HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Kur'an'da Dinde Olanlar/Olmayanlar
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Kur'an'da Dinde Olanlar/Olmayanlar
Konu Konu: İslamda Resûllük Son Bulmuştur (Kapalı Konu Kapalı Konu) Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
Fereç Hüdür
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 28 subat 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 48
Gönderen: 07 kasim 2006 Saat 14:25 | Kayıtlı IP  

KUR’AN’A GÖRE RESÛL VE NEBİ KAVRAMLARI

Son zamanlarda kendilerini müslüman olarak tanımlayan bazı kimseler tarafından en fazla en fazla çarpıtılmaya çalışılanlan ve İstismar edilen Kur’an kavramları arasında Resûl ve Nebi kavramları gelmektedir. Peygamberimiz Muhammed’den sonra Müslüman ve Mümin olmayı kendi nefisleri için yeterli görmeyen bazı kimseler özellikle kendileri için Mehdi veya Resûl unvanlarını yakıştırmakta ve o şekilde kendilerini tanıtmaktadırlar, Mehdilik Kur’an’da yer almayan boş bir iddia olduğundan bunu burada konu etmeyeceğim, Resûllük ise Kur’an kavramları arasında olduğundan Nebilik kavramıyla birlikte ele alıp Kur’an ölçüsüne göre tanımlamaya çalısacağım ve görülecektir ki, Peygamberimiz Muhammed’den Sonra dini tebliği bazında Resûllük iddia edenler çok derin bir sapma içerisinde oldukları gibi, Kur’an’da tanımlanan Nebiliğe bağlı Resûllük kavramından da çok uzaktırlar.

İRSAL VE RESÛL KAVRAMI:

İrsal herhangi bir varlığı herhangi bir görevle bir yerden bir yere göndermek demektir, Resûl ise şahıs bazında bu irsal ile ilgili görevi yüklenen kimsedir. Yüklenilen görev dini tebliğ bazlı olabileceği gibi dini tebliğ bazlı olmayan bir görevde olabilir. İrsalin Allah tarafından yapılmış olması durumlarıyla ile ilgili olarak, Kur’an’dan mealen:

- Ve onların üzerlerine bölük bölük kuşlar gönderdi (ersele-irsal etti). 105/3

- Ve o bir Yüce Yaratıcıdır ki, rüzgârları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderir (Yursilü-irsal eder). Nihâyet rüzgârları ağır ağır bulutları yüklenince biz onu bir ölmüs ülkeye sevk etmiş oluruz. Derken onunla su indirmiş, sonra da onunla her çesit meyveleri meydana çıkarmış oluruz. İşte böylece ölüleri de çıkarırız. Gerektir ki, siz şünüp ibret alasınız. 7/57

- (Ve o, o) Kerim zat (tır ki: Rüzgârları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderdi (ersele-irsal etti) ve gökten tertemiz bir su indirdik. 25/48

Yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi Allah tabiat kuvvetlerinden de irsalde bulunmaktadır. Meleklerin irsal edilmesi, Kur’an’dan mealen:

- (İbrahim peygamber) Ve dedi ki: Ey elçiler! (eyyühel mürselün). Artık işiniz nedir?. 15/57

- Dediler ki: Muhakkak biz, suçlu olan bir kavime gönderilmişizdir (ursilne). 15/58

- -Cibril- dedi ki: Ben sana bir tertemiz oğul bağışlamak için, Rabbin ancak bir Resûlüyüm. 19/19

- Ve o kullarının üzerinde tasarruf sahibidir. Ve sizin üzerinize hafaza meleklerini gönderir (yursilu). Nihâyet sizden birinize ölüm gelince onun canını bizim gönderdiğimiz Resûller (rusûlune “melekler” ) alırlar, ve onlar vazifelerinde kusur etmezler. 6/61

Allah tarafından irsal edilip Resûl olarak tanımlanan can alıcı görevliler, meleklerdir, Kur’an’dan mealen:

- Bunun sebebi şudur ki: Onlar, Allahn indirdiğini hoşlanmayanlara dediler ki: Biz size bâzı emirde itaat ederiz. Halbuki, Allah onların bütün gizli konuşmalarını biliyor. 47/26

- Artık melekler, onların yüzlerine ve arkalarına vura vura canlarını aldıkları vakit hâlleri ne olacak?. 47/27

Görüldüğü gibi gerek İrsal gerek Resûllük Dini Tebliğle ilgili olmadan da Kur’an’da tanımlanmaktadır, bu tür görevlendirmeler tabii olarak kıyamete kadar sürecek olan olaylardır, bundan dolayıdır ki Resûllük olayı son bulmayarak kıyamete kadar sürüp gidecektir, Resûllük olayı son bulsaydı, örnegin: tabiat olayları duracağı gibi hiç kimsede ölmeyecekti. Bundan dolayıdır ki, Allah Kuran’da Nübüvvetin son bulduğunu bildirmesine rağmen Resûllüğün son bulduğunu bildirmemiştir. Kur’an’dan mealen:

- Muhammed, sizin erkeklerinizden hiç birinin babası değildir; ancak o, Allahn Resûlü ve Nebilerin sonuncusudur. Allah her şeyi bilendir. 33/40

İşte konunun hassas tarafı burasıdır, o zaman Nebilik ne demektir.

NEBE ve NEBİLİK KAVRAMI:

Nebe, haber demektir, Nebi ise Allah tarafından görevlendirilip gönderilen yani İrsal edilen şahsın, Vahiy yoluyla kendisine bildirilen Dini bilgileri başka bir ifadeyle dini haberleri tebliğ edip bizzat bildiren kimse demektir. Dolayısıyla her Nebi, Allah tarafından gönderilmiş olduğundan Resûldür, bu Risaletin içeriği dini vahiy ve bu dini vahyin tebliği olayıdır, bu dini vahiy bizzat Resûl tarafından birebir tebliğ edildiğinde, bu konumundan dolayı yani bire bir tebliğden dolayı Nebilik vasfını almaktadır, yoksa sırf Risaletten dolayı değil, bizzat kendisi tebliğ edemiyorsa getirdiği mesaj başkaları eliyle ulaştırılıyorsa bu durumda tebliğ edilenlere ulaşan mesaj yalnız Risâlet yoluyla ulaşiyor demektir, Risaleti ulaştıranlar Resûl vasfını kazanmaz, Resûllük vasfı her durumda yalnız Allah tarafından Resûl olarak görevlendirilen şahsa aittir. Bundan da anlaşilacağı gibi her Nebi aynı zamanda Resûldür fakat her Resûl Nebi değildir. Kur’an’a göre Peygamberimizin vefatıyla birlikte Nebilik son bulduğundan buna bağlı olarak, hiçbir kul Allah tarafından dini tebliğ göreviyle irsal edilmez, başka bir ifadeyle dini tebliğ bazlı Resûllükte son bulmuştur. Bunun aksine olarak bir kişi çikip ta ben Resûlüm, Allah tarafından dini tebliğ etmekle görevlendirildim demesi halinde bu şekilde dini tebliğ görevi Nübüvvet olduğundan, Nübüvvetin son bulduğunu bildiren ayeti inkar ettiği gibi, Allah, tarafından irsal edilmemiş olmasına rağmen Resûllük iddia etmekle de Allah adına yalan iftira etmektedir, Allah adına yalan iftira edenler ise Kur’an’da en zalim kimseler olarak tanımlanmışlardır, Kur’an’dan mealen:

- Allah'a karşı yalan uydurandan, ya da kendisine bir şey vahye dilmemiş iken "Bana vahyolundu" diyenden ve "Ben de Allahn indirdiği gibi indireceğim!" diyenden daha zalim kim olabilir? O zalimler ölüm dalgaları içinde, melekler ellerini uzatmış: "Haydi canlarınızı çıkarın, Allah'a gerçek olmayanı söylemenizden ve O'nun ayetlerine karşı büyüklük taslamanızdan ötürü, bugün alçaklık azabıyla cezalandırılacaksınız!" (derken) onların halini bir görsen! 6/93

Risalet görevi ve buna bağlı Nebilik görevi doğrudan ve ıktan Allah tarafından görevlendirilen şahsa bildirilmek suretiyle verilen görevlerdir, kişinin kendi nefsi için hayalinde oluşturduğu veya kendi şahsına yakıştırdığı görevler değildir. Nebilik göreviyle Allah tarafından irsal edilen başka bir ifadeyle Resûl olarak gönderilen şahsa bu görevi somut olarak bildirilir. Önemine binaen tekrar edecek olursam; Peygamberimizin vefatıyla birlikte Nebilik son bulduğundan Nebilik yüklenicisi Resûllükte kıyamete kadar son bulmuştur. Bunun dışında Resûllük iddia eden kimselere sen neyin Resûlüsün; hangi görevle irsal edildin diye sormak lazımdır, eğer dini tebliğle irsal edildim der ise iddia ettiği şey Nebilik olduğundan daha öncede belirttiğim gibi bu konudaki Kur’an ayetini inkar ettiği gibi, Allah’tan bir görev almamış olmasına rağmen, aksini iddia etmekle de bile bile Allah adına yalan söylemektedir.

Bu konularla ilgili olarak ayetlerden örnekler vermek suretiyle konuyu daha detaylandırmakta fayda vardır, Şöyle ki:

DİNİ TEBLİĞ OLAYINDA RESÛLLÜK ve VAHİY İLİŞKİSİ

Kûr’an’dan mealen:

- Seni de böylece, kendilerinden önce nice milletler geçmiş bulunan bir millete gönderdik ki (Erselnake-irsal ettik), sana vahyettiğimizi onlara okuyasın. Oysa onlar Rahman'a nankörlük ederler. De ki: "O (Rahman), benim Rabbimdir. O'ndan başka ilah yoktur. O'na dayandım, tövbem yalnız O'nadır." 13/30

Görüldüğü gibi Nebilikle birlikte Resûlün İrsal edilmesi olayında, Risaletle birlikte görev olarak Dini Vahyin tebliği vardır. Risalet başka bir ifadeyle Resûllük dini tebliğde Nebilikten bağımsız olamaz. Zira başlangıç hareket noktasında görevlendirilen şahıs bu iki görevi beraber taşır. Bizzat kendisi yüz yüze tebliğ yapıyorsa konumu Resûl nebi konumudur, Vefat etmiş ise veya Vefat etmemiş olmasına rağmen bizzat kendisi tebliğ yapamıyorsa Risâletinin içeriğinde getirdiği dini vahy başkaları eliyle ulaştırılıyorsa bu durumda yalnız Resûllük konumu söz konusudur kendisi dışında Risâlet görevini ulaştıranlar hiçbir şekilde Resûllük vasfını kazanmazlar bu vasıf Allah tarafından ıktan ığa net bir şekilde görevlendirilen şahsa aittir. Peygamberimizden örnek verecek olursam Resûl-Nebi vasfının sahibi yalnız Peygamberimiz Muhammed’dir, Kendisinden başka, Dini tebliğ yapan kimseler, Sahabeler dahil olmak üzere bütün Müminler ve Müslümanlar kıyamete kadar ne Nebilik Nede Resûllük vasfını alamazlar, Zira her iki vasıf ancak Allah tarafından seçilen şahsa direkt olarak verilmekle elde edilir. Resûllük ve Nebilik bağlantısıyla ilgili olarak diğer Peygamberlerden örnekler verecek olursam, Kur’an’dan mealen:

- Sizden öncekilerin, Nuh kavminin, Ad ve Semud ile onlardan sonra gelenlerinhaberi size gelmedi mi? Ki onları, Allah'tan başkası bilmez. Elçileri (Rusûlühüm) onlara apaçık delillerle gelmişlerdi de, ellerini ağızlarına götürüp (öfkelerinden ısırdılar) ve dediler ki: 'Tartışmasız, biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz ‘ürsiltümbihi-kendisiyle İrsal edildiğiniz’ şeyleri inkâr ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeyden de gerçekten kuşku verici bir tereddüt içindeyiz.' 14/9

- Onlara: "Yalnız Allah'a kulluk edin!" diye önlerinden ve arkalarından elçiler (Rusûlü-Resuller) gelmişti. "Rabbimiz dileseydi, melekler indirirdi. Biz sizinle gönderilen mesajı tanımıyoruz." dediler. 41/14

 (Devam aşağıda)



__________________
Kûran İslam Dininin Tek Kaynağı ve Tek Rehberidir
Yukarı dön Göster Fereç Hüdür's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Fereç Hüdür Ziyaret Fereç Hüdür's Ana Sayfa
 
Fereç Hüdür
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 28 subat 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 48
Gönderen: 07 kasim 2006 Saat 14:39 | Kayıtlı IP  

 

Bilindiği gibi Peygamberimizden sonra Resûllük iddiasında bulunanlar Resûllüğü ve Nebiliği iki ayrı şahsiyetmiş gibi ortaya koymak suretiyle Nebilikten bağımsız olarak yalnız Resûllük iddiasında bulunmaktadırlar, bunu yaparken Resûllük kavramının içeriğini kendilerine benimsedikleri çesitli payelerle doldurmaktadırlar, halbuki Resûllük kavramını dini tebliğde dolduran tek şey ancak ve ancak Nebiliktir, dolayısıyla Resûllük iddialarına bağladıkları dini payelerin tamamı Nebilik iddiasından başka bir şey değildir. Bu iddiaları ise Kur’an’ın Nebiliğin son bulduğuyla ilgili (33/40) ayetini inkardır, herhangi bir Kur’an ayetini inkar ise İslam dinine göre küfürdür. Allah’ın Kur’an’da Peygamberlere hitabında, bazen yalnız Resûl bazen de yalnız Nebi diye hitap etmesi onların aynı zamanda hem Resûl hem de Nebi olmadıkları manasında değildir, zaten onların aynı zamanda hem Resûl hem de Nebi olduklarının Kur’an öğretisiyle bilinen bir durum olmasından dolayıdır. Dini Tebliğ olayında Resûllük ve Nebilik iki ayrı şahsiyet olsaydı bir şahısta birleşmezdi, halbuki Kur’an ayetlerinde her iki kavramın aynı şahısta birleştiğini görüyoruz, Kur’an’dan mealen:

- Muhammed, sizin erkeklerinizden hiç birinin babası değildir; ancak o, Allahn Resûlü ve Nebilerin sonuncusudur. Allah her şeyi bilendir. 33/40

- O kimseler ki, Resûle, ümmî Nebiye tâbi olurlar. O (peygamber) ki, onu yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılmış bulurlar. Onlara iyiliği emreder ve onları kötülükten men eder ve onlara temiz olan şeyleri helâl kılar, onların üzerine pis şeyleri de haram kılar. Ve onlardan ağır yüklerini ve üzerlerinde bulunan bağları kaldırır, artık o kimseler ki ona imân ederler ve ona saygı gösterir ve yardımda bulunurlar ve onunla beraber indirilmiş olan nur'a tâbi oluverirler, işte kurtuluşa erenler onlardan ibârettir. 7/157

- Kitap'ta Musa'yı da zikret. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş ve gönderilmiş Resûl Nebi (Kene Resûlennebiyyen) idi. 19/51

- Kitap'ta İsmail'i de zikret. Çünkü o, va'dinde doğruydu ve Gönderilmiş gönderilmiş Resûl Nebi (Kene Resûlennebiyyen) idi. 19/54

Görüldüğü gibi Resûllük ve Nebilik bir şahısta birleşmektedir. Buna Rağmen Allah Din Tebliğ eden Nebileri yalnız Resûl olarak ta tanımlar, bu onların zaten Nebi olduklarının Kur’an’da tanımlanmış olmasından dolayıdır, Şöyle Ki, Kur’an’dan mealen:

- Ey ehli kitap!. Dininizde haddi aşmayınız ve Allah Teâlâ'ya karşı haktan başkasını söylemeyiniz. Şüphe yok ki, Meryem'in oğlu ise Allah Teâlâ'nın ancak bir Resûlüdür ve onun tarafından bir kelimedir, onu Meryem'e ulaştırmıştır ve onun tarafından bir ruhtur. Artık Allah Teâlâ'ya ve onun Resûllerine imân ediniz ve üç demeyiniz, vaz geçiniz, sizin için hayırlı olur. Muhakkak ki, Allah Teâlâ bir tanrıdır kendisi için bir çocuk bulunmaktan yücedir. Göklerde ne varsa ve yerde ne varsa hepsi de onundur. Vekil olmak için de Allah Teâlâ kâfidir. 4/171

- O çocuk- (İsa) dedi ki: Ben şüphe yok Allahn kuluyum, bana kitap verdi ve beni bir Nebi kıldı. 19/30

- Her ümmet için bir Resûl vardır. Artık onlara Resûlleri geldiği vakit aralarında adâletle hükmedilmiş olur ve onlar zulm olunmazlar. 10/47

- Ve Muhammed de ancak bir Resûldür. Ondan evvel de Resûller gelip geçmiştir. Eğer o ölse veya öldürülse siz gerisin geriye mi dönüvereceksiniz?. Ve her kim gerisin geriye dönerse elbette Allah Teâlâ'ya hiçbir zarar vermiş olamaz. Ve Allah Teâlâ şükredenlere mükâfat verecektir. 3/144

- Nitekim sizin içinizde sizden bir Resûl gönderdik (erselne) ki size bizim ayetlerimizi okuyor ve sizleri tezkiye ediyor ve sizlere hitap, hikmet öğretiyor. Ve sizlere bilmedikleriniz şeyleri öğretiyor. 2/151

- Yemin olsun ki, biz İsrail oğullarının misâkını aldık ve onlara Resûller (Rûsulen) gönderdik (erselne). Her ne vakit onların nefislerinin arzusuna uymayan bir hüküm ile onlara Peygamber geldi ise onlardan bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler. 5/70

Yukarıdaki ayet meallerinde bazen kelime olarak Nübüvvetten bahsedilmemesine rağmen İnsan bazında gönderilen Resûllerin Dini Vahyin tebliğiyle görevli şahıslar olmalarına dikkat edildiğinde bu görevin Nübüvvet olduğu ıkça anlaşılır.

Konunun kolay anlaşilması ısından benzetme yapacak olursam,Dini Tebliğ olayında Resûllük taşıyıcı bir kap gibidir, Nebilik ise taşıyıcı kabı dolduran görev ve bu görev doğrultusunda bu görevi alan kimse bizzat kendisi birebir tebliğde bulunuyorsa Resûl ve Nebidir. Kur’an’a göre Nebilik olayı Peygamberimiz Muhammed’in vefatıyla birlikte son bulduğundan, Peygamberimizden sonra hiç kimse şahhas olarak dini tebliğle ilgili Resûllük iddiasında bulunamaz, bulunması halinde Nebilik iddia etmiş olmaktadır. Zira, Dini tebliğde Risaletin içeriği ancak Nebilikle dolar.

ÖRNEGIN: Peygamberimiz Muhammed Zamanında çagdas olarak yaşadığımızı şünelim, peygamberimiz Allah tarafından kendisine verilen dini görevi bize birebir tebliğ ettiğinde Nebilik yapmaktadır, aynı zamanda dini tebliğ yapmak için Allah tarafından gönderilmiş olduğundan Resûldür. Bu konumda Resûl nebi kavramının manası ıktır. Vefat ettiğinde birebir tebliğ olayı olamayacağından Nebilik unvanı kendisi için yok olmamakla birlikte, güncel olarak şahhas tebliğ olayı son bulduğundan bu ıdan Nebilik görevi biter, fakat getirdiği dini mesajın çesitli şekilde insanlara erişimi devam ettiğinden, Resûllüğü son bulmaz eriştiği herkes için devam eder. Diğer peygamberler içinde durum aynıdır, Resûllükleri eriştiği herkes için devam etmekle beraber Nebilik görevleri vefatlarıyla beraber son bulur. Hatta kendi çaglarinda bile, bire bir tebliğde bulanamadıkları kimselere getirdikleri dini mesaj başkaları tarafından ulaştırılıyorsa eriştirilen tebliğ Resûllük olayına bağlı bir tebliğdir, bundan dolayı bütün müslümanlar bütün Peygamberlerin risaletine iman etmeye davet edilir. Ancak bize göre Kur’an dışında gelen dini Vahiyler ya kaybolduğundan yada tahrif edilmiş olduğundan onlar adına ulaştırılan dini mesajların Kur’an tarafından tasdik edilmesi; doğrulanması, başka bir ifadeyle Kur’an’a uygun olması şartı vardır. Kur’an’dan mealen:

(Devamı aşağıda)

 



__________________
Kûran İslam Dininin Tek Kaynağı ve Tek Rehberidir
Yukarı dön Göster Fereç Hüdür's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Fereç Hüdür Ziyaret Fereç Hüdür's Ana Sayfa
 
Fereç Hüdür
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 28 subat 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 48
Gönderen: 07 kasim 2006 Saat 14:43 | Kayıtlı IP  

 

- Resûl, kendisine Rabbinden indirilene imân etti, 'minler de hepsi de Allah Teâlâ'ya ve onun meleklerine, kitablarına ve Resûllerine imân etti. Biz Allah Teâlâ'nın Resûllerinden hiç birinin arasını ayırmayız - dediler. Ve biz dinledik, İtaat da ettik, mağfiretini dileriz. Ey Rabbimiz -diye niyâz ettiler-. 2/285

- O Yüce Allah, senin üzerine kitabı, kendisinden evvelki -kitapları- tasdik edici olarak hakkıyla indirdi, Tevrat ve İncil'i de indirmişti. 3/3

- Sana da Kitaphak olarak indirdik. Kitap'tan onların elleri arasında bulunanı (kitapları) tasdikleyici ve onu denetleyip güvenilirliğini sağlayıcı olarak... O halde onlar arasında Allahn indirdiğiyle hükmet, Hak'tan sana gelenden uzaklaşip onların keyiflerine uyma. Sizden her biri için bir yol/şerîat ve bir yöntem belirledik. Allah dileseydi sizi elbette bir tek ümmet yapardı. Ama size vermiş olduklarıyla sizi imtihana çeksin diye öyle yapmamıştır. O halde hayırlarda yarışın. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. O size, tartışmış olduğunuz şeylerin esasını bildirecektir. 5/48

Bu hususlar bütün müminler üzerine farzdır, eski devirlerde de inançta kapsam budur, örneğin herhangi bir peygambere inanan müminler o peygamberin dışında olan peygamberlerin peygamberliklerine inanacak ve o peygamberlere gelen vahye de bozulmamış vahyin ışığında inanacaklardır. Bu ıdan bakıldığında İslam dini bir bütündür, bütün peygamberlere iman olayı dinimizde esastır. Bu bütünlüğün bozulmaması o kadar önemlidir ki, Allah Nebileri ezelde toplayarak bu husus doğrultusunda onlardan misak almıştır. Dolayısıyla, Nebilerden alınan bu misaka uygun davranmak bütün Müslümanlara farzdır, Kur’an’dan mealen:

- Allah, Nebilerden şöyle söz almıştı: "Bakın, size Kitap ve hikmet verdim; imdi yanınızda bulunan(Kitapdoğrulayıcı bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka inanacak ve onu mutlaka destekleyeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?" demişti. "Kabul ettik!" dediler. "O halde tanık olun, ben de sizinle beraber tanık olanlardanım." dedi. 3/81

Dikkat edilirse kendilerinden ahit alınanlar, Allah tarafından kendilerine Kitap ve hikmet verilmiş Nebilerdir. Bu kimselerin bu vasıflarıyla hidayeti bulabilmeleri imkanına sahip oldukları şüpheye yer bırakmayacak kadar nettir. Buna rağmen (Allah, İslam dininin bütünlüğü bazında olmak üzere) kendilerinden diğer Resûllerden birinin Risaletinin erişmesi halinde onun Resûllüğü tasdik etmelerini onun Resûllüğü desteklemelerini bir ahit bir misak olarak alınmıştır, onlarda kabul etmişlerdir, her Nebi veya Resûl ümmeti için bir örnek bir yol gösterici olduğundan ona inanan bütün müslümanların bu şekilde davranmaları farzdır.

Yukarıda meali yazılı (3/81) ayeti kendi nefislerine mal edip çarpıtmaya çalışan iki tip vardır.

1- İslam’da son bulan Nebiliktir, Resûllük ise son bulmamıştır, güncel olarak gelen Resûl benim diyerek Resûllük iddia etmenin yanında hızını alamayarak dini vahiy aldığını da iddia eden tip. O zaman ona şunu sormak lazımdır, dini vahiy alıyorsan ve güncel olarak tebliğde bulunuyorsan bu risaletle gelen Nebilikten başka bir şey değil ise nedir, ıktan ığa iddia ettiği şey Risalet bağlantılı Nebiliktir, Nebilik son bulmuştur, buna rağmen Nebilik iddia etmesi Kur’an’a göre küfürdür.

2- Diğer tip kimse ise, İslam’da son bulan Nebiliktir, Resûllük ise son bulmamıştır, güncel olarak gelen Resûl benim diyerek vahiy aldığını iddia etmeden yalnızca Resûllük iddia eden tip. O zaman ona şunu sormak lazımdır, misak günü Nebilere verildiği belirtilen özel kitabın ve hikmetin nerde. İşin bana göre üzücü tarafı bu tipte olan kimselerin Kur’an’a karşı savaş veren kimseler olmayıp, sadece dini bilgilerine ve dini tebliğ yapmalarına aldanıp kendilerine Resûllüğü benimseyen kimseler olmalarıdır, yaptıkları şey Resûl konusunda ki Kur’an ögretisinden sapma olmasına rağmen farkında değillerdir, doğruyu bulmaları için bu iddialarından vaz geçip tövbe etmeleri gerekir.

Peygamberimiz Muhammed son Nebidir, nebilik son bulmakla da nebilik göreviyle ilgili Resûllükte son bulmuş olmaktadır, daha öncede belirttiğim gibi risalet olayı çesitli olaylarla ilgili olabilir, içeriğinde Nebilik olmayınca dini tebliğle bir ilgisi olamaz, Nebilikte son bulmuş olduğuna göre, Peygamberimizden sonra hiç kimse, Allah tarafından dini görevle Resûl olarak gönderilmemiştir. Aksini iddia edenler Kur’an’ı anlamamış kimseler olarak ya art niyetlidirler yada Resûllüğü Nefislerine yakıştıran boş kuruntular içerisindeki kimselerdirler. Bu ikinci kimselerin bu kuruntularından vaz geçip tövbe etmeleri gerekir.

Peygamberimizden sonra bütün insanlar Kur’an vahyini ögrenme imkanı ısından eşittirler, Kim bu imkanı değerlendirip Kur’an vahyini almaya layık olup çalisirsa Allah o imkanı kendisine ihsan eder. Şu var ki bu durumda hiç birimiz hatadan masum olmadığımız için herkim olursa olsun İslam dini adına söylediğinin Kur’an ölçüsüne göre denetlenmesine ihtiyaç vardır.

Fereç HÜDÜR



__________________
Kûran İslam Dininin Tek Kaynağı ve Tek Rehberidir
Yukarı dön Göster Fereç Hüdür's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Fereç Hüdür Ziyaret Fereç Hüdür's Ana Sayfa
 

Üzgünüm, Cevap Yazamazsınız.
Konu Kapatılmış.

  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats