HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Alıntılar, Makaleler
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Alıntılar, Makaleler
Konu Konu: Tek çözüm profesyonel askerlik Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
adalet
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 02 ekim 2006
Gönderilenler: 1195
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı adalet


Artık askerliğe köklü bir reform yapma zamanı geldi, bu
kesin, bir.

Artık zorunlu askerliğin miadı doldu, bu kesin, iki.
Gerek bedelli talepleri gerekse vicdani ret, zorunlu
askerliğin ipini çekiyor.
Ancak bedellinin doğuracağı problemler de var, vicdani
reddin de...
Bedelli, bedel ödeyemediği için askerlik yapacak
olanların içine oturacak, vicdani ret de, alabildiğine
istismara açık bir kapı olarak, vicdani reddi yalama
haline getirecek.
Onun için hem bedelli-hem zorunlu, hem vicdani ret-hem
zorunlu askerliği bir arada sürdürmek, Türkiye'yi önü
alınamayacak bir kaosun içine sürüklemekten başka sonuç
doğurmaz.
Öyle bir durumda, zorunlu askerliğin cılkının çıkması da
kaçınılmaz olur. O durumda o meşhur deyiş, "Alavere
dalavere..." sözü gelir gündeme lök gibi oturur.
Öyle bir durumda zorunlu askerliğe duygusal sermaye sunan
vatanseverlik duygusunun iflas etmemesi mümkün değildir.
Bu işi, askerlik yerine devlet memuriyeti de çözmez.
Çünkü kimin devlet memurluğuna kimin zorunlu askerliğe
tabi tutulacağını belirlemeye kalktığınızda, ortaya yine,
vicdanları zorlayan standart dışılıklar çıkacak.
Şu anda, bedelli için iç lobinin, vicdani ret için dış
lobinin oluşturduğu baskı dışında bir meşruiyet gerekçesi
yok.
"Askerlik dönemi insanların hayat akışını durduruyor"
gerekçesi ise, herkes için söz konusu. Asgari ücretle
evinin iaşesini sağlayan bir genci alıp askere
götürdüğünüzde, evet katma değer itibariyle, bir şirketin
CEO'sunu götürdüğünüz kadar ekonomik kayıp olmuyor
olabilir ama o asgari ücretlinin kendi ailesi için hayati
değerinin, bir CEO'nunkinden daha az olduğu iddia
edilemez.
"Vicdani ret" için ortaya sürülen "savaşa ve öldürmeye
karşı olmak" ise, yine herkes için söz konusudur.
Askerlik yapanların savaş tutkunu veya adam öldürme
heveslisi gibi görülmesi de saçmadır.
Yani işe gerekçeler açısından bakıldığında, bunların
tamamı yerle bir edilebilir.

Zorunlu askerlik sürdürülebilir değil

Ama hayat da zorunlu askerliği zorluyor.
Kaldı ki, bizdekine benzer nitelikte zorunlu askerlik,
bugünün askeri ihtiyaçlarını karşılar olmaktan da çıkmış
bulunuyor.
Çünkü teknolojik boyutları çok öne çıkmış silahları,
ilköğretim eğitimi almış insanlara öğretmek de kolay
olmuyor, onları öğretip bir süre sonra terhis
ettiğinizde, verilen emeğin boşa gitmesi de önlenemiyor.
Bu durumda "vatani görev"e aldığınız insanlara çöp
toplatmak, hizmetçilik ya da kantincilik yaptırmak
durumunda kalıyorsunuz. Onları yüz binler halinde
beslerken masraf ediyorsunuz, onları ekonominin
zincirinden ve hayatın akışından koparırken kayıplara yol
açıyorsunuz.

Subayların vatanseverliği

Soruyu şöyle koyalım:
-Acaba bizim ordumuzda maaşla görev yapan subay ve
astsubayların, askerlik hizmeti yaparken,
vatanseverliklerinden kuşku duymalı mıyız?
Soru şöyle de sorulabilir:
-Acaba zorunlu askerlerle, maaşlı yani profesyonel
askerler arasında, savaş gücü, vatanı savunma duygusu
açısından bir fark var mıdır?
Bu sorunun bizde, özellikle de TSK zirvelerinde kabul
edilen cevabının "Neden olsun, subay ve astsubaylar tam
bir vatan sevgisi ile yetişiyor, hizmet ediyorlar"
şeklinde olacağında kuşku olmamalı.
Sözü şöyle bağlayabiliriz:
Eğer Genelkurmay Başkanı'nın maaş aldığı için askerlik
duygusunda bir azalma olmuyorsa, başka profesyonel
askerlerde de bu duygu olmaz.
Bir de şu biliniyor:
İyi eğitim verilmemiş bin kişiden, iyi eğitim almış yüz,
belki on kişinin daha etkili olacağı kuşkusuzdur.
Hükümet iç-dış lobinin oluşturduğu bedelli-vicdani ret
talebini nasıl karşılar bilmiyorum ama asıl çözümün artık
profesyonelliğe geçiş olduğu ve bunun için de orduda
köklü bir reformun gerektiği ayan beyan belli olmuştur.
A.Taşgetiren(Bugün)

__________________
"Bir kavme olan kininiz sizi adaletten ayırmasın.."
Yukarı dön Göster adalet's Profil Diğer Mesajlarını Ara: adalet
 
adalet
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 02 ekim 2006
Gönderilenler: 1195
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı adalet

B.Özipek(Star)
Bedelli askerlik, vicdani ret ve mesleği kutsamak
 


Gariban Mehmet marş marş” diye manşet atmış bir gazete. Saçmalama hakkını kullanmış.

İlk olarak şu gerçeği açıkça söyleyelim:

Zenginler askerlik yapmaz, yaptığında rahat eder ve savaşta ölmez. Bu yüzden de “şehit mezarları” arasında en üst vergi dilimine tâbi mükelleflerinin çocukları olmaz. Evvel ahir böyledir bu. Ne Türkiye’ye özgüdür, ne de belli bir zamana.

İkincisi, bedelli isteyenler zannedildiği gibi veya bazılarının zannediyor göründüğü gibi sadece zenginler değildir. Tersine, ağırlıklı olarak, ailesini geçindirmek için kendi emeğinden veya küçük işletmesinden başka bir servete sahip olmayan insanlardır.

Askere alındıklarında, yerine kimseyi bırakacak durumu olmayanlardır. Zar zor bulduğu işi de kaybedecek ve belki de bir daha aynı değerde iş bulamayacak olan alt ve alt-orta sınıflara ait vatandaşlardır.

Bu yüzden de, geri ödeyememe riskini de göze alarak kredi çeker ve bir şekilde bu yükten kurtulmaya çalışırlar.

En zenginlerin çocukları ise, bedelli olsun olmasın, yurt dışında “işçi” olarak çalışır ve yine yapmaz. Herkes de bunu bilir ama bazıları bilmiyormuş gibi yapıp sahte eşitlik nutukları atar. Tıpkı o gazetenin manşetindeki gibi.

***

Bu tasarıdan dolayı hükümeti ve konuya yaklaşımı dolayısıyla muhalefeti kutluyorum.

Ama tasarı bu haliyle, zorunlu askerlik sorununun doğurduğu mağduriyeti gidermiyor.

Vatandaşı yirmi bir gün dahi olsa kışlaya sokma ısrarından nihayet vazgeçilmiş olması isabetli. Ama 30 bin lira gibi bir rakam yüksek ve yaş sınırının da 30’dan çok daha aşağı çekilmesi şart. İşte bu noktada en önemli görev, Meclis’e, muhalefete ve iktidara mensup milletvekillerine düşüyor.

Bedelli ile kazanılacak olan, sadece o paradan ibaret değil. Askerliği yapacak yaşı aslında fiilen geçmiş insanlara askerlik eğitimi veriyormuş gibi yaparak boş yere harcanan kamu kaynaklarından yapılacak tasarruf da “kazanç” hanesine eklenmeli. Tabii o insanı asıl üretken olacağı işinden bir ay uzaklaştırmanın “milli hasıla”ya maliyeti de.

İşte bu yüzden de şu rakamı bir daha hesap

lamakta fayda var.

***

Ama bütün bunlar yapılırken, son derece hayati önem taşıyan vicdani ret hakkı daha fazla mağduriyete meydan verilmeden derhal iade edilmeli.

Şu an bu ülkede, bütün medeni sistemlerin tanıdığı bir hakkı kullanamadığı için hayatı kabusa dönen insanların var olduğu unutulmamalı.

Zorunlu askerlik terk edilinceye, askerliğin bir meslek olarak profesyonel ordu tarafından yürütüldüğü sisteme geçinceye kadar bu şart.

Başbakan Erdoğan, “Biz askerliği Peygamber ocağı olarak görüyoruz. Biz bu millet, bunu böyle görmüştür. Görmeyenler yok mu, var onları da iyi biliriz” diyor.

Ben görmeyenlerden olarak şunu söylüyorum:

Askerlik bir meslektir. Tıpkı diğer meslekler gibi. Onu kutsar, demokratik bir hukuk devletindekinden fazla, uhrevi bir anlam yüklerseniz, bu ülkede kendisine “kutsal görev” yükleyen c**tacılardan kurtulamazsınız. Ve normalleşemezsiniz. Çünkü normalleşmenin bir göstergesi de herhangi bir kamu görevini mistifiye etmemektir.

***

Zorunlu askerlik olduğu sürece, vicdani ret hakkı da olmak zorunda. Bedelli de öyle.

Tasarı için teşekkürler.

Yetmez, ama evet.



__________________
"Bir kavme olan kininiz sizi adaletten ayırmasın.."
Yukarı dön Göster adalet's Profil Diğer Mesajlarını Ara: adalet
 
adalet
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 02 ekim 2006
Gönderilenler: 1195
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı adalet


S.Laçiner(Star)

Eğitim, iş veya ailevi nedenlerle askerliğini erteleyenlerin sayısı 1,1 milyonu aşmış durumda. Başka bir ifadeyle şu an askerlik yapan 465.197 askerin neredeyse üç misli askerliğini çeşitli nedenlerle erteletmiş. Üstelik bunların yarıya yakınının da 30 yaş ve üzeri olduğu da biliniyor. Yani bunları askere alsanız ne olur, almasanız ne olur! Bir kere zihnen kendilerini çürüğe ayırmış durumdalar. Sonra, 30 yaşın üzerindeki askerden nasıl bir askerlik bekliyorsunuz? Diğer bir deyişle bu kişilerin askere alınması veya alınmamasının terörle mücadele de dâhil, hiçbir açıdan TSK’yı zaafa uğratmayacağı, tam aksine, Ordu’nun bu kişilerin askerlik yapmaması ile büyük bir yükten kurtulacağı söylenebilir...

İkinci olarak çoğu evini ve işini kurmuş, çoluğa çocuğa karışmış ‘asker kaçakları’nın her gün yıllardır bedelli ile yatıp kalktıklarını, ailelerini ve çevrelerini yaşadıkları belirsizlik ile sürekli olarak rahatsız ettiklerini de biliyoruz. Çünkü hepsi ‘bedelli’nin eninde sonunda çıkacağına inanıyordu ve askerliklerini bu ümit ile yıllarca ertelettiler.

Kısacası bedelli askerlik, tıpkı vergi affı gibi, devletin zaten ümidini kestiği bir ‘alacağından’, en azından parasını alarak vazgeçmesidir. Bu anlamda Başbakan Erdoğan’ın açıkladığı bedelli ilk de değildir, son da olmayacaktır. Bedelli ilk olarak 1987’de 40 yaş ve üzeri için uygulandı. 1992’de 28, 1999’da 27 yaşından gün alanlar yararlanmıştı.

İddia ediyorum bu da son olmayacak, hatta bedelli askerlik tartışmalarını kısa süreliğine bile bitirmeyecektir. Çünkü bedelli askerlik bir çözüm değildir. Tam anlamıyla yukarı tükürseniz bıyık, aşağı tükürseniz sakal halidir. Vicdanları rahatsız eden bir yönü de vardır. “Biri bedelini canıyla, sağlığıyla öderken, diğerleri parasını bastırıp askerlikten kaçıyor” iddialar hep gündemde kalacaktır. Bu nedenle bu son olsun diyorum, bu son olsun!.. Ne vicdanları kanatalım, ne de insanları askerlikten kaçmak zorunda bırakalım.

Çare, profesyonel askerlik

Tek çözüm, profesyonel askerlik. Devlet askerliğe vatandaşın devlete olan borcu olarak bakmamalı. Tam tersine askerliği vatandaşlarından aldığı bir hizmet olarak görmeli ve karşılığını da maddi olarak ödemelidir. Bazılarının iddia ettiği gibi bunun adı paralı askerlik de değildir. Özellikle bazı ulusalcı/ergenekoncu çevreler profesyonel askerliğe geçilirse askerlerin milli hislerinin azalacağını, TSK’nın ‘millet ordusu’ özelliklerinin erozyona uğrayacağını iddia ediyorlar. Çok yanlış bir bakış açısı... Generallerimiz, albaylarımız veya yüzbaşılarımız yaptıkları hizmetin karşılığı olarak maaş almıyorlar mı? Maaş alınca onların milli hisleri azalmıyor da, sıra gariban er ve erbaşa gelince mi bu hisler azalıveriyor?

Özetle, bedelli denen bu illetten milleti ve devleti kurtarmak istiyorsak Avrupa’daki diğer devletler gibi profesyonel ve uzman orduya bir an önce geçmeliyiz. Ordu sayıca küçülmeli, hepsi yaptığı işin karşılığını almalıdır. Bedelliden gelecek kaynak bu iş için ilk sermaye yapılabilir.

Gayrimüslim Mehmetçikler

Son olarak askerlik üzerine, bahsetmeden geçemeyeceğim yeni bir kitap çıktı: Gayrimüslim Mehmetçikler. Dinleri farklı, fakat vatanları bir bu askerlerimizi bugüne kadar görmezden geldik. Rıfat N. Bali güzel bir iş çıkarmış ve meseleyi gayrimüslim askerlerimizin hatıralarıyla 384 sayfaya sığdırmış. Bedelli askerlik, vicdani ret gibi askerliğin çeşitli boyutlarının tartışıldığı şu günlerde mutlaka okunması gereken bir eser. Libra Yayınları’ndan. Hararetle tavsiye ederim...



__________________
"Bir kavme olan kininiz sizi adaletten ayırmasın.."
Yukarı dön Göster adalet's Profil Diğer Mesajlarını Ara: adalet
 

Eğer Bu Konuya Cevap Yazmak İstiyorsanız İlk Önce giriş
Eğer Kayıtlı Bir Kullanıcı Değilseniz İlk Önce Kayıt Olmalısınız

  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats