HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Kur'an'da Dinde Olanlar/Olmayanlar
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Kur'an'da Dinde Olanlar/Olmayanlar
Konu Konu: 39 Başörtüsü takmak Kuranda Var mi ? Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
Alperen
Admin Group
Admin Group
Simge

Katılma Tarihi: 09 nisan 2005
Gönderilenler: 2974
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Alperen

Selam

Birşeyin doğruluğu yada yanlışlığı o şeyi insanların çoğunluğu tarafından yüzyıllar boyu yapagelmesiyle belirlenmez. Rabbimiz bilakis insanların çoğunluğunun sadece zann üzere hareket ettiğini söyler ve çoğunluğa uymanın kişiyi felaha erdirici bir metod olmadığını beyan eder (Enam 116)

Kur'anı atalarımızdan gördüklerimizle yargılamak yada anlamaya çalışmak yerine işe Kur'andan başlamak en güzeli.

"Önyargıları kırmak atomu parçalamaktan daha zordur" denilir. Başörtüsü eylemlerine katılıp, sesi kısılana kadar sloganlar savuran, gösterilerde polisler tarafından tartaklanan ben de uzun bir süre Allah'ın başörtüsü emrinin olmadığını ayetlerden gördüğüm halde kabullenemedim. Ayette açıkça göğüs bölgesinin örtülmesi emri vardı ve asla saçın namahrem olduğu falan da yazmıyordu. Ama kabullenmek epey zordu. Ama yanlış şartlandırılmıştık ve epey gazlanmıştık. Bu gerçeği kabullenebilmem ve hazmedebilmem yani birilerinin dolmuşundan inebilmem iki-üç yılımı aldı.

Zira geleneğin baskısı, yüzyılların tortulaşmış anlayışı insan üzerinde hakikaten dominant bir belirleyici unsur. Bu yüzden Rabbimiz ısrarla "atalar dininden" bahsetmektedir. Bahsetmektedir ama bizler nedense Rabbimizin bu gibi ifadelerle bizleri değil başkalarını ikaz ettiğini varsaymaktayız. Ve böylece en büyük yanlıştan birisini yapmaktayız.

Atalarımızın ürettikleri değerlerden faydalanmak ama onlarla kayıtlanmamak... Onları mutlak doğru varsayıp Kur'anı bu minvalden yorumlamaya çalışma yanlışına düşmemek... Kur'an odaklı düşünebilmek, kendimiz olarak akledebilmek, özgür, özgün ve bağımsız fikirler üretebilmek... Özgür ve özgün yorumları eğer apaçık doğru iseler yüksünmeden ve inat etmeden kabullenebilmek... Tabularımızın altında ezilmemek, önyargılarımızın esiri olmamak...

Şahıs odaklı din anlayışından Kur'an odaklı=Allah odaklı din anlayışına terfi edebilmek...

Not: Kur'andaki islamda Başörtüsünün olmadığına dair güzel bir çalışma: http://www.kurandasevgi.gen.tr/kkadin/index.htm (Solda örtünme başlığına bakınız)

 



__________________
Yunus 105. Şu da emredildi: "Yüzünü dine bir hanîf olarak çevir. Sakın müşriklerden olma!"
Yukarı dön Göster Alperen's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Alperen
 
atuna58
Newbie
Newbie


Katılma Tarihi: 14 eylul 2005
Yer: Turks and Caicos Islands
Gönderilenler: 20
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı atuna58

 

İşte sizin görmek isrediğiniz kadın aşağıda ki şekilde

Geleneksel İslam’ın en çok ilaveler yaptığı konular kadınlarla ilgili olanlardır. Kadını köleden beter yapan, kadının erkek egemen toplumda sadece ev işinde ve cinsellikte kullanılmasını, hiçbir alanda kadına hak tanınmamasını savunan izahlar, toplum nezdinde kabul görsünler diye uydurma hadislere ve mezhep izahlarına dayandırılmış ve bu bakış açısı topluma din diye yutturulmaya çalışılmıştır. Saf dindar kadınların birçoğu Kuran’ın İslam’ı ile bu uydurmaları ayırt edemedikleri için, Allah’ın rızasını umarak bu uydurmalara göre yaşamaya çalışmış ve kendilerini gelenekçi erkeklerin sınırlarını çizdiği kapkara bir dünyada bulmuşlardır. Gelenekçiler; “Peygamber’imiz, cennetin annelerin ayaklarının altında olduğunu söylemiş, kadınlar annemizdir, bacımızdır...” gibi laflar ederek kadınlara çok değer verdiklerini göstermek istemektedirler. Oysa birazdan kadınlarla ilgili gelenekçi kaynaklardaki izahları incelediğimizde, gerçekte kadına ne kadar değer verdiklerini iyice anlayacağız. Kadınlarla ilgili Kuran’da geçmeyen uydurma izahlara değindikten sonra, yine bu uydurmaların etkisiyle yanlış değerlendirilen Kuran’daki bazı meselelere değineceğiz. Bundan bir sonraki bölümde (22. Bölüm) ise başörtüsü gibi günümüzün en çok tartışılan kadınlarla ilgili konusunu, ayrı bir konu olarak değerlendireceğiz. Bu bölümün iyice anlaşılması, o bölümün (22. Bölümün) daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.

KADINLARLA İLGİLİ MEZHEP VE HADİS KÖKENLİ UYDURMALAR

Bu uydurmaların yapılışındaki en temel hedef kadının erkeğine kayıtsız, şartsız itaatini sağlamak olmuştur. Uydurma hadislerle kadının erkeğe her konuda itaati farzlaştırılmış ve bir ibadet gibi sunulmuştur.

Eğer bir kimsenin bir kimseye secde etmesini emretseydim, erkeklerin kadınlar üzerinde olan haklarından dolayı kadınların erkeklere secde etmelerini emrederdim.

Tirmizi, Rada, 10/1159; Ebu Davud, Nikah 40/2140 Ahmed b. Hanbel, Müsned VI, 76; İbn Mace, Nikah 4/1852

Kocanın vücudu irin ile kaplı dahi olsa ve karısı onu yalayarak temizlese yine de kocasının hakkını ödemiş olmaz.

İbni Hacer El Heytemi 2/121 Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 239
Ey kadınlar! Eğer kocalarınızın size olan haklarını bilseydiniz, ayaklarının tozunu yüzlerinizle silerdiniz.
Hafız ZehebiBüyük Günahlar Sayfa 187
En titiz hadis çalışması olan Buhari’de birinci alıntıladığımız hadisi görmemiz, Kuran yalnız ve yalnız Kuran diye niye defalarca tekrar edip durduğumuzun anlaşılmasını bir kez daha sağlayacaktır. Yukarıdaki uydurmaları Peygamber’e fatura edenler, ne yazık ki bu uydurmaların reddi olan Kuran İslam’ını Peygamber düşmanlığı, bu uydurmaların kabulü olan hadislerin, mezheplerin, geleneklerin İslam’ını ise Peygamber’i sevme şampiyonluğu ilan ediyorlar. Böylece kadınları eksik akıllı ve eksik dinli ilan edenler, kimin dinde ve akılda eksik olduğunu gösteriyorlar.

KURAN’IN DİNİNDE KADINUYDURULAN DİNDE KADIN

Kadınların dinleri ve akılları eksiktir.

Sahihi Buhari

Çok lanet ediyor ve kocalarınıza karşı nankörlük ediyorsunuz. Aklı başında bir erkeğin aklını sizin kadar çelebilen aklı ve dini eksik başka bir varlık görmedim.

Müslim, İman, 34/132 İbn Mace, Fiten 19/4003

Kadınları erkeğin kölesi yapan zihniyet bununla yetinmeyip kadınların çoğunu cehennemlik, dinen eksik ilan edip Kuran’ın açık izahlarıyla da çelişir.

Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir.

Sahihi Buhari

Ey kadınlar topluluğu! Sadaka veriniz ve çok istiğfar ediniz. Çünkü ben Cehennem halkının çoğunun sizler olduğunu gördüm.

Müslim, İman, 34/132 İbn Mace, Fiten 19/4003

KADINA CENNET VİZESİ KOCADAN

Bu hadisler gibi kadınların çoğunun cehennemlik olduğunu iddia eden hadislerin yanında, kadının cennete gidişi için kocasının kendisinden memnuniyeti şart olarak gösterilir.

Bir kadın kocası kendisinden razı olduğu halde ölürse Cennete girer.

Riyazus Salihin

Kadınların hayırlısı, erkeklerin yaramazlıklarına, kötü huylarına sabredendir, bu sabır onların cennete girmesine sebeptir.

Kadınlara Dini Bilgiler sayfa:88

Müslim de, Buhari de, Tırmızi de, Muvatta da, Şii kaynaklar da, Emevi ve Abbasi döneminde uydurulmuş, bazı kişilerin kadına kendi bakış açılarını dinselleştirmeye çalışmalarının ürünü olan, bu tip uydurmalarla doludurlar. Oysa Kuran’ın hiçbir yerinde biraz önce örneklediğimiz tipteki hadisler gibi kadınların çoğunun kötü, cehennemlik, dinen eksik olduğu geçmez. Kuran, üstünlüğü erkek veya kadın olmaya değil, Allah’a yakın olmaya, Allah’ın dininde titizliğe bağlar.

Ey insanlar ! Biz sizi bir erkek, bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler kıldık. Şüphesiz Allah katında en üstün olanınız takvaca en ileride olanınızdır.

49Hucurat Suresi 13

Ayetten de anlayacağımız gibi Kuran üstünlüğü bir ırka, bir kabileye veya erkek, kadın gibi bir cinsiyete değil, Allah’ın dinine titizlik, Allah için hatalardan sakınma tipi manalara gelen takvaya bağlamıştır. Oysa buraya kadar gördüğümüz hadislere göre kadın olmak daha baştan cehennemlik olma ihtimalini arttıran bir unsurdur. Bu zihniyet, eksik ve cehennemlik ilan ettiği kadını ezik karakterli bir varlığa dönüştürüp, erkeğin kumandasına verir ve kumandaya itaati de din diye insanlara dayatır. Kuran’ın İslam’ının bu uydurulmuş dinden neden ayrılması gerektiğini daha da iyi anlamak için en itibarlı (!) uydurma kaynaklarını inceleyelim:

Namazı bozan şeyler kara kufuryok, eşek, domuz ve kadındır.

Sahihi Müslim, Salat 265; Tirmizi Salat 253/338 Ebu Davud, Salat, 110/720

Uğursuzluk üç şeyde vardır: Kadında, evde ve atta.

Ebu Davud, Tıb, 24/3922; Müslim, Selam, 34/115 Buhari, Nikah, 17/4805

Kadını uğursuz, namazı bozucu ilan eden zihniyetin iki meşhur yazarı İmamı Şarani ve İmamı Gazali ise kadının neden evde tutulması gerektiği ile ilgili şu aydınlatıcı (!) bilgileri ilerideki nesillere miras bırakmışlardır.

DİŞSİZ, TİPSİZ, YAŞLI KOCALARIN KURTULUŞU

İçinizden biri yaşı ileri, ağzındaki dişleri dökülmüş, görünüş itibariyle de çok çirkin olabileceği gibi aksine karısı da genç ve güzel olabilir. Bu genç ve güzel kadın çarşıya çıktıktan veya davet edildiği düğün ve ziyafetten evine döndükten sonra dışarıda gördüğü yakışıklı erkeklerle yaşlı, dişleri dökülmüş kocasını kıyas ederek kocasının yüzüne dahi bakmak istemez. Belki kocasının kendisini öpmesini ve cinsel ilişkide bulunmasını dahi istemez. İşte genç kadının erkeklerin çokça bulunduğu çarşı, pazar, şenlik ve toplantı gibi yerlere gitmesinin kadın üzerinde yapacağı etki en azından budur.

İmam ŞaraniUhudül Kübra sayfa:773

Dövme yapan ve yaptırana, yüzdeki tüyleri aldıran ve estetik için dişlerini seyrelttiren kadınlara Allah lanet etsin.

Sahihi Buhari

Takma saç takan, taktıran, kaşları incelten, kaşlarını incelttiren, dövme yapan ve dövme yaptıran lanetlenmiştir.

Ebu Davud, Tereccul, 5

Eğer bir kadın peruk takarsa, eğer kol ve yüzüne dövme ya da ben yaparsa, yüzünden ve kaşlarından cımbızla kıl aldırırsa, yüzüne güzellik vermek için şekil değiştirirse lanetlenmiştir.

İmam Şarani – Uhudul Kubra – Sayfa 313, 867, 889

Bir hadise göre Ashabı Kiram karılarının pencere ve kapı aralıklarından dışarıyı seyretmelerini ve erkek görmelerini önlemek üzere evlerinin pencerelerini sıkı sıkıya kapatırlar, dışarıya bakanlara dayak atarlardı.

İmamı Gazaliİhyayı Ulumuddin 2/122

Kadınları zarar vermeyecek miktarda aç, aşırı gitmeyecek kadar da kıyafetsiz bırakınız. Çünkü kadınlar iyice doyar, güzelce giyinirlerse onlar için dışarı çıkıp gezmekten daha sevimli bir şey yoktur. Fakat onlar biraz aç, biraz da çıplak kalırlarsa onlar için evde oturmaktan hayırlı bir şey yoktur.

İbnül Cevzi, Mevzuat, II/282283; Suyuti, Leali, II/154 İbn Arrak, Tenzihü’şŞeria, II/212213

Kadınlarınıza evlerinin kapısında oturmamaları için yeni elbise yaptırmayın, çünkü elbiseleri güzel ve yeni olursa kalplerine dışarı çıkmak arzusu gelir.

İmamı GazaliKimyayı Saadet sayfa:178 İbn Ebi Şeybe, Musannaf, IV/II, 420

Dışarı çıkması kesin gereken kadın ise kocasından izin aldıktan sonra dışarı çıkacak ve şu kurallara kesin uyacaktır:

1Sıkı sıkıya örtünüp kötü giysilere bürüne,

2Hiç çıkmamış gibi davrana,

3Başını öne eğip kimsenin yüzüne bakmaya,

4Kalabalığa karışmaya,

5Erkeklerin bulunduğu yerlere yanaşmaya,

6Herkesin dolaştığı sokaklardan uzak dura,

7İşini bir an önce bitirip evine döne,

İmamı Gazali – İhyayı Ulumuddin – 2/290

Bu uydurma izahlarla; kendi görüşünü, kadınlara olan aşırı kıskançlıklarını dîni bir buyruğa çevirip, topluma dini bu şekilde sunanlar, dinsizlerin dinimize saldırısı için ortam hazırlamışlar ve birçok kimsenin dinimize olan inancının sarsılmasına sebep olmuşlardır. Halkımızın bir kısmı ise bu izahları gösterip dinimize saldıranlara kızmakta, fakat bu izahları yapanları, örneğin bir İmamı Gazali’yi baştacı yapmaktadır. Biz Kuran’ı tek kaynak kabul edip, geri kalan izahları, Şaraniler’i, Gazaliler’i reddetmedikçe Kadın ve Şeriat budur diye kitap yazanlara da kızmaya ne kadar hakkımız olabilir? Bakın meşhur Gazali kadının kaç çeşit olduğunu nasıl açıklıyor ve halkı nasıl bilgilendiriyor.

KADININ EN MAKBULÜ KOYUN CİNSİDİR

Kadın sekiz sıfatlıdır:

1Giyim kuşam hevesinden maymun.

2Fakir düşmeye razı olmadığından kufuryok.

3Kocasına ve diğer insanlara kibrinden yılan.

4Gece gündüz koğuculuk yaptığından akrep.

5Evden eşya sattığından fare.

6Erkeklere hile kurduğundan tilki.

7Kocasına itaat ettiğinden dolayı koyundur.

İmamı Gazali İhyayı Ulumuddin

Bu izahlardan sonra en makbul kadının koyun cinsi olduğu açıklanır. Her türlü özgürlüğü elinden alınan kadının, Allah’ın farz kıldığı hacca bile tek başına gitme özgürlüğü yoktur. Kadının 90 km’den uzağa yanında namahrem biri olmadan (baba, amca, dayı, kardeş, koca gibi) gitmesi haram ilan edilir. Bu yüzden kadınlar namahremlerinden birini ikna edemezse bu farzı bile yapamaz konuma gelirler. Oysa Allah haccı erkek, kadın ayrımı yapmadan ve böyle bir şart belirtmeden farz kılmıştır. Kadının camiye gidip namaz kılması da , camiye gitmek için kadınların evden çıkması gerektiği için engellenmeye çalışılmış ve bununla ilgili de hadisler uydurulmuştur. Bu hadislere göre kadının evde namaz kılması, camide kılmasından daha sevaptır, hatta evde bile yatak odasında kılması, oturma odasında kılmasından daha sevaptır.

Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır.

9Tevbe Suresi 71

Ayetten de anlayacağımız gibi Allah iman eden erkek ve kadınların, cins, mahrem, namahrem ayırımı yapmadan dost olmalarını istiyor. Peki camiye gitmek için bile evden çıkması, birazdan göreceğimiz izahlara göre erkeklerle konuşması bile engellenen kadın bu dostluğu ne zaman ve nasıl kuracaktır? Hayat sahnesinde yanyana faaliyetin, yardımlaşmanın, beraber hizmetin insan neslinin yarısı olan kadının dışlanması ve diğer yarısı olan erkeklerle irtibat ve dayanışmasının kesilmesiyle sağlanması mümkün müdür? Aynı ayetin devamında bu dostluğu sağlayanların Allah’ın rahmetini kazanacağı söylenir. Eğer bugün Müslüman olduğunu iddia eden toplumlardan rahmet kesilmişse kanaatimce birçok sebebinden biri de bu ayetin gereklerinin yerine getirilmemesidir.

Hanefilerden bazıları kadının sesinin de avret olduğu görüşündedirler.

Fıkhus Siyre sayfa:400

Bir hadis şöyledir: Ancak ve ancak mahremleriniz olan erkeklerle konuşacaksınız.

İbni Kesir 4/355

AĞZINDA ÇAKIL TAŞIYLA KONUŞMA

Bırakın kadın erkek Müslümanlar’ın arkadaşlık etmesini; haremlik selamlıkla, kadınlar erkeklerden tamamen soyutlanmış ve kendi aralarında konuşan kadınların sesinin bile erkekler tarafından duyulmaması gerektiği söylenmiştir. Bu arada çok zaruret olursa kadının ağzına çakıl taşı alıp sesi tanınmadan erkeklere o da zaruret miktarı bir şeyler söyleyebileceği izahını yapan daha insaflılar(!) da vardır.

Camiye gitmesi, tek başına hacca gitmesi, erkeklerle konuşması engellenen kadının, aybaşı olduğu zamanlarda namaz kılamayacağı, Kuran okuyamayacağı, oruç tutamayacağı izahlarıyla da bu ibadetleri engellenir. Oysa Allah Kuran’da aybaşı olan kadınla cinsel ilişkiye girilmemesini ister. Eğer Allah aybaşılı kadının namaz kılmasını, Kuran okuyup, oruç tutmasını istemeseydi hiç şüphesiz bunları da bildirirdi. Fakat aybaşılı kadını pis gören mantık, –İsrailiyat kökenli uydurmalar aracılığıyla– Kuran’a aykırı bu uygulamayı da dinimize sokmuştur. (İsrailiyat kökenli uydurmalar için 5. Bölümün 10. Maddesine bakınız)

Sana kadınların aybaşı halini sorarlar. De ki: O bir ezadır. Aybaşı halinde kadınlardan uzak durun ve onlar temizleninceye kadar kendilerine yaklaşmayın.

2Bakara Suresi222

Kuran her türlü detayı verirken, Kuran’da olmayan zorlukları dine sokarak ilaveler yapanlar kadının namaz kılmasını, oruç tutmasını, Kuran okumasını aybaşı durumunda engelleyerek, kadınerkek ayrımı yapılmadan farz kılınan Cuma namazına gitmelerini engelleyerek, eksiltmeler de yapmışlardır. Oysa Kuran’ın dininde ilave gibi eksiltme de hoş karşılanmaz. Kadın bu kadar kötülendikten sonra hiçbir fikrine değer verilmeyen bir varlığa çevrilmiş ve “Kadınlara itaat eden helak olur.” şeklinde Kuran’dan onay alamayacak uydurma hadisler, Kuran’ın ahlakıyla ahlaklanmış olan Peygamberimiz’e atfen uydurulmuştur.

Kadınlara danışmayın, onlara muhalefet edin. Kadınlara muhalefet edin, zira kadınlara muhalefet berekettir.

Kadınlara Dîni Bilgiler 44,45 Suyuti, Leali II, 147; İbn Arrak, Tenzihü’ş Şeria II, 210

Kim ki karısına itaat ederse Allah (cc) onu yüzüstü Cehenneme atar.

İbn Arrak II, 215

KADIN İMAM DA OLUR, MÜEZZİN DE, DEVLET BAŞKANI DA

Kuran kadınların hiçbir göreve talip olmasını engellemez. Kadın cumhurbaşkanı da , halife de, kadı da, yargıç da, imam da, müezzin de olabilir. Çünkü Kuran’da yasaklanmayan her şey serbesttir. Serbestlik asıl olan, yasak ise istisnadır. Yasak için vahye yani Kuran ayetine ihtiyaç vardır. Böyle bir yasak olmadığına göre kadın topluma namaz kıldırıp imam da olur, tüm milleti yönetecek cumhurbaşkanı veya başbakan da olur... Gerek Müslüman memleketlerde, gerek diğer ülkelerde kadınların neden devlet yönetiminde ikinci sırada kaldığı tartışılması uzun bir konudur. Fakat şurası açıktır ki Kuran’ın dininde buna hiçbir engel yoktur.

Başlarına bir kadını geçiren bir kavim asla iflah olmaz.

İbni Hanbel Müsned 5/43,50; Tirmizi Fiten:75 Nesai Kudat:8; Buhari Fiten:18

Birçok hadis kitabına girmiş yukarıdaki uydurma, Kuran’ın getirmediği hükümleri kadın aleyhine uyduran gelenekçiler tarafından dinimizin içine sokulmuştur. Tahminimiz odur ki, bu uydurma Hz. Aişe’nin Cemel olayında orduya kumanda etmesi üzerine karşı tarafta yer alanların uydurduğu siyasi kaygılı bir uydurmadır. Bunu gören Süleyman Ateş şu açıklamayı yapar: “Şimdi bu hadiste taşlanan Hz. Aişe’dir. Peygamber Aleyhisselam gerçekten öyle söylemiş olsaydı, Hz. Aişe’nin Cemel olayına katılmaması, Talha ve Zübeyr’in de onu başlarına geçirmemeleri gerekirdi. Kuran’a ters, olaylara aykırı olan bu hadisin doğruluğu şüphelidir. Diğer sahabilerin bilmediği ve uygulamadığı bir hadis, nasıl din hükmü olur?” (Süleyman Ateş’in Kuran Tefsiri, 6/399400)

Siyasi kaygılarla bu tip hadisler uydurup Allah’ın dinine kendi görüşlerini katanlar Kuran’ın Saba melikesini tarifini de gözardı ederler. Neml suresi 22. ve 44. Ayetler arasında Saba kavminden ve onlara hükmeden kraliçeleri Saba melikesinden bahsedilir. Ayetlerin açıklamalarında Saba melikesinin zekasını, topluma doğruyu buldurmadaki becerisini, kavmini tehlikeye atmayışını, tedbirli yaklaşımlarını görürüz. Kadınların yönetici olamayacağına, kadınlara muhalefetin iyi olduğuna dair yüzlerce gelenekçi hüküm ve uydurmaya karşı Kuran’da bu manada tek bir cümleye, tek bir onaya dahi rastlanmaz.

Kadınlara yazıyı öğretmeyin. Dikişi ve Nur Suresini öğretin.

İbnü’l Cevzi, Mevzuat II, 269

Siz bakmayın bugün gelenekçi İslam’ı savunup da kızlarını üniversiteye sokmaya çalışanlara! Gelenekçi dinin görüşü yukarıdaki gibidir. Eğer Ehli Sünnet alimlerini dikkate almıyorsanız niye hala Ehli Sünnet olmaya devam ediyorsunuz? Sizin dini anlamada yönteminiz nedir? Dini kimden, nereden, neye göre anlıyorsunuz? Eğer Ehli Sünnet alimlerine saygınız, inancınız tamsa bize kızmayın. Biz görmezden geldiğiniz bazı izahları da açıklayıp inancınızın gereğini yapmanıza yardımcı oluyoruz! Lütfen Sunniyim, Hanefiyim diyorsanız bu izahları da unutmayın, uygulayın! Bir de şu konuda lütfen bizi aydınlatın: Ehli Sünnet’e göre kadın, erkek, karışık olarak oturmak haramdır. Hatta bazı izahlara göre kadının sesinin duyulması da haramdır. Peki başörtülü kızları üniversiteye göndermekle bu kızları harama sokmuş olmuyor musunuz? Üstelik bu kızları harama sokmak için eylem bile yapıyorsunuz!

CİNSELLİĞİ SAĞLAMA ALMAK İÇİN HADİS UYDURMA

Kişi kadınını yatağa davet eder de kadın kaçarak eşi sinirli bir şekilde gecelerse, melekler o kadına sabaha kadar lanet eder.

Sahihi Buhari 9/36

Karısının cinsel ilişki teklifini reddedeceğinden korkanlar bu uydurmayı Peygamber’e fatura ederek karılarına “Bak Peygamber böyle demiş, sakın bana karşı gelme” diyerek kadınları bu konuda da uydurma dinleriyle terbiye etmektedirler. Ezilen kadının boşanma hakkı da elinden alındığı için tüm zulümlere karşı kadının hiçbir sığınağı kalmaz.

Bir kadın kocasından boşanırsa o kadına cennet kokusu haram olunur.

Kadınlara Dîni Bilgiler sayfa 61

Oysa Kuran’da geçen “Boşanmış kadınlar” tipi ifadeler (2Bakara Suresi228, 241) hem kadının erkeği, hem erkeğin kadını boşaması manasına gelebilir. Kuran, bir tek erkek boşayabilir demediğine göre, demek ki kadın da erkek gibi aynen bu haktan faydalanabilir.

Bir hadis de şöyle der: “Camiye gelirken kokulanan kadın evine dönüpte cünüplükten ötürü boy abdesti alır gibi yıkanmadıkça, Allah katında onun namazı kabul olmaz.”

Avnül mabül 11/230

Erkeklerin güzel koku sürmesinde sevap bulanlar, aynı şeyi kadın yapıp koku sürünce hemen günah diye damgalarlar. Erkek güzel kokudan tahrik olur diye de hemen açıklama yaparlar. Peki kadın erkeğin sürdüğü güzel kokuyu koklayıp tahrik olamaz mı? Madem böyle tahrik sorunu var, neden Allah bu konuyla da ilgili bir ayet indirip, kadının koku sürmesini yasaklamadı? Cevabı aslında basit: Çünkü Allah bunu yasaklamak istemedi.

kurandakidin.net

  1400 sene içinde sizin atalarınızın dini ne hale getirdikleri ortada. islamiyeti sayız parçalara bölmüş müslümanı müslümana kırdırmışlardır. biz kuranda baş örtüsü geçmiyor diye ısrarla cevap veriyoruz ama hala kuranda geçmeyen bir olayı var diye inat ediyorsunuz. kimsenin müslüman kadınların başını örtüp örtmesi ile bir sorunu yok sorun kuranda ne yazdığı kuranın müslümanlardan ne istediği yoksa isteyen istediği şekilde giyinebilir ama kuranda olmayan bir emri imüslümanlara dayatmak kimsenin haddine değildir.

  yok şimdiye kadar alimler anlamamışta sizmi anlıyormusunuz yok bütün müslüman toplumlar başını örtmüşte şimdi siz çıkıp örtünme yok diyormuşunuz. ya kardeşim müslüman toplumların durumu ortada uydurma ve peygamberimize atılan iftiralarla ne hale düşmüşler. bu dünya biliyor. sen hala çıkıp atalarını savunuyorsun. 

  atalarımızı peygamber gibi görüp onlara laf söyletmemeniz yüzünden bu halde değilmiyiz onlar hata yapmaz ne söyleseler rahmettir mantığı değilmi müslüman toplumların bu cahilliği bu yüzden değilmi 



__________________
selam
Yukarı dön Göster atuna58's Profil Diğer Mesajlarını Ara: atuna58
 
Furkan
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 17 haziran 2005
Gönderilenler: 47
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Furkan

Selam Arkadaşlar

Forumumuz denetimli bir forumdur. Ciddi yorumlar ve seviyeli eleştiriler ne çöp kutusuna gönderilir ne de silinir.

Hakaretvari uslupla yapılan içi boş tenkitler ise forumu tıkayacağından ve gereksiz atışmalara neden olacağından dolayı çöp kutusuna gönderilir yada silinir.

Başı örtülü olmayan bayanlara 'kokona' diyerek hakaret eden, böylece onları iffetsiz ve namussuz addeden buna mukabil müttakiliğin yegane ölçütünün bir metrekarelik bez parçası olduğunu iddia edebilen zihin seviyesindeki bireylerin, üstelik bunu bozuk plak gibi ısrarla tekrarlama kararlılığında olanların forumu tıkamasına müsade edilmeyecektir.

Saygılar

 

Yukarı dön Göster Furkan's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Furkan
 
ilahibilgi
Ozel Grup
Ozel Grup
Simge

Katılma Tarihi: 18 nisan 2005
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 214
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı ilahibilgi

Göbeği Açık Türbanlı Olay Oldu
28.07.2005 09:00
Başında türban ama göbeği açık şekilde oryantal yapan genç kız herkesin ilgisini çekti. Tabi Ahmet Hakan'ın da. Hakan konuya üç ilginç noktadan yaklaştı.

Açık göbek, türban ve oryantal

Yılın haberi dünkü Hürriyet’in ikinci sayfasındaydı.

Mutlaka ilginizi çekmiştir.

Hani Konya’da Alişan konserinde oryantal dansına kendini kaptıran ‘göbeği açık türbanlı kızlar’ haberi var ya, işte ondan söz ediyorum.

Bu haberi okurken şunları düşündüm:

BİR: ‘Türbanlılar’ diye sınıflandırabileceğimiz, aynı tepkiyi veren, aynı şeyleri düşünen, aynı şekilde yaşayan, aynı şarkıları söyleyen, aynı fıkralara gülen, homojen bir topluluk yoktur. İçlerinde Alişan konserinde işte böyle göbek atanlar da vardır, bu tür etkinlikleri süfli bulup Aya İrini’de Bahc konserini tercih edenler de.

İKİ: ‘ABD’nin bölgemizdeki planları’ ya da ‘Ne olacak bu Irak’ın hali’ gibi pek mühim mevzulara kendilerini kaptıran değerli İslamcı yazarlarımız, şu yüksek siyaseti bırakıp biraz da ‘gereksizmiş gibi görünen’ bu konulara el atsalar ve bu mevzuyu bir yorumlasalar ne iyi olur.

ÜÇ: ‘Türban siyasi simgedir’ diyenlerin, Konya’da Alişan konserinde göbek atan bu kızların başlarındaki örtü için küçük bir yorum attırmaları gerekmez mi? Çünkü bu kızların başlarındaki örtü ‘babaannelerimizin örtüsü’ne benzemiyor. Yaptıkları dansla rejimi yıkacak gibi de görünmüyorlar. Öyleyse ‘Bu nedir bu?’ sorusuna bir yanıt verilse iyi olmaz mı?

Kaynak: http://www.aktifhaber.com/read_news.php?nID=42935&group= 0



__________________
16/4 İnsanı küçük bir damladan yarattı, fakat buna rağmen o, apaçık bir düşman kesildi.
Yukarı dön Göster ilahibilgi's Profil Diğer Mesajlarını Ara: ilahibilgi Ziyaret ilahibilgi's Ana Sayfa
 
hanif
Yasaklı
Yasaklı


Katılma Tarihi: 31 mart 2005
Yer: Germany
Gönderilenler: 380
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı hanif

Bu daha hiç. Yakında başı türbanlı ama mini eteklileri görürseniz hiç şaşmayın
Yukarı dön Göster hanif's Profil Diğer Mesajlarını Ara: hanif
 
ilahibilgi
Ozel Grup
Ozel Grup
Simge

Katılma Tarihi: 18 nisan 2005
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 214
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı ilahibilgi

NEO-TÜRBAN
Kadın İslam'ı yendi!

Bakımlı, son modayı en iyi markalardan giyinerek takip eden, makyajına özen gösteren, özgürce hareket eden, sosyal yaşamda aktif olan, gitar çalan, nargile içen, aşk yaşayan yeni bir türbanlı kuşağıyla karşı karşıyayız. Nişantaşı'nda, Etiler'de, Bebek'te her an karşınıza çıkabilecek, kendilerine ''baktıracak'' çekicilikteki kadın, türbanda devrim yarattı.

İstanbul'da geleneksel Ramazan şenliklerinin en 'trendy' adresi Sultanahmet... Sanki bir panayır alanı... Orucunu açmak için bir kokoreççinin içinde ezanın okunmasını bekleyen insanlar... O da ne!.. Mekanik boğanın üzerinde rodeo yapan türbanlı genç bir kız; düşmemeye çalışıyor, alkış alıyor... Şimdi bu durumu sosyologlar, psikologlar ya da konunun ilgilisi hangi uzman, nasıl yorumlayacak?

90'lı yılların başında İslami kesimde 'ALternatif Yılbaşı' organizasyonları düzenlenmeye başlanmıştı; ilahiyle, duayla... Yılbaşı kutlamalarını, 'meşru' bir davranışa dönüştürme gayreti gibiydi yapılan. Bütün olup biten şey, modern yaşamdan doğan ama modern yaşama karşı işin tam deyimiyle post modern bir davranış biçimiydi. Bu post modern sürecin bir benzeri bugün türbanlı kadın için söz konusu. Modernlikten doğan ama tam da ne olduğu tanımlanamayan neo-türban gerçeğiyle karşı karşıyayız. Kimi zaman türbanlı rock grubu şeklinde ortaya çıktılar. Gösterişli, bakımlı ve hatta seksiler!.. Fatih'te butik bir moda evinde çalışan Emel Tanerci'nin dediği gibi, beğenilmek hoşlarına gidiyor.

Gamze Çıtak, Şebnem İşeri, Duygu Köse... Bu üç üniversiteli arkadaşı Sultanahmet Meydanı'nda dolaşırken yakaladık. Şebnem tesettürlü, Gamze ise file çorapları, mor saçları ile aykırı bir imaj çiziyor. Fakat iki yıldır çok iyi arkadaş oldukalarını söyleyen bu kızlar beraber Şebnem Ferah konserine de, kahvehaneye de yani bir üniversitelinin bulunacağı her ortama rahatlıkla gidiyorlar. Şebnem, ''Ben saçım kapalı olduğu için hiçbir arkadaşım tarafından yadırganmadım. Çünkü bir genç kızın yaşayabileceği şekilde yaşıyorum. Bu nedenle başörtümü bir sorun olarak da görmüyorum'' diyor.
----------------------------
Geleneksel kesimden gelseler de, ne geleneksel kültürü, ne laik kadın prototipini yansıtıyorlar. Değişmeyen tek şeyleri başlarındaki türban yalnızca... Erkeklerle ilişki yaşıyorlar. Aşk acısı çekiyorlar. Türbanla daha güzel olduklarını düşünüyorlar. Hatta kadınlar arasında düzenlenen özel partilerde saç ve makyajları yapılmış biçimde buluşuyorlar, dekolte kıyafetler giyiniyorlar, mini etekle gelenleri bile oluyor. Hatta bu tür kıyafetleri satın alacakların, Fatih'te mağazaları bile var. En favori ürünse göğüs dekolteli, parlak gece kıyafetleri... Cinsellikle ilgili konuların bir tabu olmadığını düşünüyorlar fakat bu konular hakkında konuşmaktan kaçınıyorlar. Spor giyim ile tesettürün birleşmesinin bir başka nedeni olarak ise kapanmayı yeni tercih edenleri görüyorlar.

-

Tutkun AKBAŞ-Nilüfer KAS

-----------------------------------
Nuriye Şeker
--------Ebru sanatçısı ve işletmeci

''Nargilemi içerim, gitarımı çalarım''

Türbanlı kadınların giyim tarzlarındaki değişim ne zaman başladı?
Ben kendi çevremde yaşanan değişimin 7-8 senedir devam ettiğini görüyorum. Artık türbanlı bayanlar daha canlı renkleri, daha modern bir giyim tarzını benimsiyorlar. Normal şartlarda dini açıdan bir bayanın giydiği kıyafetin dikkat çekici renkler taşımaması gerekiyor. Ama oluyor. Bununla ilgili tartışmalar yapılsa da, bunun engellenmesi imkansız. Bu değişim engellenmesi çok zor. 2004 yılındayız ve artık eski kafaların böyle şeyleri sorun ediyor olması çok anlamsız. Bunu günlük hayatta ben de yaşıyorum. Canlı renkte bir şey giydiğimde ya da kısa ceket giydiğimde insanların bana eleştiren bakışlarla baktıklarını görüyorum. Ancak kendi aramızda konuştuğumuzda, başkaları son derece şık giyinirken biz türbanlıların neden koyu renkler giymek zorunda olduğumuz sorusu sorulmaya başlanıyor. Genç kızlar modaya ayak uydurmak istiyorlar. Bunun sonucu da giyimleri ve seçtikleri renkler de buna uygun oluyor.
Kapalı bayanlar giyim konusunda üçe ayrılmış durumdalar. Normal pardösü giyenler, sadece ceket giyenler ve pantolon giyebilenler. Sadece giyim konusunda değil. Örneğin ben gitar ve ney çalıyorum. Bundan üç sene önce insanlar beni sırtımda gitarla sokakta gördüklerin çok yadırgıyorlardı. Oysa neyi görünce son derece normal karşılıyorlardı. Ben de bu yadırgamaya bir anlam veremiyorum.
Vücut hatlarının belli olmaması gerekmiyor mu?
Kapalı bayanlar vücut hatlarını gösteren kıyafetler giyiyor. Bu elbette çok normal bir durum değil. Ancak modaya uymak için bu yapılıyor. Ben şahsen böyle giyinmemeye özen gösteriyorum. Ama hangi rengi kullanmak istiyorsam hiç çekinmeden kullanıyorum. Ben inancımı bu şekilde yaşamak istiyorsam, böyle yaşarım. Kimse de buna karışmamalı.
Ailelerden eleştiri ya da baskı geliyor mu?
Ben yaşamadım ama benim çevremdeki kapalı arkadaşlarımın belli bir noktadan sonra aileleri tarafından eleştirildiklerini biliyorum. Bu zaman zaman yasaklamaya kadar varabiliyor.
Canlı renkleri seçmendeki en önemli neden nedir?
Ben güne nasıl başlarsam, bütün günün öyle geçeceğini düşüyorum. Canlı renkli bir şeyler giyip çıktığımda kendimi çok iyi hissediyorum. Koyu renkli bir başörtüsü ya da kıyafet giydiğimde ise gününüm çok kötü geçeceğini hissediyorum. Renkli bir başörtüsü ile çıktığımda çevreme çok daha olumlu enerji verdiğimi görüyorum.
Günlük yaşamdaki davranışlarınızı türban takmanız etkiliyor mu?
Böyle bir şey olmuyor. Yani sonuçta insan nasıl giyinirse giyinsin yine de insandır. Bizim de eğlence anlayışımız diğerlerinden farklı değil. Çocukça şeyler yapabiliyoruz. Ben bu türbanı taşıyorsam, çok özenli şekilde taşımak istiyorum. Bakan insanların özenmesini istiyorum bana. Bunu da şıklığımla sağlamaya çalışıyorum. Bana göre insanların birbirlerini kıyafetleriyle yargılamamaları gerekir. Herkes içinden geldiği gibi giyinebilmeli.
Türbanın modası var mı?
Elbette var. Örneğin bu sene turkuaz, mürdüm rengi ve mor çok moda. Başörtülerinin çoğunda kahverengi ile turkuazın karışık tonları kullanılıyor. Modayı dergilerden takip etmiyoruz elbette. Bu şekilde hazırlanan bir dergi yok. Ancak tekstil firmalarının hazırlamış oldukları kataloglardan öğrenebiliyoruz modayı. Budan 5-6 sene öncesine kadar bir mağazaya gittiğimizde kendimize uygun bir kıyafet bulmakta zorlanıyoruz. Ancak bugün bir çok mağaza da türban kullanan bayanlara yönelik ürünlerin bulunduğunu görüyorum. Yani biz modayı takip ettikçe, firmalar da bizim giyim tarzımıza uygun ürünler üretmeye başladılar. Üstelik modayı takip etmek isteyen bir türbanlının sadece bu mağazalardan alış veriş yapması gerekmiyor. Çok parası olmayanlar da, bir şekilde bulup buluşturup son derece modern ve canlı renklerdeki kıyafetleri kullanabiliyorlar. Çünkü birbirlerinde görüp özeniyorlar böyle giyinmeye.
Gidilen ''in'' mekanlar hangileri?
Beyazıt'taki Çorlulu Ali Paşa Medresesi, yine Beyazıt'taki Balkan Türkleri Vakfı'nın bahçesi, Türk Ocağı'nın bahçesi, Sultanahmet'teki havuz başı, Tophane'deki nargileciler en çok gidilen yerler. Buralarda kızlı erkekli gruplar halinde oturup, nargile içerek uzun sohbetler yapıyoruz.
Türban kullanan bir bayanın, iş hayatında kariyer planlamasını rahatça yapabilmesi mümkün mü?
Çok zor. Biz ne yaparsak yapalım belli bir noktaya geldiğimizde duvarlar çıkıyor karşımıza. Sadece anlaşmalı firmalar dışında bir yere girebilmemize imkan yok. Bunun dışında kendi işlerimizi yapabiliyoruz. Örneğin benim bir ebru atölyem var. Ben orada rahatça çalışabiliyorum.
Yurtdışına gitmek isteyenler hangi ülkeleri tercih ediyor?
Şu aralar, Türk-İslam sanatı konusunda dersler görebileceğimiz üniversitelerin bulunduğu Avustralya çok gündemde. Orada yanlarında kalabileceğin bir aile bulunabilirse, gidip eğitim alabiliyorsun. Bunun dışında türbanın sorun olmadığı batı ülkelerine de yoğun şekilde talep var. Suriye'ye ve Dubai'ye Arapça eğitimi görmeye, Mısır'daki El Esher üniversitesinde Arapça, fıkıh gibi konularda eğitim görmeye giden arkadaşlarım var.
Erkek arkadaşlarınızla ilişkilerinizde rahat hareket edebiliyor musunuz?
Elbette. Benim karşı karşıya oturup rahatça sohbet edebildiğim bir çok erkek arkadaşım var. Bu çok doğal. Çevremdeki insanlar da benzer şekilde yaşıyorlar. Bizim aramızda da, evlenmek istedikleri kişiyi tanımak için bir süre beraber olan insanlar var. Benim çevremde duygusal birliktelik yaşayan bir çok türbanlı arkadaşım var. Tam tersi olarak sadece görücü usulüyle evlenmek isteyenler de var. Her ikisi de doğal karşılıyorum. Geçen gün bir arkadaşım bana şöyle dedi: "Ben bu hayatta yaşıyorsam, her şeyi görüp yaşamalıyım. Bir daha mı geleceğim hayata? " Bunun ötesinde bir şey söylemek çok zor. Hayatı doya doya, bir şeylerin bilincinde olarak ve içinden geldiği gibi yaşamak çok güzel.
-
Güçlü ÖZGAN

18.11.04


__________________
16/4 İnsanı küçük bir damladan yarattı, fakat buna rağmen o, apaçık bir düşman kesildi.
Yukarı dön Göster ilahibilgi's Profil Diğer Mesajlarını Ara: ilahibilgi Ziyaret ilahibilgi's Ana Sayfa
 
ilahibilgi
Ozel Grup
Ozel Grup
Simge

Katılma Tarihi: 18 nisan 2005
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 214
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı ilahibilgi

 BATILILAŞMA’NIN 18-19. YÜZYIL "OSMANLI KADIN GİYİMİ"NE ETKİSİ

Gülderen Aktaş

"Türk tarihini, vecd ve aşk, dönme ve duraklama, gerileme ve alçalma; ve nihayet Tanzimat devriyle beraber şahsiyetini yitirme ve maymunlaşma, Cumhuriyet çığırında ise ruh kökünü baltalama ve kurutma devreleri olarak 5 merhale içinde özleştiren..."(1)

Büyük Doğu İdeolocyası'ndan, Üstad’dan aldığımız bu tesbiti bahsimiz üzerinde yoğunlaştırmak gayesindeyiz. Özellikle şahsiyetini yitirme ve maymunlaşma üzerinde durmak niyetindeyiz.  Zira kılık kıyafetteki yozlaşmalar bu devirlerde başlar. Tanzimat ile başlayan maymunlaşma-taklit devirlerini, kadın giyimi üzerinden tesbit etmeye çalışmak, bugünden düne bakmak:

"Zamanın gaye noktasını merkez kabul ederek, devirleri ondan yayılan halkalar halinde tasavvur edebilir ve merkezde toplu kuvvet istidadının açılışları olarak görebiliriz... Böyle bir bakış, "ide dönem"e doğru bir arayışta, ileriye yürüdükçe geriye saran ve geçmişi halde barındıran bir gelecek "ide"sinden başka birşey değildir. Bir nevî neticeden sebebe doğru zamanın sırlarını kurcalamak şeklindeki bu yaklaşım, tarih muhasebesinin mantığını çerçeveler..."(2)

Büyük Doğu Mimarı: "Türkiye'yi geçek mânâda ilerletmenin sırrı, onu ruh ve madde sahasında nisbi muvazene devirlerine kadar geriletmekte, geriye döndürtmekte..."(3) der. Biz de birkaç asır geriye gidiyoruz ve bilhassa Tanzimat Devri ile birlikte, ruhî muvazenemizin yok olmaya başladığına dolayısıyla mânânın da tecelli etmediğine şahit oluyoruz. "Sûretler olmadan mânâlar ebediyyen tecelli etmez!" esasına göre sûretler İlahî fermana uymadığından, sözkonusu mânâ da yok olmaya başlamıştı. Burada sûretten kastımız, bürünülen kılık ve kıyafettir. Bahsimiz olan Osmanlı Devletinin son iki asırlık kılık kıyafeti o devrin mevcut sosyal ve siyasi yapısını da elevermektedir. Kadın kılığındaki bu değişim ve yozlaşmanın çeşitli sebebleri mevcuttur. Asıl üzücü nokta İslâmiyet'in geri kalmışlığın sebebi olarak gösterilmesidir. Bunda rol sahibi olanlar bir yandan Batı taklitçileridir, diğer yandan "ham yobaz ve kaba softa"dır. İmân, ahlâk, akıl, ruh... Bunlar üzerindeki anlayış bozulunca her sahada bir başıboşluk peydahlanmıştır. İşte kılık kıyafet de, bilhassa kadın kılığı da bunlardan birisidir. Bakın yozlaşmalar bir elektrik çarpması gibi birinden diğerine nasıl sirayet ediyor:

İlk önce yahudi tüccarlar girmeye başladı saraylara. Getirdikleri değişik, göz alıcı kumaşlar ve süs eşyaları büyüledi " hanım sultanları". O yıllarda Osmanlı haremlerine giren yabancı ırklı müslüman olmayan cariyelerin kendilerine has kıyafetleri, saraylı kadınlar tarafından taklide başlanmıştı. İlk önce fazla göze çarpmayan oya, dantel, yaldızlı geniş parlak harçlarla giysilerini süslemeye başlarlar. Kesin hükümden taviz vermemek şartı ile süs kadın için sakıncalı değildir, ama burada görmemiz gereken husus Osmanlı kadınının yavaş yavaş değişime kendini hazırlamasıdır. Daha sonra; pile, korsaj, yaka gibi köklü değişikler de olmuştur. Dönem Lâle devrini de kapsıyordu. Mâlum devir, zevk ve sefâ devriydi. Halk tabakasında bile hissedilen bu lüks salgını dolayısıyla dönemin padişahı III. Ahmet tarafından, Nevşehirli İbrahim Paşa zamanında İstanbul kadınlarının kılık ve kıyafetine dair ilk yasak ortaya konmuştur:

"İstanbul kadısına ve Bostanbaşı Ağaya İstanbul, memleketimizin yüzsuyu, ulema, sulaha ve ûdeba beldesidir; halkının da günlük kılık kıyafetinin şeriat emrine uygun olması, devlet namusu gereğindendir. Fakat harbler yüzünden çok mühim işlerle uğraşılırken bu husus ihmal edilmiştir. Bazı yaramaz kadınlar bunu fırsat bilip sokaklarda halkı baştan çıkarmak maksadıyla aşırı süslenmeye başlamışlardır. Yeni biçimlerde, çeşitli esvaplar yaptırarak, hristiyan kadınları taklit ederek başlarına acaip serpuşlar geçirdiler. Nice utanç verecek biçimler çıkarıp namus edebini tamamen ortadan kaldırdılar. Birbirinden görerek bu hal namuslu kadınlar arasında da yayıldı. Kadınlar bu yeni çıkma esvaplardan yaptırmaları için kocalarını zorlamaya başladılar. Zenginler bu yüzden para harcıyarak israf ile günahkâr oldular. Kudreti olup da kadınlarının isteğini yerine getirmeyenlerin de evlerinde geçim tadı kalmadığı öğrenildi.

Bundan böyle kadınlar bir karışdan ziyade büyük yakalı ferâce ve 3 değirmiden fazla baş yemenisi ile sokağa çıkmayacaklardır. Ferâcelerde süs olarak bir parmakdan enli şerit kullanılmayacaktır. Bu yasakları dinlemeyecek olan kadınların sokakta yakalarının kesileceği ve esvaplarının yırtılacağı ilan olunsun. Dinlememekte ısrar edenler yakalanıp başka şehirlere sürüleceklerdir. Bunu mahalle imamlarına kesin olarak bildiriniz. Bu yasakları dinlemeyen terziler ve şeritçiler de ayrıca şiddetle cezalandırılacaktır. Yasakların tatbikinde ihmaliniz görülürse siz de şiddetle ceza göreceksiniz.(1725)" (4)

Tekrar İstanbul hanımlarına döndüğümüzde bu yasağın "Batı yaşam" tarzına hevesli İstanbul kadınları için pek de kaale alınmadığını görüyoruz. Zabıtaların en ufak bir gevşekliğini fırsat bilen İstanbul kadınları, Kağıthane ve Göksuda sandal-kayık sefalarında, direkler arasında, ramazan akşamları piyasalarında güzelliklerini teşhir etmişlerdir. İstanbul hanımları, zaman içersinde daha rahat olmuşlardı; öyle ki bir diğer yasak pek de geç kalmamıştır:

“1807'de Eyüp kadılığına gönderilen hükümde; kadınların çarşıda bed renk, topuklarına kadar uzun yakalı feraceler ve köçek başlarla gezmemeleri istenir. 1811'deki hükümlerde; uzun yaka ferace, aşırma yaşmak kırma yen ve müslüman kadına yakışmayan yüz ve mücevher yasaklanır, uymayanların başlıkları ve yakaları kesilir. Bu yasaklara da pek uyulmaz. Feraceli müslüman kadın, yerlere kadar uzun yeşil bol feracesinin yenlerine ellerini saklamış, iki parçalı yaşmağın sadece gözleri açıkta bırakacak kadar sıkı bağlamış, başlık takmamış, bahriye yakalı ferace yakalarla, müslüman kadının giyimine uymuş görünür."(5)

Suya atılan bir taş, zaten dalgalı olan suyu daha çok dalgalandırmış, halkaları da yayılmıştır. O taş Tanzimat Fermanıdır. Bu suya atılan tek taş değildir tabiî, ama en büyük taşlardan biri olması hasebiyle üzerinde biraz dursak yeridir: 

"II. Mahmud'un(1808-1839) batılılaştırma girişimlerinin devamı sayılan Tanzimatın gerekçesi Tanzimat Fermanı’nda Kur'ân’ın hükümlerine ve şeriat yasalarına uyularak yaşanan uzun bir refah çağından sonra çeşitli karışıklıklar ve şeriata bağlılığın terk edilmesi nedeniyle son 150 yılda Osmanlı Devleti'nin içine girdiği gerilemeyi durdurmak, eldeki kaynakları değerlendirerek 5-10 yıl içinde kalkınmayı sağlamak ve yeni yasalarla devlet yönetimini iyileştirmektir."(6) 

Görüldüğü gibi hem geri kalmışlığın sebebi İslâmiyet olarak gösteriliyor, hem de zaten uyulmadığı için feshine gidiyor. Hakikat şu ki şeriat, onu hakettiği şekilde yaşatmayan kaba softaların elinde elbet uygulanamıyordu. Bu da geri kalmışlık olarak görünüyordu. Eşya ve hadiselere İslâmî nakış işlenmez olmuştu.

Tanzimatla ilgili bilmemiz gereken bir diğer şey; Mustafa Reşit Paşanın Tanzimatın mimarlarından olması ve henüz Paris’de elçiyken II. Mahmud'a layihalar göndererek geleneksel yönetimin bırakılmasını, Avrupa'daki parlementer sisteme yakın bir sistemin önerisini yapmış olmasıdır. II. Mahmud, Yeniçerilerin kaldırılmasıyla Asakiri Mansure-i Muhammediye adını vererek kurduğu yeni ordusuna yeni üniformalar da hazırlatmıştır. Hatta yeni üniformasıyla, ilk cuma selâmlığına çıkmak için fesini çıkarıp yeni bir şapka takmıştı. Fakat ayaklarına kapanıp "Başındakini çıkarmazsan sana analık hakkımı helâl etmem" diyen Valide Sultan hatırına II. Mahmud yeniden fesini başına geçirmek zorunda kalır. Büyük Doğu Mimarı'nın şu tesbitiyle Tanzimat ile ilgili son noktayı koyabiliriz: 

"Tanzimat'la bozulan ve körü körüne Batı taklitçiliğine kayan ruhun eseri olarak o günden beri hem de başarılı tarafından ne yapılmış, ne edilmişse, hepsi birden Latinlerin "Felix Culpa-Mesut cinayet, mutlu suç" dedikleri soydan olmuştur... Yani dışarıdan ziynetli ve heybetli görünüp de içeriden çökertici ve yıkıcı davranışlar..."(7) 

Buna göre ilk başta çok hoş, güzel görünen bu değişim, aslında şu zamandaki kadınlar için de bir ön safha halini alır: "Doğrunun olmadığı yerde güzel de yoktur".

"Yeniköyde Tarabya’da, Büyükderede, Kadıköyünde oturan Rum kızları, ehliyet ve maharetlerine göre, en kibar konaklardan orta halli ailelere kadar evlere girip çıkıp Paris ve Londra modalarını İstanbul hanımlarına beğendirmek için diller dökmeye başlamışlardı."(8)

İstanbul hanımları da tepkisiz kalmadı. İlk olarak Feraceler değişikliğe uğratıldı. Ferace, çarşaftan evvel kadınların tesettür için giydikleri üstlüktür. Göğüsten bir iğne veya fiyong ile tutturulmuş, etekleri ve çevresi dantelle süslenmiştir. Açık yakası göğüsten itibaren omuzların biraz aşağısına doğru genişleyerek arkaya kıvrılmış, frak kuyruğu gibi kesilen alt kısım yerden bir karış yukarıda bitmiştir. Kısa kola dantelli eldiven güya tesettüre uymuş gösteriyordu, hem zaten dantelli şemsiyeler de bu uygunluğu (!) tamamlıyordu. Gül kurusu, pembe, eflatun, fıstıkî ve al feraceler çıkmaya başlamıştı. Özellikle "gül kurusu ipekli ferace Avrupa modasının Türk zevkine uydurulmuş şekli"(9) olarak kayıtlarda geçer. Yine bu devirde Ferace vücuda iyice intibak edecek şekilde oturtulmuştur.

Devir II. Abdülhamit devri. Feracenin artık tesettüre uygunluğu kalmayınca II. Abdülhamit çarşafı ilk kez zorunlu hale getiriyor(1889). Ama şu maymunlaşma şevkine bakın ki, yasaklar bile artık pek kaale alınmıyor ve moda olan Ampir mantolar da ferace haline getirtilmeye çalışılıyor. Ampir modasının düşük omuzlarına pek iyi gelen ferace, Art Nouveau devrinin kabarık kolları moda olunca kullanılmamaya başlanıyor. Kabarık kol modasını da ihmal etmek istemeyen İstanbul hanımları kabarık kolları içinde saklayan kısa kaplar giymeye başladılar. Bağdatlı Arap kadınlarının giydiği çarşafı da güya modaya uydurup, Avrupa kadınlarının taktıkları şapkanın tüllerini, peçe niyetiyle yüzlerine örttüler ve yeni bir çarşaf modası icad ettiler. II. Abdülhamid’in resamı olan Preziosi’nin resimleri de, İstanbul kadınlarının kıyafetlerini göstermesi bakımından dikkate değerdir.

Hanım sultanlar, artık yerli terzilerle çalışmayı bırakmış, Parisli terzilerle haşır neşir olmaya başlamışlardır. "Hanım sultanlar; saray dışındaki terzilere sipariş vermeye başlarlar. Yüzyılın son çeyreğinde, tamamen Batılı özellikler taşıyan giysileri modanın merkezi addedilen Paris'e ısmarlayan saray kadınları, Paristen gelen model sayfaları üzerine, kumaş örneklerini ve direktiflerini belirten notlarla Parisli terzilerle iletişim kurarlar"(10) Paris modası artık izlenmeye başlanmıştır.

Yeni bir yasak daha gelir ve bu kez çarşaf yasaklanır. II. Abdülhamid, Teşvikiye Camiinde kıldığı cuma namazının ardından yolda tuhaf biçimde bellerinden bağlı siyah çarşaflara bürünmüş, yüzlerini ince bir peçeyle örtmüş kadınlar görür. Bu padişaha nahoş gelir çünkü bu halleriyle çarşaflı kadınlar yaslı hristiyan kadınlara benzemektedir. Dolayısıyla o hanımların müslümanlığından şüphe duyar. Zaten birkaç kez de çarşaf giyerek yakalanan kötü niyetli erkekler, çarşafın yasağına zemin hazırlamıştı. Diğer sebeb de çarşafın modayı takib etmek isteyen kadınlar için bir araç görevini görmesi ve çarşafın gayesine ulaşılamamış olmasıdır. II. Abdülhamidin bu yasakla ilgili fermanı şöyledir:

"Açıklamaya gerek yok ki büyük İslâm devletinin, ayakta durması, devamı ve yükselmesi, kadın ve erkek bütün müslümanların her türlü hal ve hareketlerinde, şeriatin yüksek hükümlerine son derce dikkatle uymalarına bağlı olup, aksi halde Allah esirgesin gerek fertler gerek devlet için maddi ve manevi sonsuz zararlara neden olacağından İslâm kadınlarının Allah'ın emirlerinden bulunan örtünme usul ve kaidelerine, fevkalade dikkat ve itina göstermelerinin lüzumunu beyana hacet olmadığı, bu çarşaflar ise İslam kadınlarınca örtünmeye asla uygun olmadığı gibi, bir maksatla şuraya buraya girmek için bazı münasebetsiz erkekler tarfından da bir fesat ve melanet perdesi olarak kullanılmakta olup hatta geçenlerde bir erkek bu suretle, çarşafa bürünerek kadın giysisiyle, silahlı olarak bir eve girip, içerideki kadının üzerine hücumla çaldığı eşyayı pencereden arkadaşına atarak kaçmış olduğundan; dindarlık ve maslahat bakımından da ortada olan zararlardan ötürü, icap edenlere münasip bir biçimde anlatılıp, tenbihlenerek, kadınların çarşaf giymelerinin yasaklanması Padişah emri iktizasındandır; bu hususta emir, emir sahibinindir." (1892) (11)

"Çarşaf yasaklanınca, eli makaslı polisler, Kalpakçılar başında, Şehzade başında, Köprü başında arabadan inen hanımların eteklerini tam iki sene makasladılar. Fakat İstanbul hanımlarının Avrupa zevki Abdülhamid’in polislerinden daha baskın çıktı."(12) İki sene içersinde ferace ve yaşmak tarihe karıştı. Giyilen ilk çarşafın pelerini İngiliz kadınının kapı gibi, bele kadardı. Pelerin dizde olunca da eldiven takmak şarttı. Peçe ile yüz kapatılmazdı. Bu işi şemsiyeleri ile yapmayı tercih etmişlerdi. "Tabiî modaya riayet etmeyen, çarşafı örtünme vasıtası sayan kenar mahalle halkını burada söz konusu etmiyoruz. Müteasıp muhitlerde gayet kalın peçelerini yüzlerinden açmayanlar da pek çoktu. Fakat onların modayla alâkası olmazdı." 

Kır ve bahçelerde gezilere çıkan İstanbul hanımlarına zamanla çarşaf da ağır gelmeye başlamıştır. Avrupa kadınlarının yazlık kumaşlardan hafif mantoları gibi yeldirmeler yaptırıp, eski Selçuklulardan beri âdet olan ve Avrupa kadınlarının eşarbını andıran işlemeli, süslü başörtülerini başlarına geçirip kır ve bahçe gezilerine böyle çıkmaya başlamışlardır.

Kılık kıyafet toplumun ve ferdin inandığı değer ve kültürü ile doğru orantılı olduğundan, T.C'nin kültür mozaiği hiç de içaçıcı değildir. Kafaları çatlatasıya şu soru sorulmalı: Sen kimsin ve mekanda ne için yer işgal ediyorsun? Kendi özümüzü çok gerilerdeki tarihden bugüne yepyeni bir oluş ile hakettiği yere koymalıyız artık. Kuru taklitçiliğe yer yok.

"Batının hâkim olduğu ve Batı fikir ve yaşayışın ulaştığı her yer Batı'dır" doğrusunu, "asıl"ın soyluluğu ve "taklid"in adiliğini de değerlendirerek kabul edersek, bütün bu çelişmeler ve bütünleyememeler ortasında, fertten devlete uzanan çizgide dünya buhranının sebebini fikir ve yön olarak işaretlemiş oluruz; yani Batı... İnsanlık dolap beygiri gibi bir çıkmaz etrafında döner, canhıraş feryatlar gökkubeyi doldurur ve sistemler karşılarındakinin hatasını göstermekten başka bir tek doğruyu ortaya koyamazlarken, bu görüntü, temelde, "Yunan aklı, Roma nizâmı, Hıristiyan ahlâkı" olarak formüle edilen Batı fikir ve yaşayışının, sosyolojik, psikolojik ve politik yapısının kaba çizgilerle çağdaş ifadesidir; yanlışın, kendi öz tekâmülü neticesinde görünüşü..."(13) 

Tepeden tırnağa batışımızın son demlerini yaşamakta olduğumuz şu asırda reçete bellidir. Bu reçeteden şu iktibasla son sözü reçete sahibine bırakıyoruz: "Batının kültür emperyalizmasından sıyrılacak ve pantolonunuzdan boyun bağınıza kadar kendimize, bütün inanç dünyamıza şâmil yeni bir model bulacaksınız"(14) Buna mecbur hatta mâhkumuz...

 

Dipnotlar

1- Salih Mirzabeyoğlu, Kavgam-Necip Fazıl-, 1. Cilt, 2 Basım, İBDA Yay., İstanbul 1995, s. 171

2- Salih Mirzabeyoğlu, Necip Fazıl'la Başbaşa-İntibâ ve İlhâm-, 2 Basım, İBDA Yay., İstanbul 1989, s. 217

3- A.g.e.,s.217

4- Reşat Ekrem Koçlu, Türk Giyim Kuşam ve Süslenme Sözlüğü, Sümerbank Kültür Yay., Ankara 1967, s. 8-9

5- Sevgi Gürtuna, Osmanlı Kadın Giysisi, T.C Kültür Bakanlığı Yay., Ankara, s. 47

6- Ana Britannica Genel Kültür Ansiklopedisi, 29. Cilt, AnaYay., İstanbul 1994, s. 218

7- Salih Mirzabeyoğlu, Necip Fazıl'la Başbaşa-İntibâ ve İlhâm-, 2 Basım, İBDA Yay., İstanbul 1989, s. 218

8- Nurettin Sevin, Onüç Asırlık Türk Kıyafet Tarihine Bir Bakış, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara 1990, s. 129

9- A.g.e., s. 120

10- Sevgi Gürtuna, Osmanlı Kadın Giysisi, T.C Kültür Bakanlığı Yay., Ankara, s. 51

11- A.g.e., s. 49-50

12- Nurettin Sevin, Onüç Asırlık Türk Kıyafet Tarihine Bir Bakış, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara 1990, s. 131

13- Salih Mirzabeyoğlu, Başyücelik Devleti, İBDA Yay., İstanbul 1995, s. 130

14- Salih Mirzabeyoğlu, Kavgam-Necip Fazıl-, 1. Cilt, 2 Basım, İBDA Yay., İstanbul 1995, s. 398

Kaynak: http://www.geocities.com/akademyayadogru/makgulder1.htm



__________________
16/4 İnsanı küçük bir damladan yarattı, fakat buna rağmen o, apaçık bir düşman kesildi.
Yukarı dön Göster ilahibilgi's Profil Diğer Mesajlarını Ara: ilahibilgi Ziyaret ilahibilgi's Ana Sayfa
 
arda2
Newbie
Newbie


Katılma Tarihi: 06 aralik 2005
Gönderilenler: 27
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı arda2

radyoman Yazdı:

200 Maddelik Kuranda Olmayanlar Listesinden 39 Numarali Olana Yine Bur forumdaki yazilari derleyerek cevap vermeye calislalim

Cevapin birinci kismi

BAŞÖRTÜSÜ VE KAPANMA

Cevabin ikinci kismi

KURAN’DA BAŞI KAPAMAK GEÇMİYOR

Cevabin ucuncu kismi

KURAN’DA TESETTÜR KELİMESİ YOK

Cevabin dorduncu kismi

SICAKTA BAŞIN ÖRTÜLMESİ KÜLTÜRELDİR

Cevabin besinci kismi

TEK GÖZ İZAHI

Cevabin altinci kismi

FUTBOL OYNAYAN ERKEKLER SEYREDİLEBİLİR Mİ?

 

 

kuranda başını kapat demiyo kelime olarak geçmiyo sadece KURANDA İNSANLARA EMREDİLEN  kelime olarak geçen örtünün avretyerlerinizi  zinetlerinizi gizleyin emri geçiyor illa eşarp türban diyemi geçmesilazım

isimler herzaman değişir ozaman neolacak futbol oynayan erkeklerin avret yerlri kapalımı peki 

(NÛR suresi 31. ayet)


وَقُل لِّلْمُؤ 18;مِنَاتِ يَغْضُضْ 06;َ مِنْ أَبْصَار 16;هِنَّ وَيَحْفَ 92;ْنَ فُرُوجَه 15;نَّ وَلَا يُبْدِين 14; زِينَتَه 15;نَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْ 85;ِبْنَ بِخُمُرِ 07;ِنَّ عَلَى جُيُوبِه 16;نَّ وَلَا يُبْدِين 14; زِينَتَه 15;نَّ إِلَّا لِبُعُول 14;تِهِنَّ أَوْ آبَائِهِ 06;َّ أَوْ آبَاء بُعُولَت 16;هِنَّ أَوْ أَبْنَائ 16;هِنَّ أَوْ أَبْنَاء بُعُولَت 16;هِنَّ أَوْ إِخْوَان 16;هِنَّ أَوْ بَنِي إِخْوَان 16;هِنَّ أَوْ بَنِي أَخَوَات 16;هِنَّ أَوْ نِسَائِه 16;نَّ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَان 15;هُنَّ أَوِ التَّابِ 93;ِينَ غَيْرِ أُوْلِي الْإِرْب 14;ةِ مِنَ الرِّجَا 04;ِ أَوِ الطِّفْل 16; الَّذِين 14; لَمْ يَظْهَرُ 08;ا عَلَى عَوْرَات 16; النِّسَا 69; وَلَا يَضْرِبْ 06;َ بِأَرْجُ 04;ِهِنَّ لِيُعْلَ 05;َ مَا يُخْفِين 14; مِن زِينَتِه 16;نَّ وَتُوبُو 75; إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَا الْمُؤْم 16;نُونَ لَعَلَّك 15;مْ تُفْلِحُ 08;نَ
Ve mü'min kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar ve avret mahallerini muhafaza etsinler ve ziynetlerini açmasınlar, onlardan her zahir olanı müstesna ve başörtülerini yakalarının üzerine sarkıtsınlar ve ziynetlerini açıvermesinler. Ancak kocalarına veyahut kendi babalarına veya kocalarının babalarına veya kendi oğullarına veya kocalarının oğullarına veya kendi kardeşlerine veya kendi kardeşlerinin oğullarına veya kendi kızkardeşlerinin oğullarına veyahut kendi kadınlarına veya kendi ellerinin malik olduğu cariyelerine veyahut erkeklikten kesilmiş hizmetçilerine veya kadınların avret mahellerine muttali olmayan çocuklara (karşı açıverilmesi) müstesna. Ve ziynetlerinden gizledikleri bilinsin diye ayaklarını da birbirine vurmasınlar. Ve cümleten Allah'a tevbe ediniz, ey mü'minler! Tâ ki felaha erebilesiniz.

ALLAHIN EMRİ BU YETMZMİ KURANDA GEÇEN KELİME BU .saygılar

Yukarı dön Göster arda2's Profil Diğer Mesajlarını Ara: arda2
 
arda2
Newbie
Newbie


Katılma Tarihi: 06 aralik 2005
Gönderilenler: 27
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı arda2

tamerselin Yazdı:
peygamberin hanımları bizim annelerimiz değilmi ya?
  

ŞÜBHESİZ  ANAMDAN İLERİDİR

NİYE SORDUNUZ

 

Yukarı dön Göster arda2's Profil Diğer Mesajlarını Ara: arda2
 
arda2
Newbie
Newbie


Katılma Tarihi: 06 aralik 2005
Gönderilenler: 27
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı arda2

radyoman Yazdı:
tamerselin Yazdı:
54. Bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de şüphesiz Allah, herşeyi bilir.

55. Kadınların; babalarına, oğullarına, erkek kardeşlerine, erkek kardeşlerinin oğullarına, kız kardeşlerinin oğullarına, kendileri gibi kadınlara ve cariyelerine görünmelerinde bir günah yoktur. Ey kadınlar, Allah’tan korkun. Çünkü Allah, herşeye şahittir.  

BU AYETTEN NE ANLIYORSUNUZ?

...................................................

Simdi bu ayetden ne anladigimiz konusuda burda bahsedilen kadinlar Peygamber efendimizn hanimlari mi yoksa butun hanimlar mi Onu bulmamiz gerekiyor. Bunun icinde 55ci ayetden onceki ayetleride yazalim.

Konu hakkinda diger arkadaslarin da fikirlerini almak icin ben 50ci ayetden itibaren ayetleri yapistirayim.

Abzab 50-55

50.
Ey peygamber, Biz, özellikle sana şunları helal kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden sahibi bulunduğun cariyeyi, amcanın kızlarından, halalarının kızlarından, dayının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle birlikte hicret etmiş olanları; birde inanan bir kadın eğer kendisini peygambere bağışlar da, peygamber de onunla evlenmek isterse onu, sadece sana, diğer mü'minlere değil. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neleri farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar, sana bir darlık olmaması içindir. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

51.
Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. Bıraktıklarından arzu ettiğinde sana günah yoktur. Onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmaları için en elverişli olan budur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, herşeyi bilir, halimdir.

52.
Bundan böyle artık, başka kadınlar sana helal olmaz. Bunları başka eşlerle değiştirmek de olmaz; isterse güzellikleri çok hoşuna gitsin. Ancak sahibi bulunduğun cariye başka. Allah, herşeye gözcü bulunmaktadır.

53.
Ey iman edenler, Peygamberin evlerine, vaktine dikkat etmeksizin ve yemek için izin verilmedikçe girmeyin; ancak çağrıldığınızda girin, yemeği yediğinizde de hemen dağılın; sohbet etmek için de izinsiz girmeyin! Çünkü o, peygambere eziyet veriyor, üstelik sizden utanıyor; ama Allah, gerçeği söylemekten sıkılmaz. Bir de hanımlarına, gerekli birşey soracağınızda bir perde arkasından sorun! Öyle yapmanız, hem sizin kalpleriniz hem de onların kalpleri için daha çok temizdir. Sizin, Allah'ın peygamberini incitmeye hakkınız yoktur; arkasından hanımlarını nikahlayamazsınız da. Çünkü, bunlar, Allah katında çok büyük bir günahtır.

54.
Siz bir şeyi açıklasanız da gizleseniz de şüphe yok ki, Allah herşeyi bilir.

55.
O hanımlar için babaları, oğulları, kardeşleri, kardeş oğulları, kız kardeş oğulları, müslüman kadınları ve sahip oldukları köleler hakkında bir günah yoktur; bununla beraber Allah'tan korkun  çünkü Allah, herşeye şahit bulunuyor!

Simdi bu ayetlere gore ozellikle 53 ayetde hangi hanimlardan bahsediyor. ?  Hangi hanimlar Peygamberin hanimlari. Diger arkadaslar ne dusunuyor. Ayetin konunun disina ladigimiz zaman anlami degisebiliyor.

KURAN BÜTÜNİNSANLAR ÜZERİNE İNDİRİLDİ ŞAHISLARA DEĞİL PEYGAMBERVE  ASV HANIMLARI SADECE ÖRNEKTİR ONLARA YASAKLANIYORSA  PEKİ BİZ KİM OLUYORUZDA BİZE SELBES OLACAK EĞER SAHISLARA GELEN Bİ AYET OLSAYDI DİGER İNSANLARİÇİN DE BAŞKABİAYET OLMASI GEREKMEZMİ SİZE SERBESTİR VEYA SİZDEKİ SINIR BUDUR DİYE  KURANDA ÇELİŞKİ ARAMAYIN BULAMAZSINIZ  YILLARDIR  KAFİRLER BULAMADILAR ARAYANLARDA ÇOĞU İMAN ETMİŞLERDİR  

Yukarı dön Göster arda2's Profil Diğer Mesajlarını Ara: arda2
 

<< Önceki Sayfa 46 Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats