de şu Kitap'ta da "Müslümanlar/Allah'a teslim olanlar)" diye adlandırdı ki, resul sizin üzerinize bir tanık olsun, siz de insanlar üzerine tanıklar olasınız. O halde namazı kılın, zekâtı verin ve Allah'a sarılın. O'dur sizin Mevlâ'nız. Ne güzel Mevlâ'dır O, ne güzel yardımcıdır O! (HAC SURESİ / 78)

Öz benligini beyinsizliğe itenden baska kim, Ibrahim'in milletinden yüz çevirir? Yemin olsun ki biz onu dünyada seçip yüceltmistik. Ve o, âhirette de barış ve iyilik sevenlerden biri olacaktir elbette...
Rabbi ona, "Müslüman olup bana teslim ol!" dediğinde o şu cevabı vermişti: "Teslim oldum âlemlerin Rabbi'ne!"
İbrahim de oğullarina şunu vasiyet etti, Yakub da: "Ogullarim! Allah sizin için bu dini seçmiştir. O halde ancak müslümanlar olarak can verin." (Bakara 130-132)

İşte bu, İslam milleti bir tek millet olarak sizin milletinizdir. Rabbiniz de yalnız Benim; onun için hep Bana kulluk edin! (Enbiya Suresi 92)

Üstteki ayetlerden anlaşıldığı gibi Hz. İbrahim'i Allah müslüman olarak vasfediyor. Ayrıca Hz. İbrahim de 'ancak müslümanlar olarak can verin' şeklinde bir vasiyette bulunuyor. Demekki haniflik müslümanlık içinde bir vasıf, bir özelliktir. Müslümanlığın temelidir. Nasılki Mücahid, Muvahhid, Muhsin gibi terimler Müslümanlık içi güzel sıfatlarsa Haniflik de böyle bir sıfattır. Enbiya Suresindeki ayetten de aslında bir tek Millet olduğunu, bununda 'İslam Milleti' olduğunu anlıyoruz. Hz. ibrahim üç semavi din için ortak ata olduğundan dolayı 'İbrahim Milletine uyun' şeklinde özel bir vurgulama vardır. Yoksa Haniflik Müslümanlık üstü veya dışı bir din falan değildir. 'İslam Dini ile yetinmeyin Hanif Dine gelin' şeklindeki yaklaşımlar çarpıtmadan ve laf ebeliğinden başka bir şey değildir.

Haniflik ve Hz. İbrahim hakkındaki ayetleri bir bütün olarak değerlendirdiğimizde Hanif Millet/Din teriminin HANİF TARZ/TAVIR olarak kullanıldığını görürüz.

Hz. İbrahime en yakın olanlar müslümanlardır

İbrahim Peygamber neye uymakla emrolundu ise diğer tüm Resuller de aynı şeye uymakla emrolundular. Hepsi hanif olmakla yani müşrik olmamakla emrolundu ve insanları buna davet ettiler. Bu gerçek Bakara Suresinde şöyle açıklanmaktadır:

"Yahudi yahut Hiristiyan olun ki dogruya kılavuzlanasiniz." dediler. De ki: "Hayır, öyle degil. Şirk ve yozlaşmadan uzak bir biçimde, Ibrahim milletinden olalım. O, şirke bulaşanlardan değildi."

Şöyle deyin: "Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, onun torunlarına indirilene, Mûsa'ya ve İsa'ya verilene ve diğer nebilere verilene inandık. Bunlar arasından hiç kimseyi ayırmayiz. Biz yalnız O'na/Allah'a teslim olanlarız."

Eger onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa, hiç kuşkusuz, iyiyi ve güzeli bulmuş olurlar; eğer sırt dönerlerse artık onlar parçalanmıs olurlar. Onlara karşı sana Allah yeter. En iyi işiten, en güzel bilendir O. (BAKARA SURESİ / 135-137)

Bu ayetlerde ayrıca Yahudi ve Hristiyanlara çağrı var. Şirke sapmış ve yozlaşmaya uğramış inançlarını bir kenara bırakarak Hz. ibrahim gibi Hanif olmaya davet ediliyorlar. Haniflik terimi ortak ata Hz. İbrahimin şahsında Musevilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık arasındaki ortak kavramdır. Ve Bu ortak kavram etrafında bu semavi din sahipleri birleşmedirler. Aynı ayetlerde Allah 'sizin gibi inanırlarsa' diyerek gerçek müslümanların zaten Hz. ibrahimin Hanif Milletinden olduğunu belirtmektedir.

http://www.hanifdostlar.net/hanifnet/hanifliknedir/index.htm l


 



__________________
O halde yüzünü, Allah'ı bir tanıyarak dine, Allah'ın insanları üzerine yaratmış olduğu fıtratına doğrult. Allah'ın yaratışında değişiklik bulunmaz. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Yukarı dön Göster asım's Profil Diğer Mesajlarını Ara: asım
 
asım
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 14 agustos 2008
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 1700
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı asım

ali kardeşim...

haniflik hakkında farklı yerlerden bilgi topluyorum...

sen işine yarayanları al...

okuduğum şeyleri paylaşıyorum...





__________________
O halde yüzünü, Allah'ı bir tanıyarak dine, Allah'ın insanları üzerine yaratmış olduğu fıtratına doğrult. Allah'ın yaratışında değişiklik bulunmaz. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Yukarı dön Göster asım's Profil Diğer Mesajlarını Ara: asım
 
aliaksoy
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 05 subat 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 989
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı aliaksoy

asım Yazdı:
ali kardeşim...

haniflik hakkında farklı yerlerden bilgi topluyorum...

sen işine yarayanları al...

okuduğum şeyleri paylaşıyorum...





Asım bey;

Kuran'ın açık beyanına aykırı olduğunu bile bile mi yapıyorsunuz bu bilgi toplamayı !

O Muhammed, vahiyden önce kitap nedir, iman nedir bilmiyordu !

O Muhammed, kendisine vahyedileceğini hiç ummuyordu !

Lütfen !

Lütfen !

Allah rızası için bunu yapmayın...

Hani benim için "tınnnnn" ama, vahiyden nasiplenmiş olduğunu düşündüğüm size yakıştıramıyorum.


__________________
"(Onu size indirdik ki) <Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa indirildi, biz ise onların okumasından habersizdik (o Kitâpları okuyamıyor, dillerini anlayamıyorduk)> demeyesiniz."(En'am,156)
Yukarı dön Göster aliaksoy's Profil Diğer Mesajlarını Ara: aliaksoy Ziyaret aliaksoy's Ana Sayfa
 
asım
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 14 agustos 2008
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 1700
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı asım

Rabbimiz Kur'anda müslümanların güzel hususiyetlerinin ve sıfatlarının ne olması gerektiğini belirtmiştir. Örneğin muvahhid, muhlis, mücahid vd. İşte bu güzel sıfatlardan birisi de hanifliktir. Haniflik islamüstü yada onun yanında bir sıfat değildir. Anlamı tevhidi benimsemek, ancak bunu anlayarak ve sorgulayarak kabullenmek ve böylece dini yalnız Allah'a özgülemek" olan haniflik hepimizin mümin olarak bir sıfatı olmalıdır

Haniflik bir fırka, grup, klik, meşrep, mezhep ismi değildir. Bizzat Rabbimizin Kur'anda başta Resulullah'a sonra hepimize apaçık bir emridir. Sözün özü "Hanif Müslüman" (Ali İmran 67) tanımı uydurulmuş bir tanım değildir. İslam Hanif bir dindir,

Haniflik, Lailahe İllallah'ı Anlamak ve Kabul Etmektir.

Haniflik, Lailahe İllallah'a Uygun Hayat Sürmek ve Bu Uğurda Mücadele Vermektir.

Haniflik İslam Binasının Temelidir. İslam Dininin Omurga Konusudur. islam Dininin En Temel Özelliğidir. İslam Dini Hanif Bazlı, Monoteist Tabanlı Bir Dindir.

Haniflik Çekirdek İmandır. Başlangıç Noktasıdır. İslam Dininin Giriş Kapısıdır. Önce Hanif Olursunuz, Sonra Müslüman, Sonra Mümin.

Haniflik şirksiz imandır. Gizli-açık, soyut-somut her türlü şirkten sakınmaktır. Haniflikte ideal nokta "sıfır şirk"tir.

Hz. Muhammed ve Diğer Tüm Peygamberlerimiz Haniftir. Onlar Hanifliğin Başöğretmenleridir. Tüm Peygamberlerimiz Hanifliği tebliğ etmişlerdir. Haniflik için mücadele Vermişlerdir. Haniflik uğruna dövülmüşler, sürülmüşler ve öldürülmüşlerdir.

Atamız İbrahim’in Çağları Aşan Yegane Mesajı da, Yegane Mirası da Hanifliktir.

Üç semavi din mensubu için biricik referans noktası Ataları İbrahim'in Hanifliğidir, Hanif Karakteridir. 

Allah'ı birlemeyi hayatın odağına oturtma anlayışı, Ehl-i Kitap ile aramızdaki "ortak söz"dür.

Haniflik kimsenin tekelinde değildir. Allah'ı birleyen herkes haniftir.

HANİFLİĞİN İLKELERİ

Zuhruf 26-   Bir zaman İbrahim, babasına ve toplumuna şöyle demişti: "Ben, sizin taptıklarınızdan uzağım."

Zuhruf 27-   "Yalnız beni yaratana kulluk ederim. Bana, O kılavuzluk edecektir."

Zuhruf 28-   O, sözünü, kendinden sonra yaşayacak bir mesaj yaptı ki, insanlar hakka dönebilsinler.

   1-     İnsanların -Allah’ın dışındaki- taptıklarından uzak olmak.

   2-     Yalnız yaratana kulluk etmek.

   3-     Sadece Allah’ın kılavuzlayıcılığına inanmak.

  http://www.hanifdostlar.net/hanifnet/hanifliknedir/index.htm l

 



__________________
O halde yüzünü, Allah'ı bir tanıyarak dine, Allah'ın insanları üzerine yaratmış olduğu fıtratına doğrult. Allah'ın yaratışında değişiklik bulunmaz. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Yukarı dön Göster asım's Profil Diğer Mesajlarını Ara: asım
 
asım
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 14 agustos 2008
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 1700
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı asım


24. Ocak. 2009  // kemal Gökdoğan ..
kemal Gökdoğan
Hz. Muhammed a.s. Mekke’de müşrik Mekkelilerin liderlerinden bir lider pozisyonunda olan dedesi Abdul Muttalib’in himayesi altında doğdu. Konuşmayı, yürümeyi, düşünce dünyasındaki kavramları tanımayı dedesinin dizi dibinde öğrendi.

Dede Abdul Muttalib şehir yönetimiyle ilgili toplantılarda ve Mekke’ye uzak-yakın komşu devletlerin heyetleriyle yaptığı görüşmelerde torununu dizlerinin dibinden ayırmazdı. Vefat etmeden önce oğulları arasında Mekke müşriklerine liderlik yapabilecek irade ve yetenekte olan Ebû Tâlib’i kendisine halef tayin etti ve torununu da ona emanet ederek hayata gözlerini yumdu.

Amca Ebû Tâlib de dede Abdul Muttalib gibi yeğeni “Muhammed”i yanından asla ayırmadı. Şehir yönetimi toplantılarında ve komşu devletlerle siyasi-ticari içerikli toplantılarda ve seyahatlerinde hep yeğeni ile birlikte oldu.

Dede ve amcanın O’nunla birlikte olmadıkları tek yer “Kâbe ve Kâbe civarındaki putlara sunulan saygı/tapınma merasimleri” idi.

Hz. Muhammed a.s. Nübüvvetinden önce hatta bebekliğinden itibaren asla hiçbir puta tapmadı ve hiçbir tapınma merasimine götürülmedi.

O hiçbir zaman zahirde ve batında hiç bir şirk lekesi ile lekelenmedi. O doğuştan Hanif (Hz. İbrahim a.s. dini üzere) idi.

İslâm tarihi kaynakları O’nun Nübüvvet öncesi bebeklik, çocukluk, ergenlik ve gençlik yıllarını özetle böyle nakletmişlerdir. Ve bu nakil çerçevesinde... bu nakiller sadece abartılarak tekrar edilmiştir. İslam tarihi felsefecileri Rasulullah a.s.’ın her türlü şirkten uzak kalmış olmasını her nedense “objektif tarih felsefesi yapmak” ihtiyacı hissetmeden “doğa üstü” güçlere bağlama geleneğine uyarak açıklamaya devam etmişlerdir. Hz. Muhammed’in yetişmesini Firavun’un sarayında yâni şirk yuvasında beslenip büyütülen ve sonunda şirke savaş açan Hz. Mûsa’nın yetişmesiyle kıyaslamışlardır. Mûsa’yı meleklerle eğiten Allah’ın Hz. Muhammed’i de meleklerle (ve aynı zamanda direk olarak) kendisinin eğittiğini “tekrar” ederek konuyu “geçiştirmişlerdir”.

Geçiştirilen bu konunun hâlen “geçiştirilmekte” olduğunu ve “efsânelerdeki örtüleri kaldırıp da doğallığı” görebilenlerin de bazı şeyleri açmaya cesaret edemediğini görüyoruz.

Hz. Muhammed a.s.’ın “hanifliği” konusunu doğa üstü güçlere bağlamadan açıklamaya çalışanlar Rasul’ün direk Rab’binden vahiy (paket bilgi) aldığına dair âyet delilleri ve aynı doğrultudaki hadis nakilleri ile itiraz hücumuna uğramamak, imansızlık, sapkınlık/fâsıklık, kutsal değerlere saygısızlıkla yargılanmamak için susmayı tercih etmektedirler.

Rasulullah a.s.’ın vahyi ve ilmi direk olarak Rab’binden aldığı konusu imana ait bir esastır ve iman esasları kısıtlı aklın delilleriyle zaten tartışılamaz. Tartışmaya kalkışmak boş bir iş olur. Ancak kısıtlı aklımız “iman esaslarındaki ilâhî hikmetleri” enfüsde ve âfakda araştırmakla mükelleftir. Bu niyetle Hz. Muhammed a.s.’ın “Hanifliği”nde görebildiğimiz “zâhiri sebepler” üzerinde bazı yorumlar yapacağız. (Bu yorumlarımız vahyin ve Risaletin / Nübüvvetin gerçeğini açıklamak amacı taşımamaktadır. Taşıyamaz da çünkü vahyin gerçeğini açıklamak için vahiy almak, Risalet’in /  Nübüvvet’in gerçeğini açıklamak için Rasul/Nebî olmak gerekir. Biz ise sadece iman etmeye çalışan ve imanını kuvvetlendirmek için zâhirde hikmetler arayan O’nun bir ümmetinden biriyiz.)

Konuya... Hz. Muhammed a.s. dedesi Abdul Muttalib’in ve amcası Ebû Tâlib’in yanında büyümüştür, yürümeyi, konuşmayı ve düşünmeyi onların gözetimi altında öğrenmiştir diye giriş yapmıştık. Ve tarih sayfalarının satır aralarını okumaya  kaldığımız yerden devam ediyoruz...

O’nunla Nübüvvet’ine kadar ve Nübüvvet’inden sonraki dönemlerinde dedesi (gerçi dedesini çok az görmüştür) ve amcası arasında hiçbir sürtüşme ve çatışma çıkmıyor. Çıkmadığı gibi onlarla birlikte “putperest dindarlığı” da yapmıyor. Tam aksine “putlardan ve putperestlik dindarlığından” nefret ediyor. Ne kadar ilginçdir ki bu aile ortamı içinde... “Haniflik” inancının gereği olan salât/namaz ve tevhid tefekkürlerine başlıyor.

Günümüzde dindar bir ailenin beş-on yaşlarındaki bir çocuğunun aile dindarlığına ters fikirler beslediğini düşünelim. Başka bir dinin düşüncelerini ve ibadetlerini icra ettiğini ya da ateist olduğunu düşünelim.  Bu düşünceler hangi kitaplardan, hangi kaynaklardan, hangi arkadaşlardan geliyor diye hemen bir araştırma yapılır ve derhal sert tedbirler alınır. Ailede iç çatışma çıkar ve iç huzur kalmaz.

Hz. Muhammed a.s.’ın içinde yetiştiği aile de “çok dindar putperest” bir yapıya sahip (???) görünmekte ve böylece Mekke ve Mekke’ye bağlı çöl bedevilerinin doğal dini liderlik görevini yürütmektedir. Buna rağmen içinde “putperest dindar olmayan” bir çocuk barındıran Abdul Muttalib / Ebû Tâlib ailesinde iç çatışma yoktur. Tam aksine, Kâbe’yi ziyarete gelen o dönem hacılarının ihtiyaçlarını karşılamaktan dolayı yoksulluğun pençesinde kıvranan o mübarek ailede tam bir iç huzur hüküm sürmektedir. ( Abdul Muttalib’in açıkça Hanif olduğu, putlara tapmadığı rivayetleri de vardır. Biz bu rivayetler üzerinde durmayacağız. Abdul Muttalib’in ve Ebû Tâlib’in dönemin şartları gereğince “Gizli Hanif” oldukları tezi üzerinden fikir yürüteceğiz.)

Hz. Muhammed a.s.’ın hiç bir dış kaynaktan eğitim almadığını biliyoruz. O dönemin Arap evlerinde “kitaplardan/kütüphaneden” bahsetmek zaten mümkün değildir. Doğa üstü kaynaklardan (Allah-Cebrâil-melekler kanalından) eğitim almak “mecazî anlatımını kabul ve tasdik” görmediğine duyduğunla inanmak kapsamında “iman” olduğu için bu ihtimal üzerinde “tefekkür” edemiyoruz ve geriye tek bir ihtimal kalıyor. En az iki bin yıllık “Hz. İbrâhim – Hz. İsmâil” neslinin “bedensel genetik mirasının” “özenli evliliklerle” korunması ve “Haniflik” inancının da “ilim mirası” olarak hiç bozulmadan Abdul Muttalib’e ve özellikle Ebû Tâlib’e kadar aktarılmasıdır.

İslâm dünyasında “sonradan” yazılan Rasulullah’ın hayatını anlatan kitaplarda anne Âmine’ye, Baba Abdullah’a ve dede Abdul Muttalib’e doğacak çocuğun “Son Peygamber” olacağının rüya ile müjdelendiği anlatılır. Bu efsânevî anlatımlar gerçek (???) olsa bile onların anlamış olduğu “Son Nebî” ile bizim anladığımız “Son Peygamber” arasında hiç benzerlik yoktur.

Bizim (geleneksel İslâm’ın) anladığımız “Son Peygamber”: Peygamber doğuştan peygamberdir, gözünü açar açmaz namaza durur, kırk yaşında Peygamberlik startı alır, önce tatlı tatlı tebliğ eder sonra insanların iman etmesi için kılıçla savaşır, dünya topraklarını fethetmeye başlar, yeryüzündeki “diğer toprakların tamamının fethini ve tüm insanların zorla da olsa iman etmesini” ümmetine bir “borç senedi” olarak bırakır ve vefat eder.

Onların (Abdul Muttalib ailesinin) anladığı “Son Nebî” ise: Hz. İbrâhim’in “haniflik ve tevhid” esaslarını olduğu gibi kavrayabilecek ve en mükemmel “En Son” kıvamına getirebilecek bir insandır. Bu O’na Tevrat ve İncil’de anlatılan “dışından” ve ya “özündeki ötesinden” verilecek bir Peygamberlik görevi değildir. Bu nedenle onlar gözlerinin önünde büyümekte olan çocuğa “geleceğin son peygamberi” anlayışı ile bakmamışlardır. Yahudiliğin beklediği “kurtarıcı peygamber” gözüyle de bakmamışlardır. Hıristiyanların  “tekrar dönüşünü” beklediği “tanrının gücü/sözü/oğlu” gözüyle de bakmamışlardır... Onlar âilenin yeni üyesine İbrâhimî Hanifliği “kendi özüne irsal edecek bir Rasul” ve “kendi dış yaşamını tanzim edecek bir Nebî” sırrıyla bakmışlardır. Arapçanın orijinal kavramlarından olan Risaleti ve Nübüvveti “toplumsal devrimcilik” ve “tanrı sözünü” (Allah kelâmı yazmadım) duymak istemeyenleri kesip doğrayacak bir hükümdar/elçi nazarıyla da hiç düşünmediklerini zannediyorum.

Abdul Muttalib/ Ebû Tâlib ailesinde hiçbir zaman “efsâne rüzgârları” esmemiştir, “destansı hayallerin” soyut dünyasına kayılmamıştır. Akıl (dış dünyadaki olayları birbirine bağlayabilme yeteneği) ve zekâ (aklın dış dünyadaki olayları birbirine bağlama/işlem hızı) düzeyi çok yüksek olan “bebek/çocuk Muhammed”e “İbrâhimî Haniflik” inancı ve tefekkürü ile Hanifliğin “olmazsa olmaz ruhu” olan “bedensel salât/namaz ve yaşamı”  bu aile içinde kazandırılmıştır.

Onların Hz. Muhammed’e bebeklik ve çocukluk döneminde kazandırmış oldukları “bilinç” ile yâni “bedensel salât/namaz ve tevhid bilgileri” ile O’nun Allah’dan kırk yaşına doğru direk aldığı Risalet/Nübüvvet ilmini hiçbir zaman eşitleyemeyiz. Fakat Muhammedî mânâdaki “salât/namaz ve tevhid” ilminden önceki “İbrâhimî salât/namaz ve tevhid bilincini” de belirginleştirmek zorundayız.

Merkezî yönetim şekillerinden krallık, diktatörlük, bir aile saltanatı, bir sınıf hâkimiyeti gibi hiçbir modele sahip olmayan Mekke şehirinde kabîle liderlerinin kabileleri adına yürüttükleri ortak bir yönetim anlayışı vardı. Yâni her kabile kendi başına bir devlet gibi, her kabile reisi de mutlak kral gibiydi. Bu yönetim ortamında zayıf kabileler anında yağmalanıyor yok ediliyordu. Her kabilenin yoksul tabakası her kabilenin zengin tabakası tarafından “ortak olarak” sömürülüyordu. Mekke’nin hukuksal yapısı kısaca böyleydi.

Abdul Muttalib ailesinde Mekke’nin “putperest dindarlığına” uymayan ama şimdilik “putperest dindarlığın hukuksal düzenine” yönelik hiçbir fiilî ve fikrî eylem ortaya koymayan “Muhammed” ismindeki “düzen dışı” delikanlının varlığının da her kabile ileri gelenleri farkındaydı. O’nun amcası Ebû Tâlib tarafından hassasiyetle İbrâhimî Haniflik inancı üzere yetiştirildiğini ve öylesine yaşayıp gidecek birisi olduğunu kabul ediyorlar hatta “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığıyla sempati duyuyorlardı.

Abdul Muttalib ve Ebû Tâlib Mekke putperestliği ile direk çatışsalardı himayelerindeki “bebek/çocuk/genç Muhammed”i ve kendi ailelerini korumaları mümkün olmazdı... yok edilirlerdi.

Mekke putperestliği ile çatışmamak şartıyla Yahudilere, Hıristiyanlara ve on-on beş kişilik bir “Hanif” topluluğuna ve her türlü din anlayışının temsil edilmesine özgürlük tanınmıştı. Aynı özgürlük Ebû Talib’in himayesindeki “Muhammed” için de geçerliydi... tâ ki “salât’ın/ namazın” “toplumu değil, kişiyi değiştirmeye yönelik” temel bir “eylem” olduğu farkedilene kadar.


__________________
O halde yüzünü, Allah'ı bir tanıyarak dine, Allah'ın insanları üzerine yaratmış olduğu fıtratına doğrult. Allah'ın yaratışında değişiklik bulunmaz. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Yukarı dön Göster asım's Profil Diğer Mesajlarını Ara: asım
 

Sayfa Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats