HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Tasavvuf -Din Felsefe- Bilim Kurgu
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Tasavvuf -Din Felsefe- Bilim Kurgu
Konu Konu: Tasavvuf, Utanmaz Seyh, Allah’in Avukati Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
radyoman
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 09 mart 2005
Yer: Antigua And Barbuda
Gönderilenler: 362
Gönderen: 10 aralik 2005 Saat 06:42 | Kayıtlı IP Alıntı radyoman

Selam Dostlar biraz uzunca bir alinti. Ama Naksilerin yada diger tasavufcularin dusunce yapisini ortaya koymasini acisindan gordugun en ilginc yazilardan biri. Kendilerini Allah avukati yada yeryuzunda Allah cumhurbaskani sanan seyhlerin SAPIK dusunce yapisi .

Kur‘ an ve sünnete göre

Tarikatcilar Nasil Düsünüyor!?

Naksiler nasil düsünüyor

Giris

 Hamd Allahu Teala´ya mahsustur. O´na sanina yakisir sekilde hamd eder, O´na

ibadet eder, O´ndan yardim beklerim. O´nun seckin kullarina ve peygamber efendimiz

Muhammed´e (sas) onun §line, tahir ezvacina, serefli eshabina ve onlarin yoluna kiyamete

kadar tabi olanlarin üzerine olsun.

Degerli okuyucu, son zamanlarda insanligin icinde bulunmus oldugu durum iyice

cikmaza giderken bazi insanlarin bu durumdan kurtulusun islam´i yasamakla oldugunun

farkina varmistir. Bu kaniya varan kisi islamin da ancak bir tarikat seyhine baglanmakla

yasayabilecegine inanmis veya inandirilmis ve tabiri caizse yagmurdan kacarken doluya

tutulmustur.

Bu zavalli belki inanc yönüyle önceki durumu sonraki durumundan daha saf ve

temiz idi. cünkü önceden fitrat üzere idi, ama sonradan dalalet davetcilerinin tuzagina

düsüp decallarin emrine boyun egmistir.

Bu insanlar artik Allahu Teala´nin sözlerini dinlemez, Rasulullah sas´in hadislerine itibar

etmez. Artik onun seyhi seriatin kaynagi olmus, o seyhi ne derse bütün var gücüyle ona

sarilmaktadir. Bunlar hep toplumuzun cahil kalip islam´in asil kaynaklarindan  uzaklastirilmasindandir.

Bunlarin sonunda iddia edecekleri sey ise ya peygamberlik yada ilahliktir. son zamanda kendisini peygamber ilan eden deccallardan birisini hepiniz televizyonlardan takip ettiniz.

Allahu Teala buyurmaktadir:

“Süphesiz bu, benim dosdogru yolumdur. Buna uyun. (Baska) yollara uymayin Zira

o yollar sizi Allah´in yolundan ayirir. iste sakinmaniz icin Allah size bunlari emretti.”

(En´am 153)

Asagidaki alinti bir Naksi seyhi´nin olusturdugu komisyon tarafindan yazmaya basladigi

“Ruhu´l Furkan” tefsirindeki yanlisliklari gidermek niyetiyle, kendisine yazilan bir mektup

sonrasinda gerceklesen görüsme tutanaklaridir. Mektubu süleymaniye Vakfi´ndan bir heyet

hazirlamisti. Ancak uzayan zaman zarfinda mektuba cevap verilmedi. Lakin bu mektupdaki

elestiriler daha sonra karsilikli bir görüsmenin vesilesi olabildi. Diyanet Teskilati istanbul il

Müftülügü´nde Fetva Dairesi Baskani ve ayni zamanda süleymaniye vakfi Baskani Doc. Dr.

Abdulaziz Bayindir ile söz konusu Naksi seyhi ve yardimcilari arasindaki bu diyalog daha

sonra da karsilikli görüsme/ münazara vesilesi oldu.

Gösüme sirasinda yaninda sekreter bulunduran Bayindir, bu görüsmeyi fotokopi ile

cogaltti. Bu görüsme geleknesel islam anlayisinin ve zaaflarinin somut olarak anlasabilmesi

icin tesbitler icermektedir. Bu görüsmede söz konusu Naksi seyhi´n verdigi cevaplari, sahitler

huzurunda kaydedildigi icin mevsuk kabul ediyoruz.

“Bir seyh Efendi ile görüsme”

istanbul´da bulunan bir seyh Efendi ve etrafinda yer alan bir kisim hocalarin bazi

görüsleri vatandaslar tarafindan bana soruldu. Bunlari dogru görmedigimden onlardan bir

hocaya dedim ki; sizin bana ulasan görüserlinizde yanlisliklar buluyorum, bir araya gelelim

de bunlari bana izah edin. O da onlari kendilerine yazili olarak iletmemi ve yapacaklari bir

hazirliktan sonra görüsmemizin uygun olacagini söyledi. Bunu üzerine bu konuda bana

sorulan bazi  sorulari  icer en  bir yaziyi Aralik 1993´te kendilerine  gönderdiim.

Aradan alti ay gectikten sonra benimle görüsmek istediklerini bildirdiler. seyh Efendi

basta olmak üzere tarikatin ileri gelen bütün hocalarinin bulundugu bir yerde beni kabul

ettiler. Benim yanimda sadece sekreterligimi yapan Hasan Ali vardi. Asagida onlara yazdigim yaziyi ve yaptigimiz görüsmeyi bulacaksiniz.

seyh Efendi´nin kimligini gösteren ifadeler mektuptan cikarilmistir. Görüsme

bölümünde verilen isimleri sadece onlari yakindan taniyanlarin teshisedebilecegi sekilde

yazilmistir. Bu yazida karsi tarafin sözlerine herhangi bir ilavede bulunmadim. Konusmanin

bana ait kismina bir kisim eklemeler yaptim. cünkü tartisma ortaminin heyecani ve her

taraftan yapilan yüklemler cevap yetistirme kaygisiyla söyleyemedigim bazi seyler kalmisti.

Asagida bulacaginiz uzun aciklamalar konusma sirasinda yer almayan ve sonradan yapilan

ilavelerdir. cünkü o ortam, böyle uzun aciklamalar yapmaya imkan vermemisti. Önemli

olan kimin hakli kimin haksiz ciktigi degil, hakkin ortaya cikmasidir. Cenab-i Hak´tan bu gayretleri rizasina muvafik kilinmasini niyaz ederim.

Devam edecek



__________________
43/44 Dogrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir ögüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.
Yukarı dön Göster radyoman's Profil Diğer Mesajlarını Ara: radyoman Ziyaret radyoman's Ana Sayfa
 
radyoman
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 09 mart 2005
Yer: Antigua And Barbuda
Gönderilenler: 362
Gönderen: 10 aralik 2005 Saat 06:43 | Kayıtlı IP Alıntı radyoman

Seyh Efendiye gönderdigim yazi

Soru 1- "Kul ile Mevla arasinda vesile ve vasita olmaya müstehak olmus (hak kazanmis),

manevi yolu iyi bilen ve salikleri o yola ulastirabilen bir seyh aramak seriatin

emrettiklerindendir." diyorsunuz.

a) seyh, kul ile Allah arasinda vesile ve vasita olma hakkini nereden elde etmistir?

Bunun kaynagi nedir?

b) seriat´ta Kitap ve sünnet´e uymak emredilmistir. Kitap ve sünnet´te acikca belirtilmeyen

hususlarda herhangi bir müctehidin görüsüne uymak yeterlidir. cünkü Allahu Teala hazretleri

"Eger bilmiyorsaniz bilenlere sorunuz" (Nahl 16/43) buyurmustur. Bir seyh aramayi emreden

ser´i delil nerede vardir?

c) Burada kastedilen manevi yolla ne kastediliyor? Maksat Kitap ve sünnet´e

uymaksa neden " Kitap ve sünnet´i" iyi bilen seyh bir denilmiyor? Yoksa kastedilen

manevi yol bundan ayri bir sey midir?

Soru 2- Maide suresinin 35. ayetinde gecen "O´na yaklasmaya vesile arayin" ilahi kelami,

seyhi Allah Teala ile kul arasinda bir vasita ve vesile kilmanin delili olarak gösterilmistir.

Buna bagli olarak sik sik seyhin ruhaniyetinden istianede bulunma yani ondan yardim

isteme geregi tekrarlanmaktadir. Kisiyi Allahu Teala´ya yaklastiran seyin, imandan

sonra salih amel oldugu Kuran-i Kerim´in tam 62 ayetinde yer almistir.

"Bizim katimizda size yakinlik saglayacak olan ne mallariniz, ne evladinizdir. Ama inanip salih amel

isleyenler böyle degildir. Onlar yaptiklarinin kat kat karsiligini göreceklerdir. Onlar yüksek katlarda

güven icinde olacaklardir." (sebe 34/37) Elmalili Muhammed Hamdi Yazir, "Ona yaklasmaya vesile

arayin" ayetini söyle tefsir etmistir: "Biz mü´miniz, Allah bizi mücerred iman ile sever deyip deyip

de laubali olmayiniz. Allah´tan korkunuz, fena ahlaktan fena amelden sakininiz, iradenizi sarf edip

esbaba da tesebbüsediniz, Allah´in emirlerini ifa eyleyiniz ve bununla da kalmayip Allah´a yaklasmak

icin daima vesile arayiniz, her firsattan bil istifade kendi gönlünüz ve hüsnü arzunuzla feraiz ve

vacibat haricinde güzel güzel isler, rizai ilahiye muvafik ameller yaparak kendi tarafinizdan

da kendinizi Allah´a sevdirmek isteyiniz, isteyerek, yalvararak calisiniz ve ugrasiniz demek olur."

Bazi tarikat mensublari, seyhlerinin makamini anlatmak icin söyle bir mantik ortaya

koymaktadirlar:

"Cumhurbaskani ile görüsmek isterseniz onunla dogrudan temaskurabilir misiniz? sizi

ona götürecek bir araciya ihtiyac olmaz mi? iste seyh de Allah ile kul arasinda böyle bir

araci, bir vasitadir. Bu sebeple seyhe tam baglanmak, ona rabita etmek, kalple ondan

yardim istemek ve ona asla itiraz etmemek geregi ileri sürülüyor. Bunu sizin tarikata

mensup olanlar da söylüyorlar. Yukaridaki vesile ve vasita ifadeleri de bu görüsün

dayanagi sayiliyor. Kuran-i Kerim´de sik sik peygamberlerin kissalari anlatilir ama

onlardan hic birinde Allah´a, bir insani vasita kilarak yaklasma yöntemi görülmez.

sizin takdim ettiginiz yöntem, Zümer suresinde belirtilen yaklasma yöntemine

uygun düsüyor. Allah´u Teala söyle buyuruyor:

"iyi bil ki saf din Allah´in dinidir. O´nun berisinde bir takimlarini ilahlar edinenler söyle

demektedirler: Biz onlara baska bir maksatla degil sadece bizi Allah´a yaklastirsinlar

diye kulluk ediyoruz. iste Allah, onlarin aralarinda tartisip durduklari seyde hükmünü

verecektir. Allah yalanci ve gercekleri ö rtüp duran kimseleri dogru yola sokmaz" (Zümer 3).

Denebilir ki bir seyhe tutunmanin neresi ayette belirtilen sekliyle evliyaya tutunmak olur?

Müsriklerin putlarina tapindiklari gibi seyhlere tapinma mi vardir? ibadet etmis olmak icin

puta secde eder gibi seyhe secde etmek gerekmez. cünkü ibadet secdeden ibaret degildir.

Asil ibadet duadir. Peygamber (ass) söyle buyurmustur:

"Dua ibadetin kendisidir"1. "Dua ibadetin iligidir, özüdür."2 Cenabi Hak , Kuran-i Kerim´de bir cok

ayette müsriklerin durumunu belirtirken "Allah´tan baskasina dua etmek"3 ifadesini kullanmistir.

Peygamber (sas)´e verdigi bir emirde söyle buyurmustur:

"De ki: Ben yanlizca Rabbima dua ederim. O´na hic bir seyi ortak kosmam." (Cin 20)

insanlar öteden beri en cok dua ve ibadet konusunda yanildiklari icin bütün peygamberlerin

davetinin temelini bu hususolusturmustur. Bize de kildigimiz namazlarin bütün rekatlarinda

Fatiha suresini okumamiz emredilmis ve günde kirk kere "Yalnizca sana ibadet eder ve

yalniz senden yardim isteriz." (Fatiha 5) ayeti tekrarlattirilarak konu zihinlerimzde canli

tutulmustur.

Yardim istemenin usulü Kur´an-i Kerim´de söyle aciklanmistir:

"Ey iman edenler! sabir ve namaz ile Allah´tan yardim isteyin. cünkü Allah muhakkak

sabredenlerle beraberdir" (Bakara 153)

Hal böyle iken cok tekrarlanan, seyhe rabita etmek, onun ruhaniyetinden yardim istemek ona

ibadetten baska ne ile aciklanabilir.

su ayetleri dikkatle düsünelim:

"El acip yalvarmaya layik olan ancak O´dur. O´nun disinda el acip dua ettikleri

onlarin isteklerini hicbir seyle karsilamazlar. Onlar ancak agzina gelsin diye suya dogru iki

avucunu acan kimse gibidir. Halbuki (suyu agzina götürmedikce) su onun agzina girecek

degildir. Kafirlerin duasi kuskusuz hedefini sasirmistir." (Rad 14)

"Allah´i birakip da taptiklari (putlar), hicbir sey yaratamazlar. cünkü onlar

kendileri yaratilmislardir." (Nahl 20)

"cünkü Allah, hakkin ta kendisidir; O´ndan baska dua ettikleri seyler ise hic süphesiz

batildir. Gercekten Allah cok yüce, cok uludur." (Lokman 30)

"De ki: Eger duaniz olmasa Rabbim katinda ne ehemmiyetiniz olur?" (Furkan 77)

soru 3- "Mevlanin fazl-u keremiyle masiva (Allahu Teala´nin disindaki her sey) salikin

nazarindan tamamen kalkip, Allah´tan gayriyi (yabancilari) görmekten isim ve resim

kalmayinca, muhakkak fenafillah hali sonuna ermis olur, Ve böylece seyr-i ilallah

(Mevla´ya dogru olan manevi yürüyüs) tamamlanmis olur" diyorsunuz.

a) Burada söz edilen fena fillah önemli bir mertebe gibi gösteriliyor. Bunun

Kur´an´da ve sünnet´te delili var midir? Asr-i saadette böyle bir seyden bahseden

olmus mudur?

b) Mevla´ya dogru olan manevi yürüyüsün daha hayatta iken tamamlanmis olmasi

hangi ser´i delil ile aciklanabilir?

soru 4- "iste fena denilen bu tarikat beka denilen bir hakikatle, yani bunlari

kazanmak sebebiyle kisiye "veli" (hakiki Allah dostu) demek dogru olur. Ve nefsi emmare

(sürekli kötülük emreden nefis) mutmainneye dönüsür; kürfünden ve inkarindan vazgecer.

O Mevlasindan, Mevlasi da ondan razi olur. Nefsin tabiatinda bulunan kerahat (ibadetlere

karsi olan isteksizlik hali) ortadan kalkar." diyorsunuz.

a) Burada veli icin yeni bir tanim yapmissiniz. Halbuki velinin Kuran-i Kerim´de bir

tanimi vardir. Allahu Teala hazretleri söyle buyurmaktadir:

"iyi bilin ki Allah´in velilerine korku yoktur. Onlar üzülecek de degildirler. Bunlar

inanmis olan ve takva ehli olan kimselerdir." (Yunus62-63)

Burada inanip takva ehli olanlar Allah´in velisi sayilmistir. Takva ehli olanlarin kimler

oldugu da Bakara suresinin bas tarafinda bildirilmistir. Bu ayetlere göre:

"Onlar gaybe inanan, namazi kilan, kendilerin verilen riziktan yerli yerince harcayan,

Hz. Peygambere ve ondan önceki peygamberlere indirilenlere inanan, ahireti kesinkes

kabul eden kimselerdir." (Bakara 2-4) Velinin Kur´an`da tanimi bu iken siz nicin baska

tanim yapiyorsunuz?

b) "Nefsi emmare mutmainneye dönüsür, küfürden ve inkardan vazgecer" deniliyor, Nefsi emmareye

ve nefsi mutmainneye Kuran-i Kerim´in disinda nasil mana verilebilir? Kur´an-i Kerim´de nefsi

emmare ile ilgili olan ayet sudur:

"Ben nefsimi temize cikarmam, cünkü nefisRabbimin esirgemesi olmadikca kö tülücü

emreder durur." (Yusuf 53)

Burada Hz. Yusuf (as) emmare diye kendi nefsinden bahsetmektedir. Bir büyük

peygamberin nefsi icin nefsi emmare deniyorsa hic kimse emmareden kurtulamaz demektir.

Ayette nefsi emmareyi ifade eden cümle isim cümlesidir. Arapca´da isim cümleleri devam ve

subut ifade eder. Yani nefsin kötülügü emretmesi devamli olur. Ayrica bu konulardaki

süpheleri gidermek icin ayette cümlenin basina "inne" haberinin basina da "te´ kid lam" i

getirilmistir.

Nefsin mutmainne olmasi emmare olmaktan vazgecmesi anlamina gelmez. Mutmainne demek imaninda

hic bir süphesi kalmamis demektir.

soru 5- söyle bir rabita tanimi yapiyorsunuz: "Rabita bir müridin, mürsid-i kamilin

ruhaniyetiyle beraber, suretini kalp gözünün önüne getirerek hayal etmesi ve kalbiyle

ondan yardim istemesinden ibarettir."

a) Kuran-i Kerim´de bir sey ya acik ya da üstü kapali ifadelerle anlatilir. Herhangi bir

ayette ne acikca ne de üstü kapali olarak rabitadan bahsedilmistir. seriat´ta

rabitanin edilecegi bir hüküm yoktur. Kiyasicin illet birligi yani iki sey arasinda bir

ortak yön aranir. Rabita konusunda cok sayida delil getirmenize ragmen

bunlardan hic birisinin tarif edilen rabita illet birligi yoktur. cünkü rabitani özü,

mürsidin ruhaniyeti ile beraber suretini kalp ile gözünün önüne getirerek hayal

etmek ve kalbe ondan yardim istemek, diye tanimlanmistir. Bu sadece Zümer

suresinin 3. ayetinde gecen duruma benzemektedir ki bununla ilgili izahlar ikinci

soru icindedir.

b) Madem mürsid Hz. Peygamberin vekilidir, düsünmek gerekmez mi, Hz.

Peygamber (sas)´in hic bir sahabesine emretmedigi seyi vekili nasil isteyebilir?

soru 6- "Allahu Teala´ya ve Rasulune inanan, Ehl-i sünnet ve´l-Cemaat itikadina

sahip olan hicbir kimsenin rabitayi inkar etmesi caiz degildir." deniyor. Bunu nasil

söyleyebildiginizi anlamak mümkün degildir. cünkü rabitayi sizin belirttiginiz sekliyle

tarif eden ilk kisi 1776´da dogup 1826´da vefat etmis olan Mevlana Halid-i Bagdadi´dir.

Ondan önce yasamis olan Ehl-i sünnet´ten hic kimse böyle birsey söylememistir.

Rabita Naksibendi tarikati disindaki tarikatlarda da kabul görmemistir.

Rabita, Mevlana Halid-i Bagdadi´nin ictihadi olabilir. Müctehidler bir ictihad yaptiklari

zaman Kitap veya sünnet´e dayanirlar. Kendilerine göre Kur´an ve sünnet´te benzeri

bulunan bir seye kiyasyaparak görüslerini ortaya koyarlar. sonra da derler ki, "Bu benim

görüsümdür; dogruysa Allah´dan, yanlissa bendendir." cünkü Hz. Adem´i yaniltan seytanin

kendilerini de yaniltabilecegini bilirler. Zaten Allahu Teala hazretleri seytanin peygamberlere

dahi vesvese verdigini beyan etmistir. Cenab-i Hak söyle buyuruyor:

"(Ey Resulum!) Biz, senden ö nce hicbir resul ve nebi göndermedikki, o, bir temennide

bulundugunda seytan onun dilegine ille de (beseri arzular) katmaya kalkismasin. Ne var ki

Allah, seytanin katacagi seyi iptal eder. sonra Allah, kendi ayetlerini (lafiz ve mana

bakimindan) saglam olarak yerlestirir. Allah, hakkiyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir."

(Hac 52)

Allahu Teala Peygamberlere olan vesveseyi gidermeyi üstlenmistir. Ama

peygamberler disindakiler icin böyle bir üstlenme yoktur. Bu sebeple peygamberlerin

disindaki sahislara ait olan her sözde, seytan vesvesesi bulunabilir. Bunun icin bütün

müctehidler "sözlerimiz Kur´an ve sünnet´e uygun bulursaniz alin, yoksa almayin."

demislerdir. iste böyle dikkat insanlari hak yolda devamli kilabilir.

seyhe itirazi bile caiz görmeyen bir anlayis, seytanin arayipta bulamayacagi anlayistir.

Bu sebeple Ehl-i sünnet ve´l Cemaat´a uyma iddiasinda bulunan herkes, tabi olacagi bir

sözün Kitap ve sünnet´e uyup uymadigini kontrol etmek zorundadir.

soru 7- Burada Kur´an-i Kerim´e aykiri iki hususa daha dikkatlerinizi cekerek yaziya

son vermek istiyorum. "islerinizde hayrete düstügünüz vakit kabir ehlinden yardim isteyin"

diyor ve bunu Peygamber(sas)´in söyledigini iddia ediyorsunuz.

Her gün kirk kere "Yalniz senden yardim isteriz." (Fatiha 5) diyen bir Müslüman bir kitabin bir

yerinde böyle bir ifade gördü diye gece odun toplayan insan gibi onu nasil alabilir? Bu, odun

yerine yilani almak olmaz mi? Ayrica "seyhini sefaatci, araci kil ki seni sevincle doldursun."

diyorsunuz. seyhe sefaat yetkisini kim vermis?

 

Her namazdan sonra Ayetu´l-Kursi´yi okuyan ve "Onun izni olmadan O´nun katinda sefaat edecek

olan da kimmis?" (Bakara 225) ifadelerini tekrarlayip duran bir müslüman böyle bir söze nasil

yeltenebilir? Bu söz Kur´an-i Kerim´de sefaatle ilgili olarak gecen bütün ayetlere aykiri degil midir?

sonuc olarak sunu belirtmek gerekir ki; beser olarak hepimiz her an yanilabiliriz. Bir

müslüman olarak vazifemiz birbirimize hakki tavsiye etmektir. seriata uyma hususunda

büyük gayretler icerisinde oldugunu bildigimiz seyh Efendi ve cemaatinin burada yazilanlara

kulak verecegini, bizim yanildigimiz hususvarsa bizi uyaracaklarini kabul ediyoruz. Bu bir

baslangictir. Eger hayirli bir müzakereye sebep olursa ümmetin bundan cok faydalanacagi

tabiidir. Durum tetkilerinize arz olunur.

Doc. Dr. Abdullaziz BAYINDIR



__________________
43/44 Dogrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir ögüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.
Yukarı dön Göster radyoman's Profil Diğer Mesajlarını Ara: radyoman Ziyaret radyoman's Ana Sayfa
 
radyoman
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 09 mart 2005
Yer: Antigua And Barbuda
Gönderilenler: 362
Gönderen: 10 aralik 2005 Saat 06:44 | Kayıtlı IP Alıntı radyoman

Seyh Efendi ile görüsme

 

7 Temmuz 1994 Persembe günü ögle namazinda, seyh efendi´nin yanina davet  edildim. Davetin sebebi, yukarida yaziyla ilgili görüs alis verisi yapmakti.

 

Toplantida seyh Efendi, Abdullah Hoca, Vanli Hoca, Kara Mustafa Hoca, Bayram

Hoca, Ahmet Efendi ve adini bilmedigim hocalardan oldugu anlasilan üc kisi daha vardi.

Dinleyici olarak bir kisi ile sekreterim Hasan Ali de orda yer almisti. söze Vanli Hoca basladi.

 

Vanli Hoca: Her seyden önce sunu ögrenelim. sen tasavvufu kabul ediyor musun,

etmiyor musun?

 

Bayindir: Bu tasavvufdan ne kastedildigine  baglidir. Tasavvuf, Kur´an ve sünnet´e

uygun olarak müslümanligi yasamak icin bir seyhin etrafinda bir araya gelmekse bunun

takdir edilmeyecek bir tarafi yoktur. Bunun adina ister tarikat, ister tasavvuf isterse ne

denirse densin bu davranis peygamberlerin davranisidir.

 

Burada dikkat edilmesi gereken bir sey vardir. seyh Efendiyi bir ögretmen, bir yol

gösterici, örnek bir insan kabul edebiliriz. Ama tutar seyh efendiye Allah ile kul arasinda bir

takim vasiflar yüklemeye, onu bir vesile bir vasita kilmaya, onun ruhaniyetinden yardim

istemeye manevi himmetinden yararlanmaya kalkisirsaniz asiriya kacmis olursunuz. Bizim

karsi ciktigimiz bu asiriliklardir. Kur´an ve sünnet cercevesi disina tasan asiriliklari kim, hangi ad

altinda yaparsa yapsin kabul etmemiz söz konusu olamaz.

 

Kara Mustafa Hoca: Bizim tasavvuf anlayisimizi sana okuyayim. imam Rabbani

Hazretleri Mektubatinda söyle buyuruyor: “sunu bil ki, seriatin üc bölümü vardir; ilim, amel

ve ihlas. Bu üc bölümün hepsi gerceklesmeyince seriat gerceklesmez. seriat gerceklesti mi,

Hak subhanehu ve Teala´nin rizasinin kazanilmasi da gerceklesir. Bu riza öyle bir seydir ki,

dünya ve ahiret mutluluklarinin tamamindan üstündür. “Allah´in rizasi her seyden

büyüktür.” (Tevbe 72) Öylese seriat, dünya ve ahiretin tüm mutluluklarini garantilemistir.

seriatin ötesinde ihtiyac duyulacak bir sey yoktur.

 

Tarikat ve hakikat ki, sufiler bunlarla öne cikmislardir, ücüncü bölümü olusturan

ihlasin olgunlasmasi hususunda da seriatin emrindedirler. Bu iki seyin elde edilmesinin gayesi

seriati mükemmellestirmektir. seriatin ötesinde herhangi bir sey yoktur.”

 

Bayindir: Bu tasavvuf anlayisi bizim kabul edebilecegimiz bir anlayistir. Bu anlamda bir

tasavvuf terbiyesine ihtiyac olduguna inaniyorum. sizin ortaya koydugunuz seyler bu

anlayisa aykiri oldugu icin kabul edemiyoruz.

 

Kara Mustafa Hoca: Bizim o anlayisa aykiri bir seyimiz yoktur.

 

Bayindir: Burada söz konusu edecegimiz seyler, sizin seriata acikca aykiri olan

inanclarinizdir. Eger bunlar Hanefi, safii, Maliki, Es´ari, Maturidi gibi herhangi bir mezhebin

görüsüne aykiri olsaydi bunu gözümde büyütüp sert tavir ortaya koymazdik. Mütevatir

olmayan hadis-i seriflere aykiri görseydik yine bu kadar fazla üzerinde durmazdik. siz Kur´an-

i Kerim´in cok acik ifadelerine aykiri seyler söylüyor ve yaziyorsunuz. Bunlar karsisinda

susarsak yarin Allah´in herkesten önce siz bize hesap sorarsiniz. imam Rabbani, Mektubat, 36. Mektup. Arapca nusha, s.50



__________________
43/44 Dogrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir ögüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.
Yukarı dön Göster radyoman's Profil Diğer Mesajlarını Ara: radyoman Ziyaret radyoman's Ana Sayfa
 
radyoman
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 09 mart 2005
Yer: Antigua And Barbuda
Gönderilenler: 362
Gönderen: 10 aralik 2005 Saat 06:45 | Kayıtlı IP Alıntı radyoman

 1. Kabir Ehlinden Yardim istemek

 

Vanli Hoca: su hadisi kabul etmediginizi söylemissiniz: “islerinizde ne yapacaginizi

sasirdiginizda kabir ehlinden yardim isteyin.”

Bunun nesine karsi cikiyorsunuz? Burada kabir ehlinden yardim istemek onlardan

ibret almak demektir.

 

Bayindir: Eger söz konusu olan ibret almaksa neden o kelimelerle söylenmiyor da

yardim istemek seklinde söyleniyor? Hadisdiye uydurulmus olan bu sözün arapcasinda

“festeinu” (yarim isteyin) ifadesi kullanilmaktadir. Ama Allahu Teala hazretleri Fatiha suresinde

bize her namazimizda “iyyake nestein” (yalniz senden yardim isteriz) dedirtiyor. Burada hasir

vardir. Yani yardimin sadece Allah´tan ilenecegi ifade edilmektedir. O zaman yukaridaki

sözle bu ayetin metni acikca catismiyor mu? Bu söze hadisdiyebilmek icin anlam bakimindan

Kur´an-i Kerim´e aykiri olmamasi ve Hz. Peygamber (sas)´den duyuldugunun bir senedi

olmasi gerekir. Bu sözü Hz. Peygamber (sas)´den hangi sahabi duymustur, o sahabiden

bize nakleden kimdir, hangi hadisalimi kitabinda buna yer vermistir? Bütün bunlarin tespiti

gerekir.

 

Hadisde diginiz bu söz acikca Kuran-i Kerim´e aykiridir. ikinci olarak da bu sözün hic bir

senedi yoktur. Ben size bunu duyurali uzun bir süre gecti ama hic bir senet getiremediniz.

cünkü olmayan bir sey getirilemez.

 

Bayram Hoca: Yasiyan bir insandan yardim istemiyor muyuz? Bir veli ölünce ruhu,

kinindan cikmis bir kilinc gibi olur ve o zaman daha cok yardim yapma imkani elde eder.

Bunlar bir cok tasarruflarda bulunmaktadirlar.

 

Bayindir: Bu sözün Kur´an´dan ve sünnet´den delili var midir? Hz. Peygamber

(sas)´de ölmüstür. Onu hatirladigimizda ve kabrini ziyaret ettimigizde ona salat ve selam

getiriyoruz. Bu halimizle Allah´in rahmeti ve ebedi mutluluk onun olsun demek istiyoruz.

Yani Allah´dan Peygamberimize olan ikramini daha da arttirmasini talep ediyoruz. Ama hic

bir duamizda Peygamber (sas)´den bir talepte bulunmuyoruz. cünkü böyle bir sey

Hristiyanlarin Hz. isaya yaptigini bizim Hz. Peygamberimize yapmamiz olur ki; bu yoldan

cikmaktan baska bir sey degildir. Ayrica imanimizi tazelemek icin söyledigimiz her sehadet

kelimesinde ilk önce Rasulallah´in Allahu Teala´nin bir kulu oldugunu yani bizim gibi bir insan

oldugunu vurgulayip duruyoruz. “Eshedu enne Muhammeden abduhu ve Rasuluh”

demenin anlami sudur: “sunu cok biliyorum ki, Muhammed Allah´in kulu ve rasuludur.”

 

Bayram Hoca! Velilerin ruhunun ölümlerinden sonra kinindan cikmis kilinclar gibi

oldugunu ve daha cok tasarrufta bulundugunu, yani bir takim isleri cevirebildiklerini ifade

ettiniz. Bunu neye dayandirarak iddia edebiliyorsunuz?

 

Bayram Hoca: Bunu yazan bazi büyük alimler var.

 

Bayindir: O kitaplari getirin. Ama herseyden daha büyük olan Allahu Teala´nin

kitabinda bunun böyle olmadiginadair acik ayetler vardir.

 

“Allah, ö lenin ö lüm zamani gelince, ö lmeyenin de uykusunda iken canlarini alir da

ö lümüne hükmettigi cani alir, ötekini muayyen bir vakte kadar birakir. süphe yok ki, bunda

iyi düsünecek bir kavim icin ibretler vardir.” (Zumer 42)

Bu ayete göre Allah´in belli bir yerde, berzah aleminde tuttugu ölülerin ruhunu,

dirilerin ruhu gibi dünyaya saliverdigini neye dayanarak iddia edebilirsiniz:

“Dirilerle ö lüler de bir olmaz. süphesiz Allah, diledigine isittirir. sen kabirlerdekilere

isittiremezsin!” (Fatir 117)

 

Hz. isa (a.s)´ in ifadelerini ihtiva eden su ayet üzerinde düsünmek gerekmez mi?

“....iclerinde bulundugum müddetce onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince

artik onlar üzerine gö zetleyici yanliz sen oldun. sen her seyi hakkiyla gö rensin.” (Maide 117)

 

 

Hz. isa gibi bir peygamber, öldültün sonra ümmetinden habersiz olacak da

herhangi bir velinin ruhu kinindan cikmis kilic gibi tesirini arttiracak. Bu, batil hayalden baska

ne olabilir?

 

“Allah´i birakip da kiyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek seylere

tapandan daha sapik kim olabilir? (Oysa) onlar, bunlarin tapmalarindan habersizdiler.”

(Ahkaf 5)

 



__________________
43/44 Dogrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir ögüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.
Yukarı dön Göster radyoman's Profil Diğer Mesajlarını Ara: radyoman Ziyaret radyoman's Ana Sayfa
 
radyoman
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 09 mart 2005
Yer: Antigua And Barbuda
Gönderilenler: 362
Gönderen: 10 aralik 2005 Saat 06:45 | Kayıtlı IP Alıntı radyoman

2. Vesile ve Vasita

seyh Efendi: sen vesileyi kabul etmiyorsun. Vesileye dair delilimiz vardir. Hz.

Peygamber (sas)´e ama geldi, ona dua etmesini söyledi. Peygamberimiz (sas) ona , abdest al, iki rekat namaz kil ve “Ya Rabbi peygamberini vesile ederek senden sifa istiyorum.” diye dua et, buyurdu. O sahisda bu dua ile beraber “Ya Rabbi peygamberini hakkimda sefaatci kil” dedi. Bu sahih bir hadistir. Bu hadisi kabul etmiyorsan bizde seni kabul etmeyiz.

 

Bayindir: Böyle bir toplantida bunun dile getirilecegini tahmin ettigim icin hadis-i serifin

bütün rivayetlerini yanima aldim ve geldim.

Bu hadis-i serif Tirmizi´d, ibn Mace´de ve Ahmed ibn Hanbelin Müsnedi´nde

gecmektedir. Hadis-i serif mealen söyledir:

 

“Gözleri kör bir adam Hz. Peygamber (sas)´e gelerek söyle dedi:

-Allah´a dua et, bana sifa versin. Peygamberimiz buyurdu ki,

-istersen dua ederim, istersen durumuna sabredersin daha iyi olur. Adam dedi ki:

-Dua et.

Hz. Peygamber (sas) ona güzelce abdest almasini, iki rekat namaz kilmasini ve söyle

dua etmesini emretti: “Allahim senden istiyorum, rahmet peygamberi Muhammed ile sana yöneliyorum.”  Ya Muhammed, su ihtiyacimin görülmesi icin seninle Allah´a yöneldim. Ya Rabb onu benim hakkimda sefaatci kil.”5

Burada sizin belirttiginiz manada tevessül yoktur. Hz. Peygamber (sas) o sahisicin

dua etmeye söz veriyor, onun da kendisiyle dua etmesini istiyor. Eger Hz. Peygamber (sas) dua etmeye söz vermeseydi sizin iddianiz akla gelebilirdi.

seyh Efendi: su ayet de tevessülün delillerindendir:

 

“Eger onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler ve Allah´dan bagislanmayi

dileselerdi, Rasul de onlarin bagislanmasi icin dua etseydi Allah´in tevbeleri kabul ettigini ve merhametli oldugunu gö receklerdi.” (Nisa 64)

 

Onlar Hz. Peygamber (sas)´e geliyorlar, Hz. Peygamber (sas) onlarin bagislanmasini

istiyor. iste insanlar da evliyaullaha gelir, onlar da Allah´in bagislamasini ister. cünkü

evliyaullah Hz. Peygamberin varisidir. Peygamberin yaptigini onlar da yaparlar.

Bayindir: Bilirsiniz islamiyette tevbe ve istigfarin sekli bellidir. Evvela kisi yaptigi

günahtan dolayi pismanlik duyar, ikinci olarak o günahi bir daha islememeye karar verir,

son olarak da Allah´dan bagislanmasini diler. isledigi günahta kul hakki varsa, tevbesinin

kabulu icin ilgili sahistan helallik almasi da gerekir. Bizde Hristiyanlarda oldugu gibi günah cikarma olmadigi gibi tevbe bir hocanin veya alimin yanina gitme de yoktur. Hocanin veya alimin yanina tevbenin nasil yapilacagini ögrenmek ve hayir duasini almak icin gidilir. Araya vasita girdigi zaman bazi kimselerin Allah adina is yapmaya kalkismalari sözkonusu olur ki, bunun acik delili yoksa sirkten baska bir sey olmaz.

                                                              

5 Tirmizi, Deevat, 119. Tirmizi hadisin sonuna su notu düsmüs bulunuyor:”Bu hasen, sahih, garip bir hadistir. Hadisi sadece bu vecihten biliyoruz, Hatimli Ebu Cafer hadisinden. ibn Mace hacet namazi basligi altinda zikretmistir, salat, 189. Ahmed b. Hanbel, c.4 s.138.

Yukaridaki ayet, munafiklarla ilgili olarak inmis bir ayettir. Ayeti iyi anlamak öncesine

ve sonrasina (siyak ve sibaka) bakmak gerekir. Müslüman gecinen bir kisi yani münafik ile yahudi arasinda anlasmazlik cikar. Yahudi cözüm icin Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem' e bas vurmayi, münafik da yahudi sihirbazi Ka'b b. Esref ' e gitmeyi önerir. Yahudi o münafigi güc bela ikna ettikten sonra Hz. Peygamber sas' in huzuruna girerler. Peygamber sasyahudiyi hakli bulur. Disariya cikinca münafik bu hükme razi olamiyacagini söyler ve arkadasini zorla Hz. Ömer ra ' ya götürür.

 

Yahudi durumu ve münafigin Hz. Peygamber sas'in hükmüne razi olmadigini anlatir.

Münafik da yahudinin dogru söyledigini belirtince Hz. Ömer ra: "Biraz bekleyin, simdi gelip hükmünü veririm" diyerek evine girer, kilicini alir, cikinca münafigin boynunu vurur ve "Allah 'in ve Peygamber 'in hükmüne razi olmayana benim hükmüm budur" der.6

Kuran-i Kerim 'de "...Müslüman olduklarini ileri süren kisilerin yargi icin Hz.

Peygamber yerine taguta basvurmak istedikleri" (Nisa 4:60), Allahu Teala 'in indirdigi kitaba ve O 'nu Peygamberinin hükmüne basvurulmasi teklif edilince münafiklarin iyice

uzaklastiklari (Nisa 4:61), yaptiklari yüzünden baslarina bir felaket gelince Hz. Peygamber sas'e gelip "biz sadece iyilik etmek ve arayi bulmak istemistik" diye Allah 'a yemin ettikleri (Nisa 4:62) haber verildikten sonra Hz. Peygamber sas'e, onlardan yüz cevirmesi, onlara ögüt verip tesirli konusma yapmasi emrolunuyor ve sonraki yukaridaki ayete yer veriliyor.

 

"Biz her peygamberi Allah 'in izniyle ancak kendisine itaat edilmesi icin gö nderdik.

Eger onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah 'tan bagislanmayi

dileseler, Resul 'de onlar icin istigfar etseydi Allah 'i ziyadesiyle affedici, esirgeyici

bulurlardi." (Nisa 4:64)

Burada münafiklarin bagisi Allahu Teala 'dan dilemeleri gerektigi ve Peygamber sas

'de onlarin bagislanmasini istemesinin tevbelerinin kabulüne sebeb olacagi bildirilmistir. Yoksa Hz. Peygamber sas'in Allahu Teala ile kul arasinda vasita olmasi söz konusu degildir.

 

Ayrica bunlar günahlarini hem Allahu Teala 'ya karsi hem de topluma karsi

islemislerdir. cünkü davranislariyla toplumun huzurunu bozmakta ve kötü örnek

olmaktaydilar. O toplumun baskani da Hz. Peygamber sas'dir. suclarin bagislanmasi icin

baskan olan Hz. Peygamber sas'in huzurunda pismanliklarini dile getirmeleri gerekiyordu.

Bunlar pismanliklarini ortaya koyup Allahu Teala 'dan bagis isteyerek Hz. Peygamber

sas'in huzuruna gelince Hz. Peygamber sasonlari reddetmiyecek, onlari hem müslüman

toplum adina affedecek hem de bagislanmalari icin Allahu Teala 'ya dua edecektir.

cünkü islenen günah kul hakki ile ilgili ise tevbe icin helallik almak gerekir. Bütün bir

topluma karsi islenen günah icin o toplumun reisinden helallik almak yeterli olacaktir.

Münafiklar böyle yapsalardi Allahu Teala 'inin onlari bagislanmasi icin bütün sartlar olusmus olacakti.

Abdullah Hoca: Bizim Hoca Efendi 'ye bakisimiz, onun bize yardimci olacagi

yolundadir. Mesela bu gün mahkemede avukat tutma zorunlugu yoktur. Ama genellikle avukat tutanlar davayi kazanirlar. Hoca Efendi de bizim avukatimizdir.

Bayindir: siz hic bir seyden haberi olmayan hakim ile gizli asikar her seyi bilen Allahu

Teala 'yi ayni mi tutuyorsunuz?

"iste o gün kisi kardesinden, annesinden, babasindan, esinden ve cocuklarindan kacar.

O gün, herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardir." (Abese 80:34-37) buyrulmaktadir.

Durum böyle iken Hoca Efendi nereden firsat bulucak da sizi savunacaktir. Buna

dair ayet veya hadisbulamazsiniz. Ama bunun tam tersini ifade eden cok sey bulabilirsiniz.

Vanli Hoca: Biz burada Hoca Efendi ile iyi geciniyoruz ki, belki ahirette eteginden

tutariz, belki bize faydasi dokunur.

                                                              

Bayindir: Müslümanlar daima korku ile ümit icerisinde olmalidir. Cehenneme gitme

korkusu ve cennete gitme ümidi olmalidir. Onun cennete gidecegini nereden biliyorsunuz ki, sizi de götürmesini bekliyorsunuz. sizin bahsettiginiz sefaattir. Fakat her namazin arkasindan okuyup durdugumuz Ayete 'l-Kursi 'de

 

"O 'nun izni olmadan O 'nun katinda sefaat edecek olan da kimmis" buyurulmuyor mu? siz Hoca Efendi 'yi razi etmeye ugrasacaginiza Allahu Teala 'yi razi etmek icin vakit gecirseniz olmaz mi? "(Müsriklere) de ki: Allah 'tan baska tanri saydiginiz seyleri cagirin! Onlar ne göklerde ne de yerde zerre agirliginca bir seye sahiptirler. Onlarin buralarda hicbir ortakligi yoktur, Allah 'in onlardan bir yardimcisi da yoktur.

Allah 'in huzurunda , kendisinin izin verdigi kimselerden baskasinin sefaati fayda

vermez. Nihayet onlarin yüreklerinden korku giderilince: Rabbiniz ne buyurdu? Derler.

Onlar da: Hak olani buyurdu, derler. O yücedir, büyüktür." (sebe 34:22,23)

 

Kara Mustafa Hoca: Müftülükte bir müftü ile görüsmek istesen bile araya bir

kapicinin girmesi , bir kisinin seni müftüye takdim etmesi gerekir. Eger araya kimse girmezse bir yetkiliyle, bir bakanla pat diye görüsebilir misin? iste Hoca Efendi de bizimle Allahu Teala arasinda bir vesile, bir vasita olmaktadir.

Bayindir: Bu cok cirkin bir sözdür. Ayetinde bize sah damarimizdan daha yakin

oldugu söyleyen Allahu Teala icin bu söz nasil söylenebilir.

Bu inanc insani sirke sokar. sirk zaten Allahu Teala ile kul arasinda bir vasita

koymanin ta kendisidir. Zümer suresi 'nde buna dikkat cekilmektedir:

"Dikkat et, halisdin yanliz Allah 'indir. O 'nu birakip kendilerine bir takim dostlar

edinenler: Onlara, bizi sadece Allah 'a yaklastirsinlar diye kulluk ediyoruz, derler. Dogrusu Allah, ayriliga düstükleri seylerde aralarinda hüküm verecektir. süphesiz Allah, yalanci ve inkarci kimseyi dogru yola iletmez." (Zümer 39:3)

Bu tür inanislardan lütfen vazgecin. cünkü seytan insani hep bu metodla

saptirmaktadir.

Hoca Efendi! Lütfen bana söylermisin, seni yaratan, besleyen, büyüten ve sana

senden daha yakin olan Allah mi seni daha iyi tanir, yoksa seyh Efendi mi?

Kara Mustafa Hoca: Tabii ki, Allahu Teala daha iyi tanir.

Bayindir: Peki seyh Efendi senin neyini Allahu Teala 'ya anlatacak da seni ona

tanitacak?



__________________
43/44 Dogrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir ögüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.
Yukarı dön Göster radyoman's Profil Diğer Mesajlarını Ara: radyoman Ziyaret radyoman's Ana Sayfa
 
radyoman
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 09 mart 2005
Yer: Antigua And Barbuda
Gönderilenler: 362
Gönderen: 10 aralik 2005 Saat 06:50 | Kayıtlı IP Alıntı radyoman

3. Evliya 'nin Ruhaniyetinden Yardim isteme

 

seyh Efendi: siz ne derseniz deyin, biz Allah ile kullar arasinda evliyaullahin ve

mesayih-i izam hazeratinin ruhlarinin vasita olduguna inaniriz. Onlarin ruhaniyetinden

istimdad eder, istianede bulunuruz.

 

Bayindir: Peki "iyyake nestein" (yalniz senden yardim isteriz, Fatiha 1:5) ayeti nerede

kaldi? Günde kirk kere nicin bu ayeti okuyup duruyoruz?

Allahu Teala bir de söyle buyuruyor:

"Andolsun ki, insani biz yarattik ve nefsinin ona ne fisildadigini biliriz. Biz ona sah

damarindan daha yakiniz." (Kaf 50:16)

Allahu Teala bize sah damarimizdan daha yakin olduguna göre evliyaullahin ve

mesayih-i izam hazeratinin ruhlari nerede bosluk buluyor da araya giriyorlar?

 

seyh Efendi: ilahiyat Fakultesinden iki kiz talebe geldi ve bana ayni seyi sordular.

Dediler ki, Allahu Teala bize sah damarimizdan daha yakin olduguna göre neden seyhler

araya giriyorlar? Ben de dedim ki, siz Kur' an okuyor musunuz? "Evet" dediler. Dedim ki,

Kur 'an-i size kim okutuyor?" "Kur 'an hocasi" dediler. Allah size Kur 'an hocasindan daha

yakin degil mi, neden okutmuyorda Kur 'an ögrenmek icin bir baskasina ihtiyac

duyuyorsunuz? Diye sordum. "Tamam haklisin" dediler.

 

Bayindir: Eger bu örneginizle  sizin ögretmenlik yaparak insanlara dinlerini ögretmeye

vasita oldugunuzu söylüyorsaniz bu dogrudur. Bütün ögretmenler ve bütün ustalar

insanlarin egitim ve ögreniminin birer vasitasidir. Ama Allahu Teala ile kul arasinda vasita

olma meselesiyle bunun bir alakasi yoktur.

 

seyh Efendi: Abdulkadir Geylani Hazretleri bir siirinde buyuruyorlar ki, "Benim

müridim dünyanin neresinde olursa olsun cagirdinda yardimina kosarim."

 

Bayindir: Bu Kur 'an-i Kerim 'in cok sayida ayetine aykiridir. Bunu nasil kabul

edebiliyorsunuz. sikisinca Allah 'tan baskasindan yardim isteniyor ve o yardima kosuyorsa

artik kim Allaha siginma ihtiyaci duyar.

"(Onlar mi hayirli) yoksa darda kalana kendine yalvardigi zaman karsilik veren ve

(basindaki) sikintiyi gideren, sizi yeryüzünün hakimleri kilan mi? Allah 'tan baska bir tanri

mi var! Ne kadar da kit düsünüyorsunuz!" (Neml 27:62)

Dua, kücügün büyükten, gücsüzün güclüden ihtiyacini istemesidir. Allahu Teala 'nin

her seye gücü yeter, ama biz aciziz. Dolayisiyla bütün isteklerimizi Allahu Teala 'dan

istememiz gerekir. cünkü Allahu Teala 'dan istememiz gerekir. cünkü Allahu Teala 'nin

onaylamadigi hic bir istek, bir baskasi tarafindan da yerine getirelemez.

 

Ahmet Efendi: insanlar birbirinden yardim talebinde bulunmuyorlar mi? Bu da Allah

'tan baskasindan yardim istemek olmaz mi?

 

Bayindir: Bazi seyler insanlarin gücü dahilindedir. Birbirinden, yapabilecegi bir

yardimda bulunmasini talep etmek Allah 'tan baskasina dua etmek olmaz. Peygamberimiz

ve ashabi kiramin bu gibi davranislari olmustur. Kur 'ani Kerim 'de paylasmayi tesvik

etmektedir. Ama insanlarin insanlarin gücü disinda kalan seyleri onlardan ve onlarin

ruhaniyetinden istemek, yahut ölmüs bir kimseden bir yardim talep etmek Kur 'an 'a aykiri

düser. Bazi tarikatlarda iki seyden bahsediliyor. Birincisi "istimdad" digeri "sefaat" 'tir.

istimdad, yardim talebinde bulunmak demektir. Basimiz sikisip bazi ruhanilerde

yardim talebinde bulundugumuz zaman onlar bu yardimi yapabilirlerse artik Allah 'a dua

etmeye ne ihtiyac kalir. Onun icin sizin gibi inanan tarikat erbabi, baslari sikisinca "Ya

Abdulkadir Geylani! Ya falan, Ya filan" diye cagrida bulunuyorlar. sizin müritleriniz de dahil,

bir basari elde ettikleri zaman Allah 'in yardimiyla oldu demiyorlarda "Efendinin Allah

katindaki degerinden oldu"diyorlar.

 

"Niye Allah 'in yardimiyla oldu demiyorsunuz da Efendinin himmetiyle diyorsunuz?"

diye sorulunca diyorlar ki, "Efendinin Allah katindaki degerinden dolayi Allah onun

müritlerine yardim ediyor."

 

Putperestler de savas tanrisindan ve digerlerinden bir sey isteyince bilirlerdi ki, bu

tanrilarin kendilerine faydasi ve zarari dokunmaz. Fakat onlarin temsil ettikleri ruhlarin Allah

katinda kiymetli olduguna ve Allah 'in onlar vasitasiyla sunulan istekleri reddetmeyecegine

inanirlardi. Yani gene netice olarak Allah 'tan istediklerini zannederlerdi. Zaten Allah 'tan

baska tanri edinme, bazi konularda manevi yardim görme ihtiyacindan kaynaklanmaktadir.

Bu hususta söyle buyrulmaktadir:

 

"Onlar, yardim göreceklerini umarak Allah 'tan baska ilahlar edindiler. Halbuki

ilahlarin onlara yardim etmeye gücleri yetmez, Aksine kendileri bunlar icin yardima hazir

askerlerdir." (Yasin 36:74-75)

 

seyh Efendilerin ahirette de sefaat edip kendi müritlerini cennete götüreceklerine

inananlar var. size gönderdigim yazida diyorsun ki, "seyhini sefaatci, araci kil ki seni sevincle

doldursun." Bu inanci reddeden bir cok ayetten biri de sudur:

                                                              

 

"Rablerinin huzurunda toplanacaklarindan korkanlari onunla (Kur 'an ile) uyar.

Onlarin Rablerinden baska ne bir dost, ne de bir araci vardir; belki sakinirlar." (En 'am 6:51)

 

Allah kime sefaat yetkisi verirse yalniz onlar, Allah 'in diledigi kimselere sefaat

edebileceklerdir.

 

"Allah, onlarin önlerindekini de, arkalarindakini de (yaptiklarini da, yapacaklarini

da) bilir. Allah rizasina ulasmis olanlardan baskasina sefaat etmezler. Onlar, Allah

korkusundan titrerler!" (Enbiya 21:28)

 

Müritler, efendiler sayesinde dünyada da ahirette de pacayi kurtarabilecekler ise

onlar icin efendilerini memnun etmek her seyden önemli olur. Artik Allah 'a yalvarma

geregi büsbütün ortadan kalkar. Günümüzde tasavvufa yönelmis bazi kisiler, seyh Efendi

gibi, Allah ile kendi aralarinda yer aldigini vehmettikleri bir kisim ruhanilere siginmaktadirlar.

Ama bu tamamen batil bir yoldur. Eger tevbe edip hakka yönelmezseniz ahiretinizin cok

kötü olmasindan endise ederim.

Hz. Peygamber sas'e verdigi bir emirde Allahu Teala söyle buyuruyor: "(Resulüm!)

De ki: Ben ancak Rabbime yalvaririm ve O 'na kimseyi ortak kosmam." (Cin 72:20)

su ayetleri dikkatle düsünelim:

 

"(Resulüm!) De ki: Allah 'i birakip da ileri sürdüklerinize yalvarin. Ne var ki onlar,

sizin sikintinizi ne uzaklastirabilir, ne de degistirebilirler."

Onlarin yalvardiklari bu varliklar Rablerine _hangisi daha yakin olacak diye- vesile

ararlar; O 'nun rahmetini umarlar ve azabindan korkarlar. cünkü rabbinin azabi,

sakinalacak bir azaptir." (isra 17:56-57)

 

"De ki: sö ylesenize! Allah 'i birakip taptiginiz seyler yeryüzünde ne yaratmislar;

göstersenize bana! Yoksa onlarin gö klere ortaklilari mi vardir? Eger dogru sö yleyenlerden

iseniz, bundan evvel (size indirilmis) bir kitap yahut bir bilgi kalintisi varsa onu bana

getirin.

 

Allah 'i birakip da kiyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek seylere

tapandan daha sapik kim olabilir? (Oysa) onlar, bunlarin tapmalarindan habersizdirler."

(Ahkaf 46:4-5)

 

sirkle mücadelede bize örnek gösterilen Hz. ibrahim ile ilgili su ayetler dikkatle  düsünülmelidir.

"sizden de, Allah 'in disinda taptiginiz seylerden de uzaklasiyor ve Rabbime

yalvariyorum. Umulur ki (senin icin) Rabbime dua etmemle bedbaht (emegi bosa gitmis)

olmam.

 

Nihayet ibrahim onlardan ve Allah 'tan baska taptiklari seylerden uzaklasip bir

tarafa cekildigi zaman biz ona ishak ve Yakub 'u bagisladik ve her birini Peygamber yaptik.

Onlara rahmetimizden bagista bulunduk; kendilerine hakli ve yüksek bir sö hret nasip

ettik." (Meryem 19:48-50)

 



__________________
43/44 Dogrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir ögüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.
Yukarı dön Göster radyoman's Profil Diğer Mesajlarını Ara: radyoman Ziyaret radyoman's Ana Sayfa
 
radyoman
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 09 mart 2005
Yer: Antigua And Barbuda
Gönderilenler: 362
Gönderen: 10 aralik 2005 Saat 06:51 | Kayıtlı IP Alıntı radyoman

4. Tarikat Büyüklerin sözleri

 

seyh Efendi: sen Abdulkadir Geylani 'ye inanmiyorsan seninle konusacagimiz bir sey

yoktur.

 

Bayindir: Abdulkadir Geylani bizim gibi bir insandir. Ona inanmak imanin sartlarindan

degildir. Ama Kur 'an-i Kerim 'e inanmak imanin sartlarindandir.

Ben suna inaniyorum ki, bu zatlarla ilgili olarak yapilan rivayetlerin yüzde dokzandan

fazlasi uydurmadir. Yukarida bahsettiginiz siir de o uydurmalardan biridir. Allah 'in

Peygamberi icin milyonlarca hadisuyduran insanlar Abdulkadir Geylani icin, Mevlana icin,

imam Rabbani icin uydurmalarda bulunmuslur yok mu?

 

sonra Kur 'an 'in nassina aykiri olan bir sözü kim söylerse söylesin bunu bir

müslüman nasil kabul edebilir? Abdulkadir Geylani 'nin kendi gelip bu sözü söylese, bir

bildigi vardir demez tereddütsüz redderiz. cünkü yukaridaki ayetlerin gösterdigi gibi

Abdulkadir Geylani 'den naklettiginiz siir Kur 'an 'a acikca aykiridir. Biz ahirette Abdulkadir

Geylani 'den degil, Kur 'an 'dan hesaba cekilecegiz

__________________
43/44 Dogrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir ögüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.
Yukarı dön Göster radyoman's Profil Diğer Mesajlarını Ara: radyoman Ziyaret radyoman's Ana Sayfa
 
radyoman
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 09 mart 2005
Yer: Antigua And Barbuda
Gönderilenler: 362
Gönderen: 10 aralik 2005 Saat 06:53 | Kayıtlı IP Alıntı radyoman

 5. Rabita

 

Bayindir: Bir de rabitadan bahsediyorsunuz. Bunu öyle tarif ediyorsunuz ki, seyhe

kulluktan baska bir sey anlasilmiyor. Diyorsunuz ki, "Rabita müridin mürsid-i kamilinin

ruhaniyetiyle beraber, suretini kalp gözünün önüne getirerek hayal etmesi ve kalbiyle

ondan yardim istemesinden ibarettir." Allah ile kul arasinda seyhin ruhaniyeti ne ariyor?

Neden seyh kitap ve sünneti birakiyor da kendini öne aliyor? Yoksa seyh insanlari kendine

mi davet ediyor? Ayrica Hz. Peygamber sas'in bir sahabesine yaptirmadigi bir seyi siz

müritlerinize nasil yaptirirsiniz? islami kaynaklarda bunun bir delili var midir?

 

seyh Efendi: Bunun bir delili vardir. Hz. Ebu Bekir ra kaza-i hacet icin Efendimiz sas

'den hali bir yer bulamadigindan, bu durumu efendimize sikayet etti. Efendimiz de ona

ruhsat verdi.

 

Bayindir: cok sevdigi kisinin insanin gözünün önünden gitmez. sair, sevgilisi icin

"Gündüz hayalimde, gece düsümde" diyor. Hz. Ebu Bekir ra Peygamber sas' i cok sevdigi

icin tuvalette bile aklindan cikaramadigini ifade etmektedir. Bunun sizin tarif ettiginiz rabitayla

ne ilgisi var? sizin tarif ettiginiz rabitaya sadece yukarida okudugumuz ayet delil olabilir.

Önemli oldugu icin ayeti tekrarlayalim.

 

"iyi bil ki saf din Allah 'in dinidir. O 'nun berisinde bir takimlarini ilahlar edinenler

söyle demektedirler: Biz onlara baska bir maksatla degil sadece bizi Allah 'a yaklastirsinlar

diye kulluk ediyoruz. iste Allah, onlarin aralarinda tartisip durduklari seyde hükmünü

verecektir. Allah yalanci ve gercekleri ö rtüp duran kimseleri dogru yola sokmaz." (Zümer

39:3)

 

 Bu ayet Kuran-i Kerim 'deki sirki tanimlayan ayettir.

 

seyh Efendi: Biz insanlara bize ibadet edin demiyoruz ki.

 

Bayindir: Rabita sirasinda mürit, mürsidinin ruhaniyetiyle beraber, suretini kalp

gözünün önüne getirerek hayal ediyor ve kalbiyle ondan yardim istiyor. seyhin ruhaniyetini

hayal edip ondan yardim istemek, ondan istianede bulunmak ibadet degildir de nedir?

Dua konusu yukarida detayli bir sekilde gecti. Hz. Peygamber sas: "Dua ibadetin ö züdür"8

demiyor mu?

Bir gün Hz. Peygamber sasMü 'min suresinin 60. Ayetini okudu:

"Rabbiniz buyurdu ki, bana dua edin, size icabet edeyim. cünkü bana ibadeti birakip

büyüklük taslayanlar asagilanarak cehenneme gireceklerdir."

sonra Hz. Peygamber sassöyle buyurdu: "Dua ibadetin ta kendisidir.

ibn Abbasra söyle buyurmustur: "Duaniz imaninizdir."

 

seyh Efendi: Rabitanin kitaptan ve sünnetten delilleri vardir. Dört mezhep imami da

bunu kabul etmistir.

 

Bayindir: Bunu hep söylüyorsunuz ama hic bir delil getiremiyorsunuz.

Rabitayi, belirttiginiz sekilde tarif eden ilk kisi 1776 'da dogup 18826 'da vefat etmis

olan Mevlana Halid Bagdadi 'dir. Ondan önce yasamis olan ehli sünnetten hic kimse böyle

bir rabita tarifi yapmamistir. Rabita, Naksibendi tarikati disindaki tarikatlarda da kabul

görmemistir.

 

Mevlana Halid, Bagdatli 'dir ve Risale-i Halidiyesi 'ni Arapca yazmistir. Ne hikmetse bu

kitabin Arapca nüshasi kütüphanelerimizde bulunmamaktadir. Bu tarifi Mevlana Halid 'in

kendi mi yapmistir, yoksa onun kitabina sonradan mi eklenmistir, bu da süphelidir. Kendi

yazmis olsa bile Kitap ve sünnete aykiri bir sözü kabul etmemiz söz konusu olamaz. cünkü

Hz. Adem 'i asyaniltan seytan Mevlana Halid 'i de yaniltablilir. Zaten Allahu Teala hazretleri

seytanin peygamberlere dahi vesvese verdigini beyan etmistir. Cenab-i Hakk söyle

buyuruyor:

 

"(Ey Muhammed!) Biz, senden hicbir resul ve nebi göndermedik ki, o, bir temennide

bulundugunda, seytan onun dilegine  ille bir de (beseri arzular) katmaya kalkismasin. Ne

var ki Allah, seytanin katacagi seyi iptal eder. sonra Allah, kendi ayetlerini (lafiz ve mana

bakimindan) saglam olarak yerlestirir. Allah, hakkiyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir."

(Hac 22:52)

 

Allahu Teala peygamberine vahyederek vesveseyi gideriyor ama insanlar icin böyle

bir garanti vermiyor. Artik vahiy kapisi kapanmistir. seytanin vesvesesine alet olmamak icin bir

kisinin görüsü, ancak kitap ve sünnete uyarsa kabul edilebilir, yoksa reddedilir. Bütün islam

ulemasi öyle söylemistir.



__________________
43/44 Dogrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir ögüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.
Yukarı dön Göster radyoman's Profil Diğer Mesajlarını Ara: radyoman Ziyaret radyoman's Ana Sayfa
 
radyoman
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 09 mart 2005
Yer: Antigua And Barbuda
Gönderilenler: 362
Gönderen: 10 aralik 2005 Saat 06:54 | Kayıtlı IP Alıntı radyoman

6. Allah 'in seyhlerde Tecelli Etmesi

 

seyh Efendi: (Kendi alnini göstererek) seyhlerin alni aynadir. Orada Cenab-i Hakk

tecelli eder.

 

Bayindir: Tecelli etmek, görünmek demektir. Allahu Teala bir insanda nasil tecelli

eder? Bunun delili nedir?

 

seyh Efendi: Delil sudur: Allahu Teala söyle buyuruyor: "Musa, tayin ettigimiz

vakitte (Tur-i sina 'ya) gelip de Rabbi onunla konusunca "Rabbim, bana kendini göster, seni

göreyim dedi" dedi. (Rabbi) "sen beni asla gö remezsin. Fakat su daga bak, eger dag yerinde

durabilirse sen de beni göreceksin." buyurdu. Rabbi o daga tecelli edince dagi paramparca

etti. Musa da baygin düstü. Ayilinca dedi ki: "seni noksan sifatlardan tenzih ederim, sana

tevbe ettim ve ben inananlarin ikliyim." (Araf 7:143)

 

Allahu Teala bir daga tecelli ettigine göre bir insana tecelli edemez mi?

Bayindir: Allah 'in bir insana tecelli etmeyecegi, yani bu dünyada bir insana

görünmeyecegi yukaridaki ayette acikca belirtilmistir.

 

Ahmet Efendi: Allah agaca tecelli etmistir, neden bir insana tecelli etmesin?

 

Bayindir: Allahu Teala Hz. Musa as'a "sen beni asla göremezsin" dedigine göre artik

biz ne söyleyebiliriz? Hz. Peygamberin asdahi Allahu Teala 'yi görmedigini biliyoruz. Böyle

bir iddia  Kur 'an 'a ve sünnet 'e acikca aykiri düser.

 

siz cok farkli bir iddiada bulunuyorsunuz. seyh efendi alnini göstererek, "seyhlerin

alni bir aynadir, orada Cenab-i Hakk tecelli eder, yani Allah orada gözükür." diyor. 

seyh Efendi: iste seyh dag yerinde, mürid de Musa asmakamindadir.

 

Bayindir: Bu ne bicim delil getirme, ne bicim kiyastir? Allahu Teala dagda tecelli

etmedi ki, daga tecelli etti. Eger dagda tecelli etmis olsaydi dagin parcalanmamasi ve Hz.

Musa 'nin O 'nu dagda görmesi gerekirdi. Ayete acikca aykiri olmasina ragmen farzedelim

ki, sizin dediginiz dogrudur ve Allahu Teala daga tecelli etmistir. siz kendinizi daga nasil

kiyaslayabileceksiniz? Böyle kiyaslara kiyasmaa 'l-farik, yani ilgisiz seyleri birbirine benzetmek

demektir. insanlar dag arasinda , insanlar agac arasinda nasil bir benzerlik buluyorsunuz ki,

                                                              

Müridin seyhi önünde cezbeye gelip baygin düsmesi böyle bir sartlanmadan dolayi olsa gerektir.

dag ile ilgili olarak inmis bir ayetin hükmünü bir insana tasiyorsunuz. Bir an benzetmenin

dogru oldugunu kabul etsek bile varilacak hüküm, böyle bir tecelliden sonra seyhin

parcalanip yok olmasi olmaz mi?

 

 cünkü Allahu Teala 'nin gücünden ve kudretinden bahsetmiyoruz. Burada yapilan

benzetmenin tutarli bir tarafinin olmadigindan bahsediyoruz.

Ayrica bu özel bir olaydir, bunun kiyaslanacagi bir sey yoktur. "Ala hilafi 'l-kiyasvaki

olan sey saire mekisun aleyh olamaz" diye bir kaidemiz vardir. Yani olagan disi bir olaya

benzetme yapilarak bir hükme varilamaz.

 

seyhin daga, Hz. Musa 'nin müride benzetilmesine gelince dogrusu bunun hangi

mantikla ileri sürüldügünü anlamak mümkün degildir. seyhi Hz. Musa 'ya benzetmek

isterseniz bunu bir yolu olur. cünkü insan olma bakimindan Hz. Musa ile seyhi ortak yönleri

vardir. Dag ile seyhin neyi bibirine benziyor anlayamadim.

 

Vanli Hoca: Tecelli meselesine niye yanlis degerlendiriyorsunuz? Bu, seyh Efendinin

bütün davranislariyla müridlerine örnek haline gelmesinden baska bir sey degildir.

Bayindir: Yani Allah 'in seyhin bedenine girdigini mi söylemek istiyorsunuz?

 

Vanli Hoca: Hayir, asla öyle demek istemiyorum. seyhin her haliyle müridlerine

örnek olmasindan bahsediyorum.

 

Bayindir: Örnek olmasi icin Allah 'in seyhin alninda gözükmesine ne ihtiyac var?

sonra bazi tasavvufi kitaplarda daha ileri gidilerek Allah 'in zati ve subuti sifatlarinin

seyh efendide gözüktügü ifade edilmektedir. Bu nasil kabul edilebilir? Bu durum sizde de

var, siz de ayni iddialari tekrarlayip duruyorsunuz.



__________________
43/44 Dogrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir ögüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.
Yukarı dön Göster radyoman's Profil Diğer Mesajlarını Ara: radyoman Ziyaret radyoman's Ana Sayfa
 
radyoman
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 09 mart 2005
Yer: Antigua And Barbuda
Gönderilenler: 362
Gönderen: 10 aralik 2005 Saat 06:56 | Kayıtlı IP Alıntı radyoman

7. Gaybi Bilme

 

Bayindir: Medine-i Münevere 'de hacilarla sohbet ederken gaybi Allah 'dan baska

hic kimsenin bilemeyeceginden bahsettim. Daha sonra seyh Efendinin müritlerinden olan

bir haci hanim demis ki, "Hoca Efendi söylüyor ama ben biliyorum ki, benim seyhim gece

yatakta kac kere saga sola döndügümü bile bilir."

 

seyh Efendi: (Birden ileri atilarak) Allah bildirirse bilemez mi? Allah 'in buna gücü

buna yetmez mi?

 

Bayindir: Bu sözünüz iki bakimdan yanlistir.

Birincisi: Allah 'in kudretiyle delil getirilemez. cünkü Allah 'in kudretinin yetmedigi bir

sey yoktur. Allahu Teala dilerse Hz. Peygamberi cehenneme, seytani da cennete koyamaz

mi? Allahu Teala 'nin buna gücü yetmez mi?

 

seyh Efendi: Elbette yeter.

 

Bayindir: Peki Allahu Teala bunu yapacak mi? Elbette yapmayacak. cünkü bize,

seytani ve yardimcilarini cehenneme koyacagini Hz. Peygamber sas'i de cennette makam-i

mahmud denen en üst mertebeye getirecegini bildirmistir.

ikinci olarak: Allahu Teala Kur 'an-i Kerim 'de gaybi kimseye bildirmeyecegini beyan

ediyor; sözünüz bir de o bakimdan yanlistir.

 

seyh Efendi: Allahu Teala söyle buyuruyor: "O bütün görülmeyenleri bilir. sirlarina

kimseyi muttali kilmaz. Ancak diledigi rasul bunun disindadir." (Cin 72/26-27)

 

Ahmet Efendi: Evliyaullah Rasulallah 'in halifesidir.

 

Bayindir: O ayetler Peygamber sas'e vahyin gelisi ile ilgilidir. Dogru olamsi icin

ayetlerim tamamini okunmasi gerekir.

 

""O bütün gö rülmeyenleri bilir. sirlarina kimseyi muttali kilmaz. Ancak (bildirmeyi)

diledigi peygamber bunun disindadir. cünkü O, bunun ö nünden ve ardindan gö zcüler salar,

                                                              

12 Mecelle-i Ahkam-i Adliyye m.15

 

ki bö ylece onlarin (peygamberlin), Rablerinin gö nderdiklerini hakkiyla teblig ettiklerini

bilsin. (Allah) onlarin nezdinde olup bitenleri cepecevre kusatmis ve her seyi bir bir

saymistir(kaydetmistir)." (Cin 72/26-28)

seytan insanin yanina melek kiliginda gelip ona gaible ilgili bir kisim bilgiler verdigini

söyleyebilir. Peygamberin, kendine gelenin melek oldugundan ve ona seytan vesvesesi

karismadigindan emin olmasi gerekir. Onun icin Cenab-i Hakk, vahiy esnasinda

peygamberin etrafina melekler dizerek seytanin ona yaklasmasini engeller ve peygamber

de kendine gelen bilginin ilahi oldugundan emin olur. simdi bu durumun her hangi bir

insan icin meydana geldigini söylemeye imkan var midir?

 

Vanli Hoca: ilhama inaniyor musun? Her ne kadar baskasini baglamasada ilham

denen bir sey vardir.

 

Bayindir: süphesiz ilham vardir. Eger Allah 'in ilhami olmasa insan oglu ilerleyemez.

sonra ilham seyhlere ve müslümanlara hasbir olay degildir. Kafirlere de ilham edilir. Bütün

ilmi gelismeler ve kesifler Allah 'in ilhamiyla olur.

 



__________________
43/44 Dogrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir ögüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.
Yukarı dön Göster radyoman's Profil Diğer Mesajlarını Ara: radyoman Ziyaret radyoman's Ana Sayfa
 

Sayfa Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats