HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Alıntılar, Makaleler
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Alıntılar, Makaleler
Konu Konu: Zülkarneyn’in Mesajları Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
savasen
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 24 eylul 2005
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 331
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı savasen

Zülkarneyn'in Mesajları


Önce bazı “fâideli” bilgiler…

Esâtir, menkibe, kıssa, tarih

Çoğu zaman bunların birbirine karıştırıldığını görüyoruz.

Oysa Kur’an kıssalarını iyi anlayabilmek için, bu sözcüklerin, bu dili (Arapça) konuşanın zihninde nasıl belirdiğini doğru anlayarak işe başlamamız gerekir…

ESÂTİR kelimesinin kök anlamı Arapça’da yazmak demek… Yazı (satır), yazılı olan satırı okumayıp atlamak (istâr), uyduruk söz yazmak (satara’l-ekâzîb), efsane, hurafe (esâtir), havada savrulan toz (mistâr) kelimeleri bu kökten… Sözcük Arabın zihninde bunları çağrıştırdığına göre, demek ki esâtir gerçeklikte karşılığı bulunmayan, realiteye tekabül etmeyen, okunmadan geçilmiş, bunun için de gerçeklikle alakası olmayan savrulmuş, atılmış, atmasyon, uydurma anlatılar oluyor. Türklerin masal, Yunanlıların mytus, Frenklerin mit dedikleri evvel zaman efsaneleri olarak mülahaza edilmiş ve hurafeler anlamında kullanılmış (Elmalılı). Ustur/usturî/esâtir İngilizcedeki tarih, tarihsel olay, geçmiş anlamına gelen history kelimesini çağrıştırır.

MENQIBE kelimesinin kök anlamı da “bir şeyi delmek/halka önderlik etmek” manasında… Delik, yarık (neqb), önderlik etmek (neqabe), kadın peçe giymek (tenaqqub), daracık yol, sokak, övülecek şey (menqabe), peçe (niqâb), yüzbaşı, kavmin efendisi, topluluğun önderi (naqîb) kelimeleri de bu kökten... Demek ki Türkçe’de menkibe (çoğ. menâkib) kahramanlık destanı dediğimiz şeye tekabül ediyor. Fransızca’daki epique (epik) ile aynı anlamda… Şu halde Arabın zihninde bunları çağrıştırdığına göre menkıbe, eski çağlarda yaşamış kimi halk önderlerini övmek, yüceltmek ve onlara destan yazmak manasında abartı ve yüceltiyi ifade ediyor. Öyleki bu abartı, tarihte yaşamış o önderi (naqîb) kadının yüzünü örten peçe (niqâb) gibi örter, tanınmaz hale getirerek gizeme büründürür ve gerçek hayattan kopararak bir masal kahramanı haline getirir. Menkibe de bu oluyor.

QISSA kelimesinin kökü de “kesmek, kırpmak, takip etmek, aynılık, denklik” demek… Türkçe’ye de geçen kıssa, kısas, makas, takas kelimeleri de bu kökten... Arap anlatıya qıssa demiş; çünkü anlatı, hikâye edilen hâdiseye adeta denktir. Kıssalar da geçmiş insanların ve olayların izini sürerler ve haberlerini sözdeki dengiyle aktarırlar. Bir anlatının kıssa olabilmesi için izini sürmeye ve yazıya layık bir değere sahip olması gerekir (Elmalılı)…Keza İki tarafı birbirine denk olan kesme ve kırpma âletine de maqas denmiş. Trampa veya becayiş de denilen bir şeyin dengiyle değiş tokuş edilmesine de taqas denilmiş; çünkü takasta değiştirilen şeyler birbirine denk olur. Suçun izini sürme, suça denk bir caydırıcı ceza vermeye de qısas denilmiş; çünkü qısas da suçun cezadaki dengi ve karşılığıdır…

Şu halde kıssaya, ele aldığı tarihî kişi ve olaylar uydurma bir masal olmadığı için esâtir, abartı katıp gerçeklikten koparmadığı için menkıbe, öte yandan yer ve zaman belirtmediği için de tarih diyemiyoruz.

Bilakis ele aldığı tarihî kişi ve olayları öykülendirdiği, canlandırdığı, adeta yeniden filme aldığı, dahası tarihî kişi ve olaylar üzerinden evrensel mesajlar vermek istediği için kıssa diyoruz. Çünkü sonraki çağlarda bu tür olayların “denkleri ve benzerleri” olmaya devam edecektir.

Bugün için söyleyecek olursak esâtir masal, menkibe kahramanlık destanı, kıssa da (edebiyatta) yaşanmış bir olayın romanlaştırılması veya öykülendirilmesi, (sinemada) tarihi film veya dizilerdeki canlandırma gibi oluyor.

Demek ki kıssa, ele alınan tarihsel kişi ve olayın anlatı olarak (retoriksel) karşılığı veya dengi oluyor. Yani kıssa esatir, menkibe veya tarih değildir. Esâtir, kıssayla alakası olmayan büsbütün uydurma, menkibe uçurulmuş, abartılmış hali, tarih de kıssanın malzemesi; mesajı değil…

Sonuç olarak Kur’an’ın, esâtir, menkibe veya tarih değil; “kıssa” anlattığı sonucuna varıyoruz.

***

Şimdi…

Gelelim Zülkarneyn “kıssa”sına…

Eski dünyada (MÖ: Muhammed’den önceki çağlar) krallar ve imparatorlar tanrısal güç sembolü olarak “boynuzlu taç” giyerlerdi. Boynuzlar kutsal boğa kültünü yansıtırdı. Mezopotamya’nın gökyüzü ve sema tanrısı olan An (Anu) boynuzlu başlığı ile yöneticilik ve kraliyet düşüncesinin kişileştirilmiş haliydi. Sümerliler onu An diye adlandırırlardı.Yıldızlar onun askerleri, Samanyolu ise onun kişisel yoluydu (Eliade)… İşte bu gök tanrısının yeryüzündeki temsilcisi durumundaki kralların taktığı taca eski çağlarda “Zülkarneyn” deniyordu. Zamanla dinî anlamı unutularak her kralın alelade takdığı bir “krallık armasına” dönüştü.

Şu halde Zülkarneyn “iki boynuzlu taç takan krallardan biri” demektir. Araplar bölge halkı olarak bu ismi bilirlerdi ve onlara yabancı değildi. Bu ismi duyunca bir kraldan bahsedildiğini hemen anlarlardı… Nitekim “Gidin Muhammed’e sorun. Eğer peygamberse Nuh tufanı, Ashab-ı Kehf ve Zülkarneyn’i anlatsın da görelim” diyerek onu test etmek istemişlerdi. Yani yaşlı Araplar şehyleri aşiret odalarında bu tür kıssaları “menkibeleştirilmiş” şekliyle etraflarına anlatıp durmaktaydılar…

Kur’an’da anlatılan Zülkarneyn kıssanın temel mesajının siyasi olduğunu görüyoruz. Çünkü tarihten malzeme olarak seçilen olayın esas kişisi bir kral, olaylar da krallık-halk ilişkileri ile ilgilidir. Buradan, yer, zaman ve özel isimler verilmeyerek sonraki çağların tüm “kralları” ve “krallık olayları” yani devlet, siyaset ve iktidar ilişkileri için evrensel mesajlar verilmek istendiğini anlıyoruz: Yeryüzünde kendisine iktidar verilmiş bir siyasal güç (o günkü çağlarda bir kral veya krallık) hangi değerlere göre hareket etmelidir? İktidarın varlık gerekçesi nedir? Neye karışıp neye karışmamalıdır? Hangi temel amacın “vesilesi” olarak kullanılmalıdır?

Kur’an, Zülkarneyn örneği üzerinden işte bu kadim sorulara yönelik esaslı mesajlar veriyor.

Kur’an o günkü Arapların bildiği Zülkarneyn kıssasını, kişiye, zamana ve mekana gömerek tarihselleştirmek yerine, zaman ve mekandan soyutlayarak bütün zamanlar ve mekanlar için geçerli evrensel siyasi felsefe dersine dönüştürüyor.

İkbal’in tabiriyle “590 yıldır donmuş” olan zihinlerimiz, çoğu kıssa da olduğu gibi, aşiret odasında laflayan yaşlı Arabın yaptığını yaparak kıssayı “menkibeleştirmiş”, insanlığın can yakıcı kadim sorunlarına “şifa” olan asıl mesajını ıskalamışız. Çünkü biz şifadan okunmuş ayet anlarız. O ayetleri muskaların içinden çıkarıp ortaya bir dökelim bakalım neymiş şifa…

Şimdi, ayetleri muskaların içinden çıkarın, asılı durduğu duvarlardan tozunu silerek indirin… Ey devlet ve iktidar sahipleri! Hastalığınıza şifa, derdinize deva burada…

***

“Sana Zülkarneyn'den soruyorlar. Onlara söyle: ‘Size ondan bir hatıra anlatacağım.’ Biz ona yeryüzünde güçlü bir iktidar verdik. Ona her şeyden sebep verdik.” (Kehf; 18/84)

Yani; iktidar sahibi kılmamızın nedeni sırf iktidar olmak değil; sebepleri, amaçları gerçekleştirmek içindi… Demek ki iktidar amaç değil; araçtır. İktidarın bizatihi kendisi amaç olamaz. Ondan daha yüce amaçları gerçekleştirmek için bir araç olarak kullanılabilir. “Devlet” ten daha yüce değerler vardır. Devlet (o çağlarda kral, krallık) bunun için vardır… Batılı modern siyaset felsefecilerinden Machivelli “Hükümdar” kitabında açıkca iktidarın araç değil; amaç olduğunu, bizatihi kendi mantığı içinde iktidarın kendi amacını ve tabiatını yarattığını savunmuştur. Siyaset felsefelerinin çoğunun bu görüşten etkilendiğini görüyoruz.

“Derken o sebebe tabi oldu.” (18/85)

Yani; bir amaca yöneldi… İktidarın yüce amaçlar uğruna nasıl kullanılacağının bir örneği olarak yeryüzünde sefere çıktı, yolculuğa başladı…

“Güneşin battığı yöne doğru o kadar gitti ki, artık güneş bulanık bir suya dalıyormuş gibi görünüyordu. Gittiği yerde bir halk gördü. Dedik ki: “Ey Zülkarneyn! Onları ister cezalandır ister iyi davran.” (18/86)

Yani; çok uzaklara gitti. Gittiği yerde günahkar bir toplumla karşılaştı. Onları cezalandırmakla iyi muamele etmek arasında tercih yapmak durumunda kaldı… Burada da “Devlet ne yapmalı?” sorusunun cevabı veriliyor. Devlet ve iktidar neye karışmalı, neye karışmamalı? Devletin yöneldiği “esas amaç” ne olmalı? Sonraki ayet bunun cevabını veriyor?

“O şöyle dedi: Her kim zulmederse onu cezalandıracağız. Gerisi Rabbine havale edilir, O da görülmedik azapla cezalarını verir.” (18/87)

Yani; elinde iktidarı tutan birisi olarak benim esas işim “zulümle” mücadele etmektir. İktidarın ana görevi budur; haksızlıkların önüne geçmek ve adaleti ayağa dikmek! Bu hususta hiçbir ayrım yapılmamalıdır. İnsanlar “ötekine” haksızlık yapıp, hak hukuk çiğnedi mi iktidarın görevi başlar. Bunun dışında kalan konular Allah’a havale edilir. Onların hesabını Allah ahirette görür. İktidar bu dünyada her şeye karışacak, insanların başına tanrı kesilecek, günah bekçiliği yapacak diye bir şey yoktur…

“Ancak her kim de iman edip iyilik, güzellik ve doğruluk için çalışırsa, buna da en güzel şekilde karşılık vardır. İşimizde ona hiçbir zorluk çıkarmayız.” (18/88)

Demek ki insanlar iman edip iyilik, güzellik ve doğruluk için çalışmalıdırlar (amel-i salihât). İktidar ise insanlar arasındaki mal, can, ırz, namus başta olmak üzere temel hakları korumaya ve kollamaya yönelmelidir. Bunlara yönelik her türlü saldırı, tecavüz ve hak ihlali ile mücadele etmelidir, yani zulümle savaşmalıdır…

“Sonra yine başka bir amaca yöneldi…Nihayet güneşin doğduğu yere vardığında, güneşin, doğayla iç içe yaşattığımız bir halkın üzerine doğmakta olduğunu gördü. İşte böyle, Biz onun yanında olan her şeyi bilgimizle kuşatmıştık.” (18/91)

Demek ki; iktidarın yeryüzünün bir kenarında kendi halinde doğayla iç içe yaşayan, ilkel gördüğü kabile ve toplulukları “çağdaşlaştırmak” için onların yaşam tarzlarını değiştirmeye yönelmemesi gerekir. Onların doğal hayat tarzlarını kendine benzetmeye, zorla değiştirmeye çalışmaması gerekir. İktidar bu anlamda bir halkın hayat tarzına, giyimine kuşamına, yemek yeme biçimine, dini ayin, folklor gibi yerel özelliklerine müdahele edemez. İster ilkel, ister modern tarzda yaşasın, ister son model teknoloji kullansın ister kullanmasın, ister karasabanla, ister bilgisayarla yaşasın, insanlar zoraki bir şeyi benimsemeye, bir yaşam tarzını kabule zorlanamazlar. Doğayla iç içe yaşayan topluluklar yerlerinden yurtlarından sürülemez, yakalanıp modern şehirlere götürülemez, köle yapılamazlar. Onlar insanlığın zenginliğidirler. Bir halka iktidar bizim elimizde, güçlüyüz kudretliyiz diye tek bir yaşam tarzı dayatılamaz. İktidar ancak ve sadece “zulüm-adalet” çelişkisini “baş çelişki” olarak görür ve daima adaletten yana taraf olur.

“Sonra başka bir amaca yöneldi… Nihayet iki set arasına vardığı zaman, önlerinde neredeyse hiç söz anlamayan bir halk buldu. Onlar: “Ey Zülkarneyn! Ye’cuc ve Me’cuc bu yerde fesat çıkarıyorlar. Bu yüzden onlarla bizim aramızda bir set yapman için sana bir vergi ödesek olur mu dediler. Dedi ki: “Rabbimin bana verdikleri daha hayırlıdır; haydi siz bana bedenen yardım edin de sizinle onların arasına sağlam bir set yapayım.” (18/95)

Demek ki iktidarın esas amacı vergi toplamak, mal yığmak ve bu yolla zenginleşmek değildir. Vergi iktidara Ye’cüc ve Me’cüc’e (Herc-u Merc’e) yani kargaşa, altüst oluş, anomie durumu, kanunsuzluk, kuralsızlık, saldırı, talan, işgal hallerine mani olması ve halkını bunlardan koruyacak tedbirler alması için verilir. Yani devlet halkın ödediği parayı kamu yararı için harcamak zorundadır. Halkın vergileri iktidar sahiplerinin zenginleşmesi için kullanılamaz. Burada bir üstünlük yoktur. Asıl üstünlük ve erdem iktidar sahiplerinin kendilerini halk ve kamu yararına vakfetmeleridir…

“Bana demir külçeleri getirin! İki dağın arası demir külçelerle dolunca ‘Körükleyin!’ dedi. Demiri ateş haline getirince ‘Getirin üzerine erimiş bakır dökeyim’ dedi. Artık seddi ne aşabildiler, ne de delebildiler…” (18/97)

Demek ki bir iktidar ülkeyi iyilik ve adalet amacıyla imar etmeli, bu uğurda gerekirse dağları delip kurşun dökmeli, sağlam önlemlerle halkını, saldırı, tecavüz, talan, zulüm ve haksızlıklardan bir zırh gibi korumalıdır.

“Zulkaneyn: Bu, Rabbimin sevgi ve merhametidir. Rabbimin vadettiği an gelince o da yıkılıp gidecektir. Unutmayın, Rabbimin vadi gerçeğin ta kendisidir!” (18/98)

Yani; bütün bu önlemler Allah’ın sevgi ve merhametini çekmek içindir. Yoksa bir toplumun akibeti, zulümler ayyuka çıkar, fesat her yana yayılırsa herc-ü merc, iyilik, güzellik ve doğruluk (salah) yayılırsa mutlulukla sonuçlanır. İktidarların (kral, devlet, siyasi otorite vs.) esas amacı halkın mutluluğuna yönelik bu tedbirleri almaktan ibarettir… Kıyamet günündeki cennet ve cehennem dahi yeryüzünde yapılanların tabiî sonucundan başka bir şey değildir. Yeryüzünü yakıp yıkan cehennemde de yakılıp yıkılır, yeryüzünü imar eden, her yana mutluluk saçan ise cennette de aynısını görür… Bu nedenle devlet, iktidar ve ikbal fani; iyilik, güzellik, doğruluk, iyilik, erdem ve adalet bakidir. Kefeninizle beraber Allah’a bunlarla gitmeye bakın. Yoksa nehir kenarlarında biten otlar gibi yaşamış olursunuz…

***

Kur’an’da tek bir yerde geçen Zülkarneyn kıssası bundan ibarettir…

Kur’an’ın bu çağdaki okurları olarak kıssadan şu üç temel masajı artık çıkarabiliriz:

1- Zülkarneyn yöneldiği birinci yerde günah işleyen bir topluluğa ancak zalim iseler müdahele edip cezalandıracağını söylemiş, gerisini Allah’a havale etmiştir. Bu bir devlet/iktidar için “adaleti esas al” mesajıdır…

2- Zülkarneyn yöneldiği ikinci yerde doğayla iç içe yaşayan bir halkla karşılaşmış ve onlara hiç dokunmamıştır. Bu bir devlet/iktidar için “hürmet ve özgürlüğü esas al” mesajıdır…

3- Zülkarneyn yöneldiği üçüncü yerde saldırı, talan ve işgale uğrayan/uğramak üzere olan bir halkla karşılaşmış ve onlara yardım elini uzatıp demir külçelerle setten duvar yapımına girişmiştir. Bu ise bir devlet/iktidar için “dayanışma, yardımlaşma ve imarı esas al” mesajıdır…

Aldık kabul ettik, ey vicdanın ve merhametin evrensel sesi, bilgelik kaynağı yüce Kitap!

R.İhsan ELİAÇIK





__________________
En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir.
Birbirini anlamayan...
Can Yücel
Yukarı dön Göster savasen's Profil Diğer Mesajlarını Ara: savasen
 

Eğer Bu Konuya Cevap Yazmak İstiyorsanız İlk Önce giriş
Eğer Kayıtlı Bir Kullanıcı Değilseniz İlk Önce Kayıt Olmalısınız

  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats