HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Kur'an Hükümleri ve Kavramları
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Kur'an Hükümleri ve Kavramları
Konu Konu: Seb-ul Mesani Nedir? Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
Alperen
Admin Group
Admin Group
Simge

Katılma Tarihi: 09 nisan 2005
Gönderilenler: 2974
Gönderen: 11 kasim 2005 Saat 19:58 | Kayıtlı IP Alıntı Alperen

Selam Dostlar

Önce ayete bakalım:

Hicr 87. Ve le kad ateynake seb'an minel mesani vel kur'anel azıym

Hicr 87. "Andolsun ki sana Seb-ul Mesâni'yi ve Kur'ân-ı Azim'i verdik"

 

Seb’ul Mesani hakkındaki yorumlardan bazıları: http://www.sevde.de/islam_Ans/S/42.htm

 

“Seb’ul Mesani” kavramı hakkında bilgisi olan dostlarımızın bizleri bu konuda aydınlatmalarını rica ediyorum.

 

Bu kavram Kur’anın bir ismi yada özelliği mi? Eğer öyleyse bu kavram Kur’an ayetlerinin yedi farklı yoruma müsait olduğu iddiasına delil teşkil eder mi?

 

Bu kavram Kur’anla değil direkt Hz. Muhammed’le alakalı olabilir mi? Eğer öyleyse “Sana Seb’ul Mesaniyi verdik” denilerek sadece Resulullah’a verilen, ona has bir şeyden bahsedilmiş olabilir mi?

 

Saygılar

 



__________________
Yunus 105. Şu da emredildi: "Yüzünü dine bir hanîf olarak çevir. Sakın müşriklerden olma!"
Yukarı dön Göster Alperen's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Alperen
 
celebi
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 30 nisan 2005
Gönderilenler: 167
Gönderen: 12 kasim 2005 Saat 05:05 | Kayıtlı IP Alıntı celebi

Ilginc bir konu ortaya tamissin Elperen. Burda 7 cift mi, 7 katlanan sayfami cift kelimesi ayni zamanda birbirnin uzerine ortulen katmanlar anlamina da gelir.

Ve imla acisinda burde vav baglac anlamida olmayabilirde. Mesele soyle bir ornek vereyim. Ben sizi ve aileniz ziyarete geldim dersem. Ben siz alinenin paracasi olarak saymadagimdan degil size vurgu yapmak icin VE kelimesi kullandim.

Bu acidan bakarsak bur ayedeki

Hicr 87. "Andolsun ki sana Seb-ul Mesâni'yi ve Kur'ân-ı Azim'i verdik"

Burda Sebul Mesani (7 Cifti yada yeni katmani ve Kurani verdik anlamida birince kisima vurgulamak icin kullanilabilir. Kuranda Cift kelimsesi yaklasik 30 ayetde geciyor.

Onlarida cikarip Kuran acisinda tefsirni konusabilriz.

celebi



__________________
Dabbetciler icin buraya: Bu Allah'in Dabbeti: www.hansvonaiberg.org
Iskenderciciler icin buraya: Buda Allah'in Mehdisiymis! www.iskenderalimihr.com bakabilirsiniz
Yukarı dön Göster celebi's Profil Diğer Mesajlarını Ara: celebi
 
Abdullah16
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 21 eylul 2005
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 727
Gönderen: 13 kasim 2005 Saat 10:53 | Kayıtlı IP Alıntı Abdullah16

     Selam arkadaşlar.Teknik bir arızadan dolayı iki gündür forumdan uzak kaldık.Bu arada boş durmayıp önceden sorulan bu sebul-mesani konusunu araştırmaya çalıştım.İki ayette geçen bu ifade,39/23'de ''kitaben müteşabihen mesani=müteşabih(birbirine benzeyen)ikili kitap'' olarak geçmektedir.Bu konunun iyi anlaşılabilmesi için muhkem,müteşabih,kitap,vermek ve indirmek kavramlarının da Kur'an bütünlüğünde anlaşılması gerekir.

    Görünüşte basit gibi olan konu aslında yorucu bir çalışma gerektirir.Hatta burada ana kavram olan müteşabih kelimesi 3.sürenin 7.ayetinde o kadar çok tartışma konusu olmuştur ki,ben size gücüm yettiğince bu ayet ekseninde yorum getirmeye çalışacağım.Bu konuda araştırmacı Ahmet Baydar'ın ''Modernleşme Sürecinde Kur'an ve müteşabihler''adlı kitabından faydalandığımı,bunun şahsen şu içki meselesi de dahil birçok konuyu çözmemde büyük faydasını gördüğüm bir kitap olduğunu da burada belirteyim.Arkadaşların kitap tanıtımına olumlu bakmadığını biliyorum.Ama bu kitabın okuyanlarca  kıymetinin anlaşılıp bana hak vereceklerine inanıyorum.gelelim meseleye.

   Yüce Allah kitabını; hem muhkem,yani ayetleri açık,net ve kesin hükümler bildiren doğru mu yanlış mı olduğu kesin belirtilen olarak hem de müteşabih,yani açık hüküm belirtmeyen,şüpheli olan,başka türlü de yorumlanabilen bir kitap olarak indirmiştir.Örneğin içki ayetleri ile içki içen toplumu eğitmek için önce fayda ve zararından bahsedilmiş,sonra namaz anında içilmemesi istenmiş en sonunda da kesin hüküm yani muhkemlik ve yasak bildiren ayet indirilerek,şüphe ve benzerlik durumu ortadan kaldırılıp kesinlik ve esas kural konulmuştur.Ancak kalplerinde eğrilik bulunanlar her zaman bu kesin hüküm yerine müteşabih olanları temel kabul ederek,Kur'anda var deyip doğru yolu eğriltmeye çalışmıştır.

  İşte ikili anlamına gelen mesani kelimesinin açıklaması kısaca budur.Ancak indirilen kitap için kullanılan bu ifade 15/87 ayetinde ''ikili yediyi ve büyük Kur'anı sana verdik.''şeklinde verilen (Eta) kavramı için de  çevrilecek olursa bu durumda ikili yedinin kur'an dışında birşey olması gerektiği anlaşılabilir.Oysa aynı ifade 2/53 ayetinde Musa'ya Tevrat ve Furkan verildiğinden bahsetmektedir.Oysa Furkan,Tevrat'ın kendisidir ve hakkı batıldan ayıran olarak Musa'ya indirilmiştir.

    Bu durumda biz, ayetteki bu ifadeyi Kur'anın bir özelliği olarak anlamalıyız.Bu da büyük ihtimalle Kur'anda ikili  olarak tekrarlanan yedi önemli konu veya sürekli tekrarlanan zıtlıklar olup bu ifade zıtlıkların çokluğunu belirtmek için kullanılan bir deyim olabilir.Örneğin ;İman-Küfür,Cennet-Cehennem,Şirk-Tevhid,Peygamberler-İnkarcı Kavimleri...gibi.En doğrusunu Allah'ın ve ilimde derinleşenlerin bileceğini söyleyerek şimdilik noktalıyorum.         ; ; ;           ; ; ;           ; ; ;           ; ; ;           ; ;  ;           ; ; ;           ; ; ;           ; ; ;           ; ; ;     



__________________
''Eğer biz bu Kur'anı bir dağın üzerine indirseydik,kesinlikle onun,Allah korkusuyla baş eğerek parça parça olduğunu görürdün..''Haşr:21
Yukarı dön Göster Abdullah16's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Abdullah16
 
sailamasr
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 23 nisan 2005
Gönderilenler: 543
Gönderen: 13 kasim 2005 Saat 12:28 | Kayıtlı IP Alıntı sailamasr

selam selam dostlar

yedi çift kelimesini 7x7=49 anlam deyimine temel alabilir miyiz?

selam selam

Yukarı dön Göster sailamasr's Profil Diğer Mesajlarını Ara: sailamasr
 
xavier
Katilimci Uye
Katilimci Uye


Katılma Tarihi: 28 nisan 2005
Gönderilenler: 81
Gönderen: 13 kasim 2005 Saat 18:19 | Kayıtlı IP Alıntı xavier

Selam,

Euzübillahimineşşeytanirracim (16:98)

15:87 Walaqad ataynaka sabAAan mina al-mathanee waalqurana alAAatheema

15:87 Andolsun, sana çiftlerden yediyi ve büyük Kur'an'i verdik.

Dikkat edilirse mathanee ibaresi harfi tarifle verilmiş.Yani, al-mathanee şeklinde.Bu orijin kelimeden önceki kelimeleri incelersek görürüz ki, çiftler bir olgu olmakla bilrlikte özel bir olgudur.Bu özel olgu içerisindekilerden sana sadece "sabAAan" ı verdik denilmektedir.Ve bu Kuran'la özdeşleştirilemez."wa" (ve) bağlacına dikkat edilmeli burada.Birbirinden farklı şeylerden bahsediliyor bu yüzden.Kısaca çiftler özel ve de orijin olgusundan veya çiftler gurubundan sana yediyi verdik.Burada 7 anlam, 16 anlam veya 49 anlam gibi bir ibare yok.Eğer anlam gibi anlar veye anlamaya çalışırsak, zorlama içerisine girer ve de hataya düşeriz.Bilakis burada kuranın anlamı gibi bir ibare yok.Ayrıca ayetin devamında da göreceğimiz üzere bu resule özel bir bilgidir.Ve de çok önemli, ayrıca da değerlidir.

 

Yukarı dön Göster xavier's Profil Diğer Mesajlarını Ara: xavier
 
sailamasr
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 23 nisan 2005
Gönderilenler: 543
Gönderen: 13 kasim 2005 Saat 23:40 | Kayıtlı IP Alıntı sailamasr

selam selam

açıklama için teşekkürler

selam selam

 

Yukarı dön Göster sailamasr's Profil Diğer Mesajlarını Ara: sailamasr
 
Abdullah16
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 21 eylul 2005
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 727
Gönderen: 02 aralik 2005 Saat 17:15 | Kayıtlı IP Alıntı Abdullah16

Kur'an-ı Kerim'in Müteşabihan Mesani Özelliği
Prof.Dr. Suat YILDIRIM

Kur’an-ı Kerim müteşabih ayetlerden iki yerde bahs eder.

Bunlardan birincisi:
"Bu Kitabı sana indiren O’dur. Onun ayetlerinin bir kısmı muhkem olup bunlar kitabın esasıdır. Ayetlerin bir kısmı ise müteşabihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar sırf fitne çıkarmak, insanları saptırmak ve kendi arzularına göre yorumlamak için müteşabih kısmına tutunup onlarla uğraşır dururlar. Halbuki onların hakikatini, gerçek yorumunu Allah’tan başkası bilemez (…)" ayetidir. (Al-i İmran 7) İki şeyin birbirine benzemesine teşabüh, birbirine benzeyen iki şeyden her birine de müteşabih denir. Birden fazla manaya muhtemel olduğundan, anlaşılması için başka bir delile ihtiyaç hissettiren, manası hakkında kesin hüküm verilemeyen ayet hakkında bu terim kullanılır.




Müteşabih teriminin varid olduğu ikinci ayet ise şudur:

"Allah sözlerin en güzelini müteşabih ve mesani özelliğine sahip bir kitap olarak indirdi. Rab’lerini tazim edenlerin onun etkisiyle tüyleri ürperir. Sonra derileri ve kalpleri Allah’ın zikriyle yumuşar. (Zümer 23) Bu ayet Zümer suresindedir. Zümer suresinde pek dikkat çeken bir husus vardır. O da surenin ilk ayetinden itibaren ara ara Kur’anın üstün özelliklerinin vurgulanmasıdır. (Zümer 1: "Bu kitabın vahyolunup parça parça indirilmesi. Aziz ve hakim Allah tarafındandır."

Zümer 23 (meali az önce geçti) Zümer 27: "Gerçekten Biz, insanlar düşünüp akıllarını başlarına alsınlar diye bu Kur’anda her türlüsünden temsiller getirdik". Zümer 41: "Biz bu kitabı, insanların faydası için sana hak ve gerçek olarak indirdik (...).

Zümer 55: " (...) Rabbiniz tarafından size indirilen en güzel (kitaba) tabi olun!"

Zümer 59: "Hayır! Ayetlerim sana geldi de sen onları yalan saydın, onları kabul etmeyi kibrine yediremedin, büyüklük tasladın ve kafirler arasına girdin!") Kur’an’ın dikkat çeken bu özelliklerinin bu surede sık sık hatırlatılmak suretiyle muhatabın bu konuda uyanık tutulması sağlanmakta, sure içerisinde Kur’an hakkında önemli gerçeklerin hatırlatıldığı böylece çarpıcı olarak gösterilmektedir.

Makalemizde işte Kur’an’ın başlıca sıfatlarına vurgu yapan ve Kur’an’ın sadece bu pasajında yer alan bir hususiyet üzerinde durmak istiyorum. Bu konudaki ayetleri geniş bir tarzda tefsir eden nadir müfessirlerden M. Hamdi Yazır ile M. Tahir İbn Aşur’a dayanarak bu özellikler hakkında bilgi sunacağım. Önce Zümer Suresindeki ayeti tahlil edelim:
"Allahu nezzele ahsene’l-hadis” cümlesinin lafz-ı celal ile başlaması, O’nun indirdiği en güzel sözün şanını yüceltmeyi ve onu indirenin yüceler yücesi olduğunu ifade eder. Ayrıca hasr ve ihtisasa delalet edip: “Bu kitabı indirmek sadece Allah’a mahsustur, bu başkasının yapabileceği iş değildir!” manasını vurgular. (M. Tahir İbn Aşur, Tefsiru’t-Tahrir ve’t-Tenvir, c.23, s. 384) Bu ayet-i kerime Kur’anı başlıca yedi vasıfla nitelendirir: 1- Ahsene’l-hadis (en güzel söz) 2- Kitaben 3- Müteşabihen 4- Mesani 5- Muhataplarının tüylerini ürpertir 6- Sonra hem derileri, hem de kalpleri yumuşatır 6- Zikrillah.


Birinci vasıf: Ahsene’l-hadis olup diğer vasıflar, Kur’anı en güzel kılma gayesini gerçekleştirme işlevini yerine getirirler. Onu Allah Tealanın indirdiğini açıkça belirtmek, olayları en güzel şekilde bilip ifade edenin Allah olduğunu vurgulamak içindir.


İkinci vasıf: “Kitab” dır. Kitap vasfı: okunması, tilavet edilmesi, kendisinden istifade edilen sözleri toplayan bir özelliğe sahip olmasını gösterir. Keza bu vasıf, onun aynı zamanda yazılması ve tam bir ihtimamla elden gelen bütün gayretlerle korunması gerektiğini gösterir.

Üçüncüsü: Müteşabihen, burada “onun cüzleri , lafızlarının fesahatinde ve manalarının üstünlüğünda birbirine benzer” demektir. Demek ki Kur’anın bütün lafızları şerefte, güzellikte birbirine denk olup tam bir ahenk içindedir, anlamındadır. Yani “Kur’anın manaları doğrulukta, hükümlerinde, sıdka ve hakka bina edilmesinde, delil olarak tam yerlerini bulmasında, muhaliflerini susturmada, insanlara faydalı ve onlara rehber oluşunda hep birbirine benzer, birbirine denktir. Lafızları da şerefte, fesahatte, hedefledikleri manalara isabet etmede hep aynı düzeydedir”.

Müteşabihen vasfında, Kur’anın bütün ayetlerinin, her bir ayetin iktiza ettiği duruma göre belagatta müsavi olduklarına işaret vardır. Birtakım özel durumlarda, ayetlerin birbirlerinden farklı olması, makamların farklılığına ve muktezaların değişikliğine tabidir. Çünkü kelamın belagati, muktezay-ı hale mutabık olmasındadır. Belagatın en ileri derecesi kelamın, halin gerektirdiği bütün durumlara mutabık olmasındadır. Şu halde Kur’an ayetleri, edebi zevk uzmanları nezdinde güzellikte birbirine müsavidir. Oysa diğer kelamlarda, bu çapta bir mutabakat bulunmaz. Mahir bir edibin sözü bile za’f noktalarından hali olmaz. Ediplerden herhangi birinin bütün sözleri aynı seviyede değildir. Aksine, güzellikte, belagatta ve mananın düzgünlüğünde farklı derecelerde pasajlar bulunur. İşte yaptığımız bu izahlardan anlaşılacağı üzere, bu ayette “müteşabih”in manası, az önce mealini verdiğimiz Al-i İmran 7 ayetindeki manadan başka bir manadır. (İbn Aşur, Tefsiru’t-Tahrir, 23, 386)


Dördüncü sıfat: “Mesani” olmasıdır. Bu kelime “tekrarlanan” anlamına müsenna’nın veya “ikişerli” anlamına mesna’nın çoğuludur. Esasen dikkat edilirse, tekrar manasının menşei de “ikileme”dir. İkilemeden başlanarak mutlak surette tekrar yapılır. Bu vasıf, Kur’anın çifte yönü olan, maksatları tekrarlanan, çok okunan bir metin olduğunu ifade eder. Mesani sıfatı kitabullahın maksatlarının vicdanlarda iyice yerleşmesi veya daha önce onu işitmeyenlerin dinleme fırsatı bulması yönünden Allah Tealanın nimetini hatırlatmaktadır. Diğer taraftan bunun, Kur’anın mucizevî özelliğine işaret etmesi anlamına geldiği de tefsirlerde yer almıştır. Çünkü bu kadar çok tekrarlanmasına rağmen insanlar ondan usanmamakta, maksatlarından hangisi tekrarlanırsa muhataplar nezdinde hep kabul görmektedir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) Kur’anı tavsif eden bir hadisinde “Ve la yahlukuhu kesretu’t-terdad” (çok tekrar edilmekle aşınmaz) buyurarak bu vasfını belirtmiştir. Böylece bu ayetteki mesani kavramının,
ayetindeki manasından farklı bir anlamda kullanıldığı anlaşılmaktadır. Tekil olan kitaben kelimesinin sıfatı olduğu halde bu kelimenin çoğul kalıbından gelmesi, Kitabın surelerinin, cüzlerinin veya ayetlerinin kasd edilmesi itibariyle olabilir. Zira Kur’anın her bir maksadı tekrarlanmakla çoğul vasfı kazanırlar.


Beşinci sıfat: “Rab’lerinden korkanların tüylerini ürperten” özelliğidir. Bu, önceki sıfata yani Kur’anın mesani olmasına bina edilmektedir. Bu da onun, ikilenen, tekrarlanan olmasını ifade eder. Bundan maksat onu işitip anlamaktan ötürü ürperti duymaktır. Zira Kur’anın ilk nazil olduğu zaman yaşayan muhatapları Arap lisanına iyi vakıf olduklarından, işitme ile anlama birlikte cereyan ederdi. Derinin yani tüylerin ürpermesi, kalplerin korkmasından kinayedir.


Altıncı sıfat: Ürpermeden sonra müminlerin kalplerinin yumuşamasıdır. “Yumuşama” kabul ve sevincin ifadesidir. Terhib (korkutma) ifadelerinin arkasından rahmet ve ümit bildiren ayetlerin gelmesi bu sürura vesile olmaktadır. Bu ayet sadece ürperti ve yumuşama olgusuna değil, -sümme telinu cüluduhum ve kulubuhum ila zikrillah cümlesinde beraber zikr etmenin delaletiyle- ayrıca üçüncü bir durum olarak o iki halin neticesini de bildirmektedir. Bu üçüncü hal, iki zıt etkinin, yani terğib ve terhib tesirlerinin sentezinden hasıl olan ahenktir. Bu zıtların ahengi sayesinde müminler Rab’leriyle olan muamelelerinde yerine göre O’nun celal ve azametinin, yerine göre cemal ve rahmetinin gereklerine göre hareket ederler. Bu üçüncü hal, tasrih edilen ürperme ile yumuşama cihetlerini birleştirmenin semeresidir. Zira bu iki durumla nitelendirilenler aynı gruptur. Şu halde maksat, terhib ayetlerinden sonra terğib ayetleri geldiğinde onları, ürperme ve yumuşamayı aynı anda yaşamakla nitelendirmektir.


Fahreddin Razi der ki: “Tahkik ehli şöyle demişlerdir: Allah’a vasıl olma yolculuğunda ilerleyenler, celal alemine nazar ettiklerinde dehşete düşer, adeta kendilerini kaybederler, onlara cemal aleminden tecelliler gelince de hayata dönerler”.

Burada şuna dikkat etmek gerekir: Ayet-i kerime onların bu iki durumunun, mesani sıfatından ileri geldiğini vurgulamaktaıdır. Yoksa “....Gerçek müminler ancak o kimselerdir ki yanlarında Allah zikr edilince kalpleri ürperir (...)” (Enfal 2) ayetinde olduğu gibi sadece “ürperme”den bahs ederdi. Buradaki (yani Zümer suresindeki) makam, müminlerin Kur’andan duydukları etkilenmeyi anlatma makamıdır. Orada (yani Enfal Sûresindeki;
ayetindeki makam ise Kur'an kıraati dışında Allah'a saygı dolu bir korku duyan müminleri nitelendiren bir makamdır. (İbn Aşur, Tefsiru't-Tahrir, 23, 390)

ayetindeki makam ise Kur’an kıraati dışında Allah’a saygı dolu bir korku duyan müminleri nitelendiren bir makamdır. (İbn Aşur, Tefsiru’t-Tahrir, 23, 390)

“Sümme telinu cüluduhum ve kulubuhum ila zikrillah” cümlesinde, işin bir tarafı ile yetinilmeyip hem derilerin hem de kalplerin zikredilmelerinde bir incelik vardır. Oysa az önce geçen tekşa’irru minhu cüludullezine yehşevne rabbehum cümlesinde sadece cilt ürpermesinden bahs etmekle yetinilmişti. Zira ciltlerin (tüylerin) ürpermesi ancak kalbin korkmasından hasıl olan ârızi bir durumdur. Dolayısıyla o korkuya “ürperme” kavramı ile kinaye edilmiştir. Ama ürpertinin peşinden derinin yumuşaması, onun ürpermeden önceki eski haline dönmesidir. Bu da unutma veya korkudan sonra bir başka işin araya girmesi gibi bir sebeple olabilir. Binaenaleyh derilerin yumuşamasına kalplerin yumuşaması da atf edilmiştir ki bunun kalplerin zikrullah ile itminan bulmasından hasıl olan hususi bir yumuşama olduğu bilinsin. Yoksa vaziyet sadece derinin, ürperme peşinden eski haline dönmesinden ibaret değildir. Bunun aksine sadece “kalplerin yumuşaması”nı zikretmekle yetinmeyip ayrıca derilerin yumuşamasını da zikretti. Zira maksat şunu anlatmaktır: “Yumuşama kalpleri öylesine kapladı ki onun eseri derilerin dışında bile kendisini gösterdi”.


Yedinci sıfat: Zikrullah olup bundan maksat ayetin başında geçen ahsene’l-hadis’tir. Yani sözlerin en güzeli olan Kur’andır. Söz uzayıp isim biraz geride kaldığı için ona zamir ile ileyhi (ona) diye işaret etmektense açık ismini kullanarak işaret etmek daha münasip olmuştur. Fakat bunu yaparken ahsene’l-hadis ismini tekrar kullanma yerine zikrillah ismi kullanılarak Kur’anın bir başka güzel vasfı gösterilmiştir. Zikrillah’dan maksat, Kur’anın ayetlerindeki rahmet ve müjdelerdir. Zira Kur’an anlattığı her ibretli hadisede, terhibden sonra mutlaka bir terğibe, bir müjdeye yer verir. Ayetteki “telinu” burada “tatmainnu” veya “teskunu” (ısınma, ünsiyet bulma) manasını ihtiva ettiği için, bu manaya uygun olan “ila” edatı kullanılmıştır.

İbn Kesir de bu ayeti tefsir ederken şöyle der: Bir kısım alimler Süfyan İbn Uyeyne’den nakl edilen şu tefsiri benimsemişlerdir: Müteşabihen mesani’nin manası şudur: Kur’anın siyakları bazen bir manaya yönelik olur, müteşabihen budur. Bazen ise bir şeyi zıddı ile birlikte zikr etmekle olur:müminlerden sonra kafirlerden, cennetin peşinden cehennemden ve benzer durumlardan bahs etmek gibi. Mesani de budur. Mesela İnfitar suresi 13-14. ayetlerde ebrar’ın peşinden füccar’ı, yahut Mutaffifin suresi 7-18 kısmında kitabe’l-füccar’ın peşinden kitabe’l-ebrar’ı, yahut Sad suresi 49-56 kısmında müttakilerden sonra tağin (azgınların) akıbetlerinden bahs etmesi gibi. İşte bunlar ve benzeri siyakların tamamı ise mesani’dir. Yani “iki manası, iki yönü olan” demektir. Siyakın hepsi aynı manaya yönelik olursa bunlar müteşabihen grubuna dahil olurlar. Buradaki müteşabih, Al-i İmran 7. ayetindeki müteşabih değildir. Zira orada başka bir mana söz konusudur.

İbn Kesir (Hicr 87); ayetinde geçen seb'an mine'l-mesani hakkında önce es-seb'ut-tuvel, sonra Fatiha suresi şeklindeki iki tefsiri nakl ettikten sonra şöyle der: Bu hadis-i şerif Fatiha'nın Seb'ul-mesani ve Kur'an-ı azim olduğu konusunda nasdır. Fakat ayrıca es-seb'ut-tuvel’in (Zümer 23 tefsirinde) bu sıfatla nitelendirilmesine mani değildir. Çünkü o surelerde de mesanilik vasfı vardır.Hatta Kur'an-ı Kerim'in tamamını böyle nitelendirmeye mani yoktur. Nitekim Cenab-ı Allah “Allahu nezzele ahsene'l-hadisi kitaben müteşabihen mesani (…)” (Zümer 23) buyurmuştur. Şu halde Kur'an bir vecihten mesani, bir vecihten müteşabih, bir vecihten Kur'an-ı azimdir. Nitekim Hz Peygamber salla'llahu aleyhi ve sellem, "takva temeli üzerine bina edilen mescit hangisidir?" (Tevbe 108) diye sorulduğunda, Medinedeki Mescid-i nebevisi olduğunu söylemiştir. Halbuki bu ayet Kuba mescidi hakkında nazil olmuştu. Ama bunda bir münafat (birbirine aykırılık) yoktur. Çünkü herhangi bir sıfatta müştereklik varsa, o sıfatı bir şeye vermek, aynı sıfatı haiz olan bir başka şeye vermeye mani olmaz. (İbn Kesir, Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azim, Tevbe 108 tefsirinde)


ayetinde geçen seb’an mine’l-mesani hakkında önce es-seb’ut-tuvel, sonra Fatiha suresi şeklindeki iki tefsiri nakl ettikten sonra şöyle der: Bu hadis-i şerif Fatiha’nın Seb’ul-mesani ve Kur’an-ı azim olduğu konusunda nasdır. Fakat ayrıca es-seb’ut-tuvel’in (Zümer 23 tefsirinde) bu sıfatla nitelendirilmesine mani değildir. Çünkü o surelerde de mesanilik vasfı vardır.Hatta Kur’an-ı Kerim’in tamamını böyle nitelendirmeye mani yoktur. Nitekim Cenab-ı Allah “Allahu nezzele ahsene’l-hadisi kitaben müteşabihen mesani (...)” (Zümer 23) buyurmuştur. Şu halde Kur’an bir vecihten mesani, bir vecihten müteşabih, bir vecihten Kur’an-ı azimdir. Nitekim Hz Peygamber salla’llahu aleyhi ve sellem, “takva temeli üzerine bina edilen mescit hangisidir?” (Tevbe 108) diye sorulduğunda, Medinedeki Mescid-i nebevisi olduğunu söylemiştir. Halbuki bu ayet Kuba mescidi hakkında nazil olmuştu. Ama bunda bir münafat (birbirine aykırılık) yoktur. Çünkü herhangi bir sıfatta müştereklik varsa, o sıfatı bir şeye vermek, aynı sıfatı haiz olan bir başka şeye vermeye mani olmaz. (İbn Kesir, Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim, Tevbe 108 tefsirinde)

Buraya kadar yapılan tefsirlerden şu iki husus kesin olarak anlaşılmış oluyor: 1- Bir itibarla Kur’anın tamamı müteşabihtir. Bu şu anlamdadır: Kur’anın ayetlerinin tamamı aynı durumdadır. Buradaki müteşabih, Al-i İmran 7 ayetindeki müteşabih manasına olmayıp, az önce anlatılan manadadır. 2- Kur’an mesanidir. Mesani ikilenen, ikişerli, iki cihetli, simetrik, tekrarlanan manalarına gelir. Mesani’nin buradaki manası da Hicr 87 ayetindeki manasından farklıdır. Bundan sonra Mesani hakkında pek mufassal ve nefis bir tefsir yapmış olan Elmalılı M. Hamdi Yazır’ın yazdıklarına bakalım. Onun açıklamaları bu kavramın kapsamı gibi Türkçenin de imkanlarının ve merhum müfessirimizin bunlara vukufunun ne derece geniş olduğuna pek güzel bir nümune teşkil etmektedir:

“Mesna’nın veya mesnat’ın çoğulu olan mesani kelimesi çok anlamlı, çok kapsamlı bir kelimedir. Ki tesniye ve istisna maddesi olan seny’den de, sena’dan da türemiş olabilir. Bu örneklerden bükülmek, kıvrılmak veya katlanmak veya tekrar edilmek suretiyle ikilenen veya diğer bir şeyin eklenmesiyle takviye veya çeşitlendirilen herhangi bir şeye mesna denilir ki ikişer, ikili, tekrarlanan, bükülü, pekiştirilmiş, muhkem, çifteli, büklüm, büklümlü, büklüm yeri, kat, katlı, kıvrım, kıvrımlı, kıvrak, cilveli manalarına gelir. Bu suretle herhangi bir şeyin kuvvelerine, katlarına, kıvrımlarına mesani denildiği gibi hayvanın dizlerine ve dirseklerine mesani’d-dabbe ve bir vadinin büküntülerine, dönemeçlerine mesani’l-vadi, aynı şekilde musikide ikinci tele veya çifte tellilere mesani denir. Mesna’l-eyadi bağış ve iyiliği tekrar etmek demektir. İbnu Cerir’in İbnu Abbas’dan yaptığı bir nakle göre mesani’de “istisna edilen” manası da vardır. Çünkü istisna da seny’den türemiştir. Bükülmüş ipe veya ipliğe mim harfinin üstünü veya esresi ile mesnat veya misnat denildiği gibi tekrarlama veya yineleme manası itibariyle coşku ve terennüme veya ikişerli manası ile mesnevi dediğimiz nazma da mesnat denilir. Bir de esna’dan mimin ötresi ile müsna’nın çoğulu olabilir ki “övgünün karar bulduğu yer” demek olur. Sonra Allahu nezzele ahsene’l-hadisi kitaben müteşabihen mesani (...) buyurulduğu üzere Kur’ana da mesani denilmiştir”. (İbn Kesir, Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim, Tevbe 108 tefsirinde. M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, Hicr 87 tefsirinde (sadeleştirme ile)

Müfessirimiz müteakiben bu ayette seb’an mine’l-mesani’nin “ilk yedi uzun sure” veya Fatiha suresi olarak tefsir edildiğini ayrıntılı olarak bildirdikten sonra şöyle devam eder: “Binaenaleyh seb’an mine’l-mesani’den maksadın Ümmü’l-Kur’an olan Fatiha suresinin olduğu ve bundan dolayı Fatiha’nın es-seb’ul-mesani ismini aldığı ve Kur’an-ı Azim’in bunun bir tefsiri olduğu bu hadislerle anlaşılmıştır. Demek ki seb’an mine’l-mesani’de min yalnız teb’iziyye (bir kısmı) manasına değil, aynı zamanda beyaniyye (açıklama) manasınadır. (Bilindiği gibi min’in beyaniyye manasına olmasının teb’iziyye manasına olmasını düşürmesi gerekmez. M.H.Yazır’ın haşiyesi) “Mesaniden yedi mesani” demektir. Yani Fatiha’yı oluşturan yedi ayet, mesaniden, Kur’andan olduğu gibi başlı başına yedi mesanidir. Ve bundan dolayı bütün Kur’anın bir niteliği olan mesani manası bunda müstesna bir şekilde katlanmıştır.

Her namazın her rek’atinde okunan, zamm-ı sure ile katlanan, Kur’anın her hatminde, duaların başında ve sonunda tekrar edilen, nun, mim fasılaları ile iki nağme (ahenk) üzerine akan, her ayeti çifte bir anlamı kapsayan ve genel yapısı ile iki cihanda kulları en büyük maksatlarına iletmekle Allah Tealaya hamd ve sena hakikatinde toplanan Ümmü’l-Kur’an, gerçekten her senaya layık, öyle mesna ve müstesna edilen bir nimet-i uzmadır (en büyük nimettir) ki ancak Hakikat-i Muhammediyyenin mazhariyet-i mümtaziyesinden (seçkin özelliklerdendir)”. (A.g.e. 5/221)

Kanaatimizce mesani kelimesi, kelimenin asli anlamlarından olan “ikişer, ikili, çifteli” anlamlarıyla “simetrik” manasını da kapsamaktadır. Osmanlı Türkçesi’nde mütenazır denilen, fakat şimdi unutulmasıyla, karşılığı bulunmaksızın kullanmaya mahkum olduğumuz bu yabancı simetri terimi şu demektir: “İki şey arasında konum, biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğu”. Aralarında bu durum, yani simetri olan şeylere de “simetrik (symetrique)” denir. Türkçede bakışım ve bakışımlı kelimeleri karşılık olarak kullanılabilir. Öyle zannediyorum ki çağdaş muhataplara mesani özelliğini en iyi anlatan kavramların başında simetri kavramı gelmektedir ve konular, durumlar, kavramlar arasında bu simetri, bu bakışım Kur’an-ı Kerim’in dikkat çeken özelliklerinden biridir.

Yazının Devamı >>: 1 2



__________________
''Eğer biz bu Kur'anı bir dağın üzerine indirseydik,kesinlikle onun,Allah korkusuyla baş eğerek parça parça olduğunu görürdün..''Haşr:21
Yukarı dön Göster Abdullah16's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Abdullah16
 
Abdullah16
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 21 eylul 2005
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 727
Gönderen: 02 aralik 2005 Saat 17:20 | Kayıtlı IP Alıntı Abdullah16

Buraya kadar yazdıklarımızdan şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır:

1- Müteşabih ile mesani kavramları (Zümer 23) ayetinde özel bir anlamda kullanılmışlardır. Al-i İmran 7 ve Hicr 87 ayetlerindekinden farklı anlamlar söz konusudur.

2- Mesani kavramının yani Kur’anın başlıca özelliklerinden bu çok kapsamlı kavramın en bariz tarafı olan ikilenme, ikişerli özellik Kur’anın tamamında kendisini gösteren bir vasıftır.

3- Mesani, müteşabihen kavramına iktiran etmekle tek tek her birinde bulunan manaya ilaveten ek bir anlam kazanmakta, benzerliklerin ve tekrarların sırf tekrardan ibaret kalmayıp nüanslar ihtiva eden, kıvrımlı, katmanları olan, kıvrak, cilveli, pekiştirilmiş, muhkem, simetrik, bazen zıtların ahengiyle dengelenmiş bir özellik taşıdığını ifade etmektedir.

Bu kısa ve belli sonuçlar için bu kadar uzun söze ihtiyaç duymamızı yadırgayanlar olabilir. Bunlar açık gerçek ise zaten meseleyi uzatmaya hacet yoktur. Fakat bazen bilinen prensipler ya yeterince uygulanmamakta veya uygulanmasında değişik görüşler ortaya çıkabilmektedir. Kanaatimizce mesani vasfı böyle özelliklerdendir. Şimdiye kadar yazılan tefsir ve ulumu’l-Kur’an kitaplarının az bir kısmında mücmel tarzda yer verilmekle beraber bol örnekleriyle, değişik nevileriyle, ayrıntılı olarak bu i’caz vechinin inceleme konusu yapıldığını görebilmiş değilim. Görenler varsa ve bize bildirirlerse doğrusu çok memnun olurum. İşte bu bakir alana dalıp, kelimenin tam manasıyla orijinal olan bir çalışma gerçekleştiren bir kitaptan* (Kur’an’ın Müteşabihen Mesani Özelliği, İstanbul Güzel Sanatlar Matbaası, 2005) söz etmek istiyorum.

Erzurum Atatürk ve Samsun OMÜ İlahiyat Fakültelerinde görev yaptıktan sonra emekli olan öğretim üyesi Dr. Muzaffer Ecevit, Kur’an-ı Kerimin bu özelliği üzerinde yoğunlaşmış. Onun mucizeliğinin diğer yönlerine birer kelime ile işaret ettikten sonra, Kur’an’ın sureleriyle, surelerdeki bölümleriyle, ayetleriyle, hatta kelimeleriyle akıllara durgunluk veren harika bir ikili sisteme sahip olduğunu söylüyor. “Bu harika sistem, Kur’an okuyanlara her zaman kendisini hissettirse de büyük bir dikkatle uzun süre sistem arayışına odaklanmayınca kendisini bütünüyle ele vermiyor. Tabiat ve kâinat da öyle değil midir? İç içe sayısız denge ve düzenlere sahip olan kâinat, tabiat hatta insan vücudu bütün intizamını, düzenlerini ve kanunlarını ilk bakışta herkese açar mı?” diyor. Sonra kâinatın ikili-simetrik yapısını açıklamaya başlıyor. Mesela bedenimizin simetrik bir yapısı var. Baş ve gövde ortada olmak üzere iki yanda iki kolumuz, iki ayağımız, başımızda iki gözümüz, iki kulağımız var. Bütün hayvanların vücut yapılarında da ikili, simetrik bir yapının esas alındığını görüyoruz. Hem yine vücudumuzda kalbimiz tek olsa da kalbin iki karıncığı, iki de kulakçığı var. Damarlarımız da atar ve toplar damarlar şeklinde görev yapıyorlar. İki parçalı akciğerimiz ve iki böbreğimiz var. Beynimiz bile sağ ve sol lop olmak üzere iki parçalı. Ayrıca bütün canlıların erkek ve dişiler olmak üzere çift yaratılmış olmaları da büyük bir gerçektir. İşte Yüce Allah’ın büyük kâinat kitabında kurduğu bu simetrik sistemin, Yüce kitabında da bulunması O’nun hikmetine uygundur.

Hayatta pek çok gerçeğin de iki yönü bulunur: Mesela insanın iç dünyası ve dış dünyası var; madesi var manası var. İyi-kötü, soğuk-sıcak, karanlık-aydınlık, kâr-zarar, hastalık-sağlık, gece-gündüz, âlem-i şehadet-âlem-i ğayb, celal-cemal, dünya-ahiret, hayat-ölüm, çekme-itme ve sayılamayacak kadar zıt ve birbirini tamamlayan ikili sistem tezahürleri vardır. Kur’an, Allah Teala’nın icraatında ve esmay-ı hüsnasında bile bu iki ayrı tarafın bulunduğunu bildirir: el-Evvel - el-Âhir, ez-Zâhir - el-Bâtın, Alîm-Kadir, Gafur-Halim, Aziz-Hakîm, Âlimu’l-ğayb ve’ş-şehade bu nev’in bazı örnekleridir.

Kur’an-ı Kerimde ana manayı, gövdeyi temsil eden tek ayetler ile ona bağlanan, ondan çıkan dalları oluşturan ikilenen ayetler bulunur. Tıpkı bir ağacın gövdesinden çıkan dallar veya ana caddelerden ayrılan sağlı sollu sokaklar gibi. “Her bir surenin içine giriniz: Surenin ayetlerinin simetrik gruplar halinde mesela beş-on ayetli simetrik fasılları, bölümlere ayrılmış olarak bulacaksınız. Sure içindeki bu manidar çift grupların arasında bir yerde, surenin ana ayeti Güneş gibi parlıyor, bütün gruplar ondan mana ışıkları alıyorlar, mana ipleri ile ona bağlanıyorlar. Şimdi de surenin simetrik gruplarının içine giriniz. İki iki duran, el ele tutuşan simetrik ayetler bulacaksınız. Bu bakışımlı ayetler arasında Güneş gibi parlayan o bölümün ana ayetiyle karşılaşacaksınız. Diğer ayetler onu açıklamakta, âdeta onun çevresinde ikişer gezegen gibi dönmektedirler. Şimdi de ayetin içine giriniz: Bazı uzun ayetlerin içinde Kur’anın bütününde gördüğümüz sistemin aynısını buluyoruz. Bu ayetin içinde bile cümleler bakışımlı gruplar oluşturuyorlar. O simetrik cümle veya cümleciklerin bağlı olduğu tek cümle, ana cümledir .

Değerli Muzaffer Ecevit bey, bu konuda

(Hud suresi 1) ayeti ile istidlal etmektedir. O bu ayete şöyle meal veriyor: “Elif -lam-ra, Bu öyle bir kitaptır ki önce kitabın muhkem (ana) ayetleri vaz ve tesbit edilmiş, sonra da hakîm ve habir olan Allah tarafından (simetrik ayetlerle ve simetrik fasıllarla) tafsil edilmiş ve açıklanmıştır”. Bu ayette varid olan ihkâm ve tafsil geniş tefsirlere imkân veren iki kavramdır. Yazar’ın bulduğu manaları da kapsadıklarında şüphe yoktur. Nitekim M. H.Yazır uhkimet hakkında “muhkem kılınmış, gayet sağlam ve muntazam, yüce hikmetler içeren, hikmet nizamı ile düzenlenmiş” anlamlarını verdikten sonra fussilet (tafsil) hakkında da şunları yazmaktadır: “Aslında bir şeyi fasıl fasıl bölmek, belli ve farklı bölümlere ayırmak, demektir.” Daha sonra tafsil’in öteki muhtemel anlamlarını da verdikten sonra: “Kur’an kelimeleri (...), fasıl fasıl, bölüm bölüm kılınmış, ince ilişkiler ve hoş geçişler ile konudan konuya, kıssadan kıssaya geçen sanatlı bir üslup üzerine kurulmuş (...) Böylesine ayrıntılı ve geniş serpiştirmelere rağmen gerek ayrıntılar, gerek ana konu sapasağlam ve muhkem olarak kalmıştır. Onun muhkemliğine ve metanetine asla halel gelmemiştir ki bu anlamda tafsil, inci dizisine fasıla geçirmek anlamından alınmıştır.” (M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, Ankara, Diyanet İşleri Reisliği Neşriyatı, 1936, Hud 1 tefsirinde, 3/513-514 - sadeleştirilmiş olarak)

Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerimi doğru ve kolay anlamamız için kolaylaştırmış, lutf edip hem surelerin, hem de sure içinde bölümlerin ana manalarını “muhkem (ana) ayetlerle bize bildirmiştir. Yazarımız bu durumu şöyle bir benzetme ile açıklıyor: “Bu durum, helikoptere binip bir şehri tepeden kuşbakışı seyr etmek veya hiç değilse şehrin krokisine, haritasına bakarak şehrin yerleşimi hakkında genel bilgi edinmek gibidir. Tanımadığımız bir şehri böyle ana hatlarıyla gördükten, tanıdıktan sonra o bütünlüğü sürekli göz önünde tutarak artık daha şuurlu olarak şehrin mahallelerinde, sokaklarında kaybolmadan dolaşabilirsiniz. Yürüdüğünüz sokak hangi caddeye bağlı ve o cadde hangi mahallededir, o mahalle hangi semtin neresindedir bunu bilirsiniz. İşte Kur’andaki simetrik özellik Kur’an şehrinin haritasını veriyor”.

Mufassal ayetler, Muhkem ayetleri dinleyen insanların adeta: “Rabbim, lutfen bu konuyu biraz açar mısın? Daha iyi anlayalım” şeklindeki mukadder sual ve duasına cevap olarak gelen ve ikişer ikişer açılan ayetlerdir. Müellifimiz bazen “ikiz ayet” veya “çift ayetler” adını verdiği bu kavramı bir de şöyle açıklıyor: “İkiz ayet: Anlamca birbiriyle uyumlu, hem anlam hem de şekilce birbirine benzeyen, birbirinin anlamını sürdüren, aynı konunun iki ayrı yanını ele alan ve birbirinin anlamını tamamlayan iki ayet demektir. Şekilce, üslupça hatta uzunluk ve kısalıkta birbirine benzeyen böyle ayetlere “Benzeşen ikizler” demek daha doğru olur. Zaten Kur’an da onlara “müteşabihen mesani” ismini veriyor. Çift ayetler, muhkem (tek) ayetlerin bildirdikleri hakikatleri örneklerle desteklerler. Muhkem ayetlerin dâva ettiği şeyi ispat ederler. Muhkem ayetlerin bahs ettiği şeylerin gerekçesini beyan ederler. Olayların oluş biçimlerini anlatırlar.

Yazarımız Kur’an surelerinin tamamına yakınını mesani açısından tahlil edip incelemiş ve şematik olarak göstermiştir.. Biz bu makalede bunlardan sadece birine yer verebileceğiz:

Mesela Ayete’l-Kürsi’yi inceleyelim. Ayet-i kerime sekiz cümleden oluşmaktadır. Bu cümleler rast gele olmayıp, bir müsbet, peşinden bir menfi cümle olarak simetrik tarzda sıralanmıştır. (Müsbet ve menfi terimlerini Nahiv ıstılahı olarak kullanıyorum.) İki sütun halinde yazmakla bu cümleler daha fazla dikkat çekmektedirler.


A-Mesani özelliğinin birincisi:
Asılda sağdaki sütunda bulunan 1,3,5 ve 7. cümleler müsbet, simetrikleri olan 2,4,6 ve 8. cümlele ise menfidir. (Türkçe mealde sütunlar yer değiştirdiğinden sol tarafta müsbet, sağda menfi cümleler yer almaktadır). Sırasıyla her müsbet cümle doğruyu söylüyor, her menfi cümle ise yanlışı düzeltiyor.



B-Mesani özelliğinin ikincisi:




Lütfen önce sırayla soldan sağa A1 ve A2 yi okuyunuz, sonra bir de sırayla yukarıdan aşağıya doğru A1 ve D1 karelerini okuyarak anlam bütünlüğünü görünüz.





A ve D muhkem bölümlerininin (uhkimet) tafsilatı (fussilet) durumunda, B ve C bölümleri vardır. Bu cümleler, ana manayı veren cümlelerin arasında parantez içi cümlelerdir. Fakat tam orada söylenmesi gereken iki önemli hakikati ifade etmek üzere tam yerlerini bulmuşlardır.

B-1 “O öyle bir Hükümdardır ki göklerde ve yerde ne varsa O’nundur” B-2 “O her şeyin sahibi iken izni olmadan kim O’nun huzurunda şefaatçi olabilir ki?” Bu tafsil bölümünde Ehl-i Kitabın batıl inançları ima edilerek düzeltiliyor.






C-1 “Yalnızca Allah, onların geçmişlerini de geleceklerini de bilir”. C-2 “(Büyücüler, falcılar, kahinler, batıl inanç sahipleri) Allah dilemedikçe O’nun sonsuz ilminden hiçbir şey alamazlar. Bu tafsil bölümünde ise daha çok (kahinlere ve büyücülere) inanan Cahiliye müşrikleri gibi şirk gruplarının batıl inançları düzeltiliyor.

Böylece görüldüğü üzere Ayete’l-Kürsi’de:
1- İki ayrı müsbet ve menfi sütunlar arasında
2- Peşpeşe müsbet-menfi cümle sıralanışında
3- Dikey olarak ana cümle (muhkem) cümleler ile parantez içi (tafsil cümleleri) arasında çeşitli simetriler bulunmaktadır.

Kitapta bunlar ayrı ayrı renklerle, şematik şekilde basılmış olduğundan bu simetrileri somut olarak görmek mümkün olmakta, göz zevkinin yanısıra, meseleler ayrıca daha iyi ve kolay anlaşılmaktadır.

Makalemizin çerçevesi sınırlı olduğundan sadece bu örnekle yetinmek zorundayız. Az önce işaret ettiğimiz gibi yazarımız bu simetrik düzeni Kur’an-ı Hakimin sûrelerinin tamamına yakın bir kısmına uygulamaktadır.

Son olarak şu hususu hatırlamamızda fayda vardır: “Kur’an ilimleri” olarak adlandırılan bilimsel disiplinler netice itibariyle araştırmacıların Kur’an-ı Hakimdeki bir takım vakıaları açıklama çalışmalarıdır. Bunlar bir kısım ilim adamlarının ıstılahlarından, kabullenmelerinden ibarettir. Mümkün olan tek izah değildirler, başka ihtimaller de bulunabilir. Diğer taraftan, bu disiplinlerdeki genel tespitlerin her zaman istisnaları bulunmaktadır. Nasih-mensuh, tenasübu’l-ayat, huruf-i mukatta’a, muhkem-müteşabih, hakikat-mecaz, müşkilu’l-Kur’an, aksamu’l-Kur’an, hatta emsalu’l-Kuran, esbabu’n-nüzul disiplinlerinde genel hükümlerin yanında nice farklı izahlar, değişik bakış açıları, istisnalar bulunmaktadır. Ama bunlar, o alanların birer bilimsel disiplin sayılmasına mani sayılmamıştır.

Bunlardan biri olması itibariyle, Mesani alanında da bu kabil durumlar olabilir. Ama şunu söyleyebilirim ki, Mesani alanı bir disiplin sayılma konusunda ötekilerden daha geri planda değildir, hatta bazılarından daha önde sayılabilir. Fakat gerektiği kadar üzerinde durulmamıştır. Ayrıca bu simetri özelliğinin, bu kitapta değinilmeyen daha başka taraflarının bulunabileceği de gözden uzak tutulmamalıdır. Bu çalışmanın, bilhassa Kur’an tefsiri ve Kur’an ilimleri uzmanlarının müdakkik nazarla incelemeleri, değerlendirmeleri ve katkılarıyla zenginleşeceğini ümid ediyorum.Tevfik Allah’tandır.

 

[Bize Dair]
Yeni Ümit
Dini İlimler ve Kültür Dergisi
871 Sk. No:45/3 35250 Ko ] [ Arşiv ] [ Yazarlar ] [ Abonelik ] [ BizeUlaşın nak İzmir / TÜRKİYE
Tel : 0 232 441 95 25 Faks:0 232 441 52 38
2003 - 2005 ©


__________________
''Eğer biz bu Kur'anı bir dağın üzerine indirseydik,kesinlikle onun,Allah korkusuyla baş eğerek parça parça olduğunu görürdün..''Haşr:21
Yukarı dön Göster Abdullah16's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Abdullah16
 
Abdullah16
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 21 eylul 2005
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 727
Gönderen: 02 aralik 2005 Saat 18:09 | Kayıtlı IP Alıntı Abdullah16

 Selam arkadaşlar.Yukarıda yazısını alıntıladığım hocanın yazdıklarını baştan sona dikkatle okuyun.Yıllardır bize ilim öğrettiğine inanılan bu kişilerin basiretlerinin bağlandığını,bir ayeti açıklayayım derken,eline yüzüne bulaştırıp,içinden çıkamayınca da 'bu ayetin çok farklı izahları vardır.''kolaycılığına kaçarak,ayeti anlamamızın ne kadar zor(!) olduğunu hissettirmeye çalıştıklarını görmek ne kadar trajikomik.

   Tam da kitap yüklü eşek sıfatına layık bu insanlar yüzünden asırlarca kuran Mehcur bırakıldı.Kuranın kırk türlü yorumu vardır denilerek ayetleri ayetlerin açıkladığı gerçeği hep gözardı edildi.Öyle ya,ayetler birbirini açıklıyorsa,ne gerek büyük alimler yetiştirmeye denilmesin diye,her türlü curufatı doldurdular.

    Şimdi de kurana yönelmek isteyen insanların önünü kesip,kendi rabbilerine yönlendirmek için her türlü madrabazlığı yapıyorlar.Oysa yazısında alıntı yaptığı kişi biraz daha cesur davranıp kendi bulduğu sistemiyle mesani kavramını çözmeye çalışmış.İnşallah bu çalışmasıyla Kuranın din noktasında yeterli bir kitap olduğunu anlar da atalarının dininden dönüp Allahın dinine yönelme erdemliliğini de gösterir.



__________________
''Eğer biz bu Kur'anı bir dağın üzerine indirseydik,kesinlikle onun,Allah korkusuyla baş eğerek parça parça olduğunu görürdün..''Haşr:21
Yukarı dön Göster Abdullah16's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Abdullah16
 
HanifUlus
Ozel Grup
Ozel Grup
Simge

Katılma Tarihi: 29 nisan 2005
Yer: Antarctica
Gönderilenler: 357
Gönderen: 02 aralik 2005 Saat 22:27 | Kayıtlı IP Alıntı HanifUlus

Selâm Abdullah16

Bir alemsin gerçekten :)))) adamın ikramını afiyetle almışsın! sonra da adama kitap yüklü vs. demektesin yaHU! Altaylı birinden alıntı olsa idi kesinlikle emindim anıracağı hususunda :))

Başlangıçtaki soru gayet açık idi :)) geleneksel islam, buna beğensek de beğenmesek de bir yorum getirmiş! inşaaAllah biz de yakın zamanda bu soru için uygun yoruma ulaşabiliriz.

RZi,,, Amin



__________________
EûzûBillahimineşşeytanirracim&BismillahirRahmanirRahiym..
Yukarı dön Göster HanifUlus's Profil Diğer Mesajlarını Ara: HanifUlus
 

Sayfa Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats