HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Kur'an Çalışmaları
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Kur'an Çalışmaları
Konu Konu: Sünnet edilen kızın öyküsü Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
Hasan Akcay
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 11 ekim 2005
Gönderilenler: 767
Gönderen: 06 mart 2006 Saat 17:01 | Kayıtlı IP Alıntı Hasan Akcay

"Reader’s Digest"ten
Çeviren: Hasan Akçay

Ailem Somali çölünde hayvancılıkla geçinen bir kabileydi. O yüzden çocukluğum doğal görüntüler, sesler ve doğal kokular içinde gecti. Büyük tad aldım.

Güneşlenen aslanları izlerdik. Zürefalar, zebralar, tilkilerle koşardık. Tavşan büyüklüğündeki hayreksleri kovalardık çölün kumunda. O kadar mutluydum ki.

Sonra geçiverdi o günler. Yaşam zorlaştı.

Afrika’da kadınlığın ne olduğunu beş yaşımda öğrenmeye başladım. Tarifsiz acılar çektim. 

Afrika'da kadınlar yaşamın omurgasıdır. İşin çoğunu onlar yapar ama görüş belirtemezler. Evlenecekleri erkek hakkında bile ağızlarını açamazlar.

On üçüme bastığımda gelenekler kıskacına aldı beni. Artık küçük bir kız değildim. Hızlıydım; güzel bir vücudum vardı.

Ama hep acı çekmiştim. "Yetti gari!" dedim. Kaçacaktım.

Çileli yolculuğum babamın, "Seni evlendiriyorum," demesiyle başladı. Vakit dardı; oyalanamazdım. Daha önce hiç gidip görmediğim başkent Mogadişu’da bir teyzem vardı; ona sığınacaktım. Anneme söyledim.

Babam ve ailedeki herkes uykudayken annem beni uyandırdı; "Hadi git."

Azık var mı diye bakındım. Ama yanıma alacak hiç bir şey yoktu; ne su, ne süt, ne yiycek bir şey.

Bir şal aldım üstüme; kara çöl gecesine yalınayak daldım.

Mogadişu’nun hangi yönde olduğunu bile bilmiyordum. Yönü filan boş verip yalnızca koştum. Çevremi göremediğim için önce yavaş, ama gök ağarınca bir gazel gibi süzülerek, saatlerce koştum.

Öğlen olunca çölün ortasındaydım. Sonsuza uzanan bir görüntü. Aç, susuz ve yorgundum. Yavaşladım; yürümeye başladım.

Şimdi napıcam ben, diye düşünürken bir ses duydum: "Waris! Waris!" Babam sesleniyordu. Panikledim. Beni yakalarsa ne yapacağını biliyordum: evlendirecekti.

Erken davranmıştım ama babam kumdaki izlerimden bulmuştu beni. Soluğu ensemdeydi.

Tekrar koşmaya başladım. Geriye baktım. Arkamdaki tepeden koşarak iniyordu. Beni görmüştü. Can korkusuyla fırladım. Sanki kum sörfü yapıyorduk. Ben bir tepeye tırmanırken o arkamdaki tepeden iniyordu. Böyle saatlerce koştuk. Babamın beni izlemediğini anlayıncaya kadar.

Artık beni çağırmıyordu.

Güneş batıp gece olana dek koştum. Zifirî karanlıktı; hiç bir şey göremiyordum. Açlıktan ölmek üzereydim. Ayaklarım yara bere, kan içinde. Bir ağacın altına oturdum dinlenmek için. Uyuya kalmışım.

Sabah gözlerimi açtığımda güneş alev alevdi. Kalkıp yürüdüm. Günlerce gittim böyle. Aç, susuz, korku ve acı içinde.

Akşamları karanlık çökünce duruyordum ancak. Öğlenleri bir ağacın altında kestiriyordum.

Böyle bir kestirme anında hafif bir ses duydum. Gözlerimi açınca bir aslanla burun buruna geldim. Ayağa kalkmaya çalıştım. Ama günlerce tek lokma girmemişti mideme; gücüm kalmamıştı. Dizlerim zangır zangır  etti, sonra bükülüverdi. Sırtım acımasız Afrika sıcağından beni koruyan ağaca dayalı, yığıla kaldım. Çöldeki yolculuğum sona ermişti. Korku içinde ölümü beklemeye başladım.

"Gel al!" dedim aslana. "Ben hazırım."

Kocaman kedi, gözlerimin içine baktı bi süre. Ben de onun gözlerinin içine. Sonra yalana yalana önümde volta atmaya başladı. Süzülür gibi, narin, duyarlı. Her an üstüme atılabilirdi.

Ama bırakıp gitti. Bir gıdımcık ettim yani; yemeye değmezdim.

Aslanın beni öldürmediğini görünce Rabbimin benim hakkımdaki hükmü farklı diye düşündüm. Her halde yaşamamı istiyor.

"Ne bekliyorsun benden?" dedim ayağa kalkmaya yeltenerek. "Nolur yol göster."
_____________

Yukarı dön Göster Hasan Akcay's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Hasan Akcay
 
Hasan Akcay
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 11 ekim 2005
Gönderilenler: 767
Gönderen: 07 mart 2006 Saat 02:52 | Kayıtlı IP Alıntı Hasan Akcay

Waris Dirie’nin öyküsü için bkz:
http://www.fgmnetwork.org/articles/Waris.html


Waris Dirie’nin fotoğrafı:
http://www.unfpa.org/news/news.cfm?ID=233&Language=1


Öykünün Türkçeye çevirdiğim ilk beş bölümünün arabaşlıkları:

 

Birinci bölüm.....: sünnet edilen kız çocuğunun öyküsü

İkinci bölüm......: çöl çiçekleri

Üçüncü bölüm...: kadın olmak

Dördüncü bölüm: sünnet olmak

Beşinci bölüm...: evlenmek

 

Beşinci bölümden sonra görev arabaşlığı altında bir değerlendirme yapacağım, Allah isterse. Kızların sünnet edilmesi nedir o zaman belli olacak.

Sevgiyle,
Hasan Akçay

---------------------------

ÇÖL ÇİÇEKLERİ

Kaçmadan önce yaşantımda yalnızca evim ve doğa vardı. Çoğu Somali halkı gibi kırda yaşıyor; sığır, koyun ve keçi besliyorduk. Deve sütüyle geçiniyorduk. Gıdamız da suyumuz da süttü. Çünkü su yoktu. Kahvaltımız, akşam yemeğimiz süttü.

Sabah gün doğarken kalkıyorduk. İlk işimiz ahırlardaki sağımdı. Hayvanlar gece kaçmasın diye bir de yolumuzun üstündeki çalı çımkıyı toplayıp çitleri onarırdık.

Hayvanlarımızı süt ve alış veriş için besliyorduk. Küçücük bir kızdım ama 60-70 baş koyun ve keçiyi çölde ben güderdim. Uzun bir değneğim vardı. Hayvanlarıma yön vermek için şarkı da söylerdim.

Otlak herkesin malıydı. Onun için ot en çok nerde varsa oraya giderdim.

Yırtıcı hayvanlara karşi gözümü dört açardım. Özellikle sırtlanlar çok sinsiydi. Kuzularımı kapıp kaçarlardı. Aslanlar sürü halinde avlanıyordu. Oysa ben tek başımaydım.

Ailemdeki herkes gibi tam yaşımı bilmezdim. Tahmin ederdim ancak. Vaktimizi mevsimler ve güneş belirlerdi. Nerde yağış var oraya giderdik. Güneşle yatar, güneşle kalkardık.

Evimiz ot çatılı, çerçöpten, çadırımsı bir kulübeydi. İki metre çapında. Göç zamanı sökerdik onu; develere yükleyip yollara düşerdik. Su ve yeşilliği olan bir yer bulunca bir daha kurardık.

Sütümüzü saklardık kulübemize; bir de kavurucu öğle sıcağından oraya sığınırdık.

Gece dışarda yıldızların altında yatardık. Bir hasırın üstünde kucak kucağa uyurduk. Babam bize göz kulak olmak için biraz ötede yatardı.

Çok yakışıklıydı. Aşağı yukari bir seksen boyunda, sırım gibi. Annem daha da kilosuzdu. Çok güzeldi. Sanki kara mermerden yapılmış Modigliani heykeli gibi pürüzsüz bir yüzü vardı.

Sakindi, cok sakin. Ama ağzını bir açtı mı küçücük, aptal şakalaryla bizi kırar geçirirdi.

Mogadişu’da büyümüş anam. Zengin ve nüfuzlu bir ailesi varmış. Babamsa hep çöllerde sürtmüş. Anamla evlenmek isteyince annennem "Dünyada olmaz!" diye kestirip atmmış. Ama annem 16 yaşına girince yine de babama kaçıp onunla evlenmiş.

Annem beni Avdohol diye sevgiyle çağırırdı; Küçük Ağız demek. Ama adim Waris’ti: ÇÖL ÇİÇEĞİ.

Benim ülkemde bazan aylarca bir damla yağış olmaz. O yüzden çok az canlı ayakta kalabilir. Ama bir de yağdı mı bardaktan boşanır gibi yağar. İşte o zaman her yeri pırıl pırıl sarı-turuncu çöl çiçekleri kaplar.

Doğanın bir mucizesidir.
_________________________

Yukarı dön Göster Hasan Akcay's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Hasan Akcay
 
Hasan Akcay
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 11 ekim 2005
Gönderilenler: 767
Gönderen: 08 mart 2006 Saat 05:16 | Kayıtlı IP Alıntı Hasan Akcay

KADIN SAYILMAK İÇİN SÜNNET OLMAK

Benim içinde yetiştigim bedevî kültüründe kadına iyi gözle bakılmaz. Onun için analar kurtuluşu, iyi bir nasip çıkar çıkmaz kızlarını evlendirip başlarından savmada bulurlar.

Somali’deki mevcut inanışa göre bir kızın iki bacağının arası pis, kötü ve aşırı cinseldir.

O halde bir kızın koca bulabilmesi için cinsel organının küçük ve büyük dudakları ile klitoris denen parçasını kesip atmak gerekir.

Ardından, kibrit çöpü kadarcık bir idrar deliği dışında, kalan yerler toplanıp dikilir. Tam sünnet budur.

Sünnetçi kadının ücreti bir ailenin ödemek zorunda olduğu en büyük giderlerden biridir ama iyi bir yatırımdır. Yoksa kızlar evlenme pazarında müşteri bulamaz.

Törenli "kesip biçme"nin ayrıntıları kızlardan özenle saklanır. Kızın bildigi tek şey kendi sırası gelince ona bir iyilik yapılacağıdır. O yüzden Somali kızları kendilerini kadınlığa yükseltecek olan o sünneti dört gözle beklerler.

Önceleri kızlar yaşına erince yapılırmış bu; sonra daha erken, daha erken yapılır olmuş. Ben her halde beş yaşımdaydım bir akşam annem, "Baban bi sünnetci bulmuş; yakında gelir," dediğinde.

Sünnetten bir önceki akşam ailem beni yere uza komadı. Hakkımdan fazla yemek bile verdiler. Ama annem yine de "Bugün fazla sıvı alman iyi olmaz," diye uyardı.

Heyecanla beklemeye başladım. Sonunda annem gelip "Hadi gidiyoruz!" deyinceye kadar gözümü kırpmadım. Küçük battaniyemi kucaklayıp uykudan sendeliyerek ardına düştüm. Ortalık hâlâ karanlıktı.

Çalılığa gittik. "Burda bekliycez," dedi. Oturduk. Yerler soğuktu. Gün ağarmaya başladı. Önce kadının şıppıdık şıppıdık ayak sesleri geldi. Sonra kendisi yanımda bitiverdi.

Yassı bir kayayı gösterek "Geç şuraya," dedi. Hiç konuşma yanlısı değildi; işini yapıyordu.

Annem beni kayaya oturttu. Kendisi de arkama oturup beni bacaklarının arasına aldı. Bacaklarını bacaklarıma sıkı sıkıya doladı. Başımı göğsüne bastırdı. Ben de kollarımı onun baldırlarına doladım. Eski bir kök parçası koydu ağzıma. "Isır bunu."

Kulağıma eğilip "Cici bi kiz ol, bebeğim," diye fısıldadı. "Dayan annen için. Çabuk bitecek."

Bacaklarımın arasından sünnetçi kadına baktım. Kaşları çatık, bir yandan ilgisiz gözlerle bana bakıyor, bir yandan eski püskü bir halı torbayı kolaçan ediyor.

Sonunda uzun parmakları, kırık bir bıçak yakaladı. Testere gibi dişler oluşmuştu bıçağın ağzında. Ve her halde bir önceki sünnetten kalma kan. Tükürüp ısladı bıçağı; silmek için fistanına sürdü; sonra kanı kazımaya başladı.

Ve annem gözlerimi bağladı. Karanlık.

Bundan sonra hissettiğim tek şey etimin koparılıyor olmasıydı. O kör bıçak ileri geri, ileri geri mekik dokuyup etimi parçalıyordu. Tafirsiz bir acı.

Hiç kıpırdamıyordum. Kendime diyordum ki ne kadar kıpırdarsan o kadar çok acır. Ama bacaklarım beni dinlemedi. Zangır zangır titriyorlardı. Nolur Allah’ım, nolur bitsin artık.

Ve bitti çünkü bayılmışım.

Kendime geldiğimde gözlerimden örtü alınmıştı. Kadına baktım. Önüne akasya dikenleri yığmıştı. Bunları derime sokup delikler açıyordu. Sonra deliklerden ak bir iplik geçiriyor, dikiş atıyordu. Bacaklarım tamamen duyarsızdı. Ama iki bacağımın arası öyle acıyordu ki ölmek istedim.

Sonrasını bilmiyorum. Yine bayılmışım. Kendime geldiğimde kadın gitmişti.

Kıpırdamıyayım diye bacaklarım bileklerimden kalçama kadar sicimlerle bağlanmıştı.

Kayaya baktım. Kan gölüydü. Orda sanki hayvan kesmişlerdi. Et parçaları vardı güneşte kuruyan.

Yüzüme güneşin alevleri vuruyordu.
Annemle ablam Aman, beni bir çalının gölgesine götürüp bıraktılar.

Sonra çalışmaya devam ettiler. Bir ağacın altına küçük bir kulübe yapıyorlardı. Yaralarım iyileşinceye kadar bir kaç hafta orda kalacaktım. Gelenek bu idi.

İdrarımı çıkarmak için kıvranıyordum. Ablam beni öte yanıma yuvarladı. Kuma küçük bir çukur kazdı. "“Buraya yap," dedi.

Bir damlacık idrar çıkarmak bile büyük işkenceydi; derime sanki asit dökmüşlerdi. Kadın her yerimi toplayıp dikmişti. İdrar icin minnacık bir delik bırakmıştı.

Kulübede günler, günler geçti. Mikrop kaptım, ateşlendim. Kendimi kaybettim; kendime geldim. Annem iki hafta yiyecek ve su taşıdı.

Bacaklarım bağlı sürekli yatarken soruyordum kendime. Neden? Bütün bu işkence neden?

Henüz çok küçüktüm. Cinselliğin ne olduğunu bilmiyordum. Tek bildiğim, annemin onayıyla, kadın beni kesip doğramıştı.

Dayanılmaz acılar çektim ama yine de şanslı sayılırım. Kan kaybederek, komaya girerek, mikrop kapıp tetanoz olarak ölen bir sürü kız var.

Böyle bir sünnete inat hayatta kalmak olacak iş değil.

---------------------------
_______________________

Yukarı dön Göster Hasan Akcay's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Hasan Akcay
 
Alperen
Admin Group
Admin Group
Simge

Katılma Tarihi: 09 nisan 2005
Gönderilenler: 2974
Gönderen: 08 mart 2006 Saat 20:05 | Kayıtlı IP Alıntı Alperen

Hakikaten çok ama çok ilkel ve iğrenç bir uygulama. Okurken ürperdim.

Bu uygulamanın ardında malesef, Dişi Cinselliğinin bu derece bir barbarlıkla bile olsa mutlaka törpülenmesi gerektiğini zihinlere kazıyan dinsel(!) bir arkaplan da var.



__________________
Yunus 105. Şu da emredildi: "Yüzünü dine bir hanîf olarak çevir. Sakın müşriklerden olma!"
Yukarı dön Göster Alperen's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Alperen
 
nuri72
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 21 nisan 2005
Yer: ABD
Gönderilenler: 311
Gönderen: 08 mart 2006 Saat 21:16 | Kayıtlı IP Alıntı nuri72

Yazik ki ne yazik ibretle okuyoruz.

Müslümanlar, çocuklarını sünnet eden grupların en büyüğüdür. Bu yanlışın düzeltilmesini istiyorsak Müslümanların çocuklarını neden sünnet ettiklerini bilmeliyiz. İslami Hukuğun ilk kaynağı olan Kuran, ne erkek sünnetinden ne de kadın sünnetinden bahseder.

Müslümanlara bunu sorarsanız, size ilk gösterecekleri neden "din" olacaktır. Daha sonra meseleyi sünnetli bir penis sahibi olmanın "daha etkili" ve "daha güzel" olduğu gibi savlarla aydınlatacaklardır. En sonunda ise "hijyenik" ve "bilimsel" açıklamalar gelir - sünnet "daha temiz" ve "daha güvenlidir".... ..

Kur'ân'da "Sünnet" (hıtan) ile ilgili bir âyet bulunmamakla birlikte, müslümanlığın simgesi olarak kabul edilmiştir. Geçmişi Hz. İbrahim'e kadar varan sünnet, câhiliye devri arapları arasında da devam edegelen bir âdetti. Araplarda hem kadın hem de erkekler sünnet edilirdi. Erkeğin sünneti için "hıtan" kadınların sünneti için "hafd" kelimesini kullanmaktaydılar. Ancak "el-hıtanan" ifadesi sünnet edilen yer anlamına hem kadın hem erkek için müşterek kullanılır. Bunların birbirine değmesi gusulü gerektirir (Buhârî, Gusl, 28; Müslim, Hayz, 8; Ebu Davud Tahare, 81, 83).

.....

2. Kuran, erkek ve kadın sünneti konusunda ne söyler?

Bu soruya cevap vermeden önce Yahudi ve Hıristiyan kutsal kitaplarına konu hakkında ne dediklerini görmek için bakalım :

Ne Yahudi İncil'i, ne de Yeni Ahit kadın sünnetinden söz etmez, fakat erkek sünnetinin geçtiği pek çok yer vardır.

Yahudi Kitabı'ndaki en önemli bölüm, Tanrı'nın İbrahim'e sünnet etmeyi emrettiği bölümdür. Kısaca:

" Seninle bir anlaşma yapacağız; şöyle ki, senden sonra, nesiller boyunca, senin soyun ve Tanrı arasında geçerli olacak. Sana ve soyuna, şu anda yabancı olduğun toprakları vereceğim: Kenan ülkesini, ve onların Tanrısı olacağım. Bu benimle senin, ve soyun arasındaki anlaşmadır ki, siz buna uyacaksınız. İçinizdeki her erkek sünnet olacaktır. Üst derini sünnet edeceksin ki, bu seninle benim aramdaki anlaşmanın bir delili olacak. Nesiller boyunca 8 günlük her erkek çocuk sünnet olacak, ki bunlara evindeki köle de dahildir. Böylece anlaşmanın delilini, etinde taşıyacaksın. Sünnetli olmayan herhangi bir erkek, toplumundan uzaklaştırılacak! [3] <http://www.geocities.com/tabibler/islamsunnet.htm?200518 >.

Bu bölüm bugünkü ahlaki inançlarımıza ters düşen özellikler taşır ;

- seçilmiş bir insan topluluğu - ırkçı bir yaklaşımdır

- Kenan ülkesinin Yahudilere verilmesi - bir hırsızlık olayıdır

- ve sünnet etme - fiziksel sakatlamadır

Buna, ve diğer Tevrat yazılarına göre erkek sünneti, uyulmaması halinde korkunç sonuçları olan, ki bunlar arasında " insanlardan soyutlanma" başta gelir, zorunlu bir olaydır. Sünnet edilmemiş herhangi bir erkek "insanlardan dışlanmalıdır"

Şimdi Yeni Ahit'e (İncil) bakalım;

Dört İncil'den yalnız Luka'nın ki İsa'nın sekiz günlük iken sünnet edildiğinden sözeder. Vaftizci John'un sünnetinde de benzer bir bahis vardır. Bu şu anlama gelir ki, her ikisi de, bugünkü yüzmilyonlar gibi, sünnetin kurbanları idiler. Bu, bütün Hıristiyanların sünnet olması gerektiği anlamına gelmez, yoksa bütün Hıristiyanları çarmıha da germek gerekirdi.

Tomas İncilinde sünnetin yargılanışını görürüz. İnananlarından biri İsa'ya sorar: "sünnet yararlı mıdır, değil midir?" İsa cevaplar: " Eğer sünnet yararlı olsa idi, o zaman Yaratıcımız onları analarının karnından sünnetli çıkarırdı. Yararlı ve gerçek olan sünnet, ruhun sünnetidir"

Yahudiler Hıristiyanlığa döndüğü zamanlarda sünnet sorunu yoktu çünkü zaten Yahudiler sünnetliydiler. Ama diğerleri (paganlar) Hıristiyan olduğunda, bu sorun ortaya çıktı. Aziz Paul tarafından yönlendirilen havarilerin çoğu, sünnete karşı çıktılar. Hatta Peter'in rüyasında şöyle bir mesaj aldığı kayıt edilmiştir. "Tanrı'nın temiz kıldığını siz kirli diye adlandıramazsınız"

Çok garip bir şekilde, Kuran'da erkek ve kadın sünnetinden hiç sözedilmez. Kesme anlamında "Sünnet" kelimesi Kuran'da yer almaz. Müslümanlar genelde bu gerçeği gözardı ederler. Ayrıca, Tevrat'ta yer alan Hz. İbrahim'in sünneti bile Kuran'da yer almaz.

Kuran'da açık olarak belirli olan tek referans iki ayettir: -- 2:88 ve 4:155 -- burada "sünnetsiz" terrimi Yahudilerden bahsederek mecazi anlamda kullanılır .

Öyleyse, Kuran'ın Yahudi ve Hıristiyan kutsal kitaplarından farklı olarak konu hakkında temelde sessiz kaldığını söyleyebiliriz. Bu sessizlik ortamında bazıları, kendi düşünceleri yönünde açıklamalar getirmiş, ayetleri çoğu zaman keyfi yorumlamışlardır.

...

Kuran'da sünnet hakkındaki metinlerin yokluğundan dolayı, klasik ve yeni dönem yazarlar hadislere dönerler. İşte günümüz Arap yazarlarından örnekler:

 

“Muhammed sünnetçi bir kadına mesleğine devam edip etmediğini sordu. Olumlu cevapladı ve ekledi : siz bırakmamı emretmedikçe, ve yasaklanmadıkça. Muhammed cevapladı: Ama, evet, müsaade edilmiştir. Bana yaklaş ki sana öğreteyim: Eğer kesersen fazla ileri gitme, çünkü yüze daha fazla ışıltı verir ve koca için böylesi daha iyidir” Diğerlerine göre şöyle demiştir: "Az kes ve fazla ileri gitme, çünkü böylesi kadın için daha zevkli, erkek için de daha iyi." Şiiler Al-Sadiq'ı bu hikayenin aktarıcısı olarak görürler.

"Muhammed dedi ki, sünnet erkekler için "sünnet"tir, kadınlar içinse mekruhtur. "Mekruh" değerli ve asil davranış" anlamındadır. Bu da kadın sünnetinin tercihan iyi olduğu anlamına gelir. Şiiler İmam Al Sadık'tan bahsederler: "Kadın sünneti mekruhtur. Mekruhtan daha iyi bir şey var mıdır?" Muhammed ekledi : " Müslüman olan yaşlı bile olsa sünnet olmalıdır." 

Birisi sordu: " Sünnetsiz biri Hacı olabilir mi?"  O cevapladı: " Hayır, sünnet olmadıkça gidemez."

- Muhammed der ki: “Fitre”ye beş norm dahildir. Cinsel bölgenin traş edilmesi, sünnet, bıyıkların kesilmesi, koltukaltının traş edilmesi, ve tırnakların boyu. Bunlar zorunlu değil fakat tavsiye edilen şeylerdir

- Muhammed der ki: " Eğer iki sünnetli organ buluşur veya birbirine dokunur ise, o zaman namaz için abdest almak gerekir." Bu Muhammedin zamanında erkek ve kadınların sünnetli olduğu anlamına gelir.

Klasik Müslüman yazarlar Hagar'ı kıskanan Sarah'ın onunla tartıştığını ve onu sakatlamaya yemin ettiğini söylerler. İbrahim karşı çıkar. Sarah vazgeçmeyeceği cevabını verir. İbrahim bunun üzerine Sarah'a onu sünnet etmesini söyler, böylece sünnet kadınlar arasında bir norm haline geldi.

Yazinin devami su linkde

SÜNNET (hitan) ŞEYTAN İŞİMİ?

 



__________________
A'raf 194 Allah dışındaki yakardıklarınız sizin gibi KULLARDIR , eğer iddianızda haklıysanız , hadi çağırın onlarıda size cevap versinler
Yukarı dön Göster nuri72's Profil Diğer Mesajlarını Ara: nuri72
 
Kumru
Katilimci Uye
Katilimci Uye
Simge

Katılma Tarihi: 08 mart 2006
Gönderilenler: 75
Gönderen: 08 mart 2006 Saat 23:50 | Kayıtlı IP Alıntı Kumru

En sonunda Hasan Akcayin cevirdigi bu icler acisi yazi benide uye yapti. Binlerce kadina aci cektiren bu sacmaligin kaynagi bu hadisler miymis ? Nurinin verdigi alinti gercekden icler acisi bir duruma  isaret ediyor. Sanirim gulmemiz gerekiyor bu aglanacak halimize. Boyle bir igrenc seyi bile Din adina yaparken kaynaklara bak. Sasirdim. 3-5 tane ne udugu belirsiz Hadis.

kumru

Yukarı dön Göster Kumru's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Kumru
 
Hasan Akcay
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 11 ekim 2005
Gönderilenler: 767
Gönderen: 09 mart 2006 Saat 16:34 | Kayıtlı IP Alıntı Hasan Akcay

YA EVLİLİK YA KAÇIŞ

13 yaşımdaydım. Bir gün babam eve geldi: "Geeel bakalım," dedi. Sevecen. Oysa genelde sert biriydi. Kuşkulandım.

Beni dizine aldı. "Biliyosun," dedi; "sen iyi bi evlatsın."

Tamam, kesinlikle önemli bi şey oldu.

"Çalışırken, hayvanlara bakarken erkekten farkın yok. Seni çok özliycem."

Anlaşıldı. Ablam Aman kendisine bi koca bulununca evden kaçmıştı. Babam benim de öyle yapacağımdan korkuyor.

Boynuna sarıldım. "Ama babacığım, ben bi yere gitmiyorum ki."

Geri çekildi; yüzüme baktı. "Gidiyosun, güzelim. Sana bi koca buldum."

"Baba, hayııır." Başımı şiddetle salladım. "Ben evlenmiycem."

Dikkafalı bir kız olmuştum; küstah, gözüpek. Böyle bi kızla hiç bi Afrika’lı evlenmezdi. Hepten gemi azıya almadan bana derhal bi koca bulunmalıydı.

İçim cız etti; ürküye kapıldım.

Ertesi gün keçileri sağıyordum; babam ünledi, "Bak güzelim, bu Bay..."

Gerisini duymadım bile. Önümde oturan adama bakakaldım. Uzuuun sakalı, elinde asasıyla en az 60 yaşındaydı.

"Waris, bu Bay Celal. Selam versene." (Özele girdiği için adamın gerçek adını saklıyoruz.)

"Merhaba," dedim elimden geldiğince soğuk.

Aptal herif bana sırıtarak öyle bakıyordu. "Eyvah!" dedim içimden. Babama baktım. Her halde yüzüm allak bullak olmuştu ki beni ordan uzaklaştırma yolunu seçti. "Hadi sen işine dön artık."

Müstakbel kocamı caydırmamak için en iyisi buydu. Keçilerime koştum.

Ertesi sabah babam çağırdı. "Biliyosun, o senin kocan olacak."

"Ama baba! Çok yaşlı."

"İyi ya. Evinden uzakta sürtmez. Sana kapıyı göstermez; iyi bakar. Hem..." Gözleri sevinçten parladı; gülümsedi. "Bana BEŞ deve veriyor."

Babamın keçilerine bi başka baktım o gün. Onları belki son kez güdüyordum.

Çölün uzak ıssız bi yerinde yaşlı adamla düşledim kendimi. O, aylak aylak, etrafta asasıyla tin tin dolanırken bütün işleri ben yapacaktım. Çok geçmeden kalpten ölecekti. Dört, beş bebeyle yalnız başıma kala kalacaktım.

Kararımı verdim. Daha güzel bi yaşam istiyordum ben.

O akşam... Herkes uyumuştu ama annem hâlâ oturuyordu. Yanına gittim. "Ben kaçıcam," dedim alçak sesle.

"Şşşşş. Sessiz ol. Nereye gideceksin?"

"Mogadişu’ya." Ablam Aman ordaydı.

"Hadi yat," dedi kaşlarını çatarak. Konu kapanmıştır dercesine.

O gece ben uyurken annem emekliyerek yanıma gelmiş; koluma dokundu. "Hadi git baban uyanmadan," diye fısıldadı kulağımı öper gibi.

Çöl kaçışım başlıyordu.

Kollarını boynuma doladı. Alaca karanlıktı. Yüz çizgilerini belleğime kazımak istercesine bakışlarımı yüzüne diktim.

Daha önce güçlü olmaya karar vermiştim ama sözümde duramadım; gözlerim doluverdi. Aneme sarıldım, sarıldım.

"Her şey düzelecek," dedi. Yumuşacık elleri sırtımı okşuyordu. "Yeter ki dikkatli ol. Dikkatli ol, bebeğim... Waris...
Bir şey daha..." Okşayan elleri hâlâ sırtımda. "Sakın beni unutma. Beni unutma."

"Unutamam, anneciğim," dedim. Kendimi kollarından koparıp karanlığa daldım.

___________________________

Yukarı dön Göster Hasan Akcay's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Hasan Akcay
 
Hamide
Katilimci Uye
Katilimci Uye
Simge

Katılma Tarihi: 07 mart 2006
Gönderilenler: 74
Gönderen: 09 mart 2006 Saat 23:36 | Kayıtlı IP Alıntı Hamide

Hasan Akcay Yazdı:
YA EVLİLİK YA KAÇIŞ

13 yaşımdaydım. Bir gün babam eve geldi: "Geeel bakalım," dedi. Sevecen. Oysa genelde sert biriydi. Kuşkulandım. ....................

13 Yasinda kizi 60 yasindaki adamla evlendiriyorlar. Bunlarda gercekden sunneti seniyeyi iyi takip ediyorlarmis. Hadiscilerin bizleri dusurdukleri su durumua bakin. Peygamber Efendimiz (SAV) in 6 yasindaki cocukla evlenmesini sunnet diye hadis kitaplarina koyasan. Afrikali kardeslerimizde 13 yasindaki KIZI hem sunnet eder hemde 60 yasindaki adamla evlendirir. Allahim senin dinini ne hale getirdiler. Sen Bunlara akil ver.

Kadinlar seslerini cikarmayainca KOYUN gibi gudulmusuz ya. Ama  bu sacamaliklara yeter demenin zamani geldi. Boyle hadise boyle gelenek. Allahim sen biz afeyle. ve Kitabindan saptirma.

Su baska baslik altindaki hadisi buraya kopayalayayim.

5575 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ben altı yaşında iken benimle evlendi. Medine'ye geldik. Benî'l-Hâris İbnu'l-Hazrec kabilesine indik. Ben hummaya yakalandım. Saçlarım döküldü. (İyileşince) saçım yine uzadı. Annem Ümmü Rumân, ben arkadaşlarımla salıncakta oynarken, bana geldi, benden ne istediğini bilmeksizin yanına gittim. Elimden tuttu. Evin kapısında beni durdurdu. Evimizde, Ensârdan bir grup kadın vardı. "Hayırlı, bereketli olsun!", "Uğurlu mübarek olsun!" diye dualar, tebrikler ettiler. Annem beni onlara teslim etti. Onlar kılık-kıyafetime çeki düzen verdiler. Beni, (kuşluk vakti aniden) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm(ın gelişinden) başka bir şey şaşırtmadı. Annem beni O'na teslim etti. O gün ben dokuz yaşında idim."

Buhari, Nikâh 38, 39, 57, 59, 61; Müslim, Nikah 69, (1422); Ebu Dâvud, Nikâh 34, (2121); Edeb 63, (4933, 4934, 4935, 4936, 4937); Nesai, Nikah 29, (6, 82).

Yukarı dön Göster Hamide's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Hamide
 
nuri72
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 21 nisan 2005
Yer: ABD
Gönderilenler: 311
Gönderen: 10 mart 2006 Saat 00:35 | Kayıtlı IP Alıntı nuri72

Hamide Yazdı:
Hasan Akcay Yazdı:
YA EVLİLİK YA KAÇIŞ

13 yaşımdaydım. Bir gün babam eve geldi: "Geeel bakalım," dedi. Sevecen. Oysa genelde sert biriydi. Kuşkulandım. ....................

13 Yasinda kizi 60 yasindaki adamla evlendiriyorlar. Bunlarda gercekden sunneti seniyeyi iyi takip ediyorlarmis. Hadiscilerin bizleri dusurdukleri su durumua bakin. Peygamber Efendimiz (SAV) in 6 yasindaki cocukla evlenmesini sunnet diye hadis kitaplarina koyasan. Afrikali kardeslerimizde 13 yasindaki KIZI hem sunnet eder hemde 60 yasindaki adamla evlendirir. Allahim senin dinini ne hale getirdiler. Sen Bunlara akil ver.

Kadinlar seslerini cikarmayainca KOYUN gibi gudulmusuz ya. Ama  bu sacamaliklara yeter demenin zamani geldi. Boyle hadise boyle gelenek. Allahim sen biz afeyle. ve Kitabindan saptirma.

Su baska baslik altindaki hadisi buraya kopayalayayim.

5575 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ben altı yaşında iken benimle evlendi. Medine'ye geldik. Benî'l-Hâris İbnu'l-Hazrec kabilesine indik. Ben hummaya yakalandım. Saçlarım döküldü. (İyileşince) saçım yine uzadı. Annem Ümmü Rumân, ben arkadaşlarımla salıncakta oynarken, bana geldi, benden ne istediğini bilmeksizin yanına gittim. Elimden tuttu. Evin kapısında beni durdurdu. Evimizde, Ensârdan bir grup kadın vardı. "Hayırlı, bereketli olsun!", "Uğurlu mübarek olsun!" diye dualar, tebrikler ettiler. Annem beni onlara teslim etti. Onlar kılık-kıyafetime çeki düzen verdiler. Beni, (kuşluk vakti aniden) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm(ın gelişinden) başka bir şey şaşırtmadı. Annem beni O'na teslim etti. O gün ben dokuz yaşında idim."

Buhari, Nikâh 38, 39, 57, 59, 61; Müslim, Nikah 69, (1422); Ebu Dâvud, Nikâh 34, (2121); Edeb 63, (4933, 4934, 4935, 4936, 4937); Nesai, Nikah 29, (6, 82).

Dogru soze ne denir bilmem ki ?



__________________
A'raf 194 Allah dışındaki yakardıklarınız sizin gibi KULLARDIR , eğer iddianızda haklıysanız , hadi çağırın onlarıda size cevap versinler
Yukarı dön Göster nuri72's Profil Diğer Mesajlarını Ara: nuri72
 
erva
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 03 ocak 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 167
Gönderen: 10 mart 2006 Saat 09:45 | Kayıtlı IP Alıntı erva

 

13 Yasinda kizi 60 yasindaki adamla evlendiriyorlar. Bunlarda gercekden sunneti seniyeyi iyi takip ediyorlarmis. Hadiscilerin bizleri dusurdukleri su durumua bakin. Peygamber Efendimiz (SAV) in 6 yasindaki cocukla evlenmesini sunnet diye hadis kitaplarina koyasan. Afrikali kardeslerimizde 13 yasindaki KIZI hem sunnet eder hemde 60 yasindaki adamla evlendirir. Allahim senin dinini ne hale getirdiler. Sen Bunlara akil ver.

Kadinlar seslerini cikarmayainca KOYUN gibi gudulmusuz ya. Ama  bu sacamaliklara yeter demenin zamani geldi. Boyle hadise boyle gelenek. Allahim sen biz afeyle. ve Kitabindan saptirma.

amin.

ama  burnumuzun dibinde, doğuda hala benzer olaylar yaşanıyor. 10 cumhuriyet altınınna bir adamın üçüncü karısı olan 14 yaşındaki bir kızı gördüm bizzat. dinle imanla alakası olmayan bu insanların yaptıkları da dine mal ediliyor bir takım yanlış rivayetler yüzünden. acı bir şey. ama olanlardan Allah'ın da haberi var muhakkak. belki de bir imtihan her şey...



__________________
...
Yukarı dön Göster erva's Profil Diğer Mesajlarını Ara: erva
 

Sayfa Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats