| Gönderen: 17 kasim 2008 Saat 11:31 | Kayıtlı IP
|
|
|
Merhaba Abdurrahman. Şimdi yazacaklarım merakınızı inşallah daha bir kıpırdatır.
Serin ilkbahar, kavurucu yaza dönerken güneş yerkürenin bir tarafında, ay öteki tarafında yer alıyor. O yüzden "kamer"in bulunduğumuz yere diklemesine en yakın olduğu an o an. Tıpkı batmakta olan güneş gibi.
Kırmızı renk neden yasakları ve tehlikeyi çağrıştırırır? Çünkü YASAKLARI o kızıl dolunay başlatıyor.
Hacda cinsel ilişki YASAĞI, sapma YASAĞI, didişme YASAĞI (2:197), en önemlisil AV YASAĞI (5:2)... ve yasağı çiğneyenlere uygulanan cezanın (5:95) tedirginliği genlerimize yerleşmiş olmalı.
Orucun gerekçesi de her halde bu. Sünnetullah aracılığı ile sınanmamız (5:94) o yüzden devreye giriyor.
Artı, kendimizi sınırlamak için oruç tutmamız "yasak dolunaylar"a ham halde girmemek için yaptığımız bir tür ISINMA HAREKETİ. Dikkat edilirse oruç, yasak dört dolunayın "ilk"ine tanık olununca tutuluyor.
Ve hac etkinliği MALUM HALDEKİ "yasak dört dolunay"ın her biri hilale inip varana (MENAZİL, 36:39) kadar geçen on gün içinde yapılıyor.
Haccın gerçekleştiği o "MALUM ayların haramlığı"na gelince, neden haram ve neden MALUM? Çünkü hayvanlar yavrularını o dönemde doğuruyor ve yetiştirmeye çalışıyor. Hayvanların tehlikeye en açık, en korumasız olduğu an. Av yasağı şart. Av yasağı o yüzden evrensel ve alemlere MALÛM.
Artı, Allah Tevbe 36'da o "malum"u ayrıca ilan edip bir daha MALUM hale getiriyor: (oniki dolunayın) dördü "haram"dır -minhé erba'atun hurum.
Sevgi ile.
|