HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Tasavvuf -Din Felsefe- Bilim Kurgu
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Tasavvuf -Din Felsefe- Bilim Kurgu
Konu Konu: Tasavvufdan Escinsellik ÖYKÜLER-1 Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
radyoman
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 09 mart 2005
Yer: Antigua And Barbuda
Gönderilenler: 362
Gönderen: 16 eylul 2005 Saat 10:40 | Kayıtlı IP Alıntı radyoman

KUR'AN NESLİ'NİN NOTU:


Aşağıda okuyacağınız çalışma bir eşcinsel tarafından yapılmıştır. Çalışma, Zekeriya Gün'ün 1998-2001 yıllarında Kaos GL dergisinde yayınladığı dizidir. Dolayısıyla kendi sapkınlığını olumlamak için yaptığı hiçbir yoruma katılmadığımızı belirtiriz. Biz yazarın bu çalışmasını tersinden bir delil olarak buraya alıntılıyoruz.

İslam'ın lanetlediği sapkınlıkların muharref gelenekte yaşanmış olması onu haklı çıkartmaz aksine o geleneğin de sapkın olduğunu gösterir.Bu açıdan ne örnek verilen şahsiyetler İslamidir ne de eserler İslam klasiğidir. Şark İslam klasiği olarak tanımlanan Kur'an dışı sapkınlılar sadece sapkın Şark klasikleri olarak tanımlanabilir.


www.kurannesli.org


I. Öyküler



a) "Oğlan" Tasvirleri



1. Hıristiyan Çocuğu Öyküsü




"Zengin bir Hıristiyan tacir vardı. Bir ülkede ticaretle meşguldü. Tacirin pek güzel bir oğlu vardı. O Hıristiyan çocuğu, adeta dünyanın ışığıydı. Menekşe, miskler saçan zülfünü, onun yüzünden elde etmiş, nazik gül, gülümseyen dudağa onun sayesinde sahip olmuştu. Yüzünden nikabını (örtüsünü) kaldırdı mı, adeta dünya geceyken gündüz olurdu. Mis gibi saçlarını ördü mü, bütün aşıklar, zünnar bağlanırlardı. Saçları öyle bukleliydi ki, bir tek kılında bile doğruluk niyeti yoktu. Kirpikleri savaş için ellerine harbe (süngü) aldılar mı, iki vuruşta iki alemi de yıkar, yere sererdi. Kaşları, yaylarını kurdu mu alem, can korkusuna düşerdi. Dudağından, şekerler saçmak, o güzelin yolu yordamıydı. Tatlılık saltanatının merkezi dudaklarıydı. Gülen lâlleri yüzünden aşıkların kucakları, inci dişleriyle adeta bir denize dönmüştü. 1



***



Bu öykünün devamında çocuk ölür, babası da "Tanrının oğlu olamayacağı"nı kabul ederek müslüman olur.



2- Ney Çalan Delikanlı Öyküsü:



"Gönülleri ney gibi ateşe yakan şeker dudaklı bir delikanlı ney öğreniyordu. Babası kaç kere bağırıp çağırdı, neyi ateşe attı. Fakat bir gece oğlunun çalışına kulak verdi. Dinlerken perişan olup aklı başından gitti. Yüzü hararetten kanter içinde, "Bu sefer de, dedi ney beni yaktı!" 2



***



Oğlan tasvirleri, alıntılayacağımız hemen tüm öykülerde geçtiğinden burada, sadece tasvire yer veren ama içinde herhangi bir eşcinsel olay anlatılmayan iki öyküyle yetiniyoruz.



b) Eşcinsel Sevgi (Aşk)



1- Güzel Bir Oğlanla Perişan Bir Hale Düşen Aşık Öyküsü:




"Gönüller alan güzel bir çocuk vardı. Yüzünü gören gül bahçesi, hasedinden terlere batmıştı. Vakit bahardı. Sahraya çıkmış, bir çadır altında yalnızca oturmadaydı. Onun yüzünden çadır, kadri yüce bir gök kesilmişti. Çünkü çadırın altında da bir başka güneş vardı. Bir gencin ansızın ona gözü ilişti. Aşkından gönlü yerlere döşendi. Öyle bir aşık oldu, öyle bir tutuldu, ona öyle bir bağlandı ki, kimsenin öğüdü tesir etmiyordu. Yüzünü görmeden bir an bile karar edemiyordu. Fakat onunla bulaşmaya da hiçbir ümidi yoktu. Talih, dertlilere yardım etti. Bir gün yağmur yağmaya başlamıştı. Bütün ovadakiler koşup çadırlara sığındılar. Tesadüf bu ya, aşıkla o dilber sevgili de o çadırın altında buluştular. Yağmur hadden aşınca herkes çullar, kilimler altına girdi. Çadır altında o iki müştak (kavuşma arzusuyla yanan) da o sırada aynı kilimin altına girmişti. Gözleriyle birbirlerinden can kapmada, dudaklarıyla birbirlerinin canına can katmadaydılar. Her canı yanan, Yarabbi, bir zaman için olsun, azalt bu yağmuru, diye dua ediyordu. Aşıksa, Yarabbi azaltma! Dilediğin kadar çoğalt, demedeydi. Şu anda bulutlardan tufan gibi yağmur yağmada. Gemi yüzdürürsem, tam zamanı. Dertlilerin çektikleri kıtlık pek şiddetli. Şu anda yağmurdan bir nem bile yok adeta! Şu yağmur, mahşer gününe kadar yağsa, kıyametin, neşeyle kopması müyesser olur. Yarabbi, o saadeti nasip et. Yağmur her an ziyadeleşsin, diye yalvarıyordu." 3



2- Bir Çavuşun Şehzadeye Aşık Oluşu Öyküsü:



"Ay parçası gibi bir şehzade vardı. Güneş bile onu kıskanmış, avaresi olmuştu. (...) Fitne, nergis gözlerini gece renginde, simsiyah görünce, onların içine dalıp avlanmaya, biniciliğe kalkışırdı. Ne de hoş bir av elde etmişti ya! Dudakları hem baldı, hem şeker. Biri öbüründen, o da bundan daha hoştu, daha tatlıydı. Arılar balına üşüşmüşlerdi de o yüzden şeker kamışı gizli kalmıştı. Dudakları öyle güzeldi ki adeta mercana, akideye benzerdi; inci gibi otuz dişi de bunların arasında parıl parıl parlardı. (...) Yüzünü gören herkes, canı varsa hemen ona peşkeş çekerdi. Bir çavuş, o ay yüzlü güzele aşık oldu. Gönlü şaşkın bir hale geldi, aklı, yolunu kaybetti. Öylesine bir derde düştü ki dermanı yoktu. Çünkü çavuşta, sevgiliye layık bir can yoktu. O dertle bir hayli becelleşti, altüst oldu. Kimsecikler onun halini bilmiyordu."



Öykü çok uzun olduğu için bundan sonraki bölümlerini özetliyoruz:



Çavuş, aşkıyla yanıp kavrulurken, komşu ülkelerden birinin padişahı, o ülkeye savaş açar. Bu savaşa komuta etme görevi şehzadenindir. Çavuş ise olaya çok sevinir ve hemen şehzadenin maiyetinde savaşa katılır. Şehzadeye daha yakındır. Sürekli yüzüne hırsızlama bakmakta, onun yakınında olmanın sevincini yaşamaktadır. Şiddetli bir savaş olur. Şehzadenin ordusu yenilir, herkes kaçar. Ortalıkta bir tek şehzade ile çavuş kalmıştır. İkisi de yakalanır ve zindana atılırlar. Şehzade, çavuşa kendisini tanımadığını söyler ve hangi bölükten olduğunu sorar. Çavuş da onun askeri olduğunu, kendisini çok sevdiğini, savaşta iyice döğüşüp komutanına yararlı olmak istediğini söyler. Şehzade memnun olur. Ve ona iltifatlarda bulunur:



"Yüce şehzade, ona bir hayli iltifatlarda bulundu. Zaten gönlü yanmadaydı çavuşun, bu iltifatlar yüzünden büsbütün tutuştu. Çavuşun gönlü, neşeyle öyle bir hale geldi ki sanki yüzlerce alemin saltanatına nail olmuştu. Gerçi zindandaydı zavallı, ama hiç şikayetçi değildi. Gece gündüz o çocuğun hizmetinde bulunuyor, her an hizmette biraz daha ileri gidiyordu. Bütün gece sabaha dek ayaklarını ovuyor, bütün gün, gönlünü hoş edecek sözler bulup söylüyürdu. O yasemin kokulu dilberle öyle senli benli olmuştu ki bu, sözle tarif edilemez. O gönlü hasta aşık, her gün; Yarabbi, bu murada erişmemeyi, bu aşkı, bu yanışı, sen ziyadeleştir de tek ayrılık olmasın. Sen bu zindandan kurtarma bizi. Bu zindan bana bir cennet ki bir kerpicini bile yüzlerce cennete değişmem, diye dua etmekteydi." Bu arada, Padişah savaşın sonucunu öğrenir, şehzadesinin esir düştüğünü haber alır. Çok üzülür ve diğer padişaha elçi göndererek onunla uzlaşır. Şehzade iade edilir. Ayrıca Padişah kızını da şehzadeye verir. Kırk gün kırk gece düğün yapılır. Fakat bu durum çavuşun hiç hoşuna gitmemiştir. O sıralarda yeni evli olan şehzade de ortalıklarda görünmemekte, çavuş kıskançlık ateşiyle yanmaktadır. Sonunda şehzade tekrar günlük hayata döner ve çavuşu hatırlar. Huzuruna çağırtır:



"Çavuşu huzuruna çağırdı. Çavuş içeri girip selam verince derhal yere yıkıldı, aklı başında gitti. (...) Ta can evinden öyle bir nara attı ki! O yerlere serilen aşıkın aklı başına gelince o tertemiz şehzade sordu: A çavuş, dedi, bu ne hal? İşin feryadü figan. Vücudun kamış kalemin içindeki kıla dönmüş, öyle bir hale gelmişsin ki, hasta mıydın, yoksa bensiz ciğerlerini mi dağlıyordun? Çavuş, ağzını açıp; padişahım, dedi, o zindanda senden haberim bile yoktu benim. Fakat şimdi tam kırk gündür ayrılığını çekiyorum. Kırk gün sonra seni ancak görebildim işte. Gördüm de ne fayda. Binbir tantana içindesin. (...) Ayrılığa düşmemiştim. Vuslatına bir alışmıştım ki, seninleydim hep, hasretine takatim yok! Tekrar zindandaki elbiseleri giyer, bana görünürsen sana talip olabilirim. Fakat şu büründüğün elbisede kalır, saltanat ve hükümdarlık eder durursan, bu koşup köpüren can nasıl kudret bulur da bu saltanatla seni koçabilir, buna imkan var mı? Bu sözü söyleyip ölüm haline geldi. Yüzlerce feryat-figanlarla tertemiz ruhunu teslim etti." 4



3- Güzel Bir Oğlu Bulunan Vezir Öyküsü:



"Bir vezirin gayet güzel bir oğlu vardı. Ay bile onun sevgisinden perişan bir hale gelmişti. Cemali, güzelliği hatmetmiş, dudakları kevser ırmağının arı duru suyunu tatmıştı. (...) Sofinin biri de, onun aşkıyla kudretsiz bir hale düşmüş, anlatılamayacak bir hale gelmişti. Hiçbir suretle tahammül imkanı kalmamıştı. Nihayet gizli aşkını meydana vurdu. Aşkıyla öyle bir yanıp tutuşuyordu ki... Baştan ayağa kadar alev alev yanıyordu adeta. (...) Sırrını gönlünde gizlerken, nihayet aşkı üstün oldu, sırrını gizlemeye kudreti kalmadı. Gözleri yağmur gibi kanlı yaşlar dökmeye başladı. Böyle böyle gözlerine perde indi, görmez oldu. Kör olunca da derdi birken iki olmuştu adeta. Sonunda sırrı tamamen meydana çıktı. Bütün alem onu seyre koyuldu. Gözleri kör olmuş, yüzü sararmıştı. Halkın çoğu, onun bu haline acıklanmakta, derdiyle dertlenmekteydi. Büyüklerle beylerin hepsi, onun görmeye rağbet ettiler. Vezirle Padişah da, bir yerden dönerlerken vezirin oğlu da yanlarındaydı. Dervişin bulunduğu yere vardılar. (...) Oğlu, babasının gözlerinin nuruydu ama, o aşkın hali de başka bir haldi. Onun yüzünden gözden olmuştu. Babası nereden bu hale gelecek, gözlerinden olacaktı? Buna imkan var mı? İyi huylu vezir, kızmayıp buna razı olmuş, dervişin gözlerinin iyileşmesini istemişti. aciz köre dedi ki: Senin gözlerin işte bu ay yüzlü yüzünden gitti. O çocuk, şimdicek, senin huzurunda oturmada. Ey gözlerinden olan, daha ne istiyorsun? Aşık, bu sözü duyunca yerinden sıçradı. Bir nara atıp yıkıldı, kendinden geçti. Öyle gözyaşları döktü ki, bulut bile bunca gözü varken öyle ağlayamaz. Vezir ona dedi ki: A gafil! Çocuk yanında, seninle. Neye böyle ağlayıp inliyorsun? Gönlü daralmış kör dedi ki. Gönlümün derdini duysa, taş bile kan ağlar! Bu çocuk, bir an olsun yanıma gelsin diye bütün ömrümce dileklerde bulundum, yalvarıp yakardım, bunun için yaşadım. Şimdi o aşıkların ay yüzlü dilberi yanıma gelmiş. Fakat bana alemde iki göz gerek ki onu göreyim. Bundan önce onu arıyordum şimdiyse gözlerimi aramadayım. Gözlerim yerine gelse, canımı verir de cemalini satın alırdım. Fakat bende göz olmadıktan sonra o eşsiz güzeli ne yapayım ki?" 5



4- Fukara Çocuğu ile Şehzade Öyküsü:



"Vaktiyle bir yoksul çocuğun bir şehzadade gözü vardı. Hep şehzadenin bulunduğu yerlere gider, olmayacak heveslere düşerdi. Beynine bir hülyadır saplanmıştı. Hedef taşı gibi şehzadenin meydanından eksik olmaz, fil gibi onun atından ayrılmazdı. Nihayet bu yüzden yüreğine kan oturmuş, ağlaya ağlaya ayağı balçığa batmıştı. Bununla beraber sırrını kimseye açmamıştı. Fakat günün birinde rakipleri derdini öğrendiler ve; "Bir daha buralarda dolaşma!" dediler.

Delikanlı bir müddet oraya uğramadıysa da sevgilisinin yüzü aklına gelince tekrar onun bulunduğu yere yerleşti. Kölenin biri geldi; delikanlının kafasını, elini ayağını yara bere içinde bıraktı:

"Sana buraya gelme demedik mi?" dedi.

Aşık gene gitti, gene sabrı ve kararı kalmadı. Sevdiğinin yüzünden uzak kalmaya dayanamıyordu. Şekerden sinek kovar gibi, eziyetlerle kovuyorlar, oysa hemen geri geliyordu. Adamın bir sordu:

"A deli kılıklı arsız, dedi, senin taşa, değneğe karşı garip bir tahammülün var." Çocuk şöyle cevap verdi:

"Bu cevaplar bana sevgilimden geliyor; şu var ki ondan şikayet etmem, sevgiye uymaz. O beni ister dost bilsin, ister düşman bilsin, gene ben sevgimde sebatlıyım. O olmayınca bende sabır arama. Çünkü onunla beraberken bile karar bulmama imkan yok. Ne sabra mecalim var, ne uğraşmaya halim... Evet, burada kalmama imkan yok... Ama kaçacak ayak da nerede? Tek benim başımı çadırının ipine kazık yapsınlarda, bu otağın kapısından gitmemi teklif etmesinler. Pervane sevdiğinin ayağında can vermez mi? Fakat düştüğü yerde, o karanlık köşede gene diri değil midir?"

O adamla aşık konuştular. Adam sordu:

"Peki onun çevganiyle yaralanırsan?"

"Top gibi ayağına düşerim"

"Ya kılıçla kafanı uçurursa?"

"Bu kadarcık şey ondan bir esirgenmez ki.. Esasen başımın üstünde taç mı var, balta mı? Bunları fark edecek kadar kendimden haberli değilim. Sen, ona sabredemediğim için bana darılma. Çünkü sevgide sabır tahammül edilmez. Yakup gibi, gözlerim ağlasa dahi ben Yusuf"un güzelliğini görmekten ümidimi kesmem. İnsanın başı birinin aşkıyla bir hoş oldu mu, artık onun ufacak şeyleri için incinmez" 6



5. Ay Yüzlü Çocukla Nazar Sahibi Derviş Öyküsü:



"Ay yüzlü güzel bir çocuk vardı. Misk, onun saçlarının bir teliydi ancak.

Başındaki zülfü, bir daldı ki ancak şerre delalet ederdi.

Aynaya baktı mı adeta yüzüne ay görünür, dudaklarıyla lâli alt eder, değersiz bir hale getirirdi.

Daima kaşlarıyla gönülleri avlar, kendisine bağlardı da bu yüzden kaşları çatıktı.

Ağzı, zencefre kelimesinin bir tek harfiydi adeta. (...) O ağız, öyle küçüktü ki bir harf bile sığmazdı. (...)

Bir derviş, onun aşkıyla zebun olmuştu. Elinde yalnız bir gönlü kalmıştı, o da kan kesilmişti.

Hararetli aşk, onu ateşlere atınca bütün mafsalları, bütün vücudu ateşlere yandı, tutuştu.

Nihayet takati kalmadı, o dünya güzelinin tapısına gelip dedi ki; derdime derman yok. Sensiz yaşamam mümkün değil.

Bir an bile sensiz yaşamayı istemiyorum. Bir tek canım var ancak. Artık sen bilirsin.

Bir an bile sensiz yaşamayı istemiyorum. Bir tek canım var ancak. Artık sen bilirsin.

Beni bağışlarsan lütfedersin. Zaten düşkünüm ben. Öldürürsen yine hoş, durup bekliyorum.

Sensiz ne sabrım kaldı, ne takatim. Ne yapacaksan hadi, yap, durma!

Oğlan, bu sözleri duyup aşıkın sırırını anlayınca dedi ki; canınla oynuyorsan pekala.

Seni bir sınayayım da canının bana karşı kadrini, kıymetini bir göreyim.

Derviş bu sözü duyunca ateş gibi hareketlendi, duman gibi kalktı.

Çocuk derhal atına binip yalnızca bir ovaya gitti. Orada dervişin boynuna bir ip attı, sonra atını sürdü.

At koşmaya başladı. Derviş de boynunda ip, arkasından seğirtiyordu.

Çocuk, atı bir hayli koşturdu, her yana sürdü. Derviş bir hayli zahmetlere katlandı.

Bir hayli at sürdükten sonra onu dikenlerle dolu bir çöle yürüttü.

O başsız, göğüssüz aşığı yüz yerde kırdı geçirdi. Gül dalı gibi ayağına binlerce diken battı.

Sevgili, onun sırırını bilip aşıkın hakikaten kendisine tutkun olduğunu, Doğru bir aşık tutup hiç şehveti bulunmadığını, aşıklığa layık olduğunu anlayınca alemleri bezeyen güzel, atından indi, şefkat ve muhabbetle aşıkının ayağının kucağına aldı. Gönüllere sancılmış olan o dikenleri bütün gün kendi eliyle bir bir çıkarmağa koyuldu. Aşık derviş, kendi kendine, ah diyordu, ne olurdu her diken yüz diken olsaydı. Bedenimdeki yara daha fazla bulunsaydı... Gönlüm daha ziyade huzura ererdi. Şu sözü, gönlünden gizlice geçirmede, onca ayağındaki dikenlerden güller açılmadaydı. Diyordu ki: Bu dikenler ayağımda olmasaydı bu çocuğun kucağına yerleşemezdim." 7



c) Mahmut ile Ayaz Öyküleri



1. Ayaz'la Gazneli Mahmut:




"Gümüş bedenli Ayaz, güzel güzel uyumada, gönlü de gözü gibi bir müddetçik dinlenmedeydi. Gazi Sultan Mahmut, baş ucuna geldi. Öyle bir yüce padişah, onun ayak ucuna oturdu. Ayaz, güzelim uykusundan uyanmadı. Padişah, Ayaz'ın yanacıklarını binlerce defa öptü. Öpmeyi bırakınca seher çağına dek ayaklarını oğdu. Nihayet Ayaz, tatlı uykusundan uyanınca Padişahı gördü, utancından ateş gibi fırladı. Padişah, o hali görünce dedi ki: Ey güzelliği günden güne artan güzel! Madem ki sen geldin, ben gidiyorum. Kendinde olmadığın zaman, nasıl anlatayım, ne çeşit öğeyim, anlatayım, ondan da üstündün. Cana canlar katan güzelim! Seni gördüm ki kendinde değilsin, tuttum, senin yerine ben geçtim. Fakat kendine gelince Sevgili kayboldu. Sen talip oldun, matlup (istenen) ortadan sır oldu." 8



2. Mahmut'la Ayaz Hamamda:



"Günlerden bir gün gümüş bedenli ayaz, canlar yakarak tek başına hamama gitmişti. Bir yoldaşı Mahmut'a dedi ki: Sevgilin bugün hamama gitti. Padişah bu sözü duyunca gönlü, bir deniz gibi coştu, köpürdü. Derhal yalnız başına alelade bir adam gibi kalkıp hamama gitti. Hasılı o peri gibi güzel Ayaz'ın yüzünü gördü. Yüzünün aksiyle hamamın duvarı ateşler içinde kalmıştı adeta. Yüzünün aksiyle sanki hamamın duvarı raksa başlamıştı; kapısı, damı oynamadaydı. Padişah, onun güzelliğini baştan ayağa kadar gördü. Canını bir bir her tarafına vakfetti. Gönlü bir balık gibi tavaya düştü adeta. O ateşle hamama girmiş, yanıyordu sanki. Ayaz, Padişahın ayaklarına kapanıp; padişahım, dedi, bugün sana ne oldu böyle? Aklın, kamildi senin. Öyle bir akıl, alelade bir akılmış gibi kayboldu gitti. Padişah dedi ki: Yalnız yüzünü görüyordum, başka taraflarından haberim bile yoktu. Şimdiyse her tarafını gördüm, her yanına ayrı ayrı iştiyak çekmede, yanıp yakılmadayım. Yüzünün aşkıyla canım yanıyordu. Şimdi yüzlerce ateş daha parladı, alevlendi. Bir bir her tarafın gönlümü okşamada. Hangi sevgiyle oyalanayım, nereni seveyim senin? Ey Gönül! Sevgiliyi canının içine al. İnciler saçan gözlerinden ona saçılar saç." 9



GENEL DEĞERLENDİRME



Şark-İslam klasiklerinde yer alan eşcinsel öyküleri, bu bölümde sergilemiş bulunuyoruz. Öykülerin değerlendirmesini yaparken öncelikle vurgulanması gereken husus, anlatımdaki içtenlik ve çekinmezliktir.



Bu öykülerde yakışıklı "oğlan"ların yüzü, saçları, dudak, göz, kirpik ve kaşları son derece homoerotik bir biçimde anlatılmaktadır. Özellikle ilk alıntıladığımız öykü, son derece yakışıklı bir delikanlının tasvirine ayrılmıştır. Diğer öykülerde ise birbirlerine aşık olan delikanlılara, komutanına aşık olan askerlere ve yine genç delikanlılara aşık olan dervişlere rastlanır. "Nefis"leriyle savaşmayı, dünyadan el-etek çekmeyi amaçlayan sufiler bile eşcinsel aşk ile kendilerinden geçerler. Yazımıza alıntılamadığımız öykülerden birinde Bağdatlı ünlü sufi Şiblî (861-945) gibi bir kişilik bile çölde rastladığı "güzelliğiyle etrafının aydınlatan" bir genci görünce dayanamaz ve sevgiyle yanına yaklaşır; onunla konuşmaya can atar. 10



Oğlan tasvirlerine, içinde homoerotik olayların anlatılmadığı öykülerde de sıkça rastlanır.





Eşcinsel aşk, bu öykülerde yüceltilir; daha doğrusu, tasavvufçu bakış açısıyla aşk (ama her türlü aşk) zaten yücelticidir ve insanı olgunlaştırır. 11 Birbirine aşık olan erkekler "vuslat"a erişirler. (Bk. Güzel Bir Oğlanla Perişan Bir Hale Düşen Aşık Öyküsü). Bu aşkın tek taraflı olduğu öykülerde ise yine tek taraflı da olsa vuslat yaşanır. Buna "kısmî vuslat" diyebiliriz. (Bk. Bir Çavuşun Şehzadeye Aşık Oluşu Öyküsü). Bir erkeğe aşık olan diğer bir erkek, aşkını bir müddet gizlese de sonunda gizleyemez hale gelir ve bu, artık herkes tarafından bilinen bir olay olur. Fakat, insanlar bu aşkı reddetmezler ve ilgiyle, anlayışla karşılarlar. Hatta alıntıladığımız öykülerden birinde, sevgilisine asla kavuşma imkanı olmayan ve bu dertle gözleri kör olan, bu durumu da herkes tarafından bilinen bir aşık, sevgilisi ve onun babasınca ziyaret edilir. Sevgisinin yüceliği karşısında eğilinir. (Bk. Güzel Bir Oğlu Olan Vezir Öyküsü).



Bazı öykülerde de sevgili oldukça zalimdir. Aşığa zulmeder, fakat sonunda ona şefkat ve yakınlık gösterir. (Bk. Fukara Çocuğu ile Şehzade Öyküsü, Ay Yüzlü Çocukla Nazar Sahibi Derviş Öyküsü).



Şark-İslam klasiklerinde en çok yer verilen öykülerden biri de Gazneli Mahmut ile onun sevgili nedimi Ayaz'dır. Ayaz, son derece yakışıklı bir oğlandır. Gazneli Mahmut, onu bir savaşta yağma için girdikleri bir evde görmüş ve görür görmez de aşık olmuştur. Dönerken yanında Ayaz'ı da götürmüş ve onu bütün yakınlarından daha üstün tutmuştur. Bolca anlatılan Mahmut ile Ayaz öykülerinden yalnızca ikisini alıntılamış bulunuyoruz. Fakat bu öykülere hemen tüm Şark-İslam klasiklerinde rastlanılabilir.



Burada, öykülerin sadece homoerotik bir tat taşıyan bölümlerini alıntıladığımızı belirtmeliyiz. Ama her öykünün sonunda mutlaka tasavvufi bir "kıssadan hisse" de yer almaktadır. Bunlar, konumuz dışında olduğu için alıntılanmadı.





------------------------------------------------------------ --------------------



1 Attar, İlahiname, Çeviri: Abdülbaki Gölpınarlı, MEB. Yayınları 2. Baskı, İstanbul, 1992 s. 82-83

2 Sadi, Bostan, Çevri: Hikmet İlaydın, MEB Yayınları. 2. Baskı, İst., 1992, s. 169.

3 Attar, a.g.e, s. 18-184.

4Attar, a.g.e.,. s. 107-113.

5 Attar, a.g.e., s. 104-106.

6 Sadi, a.g.e., s. 145-146.

7 Attar, a.g. e., s. 149-151.

8 Attar, a.g.e., s. 270-271.

9 Attar, a.g.e., s. 243-244 Diğer Mahmut ile Ayaz öyküleri için bk a.g.e., s. 173, 182.

10 Attar, a.g. e., s. 261.

11 Bu hususla ilgili değerlendirmeler için yazımızın ilk bölümüne bakılmalıdır.
 


__________________
43/44 Dogrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir ögüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.
Yukarı dön Göster radyoman's Profil Diğer Mesajlarını Ara: radyoman Ziyaret radyoman's Ana Sayfa
 
asd123
Katilimci Uye
Katilimci Uye
Simge

Katılma Tarihi: 18 ekim 2005
Gönderilenler: 85
Gönderen: 08 kasim 2005 Saat 13:49 | Kayıtlı IP Alıntı asd123


  Selam Radyoman,

  sizin tasavvuf adi altinda anladiklariniz kemer alti anlayisinizin bir ürünüdür. Simdi bana dogrusunu anlatiniz Edebiyatina hic kalkismayiniz!
  Tasavvufta Escinsellik serisi adi altinda sundugunuz alintilarin , konumunuz itibariyle nerde oldugunuzun acik göstergesidir! Ben sizin bu yasiniza kadar dogru dürüst birseylerle ugrasmadiginiz  kanisindayim.
Size karsi anlayisimin böyle olusunun kaynagini , kusura bakmayiniz ama, bu tutumunuzun hicte kabul edilir olmayisina baglayiniz.
  Bu konulari aktarirken birseyleri düzeltirim hesabinda olmadiginiz acikca görülmekte. Alayci tavrinizi tatmin etmek icin aklinizi zorlamis olmanizi, anlamis degilim.  Bu tutumu akillilikla bagdastiriyor iseniz, bilinki önünüzde cok daha asilmasi gerekli engelleriniz mevcut. Bunlari bu kafa yapisiyla da asla asamayacaginizi belirtmek isterim.( bir dost tavsiyesi).
 
  Benim bildigim sevap; bilmeyenlerin isi,
  Bileninse bilmedigi; cehenneme giris fisi!
                                            asd
 
  saygilar 
Yukarı dön Göster asd123's Profil Diğer Mesajlarını Ara: asd123
 
sailamasr
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 23 nisan 2005
Gönderilenler: 543
Gönderen: 08 kasim 2005 Saat 16:15 | Kayıtlı IP Alıntı sailamasr

selam selam

dost?

kime göre mevlanaya göre mi yoksa kurana göre mi? ikisi de aynı diyorsan "konumunuz itibarıyla nerde olduğunuzun açık göstergesidir" lafını hatırlatırım

selam selam

Yukarı dön Göster sailamasr's Profil Diğer Mesajlarını Ara: sailamasr
 
asd123
Katilimci Uye
Katilimci Uye
Simge

Katılma Tarihi: 18 ekim 2005
Gönderilenler: 85
Gönderen: 08 kasim 2005 Saat 16:53 | Kayıtlı IP Alıntı asd123

 

   Selam
 
    beyninizden ilim fiskiriyor adeta. Dikkat edin, yoksa altinda bogulabilirsiniz alimallah, siz bize lazimsiniz. Yoksa porno...hikayeleri
bize anlatan olmaz, zevkten mahrum kalabiliriz.

  selam
Yukarı dön Göster asd123's Profil Diğer Mesajlarını Ara: asd123
 
nuri72
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 21 nisan 2005
Yer: ABD
Gönderilenler: 311
Gönderen: 08 kasim 2005 Saat 18:14 | Kayıtlı IP Alıntı nuri72

asd123 Yazdı:
 

   Selam
 
    beyninizden ilim fiskiriyor adeta. Dikkat edin, yoksa altinda bogulabilirsiniz alimallah, siz bize lazimsiniz. Yoksa porno...hikayeleri
bize anlatan olmaz, zevkten mahrum kalabiliriz.

  selam

Asd lutfen uslubumuz bozmayalim. Sim Yukarida anlatilan Porno, Oglancilik hikayeleri tasavufda var mi yokmu. Alintilar bahsedilen kitaplarda geciyor. Evet iste bize din diye sattiklari sacmaliklar bunlar.

Unutmayin biz, pornocu seyler, oglanci tarikat liderli herkes Kurandan hesab cekilecek. Nerden biliyoruz Allah Kuranda oyle soyluyor. Ve arakasidan ne diyor. Atalarinizin dinine uymayin.

43/44 Dogrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir ögüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.

 

[013.001] Elif, Lam, Mim, Ra. Bunlar Kitap'ın ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen Kitap haktır; fakat insanların çoğu inanmazlar.

Su ayet lutfen dikkat et. Allah kiseye ayricalik tanimam diyor. Pornocu seyhler, oglanci tarikatcilar hepsi hesap verecek. Cunku Allah peygambeleri bile hesaba cekecegini soyluyor. Allah saka yapmaz 

"Elbette kendilerine peygamber gönderilen kimseleri de, gönderilen peygamberleri de mutlaka sorguya çekeceğiz! (7/6)"

 

Peygamberlerin bile hesab verecegi bir ortamda Esek ile seksi anlatip sonrada bunu vahiyle ile yazdim diyen Mevlaan Efendinin way haline



__________________
A'raf 194 Allah dışındaki yakardıklarınız sizin gibi KULLARDIR , eğer iddianızda haklıysanız , hadi çağırın onlarıda size cevap versinler
Yukarı dön Göster nuri72's Profil Diğer Mesajlarını Ara: nuri72
 
asd123
Katilimci Uye
Katilimci Uye
Simge

Katılma Tarihi: 18 ekim 2005
Gönderilenler: 85
Gönderen: 08 kasim 2005 Saat 18:32 | Kayıtlı IP Alıntı asd123


  Selam Nuri72

 size hic kimse din falan satmiyor. Uzun uzadiya size tasavvufu anlatacak degilim. Su anda konumunuzun ne oldugunu bilmiyorum. Yani sizi tanimiyorum. Seneler harcanarak olusturulan emegin bir cirpida anlatilmasi ve anlasilmasina olanak yoktur. Ve Yüzyillar boyu kök salmis anlayisin bir anda yok ediliyor olmaya calisilmasi akilla ne kadar özdestirilebilir. Hayat elek görevini daima yapar. Öyle sizin anladiginiz tasavvuf anlayisi (pornografik olmasi münasebetiyle). zaten günümüze kadar gelemezdi.
 
  Burda biraz düsünelim.

 Saygilar
Yukarı dön Göster asd123's Profil Diğer Mesajlarını Ara: asd123
 
nuri72
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 21 nisan 2005
Yer: ABD
Gönderilenler: 311
Gönderen: 08 kasim 2005 Saat 18:53 | Kayıtlı IP Alıntı nuri72

asd123 Yazdı:

  Selam Nuri72

 size hic kimse din falan satmiyor. Uzun uzadiya size tasavvufu anlatacak degilim. Su anda konumunuzun ne oldugunu bilmiyorum. Yani sizi tanimiyorum. Seneler harcanarak olusturulan emegin bir cirpida anlatilmasi ve anlasilmasina olanak yoktur. Ve Yüzyillar boyu kök salmis anlayisin bir anda yok ediliyor olmaya calisilmasi akilla ne kadar özdestirilebilir. Hayat elek görevini daima yapar. Öyle sizin anladiginiz tasavvuf anlayisi (pornografik olmasi münasebetiyle). zaten günümüze kadar gelemezdi.
 
  Burda biraz düsünelim.

 Saygilar

Evet haklisin tabiki dusunmemiz gerekiyor. Ama dusncemize sekil veren Allah'in ayetleri olmali. Baska bi sey degil. Su forumun en altinda yazan ayetleri tekrar tekra dusunelim. Binlerce yillik birikimi atabilirimiyiz. Su ayetler isiginda kara sizin.

Bakara 170: "Onlara: «Allah'ın indirdiğine uyun.» dendiği vakit de: «Yok, atalarımızı neyin üzerinde bulduysak ona uyarız.» dediler. Ya ataları bir şeye akıl erdiremez ve doğruyu seçemez idiyseler de mi onlara uyacaklar?"

  LOKMAN suresi 21 Onlara "Allah'ın indirdiğine uyun" dendiğinde: Hayır, biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız, derler. Ya şeytan; onları alevli ateşin azabına çağırıyor idiyse!

 



__________________
A'raf 194 Allah dışındaki yakardıklarınız sizin gibi KULLARDIR , eğer iddianızda haklıysanız , hadi çağırın onlarıda size cevap versinler
Yukarı dön Göster nuri72's Profil Diğer Mesajlarını Ara: nuri72
 
asd123
Katilimci Uye
Katilimci Uye
Simge

Katılma Tarihi: 18 ekim 2005
Gönderilenler: 85
Gönderen: 08 kasim 2005 Saat 19:06 | Kayıtlı IP Alıntı asd123

 
  Selam Nuri72,
 
   oraya öyle ayetler yazmakla is bitmiyor. Ben bu ayetlerin yorumunu "sizleri kastediyor" manasinda da yorumlayabilirim. O zaman cikin bakalim isin icinden, cikabiliyorsaniz?

 saygilar
Yukarı dön Göster asd123's Profil Diğer Mesajlarını Ara: asd123
 
asd123
Katilimci Uye
Katilimci Uye
Simge

Katılma Tarihi: 18 ekim 2005
Gönderilenler: 85
Gönderen: 08 kasim 2005 Saat 20:39 | Kayıtlı IP Alıntı asd123

Selam Radyoman,
 
  Bu yazimi tekrarlamamdaki amacim sizden cevap bekelememdir. Itirazim yanlizca sizedir. Bu basliklar, ard arda siralamak amaci güdülerek yapilmamistir , öyle degil mi?
Sadece adi Radyoman olan sahistan cevap bekliyorum!!!


  Sizin tasavvuf adi altinda anladiklariniz kemer alti anlayisinizin bir ürünüdür. Simdi bana dogrusunu anlatiniz Edebiyatina hic kalkismayiniz!
  Tasavvufta Escinsellik serisi adi altinda sundugunuz alintilarin , konumunuz itibariyle nerde oldugunuzun acik göstergesidir! Ben sizin bu yasiniza kadar dogru dürüst birseylerle ugrasmadiginiz  kanisindayim.
Size karsi anlayisimin böyle olusunun kaynagini , kusura bakmayiniz ama, bu tutumunuzun hicte kabul edilir olmayisina baglayiniz.
  Bu konulari aktarirken birseyleri düzeltirim hesabinda olmadiginiz acikca görülmekte. Alayci tavrinizi tatmin etmek icin aklinizi zorlamis olmanizi, anlamis degilim.  Bu tutumunuzu akillilikla bagdastiriyor iseniz, bilinki önünüzde cok daha asilmasi gerekli engelleriniz mevcut. Bunlari bu kafa yapisiyla da asla asamayacaginizi belirtmek isterim.( bir dost tavsiyesi).
 
  Benim bildigim sevap; bilmeyenlerin isi,
  Bileninse bilmedigi; cehenneme giris fisi!
                                             asd 
Yukarı dön Göster asd123's Profil Diğer Mesajlarını Ara: asd123
 
radyoman
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 09 mart 2005
Yer: Antigua And Barbuda
Gönderilenler: 362
Gönderen: 09 kasim 2005 Saat 05:54 | Kayıtlı IP Alıntı radyoman

asd123 Yazdı:
Selam Radyoman,
 
  Bu yazimi tekrarlamamdaki amacim sizden cevap bekelememdir. Itirazim yanlizca sizedir. Bu basliklar, ard arda siralamak amaci güdülerek yapilmamistir , öyle degil mi?
Sadece adi Radyoman olan sahistan cevap bekliyorum!!!


  Sizin tasavvuf adi altinda anladiklariniz kemer alti anlayisinizin bir ürünüdür. Simdi bana dogrusunu anlatiniz Edebiyatina hic kalkismayiniz!
  Tasavvufta Escinsellik serisi adi altinda sundugunuz alintilarin , konumunuz itibariyle nerde oldugunuzun acik göstergesidir! Ben sizin bu yasiniza kadar dogru dürüst birseylerle ugrasmadiginiz  kanisindayim.
Size karsi anlayisimin böyle olusunun kaynagini , kusura bakmayiniz ama, bu tutumunuzun hicte kabul edilir olmayisina baglayiniz.
  Bu konulari aktarirken birseyleri düzeltirim hesabinda olmadiginiz acikca görülmekte. Alayci tavrinizi tatmin etmek icin aklinizi zorlamis olmanizi, anlamis degilim.  Bu tutumunuzu akillilikla bagdastiriyor iseniz, bilinki önünüzde cok daha asilmasi gerekli engelleriniz mevcut. Bunlari bu kafa yapisiyla da asla asamayacaginizi belirtmek isterim.( bir dost tavsiyesi).
 
  Benim bildigim sevap; bilmeyenlerin isi,
  Bileninse bilmedigi; cehenneme giris fisi!
                                             asd 

Pardon Asd biraz mesguldum. Yazi oncelikle benim kaleme aldigim biryazi degil alinti. Bize islami tasavuf adi altinda sunulan sacmaliklarin ne kadar carpici oldugunu ortaya koymakdi amacim.

Ortda bir pislik varsa ortaya konmasi gerekir elbetde. Musluman olarak Kur'ana uymayan her turlu sacmaligi ortaya koyabilmeliyiz.

Dini Allaha has kilmak sadece Tahdana yada tasdan putlari yikmakla olmaz. Yesil cubbeli putlarida yikmakla olur.  Onun icin isminin yada saninin ne oldugu onemli degil. Olcumuz Kuran ise her seyi o olcuye vurabilmeliyiz.

selam ve dua ile



__________________
43/44 Dogrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir ögüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.
Yukarı dön Göster radyoman's Profil Diğer Mesajlarını Ara: radyoman Ziyaret radyoman's Ana Sayfa
 

Sayfa Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats