HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Kur'an'da İnanç Konuları
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Kur'an'da İnanç Konuları
Konu Konu: Kurana Gore:RAMAZAN AYI ve Haram Aylar Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
TekKuran
Newbie
Newbie
Simge

Katılma Tarihi: 23 nisan 2006
Gönderilenler: 23
Gönderen: 01 eylul 2006 Saat 05:19 | Kayıtlı IP Alıntı TekKuran

Selam Dostlar

Lutfen duygsal davranmakdan daha cok bu makaledeki delilere Kuran acisinda elestirlerinizi bekliyoruz. Mezhepcilerin bizi Ramazan ayi ve Haram Aylar konusunda nasil aldatttiklarinin guzel bir ornegi.

Makaleyi yazan: Dr. Ayman  Ceviren : Put Dusmani
http://www.free-minds.org/articles/science/timing.htm

Her yıl, farklı mezhepler tarafından Ramazan ayının ne zaman başladığı ve sona erdiği bir tartışma konusu olur. Bu yıl da bunlara bir örnekti ve bazı ülkeler sözüm ona Ramazan’ı diğerlerinden bir gün önce bitirdi.

Sözde İslami takvime göre Ramazan ayının başlangıcı yeni ayı gözlemleme ile başlar. Bu iş kolay değildir, yalnızca optimum görüş koşullarındaki uzmanlarca görülebilir. Yani, insanların büyük çoğunluğu asla yeni hilali görmez yalnızca 1-2 günlük hilali görebilirler. Bu fark da her yıl süregelen ihtilafın nedenidir. Çoğu insanın bilmediği ise sözde Ramazan ayının başlangıcı bunun dışında bir çok faktöre bağlıdır.

Günümüzde kullanılan İslami takvim Halife Ömer zamanında, Hz. Muhammed’in ölümünden yıllar sonra hazırlanmıştır. Bu dönemin arkeolojik kalıntılarından, o zamanlara ait paralardan ve belgelerden kanıtlanabilir.

İlginçtir ki, “Hicri” kelimesi yıllar sonrasındaki belgelerde bile bulunmadığından yeni çağın keyfi verilen tarihi üzerinde pek bilgimiz yok.

Ramazan ayının başlamasını etkileyen faktörlerden biri de İslami takvimin ne zaman tayin edildiğine bağlıdır. Örneğin, 3 yıl önce kurulmuş olsaydı, bu yıl Ramazan’ı bir ay önceden yapacaktık. Yukarıda bahsettiğim gibi, arkeolojik bulgular bu yeni takvimin MS 638 yılında, Peygamberin ölümünden yıllar sonra kurulduğunu kanıtlamaktadır. Nesiller sonra, Ömer başkalarına danışıp takvimi değiştirme kararı verir. Binaenaleyh Ramazan’ın belirlenmesi yalnızca yeni ayı tespit etmeğe değil asırlar önce yapılan keyfi bir karara dayanmaktadır.

Bir not olarak, gelenekçiler hicretten sonraki ikinci yıl oruç tutmaya başladığını ileri sürerler. Yani onlara göre 2:185 daha önce Yesrib’de inmişti. Bunun yanında gelenekçiler 9. Surenin (ki onlara göre bu takvim değişikliği emri buradadır) Peygamberin ömrünün sonlarında indiğini iddia ederler. Bu görüşe göre Hz. Muhammed hayatı boyunca yanlış günlerde oruç tutmuştur.

Sözde Ramazan ayının başlangıcı ile ilgili bir başka faktör yeni sistemin uygulandığındaki ay dizilimidir. Kuran öncesi çağlarda, Araplar tek bir takvim kullanmamıştır. 4-5 ve 6 mevsime dayanan bir takvim sistemleri vardı. Bazı Araplar Perslerin takvim sistemini, bazıları Yahudilerin bazıları ise Romalıların sistemini kullanmıştır. Ömer’in getirdiği takvim ise bu takvimlerden farklı bir ay sistemine sahipti, bu gelişi güzel karar da sözüm ona Ramazan ayını etkilemektedir.

Bundan dolayıdır ki, yeni ayı gözlemlemekten başka Ramazan’ı etkileyen 3 tane birbirinden farklı gelişigüzel etmen vardır. Yani şu anki Ramazan ayı tamamen keyfidir ve oruç tutmak için rasgele seçilen bir aydan farkı yoktur.

Gelişigüzel Ramazan denen bir ay belirleme Yahudilerin, Hristiyanların ve mezhepçilerin “kutsal” günlerini belirlemede karşılaştığı probleme benzer. Örneğin, mezhepçilere göre Cuma dedikleri (yaygın bir isim olan yevm el cumuat / toplanma zamanı) gün kutsaldır ve geleneklerine göre Adem bu günde yaratılmıştır. İnsanların anlayamadığı şey ise bu haftanın tamamen gelişigüzel seçilmiş olmasıdır. Hafta her zaman 7 gün olmamaıştır. Örneğin eski Mısırlılar 10 günlük bir sistem kullanırken Mayalılar 20 günün bir hafta ettiği bir sistem kullanmıştır.

Şimdi sorunu Kuran’dan çözmeye çalışalım.

2:185 “Şehr ramazan”; insanlara kılavuz olan, iyi-kötü ayrımıyla hidayetten kanıtlar getiren Kur'an, onda indirilmiştir. O halde kim eş-şehr’e TANIK OLURSA onu oruçlu geçirsin. Hasta olan veya yolculuk halinde bulunan, tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutsun. Allah sizin için kolaylık ister; O sizin için zorluk istemez. Tutulmamış olan günleri tamamlamanızı, sizi doğru yola kılavuzladığı için Allah'ı yüceltmenizi ister. Ve sizin şükretmeniz umulmaktadır.

Ayetin yanlış yorumlanması “şehr” sözcüğünün ay anlamına gelmesini düşünmekten ileri gelir. Aslında “şehr” ay demek değildir. Klasik Arapça sözlüklerine göre, Araplar Ay’a “şehr” derdi. Peki bu “şehr” kelimesinin ima ettiği şey nedir?

Klasik Arapça Sözlüklerinde bu kelimenin etimolojisiyle geniş ölçüde yer alır. Örneğin aynı kökten gelen “eşherat” göbeği büyümüş hamile bir kadını anlatmak için kullanılır. “Şehiret” kelimesi de geniş ve kilolu bir kadını anlatmak için kullanılır. Yani kelimenin tüm etimolojik anlamları “geniş bir şey” “göze çarpan bir şey” ile ilgilidir.

Kuran öncesi dönemde Ramazan denilen bir ay olduğuna dair bir kanıt yoktur. Razaman sıfat olup “yakan, kavuran” anlamlarına gelir. Bu kök Kuran’da bir kere geçtiğinden karşılaştırma yapma imkanımız yoktur. Ancak, dolaylı olarak anlamını teyit edebiliriz. 2:217 gibi ayetler “eşşehril haram”’da büyük bir savaşın olduğunu söyler. Artı 9. Sure antlaşmayı bozan müşriklerle yapılan savaşı anlatır. 9:81 ayeti müşriklerin sıcaktan korktuklarından bahseder. Hemen sonraki ayette (9:86) o dönem inen bir ayetten bahseder ve 2:185den bildiğimiz gibi “şehr ramazan” Kuran’ın indiği zamandır bu da “şehr ramazan” ve “eşşehril haram” arasında yeni bir bağ sağlar.

Bu anlayışla tekrar çevirimizi yapalım:

2:185 Kavuran dolunay; insanlara kılavuz olan, iyi-kötü ayrımıyla hidayetten kanıtlar getiren Kur'an, onda indirilmiştir. O halde kim dolunaya TANIK OLURSA onu oruçlu geçirsin. Hasta olan veya yolculuk halinde bulunan, tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutsun. Allah sizin için kolaylık ister; O sizin için zorluk istemez. Tutulmamış olan günleri tamamlamanızı, sizi doğru yola kılavuzladığı için Allah'ı yüceltmenizi ister. Ve sizin şükretmeniz umulmaktadır.

Bu sistem hiçbir takvime bağlı değil, gözle görülür kozmik bir olguya bağlıdır.

Kavuran sıcaklık ne zaman başlar? Kavuran sıcaklık yaz gündönümüyle başlar. Bu Güneş’in en dik açıyla geldiği ve gölgelerin en kısa olduğu zamandır. 25:45 ayeti Güneş ve gölge hakkındaki ilişkiden bahseder.

Garip olan şey ise, yaz gündönümünün dolunayın diğerlerinden farklı olmasıdır. Diğerlerine oranla daha alçaktan yol alan Ay’ı beynimizi algılaması diğerlerine göre daha da kolaylaşır. Hatta, dolunay daha büyük göründüğü gibi, alçakta olan Ay Dünya’nın tozlu atmosferi ile turanjımsı bir renk alır. Bu nedenle uyarı ışıkları da turuncudur. Bu renk güçlü bir görsel cevap yaratır.

Şimdi sıra takvime geldi. Kuran, güneş takvimini mi yoksa ay takvimini mi baz alır?

10.5 Güneş'i ısı ve ışık kaynağı; Ay'ı, hesabı ve yılların sayısını bilesiniz diye bir nur yapıp ona evreler takdir eden O'dur. Allah bütün bunları rastgele değil, şaşmaz ölçülere bağlı olarak yaratmıştır. Bilgiyle donanmış bir topluluk için ayetleri ayrıntılı kılıyor.

Bu ayetten her ikisinden de yararlanıldığını gösterir. Güneş yılına işaret eden bir başka ayet 17:12’dir:

17.12 Biz, geceyi ve gündüzü iki ayet yaptık; sonra gecenin ayetini silip gündüzün ayetini gösterici yaptık ki, Rabbinizden bir lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabı bilesiniz. Biz her şeyi ayrıntılı bir biçimde açıkladık.

Gece ve gündüzü belirleyen Ay değil Güneştir. Bu ayet yılın Güneş yılına göre olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Daha fazla teyit için 12:47-49 ayetlerine bakılabilir. Burada yıldan yıla değişmeyen zirai devirler yılın güneş takvimine göre olduğunu doğrular.
Genellikle yanlış çevrilen 2:189 ayetine gelelim:

2.189 Sana, doğan Aylardan sorarlar. De ki: "Onlar, insanların çeşitli yararları ve bir de hac için vakit ölçüleridir." Hayırda erginlik/dürüstlük evlere arkalarından girmeniz değildir. Hayırda ergin/dürüst o kişidir ki, takvaya sarılıp korunur. Evlere kapılarından girin. Allah'tan korkun ki kurtuluşa erebilesiniz.

Yaşar Nuri Öztürk Türkçe’de de kullandığımız “Hilal” kelimesinin çoğulu “ehilet” kelimesini “doğan ay” olarak çevirmiş. Klasik Arapça sözlüklerde ise Hilal ayın başlangıcı ve sonunu anlatır. Şimdi doğru çeviriyi yapalım:

2.189 Sana, hilalleri soruyorlar. De ki: "Onlar, insanların çeşitli yararları ve bir de hac için vakit ölçüleridir." Hayırda erginlik/dürüstlük evlere arkalarından girmeniz değildir. Hayırda ergin/dürüst o kişidir ki, takvaya sarılıp korunur. Evlere kapılarından girin. Allah'tan korkun ki kurtuluşa erebilesiniz.

Yukarıdaki ayete göre Hilaller insanlar için zamanlama için vakit ölçüleridir.

Zamanlama ile ilgili diğer bir ayette Musa’nın bu süreyi tamamladığı 7:142 ayetidir. Yani ”mevakıt” birşeyi tamamlamadaki zaman ölçüleridir.

7.142 Mûsa ile otuz gece için vaatleştik. Ve bunu, bir on ekleyerek tamamladık. Böylece Rabbinin belirlediği süre kırk geceye ulaştı. Mûsa, kardeşi Hârun'a dedi ki: "Toplumum içinde benim yerime sen geç, barışçı ol, bozguncuların yolunu izleme!"

89:2 ayetinde de 10 geceden bahseder...

İlginç olan şey ise, dolunayın hilal şekline varması da TAM 10 gün sürer.

7:142 ile 2:196daki 10 gün hac / tartışma günleri arasında bağ olduğu açıktır. 2:196da Hac / tartışma zamanı 3 gün tutulacak oruç kişinin ailesi haramlara itaat yapısında değilse 7 gün daha tutup 10a tamamlanıyor. Ailesi haramlara itaat yapısında olanlar ise 10 gün kalıyorlar. Bu mantıklı çünkü ailesi doğruyu bulamamış olanlar dönüp onlara duyduklarını anlatacaktır. Böylece, 2:189, 7:142 ve 2:196 ayetlerini birleştirdiğimizde “ehilet”in Hac’ın başlangıcı değil bitişi için bir zamanlama olduğunu görebiliriz.

<dolunay><---10 gün--><-- incelen hilal 4-5 gün--><-- genişleyen hilal 4-5 gün--><---10 gün--><dolunay>

İşte hilaller bu şekilde Hac / tartışma için zamanlama sağlar. Böylelikle insanlar yıl boyunca 4 kere Hac / tartışma için toplanma şansı elde ederler. 2:184 “BİR KAǔ (madudat) gün oruçtan bahseder ve 2:185 bu rakamın tamamlanmasından. Madudat kelimesi “birkaç” demektir ve 3 ile 10 arası bir rakamı ifade etmek için kullanılır.

Şimdi haram ayların buna nasıl uyduğunu göreceğiz. İlkten geleneksel görüşe bakalım:

09:37 O nesi (haram ayları geciktirmek) ancak küfürde ileri gitmektir ki, bununla kafirler şaşırtılır; Allah'ın haram kıldığının sayısına uydurup da Allah'ın yasakladığını helal kılmak için onu bir yıl helal, bir yıl haram sayarlar. Bu şekilde onların kötü işleri kendilerine süslenip güzel gösterildi. Allah ise, kafirlerden ibaret bir topluluğu doğru yola erdirmez.

Ay takvimi “nesi” den sakınmak için benimsenmiştir. Nesi kelimesi hakkında fikir birliği yoktur. Bazıları bunun takvime ilave edilen aylar olduğunu düşünür. Tüm klasik Arapça sözlükleri “nesi”yi “gecikme” olarak alır ve Arapların haram ayları geciktirdiğini yazar. Kelimenin etimolojisi “gecikme” olduğundan bu bir takvim değişikliğini gösteriyor olamaz. Artı gelişigüzel ayarlanan “haram ay” güneş takviminde olduğu gibi ay takviminde de sapmaya sol açabilir.

Ay takvimini haklı çıkarmak için öne sürülen bir başka ayet 9:36dır.

9.36 Gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre, Allah katında ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. Eskimez din işte budur. Artık o aylar içinde benliklerinize zulmetmeyin. Müşrikler sizinle nasıl topyekün savaşıyorlarsa siz de onlarla topyekün savaşın. Şunu bilin ki, Allah, takva sahipleriyle beraberdir.

Gürcü güneş takvimi ayı 12’ye tamamlamak için 31, diğerlerinin 30 veya 28/29 gün ile bazı keyfi periyodları vardır. Sözüm ona İslami takvim yıl içerisinde 12.3 ayı var, 12 değil. Şimdi bazıları yıl içinde bazen 13 dolunay olduğunu ileri sürebilir. Ancak bizi ilgilendiren bunların sayıları değil yıl içindeki toplamlarıdır. Yıl içinde her zaman 12 ay sayıp bunların 4ünü yasak olarak saymalıyız. Yaz gündönümünden sonra bu aylar başlayacaktır. Peki yıl içinde 13 dolunay olduğunda ne yapmalıyız? Cevap bu 13. dolunayı saymamaktır. Böylece ay sayımını tekrar düzenlemiş ve “ramazan” yaz gündönümünden sonraki ilk ay olacaktır.

Bu bulmacayı çözdüğümüze göre, tekrar haram aylara dönelim. Yaz gündönümünden sonraki ilk dolunayın ilk haram ay olduğunu gördük. Böylece yaz gündönümünden sonra sayılan 3 dolunay bize kalan haram ayları da verecektir. Yani haram aylar yaz ortasından güz ortasına kadar sürer.

Haram ayı belirlemedeki bu ölçüt yabani hayvan avlamadaki kısıtlamalar için önemlidir. Dikkat edilirse bu yasak evcil çiftlik hayvanlarını kapsamaz (5:1). Peki neden? Çünkü yazın yabani hayvanların üreme mevsimidir. Dişi bir hayvanı öldüren kişi yeni doğmuş veya doğacak çocuklarını da öldürmüş olmaktadır.

Sonuç olarak, Allah’ın yasak aylar için bize kesin, açık işaretler vermiştir. Bu işaretler insan elinden çıkmış takvimlere bağlı değil kolayca gözlemlenebilen kozmik fenomenlere bağlıdır. 2:185. ayette kim buna “şahit olursa” diyor. Kimse gelenekse ramazana şahit olamıyor. Bu nedenle iman edenler yeni bir başlangıç yapıp sisteme kendilerini tekrar ayarlamaları gerekir

------------------

Makale Ceviriyi yapan Gercek islam sitesinden alinmistir

Yukarı dön Göster TekKuran's Profil Diğer Mesajlarını Ara: TekKuran
 
Abdullah16
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 21 eylul 2005
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 727
Gönderen: 01 eylul 2006 Saat 11:55 | Kayıtlı IP Alıntı Abdullah16

 Selam Tekkuran,

  Uzun zamandır yazmıyordun.yalnızca Kuran demene amenna ama bunu hayattan kopuk bir kuran imajıyla vermenizi asla onaylamıyorum.Zaten linkini verdiğiniz siteyi de takip eden birisi olarak,oranın fitneyi seven kişilerce nasıl maskara edildiğini de biliyorum.

    Bu nedenle geleneksel anlayışın Kuran anlayışı ile,sizin Kuran anlayışınızın sonuçta Kuranı rehber olmaktan çıkarmaya yönelik olduğunu(siz öyle olmasını istemeseniz de)görüyorum.Alıntıladığınız yazı da aynen öncekiler gibi Kuranı tahlil etmeye değil,tahrip etmeye yönelik olduğundan silinmesinin yararlı olacağına inanıyorum.ilgilenen arkadaşların eleştiri ve görüşlerini bekliyorum.



__________________
''Eğer biz bu Kur'anı bir dağın üzerine indirseydik,kesinlikle onun,Allah korkusuyla baş eğerek parça parça olduğunu görürdün..''Haşr:21
Yukarı dön Göster Abdullah16's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Abdullah16
 
ebuzer
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 18 mart 2006
Yer: Fiji
Gönderilenler: 244
Gönderen: 01 eylul 2006 Saat 13:19 | Kayıtlı IP Alıntı ebuzer

selam

Bu yazı benimde kafamı epey kurcalıyor,defalarca okudum.Birtürlü sonuca ulaşamadım.Konuya ilişkin derin bilgileri olan dostlardan ilmi yardım bekliyorum.

---

Sayın Abdullah bey kardeşim biraz duygusal davranmışsın.Oysa konu ciddi ...(enazından benim açımdan)..Herkes aynı şekilde düşünmek zorunda değil .Nekadar farklı bakış açılarına vakıf olsak o kadar ufkumuzun genişleyebileceği kanaatindeyim.

 

selam ve dua ile



__________________
HAKİKATİ NERDE BULURSAN AL..
Yukarı dön Göster ebuzer's Profil Diğer Mesajlarını Ara: ebuzer
 
Deli_Veli
Newbie
Newbie
Simge

Katılma Tarihi: 03 eylul 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 33
Gönderen: 03 eylul 2006 Saat 15:14 | Kayıtlı IP Alıntı Deli_Veli

Arkadaşlar    kuranda   haram   ayları  ile  yukardaki  makaleden  başka bir makale  veya  bana  kurandan  ayetlerle  haram  aylarının adını   gösterebilirmisiniz...çok önemli 

__________________
Allah hakkında yalan uyduranlar asla felah bulamazlar
Yukarı dön Göster Deli_Veli's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Deli_Veli
 
Abdullah16
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 21 eylul 2005
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 727
Gönderen: 03 eylul 2006 Saat 16:02 | Kayıtlı IP Alıntı Abdullah16

  

 

          Hacc ve haram Aylar

    Günümüzde dinin Kuran`a göre uygulanmadığı konulardan biride Hac`dır. Hac vazifesi günümüzde kısa süreye sıkıştırılmıştır. Bu kısa süre içerisinde milyonlarca insanın kontrolüde zor olduğundan üzücü olaylarla karşılaşabiliyoruz ve birçok hacı aslında Kuran`da olmayan(şeytan taşlama gibi) yerlerde vefat ediyor.

  Kuran`da Bakara 197 de Hac bilinen aylardır derken çoğul ifade kullanılır. Buradaki çoğul eki arapçada enaz 3 ü ifade eder. Hac aylarının bilinen aylar olması onların eskiden beri bilinmesi ve onların aynı zamanda haram aylar olması özellikleri vardır.

    Haram aylarda savaşın yasak olması Hac görevinin yerine getirilmesini sağlar. Bakara 194. ayette haram aylardan bahsetmesinden iki ayet sonra Hacdan bahseder.Bakara 217. ayette haram aylarda savaşmanın büyük suç olduğu vurgulanır aynı zamanda haccın yapıldığı Mescid-i Haram`a ulaşılmasının engellenmemesi gerektiğini söyler.

    Maide 2de haram ay ve haccın ihramları beraber geçiyor. Tevbe 36 "...Allah katında ayların sayısı 12 dir. Bunlardan 4 ayı haram aylardır..." der. Bakara 189 da bu 4 ayın kameri takvimdeki tam aylar olduğunu anlarız.

  Kuran`ı okuyan herkesin Haccın 4 haram ay olan Zilhicce Muharrem, Safer, Rabiul Evvel de olabileceğini bilmesi gerekir ama çoğumuz böyle yapmayıp kulaktan dolma bilgiler ve geleneklerle yetindiğimiz için ne dinimizi doğru dürüst biliyoruz ne de uygulamalarını.



__________________
''Eğer biz bu Kur'anı bir dağın üzerine indirseydik,kesinlikle onun,Allah korkusuyla baş eğerek parça parça olduğunu görürdün..''Haşr:21
Yukarı dön Göster Abdullah16's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Abdullah16
 
Abdullah16
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 21 eylul 2005
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 727
Gönderen: 03 eylul 2006 Saat 16:16 | Kayıtlı IP Alıntı Abdullah16

 NOT:Bu alıntıları tartışmaya katkı olsun diye alıntılamaktayım.Kuranda bu ayların isimlerinin yer almamasını,o çağın konjoktürünü günümüze taşımamak veya ismi konusunda tartışma olmayan bu günleri zikretmeyi gerekli görmemek olarak düşünüyorum.


          TEARÜF(BİLİŞİM)VE HARAM AYLAR


Yrd. Doç. Dr. AHMET İNAN

'Sizi, bilişesiniz diye ulus ulus; kabile kabile kıldık.' Kur'an: 49/13


Arapça'da 'tefa'ül' babından gelen fiiller müşareket, yani karşılıklılık ifade ederler. Tefa'ül babından gelmiş olan Tearüf kelimesi, karşılıklı olarak birbirini tanımak ve bilmek (bilişmek) anlamına gelir. Bu yazımızda, Kur'an merkezli bir antropoloji ve sosyoloji inşa etmede bize önemli ilhamlar bahşedecek nitelikteki bu anahtar kavramı açmaya çalışacağız. Ancak bu kavramı daha iyi anlayabilmek için Kur'an'dan yaklaşık bir asır öncesinden başlayarak Kur'an'ın indirildiği zamanlara kadar gelmek icap edecektir.

Kur'an'ın inişinden yaklaşık bir asır öncesinde Mekke ve Medine civarında yaşayan Araplar, basit sebepleri bahane ederek kırk yıl, altmış yıl devam eden savaşlar yürütürlerdi. Savaşlardaki kahramanlıklar nesilden nesile aktarılırdı. Atılganlık ve savaşçılık en öndeki değerlerdi.

'Eyyam'ul-Arab' edebiyatı da bu savaşlardan doğmuştur.

Sözgelimi, Tağlib'li bir reis tarafından yaralanan yaşlı bir kadının devesi sebebiyle başlayan Buas savaşı, kırk yıl sürmüştür. Bir at yarışı sebebiyle ortaya çıkan ve adını 'Dahis' adındaki attan alarak Eyyam'ul-Arab edebiyatına 'Dahis Günü' olarak geçen olaydan sonra devam eden savaşlar, yarım asırdan fazla devam etmiştir.

Barışa duyulan ihtiyaç

Ancak hayat sadece savaştan ibaret olamazdı; yıllık ihtiyaçlarını karşılamak, ekonomik ve sanatsal faaliyetlerini sürdürmek için panayırlara da ihtiyaçları vardı. Bu ihtiyaçlarını karşılamak için ateşkes süreçlerine şiddetle ihtiyaç duymakta idiler. Bu nedenle Hicaz bölgesindeki Araplar senenin bazı aylarında savaşmama kararı almışlar; Zilka'de, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarında savaş yapmayı haram kabul etmişlerdi. Bu aylara, haram ayları (eşhur'ul-hurum) denilmekteydi.

Esasen Araplar arasında canlı bir ticari faaliyet sürmekte idi. Arabistan'ın birçok yerinde hemen hemen yılın her ayında panayırlar yapılmaktaydı. Bir panayır bitince, diğer panayıra geçerlerdi. Mesela, kuzeyde Dumet'ul-Cendel'de Rebiulevvel ayı başında panayır kurulur, buradan Hicr bölgesindeki panayıra gidilir, oradan da Umman'a, sonra Hadremevt'e, Aden ve Sana'ya kadar gidilirdi. Suriye'nin güneyindeki Bursa da önemli bir pazar yeri idi. Yılın diğer aylarında buralara ticari seyahatler yapılır ve sonra da haram aylarda Hicaz bölgesine gelirlerdi. Zilka'de'nin başında Taif ile Nahle arasında bulunan Ukaz panayırına gelerek Zilka'denin yirmisine kadar yirmi gün boyunca ticari ve sanatsal faaliyetler yapar, oradan Mecenne ve Zülmecaz panayırlarına gelirler ve Zilhiccenin 10'unda Mekke'ye gelip Kabe'yi ziyaret ederlerdi.

'Haram aylar'

Görülüyor ki Arabistan'ın Hicaz bölgesinde çatışma düzeyi fazla yoğunluklu olduğundan, Araplar ancak haram aylarda bu bölgede serbest dolaşım imkanı bulabilmekteydiler.

Arap kültüründe Kur'an öncesi oluşan 'haram aylar' (eşhur'ul-hurum) kavrayışının, çok uzun süren savaşların etkisiyle ortaya çıkan geçici ateşkes ihtiyacından kaynaklandığını düşünüyoruz. (Çatışma teorisi) Ancak zaman zaman savaşın kızgınlığı sebebiyle çatışmalar haram aylara da sarkmaktaydı. Nitekim ficar savaşları (eyyam'ul-ficar) haram aylarda yapılmış; bu nedenle de kutsallığa tecavüz eden savaşlar anlamında 'ficar' adını almıştır. Ficar savaşlarından birine, henüz kendisine peygamberlik gelmeden, gençlik yıllarında Hz. Muhammed de katılmıştı.

Öte yandan Hz. Muhammed'den önce de Hac vardı. Haccın ilanı ile başlayan haram aylarda ekonomik faaliyetler başlar, senelik ihtiyaçlar karşılanır, panayırlar kurulurdu. Ukaz panayırı bunun en canlı örneğidir. Haram aylarda kurulan Ukaz panayırında ekonomik ve kültürel faaliyetler canlanır, sulh ve selamet hakim olurdu. Bedeviler ürettikleri malları takas yapmak üzere Hicaz'da yerleşik halkın yaşadığı şehirlere gelir, Ukaz fuarında ve Kabe'de dini ve ticari faaliyetler hızlanırdı.

Serbest dolaşım hakkı

Araplar, sadece haram kabul edilen dört aydan faydalanırken, Kureyş kabilesi, 'basl' kavramını ortaya attı ve kalan diğer sekiz ayda da savaşı durdurma serbestiyeti elde ederek bütün yıl boyunca serbest dolaşım hakkı elde etti ve serbestçe ticaret yaptı. Kureyş, yılın on iki ayında da serbestçe ticaret yapardı ve Araplar onlara saldırmaz, korkusuzca istediği yere giderlerdi. Kureyş'in bu imtiyazlı statüsünün İslam sonrasında da sürdüğü anlaşılmaktadır. Nitekim bu durum Kureyş suresinde 'ilaf' kavramıyla ifade edilir. İlaf kelimesi, Türkçe'de de kullandığımız 'ülfet' kelimesiyle ilişkilidir. Savaşın hakim olduğu bir ortamda Kureyş kabilesinin serbest dolaşım hakkı alarak ülfet/yumuşaklık içinde çevreye yönelerek serbest ticarete devam ettiğini ifade eder. Nitekim surenin sonunda, 'korkudan emin' (ve amenehum min havf) olma ve açlıktan kurtulma (et'amehum min cu'in) olgularından söz edilmesi, Kureyş'in 'basl', yani kesintisiz ateşkesten dolayı elde ettiği ekonomik imtiyazı ve rahatlığı ortaya koymaktadır. Kur'an, Kureyş suresinin sonunda, bu rahatlığı sağladığı için, Kabe'nin Rabbine şükran ifadesi olarak ibadet edilmesini istemiştir.

Kürtleri 'bilmek'

Araplar arasında beliren haram aylar kavrayışına Kur'an da geçerlilik ve sürdürülebilirlik kazandırılmıştır. Bu sebeple Kur'an, olabildiğince haram aylara riayet etmiş; haram aylar çıkmayıncaya kadar savaşa izin vermemiştir.

Kur'an, haram ayları ertelemeyi (nesi') küfürde aşırılık olarak nitelemiştir. (9/37) Zira haram ayları ertelemek, savaşı başlatmak ya da savaşa devam etmek anlamına gelmektedir. Bu da Kur'an'ın meşru şartlar oluşmadıkça asla istemediği bir durumdur. Ancak karşı taraf, nes'i (erteleme) yapmak suretiyle haram ayları boşa çıkararak Müslümanlara savaşı tahmil ettiğinden, Kur'an, haram aylarda savaşma yasağını kaldırmıştır. (9/37) Kuşkusuz bu zorunluluktan doğmuştu.

Kur'an, savaş hukuku da vaz' etmiş olmasına rağmen, onun nihai amacı, savaş ve çatışma değil; barış ve uzlaşmadır.

Kur'an, bir zaruret olmadıkça savaş konseptini kabul etmez.

Onun gai hedefi, yeryüzünde barışın tesis edilmesidir.

Kuşkusuz Kur'an'ın barışa ulaşma konusunda ortaya koyduğu birçok formülden söz etmek ve bunları genişçe izah etmek mümkündür. Ancak Kur'an'ın barışa ulaşma konusundaki en merkezi kavramının 'tearüf' kavramı olduğunu düşünüyoruz.


Kur'an, ulusların birbirini karşılıklı olarak tanımalarını esas almaktadır. Bu, kuru kuruya bir tanışma ve bilişme değil; birbirinin kültürünü, dilini, tarihini, uygarlığını tanımayı ve bilmeyi kapsar. Sözgelimi Türkiye'deki üniversitelerde Kürdoloji bölümleri açarak Kürtlerin dilini, tarihini, kültürünü akademik araştırmalarla ortaya koymak da Kur'an'daki bilişim kavramının kapsamına girer. Şayet bilişim yapılırsa, uluslar arasında çatışma düzeyi giderek iner ve sıfır çatışmasızlık düzeyine ulaşılabilir.

Çatışa çatışa...

İnsan kelimesi Arapça'daki enise kelimesinden gelir. Enise, ünsiyet kurma, iletişim yapabilme anlamına gelir. İnsana bu sebeple insan denilmiştir. Enise kelimesinin zıddı, vahşileşmek anlamına gelen vahişe kelimesidir. İnsanlar bilişim yapabilme kabiliyetine sahip olarak yaratılmış olmalarına karşın, zaman zaman bu yetilerini kullan(a)mayarak düşmanlıkta direnirler.

Kur'an'ın tearüf formülünü ortaya koyması, çatışmayı bertaraf etmeye yönelik en önemli ilkedir. Şayet taraflar birbirlerini ısrarla inkar ederlerse o zaman, doğa gereği çatışmalar başlar. Çatışma teorisinde ifade edildiği üzere, sınama-yanılma yoluyla, çatışa çatışa sonunda barışa varırlar. Ama bu taraflara çok pahalıya mal olur. Kur'an, bunun önünü kesmek için tearüf formülünü ortaya koyar. Bu kabulün ön şartı da bilişmekten geçer. Eğer taraflardan biri, diğerini tanımayı reddediyorsa, yani tearüfü/bilişimi kabule yanaşmıyorsa, işte o zaman iş çetrefil hale gelir; barışa giden yol kilitlenmiş olur. İşte o zaman doğanın zorunlu yasaları devreye girer. Ancak insanlar verili akıl sayesinde, öngörüyle doğanın zorunlu yasalarının kendilerine vereceği tahribatın önüne geçebilirler. Tearüf, böylesi bir öngörüdür. Savaş ve çatışmaları önleyecek en önemli çare tearüf'tür. Tearüf basiret ister; öngörü ister.



__________________
''Eğer biz bu Kur'anı bir dağın üzerine indirseydik,kesinlikle onun,Allah korkusuyla baş eğerek parça parça olduğunu görürdün..''Haşr:21
Yukarı dön Göster Abdullah16's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Abdullah16
 
Deli_Veli
Newbie
Newbie
Simge

Katılma Tarihi: 03 eylul 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 33
Gönderen: 03 eylul 2006 Saat 17:12 | Kayıtlı IP Alıntı Deli_Veli

SELAM  arkadaşlar   biraz  daha  net  açıklamalar  rica ediyorum...özellikle  haram denilen  ayların  isimlerini  veya  ay takviminin  hangi  günlerinde ve ne zaman  başlar ?

__________________
Allah hakkında yalan uyduranlar asla felah bulamazlar
Yukarı dön Göster Deli_Veli's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Deli_Veli
 
Suzi
Ozel Grup
Ozel Grup
Simge

Katılma Tarihi: 28 mart 2006
Yer: United States
Gönderilenler: 150
Gönderen: 04 eylul 2006 Saat 22:36 | Kayıtlı IP Alıntı Suzi

TekKuran Yazdı:

..........Günümüzde kullanılan İslami takvim Halife Ömer zamanında, Hz. Muhammed’in ölümünden yıllar sonra hazırlanmıştır. Bu dönemin arkeolojik kalıntılarından, o zamanlara ait paralardan ve belgelerden kanıtlanabilir.

.......
Bir not olarak, gelenekçiler hicretten sonraki ikinci yıl oruç tutmaya başladığını ileri sürerler. Yani onlara göre 2:185 daha önce Yesrib’de inmişti. Bunun yanında gelenekçiler 9. Surenin (ki onlara göre bu takvim değişikliği emri buradadır) Peygamberin ömrünün sonlarında indiğini iddia ederler. Bu görüşe göre Hz. Muhammed hayatı boyunca yanlış günlerde oruç tutmuştur.

.......
Gelişigüzel Ramazan denen bir ay belirleme Yahudilerin, Hristiyanların ve mezhepçilerin “kutsal” günlerini belirlemede karşılaştığı probleme benzer. Örneğin, mezhepçilere göre Cuma dedikleri (yaygın bir isim olan yevm el cumuat / toplanma zamanı) gün kutsaldır ve geleneklerine göre Adem bu günde yaratılmıştır. İnsanların anlayamadığı şey ise bu haftanın tamamen gelişigüzel seçilmiş olmasıdır. Hafta her zaman 7 gün olmamaıştır. Örneğin eski Mısırlılar 10 günlük bir sistem kullanırken Mayalılar 20 günün bir hafta ettiği bir sistem kullanmıştır.

Şimdi sorunu Kuran’dan çözmeye çalışalım.

2:185 “Şehr ramazan”; insanlara kılavuz olan, iyi-kötü ayrımıyla hidayetten kanıtlar getiren Kur'an, onda indirilmiştir. O halde kim eş-şehr’e TANIK OLURSA onu oruçlu geçirsin. Hasta olan veya yolculuk halinde bulunan, tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutsun. Allah sizin için kolaylık ister; O sizin için zorluk istemez. Tutulmamış olan günleri tamamlamanızı, sizi doğru yola kılavuzladığı için Allah'ı yüceltmenizi ister. Ve sizin şükretmeniz umulmaktadır.

Ayetin yanlış yorumlanması “şehr” sözcüğünün ay anlamına gelmesini düşünmekten ileri gelir. Aslında “şehr” ay demek değildir. Klasik Arapça sözlüklerine göre, Araplar Ay’a “şehr” derdi. Peki bu “şehr” kelimesinin ima ettiği şey nedir?

Klasik Arapça Sözlüklerinde bu kelimenin etimolojisiyle geniş ölçüde yer alır. Örneğin aynı kökten gelen “eşherat” göbeği büyümüş hamile bir kadını anlatmak için kullanılır. “Şehiret” kelimesi de geniş ve kilolu bir kadını anlatmak için kullanılır. Yani kelimenin tüm etimolojik anlamları “geniş bir şey” “göze çarpan bir şey” ile ilgilidir.

Kuran öncesi dönemde Ramazan denilen bir ay olduğuna dair bir kanıt yoktur. Razaman sıfat olup “yakan, kavuran” anlamlarına gelir. Bu kök Kuran’da bir kere geçtiğinden karşılaştırma yapma imkanımız yoktur. Ancak, dolaylı olarak anlamını teyit edebiliriz. 2:217 gibi ayetler “eşşehril haram”’da büyük bir savaşın olduğunu söyler. Artı 9. Sure antlaşmayı bozan müşriklerle yapılan savaşı anlatır. 9:81 ayeti müşriklerin sıcaktan korktuklarından bahseder. Hemen sonraki ayette (9:86) o dönem inen bir ayetten bahseder ve 2:185den bildiğimiz gibi “şehr ramazan” Kuran’ın indiği zamandır bu da “şehr ramazan” ve “eşşehril haram” arasında yeni bir bağ sağlar.

...........

o zaman Oruc farz ne zaman tutacagiz. Bu anlayisa gore Ramazan her sene ayni zamanda tutulmasi gerekiyor. Ay takvimine gore bu mukun degil.

Yukarı dön Göster Suzi's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Suzi
 
ebuzer
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 18 mart 2006
Yer: Fiji
Gönderilenler: 244
Gönderen: 05 eylul 2006 Saat 19:44 | Kayıtlı IP Alıntı ebuzer

selam

Suzi kardeş ,anladığım kadarıyla bu zaman herhangi bir takvime bağlı değil,kozmik zaman mı diyorlar nedir..öyle bişey olsa gerektir.



__________________
HAKİKATİ NERDE BULURSAN AL..
Yukarı dön Göster ebuzer's Profil Diğer Mesajlarını Ara: ebuzer
 
Azure
Katilimci Uye
Katilimci Uye


Katılma Tarihi: 28 mayis 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 80
Gönderen: 26 eylul 2006 Saat 15:15 | Kayıtlı IP Alıntı Azure

Şehru Ramazan denilen aslında işte o Güneş takvimiyle ay takvimi arasındaki gün farkıdır yani 13.aydır yani o linkteki bahsedilen on günlük süredir.her sene aynı zamanda tutulması gerekir.orucun her sene böyle 11 gün kayması tamamen saçmalık.kışın dondurucu soğu olduğunda bile kavurucu sıcaklık mı olur.bunlar hep saptırılmış şeyler.Her sene 11 gün değişen takmvim mi olur.böyle takvim olmaz.Bunu böyle kabul etmek tam atalar dinine uymaktır kurandakiyle alakası yoktur.

Suzi ay takvimine göre de mümkün.normal 12 ay takvimine bir de ramazanı ekle olay tamamdır.Şu ana kadar uygulanan ay takviminin hiç bir geçerliliği yok.
Yukarı dön Göster Azure's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Azure
 

Sayfa Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats