HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Genel Tartışma
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Genel Tartışma
Konu Konu: böyle buyurdu zerdüşt Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
fazıl
Yasaklı
Yasaklı


Katılma Tarihi: 06 subat 2011
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 335
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı fazıl

Yalnız gezerdim; o yanlış yollarda gönlüm neye acıkırdı geceleyin? Dağlara tırmanırdım; kimdi sen değilsen, aradığım dağbaşlarında? Gürültüler ve gök gürlemeleri ve fırtına sağanakları, bundan, bu sakıngan, kuşkulu kedi dinlenmesinden yeğdir gözümde; kişiler arasında da usul basanlara, yarım yamalak kişilere hınç bağlarım en çok, kuşkulanan, durumsayan, geçen bulutlara. Yüreklilik en iyi öldürendir: yüreklilik,
acımayı dahi öldürür. Oysa acıma, en derin uçurumdur: kişi, hayatı nice derinliğine görürse, onca derinliğine görür acı çekmeyi de. Ama yüreklilik en iyi öldürendir,
saldırgan yüreklilik: ölümü dahi öldürür o; çünkü der: "Bu muydu
hayat? Peki öyleyse! Bir daha!" Akşamları ateşin başına
oturduklarında hep beni konuşurlar, ama hiç biri beni düşünmez. Onlar, gerçekte en çok bir şeyi isterler: kimsenin kendilerine zarar
vermemesini. Böylece herkesin
hoşuna gitmek, herkesi hoş tutmak isterler. Ama "erdem" deseler de, ödlekliktir
bu. Ah bu iyiler! İyi kişiler gerçeği hiç söylemezler. Bu türlü iyi olmak, ruh
için sayrılıktır. Baş eğer bu iyiler, teslim olurlar; yürekleri öykünür, canları söz dinler; oysa söz dinleyen, kendini dinlemez! Her bilgi, tedirgin vicdanın dibinde yeşermiştir şimdiye dek! Parçalayın ey gören kişiler, parçalayın eski levhaları! Ah, bütün yarım istemleri bıraksanız da, eylemde olduğu gibi, tembellikte de tam kararlı olsanız! Kimine göre yalnızlık, sayrı kişinin kaçışıdır; kimine göre de, sayrı kişilerden kaçıştır. Ve kötüler ne kadar zarar verirlerse
versinler, iyilerin verdiği zarar en zararlı zarardır. İyilerin aptallığında dipsiz bir kurnazlık vardır. İyiler, kendi erdemlerini bulanı çarmıha germek zorundadırlar! Yaratıcıdan nefret ederler en çok, levhaları ve eski değerleri altüst edenden, bozandan, - yasabozan
derler ona. Çünkü iyiler, yaratamazlar;
onlar hep sonun başlangıcıdırlar. İyiler yalancı kıyılar, yalancı güvenlikler öğrettiler size; iyilerin yalanları içre doğup büyüdünüz siz. Her şey iyiler eliyle baştan aşağı burulmuş, çarpıtılmıştır. Birçok şeyi yarım yamalak bilmektense, hiç bilmemek daha iyidir!
Başkalarının düşünceleriyle bilgelik etmektense, kendi hesabına delilik etmek daha iyidir! Ben büyük horgörenleri severim.
İnsan altedilmesi gereken bir şeydir. Boyun eğmektense umutsuzluğa düşün daha iyi. * * * Friedrich Nietzche, Böyle Buyurdu Zerdüşt
Yukarı dön Göster fazıl's Profil Diğer Mesajlarını Ara: fazıl
 
fazıl
Yasaklı
Yasaklı


Katılma Tarihi: 06 subat 2011
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 335
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı fazıl

Şu ağacı ellerimle sallamak istesem bumu yapamam; fakat bizim
göremediğimiz rüzgar, onu sarsar ve istediği yere eğer. Biz en çok, görünmeyen eller tarafından eğilir ve yoğruluruz. Yükseklere ve aydınlıklara çıkmak istediği oranda kökleri toprağa, aşağıya, karanlığa, derine ve kötülüğe dalar! Kini ve kıskançlığı tanımayacak kadar büyük değilsiniz hiç olmazsa bunlardan utanmayacak
kadar büyük olun. Ancak okla yay
elde bulunduğu zaman susulup sakin oturulabilir. Şimdiye kadar kazazedeleri, acıma duygunuz değil cesaretiniz kurtardı. Düşmanınızla gurur duymalısınız o zaman düşmanınızın başarısı da sizin başarınız olur. Hayata olan duygunuz, en yüksek umudunuza olan sevginiz
olsun ve en yüksek ümidiniz, en
yüksek hayat düşünceniz olsun. Halkın olduğu yerde devlet anlaşılmaz bir şeydir. Dünyada en iyi şeyler bile, kendilerini sergileyecek kimse
bulamazlarsa hiçbir şeye yaramazlar. Ama büyük olan yaratıcıdır. Sen sakin ve dürüst olduğun için dersin ki “bun küçük varlıklar suçsuzdur” fakat onların dar ruhları şöyle söyler “bütün büyük varlıklar suçsuzdur.” Hiç olmazsa hayvan olsaydınız, fakat hayvan olmak için masum olmak
gerekir. “hiç olmazsa benim düşmanım ol” dostluk dilemeye cesaret edemeyen gerçek saygı, böyle der. Bir dosta sahip olmayı isteyen, onun uğrunda savaşı göze almalı ve savaş yapabilmek için düşman olabilmeli. Köleysen dost olamazsın Uzaksak dost olamazsın Kadında pek uzun zaman köle olarak yaşadı. Onun için kadın, dostluğu bilmez, o yalnız aşkı bilir. Kadını aşkında sevmediği her şeye karşı haksızlık ve körlük vardır. Kadının bilinçli aşkında bile ışığın yanında karanlık, yıldırım ve baskın vardır. Ah, ey erkekler! Sizin ruh cimriliğiniz ve yoksunluğunuz ,dostunuza verebildiğiniz kaderini düşmanıma verebilirim ve bununla yoksullaşmam. Değer yargısına sahip olamayan hiçbir ulus yaşayamaz; ancak yaşamak isterse komşusundaki mevcut yargılardan farklı yargılara sahip olması gerekir. Fakat kardeşim, eğer bir yıldız olmak istersen böyle yaptılar diye onları daha az aydınlatmamalısınız Seven kişi, yaratmak ister; çünkü küçümser.
Sevdiğini küçümseyen, aşktan ne anlar? Sevgin ve yaratıcılığınla yalnızlığa git kardeşim. Çok sonra adalet, topallayarak seni takip
edecektir. İyiler ve adiller bana ahlak yıkıcısı diyorlar. Benim öyküm ahlak dışıdır. Fakat siz, bir düşmanınız olduğunda onun kötülüklerine iyilikle cevap vermeyin; çünkü bu utandırır. Tersine size iyilik yaptığını ona kanıtlayın. Sonunda kardeşlerim, yalnızlara haksızlık yapmaktan çekinin. Bir yalnız bunu nasıl unutabilir ve nasıl karşılık verebilir? Yalnız adam bir derin göl gibidir. İçine bir taş atmak kolaydır; fakat taş dibine kadar çökerse, söyleyeyim kim onu
çıkarabilir? Yalnızca hareket etmekten çekinin. Fakat bunu yaparsanız artık onu öldürün. Her zaman öğrenci kalsak, bir hoca için iyi bir ödül
değildir ve siz neden benim çelengimi didiklemek istemiyorsunuz?
Yukarı dön Göster fazıl's Profil Diğer Mesajlarını Ara: fazıl
 
fazıl
Yasaklı
Yasaklı


Katılma Tarihi: 06 subat 2011
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 335
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı fazıl

Zerdüşt otuz yaşında yurdunu ve yurdunun göğünü bırakıp dağlara çıktı. Orada ruhunun ve yalnızlığının tadını çıkardı ve on yıl bundan bıkmadı. Ama en sonu gönlünde değişim oldu ve sabah tanla kalktı, güneşin karşısına geçti ve ona şöyle dedi:
"Ey büyük yıldız ! Aydınlattıkların olmasaydı, nice olurdu senin mutluluğun ! On yıldır mağaramın üstüne yükselir durursun: ışığından ve yolculuğundan bıkardın ben olmasaydın, kartalım ve yılanım olmasaydı !" bak ! Pek çok bal toplamış bir arı gibi, bilgeliğimden usandım; onu almaya uzanacak eller gerek bana.
Böyle başladı Zerdüşt'ün batışı. Zerdüşt dağdan yalnız indi ve kimseyle karşılaşmadı. Ama ormana girdiğinde kutlu kulübesinden ormanda kök
aramaya çıkmış yaşlı bir adam belirdi önünde. Ve şöyle dedi yaşlı adam Zerdüşt'e. (...) "Gitme insanlara, ormanda kal ! Hayvanlara git daha iyi !
Neden benim gibi olmak istemiyorsun
- ayılar arasında ayı, kuşlar arasında kuş ?" "Peki, ormanda ne yapıyor ermiş ?" diye sordu Zerdüşt. Ermiş cevap verdi: "Türküler düzüp söylüyorum ve bu türküleri düzerken,
gülüyor, ağlıyor ve mırıldanıyorum: böyle övüyorum Tanrı'yı. Peki sen armağan olarak bize ne getiriyorsun ?"
Zerdüşt bu sözleri işitince, ermişi esenledi ve dedi:
"Ne vereyim ben size ! Çabucak
gideyim de bir şey almıyayım sizden " Ve ayrıldılar böylece, yaşlı adamla Zerdüşt çocuklar gibi gülüşerek. Ama Zerdüşt yanlız kalınca, şöyle dedi gönlüne:
"Nasıl olur ! Bu yaşlı ermiş, Tanrı'nın öldüğünü daha işitmemiş ormanında !" (Zerdüşt ormanın kıyısındaki en yakın kente varır ve orada bir ip cambazının gösterilerini seyretmek için toplanmış olan kalabalığa konuşur.) Yalvarırım size, kardeşlerim, yeryüzüne bağlı kalın ve inanmayın size dünya ötesi umutlardan söz açanlara ! Ağı saçanlardır onlar, bilerek bilmeyerek. (...) Evet, kirli bir ırmaktır insan. Kirli bir ırmağı içine alması ve bozulmadan kalması için deniz olmalı kişi. (...) İnsan, hayvanla üstinsan arasına gerilmiş bir iptir, uçurum üstünde bir ip. (...) Ben, gönlü har vurup harman
savuranı severim - ne teşekkür bekler, ne teşekkür eder: çünkü hep verir o ve kendini korumak istemez. Ben, zar
kendine uygun düşünce utananı ve soranı severim: "Ben düzenci bir oyuncu muyum yoksa ?" - çünkü yok
olmak ister o.
Ben, işine başlamadan önce altın sözler saçanı ve hep sözverdiğinden fazla yapanı severim: çünkü batışını ister o. Ben, tanrısını yola getireni severim, çünkü tanrısını sever o; tanrının öfkesinden yok olması gerekir de. Ben, yaralanmada bile
gönlü derin olanı ve küçücük bir şeyden yok olabileni severim: böyle geçer o köprüyü seve seve.
Ben, gönlü dolup taşanı severim, öyle ki kendini unutur ve her şey onun içindedir; her şey onun batışı olur böylece. Ben, özgür ruhlu ve özgür
yürekli olanı severim: böylece kafası, yüreğinin içi yalnız olur, ama yüreği batmaya zorlar onu.
(Zerdüşt halka konuşur; ama halk anlamaz onu, alaycı ve buz gibi bakışlarla bakarlar bu dağdan gelen kahine. Derken ip cambazının gösterisi başlar. Cambaz ipin üzerindeyken, bir soytarı ipin üzerine çıkar ve cambaza saldırır. Cambaz ipten düşer. Ölmeden önce, Zerdüşt cambaza doğru eğilir ve onunla konuşur.) Fakat Zerdüşt yerinden kıpırdamadı ve gövde paramparça ama henüz canlı, yanıbaşına düştü. Az sonra, yaralı kendine geldi ve Zerdüşt'ü yanında diz çökmüş gördü. "Ne yapıyorsun öyle?" dedi sonunda. "Şeytanın bana çelme takacağını çoktandır biliyordum. Şimdi cehenneme sürükleyecek beni: ona
engel olacak mısın ?" "Şerefim hakkı için, dostum," diye cevap verdi Zerdüşt, "bu söylediğin şeylerin hiçbiri yoktur: ne şeytan var, ne cehennem. Canın, gövdenden bile önce ölecektir. Hiçbir şeyden korkma artık !" Adam gözlerini kuşkuyla kaldırdı . "Söylediğin doğruysa" dedi sonra, "hayatımı yitirmekle hiçbir şey yitirmiş olmayacağım. Ben, dayakla ve bir lokma yiyecekle oyun öğretilmiş bir hayvandan fazla bir şey değilim pek." "Ne demek," dedi Zerdüşt, "sen tehlikeyi iş edindin; bunda hor görülecek ne var. Şimdi de işin yüzünden ölüyorsun: bunun için seni
kendi ellerimle gömeceğim." (Zerdüşt ölen cambazın cesedini beraberinde götürür. Akşam olduğunda cesedi kurtlar parçalamasın diye bir ağaç kovuğuna saklar ve uykuya dalar.)
Uzun zaman uyudu Zerdüşt ve yüzü üzerinden yalnız tan değil, sabah dahi geçti. Ama sonunda gözleri açıldı: şaşmış, bakıt Zerdüşt ormanın ve sessizliğin içine; şaşmış, baktı kendi içine. Derken, birden karayı gören bir gemici gibi, çabucak doğruldu ve sevinçten bağırdı. Çünkü yeni bir gerçek görmüştü. Ve gönlüne şöyle dedi:
"İçime bir ışık doğdu: yoldaşlar gerek bana, diriler - istediğim yere götürebileceğim ölü yoldaşlar ve cesetler değil. Beni, benim istediğim yere, kendi istekleriyle izleyebilecek diri yoldaşlar gerek bana.
İçimize bir ışık doğdu: Sözünü halka değil, yoldaşlara yöneltecek Zerdüşt ! Sürünün çobanı ve köpeği olmayacak Zerdüşt. Niceleri sürüden çekmek; bunun için geldim ben. Halk ve sürü
bana kızacak: çobanlar, haydut diyecekler Zerdüşt'e. Ben çobanlar diyorum ya, onlar
kendilerine iyiler ve doğrular derler. Ben çobanlar diyorum ya, onlar
kendilerine hak dine inananlar derler.
İyilere ve doğrulara bakın ! En çok kimden nefret ediyorlar ? Kendi değer levhalarını parçalayandan, bozandan, yasa bozandan - oysa o yaratıcıdır ! Bütün inançların inanç erlerine bakın ! En çok kimden nefret ediyorlar ? Kendi
değer levhalarını parçalayandan, bozandan, yasa bozandan - oysa o
yaratıcıdır ! Yoldaşlar arar yaratıcı, cesetler değil ve sürüler ve inançlar değil. Yaratma arkadaşları arar yaratıcı, yeni levhalara yeni değerler kazıyanları.
Yukarı dön Göster fazıl's Profil Diğer Mesajlarını Ara: fazıl
 
fazıl
Yasaklı
Yasaklı


Katılma Tarihi: 06 subat 2011
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 335
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı fazıl

sevgili dostlar, bu kitap bir atelyedir. Yazılanlar, beleşci tarzı anlık farkedişler değildir. Her bir yargısı, anlamak üzere kuruludur. Yaşanmışlığın hikayesidir ve ayrıca psikolojinin en üst düzeyde bir dersidirde. Acımı hisset repliğinin kendini gerçekledini bu insan atelyesinde elbet göreceksiniz. Hitlerin öğrenemediği, kendi kaba oburluğunu zekasına eşitlemiş olduğuydu. Bu kerestenin de algıladığı ders, elbette ağzı eğip bükmekten ibaretti ve tanrı öldü! Anlatımı, din sınıfına bir reddiyeden ibaretken, onu tanrıtanımaz görmek, gerçekten bu değerli kafayı anlayamamak olsa gerek. Okumanız dileğiyle. Saygılarımla
Yukarı dön Göster fazıl's Profil Diğer Mesajlarını Ara: fazıl
 
hasanoktem
Admin Group
Admin Group


Katılma Tarihi: 10 eylul 2006
Gönderilenler: 2837
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı hasanoktem

 

selam Fazıl,

 ilk iletinizdeki şu cümle dikkatimi çekti ( diğerlerini okumaya fırsat bulamadım...):

" Onlar, gerçekte en çok bir şeyi isterler: kimsenin kendilerine zarar
vermemesini. Böylece herkesin
hoşuna gitmek, herkesi hoş tutmak isterler. Ama "erdem" deseler de, ödlekliktir
bu. "

buna : " münafıklık "tan bir bölüm de diyebiliriz, bence...



__________________
Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? ENBİYA 10
Yukarı dön Göster hasanoktem's Profil Diğer Mesajlarını Ara: hasanoktem
 
fazıl
Yasaklı
Yasaklı


Katılma Tarihi: 06 subat 2011
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 335
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı fazıl

sevgili Hasan, anlayışına sağlık. Evet, münafık karakteri için, münafık ruh haline has bir şubesini anmış o kısımda.
Yukarı dön Göster fazıl's Profil Diğer Mesajlarını Ara: fazıl
 
fazıl
Yasaklı
Yasaklı


Katılma Tarihi: 06 subat 2011
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 335
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı fazıl

Yüreklilik en iyi öldürendir: yüreklilik,
acımayı dahi öldürür. Oysa acıma, en derin uçurumdur: kişi, hayatı nice derinliğine görürse, onca derinliğine görür acı çekmeyi de. Ama yüreklilik en iyi öldürendir,
saldırgan yüreklilik: ölümü dahi öldürür o; çünkü der: "Bu muydu
hayat? Peki öyleyse! Bir daha!

İncilden bir bölüm,

biri geldi ve ne ekmek, ne ısınmak için odun buldu ama giderken onlara dedi ki, sizin bu haliniz için Rabbe dua edeceğim.

ve sonra bir diğeri geldi ve ne ekmek ne odun buldu orada ve çıkıp gitti. Az sonra kucağında bol ekmek ve odunla döndü komşusuna.

incilden dedim lakin uzun zaman evvel okumuştum hangi ayetti hatrıma gelmedi.

Acımak, eğer salt acımak olarak kalıyorsa bu ödleklik olmalı çünkü erdem öğüdü veren, ekmek ve odun vermekten kendini dışladıysa. Acımak, numara yapmaktır lakin elimden de birşey gelmiyor diyeninde hakkı sadece acımak olmalı. Bu şekilde acıyana, sadece acınmalı çünkü o bundan fazlasını yapmadı ve eğer muhattapları, kısas ediciler değilse, kendini gizlemeli ve şanslı saymalı. Çünkü o yürekliliği hak eden biri değildi.

Nietzche'nin bu konuya bakışı, vahiyle birebir örtüşüyor, soyutla beraber somuta geçmek elbette değerli, lakin salt kedere boğulan için değil, tüm diğerleri ve yaşam için acımak ve sadece soyutta kalmak, keder sahipleri için sineğin vızıltısı, yılanın tıslaması köpeğin havlaması olmalı. Bilmem siz ne söylersiniz?

Yukarı dön Göster fazıl's Profil Diğer Mesajlarını Ara: fazıl
 
fazıl
Yasaklı
Yasaklı


Katılma Tarihi: 06 subat 2011
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 335
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı fazıl

Bazı yerlerde daha uluslar ve sürüler vardır, ama bizde yoktur kardeşlerim: burda devletler vardır. Devlet mi ? O da ne ?
Peki ! Şimdi bana kulak verin, size ulusların ölümünden söz açacağım. Bütün soğuk canavarların en soğuğuna devlet denir. Soğuk soğuk yalan söyler o ve ağzından şu yalan sürüne sürüne çıkar: "Ben, devlet - ulusum ben." Yalan! Yaratıcılardı ulusları yaratanlar ve onların üstüne bir inanç ve sevgi asanlar: böylece hayata hizmet ettiler.
Yıkıcıdırlar, nicelere tuzak kuranlar ve buna devlet diyenler: onların üstüne bir kılıç ve yüzlerce arzu asarlar. Nerde daha ulus varsa, orda devlet
anlaşılmaz; kem göz ve yasalara, törelere karşı işlenmiş bir günah sayılarak ondan nefret edilir. Size şu belirtiyi veririm: her ulus kendi iyilik ve kötülük diliyle konuşur: komşu anlamaz bunu. O, dilini yasaları, töreleri içre yaratılmıştır kendine. Fakat devlet bütün iyilik ve kötülük
dilleriyle yalan söyler ve ne söylese
yalandır - ve nesi varsa hepsi çalıntıdır. Düzmedir onda her şey; çalınmış dişlerle ısırır bu ısırgan. Bağırsakları bile düzmedir onun. İyilik ve kötülük dillerinin karışıklığı: devletin belirtisi olarak bu belirtiyi
veririm size. Gerçek ölüm istemini
gösterir bu belirti! Gerçek, ölüm
vaizlerini çağırır o! Gereğinden arta insan doğuyor: gereksizler için yaratılmıştır devlet! Hele bakın, devler nasıl ayartıyor bu gereksizleri! Nasıl yutuyor, çiğniyor da çiğniyor onları! "Yeryüzünde benden büyüğü yoktur: düzenleyen parmağıyım ben tanrının" -böyle böğürür o canavar. Ve yalnız uzun kulaklılar ve kısa görüşlüler değildir diz çökenler! Ah, size de fısıldar, ey ulu canlar, karanlık yalanlarını o! Ah, kendilerini harcamayı seven zengin gönülleri bulur çıkarır o! Evet, sizi de bulur çıkarır o, ey eski tanrıyı yenenler! Siz savaştan yorgun düştünüz, şimdiyse yorgunluğunuz yeni puta yarıyor! Çevresine kahramanlar ve onurlu
kişiler dizmek ister o, yeni put! İyi vicdanların günışığında ısınmayı sever o, -soğuk canavar! Siz ona taparasanız, herşeyi verir size, bu yeni put: böylece erdemlerinizin
parıltısını ve gururlu gözlerinizin bakışını satın alır. Gereksizleri ayartmada sizi yem olarak
kullanır. Evet, cehenneme vergi bir araç uydurulmuştur burda, tanrısal şereflerin süslü koşumu içre şıngırdayan bir ölüm atı! Evet niceler için bir ölüm bulunmuştur burda, kendini hayat gibi över: gerçek,
yürekten bir yardım bütün ölüm vaizlerine!
Devlet derim ona, herkesin ağı içtiği yere, iyilerin ve kötülerin: devlet,
herkesin kendini yitirdiği yer, iyilerin ve kötülerin: devlet, herkesin ağır ağır kendi canına kıymasına "hayat" denen yer. Şu gereksizlere bakın hele! Türeticilerin eserlerini ve bilgelerin
hazinelerini çalarlar: kültür derler
hınzırlıklarına, -ve herşey sayrılık ve sıkıntı gelir onlara! Şu gereksizlere bakın hele! Hep sayrıdır onlar; safralarını kusarlar ve buna gazete derler. Birbirlerini yutarlar
ve kendilerini dahi sindiremezler.
Şu gereksizlere bakın hele! Servet edinirler ve bununla züğürtleşirler. Güç isterler, en çokta güç kaldıracını, bol parayı isterler, -bu yetersiz kişiler! Tırmanışlarına bakın şu çevik maymunların! Birbirinin sırtına binerek tırmanırlar, böylece çamura ve uçuruma yuvarlanırlar. Hepsi de tahta ulaşmak ister: bu onların çılgınlığıdır, -tahtın üstünde sanki mutluluk otururmuş gibi! Çokluk çamur oturur tahtın üstünde, -tahtta çokluk çamurunun üstüne oturur.
Bana hepsi çılgın görünür bunların ve tırmanan maymun ve azgın görünür. Burnuma kötü kokar putları, o soğuk canavar: hepsi de kötü kokar
burnuma, bu putperestlerin! Kardeşlerim, bunların ağızlarının ve iştahlarının dumanında boğulmak mı
istiyorsunuz? Pencereleri kırıp dışarı fırlasanız. Kötü kokunun yolundan çekilin!
Gereksizlerin putperestliğinden uzak durun!
Kötü kokunun yolundan çekilin! Bu
insan kurbanlarının buğusundan uzak durun! Yeryüzü ulu canlar için açık duruyor daha. Nice yerler- çevresinde durgun
denizlerin kokusu yüzen -yalnızlar ve yalnız çiftler için boş duruyor daha. Ulu canlar için özgür bir hayat açık duruyor daha. Gerçek, malı az olanın köleliği az olur: ne mutlu küçük yoksulluğa! Orada, devletin bittiği yerde, orada başlar gereksiz olmayan insan: orada başlar gerekli kişilerin türküsü, o eşsiz, o benzersiz ezgi.
Oraya, devletin bittiği yere, -oraya bak, kardeşim! Görmüyor musun gökkuşağını ve köprülerini üstinsanın? Böyle buyurdu Zerdüşt / Friedrich
Yukarı dön Göster fazıl's Profil Diğer Mesajlarını Ara: fazıl
 
fazıl
Yasaklı
Yasaklı


Katılma Tarihi: 06 subat 2011
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 335
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı fazıl

Nietzsche'nin
düşünceleri neden çarpıtılıyor? 31 Mart 2009 Salı 00:27 Nietzsche ırkçıydı. Zira
bir
kısım
insanın
“üst insan"
yani
“übermensch” olduğunu
ve
kalanların
tamamının ise bu insanlara hizmet etmekle yükümlü olduğunu savunuyordu. Üstelik koyu bir din düşmanı olan Nietzsche, Hristiyanlık ve İslam dinindeki ahlak anlayışlarına karşı da büyük bir nefret besliyordu. Tanrı’yı da öldürmüştü zaten… Ayrıca bu melunun düşünceleri Darwinizm ile de bağdaşıyordu. Nasıl bağdaşmasın ki ? O değil miydi henüz çok genç yaşlardan itibaren büyük bir hayranlıkla Darwin’in bütün çalışmalarını takip eden? Velhasıl kötüydü, uzak durulası adamlardandı, zaten delirerek de ölmüştü… Oh olsundu…Müstahaktı… *** Yukarıdaki düşüncelerinin hiçbirisi bana ait değil elbette… Zaten ben de bu kadar çok saçmalığı peş peşe sıralayarak, kendimi rezil etmeye asla cesaret edemezdim doğrusu. Birileri çıkar ve bu konudaki cehaletimi yüzüme vurur diye endişeye kapılırdım. “Yok yahu! Hele de felsefe tarihinin en önemli isimlerinden birinin düşüncelerini bu denli de çarpıtamam ki, insanlar sözlerime itibar edecek kadar enayi değildir herhalde” diye geçerdi aklımdan en azından… Tabi eğer sistemli bir çabanın aktörlerinden değilsem… Ancak eğer öyleysem, yani niyetim tıpkı evrim meselesinde olduğu gibi, Müslümanları İslam dünyasının muhatabı bile olmadığı bir kilise kavgasının daha içerisine sokarak, zaten hani “altın çağlarından” birini yaşadığını söyleyemeyeceğimiz Müslüman düşüncesini iyice bulandırmaksa, dilediğim kadar “sallayabilirim” de. Ve maalesef pek çok insan, bir düşünceyi kaynağından okumak yerine, kulaktan dolma bilgilerle fikir sahibi olmayı tercih ettiğinden, bir sürü insanı peşimde sürüklemem inanın çok da zor olmaz… Ve üzerime düşen görevi yerine getirerek, bilime düşman, felsefeye düşman yani tıpkı Batı kilisesi refleksleriyle hareket eden Müslüman kalabalıklar yaratabilirim kısa sürede… Yazık çok yazık… *** Bir; Nietzsche ırkçı değildir. Bunun böyle olduğunu iddia etmek ya sistemli bir çarpıtmanın ürünüdür ya da onun bu konudaki düşüncelerini hiç anlamamış olmak demektir. Zira Nietzsche’nin “übermensch” ile vurguladığı üst insan modelinin soy- sop ya da ilk anlaşılır anlamındaki ırk ile alakası yoktur. Ona göre üstünlük , ırk ile gelmez. Nietzsche’ye göre üstünlük bireyin sahip olduğu yaşam enerjisi ve toplum kurallarından bağımsız düşünebilme yetisi ile alakalıdır. O bu düşüncesini "Sizin kökeniniz , nereden geldiğiniz değildir.Tersine nereye gittiğinizdir" diyerek pek çok kereler özetlemiştir de aslında. Bu yüzden “übermensch” olarak idealize ettiği insan modeli, daha sonraları Nazilerin çarpıttığı gibi sarı saçlı tipik Alman falan değil, düşünsel olarak ulaşabildiği son noktaya ulaşmayı başarmış bir özgür insan modelidir o kadar. Ve, onun kendi çağı içerisinde önemli bir isyana tekabül eden “übermensch” kavramı, her ne kadar büyük bir felsefenin ürünü olsa da, İslam düşüncesi içerinden doğan “İnsan-ı Kamil” kavramı ile karşılaştırıldığında, çok zayıf kalmaktadır aslında. *** İki; Nietzsche’nin Hristiyanlık ve İslam dininin ahlak anlayışına karşı büyük bir nefret beslediği yönündeki iddialar da, çok usta bir kandırmacadan ibarettir. Zira Nietzsche’nin isyanı Hristiyanlık’a yöneliktir, onun isyanı insanı sürünün egemenliği altına alan statükocu kilise ideolojisinedir ve İslam dini hakkında en ufak bir olumsuz yorum bile yapmamıştır. Ne bir cümle, ne de bir ima… Aksine, Deccal isimli eserinin sonunda yer alan aforizmalarda(59), “Eğer Müslümanlık, Hristiyanlık’ı küçük görüyorsa bunu yapmakta yerden göğe kadar haklıdır çünkü İslam dini insana değer verir” diyerek, aslında biraz da örneğin İbn Rüşd gibi kendisinin büyük dikkatini cezbetmiş İslam düşünürlerinin etkisi ile İslam dinini Hristiyanlık ile bir tutmadığını dile getirmiştir. Dileyen üşenmeyip Nietzsche’nin bütün kitaplarını satır aralarına kadar tek tek inceleyebilir. Ve düşünüre atılan büyük iftirayı kendi gözleri ile de görebilir. *** Üç; Tanrı’yı öldüren Nietzsche değil, kilisedir. Tanrı’yı öldüren, cennet vaadi ile kilise tarafından boyunduruk altına alan insanoğludur. Nietzsche’nin de zaten Tanrı düşüncesine topyekün karşı çıktığı falan yoktur. Onun isyanı hakikatı öteki dünyaya taşıyan ve insanoğlu bu dünyada adeta bir oyuncak haline getiren, onu köleleştiren, sürüleştiren kilise Tanrı’sına yöneliktir. Ve o Tanrı’nın ölümünden sorumlu olan değil, ölen Tanrı’nın ardından gözyaşı döken bir muzdariptir aslında. *** Dört; Nietzsche’nin Darwinist olduğunu iddia etmek öyle komik bir iddiadır ki, zira 1859 senesinde yayınladığı “Türlerin Kökeni” isimli çalışması ile çok fazla eleştirilmiş olan Darwin, Nietzsche’nin de yoğun eleştirilerine maruz kalmıştır. Nietzsche’nin, Darwin'e yönelik eleştirilerinin en başlıca noktası doğal seleksiyon kuramıdır ve o bu konunda ve Darwin’in düşüncesinin tamamen karşısında bir görüş belirtir. Zira özetle ifade etmek gerekirse, Nietzsche'ye göre seleksiyon, Darwin’in dediği gibi daha güçlü olanı seçmez, tam aksine güçsüz olanlar daha büyük bir çoğunluk teşkil ettikleri için güçlü olanın yok olmasına yol açabilir. Ve bu ayrılık iki düşünürün hayata bakışı ile alakalıdır aslında. Ve iddia edildiği gibi Nietzsche’nin Darwin’e hayran olduğu falan yoktur. Aksine o Darwin’i fazla “İngiliz” bulmuş ve Darwin’in düşüncelerine karşı neredeyse taban tabana zıt fikirler öne sürmüştür. *** Düşünüre atılan iftiralara kısa kısa değindik. Zira bu yazı aslında Nietzsche’yi savunma yazısı falan değildi. Bu yazı, İslam dünyasının dört bir yanında köşeleri tutmuş Ferisi hahamı kılıklı adamların yönlendirmeleri ile İslam’ın özünden ne denli uzaklaştığımızı sizlere hatırlatmak isteyen herhangi bir yazı idi sadece. İslam düşüncesinin bir namusu vardır ve onun içerisinde türlü yalanlar ile insanları zapt-ı rapt altına alarak menfaat elde edenler asla barınamamaz, asla barınmamalı demenin bir başka yolu idi.. Büyük Akif çağ başında; “Medresen var mı senin…Hadi göster bakalım şimdi de İbn Rüşd’ü…İbn Sina niye yok…Nerede Gazali görelim…Hani Seyit, Razi gibi üç-beş alim” diye seslenmişti ya… Bu yazı da, Müslüman nesilleri bilimden-felsefeden uzaklaştırarak kendi iktidarlarını daha da güçlendirmek isteyen kimselerin yalanlarını karşı uyanık olalım ve devirelim bu din bezirganların yalanlarla kurulu iktidarları da, Akif’in sesine kulak verelim diye temenni etmekteydi aslında sadece... Haber 10
Yukarı dön Göster fazıl's Profil Diğer Mesajlarını Ara: fazıl
 
fazıl
Yasaklı
Yasaklı


Katılma Tarihi: 06 subat 2011
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 335
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı fazıl

17/8/2008 Osho'nun Nietzsche Üzerine
Söyledikleri Dahiler yanlış anlaşılır... Dahilerin kaderi yanlış anlaşılmaktır. Bir dahi yanlış anlaşılmıyorsa, aslında dahi filan değildir. Kişi kitleler tarafından anlaşılabiliyorsa, o zaman sıradan zekanın düzeyinde konuşuyor demektir. Friedrich Nietzche yanlış anlaşılıyordu ve bu yanlış anlaşılma korkunç bir felakete neden oldu. Ama belki de bu
kaçınılmaz bir şeydi. Nietzche gibi bir adamı anlayabilmek için, onunla aynı veya daha yüksek bilinç düzeyinde olman
gerekir. Adolf Hitler öylesine geri
zekalı bir insandı ki Nietzche'nin anlamını kavramış olabilmesi olanaksız; ama onun felsefesinin
mesihliğine soyundu ve o geri zekasının doğrultusunda
yorumlar yaptı. Yorum yapmakla da kalmayıp bunları eyleme döktü ve bunun
sonucunda ikinci dünya savaşı patlak verdi. Nietzche güç isteminden söz
ederken, bunun hakim olma
isteğiyle hiç ilgisi yoktur. Ama nazilerin ona yüklediği anlam budur. Güç istemi, hükmetme
isteğiyle taban tabana zıttır. Hükmetme isteği aşağılık kompleksinden ileri gelir. Kişi kendine, onlardan aşağı değil üstün olduğunu kanıtlayabilmek için diğerlerine hükmetmek ister. Ama bunu kanıtlaması gereklidir. Kanıt olmazsa onların altında kalacağını bilir; bu yüzden bunu saklayacak
birçok kanıta ihtiyacı vardır . Gerçekten üstün olan kişinin kanıta ihtiyacı yoktur, o zaten üstündür. Bir gül güzelliğiyle ilgili bir tartışmaya girer mi? Dolunay ihtişamını kanıtlamakla uğraşır mı? Üstün insan bunu zaten bilir, hiçbir
kanıta ihtiyacı yoktur; bu yüzden hükmetme isteği de duymaz. Kesinlikle bir güç
isteğine sahiptir, ama burada çok ince bir ayırım yapmak gerekir. Güce istek duyması demek, kendini bütünüyle
ifade edecek olgunluğa erişmek istemesi demektir. Bunun başka kimseyle alakası yoktur, yalnızca bireyin kendisiyle alakalıdır. O çiçek açmak, potansiyelinde gizli
olan tüm çiçekleri açığa çıkarmak, gökyüzünde ulaşabileceği kadar yukarıya uzanmak ister. Burada kıyas bile söz konusu değildir. Başkalarından daha yukarıya çıkmak istemez, yalnızca kendi potansiyeline erişmek ister. Güç istemi mutlak surette
bireyseldir. Gökyüzünün en
yukarılarında dans etmek, yıldızlarla konuşmak ister, ama kimseye üstünlüğünü kanıtlamak gibi bir derdi yoktur. Rekabetçi değildir, kıyaslayıcı değildir . Adolf hitler ve takipçileri,
naziler, dünyaya çok büyük bir
zarar verdiler, çünkü
Nietzche'nin doğru şekilde anlaşılmasının önüne geçtiler. Ve bu yalnızca tek bir şey için değil, diğer kavramlar için de geçerliydi; tümüyle yanlış anladılar. Bu daha önce hiçbir mistiğin veya şair içine düşmemiş olduğu kadar üzücü bir yazgı. İsa'nın çarmıha gerilmesi ve Sokrates'in zehirlenmesi bile
Nietzche'nin yazgısı kadar kötü değil.. O öyle büyük bir ölçekte yanlış anlaşıldı ki, Hitler onun ve felsefesinin
adına sekiz milyon kişiyi öldürdü. Bu biraz zaman
alacak. Adolf Hitler ve naziler
ve ikinci dünya savaşı unutulduktan sonra,
Nietzche'nin gerçeği su yüzüne çıkacak. O geri gelecek... Daha geçen gün Japon
sannyasinlerimden biri bana
kitaplarımın kendi dilinde en çok satanlar arasına girdiğini ve hemen yanlarında da Nietzche'nin kitaplarının yer aldığı haberini verdi. Birkaç gün önce de aynı haber Kore'den gelmişti. Belki de insanlar bizim kitaplarımız arasında benzer bir şeyler buluyor. Ama Nietzche'nin yeni baştan yorumlanması gerek, ki naziler tarafından onun güzel felsefesinin üzerine yüklenmiş onca saçmalık bir kenara atılabilsin. Onun arındırılmaya, vaftiz edilmeye ihtiyacı var. Küçük Sammy, dedesine ünlü
bilim adamı Albert Einstein'dan ve onun
görecelilik kuramından söz ediyordu. "Peki" dedi dedesi, "Bu kuram
ne anlatıyormuş?" "Öğretmenimizin dediğine göre, bunu tüm dünyada
yalnızca birkaç kişi anlayabiliyormuş ." dedi Sammy... "Ama yine de bize
nasıl bir şey olduğunu anlattı. Görecelilik şöyle: Bir adam güzel bir kızın yanına oturduğunda bir saat bir dakika gibi geliyor, ama bir
dakikalığına kızgın ateşin
üzerine oturunca, bu bir saat
gibi geliyor ve buna Görecelilik
Kuramı deniyor." Dede sessizce başını sallayıp yavaşça , "Sammy" diye sordu, "Senin Einstein bununla mı geçiniyor?" İnsanlar bir şeyi kendi bilinç düzeylerince anlayabilirler.
Nietzche'nin nazilerin eline
düşmüş olması yalnızca bir rastlantıydı. Onlara savaşmak için bir felsefe gerekiyordu ve
Nietzche savaşçının güzelliğini taktir eder. Uğrunda savaşılacak bir düşünceye ihtiyaçları vardı ve Nietzche onlara iyi bir neden verdi,
"üstün insan için savaşmak" . Tabi hemen üstün insan fikrine
sahip çıktılar. Nordik Alman Aryanları , Nietzche'nin yeni insan ırkı, üstün insanı olacaktı. Dünyaya hükmetmek istiyorlardı ve Nietzche buna çok yardımcı oluyordu, çünkü insanın en temel özleminin güç istemi olduğunu söylüyordu. Onlar bunu hükmetme
istemiyle değiştirdiler. Şimdi tam bir felsefeleri olmuştu.. Nordik Alman Aryanları üstün bir ırktı, çünkü onlar üstün insanı yaratacaklardı. Güç istemine sahiptiler ve tüm dünyaya
hükmedeceklerdi. Daha alt
seviyelerdeki insanlara
hükmetmek, onların kaderiydi. Bariz bir matematik söz
konusuydu, üstün olan daha alt
seviyede olanı yönetmeliydi. Bu güzelim kavramlar… Nietzche onların böylesine tehlikeli olabileceğini ve tüm insanlığın üzerine bir kabus gibi çökebileceğini asla hayal bile edemezdi. Ama yanlış anlaşılmanın önüne geçemezsin, elinden hiçbir şey gelmez. Viski, puro ve ucuz losyon
kokan bir sarhoş sallanarak otobüse bindi ve bir Katolik
rahibinin yanına oturdu. Kendisinden rahatsız olmuş olan rahibe bakan sarhoş: "Hey peder, sana bir sorum
var." dedi. "Arterite ne sebep
olur?" Rahip soğuk ve ters bir şekilde, "Ahlaksız yaşam tarzı , fazla içki, sigara ve hafif kadınlarla düşüp kalkmak" diye yanıt verdi. "Vay canına!" dedi sarhoş. Bir süre yola sessizlik içinde
devam ettiler. Rahip kendini
suçlu hissetmeye başladı. Bariz şekilde Hıristiyan
merhametine ihtiyacı olan birine soğuk davranmıştı. Sarhoşa dönüp, "Üzgünüm oğlum.." dedi. "Sert çıkmak istemezdim. Ne kadar
zamandır bu arterit belasından muzdaripsin?" "Ben mi?" dedi sarhoş. "Ben arteritten muzdarip filan
değilim de gazetede okuduğuma göre papa öyleymiş !" Elden ne gelir? Bir şey bir kez ağzından çıktıktan sonra, karşındakinin onu nasıl alacağı tamamen ona kalmış. Ama Nietzche öylesine önemli,
ki nazilerin onun düşüncelerine bulaştırdığı tüm bu pislikten arındırılması gerekiyor. Tuhaf olan yalnızca nazilerin değil, dünyadaki diğer filozofların da onu yanlış anlamış olmaları. Belki de o öylesine büyük bir
dahiydi, ki sözde büyük
adamlar bile onu
anlayamıyorlardı . O düşünce dünyasına sayısız yeni görüş kazandırıyordu ve ki tek bir görüş bile onu dünyanın en büyük filozoflarının arasına
sokabilirdi. Oysa onun
düzinelerce görüşü vardır ve hepsi de insanlığın daha önce hiç aklına gelmemiş olan, mutlak derecede özgün
görüşlerdir. Doğru anlaşılmış olsaydı, Nietzche şüphesiz, o üstün insanın oluşması için gereken havayı ve toprağı sağlayabilirdi. O insanlığın dönüşüme uğramasına
yardımcı olabilir. Ona karşı müthiş bir saygı ve yanlış anlaşıldığı için de üzüntü duyuyorum, ki yanlış anlaşılmakla da kalmayıp tımarhaneye tıkılmıştır. Doktorlar onu deli olduğuna kanaat getirmişti. Onun görüşleri sıradan zihnin öylesine uzağındaydı, ki sıradan insan onun deli olduğunu kabul etmekten mutluluk duyuyordu: "O deli
değilse biz çok vasatız", o deli olmalı, tımarhaneye tıkılmalıydı. Benim hissime göre o hiçbir
zaman delirmedi. Yalnızca kendi zamanının fazla ilerisindeydi, fazla içten ve
doğrucuydu. Siyasetçilere, rahiplere ve cüce zihinlilere
aldırmadan ne yaşadıysa tam olarak onu aktardı. Ama bu cüceler öyle kalabalık ve o öylesine tek başınaydı, ki onun deli olmadığını duyamadılar. Delirmediğinin kanıtı da tımarhanede yazdığı son kitabıdır. Ama onun deli olmadığını söyleyen ilk adam benim. Öyle
görünüyor ki bu dünya
öylesine kurnaz ve politik
zihniyetli ki insanlar sadece
kendilerine şöhret kazandıracak, kalabalıktan alkış alacak olan şeyleri söylüyorlar. Senin o büyük
düşünürleriniz bile o kadar büyük değil... Onun tımarhanede yazdığı kitap en iyi kitabıdır ve kesin bir delildir, çünkü deli bir adam
onu yazamazdı. Son kitabı Güç İstemi'dir. Onun basıldığını göremedi, çünkü kimse deli bir
adamın kitabını basmak istemedi. Birçok yayıncının kapısını çaldı, ama hep geri çevrildi ve şimdi herkes bunun yazdığı en iyi kitap olduğu konusunda hemfikir.
Ölümünden sonra kız kardeşi bu kitabı bastırabilmek için evini ve bazı başka şeyleri sattı. Çünkü bu onun son arzusuydu, ama kitabın basıldığını göremedi. O mu deliydi yoksa biz mi
delirmiş bir dünyada yaşıyoruz ? Deli bir adam "Güç İstemi" gibi bir kitap yazabiliyorsa, o zaman deli
olmak nükleer silahları üst üste yığmakta olan Amerikan başkanı gibi akıllı olmaktan daha iyidir. Bu adama aklı başında, Friedrich Nietzche'ye de deli
mi diyorsunuz? Osho
Yukarı dön Göster fazıl's Profil Diğer Mesajlarını Ara: fazıl
 

Sayfa Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats