HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Kur'an Çalışmaları
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Kur'an Çalışmaları
Konu Konu: Ecel Nedir? Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
dost1
Admin Group
Admin Group


Katılma Tarihi: 28 haziran 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 538
Gönderen: 16 ocak 2007 Saat 03:10 | Kayıtlı IP Alıntı dost1

Selamün Aleyküm! Değerli Kardeşlerim!


Ecel nedir? Ecel uzar mı ?.. vb. türü sorularımıza cevap bulmak dileğiyle bu konuda yapılan bir çalışmayı bilgilerinize sunmak istedim. 


                                                     

ECEL


Lugat manası:  Müddet ve mühlet demektir. Tasdik makamında “evet” anlamında da kullanılır. Çoğulu “âcâl” olarak ifade edilir.


Ecel sözcüğü ve türevleri, Kur’ân’da; muhtelif âyetlerde yer alır. Bu âyetleri görünce Kur’ân’da nasıl ve ne anlamlarda kullanıldığına muttali olacağız. Ve Allah’ın izni ve keremiyle hem kelimenin anlamı hem de konu hakkında tatmin olacağız. Âyetler:


Mürselat 12. “Lieyyi yevmin uccilet.”

Mürselat 13. “Liyevmilfasli.”

“Hangi güne tecil edildi?

“Fasıl gününe..”


Konuyu anlamak için surenin başından gelinmelidir.

Âyetten evvelki diğer âyetleri dikkate alıp, “Bütün bunlar hangi güne te’cil edildi?” tarzında anlamalıyız. Burada biz “üccilet” sözcüğünü “tecil edildi” diye kısa ifadeyle verdik.


Zira “üccilet” sözcüğünün Türkçe karşılığını tek kelimeyle ifade edemiyoruz.


Ancak cümle kurarak anlatmak mümkün olacak.

“Hangi güne ecellendi: Yani bu olayların olacağı son saat hangisidir?”


13. âyette de o son gün bildirilir: “Yevm-ül fasl” ayırt günü. Kıyamet günü kasdediliyor.


Görüyoruz ki burada “ecel”  sözcüğü, insanlara, evrene tanınmış olan sürenin, müddetin bittiği “son gün/son saat” anlamıyla kullanılmıştır.


Kasas :27. Kale innı ürıdü en ünkihake ıhdebneteyye hateyni ala en te'cüranı semaniye hıcec* fe in etmente aşran fe min ındik* ve ma ürıdü en eşükka aleyk* setecidünı in şaellahü minas salihıyn


“ Dedi ki: “Bana sekiz sene ücretli çalışmak üzere, ben şu iki kızımın birini sana nikahlamak istiyorum. Eğer on yılı tamamlarsan, o kendinden bir fazlalık. Bununla birlikte seni zorlamak istemiyorum. İnşaallah beni salihlerden bulacaksın.”


Kasas 28. “Kale zalike biynı ve beynek* eyyemel eceleyni kadaytü fe la udvane aleyy* vallahü ala ma nekulü vekıl”

“...... . Bu iki ecelden herhangi birini tamamlarsan,...”

Kasas 29. “Felemma kada musel ecele ve sara bi ehlihı anese min canibit türi nasa* kale li ehlihimküsu innı anestü naral leallı atıküm minha bi haberin ev cezvetim minen nari lealleküm tastalun


“Ne zamanki eceli gerçekleştirip ailesiyle yola çıktı. ...”


âyette geçen “ecel” sözcüklerinin anlamı da “kararlaştırılan sürenin son günü/son saati” demektir.

Yani “ne zamanki Musa kararlaştırılan sürenin son günü/son saatini de yükümlülüğünü tastamam yerine getirdi” demektir.


Bu ifadeler biraz karmaşık ve incelik taşıdıklarından genellikle “süreyi doldurdu” şekliyle ifade edile gelmiştir.


Zira sürenin son saati, son saniyesi gelip çattıysa ve yükümlülükte kusur olmadıysa zaten süre de dolmuş sayılır. O nedenle meallerde ayrıntısız “süre doldu” anlamı yanlış sayılmaz.


Bakara 231 ve 232: “febeleğne ecelehünne” = “ecellerine yetiştiklerinde”


Bakara 234: “feiza beleğne ecelehünne” =  “ecellerine yetiştikleri zaman”,


Bakara 235: “...hatta yeblüğal kitâbü ecelehü” = “farz olan bekleme süresi eceline ulaşmadan.....”


Talak suresi âyet 2 : “feizâ belağne ecelehünne” = “ecellerine ulaştıkları zaman,...”


Talak suresi âyet 4: “ve ûlâtül ehmâli ecelühünne en yeda’ne hamlehünne” = “hamilelerin eceli yüklerini koymalarıdır/çocuğu doğurmaları veya düşürmeleridir.”


Bu âyetlerde “ecel” sözcüğünün İddet/ bekleme süresinin son günü son saati anlamında kullanıldığını görüyoruz.


Hud 3: “yümetti’küm metâan hasenen ilâ ecelin müsemmen” = adı konmuş bir ecele kadar size güzel mal kazandırsın./sizi güzel güzel yaşatsın.”


Hacc 33: “....leküm fihâ menâfiu ilâ ecelin müsemmen...” = “sizin için onlarda adı konmuş ecele kadar bir takım menfeaatlar var. ...”


Bakara suresi âyet 282: “ ... izâ tedâyentüm bideynin ilâ ecelin müsemmen...” = “...adı konmuş bir ecele kadar birbirinize borç verdiğiniz zaman...” (senet vadesi; senesi, ayı ve günü)


Hacc 5:” ..ve nügırrü filerhâmi mâ neşâü ilâ ecelin müsemmen....” = “ve dilediğimiz bir adı konmuş ecele kadar  rahimlerde durdururuz...” (doğum vakti)

                            

Yer gök   tüm varlıklar için ecel vardır:


Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah,Kur’an’da;


Ra’d  2 “ Allahüllezı rafeas semavati bi ğayri amedin teravneha sümmesteva alel arşi ve sehharaş şemse vel kamer* yüdebbirul emra yüfassılül ayati lealleküm bi likai rabbiküm tukınun”

Allah, O’dur ki Semavat’ı gördüğünüz bir direk olmaksızın ref’etti /yükseltti Sonra Arş üzerine istiva etti. Güneş’i, Kamer’i musahhar kılmıştır /hükmüne boyun eğdirmiştir. Herbiri bir ecel-i müsemma için akıp gider. Emr’i tedbir eder, ayetleri tafsil eder; Rabbinize lıka’ya ikan edesiniz diye.

İsrâ 99 “Evelem yerav ennAllahelleziy halekas Semavati vel Arda kadirun alâ en yahluka mislehüm ve ceale lehüm ecelen la raybe fiyh* feebez zalimune illâ küfura;

Görmediler mi ki, Semavat’ı ve Arz’ı yaratmış olan Allah, kendilerinin mislini de yaratmaya Kaadir’dir. Onlar için kendisinde şüphe olmayan bir ecel takdir etmiştir. Zalimler ancak küfür olarak yaklaştılar/kabul ettiler.

Fâtır 13” Yulicül leyle fiyn nehari ve yulicün nehare fiyl leyli ve sahhareş Şemse vel Kamere küllün yecriy li ecelin müsemma* zlikümullahu Rabbüküm lehul Mülk* velleziyne ted'une min dunihi ma yemlikune min kıtmiyr;

Geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Güneş’i ve Ay’ı tashir etmiştir /boyun eğdirmiştir . Herbiri müsemma /belirlenmiş, isimlenmiş bir ecele akıp gider. İşte budur Allah, Rabbiniz! O’nundur mülk! O’ndan başka çağırdıklarınız  bir hurma çekirdeğinin zarına bile malik değildirler.

Lukman 29” Elem tera ennAllahe yulicülleyle fiynnehari ve yulicünnehare fiylleyli ve sahhareş Şemse vel Kamere küllün yecriy ila ecelin müssemmen ve ennAllahe bima ta'melune Habiyr;”

Görmedin mi ki Allah, geceyi gündüzün içine sokuyor, gündüzü de gecenin içine sokuyor. Güneş’i ve Ay’ı tashir etmiştir /boyun eğdirmiştir. Herbiri müsemma bir ecele akıp gider. Ve Allah amellerinizi Habiyr’dir.

Zümer Halekas Semavati vel Arda bil hakk* yükevvirulleyle alennehari ve yükevvirun nehare alelleyli ve sahhareşŞemse vel Kamer* küllün yecriy li ecelin müsemma* ela huvel Aziyzül Ğaffar;

Semavat’ı ve Arz’ı Bil-Hakk yarattı . Geceyi gündüzün üzerine dürer/sarar/ dolar, gündüzü de geceniz üzerine dolar. Güneş’i ve ay’ı musahhar kılmıştır. Herbiri bir ecel-i müsemma /belli bir vakit için akıp gider. Agah olun, O, Aziyz’dir, Ğaffar’dır.

Ahkâf Ma halaknes Semavati vel Arda ve ma beynehüma illâ bil Hakkı ve ecelin müsemma* velleziyne keferu amma ünziru mu'ridun;”
Biz, Semavat’ı, Arz’ı ve ikisi arasındakileri ancak Bil-Hakk ve bir ecel-i müsemma üzre yarattık. Kafir olanlar /gerçeği reddedenler ise uyarıldıkları şeyden yüz çevirmektedirler.

Rum Evelem yetefekkeru fiy enfüsihim* ma halekAllahus Semavati vel Arda ve ma beynehüma illâ bil Hakkı ve ecelin müsemma* ve inne kesiyren minenNasi bi Lıkai Rabbihim lekafirun;

Enfüslerinde/kendi içlerinde/kendileri hakkında hiç tefekkür etmediler mi? Allah, Semaları, Arz’ı ve ikisi arasında olan şeyleri ancak Bil-Hakk ve ecel-i müsemma  olarak yarattı. Muhakkak ki insanlardan çoğu Rablerinin Lıkasına  kafirlerdir.

semâvat ve arzın hak ile ve  yaratıldığı ve adı konulan bir ecele kadar varlıklarını  sürdürecekleri gecenin gündüzün, güneşin ayın belirlenmiş ecele doğru akıp gittiğini  bildirmektedir.


Yani evrenin de bir eceli/bitiş, yok oluş anı vardır.

                               

İnsanlar ve diğer canlılar için  de ecel vardır:

Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah,Kur’an’da;


En’âm 2: “Huvelleziy halekaküm min tıynin sümme kada ecela* ve ecelün müsemmen ındehu sümme entüm temterun;


 “Sizi bir balçıktan yaratmış olan O’dur. Sonra “ecel”’i gerçekleştirmiştir. Ve adı belirlenmiş ecel onun katındadır. Bütün bunlardan sonra siz hala kuşkulanıp duruyorsunuz.”


Ra’d 38:

“.........Likülli ecelin kitebün = Her ecel için bir yazı/kitap vardır.”


(Haber verilen bildirilen her ecel ile ilgili Allah katında ayrı ayrı bir yazı vardır. Yani onların bir gerekçesi, hikmeti ve nedeni vardır. Hiç birisi nedensiz ve anlamsız değildir. Bizler bilemesek de.)


Ankebut 53:” Ve yesta'ciluneke bil azâb* ve levla ecelün müsemmen lecaehümül azâb* ve le ye'tiyennehüm bağteten ve hüm la yeş'urun;


  “Azabı senden çarçabuk istiyorlar. Eğer belirlenmiş/adı konmuş bir ecel olmasaydı, azap onlara elbette gelmiş olacaktı. Fakat o, hiç farkında olmadıkları bir sırada kendilerine ansızın geliverecektir. Bundan kuşku yok.”


Diye buyurmaktadır.

                                     

Her toplumun eceli vardır:


Âl-i Imran 145” Ve ma kâne li nefsin en temute illâ bi iznillahi Kitaben müeccela* ve men yürid sevabed dünya nü'tihi minha* ve men yürid sevabel ahireti nü'tihi minha* ve senecziş şakiriyn;


Hiç bir nefs için ölmek yoktur; ancak Bi-iznillah başka. Te’cil edilmiş  bir yazıdır . Kim dünya sevabı dilerse ona, ondan veririz. Kim de ahiret sevabını dilerse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri cezalandıracağız  

A’raf 34” Ve li külli ümmetin ecel* feiza cae ecelehüm la yeste'hırune saaten ve la yestakdimun;”

Her ümmetin bir eceli vardır. Onların eceli geldiğinde, ne bir saat tehir edebilirler, ne de öne alabilirler.

A’raf 135”Felemma keşefna anhümürricze ila ecelin hüm baliğuhu iza hüm yenküsun;”

Ona ulaşacakları bir ecel’e kadar onlardan bu azabı keşfettiğimizde, bir de bakarsın ki onlar ahidlerini bozuyorlar.

A’raf 185 “Evelem yenzuru fiy Melekutis Semavati vel Ardı ve ma halekAllahu min şey’in, ve en asa en yeküne kadıkterebe ecelühüm* fe bi eyyi hadiysin ba'dehu yu'minun;”

Semavat ve Arz’ın melekutuna, Allah’ın yarattığı herhangi bir şeye ve ecellerinin yaklaşmış olabileceğine bakmadılar mı? Artık bundan sonra hangi söze iman ederler?

Yunus 11” Velev yuaccilullahu lin Nasişşerresti'calehüm bil hayri lekudiye ileyhim ecelühüm* fenezerulleziyne la yercune Lıkaena fiy tuğyanihim ya'mehun;

Eğer Allah insanlara, onların hayrı acele istedikleri gibi, şerri de çarçabuk etseydi, onların eceli gerçekleştirilmiş olurdu. Fakat bize kavuşmayı ummayanları kendi tuğyanları içerisinde kör ve şaşkın bocalar halde bırakırız.

Yunus 49” Kul la emlikü linefsiy darren ve la nef'an illâ ma şaAllah* likülli ümmetin ecel* iza cae ecelühüm fela yeste'hırune saaten ve la yestakdimun;

De ki: “Nefsim için Allah’ın dilediğinden başka bir zarar ve bir faydaya malik değilim. Her ümmet’in bir eceli vardır. Ecelleri geldiği vakit, artık ne bir saat geri kalırlar ve ne de ileri giderler”.

Hud 104” Ve ma nüehhıruhu illâ liecelin ma'dud;”

Biz onu ancak ma’dud /sayılı, sayısı belli bir ecel için te’hir ediyoruz.

Hıcr Ma tesbiku min ümmetin eceleha ve ma yeste'hırun;”
Hiçbir ümmet ne eceli’nin önüne geçebilir, ne de te’hir edebilir.

İbrahim 10 “Kalet Rusulühüm efillahi şekkün FatırisSemavati vel Ard* yed'uküm li yağfire leküm min zünubiküm ve yuahhıreküm ila ecelin müsemma* kalu in entüm illâ beşerun mislüna* türiydune en tesudduna amma kâne ya'budu abaüna fe'tuna bi sultanin mübiyn;”

Rasûlleri demişti ki: “Semavat ve Arz’ın Fatırı Allah hakkında şekk mi?), sizin için zenblerinizi mağfiret etsin ve ecel-i müsemma’ya kadar sizi te’hir etsin diye sizi da’vet ediyor”. Dediler ki: “Siz ancak bizim gibi bir beşersiniz . Babalarımızın kulluk ettiklerinden bizi alakoymak irade ediyorsunuz.  Bize apaçık bir sultan/hüccet, kanıt, güç  getirin”.

Nahl 61” Ve lev yuahızullahun Nase bi zulmihim ma tereke aleyha min dabbetin ve lâkin yuahhıruhüm ila ecelin müsemma* feiza cae ecelühüm la yeste'hırune saaten ve la yestakdimun;

Eğer Allah insanları  zulmleri ile muaheze etseydi /cezalandırsaydı, (Arz) üzerinde hiç bir dabbe/ hareket eden canlı terketmezdi. Fakat onları bir ecel-i müsemma’ya te’hir ediyor. Ecelleri geldiği vakit de ne bir saat geri kalırlar, ne de öne geçebilirler.

Mü’minun 43”Ma tesbiku min ümmetin eceleha ve ma yeste'hırun;”
Hiçbir ümmet ne ecelini sebkedebilir /öne geçebilir) ne de geri kalabilir.

Fâtır 45 “Velev yuahızullahunNase bima kesebu ma tereke alâ zahriha min dabbetin ve lâkin yuahhıruhüm ila ecelin müsemma* feiza cae ecelühüm feinnAllahe kâne bi ıbadihi Basıyra;


Eğer Allah, insanları, kazandıkları ile muaheze etseydi /cezalandırsaydı, onun zahrında/Arz’ın sırtında hiçbir dabbe’yi terketmezdi . Fakat onları bir ecel-i müsemma’ya te’hir ediyor. Onların ecelleri geldiğinde, muhakkak ki Allah kullarını Basıyr’dir.


açıkça bildirdiğine göre


“Her toplumun bir eceli vardır. Ve o ecel kesinlikle değiştirilmez.”

                                   

İnsanın eceli ve ölümü:

En’am 60” Ve Huvelleziy yeteveffaküm bil leyli ve ya'lemü ma cerahtüm bin nehari sümme yeb'asüküm fiyhi liyukda ecelün müsemma* sümme ileyhi merciuküm sümme yünebbiüküm bi ma küntüm ta'melun;”

O’dur ki, geceleyin sizi vefat ettirir; gündüzün ne işlediğinizi/kazandığınızı bilir. Sonra Ecel-i Müsemma tamamlanıncaya kadar onda sizi ba’seder. Sonra merci’niz /dönüşünüz O’nadır. Sonra neler yaptıklarınızı size haber verir.

En’am 128 “Ve yevme yahşurühüm cemiy’a* ya ma'şeral cinni kadisteksertüm minel ins* ve kale evliyaühüm minel insi Rabbenestemte’a ba'duna bi ba’din ve belağna ecelenelleziy eccelte lena* kalennaru mesvaküm halidiyne fiyha illâ ma şaAllah* inne Rabbeke Hakiymun ‘Aliym;

(Allah) onları cemi’an haşrettiği gün: “Ey cinn topluluğu gerçekten ins’in ekseriyyetini hükmünüze alıp kendinize kattınız/ins’den çokluk yaptınız” . İns’den onların dostları olanlar şöyle der: “Bazımız  bazımız ile faydalandı. Bizim için belirlediğin ecelimiz bize ulaştı”. Şöyle der: “Nar sizin barınağınızdır; Allah’ın dilemesi hariç onda ebedi kalıcılarsınız”. Muhakkak ki senin Rabbin Hakiym’dir, Aliym’dir.

Zümer  42” Allahu yeteveffel enfüse hıyne mevtiha velletiy lem temüt fiy menamiha* feyümsikülletiy kada aleyhelmevte ve yursilül ‘uhra ila ecelin müsemma* inne fiy zâlike leâyâtin likavmin yetefekkerun;

Allah, ölümleri vaktinde nefsleri vefat ettirir ölmemiş olan da uykularında. Hakkında ölüm hükmettiğini imsak eder/ tutar, diğerlerini bir ecel-i müsemma’ya kadar irsal eder/ salar Muhakkak ki bunda tefekkür eden bir kavim için elbette ayetler vardır.

Mü’min 67” Huvelleziy halekaküm min türabin sümme min nutfetin sümme min alekatin sümme yuhricüküm tıflen sümme liteblüğu eşüddeküm sümme litekûnu şüyuha* ve minküm men yüteveffa min kablü ve liteblüğu ecelen müsemmen ve lealleküm ta'kılun;”

O, odur ki, sizi bir topraktan, sonra bir nutfeden, sonra bir alaka/ embriyodan yarattı. Sonra sizi bir tıfl /çocuk olarak çıkarır; sonra eşüddenize /bulüğ/kemale erme çağınıza ulaşmanız, sonra şeyhler/ihtiyarlar olmanız için. Sizden kimi de daha önce vefat ettiriliyor. (Bunların oluşu) bir ecel-i müsemma’ya ulaşmanız ve akletmeniz içindir.

Nuh 4 “ Yağfir leküm min zünubiküm ve yuahhırküm ila ecelin musemma* inne ecelellahi iza cae la yuahhar* lev küntüm ta'lemun;”

“Ki, günahlarınızdan ba’zını mağfiret etsin ve sizi bir ecel-i müsemma’ya te’hir etsin. Muhakkak ki Allah’ın eceli geldiğinde tehir olunmaz. Eğer bilseydiniz”.

Âl-i Imran 145 “Ve ma kâne li nefsin en temute illâ bi iznillahi Kitaben müeccela* ve men yürid sevabed dünya nü'tihi minha* ve men yürid sevabel ahireti nü'tihi minha* ve senecziş şakiriyn;

Hiç bir nefs için ölmek yoktur; ancak Bi-iznillah başka. Te’cil edilmiş  bir yazıdır Kim dünya sevabı dilerse ona, ondan veririz. Kim de ahiret sevabını dilerse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri cezalandıracağız/Karşılığını vereceğiz

Münafikun 11” Ve len yuahhırAllahu nefsen iza cae eceluha* vAllahu Habiyrun bima ta'melun;

Eceli geldiği vakit, Allah hiçbir nefsi te’hir etmez. Allah yaptıklarınızı Habiyr’dir.

ayetlerinden  kesinlikle anlarız ki, her insan kendisi için takdir edilen “ecel”’de ölmektedir.


Ölümün şekli ne olursa olsun, ömrün süresi ne olursa olsun ölen herkes ecelinde ölmektedir.


Toplumda “eceliyle öldü” tabiri kullanılır. Bu yanlış bir ifadedir. “Ecelinde öldü” diye söylenmelidir.


Zira “eceliyle ölüm” ifadesi Mataryalistlerin ecel anlayışının bizlere bulaşmış ifadesidir.


Ki bu yaşlıların yaşlılık nedeniyle yataklarında ölmeleri için kullanılır.


     

Savaştan, ölümden kaçmak ne kazandırır ? Ecel değişir mi?


Al-i İmran  156: “ Ya eyyühelleziyne amenu la tekûnu kelleziyne keferu ve kalu li ıhvanihim iza darebu fiyl Ardı ev kânu ğuzzen lev kânu ındena ma matu ve ma kutilu* li yec'alellahu zâlike hasreten fiy kulubihim* vAllahu yuhyiy ve yümıt* vAllahu bi ma ta'melune Basıyr;


 “Ey iman sahipleri! Yeryüzünde dolaşan yahut gazaya çıkan kardeşleri için “Yanımızda olsaydılar ölmezlerdi, öldürülmezlerdi.” diyen inkarcılar gibi olmayın.........”

Ahzap  16: “ Kul len yenfeakümül firaru in ferartüm minel mevti evil katli ve izen la tümetteune illâ kaliyla;

“De ki: “Eğer ölmekten veya ÖLDÜRMEKTEN kaçıyorsanız, kaçmak kesinlikle hiçbir zaman size yarar sağlamaz...”

 Nisa  78: “Eyne ma tekûnu yüdrikkümül mevtü velev küntüm fiy burucin müşeyyedetin, ve in tusıbhüm hasenetün yekulu hazihi min ındillahi, ve in tusıbhüm seyyietün yekulu hazihi min ındike, kul küllün min ındillah* femali haülail kavmi la yekâdune yefkahune hadiysa;”


“Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalayacaktır. Titizlikle korunan muhteşem kulelerde olsanız bile.  ...”


Tevbe 51: “ Kul len yusıybena illâ ma ketebAllahu lena* HUve mevlana* ve alellahi fel yetevekkelil mu'minun;”


“De ki: “Hakkımızda Allah’ın yazdığından başkası bize asla ulaşmaz O’dur bizim Mevla’mız... Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler”.


Kusursuzluk sadece Allah’a mahsusdur.

En doğrusunu bilen Allah’tır.

Sevgi,saygı ve muhabbetle.

Allah’a emanet olunuz.

 



__________________
Halil Ay
Yukarı dön Göster dost1's Profil Diğer Mesajlarını Ara: dost1
 
iman
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 16 haziran 2006
Gönderilenler: 751
Gönderen: 16 ocak 2007 Saat 03:40 | Kayıtlı IP Alıntı iman

Araştırırken yazılarınızdaki lezzetin nedenini
Paylaşmak istedim dikketimi çeken farklardan birini

Kusursuzluk sadece Allah’a mahsusdur.
En doğrusunu bilen Allah’tır.

Her yazının altında imza gibi
şükretmek için, yazıdan ziyade yazdırana sanki

Sevgi,saygı ve muhabbetle.
Allah’a emanet olunuz.

Bilmukabele
yazılarınızı okumaktan mutlu oluyoruz
Yukarı dön Göster iman's Profil Diğer Mesajlarını Ara: iman
 
barış
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 13 eylul 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 339
Gönderen: 16 ocak 2007 Saat 10:47 | Kayıtlı IP Alıntı barış

Selam Dost1,

Ecelle ilgili ayetleri bir arada okumamıza vesile oldunuz, Allah razı olsun.

Ecel ve kader ilişkisi kafamı karıştırıyor.

Dost1 yazdı. 

Savaştan, ölümden kaçmak ne kazandırır ? Ecel değişir mi?


Al-i İmran  156: “ Ya eyyühelleziyne amenu la tekûnu kelleziyne keferu ve kalu li ıhvanihim iza darebu fiyl Ardı ev kânu ğuzzen lev kânu ındena ma matu ve ma kutilu* li yec'alellahu zâlike hasreten fiy kulubihim* vAllahu yuhyiy ve yümıt* vAllahu bi ma ta'melune Basıyr;


 “Ey iman sahipleri! Yeryüzünde dolaşan yahut gazaya çıkan kardeşleri için “Yanımızda olsaydılar ölmezlerdi, öldürülmezlerdi.” diyen inkarcılar gibi olmayın.........”

Ahzap  16: “ Kul len yenfeakümül firaru in ferartüm minel mevti evil katli ve izen la tümetteune illâ kaliyla;

“De ki: “Eğer ölmekten veya ÖLDÜRMEKTEN kaçıyorsanız, kaçmak kesinlikle hiçbir zaman size yarar sağlamaz...”

 Nisa  78: “Eyne ma tekûnu yüdrikkümül mevtü velev küntüm fiy burucin müşeyyedetin, ve in tusıbhüm hasenetün yekulu hazihi min ındillahi, ve in tusıbhüm seyyietün yekulu hazihi min ındike, kul küllün min ındillah* femali haülail kavmi la yekâdune yefkahune hadiysa;”


“Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalayacaktır. Titizlikle korunan muhteşem kulelerde olsanız bile.  ...”


Tevbe 51: “ Kul len yusıybena illâ ma ketebAllahu lena* HUve mevlana* ve alellahi fel yetevekkelil mu'minun;”


“De ki: “Hakkımızda Allah’ın yazdığından başkası bize asla ulaşmaz O’dur bizim Mevla’mız... Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler”.

Biz imtihandayız ve seçimlerimizle, yönelişlerimizle kader dediğimiz olguya bir şekilde yön veriyoruz Allah'ın izniyle diye düşünürsek, ecelimizi bundan tamamen ayrı tutmamız mı gerekiyor?

Bir kişi aşırı alkollü ve son sürat araba kullanırken vefat ediyor. İçki içmek ve içkili-hızlı araba kullanmak bu kişinin seçimi değil mi?

Kişi savaşa gitse de gitmese de ölümden yani ecelden-son saatinden kaçamıyorsa, yatağında da olsa o anda ölecekse, (ki ayetten bunu anlıyoruz), örnekteki alkollü kişi de o durumu sebebiyle değil, ecelinde olduğu için vefat etmiş oluyor. Evinde de olsa sonuç aynı olacak.

Yani ecelin geldiği an hiçbir şekilde bizim seçimlerimizle ilgili değil, ama zamanı haricinde, oluş biçimi veya bu sırada başkalarına da zarar verip vermemek(kaza anında birini yaralamak veya ölümüne sebep olmak)seçimimiz dahilinde(yani imtihanımız dahilinde)diyebilir miyiz? Kazada çarpıp ölümüne sebep olduğumuz kişi de ecelinde ölüyor ama biz çarpmasak başka şekilde vefat edecek,biz vesile olunca sorumluluğumuz doğuyor.

İntihar eden kişi de ecelinde öldüğünde göre,aslında süre dolmuş ama yine kendi seçimiyle intihar yolunu seçtiği için mi günahkar oluyor?

Yani herkes istisnasız ecelinde ölür, ölüm şekli veya birinin ölümüne sebebiyet vermekten bahsettiğimizde, ölüm zamanından değil, bizim bir şekilde olumsuz fiillerle bu ölüm olayına karışmamızdan ve sorumluluğumuzdan bahsedebiliriz, diyebilir miyiz?

Fikir yürütürken,anlamaya çalışırken yaptığım yanlışlıklardan Rabbime sığınırım.

Saygıyla.

Yukarı dön Göster barış's Profil Diğer Mesajlarını Ara: barış
 
ibrahimim
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 17 ekim 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 506
Gönderen: 16 ocak 2007 Saat 14:13 | Kayıtlı IP Alıntı ibrahimim

iman Yazdı:
Araştırırken yazılarınızdaki lezzetin nedenini
Paylaşmak istedim dikketimi çeken farklardan birini

Kusursuzluk sadece Allah’a mahsusdur.
En doğrusunu bilen Allah’tır.

Her yazının altında imza gibi

Sevgi,saygı ve muhabbetle.
Allah’a emanet olunuz.

Bilmukabele
yazılarınızı okumaktan mutlu oluyoruz

                             şükretmek için, yazıdan ziyade yazdırana sanki

          şükretmek için, yazıdan ziyade yazdırana sanki

şükretmek için, yazıdan ziyade yazdırana sanki



__________________
Ey inananlar, Allah'tan korkarsanız O size iyi ile kötüyü ayırdedici bir anlayış verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allâh büyük lutuf sâhibidir
Yukarı dön Göster ibrahimim's Profil Diğer Mesajlarını Ara: ibrahimim
 
Guests
Guest Group
Guest Group


Katılma Tarihi: 01 ekim 2003
Gönderilenler: -259
Gönderen: 16 ocak 2007 Saat 15:21 | Kayıtlı IP Alıntı Guests

Selam Dost1,

Müsadenizle.Anladığımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Musa'nın çalışma süresi (eceli)bitince onun için yepyeni bir oluşum başlıyor ve Firavunla çetin bir mücadeleye giriyor.Yine Güneşin eceli (batışı)Ay'ın ortaya çıkışıyla yeni bir başlangıç oluşturuyor ve gök kandillerle süsleniyor.
Kısaca her ecel bir devri kapatırken beraberinde daha muazzam oluşumları doğuruyor.

İnsanın yaşam ecelinin bitmeside Güneşin ve Musa'nın örneğinde ki gibi muhteşem bir başlangıca açılacaktır.İnanmayanlar Güneşi ve ayı,Geceyi ve Gündüzü takip etsinler.

Sevgi ile kalın.
Yukarı dön Göster Guests's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Guests
 
ibrahimim
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 17 ekim 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 506
Gönderen: 16 ocak 2007 Saat 16:19 | Kayıtlı IP Alıntı ibrahimim

sultan Yazdı:
Selam Dost1,

Kısaca her ecel bir devri kapatırken beraberinde daha muazzam oluşumları doğuruyor.

İnsanın yaşam ecelinin bitmeside Güneşin ve Musa'nın örneğinde ki gibi muhteşem bir başlangıca açılacaktır.İnanmayanlar Güneşi ve ayı,Geceyi ve Gündüzü takip etsinler.

Sevgi ile kalın.

 

Selam aleyküm sultan aramıza hoş geldin.

aşağıdaki ayatlere ne dersin?

dost1 Yazdı:

Hud 3: “yümetti’küm metâan hasenen ilâ ecelin müsemmen” = adı konmuş bir ecele kadar size güzel mal kazandırsın./sizi güzel güzel yaşatsın.”


Hacc 33: “....leküm fihâ menâfiu ilâ ecelin müsemmen...” = “sizin için onlarda adı konmuş ecele kadar bir takım menfeaatlar var. ...”


Bakara suresi âyet 282: “ ... izâ tedâyentüm bideynin ilâ ecelin müsemmen...” = “...adı konmuş bir ecele kadar birbirinize borç verdiğiniz zaman...” (senet vadesi; senesi, ayı ve günü)


 

Ankebut 53:” Ve yesta'ciluneke bil azâb* ve levla ecelün müsemmen lecaehümül azâb* ve le ye'tiyennehüm bağteten ve hüm la yeş'urun;


  “Azabı senden çarçabuk istiyorlar. Eğer belirlenmiş/adı konmuş bir ecel olmasaydı, azap onlara elbette gelmiş olacaktı. Fakat o, hiç farkında olmadıkları bir sırada kendilerine ansızın geliverecektir. Bundan kuşku yok.”


Herkese saygılar sunarım



__________________
Ey inananlar, Allah'tan korkarsanız O size iyi ile kötüyü ayırdedici bir anlayış verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allâh büyük lutuf sâhibidir
Yukarı dön Göster ibrahimim's Profil Diğer Mesajlarını Ara: ibrahimim
 
dost1
Admin Group
Admin Group


Katılma Tarihi: 28 haziran 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 538
Gönderen: 16 ocak 2007 Saat 21:05 | Kayıtlı IP Alıntı dost1

Selamün Aleyküm! Değerli Barış Kardeşim!

 Kur’ân’da görüldüğü gibi “ecel”, “bir şeyin müddetinin sonu” demektir.

Ömrün sonu da eceldir. Yani ecel, ölüm için ta’yin edilen ve takdir edilen vakittir.

Yılıyla, ayıyla, haftasıyla, günüyle, saatiyle, saniyesiyle.. Yukarıda gördüğümüz gibi evrenin, canlıların, insanların ve toplumların birer eceli vardır.

Bu ecel katiyyen değişmez. Ne öne alınır ne sonraya bırakılır.

Ne kadar kaçılırsa kaçılsın ecel ileri bir tarihe ertelenmez.

Ne kadar acele edilirse edilsin zamanından evvele getirilmez.

Evren, toplumlar ve insanlar ecelleri geldiği zaman yok olacaklardır.

Mutlaka hepsinin bir sonu vardır, son bulacaklardır.

Ecel konusu, Müslüman bilginler ve tüm düşünürlerin ilgi alanlarını oluşturmuştur.

Konuyu kelam ve felsefe kitaplarından inceleyebilirsiniz.

Bu konuyla ilgili Müslümanlar arasında bir çok mezhepler, farklı ekoller ve görüşler oluşmuştur.

En meşhurları da Eşâıre ve Mu’tezile mezhepleridir.

Konunun en özellikli olanı ise senin de yazında değindiğin gibi insanın ölümü konusudur.

Değerli Kardeşlerim!

Kafamızda oluşacak soruları değerlendirmede yardımcı olacağını umduğum bir konu hakkında yapılan bir çalışmayı bilgilerinize sunmak istiyorum.

KAZA NEDİR?

 “Kaz┠sözcüğünün hakiki anlamı, “Gerçekleştirmek” demektir.

  1. Daha önce verilmiş bir kararın uygulanması,
  2. Bir hükmün infazı,
  3. Bir borcun ödenmesi,
  4. Bir ihtiyacın giderilmesi,
  5. Bir sözün tutulması,

Hatta vakti gelmiş bir namazın kılınması, yapılması gereken ödevlerin yapılması bile bu sözcükle ifade edilir.

Yukarıda “ecel” açısından açıklamasını verdiğimiz Kasas 29’a bir de bu “Kaz┠sözcüğü açısından bakalım.

“felemmâ Kazâ musa...”

“ Ne zamanki eceli gerçekleştirip ailesiyle yola çıktı

Sebe 14  “.. Felemmâ Kazaynâ aleyhilmevte”

“ Ne zamanki onun ölümünü gerçekleştirdik. ...”

Cum’a 10 da “ Feizâ kudıyetüssalâtü...

.” Sonra namaz gerçekleştirildiğinde..”

Bakara 200 de“Feizâ kadaytüm menasikeküm.

”Ve hacc ibadetlerinizi gerçekleştirdiğinizde...”

diye yer alır.

Bazı cümle akışlarında tercümelerde, manayı ifadeden aciz kalınca

“haber vermek, bildirmek, takdir etmek, hükmetmek, emretmek” manaları verilse de kelimenin esas anlamı yukarıda verildiği anlamdır.

Değerli Kardeşlerim!

“eceli müsemma” ile ilgili de kısa bir bilgi vermek istiyorum.

Ecel ile ilgili verdiğim ayetlerde sıkça   geçen “eceli müsemma” sıfat tamlamasına bazı meallerde “Bir de onun katında adı konmuş ecel vardır.” şekliyle verilmiş manalar, yanlıştır.

Âyetin  mâ’nâsı “Adı konulmuş ecel de, onun katındadır

Yani, infazı yapılmamış, henüz gerçekleşmemiş ecelleri sadece o bilir.

Onun dışında kimse bilmez demektir.

Henüz vadesi dolup da gerçekleşmemiş olan ecel;

 

ister insan eceli,

ister herhangi bir eşyanın eceli olsun.

ister dünyanın eceli

İster ölüme ait olsun, ister doğuma, ister dirilişe ait olsun.

Not:  “küm” ifadesini tüm insanlık, tüm ümmet için ele alabilirsiniz.

Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.

En doğrusunu bilen Allah'tır.

Sevgi,saygı ve muhabbetle.

Allah'a emanet olunuz.

Yukarı dön Göster dost1's Profil Diğer Mesajlarını Ara: dost1
 
dost1
Admin Group
Admin Group


Katılma Tarihi: 28 haziran 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 538
Gönderen: 16 ocak 2007 Saat 21:30 | Kayıtlı IP Alıntı dost1

Selamün Aleyküm! Değerli Sultan Kardeşim!

Düşüncelerinizi paylaştığınız için sağolun. Allah Razı olsun.

Aşağıda belirttiğim ayetlerin görüşünüzü daha da belirginleştireceğini umuyorum.

Rabbim İlminizi artırsın. İnşaallah.

Âl-i Imran 14-15:

“Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu şehvet insanlara süslü ve çekici kılındı.( zâlik metâul hayatüddünya = Bunlar dünya hayatının metaıdır. Asıl varılacak güzel yer Allah katında olandır.

De ki: “Size bundan daha hayırlı olanı bildireyim mi? Korkup sakınanlar için Rablerinin katında, içinde temelli kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır. Allah kulları hakkıyla görendir.”

 

  Âl-i Imran 196-197:

 

“İnkar edenlerin ülke ülke dönüp dolaşmaları seni aldatmasın.”

 

“Metâun galîlun” = Bu, “Az bir çıkar”’dır. Sonra bunların barınma yerleri cehennemdir. Ne kötü bir yataktır o?”

 

Nisa 77:

 

“Kendilerine, “elinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekatı verin” denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah’tan korkar gibi- hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve “Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?” dediler. De ki: “Metâuddünya Galîlün = dünyanın çıkarı AZDIR. Ahıret ise müttekıler için daha hayırlıdır ve siz “bir hurma çekirdeğindeki ip-ince bir iplik kadar” bile haksızlığa uğratılmayacaksınız.”

 

Tevbe 38 :

 “ Ey iman edenler! Ne oldu ki size, Allah yolunda savaşa kuşanın denildiği zaman yerinizde ağırlaşıp kaldınız. Ahıretten cayıp dünya hayatına mı razı oldunuz? “Fema metâulhayatiddünya filahıreti illâ GALİYL.” = “Ama âhirettekine göre, bu dünya hayatının yararı pek AZDIR.

 

Nahl:117:

“(Bu dünyada olup biten) “METÂÜN GALİYLÜN= Pek AZ bir META’DIR

 

Ta-ha suresi âyet 131 ve  Ra’d  suresi âyet 26  ya da bakılabilir.

 

Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.

En doğrusunu bilen Allah'tır.

Sevgi,saygı ve muhabbetle.

Allah'a emanet olunuz.

Yukarı dön Göster dost1's Profil Diğer Mesajlarını Ara: dost1
 
dost1
Admin Group
Admin Group


Katılma Tarihi: 28 haziran 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 538
Gönderen: 16 ocak 2007 Saat 21:45 | Kayıtlı IP Alıntı dost1

Selamün Aleyküm!

Değerli Kardeşlerim İman,Barış,Sultan ve İbrahimim!

Allah Razı olsun. Düşüncelerinizi bu kardeşinizle paylaştığınız için.

 

Paylaştıkça azalanlar dertler...

Paylaştıkça çoğalanlar sevgi...

Paylaştıkça çoğalanlar bilgi...

Rabbim cümlemizi de sevgi ve bilgi pınarlarından birlikte çağlayanlar eylesin.

Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.

En doğrusunu bilen Allah'tır.

Sevgi,saygı ve muhabbetle.

Allah'a emanet olunuz.

Yukarı dön Göster dost1's Profil Diğer Mesajlarını Ara: dost1
 
Guests
Guest Group
Guest Group


Katılma Tarihi: 01 ekim 2003
Gönderilenler: -259
Gönderen: 17 ocak 2007 Saat 08:28 | Kayıtlı IP Alıntı Guests

Selam Dostlar,

Sultan'ın kısa özeti konuyu anlamamız açısından oldukça önemli.

Ecel'e bir şeyin sonu diye bakmamız bizi materyalist düşünceden farklı kılmaz.

Rabbimizin söylemek istediği:"Sakın ölümle yaşamın biteceğini sanmayın.Siz Ecel'iniz sonucu yeni bir başlangıca giriş yapıyorsunuz.Bu başlangıç olumlu da olumsuz da olabilir.

Tabiatta ki ayetleri ile konuyu daha iyi anlamamızı sağlıyor.Şöyle ki;

"Bakın diyor.Ecel'i gelen (Batan)Güneşten sonra yeni bir fotoğraf ortaya koyuyorum Ay'ı ve Yıldızları kandil gibi süslüyorum.

Evet,Ecel sadece bitiş değil yeni başlangıçların Start'ı dır.Çünkü,Allah sürekli iş ve oluşlar üretir.

Selam Huda'ya tabi olanlara.
Yukarı dön Göster Guests's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Guests
 

Sayfa Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats