HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Kur'an Çalışmaları
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Kur'an Çalışmaları
Konu Konu: İlahi hitabın serüveni Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
ibrahimim
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 17 ekim 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 506
Gönderen: 17 aralik 2006 Saat 13:22 | Kayıtlı IP Alıntı ibrahimim

 

İlahi hitabın serüveni

 

 

 

Yaratıcının yaratıklarıyla kurduğu irtibat….

 

Aşkın olanın nahif olana hitabı….

 

Halik’ın mahlûk ile iletişimi….

 

İlahi itabın serüveninin seyri….

 

İlk resulden son resule kadar Allah insanla nasıl kelam etmiştir? Kitaplar aracılığıyla kurulan bağ ve Kur’an’ın günümüze kadar ulaştırılması.

 

 

Toplumular, kavimler, tarihler, kültürler, sorunlar/illetler farklı farklı olmasına rağmen, sünnetullah değişmeden nasıl bir seyir izlemiş ve hep aynı amacı uygulamaya koymuştur?

Kur’an tek harfi değişmeden, onca kültür ve tarih farkına rağmen, sorunları nasıl çözmüş ve Kur’an günümüze gelinceye kadar anlam alanı değiştirilmiş_midir?      

 

 

Allah’ın insanlığa halifelik (2/30-6/165-35/39-38/26) verdiğinden bu güne kadar, sürekli mesaj olarak gönderdiği,  her kavmin/medeniyetin kendi kullandığı dilde ,(6/87-7/65,73,85-10/87-11/50,61,84-26/106,124,142,161-27/45 -29/38-46/21-50/13) (kelimeler farklı söylense bile) mana itibarıyla aynı şeyi ifade etmekte olan dinin adı, bugünkü anlamı itibarıyla İslamdır (5/3).

 

 

İlk inen vahiyden bu güne kadar, Allah’ın emriyle hep aynı kanaldan (vahiyi yolu kanalı temiz olmayanların ulaşamayacağı zorlu yol cebrail), aynı kitaptan, (levhi mahfuz), resullere Allah’ın  mesajını bir birinden  farksız olarak, her kavme/topluma kapasitesi ölçüsünde, yine onların anlayacağı dilde ihtiyacı kadarı  gönderilmiştir.

 

İnsanlık tarihini incelediğimizde, çeşitli devirlerin geçtiğini bilmekteyiz. Tarih öncesi devir ve tarihi devir olarak isimlendirilmektedir.



Tarih öncesi devir; Taş devri

A)  Yontma ve cilalı taş devri.. 

B)  Maden devri (bakır, tunç ve demir devri)  

 

Tarihi devir:

A)  İlk çağ MÖ 3.200 MS sora 375 e kadar.  

B)  Orta çağ MS 375 MS 1453 e kadar.

C)  Yeniçağ MS 1453 MS 1789 a kadar.

D)  Yakın çağ MS 1789 ve günümüze kadar.

 

Toplumlar geliştikçe, medeniyetlerin birbirlerine toplu akıl halinde bıraka geldiği, bilgi, bilim,  buluşlar, keşifler ve teknolojinin gelişmesi, geçmişten geleceğe doğru, insanlığın tekamülüne/gelişmesine yol açmış ve bu ölçüde son gelen resule kadar vahiy’de insanlığın konumunu göz önünde bulundurarak, o ölçüde hitabın kapasitesini ve kapsamını geliştirerek nazil olmuştur.   

 

Gün geçtikçe insanlık eşyaya daha fazla yön verme ve yönetme imkanı yakalamıştır. Buda ona bazı araçları kullanmak kaydıyla bilgiye ulaşmada avantaj sağlamıştır. Vahyin amacı insanlığın anlayacağı son noktaya kadar gitmek olduğundan, öncekine göre sonraki daha bir akademik seyir izlemiştir.

 



“Hiç kuşkusuz, o Zikir'i/Kur'an'ı biz indirdik, biz; her hal ve şartta onu muhakkak koruyacak olan da biziz.”  Külli_şeyin_alim olan Allah, ilk nazil olan vahiyde bu ilkeyi koyar, bir daha resul göndermesine gerek olmazdı. Kur’an kendinden önce inen metinlerden, akademik anlamda oldukça kapsamlı ve karmaşık, üst perdeden hitap etmektedir. Son nebiye kadar gelen vahyin muhatabı olan insanlığın, kapasitesi buna hazır değildi.

 

 

Şimdi şöyle diyenler olabilir; “Allah dileseydi ilk insandan bu güne kadar gönderdiği mesajı korurdu” gibi… Yada buna benzer sorular sorulabilir..

Bunlara cevabımız: Öncelikle Allah dilediğini dilediği zaman yapar kimseye sormaz, hiç kimseye de kendi taktirini/dileğini değiştirme yetkisi vermemiştir, hani bazı tarikat müntesipleri olmadık şeylerini ileri sürerken “ya kardeşim Allah dilese olur” evet Allah dilerse olur ama Allah sana_mı verdi takdir yetkisini demezlermi? Bizlere düşen Allahın takdir/dilek kürsüsünde oturmak değil… Allah’ın takdirinin/dileğinin ne olduğunu bulmak anlamaktır.

Birde Allah kullarına onların malzemesi, algılayışları ve kaldıra bildikleri neyse onunla hitap etmiştir. Vahyin geliş süreci de bu yöntemi takip etmiştir. Amaç insanların en kolay en anlaşılır şekilde vahye muhatap olmalarını sağlamaktır.

 

 

Biraz kafa yorup insanlık tarihine hayali yolculuk yaparak,  insanlığın neden hazır olmadığıyla ilgili birkaç madde özetleyerek çıkarmaya çalıştım.



1)   En önemli iletişim araçlarından olan okuma-yazının keşfedilmemiş olması…

2)   Yazdıkları metinleri,  kayıt altına alacakları imkanlarının olmayışı…

3)   İnsanlığın bir birinden kopuk olarak (değişik coğrafyalarda) yaşıyor  olmaları…

4)   Sanat, kültür, bilim, tarih ve medeniyet yönünden gelişmemiş olmaları…

5)   Her hangi bir hâdise, olay, tecrübe vs.. kayıt altına alarak veya telaffuz yoluyla tevatür_en aktaracak sayıya ulaşmamış olmaları…

6)   Dünya uluslarının, bir birleriyle olan iletişimi henüz  istenilen seviyeye ulaşmamış olması vb..

 

 

 

Bu maddeler çoğaltılabilir. Ör: Kur’an kıssalara çok yer verir, geçmiş tecrübelerin örneklik bakımından önemi oldukça zikredilmiştir. Eğer Kur’an kadar kapsamlı bir kitap, ilk resule verilseydi ve artık kitap gönderilmeyecek denseydi, kıssalardan söz etmek mümkün olmazdı.



Yüce Allah Kur’an’ın indirilme zamanını insanlığın belli bir konuma ulaşmasıyla aynı orantıda/paralelde takdir buyuruyor. 5/Maide3..” Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı seçtim”...

İlahi hitabın (Kur’an’ın) tekâmülü, ilk indiği dönemden bu güne kadar, her geçen gün biraz daha iyi ve kapsamlı anlaşılmaya doğru devam etmiştir/etmektedir.



Kur’an muhkemiyle, müteşabihiyle  aynı, fakat insanlık gelişmeye devam etmektedir, gelişip tekâmül ettikçe Allah’ın kelamını kendilerinden önceki toplumlardan, daha iyi anlıyor ve gelmiş geçmiş dinler ve ideolojilerin tarihin çöplüğüne nasıl gittiğine şahit oluyorlar.

 

Her çağın ellerindeki imkanlar doğrultusunda avantaj-dezavantaj pozisyonu, farklı düzlemde seyreder. Her çağın kendi döneminde bile farklı düzlem kategorileri mevcuttur.  Bu yüzden insanlık toplu yaşar, birey olarak hesap veriri. Her bir birey kendi bulundukları koşullar oranında sorumludur.

 

 

İnsanlık tarih süresi boyunca daha çok tarihinden haberdar olmuş ve hadisata/olaylara sebep vermiş ve bizzat şahit olarak sonuçlarına katlanmış bedel ödemiş, insanlık tarih tecrübesi ona hayata ve olaylara bakışını değiştirmiştir. Bu kazandıkları onun ilahi hitaba bakış düzlemini bir üst perdeye taşımasına yol açmıştır.

Günümüz insanı Kuran’ın anlam yelpazesinin daha kapsamlı ve geniş olduğu gerçeğini fark etmiştir.

 

 

Yüce Allah nasıl ki vahyi, insanlığın anlayabileceği seviyeden onlara hitap ediyorsa, yine insanlığın durum ve koşullarına göre, mesajı onlara indirmiş yine onların üzerinden koruması altına almış ve tevatür yoluyla bize kadar ulaşmasını sağlamıştır.



15/Hicr 9 Hiç kuşkusuz, o Zikir'i/Kur'an'ı biz indirdik, biz; her hal ve şartta onu muhakkak koruyacak olan da biziz.

 

17/İsra85..88 Sana ruhtan (vahiyden) sorarlar. De ki: "Vahiy Rabbimden gelir. Size verilen bilgi ise pek azdır." Dilesek sana vahyettiğimizi geri alırız ve bize karşı her hangi bir koruyucu da bulamazsın. Ancak Rabbinin rahmeti var... O'nun sana olan nimeti büyüktür. De ki: "Tüm insanlar ve cinler bu Kuran'ın bir benzerini oluşturmak amacıyla toplansalar ve bu konuda birbirlerine destek olsalar bile, onun bir benzerini oluşturamazlar."



Kur’an indirilmeye başladığından bu güne kadar, büyük bir titizlikle ve dikkatle hep kayıt altına alınmıştır. Vahyin ilk indirilmeye başladığından, vahyin kesilmesine kadarki zaman dilimi (20 yıl aşkın) boyunca, sahabelerin büyük bir bölümünün oluşturduğu, vahiy kâtipleri yazarak kayıt altına almış ve ezberlemişlerdir. Bu yüzden hafız (Kur’an’ı ezberleme) geleneği günümüze kadar gelmiştir.



Resulullah surelerin sıralamasını, ayetlerin yerlerini, tertip etmiş ve son inen ayete kadar 5/Maide 3 “…Bugün, size dininizi bütünledim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, din olarak sizin için İslamiyet'i seçtim. Mushaf halinde ümmete teslim etmiştir.

 

 

Görevinin bittiğini hissettiğinde sahabelerine dönüp, veda hutbesinde “tebliğ ettim_mi?” sahabeler hep bir ağızdan “ettin ya Resulullah” diyince, resulde üç kez “şahit ol yârab” diyerek adeta artık görevinin bittiğinin ilan etmişti.

 

Kuran’ın korunarak gelmesi, ümmet üzerinden olmuştur. Bu ümmetin en iyi yaptığı iş desek yeridir. Öyle bir gelenek süre gelmiştir ki günümüzde de buna şahit olmaktayız, yukarıda da sözünü ettiğim gibi ezberleyen hafızlarımız teşvik edilmiş, etkisi günümüze kadar süregelmiştir.
Ben bunun vahyin ilk indiği dönemlerde Resulullah’ın gösterdiği önemden kaynaklandığını düşünüyorum. Gösterdiği bu önem ve titizlik ümmete yansıyarak, uygulana gelmiştir. Bunu Kuran’a verdiği değerden anlayabiliriz.

25/Furkan/32 İnkar edenler dediler ki: "Kur'an ona toptan, bir kerede indirilseydi ya!" Biz böyle yaptık ki, onunla senin kalbini dayanıklı kılalım. Biz onu parça parça/ayet ayet okuduk.

20/Taha/113,114 Biz sana onu böyle Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda tehditleri türlü biçimlere çevirip açıkladık ki korunsunlar. Yahut (Kur'an,) onlara bir hatırlama yaptırsın.
Gerçek hükümdar olan Allah, yücedir. Sana vahyedilmesi henüz tamamlanmadan Kuran'ı acele okumağa kalkma; "Rabbim, ilmimi artır!" de.

 

Hz peygamber gelen vahyin önemini çok iyi kavramış ve insanüstü bir gayrete kalkışmıştı. Yukarıdaki ayette de bunu bariz bir şekilde görmekteyiz. Ahiretde de Kuran’a verdiği değeri, Kuran’a bigâne kalanları şikayet ederken anlıyoruz.

25/Furkan/30 Resul de şöyle der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur’an’ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular."

Selamların en güzeli ona olsun..

Kuran’ın toplanmasıyla ilgili sayın Fereç HÜDÜR beyin çalışmasından bir bölümü sizinle paylaşmak istiyorum.

 

 

 

Fereç HÜDÜR

KURAN’IN PEYGAMBERDEN SONRA TOPLANMIŞ OLDUĞUNU İDDİA ETMELERİ:

15- ............ Zeyd İbn Sabit el-Ensâri ye atfen yaptıkları rivayette: Ebu Bekir ve Ömer’in görevlendirmesiyle Zeyd diyor ki, “Ben kalktım, Kuran’ın ardına düşüp gereği gibi araştırdım ve onu yazılı bulunduğu deri parçalarından, kürek kemiklerinden, hurma dallarından ve hâfızların ezberlerinden bir yerde topladım. Ve et-Tevbe Sûresinden iki ayeti, Ebû Huzeyme el-Ensâri’nin yanında buldum. O iki âyeti ondan başka kimsenin yanında bulmadım.
Neticede içlerinde Kur’an toplanılan bu sahibeler, Allah kendisini vefât ettirinceye kadar Ebû Bekr’in yanında kaldı ..........................(Buhari, Kitabu’l-Tefsir 199 Cilt 9 s. 4423-4424 Ötüken 1987)

16-............ Ebû İshak şöyle dedi: Ben el-Berâ ( R )’ dan işittim, şöyle diyordu: “ Mü’minlerden oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşanlar müsâvi olmaz... “ Ayeti indiği zaman, Resûlullah (S) Zeyd’i çağırdı. Zeyd bir kürek kemiği ile geldi ve o ayeti yazdı..... (Buhari, Kitabu’l-Cihâd ve’s-siyer 47 cilt 6, s.2674. Ötüken 1987 )

HADİSİN TENKİDİ: Kuran’ın, Peygamber zamanında kitap halinde mevcut olmadığı, sonradan rast gele bir araştırmayla, hurma dallarından, deri parçalarından, taş levhalardan, kürek kemiklerinden, hafızların ezberlerinden toplanmış bir kitap olduğu hususunda müteaddit rivayetler uydurmuşlardır. Öyle ki, Kur’an bu dedikleri şeylere yazılı bir Kitab olmuş olsaydı, bir ambarı doldurması gerekirdi, bu iddiaları Kur’an’a bir iftira ve saygısızlığın ifadesidir. Allah, Kur’an’da Kitab indirmiş olduğunu ayetlerle bildirmiştir. Kur’an Kitab halinde Peygamber zamanında mevcut değil idiyse insanlar Kitab mevcut olmadığı halde, ayetlerde niçin Kur’an’dan Kitab olarak bahsediliyor diye sorarlardı. Peygamber zamanında Kur’an Kitab olarak mevcut idi, ve iddia ettikleri gibi, taş parçalarına , hurma dallarına v.s. yazılmıyordu. İnce ceylan derileri üzerine yazılan bir Kitab halindeydi. Bu hususta Kur’an’dan mealen:

- Andolsun Tûr’a (52/1)
- Satır satır yazılmış Kitab’a (52/2)
- Yayılmış ince deri üzerine (52/3)

İfadeleri Kuran’ın nasıl yazılmış bir Kitab olduğunu belirtir. Ayetler peygambere inmişti, eğer Kur’an ince deri üzerine yazılıp tespit edilmemiş olsaydı bu ayetleri duyanlar, siz hangi ince deri üzerine yazılmış kitaptan bahsediyorsunuz diye sormaz mıydılar! Kuran’ın peygamber zamanında özenle yazılmış olduğuna dair diğer bir örnek, Kur’an’dan mealen:

- Hayır, o ayetler bir mesajdırlar. (80/11)
- İsteyen onları idrak eder. (80/12)
- Onlar, değerli sayfalardadır. (80/13)
- Yüksek ve temiz sayfalarda. (80/14)
 
Bu örneklerden anlaşıldığı üzere, Kuran’ın sonradan rast gele, taş parçalarından,ağaç kabuklarından, kürek kemiklerinden toplanmış bir kitab olduğu yolundaki rivayetler Kur’an’a uymamaktadır, ve aslı yoktur.
Rivayetler uydurulurken, daha öncede belirttiğim gibi bazen kasıtlı, bazen de tutarsızlık şeklinde bir çok çelişkilere düşülmüştür. Fert ve kişilere kabul ettirmek ve sıkıştıklarında kendilerini kurtarmak için bazen doğrulara da yer vermişlerdir. Öyle ki bir konu hakkında bir rivayet uydurduklarında, muhakkak ona muhalif bir veya birden fazla rivayet uydurmaya özen göstermişlerdir. Sık sık bu tür çelişkili ifadeleri yan yana yazarak okuyucunun bu hususa dikkatini çekmeye çalışacağım. Zira hadis uydurma sistemlerinin kökü budur. Örneğin, Kur’an’ın sonradan rast gele toplanmış bir kitap olduğunu söylerken başka bir yerde, peygamberin onu Mushaf halinde bıraktığını rivayet etmek onlar için gayet normal bir durumdur. şöyle ki, uydurdukları diğer bir rivayette şöyle diyorlar:

17- ......Abdülaziz İbn Rufey’ şöyle dedi: Ben Şaddat İbn Ma’kıl ile beraber İbn Abbas’ın yanına girdim. Şaddat İbn Ma’kıl, Abbas’a:
-Peygamber (s) bir şey bıraktı mı? diye sordu.
İbn Abbas:
- Mushaf ‘ın iki yanını kuşatan ciltler arasında bulunandan başka bir şey bırakmadı, dedi.
Biz yine beraberce Muhammed İbnu’l -Hanefiyye’ nin yanına girdik ve ona’da aynı suali sorduk. Muhammed İbnu’l Hanefiyye de:
- İki kapak arasında bulunandan başka bir şey bırakmadı, dedi. (Buhari,Kitâbu Fedail’l -Kur’an 39 Cilt 11 sayfa 5112 Ötüken 1988)

Bu hadis evvelki hadislerle çelişkili olduğu gibi, Kur’an’ın Peygamber zamanında kitap halinde mevcut olduğunu ve Peygamberin hiçbir rivayet bırakmadığını itiraf etmişlerdir.

Diğer bir rivayette de şöyle demektedirler:

18-.......Enes İbn Mâlik el -Ensâri den rivayet ettiler ki:........ “Peygamber hücrenin perdesini açtı da, bizlere bakmaya başladı. Kendisi ayakta duruyor ve yüzü de Mushaf yaprağı gibi parlıyordu......”
(Buhari, kitabu’l -Ezân 72 cilt 2 sayfa 707 - 708 Ötüken 1987)
 
Bu rivayette de peygamberin zamanında Mushaf’ın yani kitap halinde Kur’an’ın, parlak sahifelere yazılı olarak mevcut olduğunu itiraf etmişlerdir. Zira var idi ki peygamberin yüzünü onun sahifelerine benzetmişlerdir.
Ayrıca, görüldüğü gibi 15 ve 16 no lu örneklerde verdiğim rivayetler. 17 ve 18 no.lu örneklerde belirttiğim rivayetlerle çelişki halindedirler.           
Fereç HÜDÜR



25/Furkan/4 Küfre batanlar dediler ki: "Bu, onun uydurduğu bir düzmeceden başka birşey değildir. Ve bu düzmecede ona, başka bir topluluk da yardım etmiştir." Andolsun ki, bunu söyleyenler bir zulüm, günah ve iftira sergilemişlerdir.

 

İslam ümmeti, resulden sonra, hiç kesintiye uğratmadan, aynı şekilde sahabelerden, tabiine, onlardan da günümüze kadar, aynı geleneği sürdürmüş, topluluklar halinde ya yazılı Mushaf aktarmış, yâda hafızlar sürekli ezberlemiş, tıpkı bir bayrak yarışındakiler gibi, bir önceki nesiller, sonrakine  aktararak mütevatir olarak bize kadar ulaştırmışlardır.

 

 

15/Hicr 9 Hiç kuşkusuz, o Zikir'i/Kur'an'ı biz indirdik, biz; her hal ve şartta onu muhakkak koruyacak olan da biziz.

 



6/Eam 91 "ALLAH hiç bir insana bir şey indirmez," demekle ALLAH'ı gereği gibi değerlendirmediler. De ki: "Halka bir hidayet ve ışık olarak Musa'nın getirdiği kitabı kim indirdi -ki göstermek için onu kağıtlara/parşomenlere yazdığınız halde çoğunu gizliyordunuz. Sizin ve atalarınızın bilmediği şeyleri onun yoluyla öğrendiniz-?" "ALLAH" de ve onları daldıkları sapıklıkta bırak, oynayadursunlar.

 

42/Şura/1-7 Ha, Mim! Ayn, Sin, Kaf. İşte böyle vahyeder sana ve senden öncekilere Aziz ve Hakim olan Allah!...

Göklerdeki ve yerdeki her şey O'nundur. Öylesine yüce, öylesine büyüktür O!

Gökler, üstlerinden çatlayacak gibi titreşiyor. Melekler de Rablerinin hamdiyle tespih ediyorlar ve yeryüzündekiler için af diliyorlar. Gözünüzü açıp kendinize gelin! Allah'tır ancak hep affeden, hep merhamet eden.

O'nun dışında veliler edinenlere gelince, onlar üzerine gözcü de Allah'tır. Sen değilsin onlara vekil.

İşte böyle! Biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, ülke ve medeniyetlerin anasını ve çevresindekileri uyarasın. Ve toplama günü konusunda da uyarıda bulunasın. Hiç kuşku yok o günde. Bir bölük cennettedir, bir bölük ateşte.

 

İnsanı muhatap alıp ona vahyeden yüce Allah’a hamdolsun..

Ömrünü davasına adamış bütün resullere selam olsun…

Kur’an’ı toplatan resule selam olsun…

Tarih boyunca ilahi itabı doğru anlayıp yaşayanlara selam olsun..

Kur’an’ı bizlere kadar taşıyan müminlere selam olsun..

Kur’an’ı doğru anlayalım diye çaba gösteren kardeşlerimize selam olsun..

 

“…Ente mevlane fensurna alel kavmil kafirın.

 

 



__________________
Ey inananlar, Allah'tan korkarsanız O size iyi ile kötüyü ayırdedici bir anlayış verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allâh büyük lutuf sâhibidir
Yukarı dön Göster ibrahimim's Profil Diğer Mesajlarını Ara: ibrahimim
 
dost1
Admin Group
Admin Group


Katılma Tarihi: 28 haziran 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 538
Gönderen: 24 aralik 2006 Saat 06:22 | Kayıtlı IP Alıntı dost1

Selamün Aleyküm! Değerli İbrahimim Kardeşim!

 

Allah Razı olsun. Güzel bir çalışma.

İbrahimim yazdı:

İlk inen vahiyden bu güne kadar, Allah’ın emriyle hep aynı melek ( vahiy meleği cebrail ) aynı kitaptan, ( levhi mahfuz )  dan, resullere Allah’ın  mesajını bir birinden  farksız olarak, her kavme/topluma kapasitesi ölçüsünde ihtiyacı kadarını  getirmiştir.

 

Vahiy meleği Cebrail ile ilgili Kur'an'sal delillerinizi gösterebilir misiniz?

 

Sevgi,saygı ve muhabbetle .

Allah'a emanet olunuz.

Yukarı dön Göster dost1's Profil Diğer Mesajlarını Ara: dost1
 
ebu turab
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 08 eylul 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 529
Gönderen: 24 aralik 2006 Saat 20:22 | Kayıtlı IP Alıntı ebu turab

merhaba ibrahimim,

beni meşgul eden konulardan biriydi.yani mushafın sağdan soldan toplanıp oluşturulması hiç güvenilir bir usul değildi mantığımda.

konunun bu şekilde olabileceğini de düşünememiştim doğrusu.

bu bağlamda fereç hudur beye ve sana teşekkürler



__________________
"sadece iki şey sonsuzdur evren ve insan ahmaklığı..
ilkinden o kadar da emin değilim." (albert einstein)
Yukarı dön Göster ebu turab's Profil Diğer Mesajlarını Ara: ebu turab
 
ibrahimim
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 17 ekim 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 506
Gönderen: 30 aralik 2006 Saat 19:58 | Kayıtlı IP Alıntı ibrahimim

dost1 Yazdı:

Selamün Aleyküm! Değerli İbrahimim Kardeşim!

 

Allah Razı olsun. Güzel bir çalışma.

İbrahimim yazdı:

İlk inen vahiyden bu güne kadar, Allah’ın emriyle hep aynı melek ( vahiy meleği cebrail ) aynı kitaptan, ( levhi mahfuz )  dan, resullere Allah’ın  mesajını bir birinden  farksız olarak, her kavme/topluma kapasitesi ölçüsünde ihtiyacı kadarını  getirmiştir.

 

Vahiy meleği Cebrail ile ilgili Kur'an'sal delillerinizi gösterebilir misiniz?

 

Sevgi,saygı ve muhabbetle .

Allah'a emanet olunuz.

Saygı değer dost1 öyle bir soru sordunuz ki, bu sorunun cevabını bulmak ve ortaya koymak biraz zaman alacak, sizden ve merak eden okuyuculardan biraz sabırlı olmanızı rica ederim. İyi bir çalışma olabilmesi için buna ihtiyacım var.

saygılar sunarım



__________________
Ey inananlar, Allah'tan korkarsanız O size iyi ile kötüyü ayırdedici bir anlayış verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allâh büyük lutuf sâhibidir
Yukarı dön Göster ibrahimim's Profil Diğer Mesajlarını Ara: ibrahimim
 
kamer
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 06 kasim 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 171
Gönderen: 31 aralik 2006 Saat 01:24 | Kayıtlı IP Alıntı kamer

ibrahimim Yazdı:
dost1 Yazdı:

Selamün Aleyküm! Değerli İbrahimim Kardeşim!

 

Allah Razı olsun. Güzel bir çalışma.

İbrahimim yazdı:

İlk inen vahiyden bu güne kadar, Allah’ın emriyle hep aynı melek ( vahiy meleği cebrail ) aynı kitaptan, ( levhi mahfuz )  dan, resullere Allah’ın  mesajını bir birinden  farksız olarak, her kavme/topluma kapasitesi ölçüsünde ihtiyacı kadarını  getirmiştir.

 

Vahiy meleği Cebrail ile ilgili Kur'an'sal delillerinizi gösterebilir misiniz?

 

Sevgi,saygı ve muhabbetle .

Allah'a emanet olunuz.

Saygı değer dost1 öyle bir soru sordunuz ki, bu sorunun cevabını bulmak ve ortaya koymak biraz zaman alacak, sizden ve merak eden okuyuculardan biraz sabırlı olmanızı rica ederim. İyi bir çalışma olabilmesi için buna ihtiyacım var.

saygılar sunarım

Smile

Merhaba ibrahimim kardeşim

Acele etmeden , yazıları okuyarak, araştırıp , Vahiy süzgecinden geçirerek , bilgilerimizi paylaşmak BÜYÜK ERDEMDİR.Bu davranışınızdan dolayı ,Takdir ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

[003.104] [E1] Bir de sizlerden, iyiliğe çağıran, doğruyu emreden, kötülükten alıkoyan önde gider bir topluluk bulunsun! İşte arzularına erecek olanlar, onlardır.

Mutlu ve Esen kalın.



__________________
Kamer/17-22-32-40:Ant olsun Biz Kur`an`ı düşünme/öğüt için kolaylaştırdık/hazırladık.O hâlde var mı ibret alıp düşünen?
Yukarı dön Göster kamer's Profil Diğer Mesajlarını Ara: kamer
 
Guests
Guest Group
Guest Group


Katılma Tarihi: 01 ekim 2003
Gönderilenler: -259
Gönderen: 01 ocak 2007 Saat 23:22 | Kayıtlı IP Alıntı Guests

s.a ibrahim kardeş eline sağlık güzel bir yazı olmuş, parantez içindeki levhi mahfuzu kur'an olarak alamazmıyız, hepsi Allah'ın katında ki bir kitapta yani ilimde ama, diğer kitapların koruma vaadi ile, kur'an'ın ki farklı değil mi, kuran korunmuş levhalardadır, fereç abininde belirttiği ayetlerde temiz katiplerin ellerinde, temiz sahifelerde ayetleriyle bunu bağlayınca, korunmuş levhalarda, olan bir kur'ân çıkıyor, diye düşünüyorum,

selam ile

Yukarı dön Göster Guests's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Guests
 
ibrahimim
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 17 ekim 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 506
Gönderen: 02 ocak 2007 Saat 02:34 | Kayıtlı IP Alıntı ibrahimim

malik bin nebi Yazdı:
  parantez içindeki levhi mahfuzu kur'an olarak alamazmıyız, hepsi Allah'ın katında ki bir kitapta yani ilimde ama, diğer kitapların koruma vaadi ile, kur'an'ın ki farklı değil mi, kuran korunmuş levhalardadır,

Buruc 21,22 İş, onların iddialarının aksinedir! O, çok yüce bir Kur'an'dır!  Korunmuş bir levhada/Levhi-i Mahfuz'dadır.

 

Rad 39 Allah dilediğini silip yok eder, dilediğini sabit tutar. Kitap'ın anası/ana Kitap O'nun katındadır.

 

 

Zuhruf 4 Ve o, bizim katımızdaki ana Kitap'ta çok yüce, çok hikmetlidir.

 

Kaf 4 Toprağın onlardan neyi eksilttiğini pek iyi bilmişizdir biz. Herşeyi saklayıp koruyan bir Kitap var katımızda.

 

Hdit 22 Yeryüzünde ve kendi benliklerinizde meydana gelen hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir Kitap'ta belirlenmiş olmasın. Bu, Allah için çok kolaydır.

 

Aleyküm selam sevgili melik bin nebi kardeşim.

 

Yukarıdaki ayetleri incelediğimiz zaman, karşımıza Kuran’ın da içinde bulunduğu, Tevrat, İncil ve diğer resullere gönderilen mesajlarda dahil hepsi, Allah katında olan bir kitaptan (Levhi-i Mahfuz) indirmedir.

 

Kim bilir bu koskoca evrende bizim dışımızda bizim gibi iradeli varlıklar vardır ve Allah onlara da aynı merkezden (Levhi-i Mahfuz) mesaj göndermiştir.

En iyisini Allah bilir.

 



__________________
Ey inananlar, Allah'tan korkarsanız O size iyi ile kötüyü ayırdedici bir anlayış verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allâh büyük lutuf sâhibidir
Yukarı dön Göster ibrahimim's Profil Diğer Mesajlarını Ara: ibrahimim
 
Guests
Guest Group
Guest Group


Katılma Tarihi: 01 ekim 2003
Gönderilenler: -259
Gönderen: 04 ocak 2007 Saat 12:02 | Kayıtlı IP Alıntı Guests

ana kitapla levhi mahfuzu aynı kitap gibi algılamamızda ki sebep nedir, kuran levhi mahfuzdadır, bu kuran, tertemiz katiplerin ellerinde, korunmuş ve yüceltilmiş, aynı, levha musayada verilen öğütler için kullanılıyor, birisinde levhayı veren Allah, diğerinde levhayı yapan elçi, koruyan Allah,

ayrıca, ehli kitaptan bahsederken, yanlarında Allah'ınhükmü bulunan tevrat, ehli kitaptan bahsederken, incili, tevratı ve kur'an2ı ayakta tutun emri, ilahi vahyin yanlarında bulunanı doğrulayıcı olduğu, ehli kitaptan  kimi adamların Allah'ın ayetlerini okudukları, kendi kitaplarında muhammedi tanımaları, bu kadar atıf yapılan kitapların tahrif oluşu mu var yoksa nesh oluşu mu,

 

selam ile

Yukarı dön Göster Guests's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Guests
 
ibrahimim
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 17 ekim 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 506
Gönderen: 04 ocak 2007 Saat 14:23 | Kayıtlı IP Alıntı ibrahimim

malik bin nebi Yazdı:

ana kitapla levhi mahfuzu aynı kitap gibi algılamamızda ki sebep nedir, kuran levhi mahfuzdadır, bu kuran, tertemiz katiplerin ellerinde, korunmuş ve yüceltilmiş, aynı, levha musayada verilen öğütler için kullanılıyor, birisinde levhayı veren Allah, diğerinde levhayı yapan elçi, koruyan Allah,

ayrıca, ehli kitaptan bahsederken, yanlarında Allah'ınhükmü bulunan tevrat, ehli kitaptan bahsederken, incili, tevratı ve kur'an2ı ayakta tutun emri, ilahi vahyin yanlarında bulunanı doğrulayıcı olduğu, ehli kitaptan  kimi adamların Allah'ın ayetlerini okudukları, kendi kitaplarında muhammedi tanımaları, bu kadar atıf yapılan kitapların tahrif oluşu mu var yoksa nesh oluşu mu,

 

selam ile

13 Rad 38,39 Andolsun, biz senden önce de resuller gönderdik, onlara da eşler ve evlatlar verdik. Hiçbir resul, Allah'ın izni olmadıkça herhangi bir mucize getiremez. Her süre için bir yazı vardır.

Allah dilediğini silip yok eder, dilediğini sabit tutar. Kitap'ın anası/ana Kitap O'nun katındadır.

Kaf 4 Toprağın onlardan neyi eksilttiğini pek iyi bilmişizdir biz. Herşeyi saklayıp koruyan bir Kitap var katımızda.

 

Hdit 22 Yeryüzünde ve kendi benliklerinizde meydana gelen hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir Kitap'ta belirlenmiş olmasın. Bu, Allah için çok kolaydır.

melik bin nebi kardeşim ben bu ayetlerden Kuran'ın ve diğer resullere gönderilenlerinde (tevrat ve incilin) hatta uzayda yaşayan iradeli varlıklarada Levhi mahfuz dan Allah mesaj göndermiş olabilir şeklinde anlıyorum.

siz başka bir anlam çıkardıysanız saygı duyarım

sevgi ve saygılarımla  



__________________
Ey inananlar, Allah'tan korkarsanız O size iyi ile kötüyü ayırdedici bir anlayış verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allâh büyük lutuf sâhibidir
Yukarı dön Göster ibrahimim's Profil Diğer Mesajlarını Ara: ibrahimim
 
Kadim
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 25 agustos 2006
Gönderilenler: 175
Gönderen: 04 ocak 2007 Saat 17:23 | Kayıtlı IP Alıntı Kadim

Toprağın onlardan neyi eksilttiğini pek iyi bilmişizdir biz. Herşeyi saklayıp koruyan bir Kitap var katımızda.

Toprak onlardan neyi eksiltmiştir? Toprağın onlardan eksilttiğini Allah katındaki kitaptan tekrar tekrar göndermiş midir? Toprak geçmişte gönderilenleri kendinde topraklaşmış halde saklamaktadır mı denilmek isteniyor. Bu nedenle insanlara aynı iletiler tekrar mı gönderilmiş denmek isteniyor.?



__________________
Zümer(27) Yemin olsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türden örnekler verdik ki düşünüp öğüt alabilsinler.
Yukarı dön Göster Kadim's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Kadim
 

Sayfa Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats