Haniflik Nedir?

Haniflik nedir? Hanif Müslim olmak ne demektir? Bunların yanıtının doğru bir şekilde anlaşılabilmesi için, önce şirk nedir? Müşrik kimdir? sorusunun yanıtını vermek ve şirkin tanımını yapmak daha akıllıca olur.

Şirk = إيمان بأكثر من إله = Polytheism : Şirk(et -ortaklık), Allah'a da inanmakla birlikte, O'na veya dolayısı ile Kelamına (Kur'ana), Bir insanı (etketi ne olursa olsun, şeyh, dabbet, mehti, resul, alim, ali, veli ....vs), şahıs, söz veya herhangi bir nesneyi, Allah'ın hükümranlığına-Sınırlarına-Çizdiği kesin emirlerine ortak etme veya O'nun sözüne, ilave ve/veya eksiltme yapma fiiline şirk, bunu yapana/inanana/yaşayana da Müşrik denir.

Evet, Müşrik Allah'a da inanır:

وَلَئِنْ سَأَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللَّهُ قُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

31/25- Andolsun ki onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, elbette "Allah" diyecekler. "Allah'a hamd olsun." de. Fakat onların çoğu bilmezler.

 

وَلَئِنْ سَأَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَهُمْ لَيَقُولُنَّ اللَّهُ فَأَنَّى يُؤْفَكُون
43/87- Eğer sen onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette: "Allah" derler. O halde nasıl haktan çevriliyorlar?

 

وَلَئِنْ سَأَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللَّهُ قُلْ أَفَرَأَيْتُمْ مَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ إِنْ أَرَادَنِيَ اللَّهُ بِضُرٍّ هَلْ هُنَّ كَاشِفَاتُ ضُرِّهِ أَوْ أَرَادَنِي بِرَحْمَةٍ هَلْ هُنَّ مُمْسِكَاتُ رَحْمَتِهِ قُلْ حَسْبِيَ اللَّهُ عَلَيْهِ يَتَوَكَّلُ الْمُتَوَكِّلُونَ

39/38- Andolsun ki onlara: "O gökleri ve yeri kim yarattı?" diye soracak olsan: Elbette "Allah!" diyeceklerdir. O halde gördünüz ya Allah'tan başka çağırdıklarınızı! Eğer Allah bana bir zarar vermek isterse, onlar O'nun zararını giderebilirler mi? Yahut bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun rahmetini tutabilirler mi? De ki: "Allah, bana yeter." Tevekkül edenler, hep O'na dayanırlar.


وَلَئِنْ سَأَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ خَلَقَهُنَّ الْعَزِيزُ الْعَلِيمُ
43/9- Eğer sen onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan elbette: "Onları Aziz, Alim olan Yarattı." derler.


وَلَئِنْ سَأَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضَ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ لَيَقُولُنَّ اللَّهُ فَأَنَّى يُؤْفَكُونَ

29/61- Andolsun ki onlara, "Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir?" diye sorsan "Allah" derler. O halde nasıl (haktan) çevrilip döndürülüyorlar?

 

أَلَا لِلَّهِ الدِّينُ الْخَالِصُ وَالَّذِينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهِ أَوْلِيَاءَ مَا نَعْبُدُهُمْ إِلَّا لِيُقَرِّبُونَا إِلَى اللَّهِ زُلْفَى إِنَّ اللَّهَ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ فِي مَا هُمْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي مَنْ هُوَ كَاذِبٌ كَفَّارٌ

39/3- İyi bil ki, halis din ancak Allah'ındır. O'ndan başka birtakım veliler tutanlar da şöyle demektedirler: "Biz onlara sadece bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet/kulluk ediyoruz." Şüphe yok ki; Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyde hükmünü verecektir. Herhalde yalancı ve nankör olan kimseyi Allah hidayet etmez.

10/105. ayette açıkça görüldüğü gibi; " Ve yüzünü, bir Hanif olarak dine çevir ve sakın müşriklerden olma." aslı itibarıyla din (İslam) asla eğrilmez ve şaşmaz. Eğrilen-şaşan ve sapan insanın ta kendisidir. Bu yüzden "Hanif" kelimesi dine değil, bu dini yaşayana (insana) izafe edilmiştir. Yani burada Haniflik vurgusu Dine değil, insana/inanana yapılmıştır. Yine yukarıdaki ayetlere baktığımızda millet ile din kavramı arasında da sıkı bir ilişkinin olduğunu görmekteyiz. 10/105 yüzünü dine hanif olarak çevir derken, diğer ayetlerde de, yüzünü İbrahim Millet'ine dön diyor. Yani her iki halde de kastedilen, yüzün dine bir HANIF olarak çevrilmesidir.

Bu yüzden aslında; "Hanif İslam" tanımı yerine "Hanif Müslim" tanımını kullanmak daha doğrudur. Fakat sonuçta bu din herkese hitap etse de istenen, hedeflenen Haniflerden müteşekkil bireylerin olmasıdır. Dolayısıyla Hanif Müslimlerin mensup olduğu din, küfre ve Şirke karşı duran İslam aynı zaman da Hanif İslam'dır da diyebiliriz. Ki zaten dinin Hanif (şirksiz) olmaması aklın ilkelerine terstir.

Hanif kelimesi geçen tüm ayetlere baktığınızda ayetlerinde son kısmında hep aynı mesaj vardır. "Müşriklerden olmadı/değildi". Burada, hiç yorum yapmadan açık bir şekilde haniflik, müşrikliğin TAM ZIDDI bir biçimde IMAN etmedir. Ve bu vurgular bir den daha fazla ayetlerle adeta kafamıza vururcasına Hanif olmayan = Müşriktir diyor. Yine tam burada şu ayete bakalım:

22/31 Allah'a şirk koşmayan hanîfler olun, her kim Allah'a şirk koşarsa; gökten düşüp de kuşların kaptığı veya rüzgarın uçuruma attığı bir şeye benzer. Bakın burada yine çok açık bir şekilde "Allah'a şirk koşmayan hanifler olun!....." diye emreden Yüce Allah, ancak Hanif olunarak, müşriklikten sıyrılabileceğimizi söylüyor.
 

Kur'anda Hanif kelimesi geçtiğinde mutlaka zıddı olan müşriklikten de söz edilir. Kur'anda "Hanif" kelimesi ile "İbrahim" kelimelerinin adeta özdeş olduklarını görürüz. Aklı ön planda tutma ve onun kaçınılmaz sonucu olan sorgulama eylemine en iyi örnek İbrahim (AS) dır. Sorgulama; bir hususun iç yüzünü, hakikatini öğrenmenin yegane yoludur.

6/76-Üzerini gece kaplayınca bir yıldız gördü: Bu imiş Rabbim! dedi. Batıverince de: Ben böyle batanları sevmem. dedi.

6/77-Ay'ı doğarken görünce: Bu imiş Rabbim! dedi. Batınca da: Yemin ederim ki, Rabbim bana doğru yolu göstermemiş olsaydı, muhakkak ki, şu şaşkın topluluktan biri olacakmışım. dedi.

6/78-Güneşi doğmak üzere görünce: Bu imiş Rabbim, bu hepsinden büyük! dedi. O da batınca: Ey kavmim, haberiniz olsun, ben sizin şirk koştuğunuz şeylerden uzağım!

 Bu sebeple 16/123. ayette Yüce Allah; Peygamberimiz şahsında tüm insanlığa hitaben, İbrahim (AS) ı bir örnek, bir model olarak göstermiştir.

ثُمَّ أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ أَنِ اتَّبِعْ مِلَّةَ إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِين

16/123 Sonra sana: Hanif olarak İbrahim'in Millet'ine tabi ol; o, hiç bir zaman müşriklerden olmadı, diye vahyettik.

Bizler toplum olarak, bu dini atalarımızdan hazır (miras) olarak aldık. Peki 1,5 milyar islam nüfusu olarak yüzde kaçımız sorguladık, daha doğrusu milyonda kaçımız sorguladık. Ya atalarımız bu güzel (islam) dini içerisine şirkler bulaştırmışlar ise, yine de körü körüne atalarımıza uyup, sorgulamayacak mıyız?

31/21- Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun" dendiğinde; "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız" derler. Ya şeytan, babalarını ALEV AZABIna çağırmışsa?
 

2/170- Onlara; "Allah'ın indirdiklerine tabi olun" dendiğinde; "Hayır, biz atalarımızı üzerinde gördüğümüz yola tabi oluruz" derler. Ya ataları hiçbir şeyi düşünemeyen, doğru yolu bulamamış kimseler idiyse yine mi öyle yapacaklar?
 

Şimdi hiç bir yorum yapmadan HANİF kelimesi geçen ayetlere bakalım:

 

2/135 Ve dediler ki: "Yahudi veya Nasranî olunuz ki hidâyete ermiş olasınız" De ki: "Biz Hanîf olarak İbrahim'in Milleti'ne tâbi bulunmaktayız. O, müşriklerden olmadı."


3/67 İbrahim; ne Yahudi idi ne de Nasrânî idi Ve lakin, Hanif müslim idi ve müşriklerden olmadı.


3/95 De ki: SadakAllah (Allah Doğru söyledi), o halde bir Hanif olarak İbrahim milletine tabi olun! O, müşriklerden olmadı.


4/125 Muhsin olarak, kendini Allah'a teslim eden ve Hanif olan İbrahim'in Millet'ine uyandan daha güzel din'li kimdir? Allah, İbrahim'i dost edinmiştir.


6/79 Ben; Hanîf olarak, yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah'a çevirdim ve ben müşriklerden değilim.


6/161 De ki: Şüphesiz Rabb'im, beni dosdoğru yola iletti. Hanif olan İbrahim'in Millet'ine. Ve o, müşriklerden olmadı.


10/105 Ve yüzünü, bir Hanif olarak dine çevir ve sakın müşriklerden olma.


16/123 Sonra sana: Hanif olarak İbrahim'in Millet'ine tabi ol; o, hiç bir zaman müşriklerden olmadı, diye vahyettik.


98/5 Oysa onlar, dini yalnızca Allah'a halis kılan Hanifler olarak sadece Allah'a kulluk etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekâtı vermekten başkasıyla emrolunmadılar. İşte Kayyum/Değişmez din budur.

 



 

Prof. Süleyman Ateş’in Haniflik Yorumu

 


     Hanif, batıl inançların hepsinden ayrılıp yalnız Hakk'a yönelen kimse demektir. Kur'ân'da bu kelime, tevhidi yani Allah'tan başka tanrı tanımama inancını getirmiş olan İbrahim dininin de sıfatı olarak kullanılmıştır: "İbrahim ne Yahudi, ne de Hıristiyan'dı fakat hanif (dosdoğru) bir Müslümandı. Müşriklerden de değildi" (Âli İmrân: 94/67). Göğe bakıp yıldızların, ayın ve güneşin battığını gören İbrahim'in, batan şeylerin tanrı olamayacağını anlayarak sadece Allah'a yönelmesi kavmine, Tanrı diye tapılan şeylerin gerçek tanrı olamayacağını söylemesi, bir tevhit kanıtı olarak anlatılmaktadır.

Hanif, içtenlikle sadece Allah'a yönelmek, O'na tapmaktır. İbadeti sadece Allah'a halis kılmaya, O'ndan başka hiçbir şeye iltifat etmemeye hanif dini ve İbrahim milleti denilir. Hz. Peygamber'e, "Sen İbrahim dinine uy" emri, Peygamberin bütün düşünce yapısını, inancını yansıtmaktadır. Bu sözden onun, sadece hanif bir yaşantı içinde olduğu anlaşılır.

 

Prof. Dr. Süleyman Ateş

 

http://www.vatanim.com.tr/root.vatan?exec=yazarekstra&Ne wsid=65169&Categoryid=31 adresinden alınmıştır!

 

 

 

Prof. Yaşar Nuri Öztürk’ün Haniflik Yorumu

İsyan, sürekli yürüyerek var olan benliğin, geleneksel düzenle yetinen zihniyete karşı çıkışıdır.

Kur'an, varlık ve oluş sırrından haberdar olanların anlayacağı bir biçimde de olsa isyanın, tüm yaratıcı atılımların itici gücü olduğunu söylemiştir. Biz bu gerçeği, Türk dilinde ilk kez, Kuran'ın Temel Kavramları adlı kitabımızın İsyan maddesinde açıkladık. Kuran'ın temel kavramlarından biri olan ve bugünkü kullanımıyla dürüstlük, isabetli ve samimi yöneliş anlamlarına gelen ‘‘haniflik’’ de esası bakımından ‘‘mevcuda karşı çıkış’’ ifade etmektedir. İbranicede bu kelime, mevcut kabullere karşı çıkan, sapık, zındık gibi anlamlara geliyor. Kuran ise bunu, geleneksel atalar dinine karşı vahyin prensiplerini öne çıkaran benliğin tavrını ifade için kullanıyor. Bunun içindir ki, atalar dinine karşı çıkan Hz. İbrahim'in temel sıfatı ‘‘hanif’’tir. Kur'an, mensubu olmak isteyenleri ‘‘dinde hanif’’ olmaya çağırmaktadır. Bu demektir ki, Kuran'a göre, insanının hayat enerjisi, yaşayan kabulleri her an aşma sevdasından beslenmektedir. Bu, Kuran'ın açık ifadesiyle ‘‘her an yeni bir iş ve oluşta bulunmak’’tır. (Rahman, 29).

http://arsiv.hurriyetim.com.tr/hur/turk/99/12/28/yazarlar/26 yaz.htm adresinden alınmıştır!

 

 

Hanîf; sapık, zındık damgası yemeyi göze alarak ecdat kabullerine karşı çıkan devrimci, ási demek. İbranicede bu kelime ‘atalar dininden sapan zındık’ anlamındadır. Kur’an bu kelimeyi, hanifliğin babası olarak gördüğü Hz. İbrahim’i öven bir sıfat olarak kullanır.

Kur’an’a göre, gerçek bir mümin, aynı zamanda gerçek hanîf olmalıdır. Yani muhafazakárlığa karşı çıkmalıdır. Çünkü muhafazakárlık, hayatı ve insanı yere çakar, dondurup durdurur.

 

http://www.stargazete.com.tr/index.asp?haberID=46756 adresinden alınmıştır!