HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Genel Tartışma
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Genel Tartışma
Konu Konu: “Şans Eseri” Sözünü Kullananlar Dikkat!! Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
bembeyaz
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 31 temmuz 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 736
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı bembeyaz

 

“Şans Eseri” Sözünün Perde Arkasında Yatanlar

 

Olağandışı bir kaza haberi insanlara nakledilirken kullanılan “şans eseri kazada ölen ya da yaralanan olmadı”, “şans eseri kazadan yaralı olarak kurtuldu”, “şans eseri kazayı hafif sıyrıklarla atlattı”, “şans eseri burnu bile kanamadı” ve benzeri sözleri medyada duymayan ve ezberlemeyen kalmamıştır. Oysa bu tür sözler düşünülmeksizin söylenen ama ciddi sorumluluğu da beraberinde getiren sözlerdir. Çünkü böyle bir ifade tarzı problemli olup İslam toplumunun içler acısı halini yansıtmaktadır. Zira bu sözlerin ne derece İslami anlayışla örtüşüp örtüşmediğinin dikkatle incelenmesi ve sorgulanması gerekmektedir.

Tesadüf ve tevafuk arasındaki o ince farkı anlamak istemeyenlerin bilerek ve isteyerek yüce Yaratıcıyı devre dışı bırakmaya çabalamaları doğru olmamıştır ve olmamaktadır. Onların bu söylem ve yaklaşımları, halkının büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülkenin medyasında sürekli olarak dillendirilerek insanların algı dünyası adeta fesada ve bozguna uğratılmaktadır. Zihin kodlarına bu tarz menfi bir yükleme yapıldığını farkedemeyen, bunu düşünemeyen ve eleştiremeyen bir toplumun ise uzun vadede bunun bedelini ağır bir şekilde ödemesi kaçınılmaz olacaktır.

Kendilerinin dini değerleri önemsediğini iddia eden bazı medya organlarının da aynı şekilde bu tür bir haber verme tarzının etkisinde kaldıkları ve aynı tarz cümleleri bir papağan gibi sorgulamadan seslendirdikleri görülmektedir. Yine aynı şekilde toplumun önüne çıkan bazı örnek kişilerin de bu sözlerin tesirinde kaldıkları ve düşünmeden bu lafları tekrarladıkları ayrı bir gerçektir.

Oysa durum göründüğü kadar basit değildir. Olayları sadece şansa ve tesadüfe bağlayarak izah etmek, son derece sakat ve problemli bir bakış açısının ürünüdür. Bu nedenle herkesin sözlerine son derece dikkat etmesi gerekmektedir. Külli ve cüzi iradeyi devre dışı bırakan, Yüce Allah’ın her an, her saniye ve her dakika yaratmaya devam ettiği inancını (Rahman, 55/29; Fatır, 35/1) içselleştirememiş olan ve Allah’ın lütfu, fazlı, rahmeti, bereketi ve mağfiretini göz ardı edenlerin böyle bir dil kullanmaları belki onlar açısından normal görülebilir. Ancak Allah’a ve ahiret gününe inandığını ve dindar olduğunu söyleyenlerin bütün bu hassasiyetleri unutarak eleştirel bir bakış açısı ile meseleyi ele almamaları, Kur’an ve Sahih Sünnet’e göre bu durumu değerlendirmemeleri de son derece üzüntü verici bir durumdur.

Nitekim şansa ve tesadüfe yer olmadığı ve olmayacağı, dünyada yaşanan her şeyin külli bir planın ve cüzi iradenin bir parçası ve sonucu olduğu, insanın kendi yaptığı eylem, söylem ve davranışlarının kendi yaşantısını büyük oranda etkilediği ve etkileyeceği, başkalarının onun hakkındaki dua, beddua ve temennilerinin onun kader çizgisinin gelişmesi ve şekillenmesinde etkin bir rol oynadığı ve oynayacağı inancını göz ardı etmek İslam’ı anlamamak ve doğru değerlendirememek olacaktır. Eğer böyle olmasaydı, insanların imtihan edilmek üzere bu dünyaya gönderilmelerinin bir anlamı olmazdı. Yine insanın  Rabbe dua etmesinin bir anlamı kalmazdı. İbadetlerin ve sorumlulukların öneminden bahsetmek manasız olurdu. Cennet ve cehennemin varlığından ve oraları hak edecek kimselerin davranışlarından ve sorumluluklarından bahsetmek imkânsız hale gelirdi. Yazılmış bir senaryonun figüranları olduklarını, buna müdahil olamadıklarını iddia eden ve insanın iradesi hiçe sayanların ellerine büyük bir koz verilmiş olurdu. Yine bu tür safsataları yayan ve inkâra yönelen, derin düşünmeyi reddeden küstah ikiyüzlülerin elinde dini değerler oyun ve eğlence aracı haline dönüştürülebilirdi.

Dolayısıyla bilmek gerekir ki, insanların kaderlerini büyük ölçüde belirleyen kendi yapıp ettikleridir. Sözleri, duaları, samimiyetleri ve hadiseler karşısındaki büyük konuşmaları veya isyanlarıdır. (Muhammed,47/31) Hayata bakışları, duygu ve düşünceleri, tavırları, davranışları, tepkileri, niyetleri, başka insanlarla ve tabiatla kurdukları her türlü ilişkileridir. Sorumluluklarının gereğini yerine getirip getirmedikleridir. (İsra, 17/13-15) İstikamet üzere olup olmadıklarıdır. (Fussilet, 41/46)Arzu istek ve beklentilerini kontrol edip etmedikleri, Allah ile manevi anlamda yakınlaşıp yakınlaşmadıkları ve bu birlikteliği derinleştirip derinleştirmedikleridir. (Hac, 22/74; Zümer, 39/67)

Bütün bunları görmeyerek meseleleri sadece kör bir tesadüf ve şans ile değerlendirmek ne Hz. Peygamber’i, ne de İslam’ı doğru anlamak olacaktır. Algı ve düşünce dünyaları bu şekilde bozulmuş, İslam’ın değerler sistemini doğru kavrayamamış insanların hadiseler karşısında şans ve tesadüf masalına inanıp dayanmaları, meseleyi basit ve düz mantıkla ele alıp değerlendirmeleri ve yanlış bir kader anlayışına yönelmeleri son derece sakıncalıdır. Oysa bilinmelidir ki, insanların ve toplumların yaşadıkları her olay, ya kendi yapıp ettiklerinin doğal bir sonucu (Rum, 30/41) ya da yüce Allah’ın lütfu, mağfireti, uyarması, ikazı ve rahmeti neticesinde gerçekleşmektedir. (Tegabün, 64/11; Hadid, 57/22; Hac, 22/11; Zümer, 39/8, 49)

Bir insan, başından geçen her bir hadiseyi böyle bir gözle değerlendirmek durumundadır. Şans ve tesadüf sonucu bunun gerçekleştiğini düşünmek ve yüce Allah’ı ve onunla olan ilişkisini hiç hesaba katmamak bir mü’mine asla yakışmayacaktır. “Lütfunda hoş, kahrında hoş!”, “Allah var, keder yok!” “Rabbim sen nasıl sever ve istersen öyle olsun!” ve “Rabbim hakkımda hayırlı olanı lütfet!” diyecek manevi olgunluğa ve dereceye ulaşmak için gereken çabayı sarf etmeyenlerin başkalarını suçlamaları, ya da bu konuları anlamayı şansa, uğursuzluğa, şeytana, tabiata ve tesadüfe havale edip tefekkürden, teakkuldan, tezekkürden ve tedebbürden kaçınmaları ve giderek sekülerleşip dünyevileşmeleri son derece yanlıştır.

Tevafuk nedir anlamak istemeyen, kaderle ilgili ayetleri doğru değerlendiremeyen, Allah’ı unutan ve umursamayan, Allah’ın kullarına bağışladığı ilahi lütuf ve keremi doğru okuyamayan, dünyada bulunuş gayesini anlamak ve öğrenmek için hiçbir gayret sarf etmeyenlerin suçlamaları gereken öncelikle kendileri olmalıdır.

Yüce yaratıcının ihmal etmediğini (kendi haline terketmediğini) ama imhal ettiğini (mühlet verdiğini ve zaman tanıdığını) kavramak istemeyen birisinin “kader”i ve “şans”ı doğru anlayıp değerlendirmesi zaten mümkün değildir. (Ali-İmran, 3/140)

Bir büyük sıkıntıdan kurtarılan insanın bu imtihan neticesinde kendisinden beklenilenleri hala yerine getirmeyerek eski yaşantısına dönmesi ve kendisine bahşedilen bu fırsatı heba etmesi doğru değildir. (Yunus, 10/22-23) Yaptığı bir iyiliğe karşılık olarak, bu dünyada yaşayacağı bir sıkıntıyı, kazayı, ezayı, cefayı, belayı, musibeti hafif şekilde atlatmasını veya ağır bir yükten daha kolay bir şekilde kurtulmasını bir lütuf ve ihsan olarak görüp ona göre hareketlerine çeki düzen vermeyen ve bunu sadece şans ve tesadüfe bağlayan birisinin uzun vadede kaybedeceği aşikardır.

Örnek vermek gerekirse, kendi tedbirsizliği ve dikkatsizliği sonucu kaza yapan, ama bunu küçük sıyrıklarla atlatan birisi, bunun Allah’ın bir lütfu, fazlı, ikazı ve keremi sonucu gerçekleştiğini, bunun kendisi için ciddi bir uyarı olduğunu kabul eder ve buna göre olumlu anlamda bir değişim ve dönüşümü kendi iç dünyasında başlatabilirse, yaşadığı o kaza onun için bir hayr ve günahlardan kurtuluşa bir vesile olabilecektir. Ama hala bu yaşadığını şansa ve tesadüfe bağlayarak bu yaşananlardan gereken dersi çıkarmazsa kendine yazık edebilecektir. Sonuçta ise Yaratanla olan ilişkisini zedelenecek, yıpranacak ve bozulabilecektir. Dolayısıyla her an imtihan olduğu bilen birisinin, başından geçenleri Kur’an-ı Kerim ve Sahih Sünnet’in ilkeleri ışığında değerlendirmesinin kendi lehine olacağını söylememiz uygun olacaktır.

Medyanın sürekli kullandığı bu problemli anlatım ve ifade tarzının yanlışlığına bu şekilde işaret ettikten sonra, konu ile ilgili tekliflerimizi şu şekilde ortaya koymamız hem akıl ve mantığın, hem de ilkeli ve tutarlı olmanın bir gereği ve sonucudur.

Bu itibarla, “olağandışı bir kaza haberi” topluma aktarılırken şu şekilde ifade tarzlarının kullanılması bize göre doğru olandır. “Yüce Allah’ın lütfu ve koruması sonucunda kazada ölen ya da yaralanan olmadı”, “Ulu Allah’ın lütfu ve merhameti sayesinde bu kazadan yaralı olarak kurtuldu”, “Rabbimizin inayeti ve esirgemesi sonucu kazayı hafif sıyrıklarla atlattı”, “Allah’ın yardımı sonucu kazadan burnu bile kanamadan kurtuldu” şeklinde ifade etmek hem Kuran’a, hem de Sahih Sünnet’e daha uygun olacaktır.

Diğer taraftan burada şöyle sorular akla gelebilecektir. “Acaba bir kimse kazada ölür ya da ağır yaralı olarak kurtulursa bu durumda neler söylenecektir? Böyle bir durumda bu kimseler hakkında nasıl bir dil kullanılacaktır?”

Her şeyden evvel şunu belirtelim ki, kimin, ne zaman, nerede ve nasıl öleceğini sadece Allah bilir. İnsana düşen ise tedbiri almak, her an ölüme hazırlıklı olmak ve takdiri ise sadece Allah’a bırakmaktır. Bizim bu makalemizin konusu, “kazadan hafif sıyrıklarla ve hafif yaralı olarak kurtulanlarla” ilgilidir. Ölenler zaten ecelleri geldiği için gidecekleri yere -isteseler de istemeseler de- gitmişlerdir. Onlara Allah’tan rahmet dilemek gerekecektir. Ancak hayatta kalanlara ise bir mühlet verildiği anlaşılmaktadır. Yani, ağır yaralı olarak kurtulanlar için de imtihan aynen devam etmektedir. Onlar da iyileştikleri anda kaldıkları yerden imtihana devam etmek durumundadırlar. Kim bilir, bu hayatta kalışları belki onlar için bir lütuf ve merhamettir. İşte bu lütfu doğru değerlendirmek ve “şans” ile karıştırmamak gerekir. Zaten bu anlamda bir şans kavramı İslam’ın ilkeleri ile bağdaşmamaktadır.

Ayrıca bir insanın ölümü onun için hayırlı olacaksa Allah’tan ölümü istemesi, yok eğer yaşamak onun için hayırlı olacaksa yaşamayı istemesi normaldir. Zira gaybı bilen ancak ve ancak Allah’tır. Dolayısıyla “kazada ölenler ya da ağır yaralananlar hakkında Allah’ın lütfu ve merhameti sonucu öldü ya da ağır yaralandı” demek zaten doğru değildir ve zaten bunu da kimsenin bilmesi mümkün değildir. Tekrar altını çizelim ki, bizim yazımızın konusu “olağanüstü durumlarda kazayı hafif şekilde atlatanlarla ilgili kullanılacak bir dilin nasıl olması” gerektiğidir.

Umarız aradaki bu ince ayrıntı çok iyi anlaşılabilecektir. Zira bunu fark edebilmek için de ciddi bir mesainin harcanması ve sağlam muhakeme ile meselelere bakılması gerekmektedir. Ayrıca, sorduğu bir sorunun cevabını anlamak için hiç bir çaba ve gayret sarf etmeyen, zihnindeki şüpheyi gidermek için kafa patlatırcasına düşünmeyen ve araştırmayan kimsenin de aklı selim ile düşünmediği ve şeytanın ayartmalarına kendini açık hale getirdiği de bir başka gerçektir. Bu itibarla, böyle yapan kimselerin çok dikkatli olması ve aklına takılan soruları doğru kaynaklardan öğrenmeye özen göstermesi elzemdir. Tersini yapanlar ise ancak kendilerine yazık edenlerdir.

Öte yandan, “mucize eseri kazadan sağ kurtuldu” sözünün de doğru olmadığı anlaşılmaktadır. Zira bu olağandışı hadiseyi gerçekleştiren Allah’ı ve onun iradesini devre dışı bırakan ve O’ndan hiç bahsetmeyen bu tarz her türlü söylem ve ifade biçimi bize göre problemlidir. Mesajlar topluma her zaman insanların doğru anlayacağı şekilde açık, net ve bariz bir şekilde verilmelidir.

Sonuç olarak ifade etmek gerekirse, özellikle medya organları başta olmak üzere, topluma dini konularda bilgiler veren ve rehberlik eden kimselerin olağanüstü gelişmeleri insanlara aktarırken bu yanlış, sakat ve sakıncalı ifade tarzlarını yeniden gözden geçirmeleri ve önerdiğimiz söylemleri ve bulunabilecek daha uygunlarını kullanmaya başlamaları son derece yerinde ve sağlıklı olacaktır.

Bu samimi uyarımızı ciddiye alarak gereğini yapanlar bunu zaten kendi iyilikleri için yapmış olacaklardır. Ancak inatla meseleyi anlamak istemeyenler ise, kaderi doğru okumamaya devam edeceklerdir. Onların Kur’an’ın ruhunu ve özünü kavramak yerine hadiseleri şans ve tesadüf kavramlarıyla açıklamaya çabalamaları ise son derece komik ve çocukça bir yaklaşım olsa gerektir. Ancak tekrar belirtelim ki, günün birinde bu kimseler kaybettiklerini ve ne kadar büyük bir yanlış yaptıklarını anladıklarında suçlamaları gereken, karşısına geçtikleri aynada kendilerine görünen o şahıstan başkası olmayacaktır. 10.06.11

Dr. Ahmet Emin SEYHAN

 



__________________
Rabbim! ilmimi ve anlayisimi artir!

www.ahmeteminseyhan.blogcu.com/

selam ve dua ile...
Yukarı dön Göster bembeyaz's Profil Diğer Mesajlarını Ara: bembeyaz Ziyaret bembeyaz's Ana Sayfa
 
Guests
Guest Group
Guest Group


Katılma Tarihi: 01 ekim 2003
Gönderilenler: -259
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Guests

niye allah insana bir şans daha veremez mi...
Yukarı dön Göster Guests's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Guests
 

Eğer Bu Konuya Cevap Yazmak İstiyorsanız İlk Önce giriş
Eğer Kayıtlı Bir Kullanıcı Değilseniz İlk Önce Kayıt Olmalısınız

  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats