HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Alıntılar, Makaleler
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Alıntılar, Makaleler
Konu Konu: AYRILIKLARIN NEDENLERİ Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
Alperen
Admin Group
Admin Group
Simge

Katılma Tarihi: 09 nisan 2005
Gönderilenler: 2974
Gönderen: 13 ocak 2006 Saat 10:26 | Kayıtlı IP Alıntı Alperen

AYRILIKLARIN NEDENLERİ

Onlar ki Kur'an'ı parça parça/bölük bölük yaptılar.
Rabbine yemin olsun ki, onları toplu halde sorgu suale çekeceğiz/hepsinden mutlaka hesap soracağız; Yapıp ettiklerinden... (Hicr 15:91-93)


Yeryüzünde yaratılmış olan insan türü önce kendisine bahşedilen vahiy nimetinin yönlendirdiği istikamette tek bir millet olarak yaşamını sürdürüyordu. Sonra hak ile batıl arasında iradeli tercihler sonucu oluşan kutuplaşma ve ayrılıklar başladı. (10:19). Yanlış tercihlerde bulunanlar; kurtuluş, adalet ve mutluluk yolu olarak kendilerine lütfedilen dinlerini (hayat ilkelerini) parçaladılar. Bu insanlar bölük bölük oldular. Ve Her bölük kendini farklı kılan değerleriyle övünmeye başladı (30:32).

İnsanların ayrılığa düşmelerinin nedeni; heva ve heveslerini aşamamaları (25:43), kendilerine Rabbleri katından doğru yolu gösterecek ve şifa olacak kitaplar verilmesine rağmen aralarında yaşattıkları kıskançlıkları kıramamaları (2:213) ve dolayısıyla Allah’ın kitabını gereğince akıl edememeleriydi (2:44). Bir çok konuda ihtilaflar sökün etti. Ve sonra işlerini aralarında parçaladılar, çeşitli kitaplara ayırdılar (25:53). Yani dinlerini parça parça edip, grup grup oldular (6:159).

Kendisine kelimeler verilen (2:37) Adem (a)’dan bu yana tüm insanlık için kurtuluş yolu hep aynı olmuştur. Bu yolun özü ve adı birdir: Allah Katında Din (hayat prensipleri) İslam’dır (3:19). Daha sonra oluşan tahrifatlara rağmen İbrahim (a)’ın dininin adı da budur. Hz. İsa’nın ki de. Tahrif olmuş din anlayışının ve cahili geleneğin çürümüşlüğü karşısında hayatı yeniden ıslah etmek ve insanları aydınlığa ulaştırmak üzere Hz. Muhammed’e tamamlanmış olarak Vahiy edilen (5:3) dinin adı da İslam’dır. Ama toplumsal yaşamda dile getirilen önceki ihtilaflar ve ayrışmalar Muhammed (a)’ın vefatından sonra İslam dünyasında da varlığını göstermiş ve devasa sorunlara neden olmuştur.

Oysa yüce Rabbimiz Kur’an’ı Kerim’de mü’minlerin bilerek hakka şahitlik etmelerini istemişti (42:86). Onların kardeş olduğunu (49:10) ve Allah yolunda birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayacaklarını (61:4) ifade etmişti. Ayrılığa düşülmesi olumsuzlamıştı (42:14). Ve Kitap’ta, ihtilaflardan arınma yolunun Allah’a ve Elçisine yönelmek olduğu gösteriliyordu (4:59). Ayrıca kendilerine apaçık ayetler sunulduğu halde ihtilaftan vazgeçmeyenleri kötü bir akıbetin beklediği hatırlatılıyordu (3:105).

Allah’ın Elçisi hayattayken müslümanlar arasında bölünmelere neden olacak herhangi bir ihtilaf olmadı. Allah’ın Elçisi müslümanların öğretmeni ve önderiydi. Ona itaat etmek Müslüman olmanın zorunlu gereğiydi (4:64). O müslümanlar arasında Allah’ın Kitabı ile hükmediyordu (4:105). Onlara vahyin anlaşılması ve yaşanması hususunda şahitlik yapıyordu (2:143). Ve O’nun döneminde müslümanlar vasat bir ümmet olarak vahdeti oluşturmuşlar ve insanlara tevhidi hakikatlerin şahitliğini sosyal yaşam içinde gösterebilmişlerdi. Bununla birlikte Kur’an Mesajı evrenseldi. O her dönemde ve her iklimde yaşanabilecek vahyi ilkeler ve emirler diziniydi. Müslümanların daha sonraki dönemlerde de Kur’an’ın bildirdiği ve Allah’ın Elçisi’nin uygulamasını gösterdiği doğrultuda; Allah’a topluca kulluk yapmak, aralarındaki işleri istişare ile halletmek, birlikte rüku etmek, zulüm ve saldırı karşısında topluca tavır almak, birbirlerine karşı merhametli ve bağışlayıcı olmak, kendilerinden olan emir sahiplerine uymak, ihtilaflarını Kur’an’ın hakemliğinde çözmek gibi toplumsal sorumlulukları devam etmekteydi. Güçlerin zayıflamaması için birbirleriyle çekişmemeleri ve kardeşlik hukukuna dikkat etmeliydiler (8:46). Dağılıp ayrılmamanın yolu Allah’ın ipine sımsıkı sarılmaktı (3:103).

Ama Hz. Muhammed’in vefatından kısa bir süre sonra müslümanlar da önceki milletlerin başına gelen acı akibeti yaşamaya başladılar. Ümmetin birlikteliğini zedeleyen bazı olumsuzluklar hissedilmeye başlandı ve peşi sıra vahyin ortaya koyduğu toplumsal yasalar varlığını gösterdi. Zira Rabbimiz kendinde bulunan güzel meziyetleri değiştirmedikçe bir millete verdiği nimeti değiştirmeyeceğini bildirmekteydi (8:53). Günümüzsde olduğu gibi İslam tarihi içinde de sürekli olarak gündeme getirilen “vahdet” konusu, aynı zamanda yitirilen bir birlikteliğin ifadesi oluyordu.

İlk dönemlerde müslümanlar’ın coğrafi olarak çok hızlı yaygınlaşmaları, Kur’ani eğitimin ve kültürün o bölgelerdeki yaygınlaşmasını aynı hız ölçüsünde gerçekleştiremedi.  Sonraları ise İslam’a yeni giren kişilerin atalarından öğrendikleri putperest anlayışları yeni kimliklerine taşımalarını giderici yaygın eğitim politikaları üretilemedi.

Bu olgu yanında Kur’an nassları ile karşılaşılan olaylar arasında bağ kurma kabiliyetine sahip yetenekli ve muttaki kişiler yönetimde etkin olamadılar. Kısa bir süre sonra emanet, ehline verilip işler istişare ile idare edileceğine, yönetim, saltanat gibi cahili kültür ve kişisel ihtiraslar insanları Kur’an’ın aydınlığı karşısında köreltti. Müslümanların bazıları Doğru ile yanlışı birbirinden ayıran ölçüt olan Kitab’ı dilleriyle okudukları halde Yahudi ve Hıristiyanlar gibi birbirlerini doğru yol üzerinde olmamakla suçlamaya başladılar (3:113).

Bazıları da ellerinde vahiy bilgisini tutmalarına rağmen çekememezlik yüzünden birbirlerine düştüler (42:14). Kur’an’ın sunduğu kolaylıkve anlaşılırlık imkanları içinde vahye teslim olunacağına, farklılaşan değerler, cahili arzular, beşeri anlayışlar kendilerini Kur’an’la ifade etmeye çalıştılar. Bu noktadan sonra Kur’an’ın parça parça edilmesi (15:91) söz konusuydu.

Hicri birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü asırlarda “Makalat”, “Firak”, “Milel ve Nihal” başlıklarıyla fırkalaşmaların ifadesi olan kitaplar yazıldı. Bu kitaplarda ümmetin bölünen parçaları kendi fırkalarının tezlerini oluşturmaya ve nassları kendi tezleri doğrultusunda tefsir etmeye gayret ettiler. Sosyal konumları vahyi ölçüler belirleyeceğine, vahyi ölçüler ve Hz. Muhammed’in Kur’an pratikleri, Kur’an ve Sünnet müdafaası iddiası altında önceden kazanılmış veya gasp edilmiş sosyal konumlara göre yorumlanmaya başlandı. Artık çoğu kişi için ayetlerin yönlendiriciliği değil, ayetlerin yönlendirilmesi söz konusuydu. Heva ve hevesler ön plana çıktı. Dillerini Allah’ın ayetleriyle eğip bükenler (3:78). Kelimelerin kavramların yerleri değiştirildi (5:41). Allah’ın ayetlerini gizlemeye cüret edenler tövbe edip Rabbimizden af dileyeceklerine, lanetleneceklerini bile bile (2:159) bu tavırlarına gerekçe olacak bazı kelimelere yeni terimsel anlamlar yüklediler.

Allah’ın Elçisi’nin vefatından bir süre sonra, öncelikle toplumsal yönetimi ellerinde tutan kişileri doğrudan ilgilendiren “fısk”, “zulüm”, “iman”, “adalet”, “kader” gibi inanç konulu kavramların yorumlanmasında kötü niyetlerin ve cahili kültürlerin saptırıcılığı devreye girdi. Bu tartışmalar, kesin bilgiden ve vakıadan uak olarak soyut ve Kur’ani ölçülerle çelişen bir tarzda kelami, felsefi, tasavvufi tartışma boyutlarına uzadı. Gaybın bilgi ve anahtarları Allah’ın yanında iken, gaybi konularda farazi tartışmalar ve içtihadlar yapıldı. Allah Kitab’ında inanç konularıyla ilgili yeterli bilgi vermişken, bunula yetinmeyenler, farazi içtihadlarından doğan itikadi mezhepleriyle müslümanların bölünmüşlüğünü daha da arttırdılar.

Söz konusu olumsuzluklar yanında her fırka “fırka-i naciye” (Kurtulacak olan Tek Fırka) olduğu iddiasıyla diğer grupları dışlama ve tekfir etme hastalığına yakalandı. İşbaşına geldikten sonra bozgunculuk yapan (2:205) iktidar sahipleriyle mücadele etmek ve zulmedenlere eğilim göstermemek (11:113) gibi yükümlülüklerini müslümanların çoğu unuttu. Yüce Rabbimiz tabii ki bozgunculuk yapanı ıslah edenlerden ayırt edecekti (2:220). İşlerini kendi aralarında farklı kitaplar halinde parçalayıp-bölenler (23:53) gibi Kur’an’ı terkedilmiş (25:30) bir durumda bırakanlar, yaptıkları haksızlıklardan sonra tövbe edip hallerini ıslah edeceklerine (5:39), diğer grupları bid’atçilik ve bozgunculukla suçlamaya devam ettiler.

Ayrılıklar katmerleşti. İslam tarihi ile ilgili rivayetlere bakılacak olursa, öyle anlar yaşandı ki, küffar karşısında dökülecek kanlar, adeta iç savaşa dönüşen mehep kavgalarında heder edilir oldu. Ümmetin dirlik ve düzenliği bozuldu. Ümmetin bilincini yaşatan tevhidi inanç, islam dünyasında görünebilir bir şekilde toplumsal gücünü yitirdi. Rabbimiz’in “Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin”(42:13) hitabıyla yaptığı tavsiyeye uyulmadı. Birbirleriyle çekişen müslümanlar çözülüp yılgınlaştılar. Rüzgarları kesildi (8:46).

Ama her dönemde boukluklar, çetin ve olumsuz şartlar karşısında topukları üzerinde gerisin geriye dönmeyen, Allah’ın ipine sımsıkı sarılan, salih amellerine devam eden ve tevhidi mücadelenin yılmaz taşıyıcılığını yapan muvahhid ve inkılapçı insanlar varolageldi. Onlar ümmetin en hayırlılarıydılar (98:7). Lakin onlar uzun bir dönem toplumsal değişimi (13:11) sağlayabilecek yeterli bir oluşumu gerçekleştiremediler. Fakat bunula birlikte Allah’ın Kitab’ı önündeki engelleri kaldırmak ve tevhidi duyarlılığı taşıyıp yaygınlaştırmak konusunda çok önemli adımlar attılar. Bu adımlar sayesindedir ki Kur’an’ın hayatımızın bütün alanlarını yönlendiren, okunur-anlaşılır bir kitap olduğu; İslam’a olan şekli bağlılıklarla müslüman kimliği taşıyan insanların yeniden ıslahı, bilinçlendirilmesi; vahdet sorunu, birliğini kaybetmiş ve Batılı kafir güçlerin fikri, siyasi, ekonomik alanlarda fiili kuşatması altına girmiş İslam coğrafyasının gündemini oluşturmaya başladı.

Ve artık müslümanlar gaflet ve cahilliklerinden yararlanan dünya egemen şirk güçleri ve yerli sultanları eskisi kadar rahat değillerdi. Egemenlikleri tehlikeye girebilirdi. Bunun içinde Kur’ani uyanışı sindirmeli ve Kur’an’a yönelen müslümanları bölmeliydiler.

Fakat bugün müslümanların varolan farklılıklarının ve ayrılıklarının nedeni iyi kavranmalıdır. Bugün insanlığın İslam’a, müslümanların da birliğe şiddetle ihtiyacı vardır. Tabii ki “vahdet” soyut temennilerle kurulamaz. Vahdet, varolan ayrılıklardan uzaklaşma emelini içermekle birlikte, ayrılıkların üreme kaynalarını kurutmayı da amaçlamalıdır. O halde ayrılıkların kaynakları yani hastalığın nedenleri iyi teşhis edilmelidir. Bugün muvahhid ve inkılapçı bir yöneliş içinde olan müslümanların ve İslami hareketlerin aralarında varolan farklılıkların temel nedeni emperyalist güçlerin desiseleri değildir. Temel neden: yukarıda ayetler ışığında değindiğimiz ayrılıklar ve tarihi arka plandır.

Kültürümüzü, alışkanlıklarımızı, duygularımızı Kur’an’ın aydınlığıyla tarihi karanlıkların tasallutundan ve bencilliklerden arındırmalı, aynı tarih içinde güç bulan her türlü şirkin, zulmün,ve haksızlığın karşısında yükselen Tevhidi mücadele çizgisini iyi kavramalı ve bu çizgiyi daha da kalınlaştırarak daha da yaygınlaştırmalıyız. Allah, ayrılığa düşülen konularda Kıyamet günü hükmünü verecektir (22:69). Ayrılıklardan kurtulabilmek için topluca Allah’ın ipine sarılmalıyız ve bölünmemeliyiz (3:103).

Bu, dosdoğru olan yoluma uyun. Sizi Allah yolundan ayrı düşürecek yollara uymayın. Allah size bunları sakınasınız diye buyurmaktadır. (En’am 6:153)

Bu da bizim indirdiğimiz bir kitaptır. Kutsal ve bereketli. Artık ona uyun ve korunun ki size rahmet edilebilsin. (En’am 6:155)

 

http://www.kurannesli.org/bilgibankasi/yazi.asp?id=112


 



__________________
Yunus 105. Şu da emredildi: "Yüzünü dine bir hanîf olarak çevir. Sakın müşriklerden olma!"
Yukarı dön Göster Alperen's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Alperen
 
serkangoc
Newbie
Newbie
Simge

Katılma Tarihi: 01 mayis 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 7
Gönderen: 04 temmuz 2006 Saat 23:45 | Kayıtlı IP Alıntı serkangoc

Merhaba,ben Mutlu

       Etrafımdaki dost olarak beraber olduğum insanların hemen hemen hepsi Allah rızası için ellerinden geleni yapıyorlar. Fakat hepsinin ipi farklı. Kendilerine göre hepside Allahın ipine sarılmışlar. Hangisini dinlesem mantıklı geliyor, işin kötüsü. Ben Allah'ın gerçek ipine sarılmak ve asla kopmak istemiyorum. Öncelikle namaza artık bir karar vermek istiyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Müslümanlar birlik olmalıysa, olalım hadi... Kime güvenmeliysek, ne yapmalıysak yapalım...Ben çok korkuyorum...

       Bana kendinizden, eğitiminizden bahsederseniz sizleri daha iyi tanımama ve kimlere takıldığımı bilmem hakkında yardımcı olacaksınız.

      



__________________
ALLAH IM SEN AFFEDİCİSİN AFFETMEYİ SEVERSİN HEPİMİZİN GÜNAHLARINI AFFET
Yukarı dön Göster serkangoc's Profil Diğer Mesajlarını Ara: serkangoc
 
iman
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 16 haziran 2006
Gönderilenler: 751
Gönderen: 05 temmuz 2006 Saat 22:32 | Kayıtlı IP Alıntı iman

serkangoç yazdı

Merhaba,ben Mutlu

Merhaba, bende Umutlu

Etrafımdaki dost olarak beraber
olduğum insanların hemen hemen hepsi Allah rızası
için ellerinden geleni yapıyorlar.

Ne güzel

Fakat hepsinin ipi farklı.
heralde yani, bebek urgana, yetişkinde sicime
tutanamaz değilmi?

Kendilerine göre hepside Allahın
ipine sarılmışlar. Hangisini dinlesem mantıklı
geliyor,

Doğal. herkes kendi tuttuğu yerden anlatıyor

işin kötüsü. Ben Allah'ın gerçek ipine
sarılmak ve asla kopmak istemiyorum.

En önemli sıkıntın burda allahın yalancı ipleri yok. bir
tane ipi var herkesin eline göre şekil alıyor.
Tutması kolay yani. Üstelik açıkta adıda kuran.

Öncelikle namaza artık bir karar
vermek istiyorum.

ikinci önemli sıkıntında burada. Allah senin kararını
değil uygulamanı istiyor

Ne yapacağımı bilmiyorum.
hemen başla.

Müslümanlar birlik olmalıysa, olalım
hadi...

Onlar birlik zaten sen biraz dışardamı duruyorsun
ne?

Kime güvenmeliysek,
Allaha

ne yapmalıysak
Allahın kuranda emrettiklerini

yapalım...
Hadi...

Ben çok korkuyorum...
Ahh.. canııımmm... bak korkacak bişi yok

Bana kendinizden, eğitiminizden
bahsederseniz
sizleri daha iyi tanımama ve kimlere takıldığımı
bilmem hakkında

aaaa!... Ne demiştik? Allahtan ve kurandan başka
bişeye takılmak yok.

yardımcı olacaksınız.
elbette kardeş, yabancı durma öyle. her zaman
muhabbetle
Yukarı dön Göster iman's Profil Diğer Mesajlarını Ara: iman
 
hasan oktem
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 11 temmuz 2006
Gönderilenler: 109
Gönderen: 17 temmuz 2006 Saat 03:27 | Kayıtlı IP Alıntı hasan oktem

 

       İman yazdı :

       aaaa!.. Ne demiştik ? Allah'tan ve Kur'an dan başka bir şeye takılmak yok.

       selam,

       sabah namazı vakti, senin yazına takıldığıma doğrusu çok sevindim ve hoşnud oldum. Allah (c.c) ta seni hoşnud etsin.

       selam ve dua ile.

Yukarı dön Göster hasan oktem's Profil Diğer Mesajlarını Ara: hasan oktem
 
iman
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 16 haziran 2006
Gönderilenler: 751
Gönderen: 17 temmuz 2006 Saat 05:31 | Kayıtlı IP Alıntı iman

ya böyle laf atmayın yaaa..
yarı mahcup kırıtan tazelere dönüyorum.

bil mukabele kardeş iyi dileklerine...

sabah sabah selam ile...
Yukarı dön Göster iman's Profil Diğer Mesajlarını Ara: iman
 
muharrem
Newbie
Newbie
Simge

Katılma Tarihi: 27 agustos 2006
Yer: Almanya
Gönderilenler: 8
Gönderen: 28 agustos 2006 Saat 03:02 | Kayıtlı IP Alıntı muharrem

AHHH ISTE CEVABINI KENDIN VERDIN : İnsanların ayrılığa düşmelerinin nedeni; heva ve heveslerini aşamamaları (25:43), kendilerine Rabbleri katından doğru yolu gösterecek ve şifa olacak kitaplar verilmesine rağmen aralarında yaşattıkları kıskançlıkları kıramamaları (2:213) ve dolayısıyla Allah’ın kitabını gereğince akıl edememeleriydi (2:44).


http://islah.de/sunnet/sun00018.pdf


__________________
www.diewahrereligion.de.tc
Muharrem yildiz
Yukarı dön Göster muharrem's Profil Diğer Mesajlarını Ara: muharrem Ziyaret muharrem's Ana Sayfa
 
Abdullah16
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 21 eylul 2005
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 727
Gönderen: 28 agustos 2006 Saat 09:08 | Kayıtlı IP Alıntı Abdullah16

  Muharrem yazdı:

 "İnsanların ayrılığa düşmelerinin nedeni; heva ve heveslerini aşamamaları (25:43), kendilerine Rabbleri katından doğru yolu gösterecek ve şifa olacak kitaplar verilmesine rağmen aralarında yaşattıkları kıskançlıkları kıramamaları (2:213) ve dolayısıyla Allah’ın kitabını gereğince akıl edememeleriydi (2:44)."Embarrassed

    Selam Muharrem,şimdiye kadar yazdıklarının en iyisi bu işte.Eğer bütün delillerini Kurandan getirecek şekilde yazarsan,bu sitedeki herkes seni alnından öpecektir.Tammamı canım kardeşim,çaktınmı meseleyi?



__________________
''Eğer biz bu Kur'anı bir dağın üzerine indirseydik,kesinlikle onun,Allah korkusuyla baş eğerek parça parça olduğunu görürdün..''Haşr:21
Yukarı dön Göster Abdullah16's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Abdullah16
 
hubeyb
Katilimci Uye
Katilimci Uye
Simge

Katılma Tarihi: 14 kasim 2006
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 58
Gönderen: 10 aralik 2006 Saat 03:20 | Kayıtlı IP Alıntı hubeyb

serkangoc Yazdı:

Merhaba,ben Mutlu

       Etrafımdaki dost olarak beraber olduğum insanların hemen hemen hepsi Allah rızası için ellerinden geleni yapıyorlar. Fakat hepsinin ipi farklı. Kendilerine göre hepside Allahın ipine sarılmışlar. Hangisini dinlesem mantıklı geliyor, işin kötüsü. Ben Allah'ın gerçek ipine sarılmak ve asla kopmak istemiyorum. Öncelikle namaza artık bir karar vermek istiyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Müslümanlar birlik olmalıysa, olalım hadi... Kime güvenmeliysek, ne yapmalıysak yapalım...Ben çok korkuyorum...

       Bana kendinizden, eğitiminizden bahsederseniz sizleri daha iyi tanımama ve kimlere takıldığımı bilmem hakkında yardımcı olacaksınız.

      

merhaba mutlu kardeş

Etrafımdaki dost olarak beraber olduğum insanların hemen hemen hepsi Allah rızası için ellerinden geleni yapıyorlar.  demişsin

şahsım adına ankebut suresi 69.ayetten çok büyük feyz alıyorum

bizim için didinenleri , elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz. Hiç şüphe yok ki Allah iyi davrananlarla beraberdir

Fakat hepsinin ipi farklı.

ip birdir kurandır ama düşüncelerde farklılıklar olabiliyor yarı bilginle az bilgin elbette bir seviyede olamaz.

Hangisini dinlesem mantıklı geliyor,

bence kendi mantığın ne diyor ona bakmalısın çünkü bu yaşam içersinde yapılacaklardan ancak şahsiyetler sorumluur nitekim ayeti kerimede:

hiç bi günahkar başkasının günahını yüklenmez fatır suresi 18.ayet

ve yine ayetlerinde aklımızı kullanmamızı istiyor Allahu teala

Allah pisiğini aklını kullanmayanların üzerine yağdırır.yunus suresi 100.ayet

Alıntı:
Alıntı Mesaj

 

Bana kendinizden, eğitiminizden bahsederseniz sizleri daha iyi tanımama ve kimlere takıldığımı bilmem hakkında yardımcı olacaksınız

sadece kuran diyorum başka hiç bir şey yok

çünkü kitapta hiç bir şey eksik bırakılmamıştır

Kitap' ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.

6 Enam Suresi 38

saygılarımla

 

Yukarı dön Göster hubeyb's Profil Diğer Mesajlarını Ara: hubeyb
 
Tunboga
Katilimci Uye
Katilimci Uye


Katılma Tarihi: 03 haziran 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 66
Gönderen: 15 haziran 2007 Saat 13:49 | Kayıtlı IP Alıntı Tunboga

Türkiye ve diğer islam toplumlarında din muhatabı olan kuruluşlar var , bunları biliyoruz , ayrıca 156 üye devletli bir teşkilat olan İ.K.Ö var

Bu kuruluşlar maaş alan memur çalıştırıyorlar fakat neyazık ki aldıkları paranın helal olduğunu , ben düşünmüyorum

çünkü , diyanetin Prof ünvanlı atıp tutan hocaları , kendi görüşlerini nedense hep dini televizyon kanallarında anlatıyorlar bu anlattıkları da hadis den ibaret , topluma delil sunan prof ünvanlı diyanet mamuru göremiyorum , açıkcası takip etmemde fakat bazen rastlıyorum

bunlardan birinin adı cevat  akşit, 2 kanalda çıkıyor gelde rastlama  anlatmak istediğim , gelin bana tabii olun diyen kimselerden sakınmalı, kendi bilgimizi geliştirmeliyiz



__________________
Cinn 20= Deki Şüphesiz ben ancak Rabbime ibadet ederim ve O'na hiç kimseyi ortak koşmam
Yukarı dön Göster Tunboga's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Tunboga
 

Eğer Bu Konuya Cevap Yazmak İstiyorsanız İlk Önce giriş
Eğer Kayıtlı Bir Kullanıcı Değilseniz İlk Önce Kayıt Olmalısınız

  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats