HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Kur'an Hükümleri ve Kavramları
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Kur'an Hükümleri ve Kavramları
Konu Konu: Kur’anda Kadin DOVMEK Var mi ? Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
radyoman
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 09 mart 2005
Yer: Antigua And Barbuda
Gönderilenler: 362
Gönderen: 05 subat 2006 Saat 22:53 | Kayıtlı IP Alıntı radyoman

Bu yazi asagida verilen kaynak kitapdan ceviridir.

Kuranda Kadin DOVMEK VAR MI ?

En iyi evlilikler bile zaman zaman sorunlar ile karsilasmakdadir. Bazi asiri duurmlarda kadinin kocasi tarafindan dovulmesi sonucuna bile varabilmekdedir. Asil ilginc olani DOVME olayinin Kurandaki Nisa 34 ayetinin anlaminin carpitilmasi suretiyle Kurana dayandirilmasidir. Buyrun Hep birlikde Geleneksel meallerden birine bakalim. ve Neden anlaminin saptirildigini aciklayalim.

(NİSA suresi 34. ayet) Er ricalü kavvamune alen nisai bi ma faddalellahü ba'dahüm ala ba'div ve bi ma enfeku min emvalihim fes salihatü kanitatün hafizatül lil ğaybi bi ma hafizallah vellati tehafune nüşüzehünne fe izuhünne vehcüruhünne fil medacii vadribuhünn fe in eta'neküm fe la tebğu aleyhinne sebila innellahe kane aliyyen kebira

(NİSA suresi 34. ayet) Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kadınlar itaatkârdır. Allah'ın kendilerini korumasına karşılık gizliyi (kimse görmese de namuslarını) koruyucudurlar. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür. (Diyanet Meali)

Bu ayetdeki asil sorun nüşüzehünne (nüşüz) (baskaldiri), öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve dövün (vadribuhünn) (adribu). Kelimelerinin yalis cevirindan kaynaklanmadadir. Bu iki kelimenin baska hangi anlamlara geldigine dikkat edelim.

Nüşüz: Dusmanlik, huysuzluk, İffetsizlik, baskaldiri, kotu davranmak, kadin veya erkegin Evlilik gorevlerini yerine getirilmemesi

Adribe: (Darebe Kokunden Gelir) Vurmak, dokundurmak, ayirmak, iki seyi ayri yere koymak

Yukardaki degisik amlamlar isiginda ayet baktigimizda Nüşüz anlami İffet ve Adribu anlamida ayirmak olmali. Yoksa bosanmaya cagri durumu birdaha bir araya gelememek kosuluyla ortaya cikmakdadir. Boyle bir anlayis hemen arkasinda gelen Nisa 35 ayete, hemde Kuran butunlugune ters dusmekdedir. Dolayisiyla yukaradaki ayetin meali soyle olmalidir.

Nisa 34 (EY) ........... İffetlerinden endişe duyduğunuz kadınlara öğüt verin, yataklarınızı ayırın ve nihayet onları ayirin .Size itaat ederlerse onlara karşı bir yol aramayın. ALLAH Yücedir, Büyüktür.

Ayri yasamak yeniden bir araya gelme sartlarina gore uzun sureli yada kisa sureli olabilir. Boyle bir anlayis hem Kuranin genel yapisina hemde Kuranda verilen bosanma methoduna uygun dusmekdedir.

Hemen arkasinda gelen Nisa 35 ayet, yukarida verdigimiz meali desteklemekdedir.

Nisa 35. Evli çiftin aralarının açılmasından endişeleniyorsanız, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden de bir hakem atamalısınız. barışmayı isterlerse ALLAH ikisinin arasını bulur. ALLAH Bilir, Haber alır.

Nisa 128 Ve inimraetün hafet mim ba'liha nüşuzen ev i'radan fe la cünaha aleyhima ey yusliha beynehüma sulha ves sulhu hayr ve uhdiratil enfüsüş şuhh ve in tuhsinu ve tetteku fe innellahe kane bi ma ta'melune habira

Nisa 128 Bir kadın kocasının huysuzluğundan, yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ediyorsa uzlaşmayla tekrar aralarını düzeltmeleri daha uygun. Uzlaşma daha iyidir. Kişi bencil ve kıskanç davranmağa eğilimlidir. İyilik yapar ve erdemli davranırsanız, elbette ALLAH yaptıklarınızı haber alır.

Simdi olmasi gereken anlaminin yerine oturmasi icin Nisa 128 ayete bakalim. Burda konu olan erkekdir ve ayni kelime Nüşüz kelimesi kullanilmis. Burda huysuzluk diye cevrilirken, Kadinin durumunda bas kaldirmak olarak Nisa 34 de cevriliyor. "Bir kadın kocasının huysuzluğundan,.." suphe ediyorsa ne yapacamis, "Uzlaşma daha iyidir". :

Iste Cifte standart ( Kelime ayni kelime :kadin ve erkge gore meal). Bu iki ayetin anlamina bir arada dusunmek durmundayiz. Adribu ayrilmak , ayri yasamak anlami iki ayetde aynidir. Okuyucularima Rachael Tibbet'in bu konudaki makalesini okumayi tavsiye ederiz.

(a) Kuran mealcileri Adribe kelimesini ceviriken kelimenin bir cok ayetde degisik anlamlarda kullanilmasindna dolayi, meal sorunu ile karsilasmislardir. Ayni sorun " "adribe" kelimesinin cevirisindede yasanmakdadir. Yuzden fazla degisik anlama gelebilmekdedir.

(b) Peki bu Nisa 34 ayetindeki adribe kelimesnin DOVMEK olarak cevrilmesi Hadislerden dolayidir.

(i) Hadisciler bu kelimenin adribe dovmek oldugunu hadislerle desteklemislerdir. (Davud 2141 Miskat El Masabih 0276). DOVME Anlami Kurandan degil hadisden gelmekdedir.

(ii) Toplumdan gelen onyargilar ve ilk tefsircilerin Adribe kelimesine verdikleri DOVME anlaminin etkisiyle. Adribenin DOVME anlamina geldigi sonraki mealciler tarafindan sorgulanmadan kabul edilmistir

http://members.aol.com/Mamalek2/qbook8.htm



__________________
43/44 Dogrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir ögüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.
Yukarı dön Göster radyoman's Profil Diğer Mesajlarını Ara: radyoman Ziyaret radyoman's Ana Sayfa
 
radyoman
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 09 mart 2005
Yer: Antigua And Barbuda
Gönderilenler: 362
Gönderen: 05 subat 2006 Saat 23:04 | Kayıtlı IP Alıntı radyoman

Ayni konuya bir baska Bakis acisi

KADINLAR DÖVÜLÜR MÜ?

Kuran’da geçen kadınla ilgili en yanlış anlaşılan ayetlerden biri de Nisa Suresi 34. ayet olmuştur. Bu ayeti iki yazardan alıntılarla inceleyelim. Prof. Yaşar Nuri Öztürk şöyle demektedir: “Bu ayet erkeklerin mutlak anlamda üstünlüklerinden değil, varlık yapılarındaki bir farklılıktan bahsediyor. O da erkeklerin kadına “kavvam” yani koruyucu, kollayıcı, gözetici olmalarıdır. Ne var ki Kuran ayetlerini, kadını horlamak için pervasızca tevil eden ve sürekli anlam kaydırmaları yapan çoğu müfessirler bu kavvam kelimesini hakim, yönetici gibi Kuran’daki kullanımına uymayan anlamlar vererek erkek despotizmine gerekçe yapmışlardır. Aynı ayetteki “fadribu” kelimesi Kuran’da kullanılan anlamlarından yalnız bir tanesiyle kayıtlanmış ve emirden hep dövmek çıkartılmıştır. Bütün tevillerini ve yorumlarını kadın aleyhine yapan yaklaşımlardan zaten başka bir şey beklenemezdi. Oysa ki, kelimenin diğer anlamları ayetin amacını ve düzenlenen konunun maksadını çok daha doyurucu biçimde önümüze koymaktadır. İşin esası şu ki, Kuran birçok yerde sergilediği kelam mucizesini burada da sergileyerek, bir tek kelimeyle birkaç alternatifi birden vermiştir. Biraz teknik detay verirsek şunları söyleyeceğiz: “Fadribu” emrinin kökü olan “darb” kelimesinin 30’a yakın anlamından en önemlileri “vurmak, dövmek, huruc(çıkmak), zehab(gitmek) ve dolaşmaktır”. (Bakın İbn Mansur, Lisanul Arab, Darb Maddesi) Durum bu olunca konumuz olan ayetteki emri bu anlamların muhtemel olan herbiriyle değerlendirmek gerekmektedir. Buna göre emri aynı zamanda ifal kalıbından da anladığımızda ifade ettiği manalar şunlar olur. 1 Onları evden çıkarın , 2 Onları bulundukları yerin dışına gitmek zorunda bırakın, 3 Onları dövün. Kuran böylece içinde bulunulan duruma ve karşılaşılan şartlara göre bu üç seçenekten birinin kullanılmasını istemektedir. Ve dikkat edilirse ilk iki seçenek düzenlenen konuda sonuç almak bakımından hem insan psikolojisine hem de hukuk mantığına daha uygundur.” (Yaşar Nuri Öztürk, Kuran’daki İslam, sayfa 552554)

Dr. Edip Yüksel ise aynı ayetin yanlış anlaşılması ile ilgili şu izahları yapar: “Ayette geçen (erricalü kavvamune alennisai) ifadesinin erkekler kadınları gözetir, yahut kadınların geçiminden sorumludur biçiminde çevrilmesi gerekirken gördüğüm tüm Türkçe mealler buradan erkeğin kadınlar üzerinde otoriter olduğu anlamını çıkarmışlardır. Nisa 135’te geçen “kavvam” kelimesine “gözeten, tam yerine getiren, ayakta tutan” gibi anlamlar veren meallerimiz neden Nisa 34’te geçen aynı kelimeye “hakim, yönetici” gibi farklı anlamlar vermektedirler. 5, Maide Suresi 8. ayette geçen “kavvam” kelimesine de aynı şekilde “gözeten, ayakta tutan” anlamını veren meal yazarlarımız, neden kadınlar söz konusu olunca kelimenin anlamını değiştirip sertleştirme ihtiyacı hissetmişlerdir? “Kavvam” kelimesi “kvm” kökünden türer. Bu kökün türevlerinin geçtiği tüm ayetleri incelersiniz hiçbir yerde yönetici hakim anlamını bulamayacaksınız. Aynı ayetteki “badehum” kelimesindeki “ hum” zamirini sadece erkeklere gönderdiğinizde anlam şöyle olur: “ Allah, erkeklerin bazısını bazılarına üstün kılmıştır.” Bu anlam kuşkusuz ayetin içinde bulunduğu metinle uyuşmamaktadır. Ancak “ badehum” kelimesindeki “hum” zamirini erkek ve kadınlardan oluşan karma bir topluluğa gönderdiğinizde anlam şöyle olur: “Allah, erkeklerin ve kadınların bazısını bazılarına üstün kılmıştır.” Türkçe’ye en uygun çeviri şöyle olabilir: “Allah, her birine farklı yetenekler ve özellikler vermiştir.” Nisa 34 ayetindeki “idribuhanne” kelimesi “ o kadınları dövün” diye çevrilmiş. Bu kelime üzerinde incelemeye geçmeden önce karı koca ilişkisi üstüne Kuran’ın bir değerlendirmesini hatırlatmak isterim. 30, Rum suresi 21. ayette şöyle geçer: “Kendileriyle rahatlayıp huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması O’nun ayetlerindendir. Düşünen bir toplum için bunda işaretler vardır.” Görüldüğü gibi evliliğin amacı sevgi ve merhamete dayalı huzurdur. Herhangi Arapça bir sözlüğe bakarsanız bu kelimenin altında uzun bir anlamlar listesini bulacaksınız. Denilebilir ki “daraba” kelimesi Arapça’da en zengin anlama sahip kelimedir. Arapça’da parayı Daraba yaparsın yani basarsın. Nitekim “darphane” Arapça, Farsça bileşimi bir kelimedir. Arapça’da greve gitmek “Drab” tır. Türkçemizde de vurmak kelimesi aynı şekilde değişik anlamlarda kullanılır. Tutmak ve çalmak da öyle. Radyoyu çaldım diyen birisi bu ifadeyle ya hırsızlığını itiraf eder, ya da radyoyu kullandığını bildirir. Nitekim “idrib” kelimesi de “çık dışarı” anlamına gelir. Kuzey Afrika’da Arapça konuşanlar hala “ Daraba” fiilinin emir kipini bu anlamda kullanmaktadırlar. Çok anlamlı bir kelimeyle karşılaştığımızda uygun olan anlamını metnin içeriğini, kullanış biçimini ve sağduyuyu dikkate alarak seçeriz. Örneğin 13, Rad suresi 17. ayetindeki “ Daraba” kelimesini açıklamak yerine dövmek olarak anlasaydık saçma bir sonuçla karşılaşırdık: “ İşte Allah hakkı ve batılı böyle döver.” Nisa 34’teki “nuşuz” kelimesi de meallerde şirretlik, itaatsizlik olarak çevrilmiş. Halbuki bu kelime flörtten başlayarak gayri meşru cinsel ilişkiye kadar uzanan sadakatsizlik ve iffetsizlik anlamını da içerir. Nitekim Nisa 34 ayetini dikkatle incelediğimizde bu ikinci anlamın sözün gelişine daha uygun olduğunu görüyoruz. Nisa 34 ayeti sadakatsiz ve iffetsiz davranan eşine kocasının nasıl davranacağını öğretiyor. Bu uygunsuz tavrın başlangıcında koca öğüt vermeli. Eğer kadın başkasıyla flörte devam ederse kocası yatakları ayırmalı. Eğer bu da yarar sağlamaz ve kadın işi zinaya kadar götürürse, o zaman kocası onu evden çıkarmalı. Erkeğini kandırarak evlilik anlaşmasına ihanet eden bir kadını dövmek nihai bir çözüm olamaz. Ancak ondan ayrılmak ameliyat gibi sıkıntılı da olsa bir çözümdür.” (Dr. Edip Yüksel, Türkçe Kuran Çevirilerindeki Hatalar, sayfa 1320)

Yaşar Nuri yorumuyla beraber “ Darabe” köklü kelimeye iki ayrı manasını çizgiyle ayırarak ayeti çevirir ve uygun mananın düşünülüp, araştırılmasını mealinde bize bırakır.

Erkekler, kadınları gözetip kollayıcıdırlar. Şundan ki, Allah insanların bazılarını bazılarından üstün kılmıştır ve erkekler mallarından bol bol harcamışlardır. İyi ve temiz kadınlar saygılıdırlar. Allah’ın kendilerini koruduğu gibi gizliliği gereken şeyi korurlar. Sadakatsizlik ve iffetsizliklerinden korktuğunuz kadınlara önce öğüt verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın ve nihayet onları evden çıkarın/bulundukları yerden başka yere gönderin. Bunun üzerine size saygılı davranırlarsa onlar aleyhine başka bir yol aramayın. Allah çok yücedir, sınırsızca büyüktür.

4 Nisa Suresi 34 Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk çevirisi

Edip Yüksel ise yukarıda alıntıladığımız açıklamalarından sonra ayeti şöyle çevirir:

Erkekler kadınları gözetmekle yükümlüdür. Zira Allah, herbirine farklı yetenekler ve özellikler vermiştir. Nitekim erkekler evin geçiminden sorumludur. Erdemli kadınlar (Allah’ın yasasına) boyun eğer ve Allah’ın korumasını emrettiği (onur ve iffetlerini) tek başlarına bile olsa korurlar. Onur ve namusları konusunda endişe duyduğunuz kadınlara öğüt verin, yataklarınızı ayırın, nihayet onları çıkarın. Ancak sizi dinleyip vazgeçerlerse onlara karşı bir yol aramayın. Allah yücedir, büyüktür.

4 Nisa Suresi 34Dr. Edip Yüksel’in çevirisi

http://www.kurandakidin.net/bolumler/21kuranindininde.htm



__________________
43/44 Dogrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir ögüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.
Yukarı dön Göster radyoman's Profil Diğer Mesajlarını Ara: radyoman Ziyaret radyoman's Ana Sayfa
 
erva
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 03 ocak 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 167
Gönderen: 06 subat 2006 Saat 09:55 | Kayıtlı IP Alıntı erva

Kocasını döven kadınlar içün ne buyrulur?? Zira yaşanmıyor değil...

__________________
...
Yukarı dön Göster erva's Profil Diğer Mesajlarını Ara: erva
 
nuri72
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 21 nisan 2005
Yer: ABD
Gönderilenler: 311
Gönderen: 06 subat 2006 Saat 10:08 | Kayıtlı IP Alıntı nuri72

erva Yazdı:
Kocasını döven kadınlar içün ne buyrulur?? Zira yaşanmıyor değil...

Kaldimi oyle kilibik erkek.. Varsada piyasada saklaniyorlardir. Oyle racona cizik artirmazlar.

Aman Erkek Merkezli meallerden kurtulmaya calisirken.  Birde bize kadin merkezli  Mealler cikmasin. Baksana adamlar yillarca kafalarina gore meal yapip kadinlari dovmeyi bire Kurana da uydurmuslar.

Sirf erkekleri suclamaya gerek yok. Boyle haklarini armazlarsa kimse altin tepside hak vermez.

 



__________________
A'raf 194 Allah dışındaki yakardıklarınız sizin gibi KULLARDIR , eğer iddianızda haklıysanız , hadi çağırın onlarıda size cevap versinler
Yukarı dön Göster nuri72's Profil Diğer Mesajlarını Ara: nuri72
 
radyoman
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 09 mart 2005
Yer: Antigua And Barbuda
Gönderilenler: 362
Gönderen: 07 subat 2006 Saat 17:16 | Kayıtlı IP Alıntı radyoman

Buda Kutubu Fitne Gorusu

* KOCANIN KADIN ÜSTÜNDEKİ HAKKI

 

ـ579 ـ6566 ـ1852 -حَدَّثَن 614;ا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ. ثَنَا عَفَّانُ. ثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ 48; عَنْ عَلِيِّ بْنِ زَيْدِ بْنِ جَدْعَان 14; عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَي 17;ِبِ عَنْ عَائِشَة 14;؛ أَنَّ رَسُولَ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ

وَسَلَّم 14; قَالَ: لَوْ أمَرْتُ أحَداً أنْ يَسْجُدَ ‘َحَدٍ، ‘َمَرْتُ الْمَرأة 14; أنْ تَسْجُدَ لِزَوْجِ 07;َا. وَلَوْ أَنَّ رَجًُ أمَرَ إِمْرَأة 11; أنْ تَنْقُلَ مِنْ جَبَلٍ أحْمَرَ إلى جَبَلٍ أسْوَدَ، وَمِنْ جَبَلٍ أسْوَادَ إِلَى جَبَلٍ أحْمَرَ، لَكَانَ نَوْلُهَ 75; أنْ تَفْعَلَ. 601;ِي الزوائد: فِي إسناده على بن زيد، وهو ضعيف. لكن للحديث طرق أخره. وله شاهدان من حديث طلق بن عليّ. رواه الترمذي والنسائي. ومن حديث أم سلمة، ورواه الترمذي و ابْنِ ماجة .

 

579. (1852) (6566)- Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Eğer bir kimsenin bir başkasına secde etmesini emretseydim, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim ve eğer bir erkek karısına kırmızı bir dağdan siyah bir dağa ve siyah bir dağdan kırmızı bir dağa taş taşımayı emretseydi, uygun olan, kadının bu emri yerine getirmesidir."[1]

 

ـ580 ـ6567 ـ1853 -حَدَّثَن 614;ا أزْهَرُ بْنُ مَرْوَان 14;. ثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أيُّوبَ، عَنِ الْقَاسِ 05;ِ الشَّيْب 14;انِيِّ عَنْ عَبْدِ اللّهِ بْنِ أَبِي أوْفَى؛ قَالَ: لَمَّا قَدِمَ مُعَاٌذ مِنَ الشَّامَ سَجَدَ لِلنَّبِ 10;ِّ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم 14;. قَالَ: »مَا هَذَا يَا مُعَاذَ؟« قَالَ: أتَيْتُ الشَّامَ فَوَافَق 18;تُهُمْ يَسْجُدُ 08;نَ ‘سَاقِفَت 616;هِمْ وَبَطَار 16;قَتِهِمْ. فَوَدِدْ 78;ُ فِي نَفْسِي أنْ نَفْعَلَ ذلِكَ بَكَ. فَقَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم 14;: فََ تَفْعَلُ 08;ا. فَإنِّى لَوْ كُنْتُ آمِراً أحَداً أنْ يَسْجُدَ لِغَيْرِ اللّهِ، ‘مَرْتُ الْمَرْأ 77;َ أنْ تَسْجُدَ لِزَوْجِ 07;َا. وَالَّذِ 10; نَفْسُ مُحَمَّد 13; بِيَدِهِ! َ تُؤَدِّي الْمَرْأ 77;ُ حَقَّ رَبِّهَا حَتَّى تُؤَدِّي 14; خَقَّ زَوْجِهَ 75; وَلَوْ سَأَلَهَ 75; نَفْسَهَ 75;، وَهِيَ عَلَى قَتَبٍ، لَمْ تَمْنَعْ 07;ُ.فِي الزوائد: رواه ابْنِ حبان فِي صحيحه. قَالَ السندي: كأنه يريد أنه صحيح ا“سناد .

 

580. (1853) (6567)- Abdullah İbnu Ebî Evfa radıyallahu anh anlatıyor: "Hz. Muâz Şam'dan dönünce Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a secde etmişti. Aleyhissalâtu vesselâm hayretle: "Ey Muaz! Bu da ne?" dedi. O açıkladı:

"Şam'a gitmiştim, onların reislerine ve patriklerine secde ettiklerine rastladım. İçimden, aynı şeyi size yapmak arzusu geçti." Aleyhissalâtu vesselâm, bunun üzerine: "Bunu yapmayın! Zira, şayet ben, bir kimseye, Allah'tan başkasına secde etmeyi emretseydim, kadına kocasına secde etmesini emrederdim. Muhammed'in nefsi elinde olan Zât-ı Zülcelâl'e yemin ederim ki, bir kadın, kocasının hakkını eda etmedikçe Rabbinin hakkını da eda edemez. Kadın (deve sırtındaki) semere binmiş iken kocası nefsini talep edecek olsa, kadın bu isteğe mani olamaz."[2]


 


[1] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 17/191.

[2] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 17/191.



__________________
43/44 Dogrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir ögüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.
Yukarı dön Göster radyoman's Profil Diğer Mesajlarını Ara: radyoman Ziyaret radyoman's Ana Sayfa
 
aliaksoy
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 05 subat 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 989
Gönderen: 06 subat 2007 Saat 09:36 | Kayıtlı IP Alıntı aliaksoy

Selam...

Yusuf suresindeki "kadınların fendi" meselesine de eğilip bir izah yapın ki, iş tamam olsun. 

Son yazı üzerinden bir sene geçmiş ama olsun. İlim eskimez. Kime ilim verilmişse ona çooooook hayır verilmiştir.

Selam.
Yukarı dön Göster aliaksoy's Profil Diğer Mesajlarını Ara: aliaksoy Ziyaret aliaksoy's Ana Sayfa
 
Alperen
Admin Group
Admin Group
Simge

Katılma Tarihi: 09 nisan 2005
Gönderilenler: 2974
Gönderen: 06 subat 2007 Saat 19:24 | Kayıtlı IP Alıntı Alperen

Kur'anda Kadınları dövün buyruğu YOK

Kur'anda Kadına verilen önem

Kuran’ın dininde kadın Uydurulan dinde kadın (Link 1)
Kuran’ın dininde kadın Uydurulan dinde kadın (Link 2)
WOMEN IN THE QURAN AND IN THE FABRICATED RELIGION

http://www.kurandasevgi.gen.tr/kkadin/index.htm



__________________
Yunus 105. Şu da emredildi: "Yüzünü dine bir hanîf olarak çevir. Sakın müşriklerden olma!"
Yukarı dön Göster Alperen's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Alperen
 
HAZAR HEKIMOGLU
Newbie
Newbie
Simge

Katılma Tarihi: 02 ekim 2007
Yer: Netherlands
Gönderilenler: 6
Gönderen: 04 ekim 2007 Saat 00:52 | Kayıtlı IP Alıntı HAZAR HEKIMOGLU

KADININ DÖVÜLMESİ

Allah Teâlâ, belli şartlar oluştuğu taktirde, kocanın karısını dövmesine müsaade etmiştir. Bu şartlar, âyetlerle ve peygamberimizin sözleriyle açıklanmıştır.

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

الرِّجَا 04;ُ قَوَّامُ 08;نَ عَلَى النِّسَا 69; بِمَا فَضَّلَ اللّهُ بَعْضَهُ 05;ْ عَلَى بَعْضٍ وَبِمَا أَنفَقُو 75; مِنْ أَمْوَال 16;هِمْ فَالصَّا 04;ِحَاتُ قَانِتَا 78;ٌ حَافِظَا 78;ٌ لِّلْغَي 18;بِ بِمَا حَفِظَ اللّهُ وَاللاَّ 78;ِي تَخَافُو 06;َ نُشُوزَه 15;نَّ فَعِظُوه 15;نَّ وَاهْجُر 15;وهُنَّ فِي الْمَضَا 80;ِعِ وَاضْرِب 15;وهُنَّ فَإِنْ أَطَعْنَ 03;ُمْ فَلاَ تَبْغُوا عَلَيْهِ 06;َّ سَبِيلاً إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلِيًّا كَبِيرًا.

“Erkekler kadınların başlarında olurlar. Bu, Allah’ın birine diğerinden fazlasını vermesi ve mallarından harcama yapmaları sebebiyledir. İyi kadınlar, boyun eğenler ve Allah’ın korumasına karşılık yalnızken kendilerini koruyanlardır. Nüşûzundan havf ettiğiniz kadınlara gelince; onlara öğüt verin, yataklarında yalnız bırakın ve onları dövün. Eğer size itaat ederlerse onlara karşı başka bir yol aramayın. Allah yücedir, büyüktür.” (Nisa 4/34)

Ayetin ilgili bölümlerine tekrar bakalım:

1- “ فَالصَّا 04;ِحَاتُ قَانِتَا 78;ٌ حَافِظَا 78;ٌ لِّلْغَي 18;بِ بِمَا حَفِظَ اللّهُ = İyi kadınlar, boyun eğenler ve Allah’ın korumasına karşılık yalnızken kendilerini koruyanlardır.”

“Boyun eğen kadınlar” anlamına gelen “kaanitaat” kelimesi aşağıdaki âyette “kaanituun” şeklinde erkekler için de kullanılmıştır.

إِنَّ الْمُسْل 16;مِينَ وَالْمُس 18;لِمَاتِ وَالْمُؤ 18;مِنِينَ وَالْمُؤ 18;مِنَاتِ وَالْقَا 06;ِتِينَ وَالْقَا 06;ِتَاتِ …
“Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, boyun eğen erkekler ve boyun eğen kadınlar…” (Ahzab 33/35)

“Boyun eğen erkekler ve boyun eğen kadınlar” Allah’a boyun eğenlerdir. Bir âyet diğerini açıkladığı için Nisa 34’teki “boyun eğen kadınlar” da Allah’a boyun eğen kadınlar olur. Bu âyeti, “Kocasına boyun eğen kadınlar” diye anlamak Ahzab 35’teki erkekleri de “karılarına boyun eğen erkekler” diye anlamayı gerektirir. Bu da, aile içi ilişkilerde kuralları eşlerin koyması olur ki, kargaşaya ve kavgaya yol açar. Eşlerin, Allah’ın koyduğu kurallara uymaları ise ailenin; açık seçik kurallara göre yürütülmesini sağlar.

2- “ حَافِظَا 78;ٌ لِّلْغَي 18;بِ بِمَا حَفِظَ اللّهُ = Allah’ın korumasına karşılık yalnızken kendilerini koruyanlar.” hükmü Allah’ın o kadınları koruduğunu gösterir.
Allah’ın koruması nedir, diye bakınca, kadınlar için koruma duvarları oluşturulduğu görülür. Şu âyetler bunlardan bazılarıdır:
وَاللَّا 78;ِي يَأْتِين 14; الْفَاحِ 88;َةَ مِنْ نِسَائِك 15;مْ فَاسْتَش 18;هِدُوا عَلَيْهِ 06;َّ أَرْبَعَ 77;ً مِنْكُمْ فَإِنْ شَهِدُوا فَأَمْسِ 03;ُوهُنَّ فِي الْبُيُو 78;ِ حَتَّى يَتَوَفّ 14;اهُنَّ الْمَوْت 15; أَوْ يَجْعَلَ اللَّهُ لَهُنَّ سَبِيلًا

a-
“Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse onları evlere kapatın. Bu, ölüm canlarını alıncaya, ya da Allah onlara bir yol açıncaya kadar böyle gitsin.” (Nisa 4/15)

وَالَّذِ 10;نَ يَرْمُون 14; الْمُحْص 14;نَاتِ ثُمَّ لَمْ يَأْتُوا بِأَرْبَ 93;َةِ شُهَدَاء 14; فَاجْلِد 15;وهُمْ ثَمَانِي 06;َ جَلْدَةً وَلَا تَقْبَلُ 08;ا لَهُمْ شَهَادَة 11; أَبَدًا وَأُولَئ 16;كَ هُمُ الْفَاسِ 02;ُونَ.

b- “İffetli kadınlara zina suçu atan sonra dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun; ebediyen onların şahitliğini kabul etmeyin. Onlar yoldan çıkmış kimselerdir.” (Nur 24/4)

وَالَّذِ 10;نَ يَرْمُون 14; أَزْوَاج 14;هُمْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ شُهَدَاء 15; إِلَّا أَنْفُسُ 07;ُمْ فَشَهَاد 14;ةُ أَحَدِهِ 05;ْ أَرْبَعُ شَهَادَا 78;ٍ بِاللَّه 16; إِنَّهُ لَمِنَ الصَّادِ 02;ِينَ. وَالْخَا 05;ِسَةُ أَنَّ لَعْنَةَ اللَّهِ عَلَيْهِ إِنْ كَانَ مِنَ الْكَاذِ 76;ِينَ. وَيَدْرَ 71;ُ عَنْهَا الْعَذَا 76;َ أَنْ تَشْهَدَ أَرْبَعَ شَهَادَا 78;ٍ بِاللَّه 16; إِنَّهُ لَمِنَ الْكَاذِ 76;ِينَ. وَالْخَا 05;ِسَةَ أَنَّ غَضَبَ اللَّهِ عَلَيْهَ 75; إِنْ كَانَ مِنَ الصَّادِ 02;ِينَ.

c- “Karılarına zina suçu atan ve kendileri dışında şahitleri olmayanlardan birinin şahitliği, kesinkes doğru söylediğine dair dört defa Allah’ı şahit tutması ile olur.

Beşincisinde, eğer yalan söylüyorsa Allah’ın lanetine uğramayı diler.

Kadından o azabı (el-azab) giderecek olan şu şekilde dört defa şahitlik etmesidir: Allah şahit, kocası kesinkes yalan söylüyor.

Beşincisinde, eğer doğru söylüyorsa Allah’ın gazabına uğramayı diler. ….” (Nur 24/6-9)

إِنَّ الَّذِين 14; جَاءُوا بِالْإِف 18;كِ عُصْبَةٌ مِنْكُمْ لَا تَحْسَبُ 08;هُ شَرًّا لَكُمْ بَلْ هُوَ خَيْرٌ لَكُمْ لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ مَا اكْتَسَب 14; مِنَ الْإِثْم 16; وَالَّذِ 10; تَوَلَّى كِبْرَهُ مِنْهُمْ لَهُ عَذَابٌ عَظِيمٌ. لَوْلَا إِذْ سَمِعْتُ 05;ُوهُ ظَنَّ الْمُؤْم 16;نُونَ وَالْمُؤ 18;مِنَاتُ بِأَنْفُ 87;ِهِمْ خَيْرًا وَقَالُو 75; هَذَا إِفْكٌ مُبِينٌ. لَوْلَا جَاءُوا عَلَيْهِ بِأَرْبَ 93;َةِ شُهَدَاء 14; فَإِذْ لَمْ يَأْتُوا بِالشُّه 14;دَاءِ فَأُولَئ 16;كَ عِنْدَ اللَّهِ هُمُ الْكَاذِ 76;ُونَ.

d- “(Peygamberin eşi hakkında) o yalanı uyduranlar içinizden bir güruhtur. Bunu kendiniz için kötü sanmayın, o sizin için hayırlı olmuştur. O kimselerden her birine kazandığı günah karşılığı ceza vardır; içlerinden elebaşlık yapana ise büyük bir azap vardır.
 

Onu işittiğiniz zaman, erkek ve kadın müminlerin, kendiliklerinden hüsn-ü zanda bulunup da: “Bu apaçık bir iftiradır” demeleri gerekmez miydi?

Dört şahit getirselerdi ya? Madem o şahitleri getiremediler öyleyse onlar Allah katında yalancıdırlar.” (Nur 24/11-13)
Görüldüğü gibi zina suçunu ispat için dört şahit şartı ve dört şahit getiremeyenlerin iftiracı sayılıp cezalandırılması ile ilgili hükümlerin tamamı kadınlar içindir.

Bu, onların nasıl korunduğunu göstermektedir. Ama kötü kadın, bu korumayı yanlış davranışlarına örtü olarak kullanabilir. İşte Allah Teâlâ, kendinin onları korumasına karşılık onların da yalnızken kendilerini korumalarını istemiştir.

Bu konuda erkeklerle ilgili bir koruma yoktur. Fıkıh kitaplarında bu konuda erkeklerle ilgili hükümlerin tamamı, kadınlarla ilgili hükümlere kıyaslanarak konmuştur.
 

3- “ وَاللاَّ 78;ِي تَخَافُو 06;َ نُشُوزَه 15;نَّ = Nüşûzundan havf ettiğiniz kadınlara gelince; onlara öğüt verin…”
Nüşûz, diklenmektir. Toprağın tümsek yerine neşz; kadının baş kaldırmasına ve gözünü başkasına dikmesine nüşûz denir.

Şu âyetlere göre Kur’ân’daki nüşûz, gözü başkasına dikme anlamına gelir:

قُلْ لِلْمُؤْ 05;ِنِينَ يَغُضُّو 75; مِنْ أَبْصَار 16;هِمْ وَيَحْفَ 92;ُوا فُرُوجَه 15;مْ.
وَقُلْ لِلْمُؤْ 05;ِنَاتِ يَغْضُضْ 06;َ مِنْ أَبْصَار 16;هِنَّ وَيَحْفَ 92;ْنَ فُرُوجَه 15;نَّ.

“Mümin erkeklere söyle: Gözlerini çevirsinler, mahrem yerlerini, korusunlar…”

“Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini çevirsinler, iffetlerini korusunlar...” (Nur 24/30-31)

وَإِنِ امْرَأَة 12; خَافَتْ مِنْ بَعْلِهَ 75; نُشُوزًا أَوْ إِعْرَاض 11;ا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِ 05;َا أَنْ يُصْلِحَ 75; بَيْنَهُ 05;َا صُلْحًا وَالصُّل 18;حُ خَيْرٌ وَأُحْضِ 85;َتِ الْأَنْف 15;سُ الشُّحَّ وَإِنْ تُحْسِنُ 08;ا وَتَتَّق 15;وا فَإِنَّ اللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُ 08;نَ خَبِيرً.

“Eğer kadın, kocasının nüşûzundan veya yüz çevirmesinden havf ederse, aralarında anlaşma yapmalarında bir günah yoktur. Anlaşmak iyidir. Nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi davranır ve kendinizi korursanız bilin ki, Allah yaptığınız şeyin iç yüzünü bilir.” (Nisa 4/128)

Havf: Zanna veya bilgiye dayalı bir emareden dolayı kötü beklenti içinde olmaktır. “Nüşuzundan havf ettiğiniz kadınlara gelince…” âyetindeki havf da ya zanna veya bilgiye dayalı korkudur. Kocasının istemediği bir erkeği eve alan kadın hakkında zanna dayalı olarak onun gözünü başkasına diktiği korkusu ortaya çıkar. İşte bu noktada kocası ona öğüt verir, dinlemezse onu yatakta yalnız bırakır, yine dinlemezse onu döver.

Bu davranışından vazgeçerse artık ona karşı başka bir yol aramaz.

Zaten Peygamberimiz, ebedi evlenme yasağı bulunmayan kadınlarla baş başa kalmayı yasaklamıştır. Utbe b. Amir’in bildirdiğine göre Allah’ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dedi: “Sakın kadınların yanına girmeyin. Ensar’dan biri “Ey Allah’ın Elçisi kocanın erkek akrabası konusunda ne dersin?” diye sorunca dedi ki; “Kocanın akrabası ölüm olur.”

Onun bir sözü de şöyledir: “Sakın bir erkek, bir kadınla baş başa kalmasın; yanında mahremi olursa başka. Bir adam kalktı ve dedi ki: “Karım hac için yola çıktı. Ben de şu savaş için askere yazıldım.” Dedi ki, “dön ve karınla birlikte hac yap.”

Bilgiye dayalı korku ile ilgili olarak Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:

قَالَ اسْتَوْص 15;وا بِ النِّسَا 69;ِ خَيْرًا فَإِنَّه 15;نَّ عِنْدَكُ 05;ْ عَوَانٍ لَيْسَ تَمْلِكُ 08;نَ مِنْهُنّ 14; شَيْئًا غَيْرَ ذَلِكَ إِلَّا أَنْ يَأْتِين 14; بِفَاحِش 14;ةٍ مُبَيِّن 14;ةٍ فَإِنْ فَعَلْنَ فَاهْجُر 15;وهُنَّ فِي الْمَضَا 80;ِعِ وَاضْرِب 15;وهُنَّ ضَرْبًا غَيْرَ مُبَرِّح 13; فَإِنْ أَطَعْنَ 03;ُمْ فَلَا تَبْغُوا عَلَيْهِ 06;َّ سَبِيلًا إِنَّ لَكُمْ مِنْ نِسَائِك 15;مْ حَقًّا وَلِ نِسَائِك 15;مْ عَلَيْكُ 05;ْ حَقًّا فَأَمَّا حَقُّكُم 18; عَلَى نِسَائِك 15;مْ فَلَا يُوَطِّئ 14;نَّ فُرُشَكُ 05;ْ مَنْ تَكْرَهُ 08;نَ وَلَا يَأْذَنّ 14; فِي بُيُوتِك 15;مْ لِمَنْ تَكْرَهُ 08;نَ أَلَا وَحَقُّه 15;نَّ عَلَيْكُ 05;ْ أَنْ تُحْسِنُ 08;ا إِلَيْهِ 06;َّ فِي كِسْوَتِ 07;ِنَّ وَطَعَام 16;هِنَّ.

“Kadınlar konusunda söz dinlerseniz iyi olur; beraberinizde kendilerini sizin için koruyan kimselerdir. Onlar üzerinde başka bir şeye sahip değilsiniz, açık bir fahişelik yapmış olarak gelirlerse başka. Onu yaparlarsa yataklarında yalnız bırakın ve onları dövün. Eğer size boyun eğerlerse onlara karşı başka bir yol aramayın. Sizin karılarınız üzerinde hakkınız, karılarınızın sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin karılarınız üzerindeki hakkınız, istemediğiniz kişilere serginizi çiğnetmemeleri, onları evinize sokmamalarıdır. Bakın, onların sizdeki hakları, onları giyindirme ve yedirme hususunda iyi davranmanızdır.”

Kadın, aralarında ebedi evlenme yasağı olmayan bir erkekle baş başa kalamaz. Kocasının istemediği bir kişiyi evine alması da yasaktır. Yoksa kocasının içine şüphe düşer,
Peygamberimiz bununla ilgili olarak şöyle buyurur:

فَاتَّقُ 08;ا اللَّهَ فِي النِّسَا 69;ِ فَإِنَّك 15;مْ أَخَذْتُ 05;ُوهُنَّ بِأَمَان 16; اللَّهِ وَاسْتَح 18;لَلْتُمْ فُرُوجَه 15;نَّ بِكَلِمَ 77;ِ اللَّهِ وَلَكُمْ عَلَيْهِ 06;َّ أَنْ لاَ يُوطِئْن 14; فُرُشَكُ 05;ْ أَحَدًا تَكْرَهُ 08;نَهُ فَإِنْ فَعَلْنَ ذَلِكَ فَاضْرِب 15;وهُنَّ ضَرْبًا غَيْرَ مُبَرِّح 13; وَلَهُنّ 14; عَلَيْكُ 05;ْ رِزْقُهُ 06;َّ وَكِسْوَ 78;ُهُنَّ بِالْمَع 18;رُوفِ.

“Kadınlar hakkında Allah’tan korkun. Onları Allah’ın emaneti olarak aldınız. Onlarla ilişkiye girmeniz size, Allah’ın emriyle helal oldu. Sizin onlar üzerindeki hakkınız, istemediğiniz bir kişiye serginizi çiğnetmemeleridir. Eğer böyle yaparlarsa onları belli olmayacak şekilde dövün. Onların sizin üzerinizdeki hakları, örfe uygun olarak onları yedirmeniz ve giydirmenizdir.”

 
“Belli olmayacak şekilde dövme”, darp izi olmayacak şekilde dövme olur. Bu, kadının, dışa karşı zor duruma düşmesini önler.

Demek ki, eşinin fahişelik yaptığı açıkça belli olan koca onu yatağında yalnız bırakma ve dövme hakkına sahiptir. Âyette kocanın karısına öğüt vermesinden söz edilirken hadislerde bundan bahsedilmemesi, bilgiye dayalı korku ile zanna dayalı korku arasındaki farkı göstermektedir.

Baş başa kalan her erkek ve kadın arasında cinsel davranışlar olmayabilir. Bu sebeple arada bir farkın bulunması gerekir. Her iki durumda da kadın davranışlarını düzeltirse koca, başka bir yola başvurmaz.
 

Zinanın tespiti halinde koca, olayı ister örter, isterse mahkemeye götürür. Mahkemede suçu ispatlasa karısı bundan dolayı hem itibarını kaybeder, hem de 100 değnek yer.
Olayı yalnız koca görmüş olur da dört şahitle ispatlayamazsa mahkemede liân yapılarak evliliğe son verilebilir. Liânda kadının kendini korumasına imkan verilir.

Ama gerek liân ve gerekse suçun şahitle ispatı kadın için de aile için de yıpratıcı olur. Bu sebeple erkek davayı mahkemeye taşımayabilir. Kimi zaman eşini boşaması da uygun olmayabilir. Bu durumda kadının suçunu kimseye söyleyemez. Çünkü söyler de dört şahitle ispatlayamazsa ya iftira cezası giyer, ya da liân yapmak zorunda kalır. Hem suçun örtülmesi hem erkeğin rahatlaması hem de kadının cezasız kalmaması için kocanın karısını, bir süre yatakta yalnız bırakmasına ve eliyle onu hafifçe dövmesine izin verilmiştir.

Nisa Suresinin 34. âyetini, Allah ve Elçisi’nin açıklamalarına göre değil de kendimize göre anlamaya çalışırsak kocanın karısını, isteklerine boyun eğmedi diye dövebileceği şeklinde yanlış bir sonuca ulaşırız.

Allah’ın Elçisi şöyle buyurmuştur:

“Kimse karısını, gündüzün köle gibi kırbaçlayıp akşam onunla yatağa girmesin.”

__________________
WWW.KURANDERSI.COM
www.suleymaniyevakfi.org

HER SALI 18'DE*Kur'an'dan Dinini Ogrenmek isteyenler canli yayin KUR'AN derslerimizde bulusalim

HER SALI 18'DE BIRLIKTE OLALIM(Avrupa saati ile)
Yukarı dön Göster HAZAR HEKIMOGLU's Profil Diğer Mesajlarını Ara: HAZAR HEKIMOGLU
 
gondolcu
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 07 haziran 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 450
Gönderen: 28 ekim 2008 Saat 11:19 | Kayıtlı IP Alıntı gondolcu

selamlar,

Fethullah Hoca'nın, Amerika'dan verdiği bir fetva;

Hürriyet Gazetesi'nde Ahmet Hakan'ın verdiği bilgiye göre, Fethullah Gülen, bu ülkede kadın-erkek ilişkisine ait bir fetva vermiş (görüş bildirmiş). Kendisi dinsel konularda otorite kabul edildiğinden bu görüş, fetva yerine geçiyor.
Fetvanın özü şu:
'Kuvvetli zayıfı her zaman ezer!' düşüncesi zalim bir felsefeyi yansıtır.
Erkeğin kadını dövmesi de böyle bir zalimliktir. Kadın; kendisini döven kocasına karşı aynı şekilde, hem de misliyle karşılık vermeli, bunun için gerekirse, judo, tekvando ve karate de öğrenmelidir.
Dövmeye karşı savunma, meşru müdafaadır. Kendisini döven birisine karşı savunma yapmamak aslında bir suçtur.
Yukarıda özetlediğimiz bu fetvaya kimsenin itiraz etmesi mümkün değildir. Biz de böyle bir bakış açısını alkışlıyoruz.




__________________
saygılarımla

Aaydın
Yukarı dön Göster gondolcu's Profil Diğer Mesajlarını Ara: gondolcu Ziyaret gondolcu's Ana Sayfa
 
bembeyaz
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 31 temmuz 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 736
Gönderen: 01 kasim 2008 Saat 17:06 | Kayıtlı IP Alıntı bembeyaz

Kur’an-ı Kerim‘de kadını dövmek var mıdır?

 

     Yüce Allah Nisa suresi 4/34 ayette geçen "darebe" fiili ile erkeklere "kadınlarınızı dövünüz" dememektedir.


     Nitekim; bu ayeti iyi anlayabilmek için
"darebe" fiilinin anlamlarına bakmak gerekmektedir. “Darebe” fiili pek çok anlama gelmektedir.
Mesela; “bir şeyin üzerinde bir şey oluşturmak” bu anlamlardan biridir. Bir şey üzerinde bir şey oluşturmanın ise tabii olarak bir çok yolu ve yöntemi vardır. O nedenle sözcük mecazi olarak yüzlerce anlamda kullanılabilmektedir. Örneğin herhangi bir şeyin üzerine, el ile, ayak ile, sopa ile, kılıç ile, bir şey oluşturulabilir. Mesela; bir şey üzerinde el ile bir şey oluşturulmasına, dövmek, çarpmak; sopa ile olduğunda kırmak, parçalamak; kılıç ile olduğunda ise kesmek, yaralamak ve çizmek anlamları verilebilir. Tüm bu eylemler “darebe" fiilinin anlamı içerisindedir.
Yine herhangi bir metal parçası üzerinde oyma veya kabartma yapılabilir. Bu da “darebe” sözcüğüyle ifade edilir. İşte bu eylemden dolayı metal para basımına “darb”, para basılan yere de “darbhane” adı verilmektedir. (Osmanlı paralarının üstünde “duribe fi kostantıniyye" yani; İstanbul’da basılmıştır) ibaresinin mevcut olduğu unutulmamalıdır. Yine "bir şey üzerine bir şey oluşturmak" anlamı parelelinde “yollarda ayak ile iz oluşturmak" yani; rızık, ticaret veya savaş amacıyla yola çıkmak de “darebe fiili ile ifade edilmektedir. Ayrıca Araplar misafire “dârib (yol tepen, yola çıkan, yoldan gelen)” derler. Bu darebe fiili mecazî anlamı itibariyle “dövmek ve çarpmak” anlamlarıyla meşhur olmuş olsa da başka anlamlara da gelmektedir. "Yağmurun topraktaki izi, Musa’nın denizde İsrailoğulları’na asasıyla yol açması, tuvalete defi hacet için hızlı gitmek, çiş yapmak, bir yere bir şey dikmek, erkek hayvanın dişisinin üstüne çıkması, bir şeyi bir şeye çarpmak, karıştırmak, koyun boyamak, suda yüzmek, akrep sokması, kalp atışı, nabız vuruşu, bir şeyi kaldırmak, el ile işaret, sıkı tutmak, kavgadan, beladan kaçmak, bir yere varıp dikilmek, örnek vermek, uzaklaştırmak, ayırmak” gibi pek çok anlam
“darebe” fiiliyle ifade edilmektedir. (Bkz. Lisanu’lArap, 5/477, 483; el-Müfredat s. 294.)

     Dolayısıyla mezkur ayette geçen "darebe" fiiline bakıp buradan, sadece anlamlarından biri olan "dövmek"i almak ve peygamberin hiç yapmadığı ve tavsiye de etmediği bir sonuca ulaşmak bize yeterince doğru ve ikna edici gelmemektedir. Bu zamana kadar yapılan uygulamada ve anlamlandırmada ısrar ederek bütün bu diğer anlamları göz ardı etmek Kur'an'ın anlaşılmasını zorlaştırmak olarak değerlendirilebilir.


     Nitekim, kendi anlayışlarını Kur'an'a söyleterek, bu ayetin "dövmeye" işaret ettiği sonucuna ulaşanların ve yıllarca aynı yanlış uygulamayı savunanların bugün dünyada İslam'ın doğru tanıtılmasına ne gibi olumlu veya olumsuz katkılar sağladıklarını yeniden gözden geçirmelerinin zamanının gelip geçtiğine inanmaktayız.


     Bu düşünceden hareketle; bu ayette ifade edilenler ve
bu sıralama şu şekilde olmalıdır diye düşünmekteyiz.

     1. ETKİLİ İLETİŞİM...


     2. CİNSEL YALNIZLIK...


     3. MEKANSAL AYRILIK....

 

     Konuyu biraz daha açıklamaya çalışalım.

     1. ETKİLİ İLETİŞİM. Yani; güzel öğüt:


eşiyle karşılıklı iyi ve etkili bir iletişim kurma, güzel güzel konuşma, güzel örnekler verme, ona değer verdiğini hissettirme, samimi olma, sevgisini en iyi şekilde gösterme, bu yuvanın yıkılmasını istemediğini en güzel şekilde ona anlatma, onu düşünmeye sevk edecek sorular sorma, hatasını kavramasını sağlama, onun anlayacağı şekilde konuşma, eşini dinleme, onu da anlamaya çalışma, ona sevgi ve merhametini gösterme, ona kendi sadakatini ispatlama, yuvanın önemini kavratma... vs. vs…


    
2. CİNSEL YALNIZLIK. Yani; yatakta yalnız bırakma:


Onu aşağılamadan, kızmadan, küstürmeden, kırmadan, hakaret etmeden, küçük görmeden cinsel birliktelikten uzaklaşma, gerekçesini iyi bir şekilde ona açıklama, kendisini onun yanlış davranışlarının üzdüğünü ona hissettirme, onun yanlış tavırlarının (nüşüz) aile yuvasını tehlikeye attığını ona fark ettirme, böyle bir uygulama ile onu derin düşünceye sevk etme, işin ciddiyetini ona anlatma, bu fiilî durumu anlamasını, idrak etmesini sağlamaya çalışma… vs. vs…


    
3. MEKANSAL AYRILIK. Yani; evden uzaklaştırma:



Babasının evi olabilir, kadın sığınma evi olabilir. Veya kendi imkanlarıyla taşınacağı bir başka ev olabilir. Eğer kadının hiç gidecek bir yeri yoksa, bu takdirde koca evden ayrılabilir. O bir başka yere taşınabilir. Bir kaç ay da bu şekilde düşünebilirler. Birbirlerinin değerini belki o zaman çok daha iyi anlayabilirler...


     Kanaatimizce "darebe" fiili bu ayette
"dövme" anlamında değil, "evden uzaklaştırma" anlamında kullanılmıştır.


     Hala sorun çözülmüyorsa, tayin edilmiş hakemler de bu konuda başarılı olamamışlarsa, o karı-kocanın ayrılmaları artık elzem olmuştur. Mahkeme kararı ile boşanırlar ve herkes kendi yolunu kendisi seçer. Kimse artık bir diğerini suçlayamaz. Çünkü bütün haklarını her iki tarafta kullanmış ve kendi kararlarını kendileri özgür iradeleriyle vermişlerdir.


     Özetle ifade edecek olursak,
etkili iletişim sorunu çözemediği zaman, kadının cinsel yalnızlığa terk edilmesi ona değer verilmemesi (bu arada erkeğin de kendini sorgulaması) ve hatasını anlaması tavsiye edilmektedir. Bu da sonuç vermediğinde ise, daha iyi düşünmelerini sağlayacak "mekansal ayrılık" maddesi devreye girmektedir. Bunun Kur'an'da verilen sıralamaya da uygun olduğunu düşünmekteyiz. "Hayır biz döveriz. Kadın milleti dayaktan anlar. Dövüyorsak aile yuvasını kurtarmak için dövüyoruz. Onun iyiliğine yapıyoruz. Dövmek Kur'an'da vardır. Dayak cennetten çıkmıştır. Bazı sahabeler de dövmüştür. Peygamber dövmese de biz döveriz kardeşim" diyenler kıyamete kadar elbette olacaktır. Bu da bir vakıadır. Böyle tipleri değiştirmek de oldukça zordur. Bu da o kişilerin kanaatidir. Bize göre ise son derece yanlıştır.

     Dolayısıyla bu tür söylemler, şu an "olan"lardır ve “yaşananlar”dır. Bizim yukarıdaki tespitlerimiz ise "olması gereken"lerdir diye düşünmekteyiz. Medeni müslümanlara yakışan da budur. Adaletli olandır. Zulümden uzak bulunandır. Bütün dünyanın örnek alabileceği uygulamalardır.


     Sonuç olarak; bütün dünya bu ayeti konuşurken, kadınlar bu ayetin yanlış yorumlarıyla suistimal edilirken, yahut kışkırtılırken, bu ayet vesilesiyle Batı dünyası İslam'a her fırsatta saldırırken, doğru yorum üzerinde kafa yormamız biz Müslümanların boynunun borcudur. Yanlışta ısrar etmek de doğru değildir.

 

     Prof. Dr. Hayreddin Karaman hocamızın aşağıdaki tespitleri gayet yerindedir.

 

     “Haksız ve saldırgan davranışından ileri gelen aile geçimsizliğinde çözüm yollarını gösteriyor. Bu yollar içinde "saldırıya sopa ile karşılık vermek" de var. Bu çare dini bir vazife değil, aslında dince yasaklanmış olan şiddetin (bu arada sopanın) yalnızca bu durumda ve o günün tarihi, kültürel, sosyal şartları içinde kullanılabileceğinin açıklanmasından ibarettir. Günümüz şartlarında birçok insan şiddet kullansa bile bunu dile getirmek, itiraf etmek problem doğurmakta, tepki ile karşılanmakta, İslam'a mal edilmesi durumunda ise dine zarar vermektedir. Hem bugünkü şartlarda başvurulması düşünülemeyecek hem de sözü edildiğinde bile sakıncalar doğuracak bir konuyu doğrudan ortaya koymak hiç uygun değildir; başkaları ortaya koyar da tartışmak kaçınılmaz hale gelirse o zaman da bunun, dinle değil, kültür ve medeniyetle ilgili bir konu olduğunu, günümüzde İslam'ın (Kur'an'ın ve sünnetin genel kurallarının) bunu tecviz etmeyeceğini söylemek gerekir (Prof Dr. Hayreddin Karaman)


     Bize göre doğru olan; dayaktan ziyade konuşarak ve düşünerek yani; etkili iletişim sonucu ikna ile yola gelmek ve gerçekleri fark edebilmektir.
Bu  zamana kadar yapılan tefsir ve meallerde dayağın ön plana çıkartılmış olması, aynı şekilde "darebe" fiiline doğru anlam verildiği sonucunu akla getirmemelidir. Kanaatimizce dayak ile yola gelen aslında hiç gelmemiştir. Korkusundan kabul etmiş ve yola gelmiş gibi görünmüştür. Yani iki yüzlülük yapmıştır. Zorla güzellik hiç bir zaman olmaz, olamaz. Sadece olmuş gibi görünür. Ben bu düşüncedeyim ve ayetteki ”darebe" fiiline bu anlamın verilmesinin daha doğru olacağına inanıyorum. Dileyen "darebe" fiiline "dayak" anlamı verip dövmeye devam edebilir. Herkes seçimini yapmakta özgürdür. Bizim tercihimiz ve bakış açımız böyledir. Herkes istediği yaklaşımı beğenip alabilir.

     Öte yandan şunu ifade edelim ki; bir kelimenin 37 anlamı varken sadece bir anlamına takılıp diğerlerini göz ardı etmek ne kadar doğrudur? Tüm Batı dünyası bu ayete verilen eksik ve hatalı bir anlam yüzünden, İslam'ın kadınlara hiç bir hak vermediğini iddia ederken, her fırsatta dini değerlere saldırırken ve bu yolda bir hayli mesafeler kat ederken, kendi içimize kapanıp hala Batılıları haklı çıkartacak tarzda dayağı savunmak ve bu kelimeyi tek bir anlama hapsetmek, diğer anlamlarını göz ardı etmek ne kadar da ilginçtir? Bu kabul edilebilir bir durum mudur? Hem peygamberin hiç yapmadığı ve ashabına da kesinlikle tavsiye etmediği bir uygulamayı meşru göstermeye çalışmak ne kadar doğru olabilir? Kur'an'ı en iyi anlayan Hz. Peygamber değil miydi yoksa? O, anlayıp doğrusunu açıklamışken, bunun tersini savunmak doğru mudur? “Ataları aklını kullanmayan ve yanlış yolda olan kimseler idiyse de mi hala ısrarla atalarının peşinden gidecekler?" diyen Kur'an'a kulak vermenin zamanı gelmemiş midir?

 

     Dolayısıyla Kur'an ve sahih sünnet ne diyorsa o olmalıdır. Geçmişten gelen bir takım yanlış uygulamalara körü körüne bağlı kalmak, eleştirmeden alıp kabul etmek insanları yanlış yollara götürebilir.

 

    Nüşûz kavramıyla ilgili olarak da şunları söyleyebiliriz

 

     Nüşuz; bazı tavır ve davranışları sebebiyle yoldan çıkan, aile hukukuna baş kaldırma belirtileri gösteren, böylece "naşize" (salihanın zıttı) olma ihtimali beliren, aileye ihanet etme durumuna gelen, ailenin şerefine leke sürme olasılığı güçlenen kimselerle ilgili kullanılan bir fiildir. Kur'an'da böyle bir fiili işlemeye başlamış kadınlara, üç aşamalı bir yaptırım söz konusu olmaktadır. Bunu; kısaca “iffetsizlik, sadakatsizlik veya flört ettiği şüphesi güçlenen kadın” şeklinde anlamak mümkündür. Yani; “iffet erdemine ihanet eden kadın, iffetsizlik gösteren, sadakatsiz davranan, böyle bir tehlikeli yola girmiş kadın, aile huzur ve düzenini bozan kişi” şeklinde de anlayabiliriz. Kur'an-ı Kerim’de bu ayette kesinlikle bu kadınları "öldürün" diye bir şey denilmemektedir. Sadece üç aşamadan söz edilmektedir. "Etkili iletişim", "cinsel yalnızlık" ve "mekansal ayrılık".


     Darebe fiilini "dövme" şeklinde anlayan kimselere saygımız olmakla beraber bu görüşe katılmamaktayız. Zira  bu fiilin "
ayrılık" manasına geldiği de bir gerçektir. Dolayısıyla kızmadan ve öfkelenmeden meseleyi anlamaya çalışmak her zaman en iyi olandır.

     Nitekim; bizim bu konudaki tek endişemiz ve tek derdimiz; bu ayete bakarak "İslam'da kadın hakları olmadığını ısrarla ve güçlü bir şekilde seslendiren ve dünyada epeyce de taraftar toplayanlara karşı" bir şeyler yapmak gerektiğine inanmamızdır. Dayak her dönemde olmuştur. Bugün de vardır. Ama doğrusu hiç olmamasıdır. Bu da elbette zordur. Ama ideal olan budur. Erkek karısını dövmesin. Kadın çocuğunu dövmesin. Patron işçisini dövmesin. Öğretmen öğrencisini dövmesin. Doktor hastasını dövmesin. Komutan askerini dövmesin. Hiç kimse bir diğerine ne fiziksel şiddet, ne de psikolojik şiddet uygulasın. Kimse kimseyi hiç bir şekilde incitmesin. Kurallar hakim olsun ve herkes bu kurallara uysun.


     Bir kısım meallerde nüşuz kelimesine verilen "dikbaşlılık" eksik ve hatalı tercümedir. Burada erkeğin keyfi davranışlarına kapı aralanmaktadır. "Serkeşlik" ifadesi ise konuyu tam izah edememektedir.  "İtaatsizlik" ise aynı şekilde erkeğin keyfi davranışlarına yol açmaktadır. Bu durum tıpkı "disiplinsizlik" kavramını istismar edenlerde olduğu gibidir. Burada akla şu sorular gelmektedir.

     Sivrilikle kastedilen nedir? Kime göre bir sivriliktir? Nasıl bir sivriliktir? Bunu kim tayin edecektir? Bu konuda kararı kim verecektir? Birileri keyfi olarak: "Tamam işte. Bu sivrilik yaptı da ondan dövdüm" derse durum ne olacaktır? Kime göre dik başlılıktır? Nasıl bir dik başlılıktır? Bu herkese göre değişen bir husus değil midir? Buna kim karar verecektir? Burada da bir keyfiliğin yolu açılmakta değil midir? Karısından falanca yere gitmesini istememe konusunda keyfi kararlar alan bir erkeği kim engelleyecektir?

     Ama nüşuz'a; iffetsizlik ve sadakatsizlik denilirse problemin bir nebze de olsa çözüme kavuşacağı görülmektedir. Zira iffetsizlik veya sadakatsizlik; "cinsel konularda ahlak kurallarına bağlılık göstermeyerek az ile yetinmemek ve gözün dışarıda olmasıdır" şeklinde ifade edilebilir.

     Biz Kur'an'a olduğu gibi iman edelim ama tek bir anlam dayatmasının asırlardır doğurduğu probleme de dikkat çekelim. Bu ayet üzerinden Hıristiyanların İslam'ı karaladığını ve yanlış tanıttığını söylüyoruz. Kadınları İslam'dan soğuttuklarını söylüyoruz. Bu adamların ellerine böyle fırsatlar vermeyelim diyoruz. Dinimizi doğru tanıtalım diyoruz. Bu kelimenin diğer anlamlara da geldiğini ifade ediyoruz. Ama derdimizi maalesef anlatamıyoruz. Birileri anlıyor. Ama bazıları hala anlamamakta ısrar ediyor. Bize düşen; apaçık tebliğdir, beyandır, örnekliktir, temsildir, akla kapı açmaktır. Fikri ise okuyucuya bırakmaktır.

     Zira biz haksız yere yapılan bütün şiddet eylemlerine karşıyız. Fikirlerin özgürce ifade edilmesinden ve tartışılmasından yanayız.  Bize göre doğru olan; konuşarak ve düşünerek yani, etkili iletişim sonucu, ikna ile yola gelmek ve gerçekleri fark edebilmektir. Bu zamana kadar bir çok tefsirde, iffetsizlik yapma ihtimali beliren kadına karşı dayağın ön plana çıkartılmış olması; "darebe" fiiline doğru anlam verildiği sonucunu akla getirmemelidir. O dönemde böyle bir anlayışın olması normal karşılanabilirdi. Ancak günümüz dünyasında bu görüşü savunabilmek mümkün gözükmemektedir. Kanaatimizce dayak ile yola gelen; aslında hiç yola gelmemiştir. Korkusundan kabul etmiş ve yola gelmiş gibi görünmüştür. Yani iki yüzlülük yapmıştır. Zorla güzellik hiç bir zaman olmaz, olamaz, olmamıştır. Sadece olmuş gibi görünmüştür. Önemli olan; kalpleri fethetmektir.

     Hz. Peygamber hiç bir zaman kadının dövülmesini savunmamıştır. O genel olarak her türlü dayağa karşı olmuştur. Çünkü Kur'an'ı en iyi anlayan O idi. İşte O'nun bu yönü de örnek alınmalıdır. Bu ayet farklı bir anlama çekilmemelidir.

     Burada önemli olan; İslam'ın yanlış tanıtılıp tanıtılmaması meselesidir. Önemli olan; insanlığa hoş gözükmek değil, İslam'ı doğru anlayıp anlatabilme meselesidir. Önemli olan; İslam'ı iyi ve güzel şekilde temsil edebilme sorunudur. Önemli olan; insanları İslam'dan soğutup soğutmama meselesidir. Önemli olan; tebliği en doğru şekilde yapıp yapmama meselesidir. Önemli olan; İslam'a atılan iftiraları iyi açıklayıp, haksız saldırıları uzaklaştırabilme meselesidir. Önemli olan; aklı başında insanları ikna edebilme meseledir. Önemli olan düşünen ve sorgulayan batılı insana, muknî cevaplar verip verememe meseledir.

     Dolayısıyla tüm bunları yapmadan Batı dünyasını doğrudan suçlamak yanlıştır. Evet, onların da bir sürü vahşetini gördük ve hala görüyoruz. Oysa bizim şimdiki konumuz bu değildir. “Siz de şöylesiniz işte", “aslında kadına şiddet en çok batıdadır" deyince mesele hallolmamaktadır.

     Elbette batıda da bir takım yanlışlıklar vardır, ihlaller vardır, kadının sömürülmesi vardır, reklam malzemesi olarak kullanılması vardır. Ama önce biz kendi kapımızın önünü süpürelim. Önce kendi yanlış anlamalarımızı düzeltelim. Önce özeleştiri yapalım. Önce İslam'ın kadına hak ettiği değeri verdiğini sözde değil, özde gösterelim. Samimi olalım. "Ülkemizde eşini 54 yerinden bıçaklayan adamın haberi anında dünya basınında ilk haber olduğunda" ve buradan adamlar İslam'a saldırdıklarında, İslam’ın kadına değer vermediğini söylediklerinde biz de kendimizi sorgulamak yerine, "ne yani? Siz de kızılderilileri öldürdünüz. Birbirinizi I. ve II. Dünya savaşlarında tükettiniz" diyeceğiz öyle mi? Bu nereye kadar böyle devam edebilir ki?

     Sonuç olarak; önce biz kendi anlayışlarımızı gözden geçirip düzeltelim. Bu adamların ellerine kozlar vermeyelim. Hayatımız boyunca dürüst ve erdemli davranışlar sergileyip bütün dünyaya örnek olalım. Kadınlarımızın kıymetini bilelim. Onları asla incitmeyelim.

Selam ve dua ile.

Dr. Ahmet Emin SEYHAN

 

kadının karete öğrenerek kendisini savunmasına gerek kalmadan, zaten şiddete bir son verilmelidir...

 

bütün ilişkilerde hukuk egemen olmalıdır... ben kadına yönelik her türlü şiddete de karşıyım.. yalan yanlış fetvalşara da..

 

karşılık vermek kavgayı bitirmez, büyütür...

 

bekara karı boşamak kolay mıdır nedir???

 

konuşurken dikkatli olmak gerekir....

selam ve dua ile....



__________________
Rabbim! ilmimi ve anlayisimi artir!

www.ahmeteminseyhan.blogcu.com/

selam ve dua ile...
Yukarı dön Göster bembeyaz's Profil Diğer Mesajlarını Ara: bembeyaz Ziyaret bembeyaz's Ana Sayfa
 

Sayfa 11 Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats