HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Kur'an'da Dinde Olanlar/Olmayanlar
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Kur'an'da Dinde Olanlar/Olmayanlar
Konu Konu: DİNDARLIKTA MÜŞRİKLEŞME TEMÂYÜLÜ Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
Alperen
Admin Group
Admin Group
Simge

Katılma Tarihi: 09 nisan 2005
Gönderilenler: 2974
Gönderen: 01 eylul 2006 Saat 15:50 | Kayıtlı IP Alıntı Alperen

Bu yazı Prof. Abdülaziz BAYINDIR’ın Duada Evliyayı Aracı Koyma ve Şirk isimli kitabından alınmıştır.

Müslümanları en çok aldatan şey, Allah’ın varlığını ve birliğini kabul edenlerin müşrik olama­yacağıdır. Halbuki ortaklık için en az iki tanrı ge­rekir, bunun birincisi daima Allah’tır. Diğeri veya diğerleri ise Allah’tan daha güçsüz sayılan, insan ile Allah arasında aracılık yaptığına inanılan tanrı veya tanrılardır. Bu sebeple iki Allah iddiasında olan çıkmamıştır. Müşriklere göre de Allah vardır, birdir ve bütün güç onun elindedir. Diğerleri gücü ondan almışlardır.

Müşrik Allah’ı kabul eder

Müşrik, Allah’ın hem varlığını hem birliğini ka­bul eder. Allah’a ait bazı özellikleri, bir başka var­lıkta da görmesi, onu Allah’a yakın saymasından kaynaklanır. Ona boyun eğer ki, kendini Allah’a daha çok yaklaştırsın. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“İyi bil ki, saf din Allah’ın dinidir. Onun yakı­nından veliler edinenler şöyle derler. “Biz onlara, başka değil sa­dece bizi Allah’a daha çok yaklaş­tırsınlar diye kulluk ederiz.” (Zümer 39/3)

Müşrik gökleri ve yeri Allah’ın ya­rattığına inanır

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

Onlara bir sorsan ki: “O gökleri ve bu yeri ya­ratan, Güneş’e ve Ay’a boyun eğdiren kimdir?” Kesinlikle “Allah’tır” diyeceklerdir. Öyleyse nasıl çevriliyorlar? (Ankebut 29/61)

b. Müşrik yağmuru yağdıranın ve bitkiyi bitirenin Allah olduğuna inanır

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

Onlara bir sorsan ki; “Gökten su indirip onunla yeri, ölümünden sonra dirilten kimdir?” Şüphesiz “Allah’tır” diyeceklerdir. (Ankebut 29/63)

c. Müşrik bütün yetkinin Allah’ta ol­duğunu kabul eder

Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Desen ki: Gökten ve yerden size rızık veren kim? Ya da işitmenin ve gözlerin sahibi kim? Kimdir o diriyi ölüden çıkaran, ölüyü de diriden çıkaran? Ya her işi çekip çeviren kim?’ Onlar: “Allah’tır” di­yeceklerdir. De ki; öyleyse hiç  sa­kınmaz mısınız?’

İşte sizin gerçek Rabbiniz Allah budur. Hakkın ötesi sapıklık değildir de ya nedir? Nasıl da çevrili­yor­sunuz?” (Yunus 10/31-32)

Müşrik Allah’a ibadet eder

Hz. İbrahim’den beri, Mekke’de kesintisiz ola­rak hac ve umre ibadetleri yapılmıştır. Müşrikler de hicretin 9. Senesine kadar hac ve umre yap­mışlardır. Hz. Ali’nin Mina’da okuduğu şu ayetle onların bu ibadetleri yapmaları yasaklamıştır:

Ey inananlar! Müşrikler sadece bir pisiliktir. Artık bu yıldan sonra Mescid-i Haram’a yaklaş­masınlar. (Tevbe 28)

Onlar, Mekkelilerin Arafat’a çıkmaması gibi ibadette bazı eksiltmeler yapmışlardı. Allah Teâlâ müslümanlara yeni bir şey emretmemiş, sadece o eksikleri tamamlamalarını istemiştir:

Haccı ve umreyi Allah için,eksiksiz yerine ge­tirin....” (Bakara 2/196)

Hac mevsimi, kameri aylardan Şevvalda başlar, Zilhiccede biter. Müşrikler zamanında da bunun böyle olduğunu şu ayetten öğreniyoruz:

Hac bilinen aylarda olur. Her kim o aylarda hac ibadetine başlarsa artık hac sırasında onun için eşine yaklaşmak, yoldan çıkmak ve dövüşme diye bir şey olamaz... (Bakara 2/197)

Müşrikler hacılara su vermek ve Mescid-i ha­ram’ı ibadete açık tutmakla övünürlerdi. Allah Teâlâ onların bu övünmeyi hak etmediklerini şu ayetlerde bildirmiştir:

Müşrikler, Allah’a karşı tanımazlık ettiklerini bile bile Allah’ın mescitlerini şenlendirme hakkına sahip değillerdir.  İşte onların yaptıkları boşa git­miştir. Onlar hep o ateş içinde kalacaklardır.

Allah’ın mescitlerini şenlendirecek olan, yalnız Allah’a ve son güne inanan, namaz kılan, zekat veren ve Allah’tan başkasından korkmayandır.  Umulur ki onlar yola gelmişlerden olurlar.

Siz hacılara su verme ve  Mescid-i Haram’ı şenlendirme işini, o son güne inanan ve Allah uğrunda savaşan kimsenin işi ile bir mi tuttunuz? Onlar Allah yanında bir olmazlar. Allah o zalimler takımını yola getirmez. (Tevbe 9/17,18,19)

Müşrik aracı ve şefaatçi tanrılara inanır

Gökleri ve yeri yaratan, Güneş’e ve Ay’a bo­yun eğdiren, yağmuru yağdırıp bitkiyi bitiren ve bütün yetkilere sahip olan Allah, göklerin ve yerin tek kralıdır. O, bizden uzak değildir; bize şah da­marımızdan daha yakındır. Ama müşrik onu, yer yüzü krallarına benzeterek kendinden uzak sa­yar. Çünkü krallar, halkı kendilerine yaklaştır­mazlar. Krala ulaşmak isteyenler, ona yakınlığı olan birini bulmak zorunda kalırlar. Müşrikler de Allah’a yakın olduğuna inandıkları biri ile ilişki içinde olmak isterler. Hıristiyanların Hz. İsa’yı Allah’ın oğlu, Mekkeli müşriklerin putlarını Al­lah’ın kızları, büyüklerinin ruhlarından yardım umanların da onları, Allah’ın özel dostları say­maları bundandır.

Müşrik aracıyı, manevi gücü olan bir varlık sayar, ona yakınlık için kurbanlar sunar, hatırası karşısında saygı ile eğilir. Onunla ilişkilerini canlı tutar ki, o da onun, Allah ile ilişkilerini canlı tut­sun.

Şu kesindir ki, hiç bir insan ağacı, taşı veya madeni aracı koymaz. Müşrik, putu değil, onun temsil ettiğine inandığı bir ruhanîyi aracı koyar. Rabıta için şeyhinin resmine bakan mürit, resme değil, şeyhin ruhâniyetine rabıta yapar. Eğer heykeli yasak saymasa, resim yerine şeyhinin heykelini tercih eder, saygıyla onun karşısına geçip rabıta yapardı.

Allah ile ilişkilerini bir aracı ile yürüttüğüne inanan kişi o aracıyı, Allah’ı sever gibi sever; onu razı etmeyi, Allah’ı razı etmekten önemli görür; Allah’ı razı etme işini, daha çok ona bırakır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

İnsanlar arasında Allah’ın yakınından endâd edinenler vardır. Onları, Allah’ı sever gibi sever­ler. (Bakara 2/165)

Endâd, nidd’in çoğuludur. Nidd, Allah’a ben­zer bazı niteliklere sahip görülen ve aykırı şeyleri savunabileceğine inanılan varlıktır. Aşağıda açıklanacağı gibi bu aracılara, Allah’a benzer özellikler yakıştırılır. Allah’ın onları kırmayaca­ğına, gerekirse Allah’a, onun istemediği bir şeyi kabul ettirecek güçte olduklarına inanılır. Müşrik, aracının o yetkiyi, Allah’tan aldığına inanır.



Muhammed b. Cerîr et-Taberî, Cami’ul-beyân fî tefsîr’il-Kur’an (Taberi Tefsiri), Beyrut 1412/1992, c. 11, s 519, Necm Suresi, 19. Ayetin tefsiri.

-Bkz. İbn Manzûr, Lisânu’l-Arab, nidd maddesi, Daru Sâdır, Beyrut, c. III, s. 420




__________________
Yunus 105. Şu da emredildi: "Yüzünü dine bir hanîf olarak çevir. Sakın müşriklerden olma!"
Yukarı dön Göster Alperen's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Alperen
 
Alperen
Admin Group
Admin Group
Simge

Katılma Tarihi: 09 nisan 2005
Gönderilenler: 2974
Gönderen: 01 eylul 2006 Saat 16:06 | Kayıtlı IP Alıntı Alperen

DİNDARLIK ADINA PUTPERESTLİK

Putperestlik her yerde, her devirde aynı.

İsimler ve dekorlar değişiyor sadece.

Mekkeli müşriklere kötü gözle bakanların, putperestlikte onları sollamaları ama bunu müslümanlık adına yapmaları ne kadar feci bir durum. Onların taptıkları şahıslar Lat, Uzza bizimkilerin taptıkları bilmem ne efendi hazretleri. Mekkeli Putperestler salak mıydı ki elleriyle yaptıkları heykellere tapıyorlardı? Hayır heykellere tapmıyorlardı. Hiçbir insan bu salaklığı yapmaz. Heykellerin simgelediklerine tapıyorlardı. Heykellerin arkasındaki Lat, Uzza gibi şahıslara tapıyorlardı. Birisi taptığının heykelini dikmiş ona ibadet ediyor, diğeri -bizimki- önündeki canlı şahsa yada zihninde RABITA yaparak şeyhinin silüetine, manevi şahsına. Ritüeller, ibadet şekilleri farklılık arzetse de amaç aynı :İki grubunda amacı Allah'a yakınlaşmak. Müşriklik başka ne ki??? ARACILAR İHDAS ETMEK. BU ARACILARIN SÖZLERİNİ ALLAH KELAMIYLA EŞ TUTMAK.

Hep bizi Allah'a daha da yakınlaştırsınlar diye oluyor bunlar:

Zümer Suresi 3.   Gözünüzü açıp kendinize gelin! Arı-duru din yalnız ve yalnız Allah'ındır! O'ndan başkasını veliler edinerek, "biz onlara, bizi Allah'a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz." diyenlere gelince, hiç kuşkusuz Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir. Şu bir gerçek ki, Allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz.

Tevbe Suresi 31.  (Yahudiler) Allah�ı bırakıp, hahamlarını; (hırıstiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih�i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan Allah�a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır.

Tevbe Suresindeki bu ayet şimdi gelseydi acaba müslümanlar için ne söylerdi Allah???

Ali İmran 64. De ki: "Ey Ehlikitap! Sizin ve bizim aramızda aynı olan şu söze gelin: Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım, Allah'ı bırakıp da birbirimizi rabler edinmeyelim." Eğer yüz çevrilirse şöyle söyle: "Tanık olun, biz müslümanlarız/ Allah'a teslim olanlarız.

Allah'tan başkasına kulluk etmek ne demektir? Nasıl olur? Önceki milletlerin içine düşmüş olduğu bu duruma acaba bizim "bizler müslümanlarız" diyenler de düşmüş olabilir mi?

Allah'tan başkasını veli edinmek yada Allah yanında bir başkasını da veli edinmek ne demektir? "Din yalnız Allah'ındır" ne demek? Birilerinin din hakkındaki yorumlarına da aynı Allah kelamı gibi iman edenler acaba Allah'ın dini yanında ikinci bir bir dine iman etmiş olmuyorlar mı? Kişi birilerine kendisini -Allah'a yakınlaştırması adına- nasıl kulluk eder? Efendilerinin Allah'ın emri dışındaki emirlerini Allah'ın emriyle eş tutan ve efendilerinin yasaklarını da Allah'ın yasaklarıyla eş tutanlar aslında onların kulu-kölesi olmuş olmazlar mı? Efendilerin kişisel bakış açılarına "amenna saddekna" diyenler aslında efendilerinin kulu-kölesi olmuş olmuyorlar mı? Varlığını, imanını ve kurtuluşunu efendisinin varlığına ve yorumlarına olan imanına bağlayan bir insan aslında efendisini Rabb ittihaz etmiş olmaz mı?

.........

İnsanların yorumlarını sadece kişisel bakış açısı olarak değerlendirip onlardan faydalanmak ama onlara "mutlak hakikat" gözüyle bakıp iman etmemek bu kadar mı zor?

..........

Sömürülmeye aday olanlar varoldukça sömürücüler de varolmaya devam edecektir.

////////////////////////////////////////


Müşrikler Şirk Koştuklarını İnkar Edecek

Allah rızası için Allah’a ortak koşanlar

http://63.231.71.139/forum_posts.asp?TID=1470&PN=1&T PN=3


Liderler’e tapınma psikolojisi
http://63.231.71.139/forum_posts.asp?TID=487




__________________
Yunus 105. Şu da emredildi: "Yüzünü dine bir hanîf olarak çevir. Sakın müşriklerden olma!"
Yukarı dön Göster Alperen's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Alperen
 
hasan oktem
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 11 temmuz 2006
Gönderilenler: 109
Gönderen: 08 eylul 2006 Saat 12:57 | Kayıtlı IP Alıntı hasan oktem

ABCDF Yazdı:
Alperen Yazdı:

Allah'tan başkasına kulluk etmek ne demektir? Nasıl olur? Önceki milletlerin içine düşmüş olduğu bu duruma acaba bizim "bizler müslümanlarız" diyenler de düşmüş olabilir mi?

Allah'tan başkasını veli edinmek yada Allah yanında bir başkasını da veli edinmek ne demektir? "Din yalnız Allah'ındır" ne demek? Birilerinin din hakkındaki yorumlarına da aynı Allah kelamı gibi iman edenler acaba Allah'ın dini yanında ikinci bir bir dine iman etmiş olmuyorlar mı? Kişi birilerine kendisini -Allah'a yakınlaştırması adına- nasıl kulluk eder? Efendilerinin Allah'ın emri dışındaki emirlerini Allah'ın emriyle eş tutan ve efendilerinin yasaklarını da Allah'ın yasaklarıyla eş tutanlar aslında onların kulu-kölesi olmuş olmazlar mı? Efendilerin kişisel bakış açılarına "amenna saddekna" diyenler aslında efendilerinin kulu-kölesi olmuş olmuyorlar mı? Varlığını, imanını ve kurtuluşunu efendisinin varlığına ve yorumlarına olan imanına bağlayan bir insan aslında efendisini Rabb ittihaz etmiş olmaz mı?

.........

İnsanların yorumlarını sadece kişisel bakış açısı olarak değerlendirip onlardan faydalanmak ama onlara "mutlak hakikat" gözüyle bakıp iman etmemek bu kadar mı zor?

selam dostlar,

bu yazıyı yazandanda, asandan da Allah razı olsun derim.gerçekten biz Ayetleri bazan,  bizden çok çok uzaktakilere indirilmiş , ve bizim de hemen uygulamak yerine ,sadece okuyup bilgileneceğimiz / bilgiçleneceğimiz/birincilleşeceğimiz alt düşüncesi ile ilahi emirleri okuma çabamız/alışkanlığımız var mı? diye hep düşünmüşümdür/ tasalanmışımdır. 

selam ve saygı ile

 

 

Yukarı dön Göster hasan oktem's Profil Diğer Mesajlarını Ara: hasan oktem
 
evrenselilkeler
Newbie
Newbie
Simge

Katılma Tarihi: 31 ocak 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 27
Gönderen: 05 aralik 2006 Saat 02:28 | Kayıtlı IP Alıntı evrenselilkeler

İnsanların dini otoritelerin din adına her söylediklerini sorgulamaksızın, doğru mu yanlış mı demeden kabul ederek ''kesin doğrular'' gibi inanmaları yaşamsal sıkıntılar ortaya çıkarıyor. Çünkü kişi bu din adamlarının her söylediğine kayıtsız şartsız inanmak, sorgulamamak, tartışmamak, hatta üzerinde fikir belirtmemek gerektiğine inanıyor.Aklı kullanmak yerine körü körüne inanmaya başlıyor; en doğru,  takvalı inanç şeklinin bu olduğunu sanıyor. Oysa sadece Allah sorgulanmaz, yaptığından sorulmaz, sadece O kutsaldır.

21-Enbiya-23:''O (Allah) yaptılkarından sorulmaz, oysa onlar sorguya çekilirler.''

Gerçekten de dindar kişilerin Allah'a ortak etme ihtimali daha yüksek, çünkü dini önemsiyor ama din konusunda dosdoğru bir yol izleme, araştırma, sorgulama ve sadece kesin doğrulara inanıp din adına uydurulanlardan uzak durma konusunda eksiklikleri var.

72-Cin Suresi-14: ''Ve elbette bizden müslüman olanlar da var, zulmedenler de. İşte (Allah'a) teslim olanlar, artık onlar gerçeği ve doğruyu araştırıp bulanlardır''

Bu eksikliklerini de ''falan kişi din konusunda alim, ondan iyi bilecek değilim ya, üstelik bu kişi Allah'a yakın olmalı, gece gündüz din ile uğraşıyor'' diyerek ona yaklaşmasının kendisini Allah'a yaklaştıracağına inanıyor. Oysa Allah'a yaklaşmak için birine gerek yok, O bize çok yakın zaten.

2-Bakara-86: ''Kullarım Beni sana soracak olurlarsa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler. umulur ki doğru yolu bulmuş olurlar.''

Oysa din adamlarını, dini otoriteleri rab edinmeme konusunda uyarılıyoruz:

9-Tevbe Suresi-31:''Onlar Allah'ı bırakıp bilginlerini ve din adamlarını rabler edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de. Oysa onlar, tek olan bir ilaha ibadet etmekten başka birşeyle emrolunmadılar. O'ndan başka ilah yoktur. O, bunların ortak etikleri şeylerden yücedir.''

Hatta peygamberleri bile rab edinmeme konusunda uyarılıyoruz, çünkü insanlar bu hataya düşebiliyor:

5-Maide Suresi-116,117,118:'' allah:'Ey Meryem oğlu İsa, insanları beni ve annemi, Allah'ı bırakarak iki ilah edinin diye sen mi söyledin?' dediğinde:'Seni tenzih ederim, hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz. Eğer bunu söyledimse mutlaka Sen onu bilmişsindir. Sen bende olanı bilirsin ama ben Sen'de olanı bilmem. Gerçekten görünmeyenleri bilen Sen'sin Sen. '' / ''Ben onlara emrettiklerinin dışında hiçbirşey söylemedim. (O da şuydu:) 'Benim de Rab'bim sizin de Rab'biniz olan Allah'a kulluk edin'. Onların içinde kaldığım sürece ben onların üzerine bir şahidim. Benim hayatıma son verdiğinde üzerlerindeki gözetleyici Sen'din. sen herşeyin üzerine şahit olansın.''

''Din adamlarının her dediği doğrudur, her yaptığında bir hikmet vardır'' mantığı sonucunda din adına, Allah adına söylenen sözlerin insanların kendi bakış açılarından kaynaklandığı, yorum olduğu, ama vahiy olmadığı unutuluyor. Böylece onların sözleri, yazdıkları kitaplar vahiymiş gibi kabul ediliyor ve yaşama geçiriliyor.

6-Enam Suresi-93:''Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden / Allah'la ilgili konularda yalan uydurandan veya kendisine hiçbirşey vahyolunmamışken 'Bana da vahiy geldi' diyen ve 'Allah'ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim' diyenden daha zalim kimdir? Sen bu zalimleri, ölümün şiddetli sarsıntıları sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlar:'Canlarınızı çıkarın, bugün Allah'a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azapla karşılık göreceksiniz'(dediklerinde) bir görsen..''

Oysa kesin doğru olan Allah'ın ayetleridir; insanların kendi sözlerinde ise doğruluk payı olabileceği gibi yanlışlıklar da vardır. Bu konuda din adamlarının kendilerini uyarması, sözlerinin kendi görüşleri, yorumları olduğunu ama kesin doğruların ise Allah'ın Kitabı'nda yazanlar olduğunu, kimsenin bunlara ekleme yada çıkarma yapamayacağını, hiçkimsenin böyle bir yetkisi olmadığını belirtmeleri gerekirdi. Ama yaşananlar durumun hiçde öyle olmadığını ve bunun tam aksine dini otoritelerin bazılarının kendi yazdıklarını ''bu bana vahyedildi'' diyerek tartışılmaz, sorgulanmaz bir konuma getirdikleri görülüyor. Öyle ya , birşey vahyedildi ise, Allah'ın kesin emri demektir. Böylece Allah'ın yasaklamadıklarını yasaklıyor, emretmediklerini emrediyorlar. Oysa bu konuda uyarılıyoruz:

16-Nahl Suresi-116:'' Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal buna haram demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş /Allah 'la ilgili konularda yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'la ilgili konularda yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.''

Yine Allah rızasını kazanmak için bile olsa din adına uydurulanların, dindarlık ve Allah'a daha fazla yakın olma adına (Allah'ın Kitabı'nda emredilenler dışında) yapılanların gerçekte Allah'ın emri olmadığı, insanların kendi uydurdukları olduğu Kuran'da açıkça belirtiliyor.

57-Hadid-27:''Sonra onların izleri üzerinde elçilerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. (Bir bidat olarak) Türettikleri ruhbanlığı ise, Biz onlara yazmadık (emretmedik). Ancak Allah'ın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birçoğu da fasık olanlardır.''

Oysa din adına kesin bilgi olmadan söz söylemek, inanmak, tartışmak, bilmediği halde konuşmak; din adına uydurulanları sorgulamayarak Allah'ın emri, Allah'ın sözü, vahyi gibi kabul etmek Allah'la ilgili konularda yalan uydurmaktır. Bu, Allah'a ortak edenlerin bir özelliğidir ve asla bağışlanmayacak bir suçtur.

10-Yunus-59,60:''De ki: 'Allah'ın sizin için indirdiği sizin bir kısmını haram ve helal kıldığınız rızıktan haber var mı? Söyler misiniz?' De ki:'Allah mı size izin verdi yoksa Allah hakkında yalan uydurup iftira mı ediyorsunuz / Allah'la ilgili konularda yalan mı uyduruyorsunuz?'' / Allah'la ilgili konularda yalan uyduranların Kıyamet günü zanları nedir? Şüphesiz Allah, insanlara karşı büyük fazl sahibidir ancak onların çoğu şükretmezler.''

4-Nisa Suresi-48,49,50:'' gerçekten Allah kendisine ortak edilmesini bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. kim Allah'a ortak ederse, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş /yalan uydurmuş olur. / Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır, Allah dilediğini temizleyip yüceltir. Onlar, bir hurma çekirdeğindeki iplikçik kadar bile haksızlığa uğratılmazlar. / Allah'la ilgili konularda nasıl da yalan uyduruyorlar bir bak. Bu apaçık bir günah olarak yeter.'' 

Katıksız, dosdoğru, uydurmalardan uzak bir şekilde inananların kurtulacağı umuluyor.

4-Nisa Suresi-146:''ancak tevbe edenler, ıslah edenler, Allah'a sımsıkı sarılanlar ve dinlerini katıksız olarak Allah için (halis) kılanlar başka; işte onlar müminlerle beraberdirler. Allah müminlere büyük bir ecir verecektir.''

Yukarı dön Göster evrenselilkeler's Profil Diğer Mesajlarını Ara: evrenselilkeler
 
savas1
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 15 agustos 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 261
Gönderen: 05 aralik 2006 Saat 18:05 | Kayıtlı IP Alıntı savas1

evrenselilkeler Yazdı:

İnsanların dini otoritelerin din adına her söylediklerini sorgulamaksızın, doğru mu yanlış mı demeden kabul ederek ''kesin doğrular'' gibi inanmaları yaşamsal sıkıntılar ortaya çıkarıyor. Çünkü kişi bu din adamlarının her söylediğine kayıtsız şartsız inanmak, sorgulamamak, tartışmamak, hatta üzerinde fikir belirtmemek gerektiğine inanıyor.Aklı kullanmak yerine körü körüne inanmaya başlıyor; en doğru,  takvalı inanç şeklinin bu olduğunu sanıyor. Oysa sadece Allah sorgulanmaz, yaptığından sorulmaz, sadece O kutsaldır.

 

Gerçekten de dindar kişilerin Allah'a ortak etme ihtimali daha yüksek, çünkü dini önemsiyor ama din konusunda dosdoğru bir yol izleme, araştırma, sorgulama ve sadece kesin doğrulara inanıp din adına uydurulanlardan uzak durma konusunda eksiklikleri var.

Bu eksikliklerini de ''falan kişi din konusunda alim, ondan iyi bilecek değilim ya, üstelik bu kişi Allah'a yakın olmalı, gece gündüz din ile uğraşıyor'' diyerek ona yaklaşmasının kendisini Allah'a yaklaştıracağına inanıyor. Oysa Allah'a yaklaşmak için birine gerek yok, O bize çok yakın zaten.

''Din adamlarının her dediği doğrudur, her yaptığında bir hikmet vardır'' mantığı sonucunda din adına, Allah adına söylenen sözlerin insanların kendi bakış açılarından kaynaklandığı, yorum olduğu, ama vahiy olmadığı unutuluyor. Böylece onların sözleri, yazdıkları kitaplar vahiymiş gibi kabul ediliyor ve yaşama geçiriliyor.

 

Oysa kesin doğru olan Allah'ın ayetleridir; insanların kendi sözlerinde ise doğruluk payı olabileceği gibi yanlışlıklar da vardır. Bu konuda din adamlarının kendilerini uyarması, sözlerinin kendi görüşleri, yorumları olduğunu ama kesin doğruların ise Allah'ın Kitabı'nda yazanlar olduğunu, kimsenin bunlara ekleme yada çıkarma yapamayacağını, hiçkimsenin böyle bir yetkisi olmadığını belirtmeleri gerekirdi. Ama yaşananlar durumun hiçde öyle olmadığını ve bunun tam aksine dini otoritelerin bazılarının kendi yazdıklarını ''bu bana vahyedildi'' diyerek tartışılmaz, sorgulanmaz bir konuma getirdikleri görülüyor. Öyle ya , birşey vahyedildi ise, Allah'ın kesin emri demektir. Böylece Allah'ın yasaklamadıklarını yasaklıyor, emretmediklerini emrediyorlar. Oysa bu konuda uyarılıyoruz:

 

Yine Allah rızasını kazanmak için bile olsa din adına uydurulanların, dindarlık ve Allah'a daha fazla yakın olma adına (Allah'ın Kitabı'nda emredilenler dışında) yapılanların gerçekte Allah'ın emri olmadığı, insanların kendi uydurdukları olduğu Kuran'da açıkça belirtiliyor.

Oysa din adına kesin bilgi olmadan söz söylemek, inanmak, tartışmak, bilmediği halde konuşmak; din adına uydurulanları sorgulamayarak Allah'ın emri, Allah'ın sözü, vahyi gibi kabul etmek Allah'la ilgili konularda yalan uydurmaktır. Bu, Allah'a ortak edenlerin bir özelliğidir ve asla bağışlanmayacak bir suçtur.

 

                   

 

 

Yukarı dön Göster savas1's Profil Diğer Mesajlarını Ara: savas1
 
adalet
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 02 ekim 2006
Gönderilenler: 1195
Gönderen: 06 aralik 2006 Saat 11:15 | Kayıtlı IP Alıntı adalet

   Evrenselilkeler yazdı:

  Oysa kesin doğru olan Allah'ın ayetleridir; insanların kendi sözlerinde ise doğruluk payı olabileceği gibi yanlışlıklar da vardır. Bu konuda din adamlarının kendilerini uyarması, sözlerinin kendi görüşleri, yorumları olduğunu ama kesin doğruların ise Allah'ın Kitabı'nda yazanlar olduğunu, kimsenin bunlara ekleme yada çıkarma yapamayacağını, hiçkimsenin böyle bir yetkisi olmadığını belirtmeleri gerekirdi.

  Ama yaşananlar durumun hiçde öyle olmadığını ve bunun tam aksine dini otoritelerin bazılarının kendi yazdıklarını ''bu bana vahyedildi'' diyerek tartışılmaz, sorgulanmaz bir konuma getirdikleri görülüyor. Öyle ya , birşey vahyedildi ise, Allah'ın kesin emri demektir. Böylece Allah'ın yasaklamadıklarını yasaklıyor, emretmediklerini emrediyorlar. Oysa bu konuda uyarılıyoruz:

16-Nahl Suresi-116:'' Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal buna haram demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş /Allah 'la ilgili konularda yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'la ilgili konularda yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.''

  Yine Allah rızasını kazanmak için bile olsa din adına uydurulanların, dindarlık ve Allah'a daha fazla yakın olma adına (Allah'ın Kitabı'nda emredilenler dışında) yapılanların gerçekte Allah'ın emri olmadığı, insanların kendi uydurdukları olduğu Kuran'da açıkça belirtiliyor.

   Güzel bir çalışma olmuş.Eline sağlık.Sizin gibi söz ustaları olunca bize artık ya onaylamak yada emekli olmak düşer vesselam.

 



__________________
"Bir kavme olan kininiz sizi adaletten ayırmasın.."
Yukarı dön Göster adalet's Profil Diğer Mesajlarını Ara: adalet
 
erdemli
Katilimci Uye
Katilimci Uye
Simge

Katılma Tarihi: 06 temmuz 2005
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 96
Gönderen: 20 subat 2007 Saat 23:17 | Kayıtlı IP Alıntı erdemli

Selam,

Evrenselilkelr de çok güzel ifade etmiş gerçekten...

Kitabın da tümünü öneririrm...çok güzel açıklamalr var ve bunun internetten indirebilirsiniz.

Gerçek şu ki denildiği gibi kimse eliyle bir taş yapıp tapmamıştır...

Kişiler yaşarken ya da öldükten sonra yüceleştirilmiş, tanrılaştırılmış ve resimleri, heykelleri yapılarak onları temsil ettği varsayılarak beklenti içine girilmiş/şefaat beklenmiş/dua edilmiş.....

YANİ HİÇ BİR ZAMAN ŞİRK KOŞMAK AKLI NOKSAN İNSANLARIN DAĞI, TAŞI, HEYKELİ, GÜNEŞİ AYI YILDIZLARI TANRILAŞTIRMASI, TAPMASI ŞEKLİNDE OLMAMIŞTIR.

ONLARDAN MEDET UMARKEN KENDİLERİNCE MANTIKLI GEREKÇELER ÖNE SÜRMÜŞLERDİR.

NASIL ŞU ANDA HIZIR, NAZAR, DİLEK AĞACI, ORUÇ BABA....GİBİ FETİŞ İNANÇLARI VARSA, İNSANLIK VAR OLDUĞU SÜRECE ALLAH'IN DIŞINDAKİ VARLIKALRDAN EMDET UMMA, DUA ETME, ÜMİT BAĞLAMA, DİN KOYUCU OALRAK KABULE ETME(ŞEYH, HOCA) OLMUŞTUR.

 

AYRICA ŞİRKİ ALLAHTAN BAŞKASINA TAPMAK, PARAYA TAPMAK, PUTA TAPMAK DİYE BASİTLEŞTİRİP DE İŞİN İŞİNDEN ÇIKMAK DA YERSİZ...

HEP AVRUPALILAR, AFRİKALILAR ŞİRK KOŞUYOR Dİ Mİ!!!

AKSİNE DİN DİN ALLAH ALLAH DİYENELR SÜREKLİ ORATK EDİYOROLAR OMASINLAR....

NE BÜYÜK BİR TEHLİKE DEĞİL Mİ

KENDİMİZİ İNANIR SANIRKEN İNANMADIĞIMI ORTAYA ÇIKACAK..

NE KADAR ACI..

KURAN DIŞINDA BİR KURAL/HELAL/HARAM KİM KOYARSA VE BİZLER DE ONLRA İNANIRSAK, BİRİLERİNİ VEYA BİŞİLERİ SORGULAMAZSAK BİZ DE ALLAH'IN YETKİSİNİ PAYLAŞTIRARAK ORTAK ETMİŞ OLMAZ MIYIZ?

TEK YÜCE ALLAH, TEK KİTAP KURAN OLMADIĞI SÜRECE ÖNCE KENDİMİZİ TARTMALIYIZ BU KONUDA

VE.......

EN ÖNEMLİSİ KORKMALIYIZ...

EN BÜYÜK SUÇU İŞLEMEKTE...

BAŞKALARINA KARŞI BU KDAR ACIMASIZ, KENDİMİZE KARŞI BU KADAR RAHAT OLMALIYIZ...

 

SAYGI İLE..



__________________
Allah temiz akıl sahiplerini sever!
Yukarı dön Göster erdemli's Profil Diğer Mesajlarını Ara: erdemli
 
bombadil
Newbie
Newbie
Simge

Katılma Tarihi: 11 eylul 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 24
Gönderen: 24 temmuz 2007 Saat 17:31 | Kayıtlı IP Alıntı bombadil

Selam!

Kendi çapımda bir makale hazırladım, benim başlığım İhlas suresi açısından tevhid idi onu bulamayınca en uygun gördüğüm başlığın altına ekleyeyim dedim.

İhlas suresinde Allah, tektir, dengi ve benzeri yoktur diyoruz, sonra Allah insan ilişkilerini, insan insan ilişkilerine benzeterek çıkarımlar yapıyor kimi kendini Müslüman sayanlar. Allah’ın dengi ve benzerinin olmaması, Allah’ın insanla kurduğu ilişkilerinin de dengi ve benzeri olmaması anlamına gelmesi gerekmiyor mu? Peki o halde böyle çıkarımlar yapılmasının nedeni nedir? Burada hemen insanın soyut şeyleri algılamasındaki zorluğu ve benzetme yoluyla yapılan tanımlamaların kolayca kavranabilmesinin getirdiği rahatlığı görüyoruz. İnsanı saptıran bu düşüncelerin örneklerine geçelim. 1. örnek en bilineni ve Kuran’dada çok sert bir şekilde eleştirilen, Allah’ında insanlar gibi çocuk edinebileceği benzetmesi. Hırıstiyanlar İsa’ya, Yahudiler Üzeyir’e, Arap müşrikler de meleklere bu özelliği atfetmiş. Allahtan bizim bahsettiğimiz bu grupta, yerleri ve gökleri yıkacak şiddetteki bu sapık düşünce yok.

 

2. bir örnek, Allah’ında, insanlar gibi hüküm verme mekanizmasını kendisi ve bazı insanlar arasında paylaştırması anlamına gelen, Anayasa, kanun, tüzük vb. kademeli hüküm mekanizmasının Kuran, sünnet, icma vb. gibi gerçekleştiği benzetmesidir. Kuran, Allah’tan başka hüküm verecek yoktur diyerek bu sapıklığın önüne set çekmişse de bu ilkeyi siyasete uyarlama çabası, bu sapıklığı görmeyi engellemektedir.

 

3. örneğimizde sıkça dile getirilen bir temsildir. Bu örneği dile getirenler, türbe gibi yerlere gidip, dileklerini dillendirme sapıklığını bırakamayan insanlardır. Siz nasıl yüksek mevkideki birinden gidip direk yardım istemiyorsunuz, o kişiye yakın bir kişi aracılığıyla gittiğinizde nasıl isteğinizin gerçekleşme olasılığı artıyorsa, aynı şekilde Allah’a yakın olduğuna inanılan birisinin hürmetine, Allah’tan, isteğini gerçekleştirmesini dilemelerinde bir sakınca görmezler. Bu benzetmenin bir de şefaat varyasyonu vardır. Kuran bu görüşü de Allah’ın berisinden dostlar edinmelerini eleştirerek, şefaatin tümünün Allah’a ait olduğunu belirterek yanlışlar. Yalnız bunun fark edilmesi için kişinin içine gömüldüğü sapıklık batağından kafasını çıkartıp ilahi vahiy ışığında konuya bakabilmesi lazımdır ki bunun çok zor olduğunu takdir edersiniz. Bataklıktan çıkmak için sadece Allah’ın ipine sarılmalı, aynı zamanda başka bir ipi de tutmaya kalkarsanız, 2. ipin ayrık yönünden dolayı er geç Allah’ın ipinden ayrılıp sizi taşıyamayacak olan ipe geçerek tekrar bataklığa düşme olasılığınız vardır.




__________________
Kim ondan yüz çevirirse, şüphesiz ki, kıyamet gü­nünde o, ağır bir günah yükünü yüklenecektir.
Yukarı dön Göster bombadil's Profil Diğer Mesajlarını Ara: bombadil
 
Guests
Guest Group
Guest Group


Katılma Tarihi: 01 ekim 2003
Gönderilenler: -259
Gönderen: 25 haziran 2008 Saat 09:55 | Kayıtlı IP Alıntı Guests

SELAM.

ALINTI:

3. örneğimizde sıkça dile getirilen bir temsildir. Bu örneği dile getirenler, türbe gibi yerlere gidip, dileklerini dillendirme sapıklığını bırakamayan insanlardır. Siz nasıl yüksek mevkideki birinden gidip direk yardım istemiyorsunuz, o kişiye yakın bir kişi aracılığıyla gittiğinizde nasıl isteğinizin gerçekleşme olasılığı artıyorsa, aynı şekilde Allah’a yakın olduğuna inanılan birisinin hürmetine, Allah’tan, isteğini gerçekleştirmesini dilemelerinde bir sakınca görmezler.

Sevgli bombadil çoğunluk müslümanların kıblesi bilinen Ka'be hakkındaki düşünceni merak ediyorum; Ka'be'yi de 3. örneğineğinize dahil ediyormusun etmiyormusun? Niçin ve nedenleriyle ,lutfen!..

Muhabbetle.

Yukarı dön Göster Guests's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Guests
 
bombadil
Newbie
Newbie
Simge

Katılma Tarihi: 11 eylul 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 24
Gönderen: 25 haziran 2008 Saat 11:05 | Kayıtlı IP Alıntı bombadil

Selam!

Bakara 158"Safa ile Merve Allah'ın belliklerindendir. O evi hac veya umre ile ziyaret edenin onları tavaf etmesinde kendisi için bir sakınca yoktur." ayeti gereğince tavaf edilebilir. Nasıl "merhamet kanatları" ifadesini gözünüzde canlandıramazsanız, kafanızdaki somut kanat sembolüne baş vurmak zorunda kalırsanız, Allah'ın evi olarak sembolleştirilen bir yerdir düşüncesindeyim.

Şimdi soruna geleyim, Kabe'yi 3. örneğe dahil etmiyorum. Çünkü hacdan amaç Kabeye gidip bir şeyler istemek değil. Ya da Kabe'nin bizi Allah'a yaklaştırması değil amaç. 'Allah'ın üzerinizdeki hakkı' denilerek ziyaret edilmesi istenilen ve bu vesileyle tevhid öğreniminin(ya da daha genel olarak dini eğitimin) yapıldığı uluslararası bir üniversite gibi düşünüyorum. Bu konuda Bayraktar Bayraklı'nın görüşlerine katılıyorum. Daha çok ayrıntıya girmemi isterseniz şu an giremem. Örneğin somut olarak eğitimin nasıl yapıldığı gibi. Bu görüş sezgisel olarak bana doğru geliyor, eğitimin de sezgisel olarak yapıldığını düşünüyorum, tabi kanalları açık olana, şirk çamuruyla kulak, göz ve gönlü tamamen kapanmışları hariç tutmak gerekiyor.

Güzele ve iyiye iletildikten sonra kalplerimizin kaydırılmaması dileklerimle.

Yukarı dön Göster bombadil's Profil Diğer Mesajlarını Ara: bombadil
 

Sayfa Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats