| Yazanlarda |
|
hasanoktem Admin Group

Katılma Tarihi: 10 eylul 2006 Gönderilenler: 2359
|
| Gönderen: 29 temmuz 2007 Saat 00:16 | Kayıtlı IP
|
|
|
KUR'AN'DA PEYGAMBERLERE KARŞI RABBANİ YAKLAŞIMLAR :
HAZIRLAYAN : MEHMED ALAGAŞ
MEALLER : SÜLEYMAN ATEŞ'E AİTTİR
KONULAR :
- PEYGAMBERLERİN GÖNDERİLİŞ GAYESİNİ DOĞRU ANLAMAK
- RESULULLAHI ( S.A.V.)'İ DOĞRU TANIMAK
- PEYGAMBERLERE İMAN VE İTAAT ETMEK
- PEYGAMBERLERİN VERDİĞİNİ ALMAK, SAKINDIRDIĞINDAN SAKINMAK
- PEYGAMBERLE BİRLİKTE OLMAK, ONU SAVUNMAK VE ONA YARDIM ETMEK
- PEYGAMBERİ DAVETE HER ŞARTTA İCABET ETMEK
- PEYGAMBER ( S.A.V.)'İ ,KENDİ NEFİSLERİNDEN DAHA EVLA GÖRMEK
- PEYGAMBERLERİN BEŞER OLDUĞUNU UNUTMAMAK
- PEYGAMBERLER ARASINDA AYIRIM YAPMAMAK
- PEYGAMBERE SAYGI VE HÜRMETTE BULLUNMAK
- PEYGAMBERİ KENDİMİZE DEĞİL, KENDİMİZİ PEYGAMBERİN HAK DİNİNE NİSBET ETMEK
- PEYGAMBERE SALAT VE SELAM ETMEK
1- PEYGAMBERLERİN GÖNDERİLİŞ GAYESİNİ DOĞRU ANLAMAK :
2 Bakara 151 :
151 Nitekim kendi içinizden, size âyetlerimizi okuyan, sizi temizleyen, size Kitabı, hikmeti ve bilmediklerinizi öğreten bir Elçi gönderdik.
3 Al-i İmran 79-80 :
79 Hiçbir insana yakışmaz ki, Allâh ona Kitap, hüküm (hikmet) ve peygamberlik versin de, sonra (o kalksın) insanlara: "Allâh'ı bırakıp bana kullar olun", desin; fakat: "Öğrettiğiniz Kitap ve okuduğunuz şeyler gereğince Rabba halis kullar olun!" der.
80 Ve size: "Melekleri ve peygamberleri tanrılar edinin!" diye de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra, size inkârı emreder mi?
3 Al-i İmran 164 :
164 Andolsun ki, Allâh, mü'minlere büyük lutufta bulundu: Zira daha önce açık bir sapıklık içinde bulunuyorlarken onlara, kendi içlerinden, kendilerine Allâh'ın âyetlerini okuyan, kendilerini yücelten ve kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderdi.
4 Nisa 41-42 :
41 Her ümmetten (inanç ve davranışlarının doğru olup olmadığına tanıklık edecek) bir şâhid, seni de bunlara şâhid getirdiğimiz zaman (halleri) nice olur?
42 Nankörlük edip, (Allâh'ın) Elçi(sin)e karşı gelenler, o gün yerin dibine geçirilmeyi isterler ve Allah'tan hiçbir söz gizleyemezler.
4 Nisa 64 :
64 Biz hiçbir elçiyi, Allâh'ın izniyle itâ'at edilmekten başka bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler, Allah'tan, günâhlarını bağışlamasını isteseler ve Elçi de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allâh'ı affedici, merhametli bulurlardı.
4 Nisa 165 :
165 (Bunları) Müjdeleyici ve uyarıcı elçiler olarak (gönderdik) ki, elçiler geldikten sonra insanların Allah'a karşı bahaneleri kalmasın. Allâh üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir.
8 Enfal 24 :
24 Ey inananlar (elçi), sizi yaşatacak şeylere çağırdığı zaman Allâh'ın ve Elçisinin çağrısına koşun ve bilin ki, Allâh, kişi ile onun kalbi arasına girer ve siz, O'nun huzûruna toplanacaksınız.
9 Tövbe 33 :
33 O, Elçisini hidâyetle ve hak dinle gönderdi ki (Allah'a) ortak koşanlar hoşlanmasa da o (hak di)ni, bütün din(ler)in üstüne çıkarsın.
14 İbrahim 4-5 :
4 Biz, her elçiyi kendi kavminin diliyle gönderdik ki olara açıklasın. Allâh dilediğini şaşırtır, dilediğini yola iletir. O, azizdir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
5 Andolsun biz, Mûsâ'yı da "Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar, onlara Allâh'ın günlerini (geçmiş milletlerin başlarına gelen olayları) hatırlat!" diye âyetlerimizle birlikte göndermiştik. Şüphesiz bunda sabreden, şükreden herkes için âyetler (ibret verici işâretler) vardır.
16 Nahl 36 :
36 Andolsun biz, her millet içinde: "Allah'a kulluk edin, şeytân(a tapmak)dan kaçının" diye bir elçi gönderdik. Onlardan kimine Allâh hidâyet etti, onlardan kimine de sapıklık gerekli oldu. İşte yeryüzünde gezin de bakın, yalanlayanların sonu nasıl olmuş!
17 İsra 15 :
15 Kim yola gelirse kendisi için yola gelmiş olur, kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiçbir günâhkâr, başkasının günâh yükünü taşımaz. Biz elçi göndermedikçe azâb edecek değiliz.
18 Kehf 56 :
56 Biz elçileri sadece müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkâr edenler, hakkı bâtılla gidermek için mücâdele ediyorlar. (Onlar), âyetlerimle ve uyarıldıkları şeylerle alay ettiler.
33 Ahzab 21 :
21 Andolsun Allâh'ın Elçisinde sizin için Allah'a ve âhiret gününe kavuşmaya inanan ve Allâh'ı çok anan kimseler için, (uyulacak) en güzel bir örnek vardır.
35 Fatır 23-24 :
23 Sen sadece bir uyarıcısın.
24 Biz seni gerçek ile birlikte müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Her millet içinde mutlaka bir uyarıcı (peygamber gelip) geçmiştir.
48 Fetih 8 :
8 Biz seni, şâhid, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
48 Fetih 28 :
28 O, Elçisini hidâyet ve hak dinle gönderdi ki, o(hak di)ni, bütün dinlere üstün kılsın. Şâhid olarak Alah yeter.
62 Cuma 2-4 :
2 O'dur ki ümmiler içinde, kendilerinden olan ve onlara Allâh'ın âyetlerini okuyan, onları yücelten, onlara Kitabı ve hikmeti öğreten bir elçi gönderdi. Oysa onlar, önceden, açık bir sapıklık içinde idiler.
3 (O Elçiyi) yine onlardan olup henüz kendilerine katılmamış bulunan başka kimselere de (gönderdi). O azizdir, hakimdir.
4 Bu, Allâh'ın, dilediğine vereceği lutfudur. Allâh, büyük lutuf sâhibidir.
65 Talak 11 :
11 Yani size Allâh'ın açık açık âyetlerini okuyan bir elçi (gönderdi) ki, inanıp yararlı işler yapanları, karanlıklardan aydınlığa çıkarsın. Kim Allah'a inanır ve yararlı iş yaparsa (Allâh) onu, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. Allâh ona gerçekten güzel rızık vermiştir.
DEVAM EDECEK İNŞAALLAH
__________________ Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? ENBİYA 10
|
| Yukarı dön |
|
| |
hasanoktem Admin Group

Katılma Tarihi: 10 eylul 2006 Gönderilenler: 2359
|
| Gönderen: 23 agustos 2007 Saat 19:33 | Kayıtlı IP
|
|
|
2- RESULULLAH'I DOĞRU TANIMAK :
2 Bakara 285 :
285 Elçi, Rabbinden, kendisine indirilene inandı, mü'minler de. Hepsi Allah'a, meleklerine, Kitaplarına ve peygamberlerine inandı. "O'nun elçilerinden hiçbirini diğerinden ayırdetmeyiz" (dediler). Ve dediler ki: "İşittik, itâ'at ettik! Rabbimiz, (bizi) bağışlamanı dileriz. Dönüş(ümüz) sanadır!"
7 A'raf 157 :
157 Onlar ki yanlarındaki Tevrât ve İncil'de yazılı buldukları o Elçi'ye, o ümmi Peygamber'e uyarlar. O (Peygamber) ki, kendilerine iyiliği emreder, kendilerini kötülükten meneder; onlara güzel şeyleri helâl, çirkin şeyleri harâm kılar, üzerlerindeki ağırlıkları, sırtlarındaki zincirleri kaldırıp atar. O'na inanan, destekleyerek O'na saygı gösteren, O'na yardım eden ve O'nunla beraber indirilen nura uyanlar, işte felâha erenler onlardır.
7 A'raf 157-158 :
157, 158. Ayetler:
Onlar ki, onlara iyiyi emreden ve onları kötülüklerden alıkoyan, temiz ve hoş şeyleri kendilerine helâl kılan, murdar ve kötü şeyleri de üzerlerine haram kılan, sırtlarından ağır yükleri, üzerlerindeki bağları ve zincirleri indiren yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılmış bulacakları o Ümmî peygamber o elçiye uyarlar. O hâlde, ona iman eden, ona kuvvetle saygı gösteren, ona yardımcı olan ve onun ile birlikte indirilen nuru izleyen kimseler var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben, göklerin ve yerin mülkü kendisinin olan, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan, hem dirilten hem öldüren Allah’ın size, hepinize gönderdiği elçiyim. O hâlde Allah’a ve O’nun sözlerine iman eden, ümmî peygamber olan elçisine iman edin ve ona uyun ki, doğru yolu bulmuş olasınız.” ( H.Yılmaz )
7 A'raf 184 :
184 Düşünmediler mi ki arkadaşlarında hiçbir delilik yoktur, o apaçık bir uyarıcıdır?
7 A'raf 184-186 :
184–186. Ayetler:
Ve onlar arkadaşlarında hiç bir deliliğin / cinlenmişliğin bulunmadığını hiç düşünmediler mi? O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.
Ve onlar göklerin ve yerin hükümdarlığına, Allah’ın yaratmış olduğu herhangi bir şeye ve ecellerinin gerçekten yaklaşmış olması ihtimaline hiç bakmadılar mı? Artık bundan sonra başka hangi söze inanacaklar?
Allah kimi saptırırsa, artık ona kılavuz diye bir şey yoktur. Doğru yola iletecek olmaz. Ve O, bunları taşkınlıkları içinde şaşkın bir hâlde bırakır. (H.Yılmaz)
9 Tövbe 61 :
61 İçlerinden bazıları da Peygamberi incitirler: "O, (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır." derler. De ki: "(O), sizin için hayır kulağıdır. Allah'a inanır, mü'minlere inanır. Sizden inananlar için de (O), bir rahmettir, Allâh'ın Elçisini incitenlere acı bir azâb vardır."
9 Tövbe 128 :
128 Andolsun, içinizden size öyle bir Elçi geldi ki sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir; size düşkün, mü'minlere şefkatli, merhametlidir.
10 Yunus 15-16 :
15 Onlara açık açık âyetlerimiz okunduğu zaman, bizimle buluşmayı ummayanlar: "Bundan başka bir Kur'ân getir veya bunu değiştir." derler. De ki: "Onu kendi tarafımdan değiştiremem. Ben sadece bana vahyolunana uyarım. Şâyet ben Rabbime karşı gelirsem, büyük bir günün azâbından korkarım."
16 De ki: "Eğer Allâh dileseydi, onu size okumazdım ve onu size hiç bildirmezdi. Ben ondan önce aranızda bir ömür boyu kalmıştım (böyle bir şey yapmamıştım), düşünmüyor musunuz?"
13 Ra'd 7 :
7 İnkâr edenler diyorlar ki: "Ona Rabbinden bir âyet indirmeli değil miydi?" Sen, ancak bir uyarıcısın, her toplumun bir yol göstericisi vardır.
17 İsra 73-75 :
73 Az daha onlar, baskı ile seni, sana vahyettiğimizden ayırarak ondan başkasını üstümüze atman için kandıracaklardı. İşte o zaman seni dost edinirlerdi.
74 Eğer biz seni sağlamlaştırmamış olsaydık, onlara bir parça yanaşacaktın.
75 O takdirde sana hayâtın da, ölümün de kat kat(azâb)ını taddırırdık. Sonra bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.
21 Enbiya 107 :
107 (Ey Muhammed) Biz seni ancak âlemlere rahmet için gönderdik.
33 Ahzab 37 :
37 Allâh'ın ni'met verdiği; senin de kendisine ni'met ver(ip hürriyete kavuştur)duğun kimseye: "Eşini yanında tut, Allah'tan kork" diyordun, fakat Allâh'ın açığa vuracağı şeyi içinde gizliyordun, insanlardan çekiniyordun; oysa asıl çekinmene lâyık olan, Allâh idi. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikâhladık ki (bundan böyle) evlatlıkları, kadınlarıyle ilişkilerini kestikleri zaman o kadınlarla evlenmek hususunda mü'minlere bir güçlük olmasın. Allâh'ın buyruğu (her zaman) yerine getirilmiştir.
33 Ahzab 40 :
40 Muhammed, sizin erkeklerinizden birinin babası değil, falat Allâh'ın Elçisi ve peygamberlerin hâtemidir. Allâh her şeyi bilendir.
34 Sebe 28 :
28 Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bilmezler.
34 Sebe 46-47 :
46 De ki: "Size bir şeyi öğütleyeyim: 'Allâh için, ikişer ikişer ve teker teker durup düşününüz! Arkadaşınızda delilikten eser yoktur. O, çetin bir azâbın arefesinde sizin için bir uyarıcıdır."
47 De ki: "Ben sizden bir ücret istemişsem, o sizin olsun. Benim ücretim yalnız Allah'a âittir. O her şeye şâhiddir'."
38 Sad 86 :
86 De ki: "Ben sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Ve ben yapmacık yapanlardan, (uydurma şeylerle peygamberlik taslayanlardan) değilim."
38 Sad 86 :
86. Ayet:
De ki: “Ben ona (Kur’an’a) karşı sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben yükümlülük getirenlerden (kendiliğinden bir şeyler uyduranlardan, külfet getirenlerden, başa iş çıkaranlardan) değilim. (H.Yılmaz)
53 Necm 1-12 :
1 Aşağı kayan yıldıza andolsun ki:
460 Âyette geçen çîèîé (hevâ) düşmek, kaymak, inmek ve çıkmak anlamlarına gelir. Kanâ'atimize göre burada inmek anlamınadır. Çünkü yıldız ile, Hz. peygamber'e inen melek veya Kur'ân arasında güçlü bir ilgi ve uyum kurulmuştur. Peygamber'e inen meleğin veya Kur'ân'ın gökten inen yıldız gibi parlak ve ışık verici olduğu anlatılmak istenmiştir. Asıl çèé düşmek, kaymak anlamında olduğundan, èÇäæÌ ÅĞÇ çèé"Kayan yıldıza andolsun" demektir. Ancak bu kayma, ufuktan yere doğru olduğundan biz âyeti, "Aşağı kayan" şeklinde çevirmeyi uygun gördük.
2 Arkadaşınız sapmadı, azmadı.
3 O hevâ'dan konuşmaz.
4 O(nun okuduğu Kur'ân) kendisine vahyedilen vahiyden başka bir şey değildir.
5 Onu, mühtiş kuvvetleri olan biri öğretti;
6 Üstün akıl sâhibi (melek). Doğruldu;
7 Kendisi yüksek ufukta iken.
8 Sonra yaklaştı, (yere doğru) sarktı.
9 (Muhammed ile arasındaki mesafe) İki yay uzunluğu kadar, yahut daha az kaldı.
10 Kuluna, vahyettiğini vahyetti.
11 Gönül gördüğünde yanılmadı (yalan söylemedi, gerçeği gördü).
12 Onun gördüğünden kuşku mu duyuyorsunuz?
62 Cuma 2-3 :
2 O'dur ki ümmiler içinde, kendilerinden olan ve onlara Allâh'ın âyetlerini okuyan, onları yücelten, onlara Kitabı ve hikmeti öğreten bir elçi gönderdi. Oysa onlar, önceden, açık bir sapıklık içinde idiler.
3 (O Elçiyi) yine onlardan olup henüz kendilerine katılmamış bulunan başka kimselere de (gönderdi). O azizdir, hakimdir.
68 Kalem 1-4 :
1 Nûn. Kaleme ve (kalemle) yazdıklarına andolsun.
503 Bu harf, gerçek mânâsını ancak Allah'ın bildiği harflerdendir. Hasan ve Katâde, bunu hokka diye tefsîr etmişlerdir. Nûn'un, hokka anlamına gelmesi kuvvetli bir olasılıktır. Çünkü burada insanın dikkati yazı araçlarına çevrilmektedir. Nitekim bundan önce inen Alak Sûresinde de okumaya, yazmaya, ve bunların aracı olan kaleme dikkat çekilmişti. İnen ilk iki sûresinde Kur'ân, insanın dikkatini bilimin gelişmesini sağlayacak okumaya, yazmaya ve bunun araçlarına çevirmektedir.
2 Sen, Rabbinin ni'metiyle cinlenmiş (deli) değilsin.
3 Senin için kesintisiz bir mükâfât vardır.
4 Ve sen, büyük bir ahlâk üzerindesin.
68 Kalem 1-4 :
1- Nun. Kalem`e ve onların satır satır yazıp söylediklerine/ efsaneleştirdiklerine kasem olsun ki/ bunları kanıt gösteririm ki:
2- Sen Rabbinin nimeti sayesinde, mecnun/ cinlenmiş/ deli değilsin.
3- Ve muhakkak senin için minnete bulaşmamış çok mal var.
4- Ve kesinlikle sen, çok büyük bir ahlâk üzerindesin / üstün bir karaktere sahipsin. ( H.Yılmaz)
69 Hakka 44-48 :
44 Eğer o, (Muhammed), bazı laflar uydurup bize iftirâ etseydi,
45 Elbette onun sağ(elini veya kuvvet)ini alırdık.
46 Sonra onun can damarını keserdik.
47 Sizden hiç kimse buna engel olamazdı.
48 O (Kur'ân), korunanlar için bir öğüttür.
81 Tekvir 22-24 :
22 Arkadaşınız cinli değildir.
23 Andolsun (Muhammed) onu apaçık ufukta görmüştür.
24 O, gayb hakkında (verdiği haberlerden dolayı) suçlanamaz.
81 Tekvir 22-24 :
22- Arkadaşınızı cin çarpmış değildir.
23- Ant olsun o, O`nu açık ufukta gördü.
24- O gayb hakkında cimri de değildir. ( H.Yılmaz )
devam edecek inşaAllah
__________________ Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? ENBİYA 10
|
| Yukarı dön |
|
| |
hasanoktem Admin Group

Katılma Tarihi: 10 eylul 2006 Gönderilenler: 2359
|
| Gönderen: 27 agustos 2007 Saat 05:50 | Kayıtlı IP
|
|
|
3- PEYGAMBERLERE İMAN VE İTAAT ETMEK :
3 Al-i İmran 31-32 :
31 De ki: "Eğer Allâh'ı seviyorsanız bana uyun ki Allâh da sizi sevsin ve günâhlarınızı bağışlasın. Allâh bağışlayandır, esirgeyendir."
32 De ki: "Allah'a ve Elçiye itâ'at edin!" Eğer dönerlerse muhakkak ki Allâh, kâfirleri sevmez.
4 Nisa 13-14 :
13 Bunlar Allâh'ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve Elçisine itâ'at ederse Allâh onu, altlarından ırmaklar akan, içinde sürekli kalacakları cennetlere sokar. İşte büyük başarı budur.
14 Kim de Allah'a ve Elçisi'ne karşı gelir, O'nun sınırlarını aşarsa, Allâh onu, sürekli kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azâb vardır.
4 Nisa 59 :
59 Ey inananlar, Allah'a itâ'at edin, Elçiye ve sizden olan buyruk sâhibine itâ'at edin. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; -Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsanız -onu Allah'a ve Elçiye götürün. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.
4 Nisa 64 :
64 Biz hiçbir elçiyi, Allâh'ın izniyle itâ'at edilmekten başka bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler, Allah'tan, günâhlarını bağışlamasını isteseler ve Elçi de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allâh'ı affedici, merhametli bulurlardı.
4 Nisa 69 :
69 Kim Allah'a ve Elçi'ye itâ'at ederse işte onlar, Allâh'ın ni'met verdiği peygamberler, sıddiklar, şehidler(63) ve Sâlihlerle beraberdir. Onlar da ne güzel arkadaştır!
4 Nisa 80 :
80 Kim Elçi'ye itâ'at ederse Allah'a itâ'at etmiş olur. Kim de yüz çevirirse (bil ki), biz seni onların üzerine bekçi göndermedik.
4 Nisa 170 :
170 Ey İnsanlar, Elçi size, Rabbinizden gerçeği getirdi. Kendi yararınıza olarak (ona) inanın. Eğer inkâr ederseniz, bilin ki göklerde ve yerde olanlar Allâh'ındır. Allâh bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
7 A'raf 6-7 :
6 Hem kendilerine elçi gönderilmiş olanlara soracağız, hem de gönderilen elçilere soracağız.
7 Ve elbette onlara, olan biten herşeyi bilgi ile anlatacağız, zira biz onlardan uzak değiliz.
7 A'raf 158 :
158 De ki: "Ey insanlar, ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sâhibi olan, kendisinden başka tanrı bulunmayan, yaşatan, öldüren Allâh'ın Elçisiyim. Gelin Allah'a ve O'nun ümmi peygamberi olan Elçisine inanın -ki o (peygamber) de Allah'a ve O'nun sözlerine inanmaktadır,-O'na uyun ki doğru yolu bulasınız!"
8 Enfal 1 :
1 Sana ganimetlerden sorarlar; de ki: "Ganimetler, Allâh'ın ve Elçi(si)nindir. Siz, (gerçekten) inananlar iseniz, Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah'a ve Elçisine itâ'at edin!"
8 Enfal 20 :
20 Ey inananlar, Allah'a ve Elçisine itâ'at edin, işittiğiniz halde ondan dönmeyin.
8 Enfal 46 :
46 Allah'a ve Elçisine itâ'at edin, birbirinizle çekişmeyin, yoksa korkuya kapılırsınız, devletiniz gider. Sabredin, çünkü Allâh sabredenlerle beraberdir.
24 Nur 51-52 :
51 Elçinin, aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Elçisine çağırıldıkları zaman inananların sözü ancak: "İşittik ve itâ'at ettik" demeleridir. İşte umduklarına erenler bunlardır, bunlar.
52 Kim(ler) Allah'a ve Resulüne itâ'at eder, Allah'tan korkar, O'(nun azâbı)ndan korunursa işte kurtuluşa erenler onlardır.
24 Nur 54 :
54 De ki: "Allah'a itâ'at edin, Elçiye itâ'at edin." Eğer dönerseniz, ona gereken, kendisine yükletilen(duyurma görevini yapmak), size gereken de size yükletilen(itâ'at görevini yapmak)dır. Eğer ona itâ'at ederseniz, doğru yolu bulursunuz. Elçiye düşen, sadece açık bir şekilde duyurmaktır.
28 Kasas 65 :
65 (Allâh) Onlara seslenerek: "Elçilere ne cevap verdiniz?" dediği gün,
33 Ahzab 36 :
36 Allâh ve Resulü, bir işte hüküm verdiği zaman, artık inanmış bir erkek ve kadının, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.
40 Ğafir Mu'minun 51 :
51 Elbette biz elçilerimize ve inananlara hem dünyâ hayâtında hem, şâhidlerin (şâhidliğe) duracakları günde yardım ederiz.
47 Muhammed 33 :
33 Ey inananlar, Allah'a itâ'at edin, Elçi'ye itâ'at edin, işlerinizi boşa çıkarmayın.
57 Hadid 28 :
28 Ey inananlar, Allâh'tan korkun, O'nun Elçisine inanın ki size rahmetinden iki pay versin, sizin için ışığında yürüyeceğiniz bir nur yaratsın ve sizi bağışlasın. Allâh çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
64 Teğabun 12 :
12 Allah'a itâ'at edin, Elçiye itâ'at edin. Eğer dönerseniz (bilin ki) Elçimize düşen, açıkça duyurmaktır.
devam edecek inşaAllah
__________________ Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? ENBİYA 10
|
| Yukarı dön |
|
| |
|
|