HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Kur'an Çalışmaları
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Kur'an Çalışmaları
Konu Konu: hac ve umre Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
Guests
Guest Group
Guest Group


Katılma Tarihi: 01 ekim 2003
Gönderilenler: -259
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Guests

Bir yerde oturmaktan nasıl menfeatlenirsiniz?

Orada yatıp kalkmak, gezip dolaşmak, yiyip içmek, alıp vermek vs ile.

Ben de düşündürmeye çalışıyorum.

Allah'tan bir farz bilip yaptığınız haccın olmazsa olmazı yerine getirdiğiniz rükünlerinin Kuran'la yakından uzaktan ilişkisi yoktur. Hac diye bu yaptıklarınız nereden geliyor? İhram dediğiniz sarmaldan başlayın düşünmeye! Biraz daha yüksek sesle düşünün!

"O iklimde "beyt"ler hep öyle. Kibrit kutusu gibi, kübik, penceresiz"

Maketlerine bakılırsa çok havasız ve de karanlık bir mescit ile evler...

Peygamberleri de dahil çok ilkel bir toplummuş!

Başka ne denir ki! 

Yukarı dön Göster Guests's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Guests
 
hasanoktem
Admin Group
Admin Group


Katılma Tarihi: 10 eylul 2006
Gönderilenler: 2837
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı hasanoktem

hanif06 YAZDI :
Sevgili Efrayim,

Hac ve umre bir birinden bağımsız iki ayrı şey, iki ayrı
zamanda iki ayrı ziyaret değildir. Her iki ifadenin de
anlamı ziyarettir ve bu ziyaret tek bir ziyarettir.
(hanif06)

Bir kere bu mümkün değil...
Kelimeler, farklı bir kere..
Arapça'da " İğtilaful esma, tedullu ale iğtilafil ma'na "
ilkesi mucibince de her iki kelşmeyi biribirinden ayıran
bir mananın olduğu gün gibi aşikar...Tabi ki görmemeye
yemin etmemiş olanlar için...
Bu konuda Sayın Hasan Akçay'ın görüşüne katılıyorum ve
O'na Allah razı olsun! diyorum.
Muhabbetle




__________________
Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? ENBİYA 10
Yukarı dön Göster hasanoktem's Profil Diğer Mesajlarını Ara: hasanoktem
 
Guests
Guest Group
Guest Group


Katılma Tarihi: 01 ekim 2003
Gönderilenler: -259
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Guests

Arapça'da " İğtilaful esma, tedullu ale iğtilafil ma'na "

Arapçada “isimlerin farklılığı anlam farklılığına delalettir.”
Arapçanın böyle bir kaidesi var mıdır, bilmiyorum. Varsa bu kuralın kaynağını bilmek isterim.

Aynı kelime, farklı cümlelerde aynı anlama gelmeyebileceği gibi, farklı kelimeler de aynı manaya gelebilir. Örnekleri de Kuran'da fazlasıyla vardır. Bu demek değildir ki her cümlede birini bir diğerinin yerine koyduğumuzda aynan yerine oturacaktır. Kimisi her yerde diğerinin yerine uyar, kimsi de bazı yerde uyar. Türkçemizde de örnekleri çokça vardır. Mesela şek, şüphe, kuşku kelimeri eş, benzer anlamlı kelimelerdir. "Ben senden şüpheleniyorum" ile "Ben senden kuşkulanıyorum" arasında, söyleyenin kastı itibariyle, bir fark olmasa gerek.

Kuran'dan bir kaç örnek:

1- "Mu'minîn" ile "mûqinîn" farklı kelimeler ancak aşağıdaki ayetlerde aynı anlama gelirler.

45/3- İnne fissemâvâti velerdi leâyâtin lilmu'minîn.

51/20- Ve filerdi leâyâtun lilmûqinîn.

2- "Nezzelnâ" ile "Enzelnâ" ve "rayb" ile "şekk" ayrı kelimeler ancak aynı manada gelmişler.

2/22- Ve in kuntum fî raybin mimmâ nezzelnâ...

10/94- Fe in kunte fî şekkin mimmâ enzelnâ...

3- "Eğraynâ" ile "Elqaynâ" kelimeleri farklılar ama aşağıdaki ayetlerde aynı anlamdalar.

5/14- Fe eğraynâ beynehumul'adâvete velbeğdâe ilâ yevmilqiyâmeti,

5/64- Ve elqaynâ beynehumul'adâvete velbeğdâe ilâ yevmilqiyâmeti,

Örnekleri çoğalta biliriz. Daha çarpıcı bir örnek vereyim:

5/110- ... ve iz allemtukelkitâbe velhikmete vettevrâte velincîle...

Soru şu: Bu dört kelime 4 ayrı şey mi, aynı şey midir? Şayet ayrı şeylerdir diyorsanız, o halde İsa'ya öğretilen kitap ne, hikmet ne, tevrat ne, incil ne?

Benzeri bir örnek de şu:

16/125- Ud'u ilâ rabbike bilhikmeti velmevizatilhaseneti...

Burada benim anladığım; hikmetten kasıt mevıza-i hasenedir ve o da vahiy olunanlardır/kitaptır. Size gelince ise bu ikisi farklı şeylerdir. Öyleyse Buradaki hikmet nedir, meviza-i hasene nedir? Kuran'da bunların her birinin izahları var mıdır?

Ben diyorum ki bu kelimelerin her biri farklı olsalar da aynı şeyi ifade ediyorlar. Yani kitap neyse hikmet de odur vs. Halen Ankara İlahiyatta Arap asıllı Arapça hocası olan biri şunu diyor: "Arapçada ardı ardına sıralanan birden fazla farklı ifade çoğu zaman birçok şeyi değil de aynı şeyi söylüyordur." Aslında vaizlerimizden de bunun pek çok örneklerini dinlemişizdir. Farklı kelimeleri, cümleleri ardı ardına sıralarlar ama aynı şeyi söyler dururlar. Söylediklerinin biri diğerini tefsir niteliğinde oluyor. Kuran'da da birçok yerde "ve" ve "ev" bağlaçları tefsirî bağlaçtırlar. Malesef meal yazanlar, bunların pek çoğunu meallerine yansıtmamış/yansıtamamıştır. Zaten meal yapanların kahhar ekseriyeti Kuran'ın yüzlerce ayetini anlamamış, anlayamamıştır. Ayetlere ister istemez yanlış mana vermişlerdir. Her mealde yüzlerce fahiş yanlışı görmek sıradandır. Belki de hem dil hem de çeviri itibariyle en bozuk meal, gördüğüm kadarıyla, Mİ'nin "Hayat Kitabı Kuran" adlı mealidir. Gerekirse örneklerle bunu ispatlaya bilirim. Mİ, değil Arapçada, hiç bir dilde olmayan kural(lar) da uydurmuştur. Mesela "yeşâu" fiili için "çift özneli fiil" diyor. Kimi ayetlerde çift özne kuralını çalıştırmış ve kendince ilgili ayetlere bir anlam vermeye çalışmış, kimi ayetlerde de kuralı görmezden gelmiş. Bur da niye böyle, orda niye öyle yapmış, bir anlam veremezsiniz. Kendisi de sanırım bunun sebebini izah edemez. Çift özne kuralını çalıştırarak yapmış olduğu ayet meallerinde tamamen başarısız olmuş, kurduğu cümlelerde çift özneyi bulmanız, görmeniz mümkün değildir. Zira bir fiilin iki öznesi olmaz, olamaz. Bir fiilin ancak bir öznesi olur. Hiç kimse tek fiil, çift özneli bir cümle kuramaz. Dil bilgisinde bu denli cahil biri Kuran gibi bir kitabı nasıl çevirmeye cüret eder. Bunun bir tek cevabı olsa gerek; "cahil cesur olurmuş." Kural dediği kocaman bir yalan. Hadi, kuralı uydurdun; niye her yerde uygulamıyorsun? İstediğin yerde uyguluyor, istemediğin yerde uygulamıyorsun, böyle keyfilik olur mu? Bakıyorsunuz bir yerde kuralı çalıştırmış diğerinde çalıştırmamış. Neye göre burda böyle, orda öyle? Hiç bir izahı yok, tamamen keyfe mâ yeşâ'. Ee, geçmişte Araplara dillerini öğreten Türkler olu da bugün olmaz mı! RİE'nin "Yaşayan Kuran" adlı meali de son derece keyfi bir çeviridir. Sanki Kitap 15 asır önce Muhammed'e değil de bugün kendisine inmiş! İstediği kelimeye, ifadeye, ayete kendi görüşü çerçevesinde istediği manayı vermiş. Mesela "Mâ meleket eymân" tabirine 5 ayrı yerde 5 farklı mana vermiş! 

Konuya dönersek: Hac ve umre, dediğiniz kaide gereği, farklı olmaları hasebiyle, her biri ayrı bir eylemi anlatan birer kavram olarak bunlar neden ard arda zikr edilimişler ve hac nedir, umre nedir? Eylem zamanları ayrı mı gayri mi? Hac ne zaman, umre ne zamandır? Hükümleri nedir? Kuran'dan vereceğiniz cevaplarınızı, izahlarınızı bekliyorum.

Tabi ki farklı isimler farklı manalar taşır. Taş, toprak, ot, balık, hava vs her biri farklı şeydir ve farklı manalara gelirler. Deve, sığır, koyun, keçi dendiğinde biri neyse diğerleri de odur demiyoruz. Ard arda gelen kimi kavramlardan söz ediyoruz. Kavramları birer eşya isimleri gibi düşünürsek yanılırız. Benzer, aynı, ya da bir birine yakın anlamlara gelebilecek müteradif dediğimiz kelimeler, kavramlar, eşya isimleri gibi algılanlanmamalı. 

Özel isimlere gelince bunlar tercüme edilmez, olduğu gibi tercüme edilen dile aktarılırlar. Özel isim, bir anlamı olsa da o anlam o ismin sahibi ile tamamen tezat taşkil edebilir de. Mesela adı Cemal olan çirkin, Müslim olan kafir, Abdullah olan Allah tanımaz olabilir. Ama kavramlar öyle değildir. Kavramlar mutlak surette çevride yansıtılmalıdır. Mesela kuran'da "islam" kavramı bir özel isim değildir. Adamın adı soyadı gibi nufus kimliğine "dini İslam" diye yazmışsanız, dine, kitaba en büyük kötülüğü yapmışsınızdır. Yaptıkları meallerde “islam” kavramını tercüme edilen dile olduğu şekliyle aktaranlar vahye ve inananlarına en büyük kötülülüğü yapmışlardır. Zira islam bir dine verilmiş bir özel isim değildir. İslam kavramını özel isim sanan cahillere alim diyoruz ve onların yaptıkları meallere göre atıp tutuyor, ahkam kesiyoruz. 

Rabbin kim? Allah. Peygamberin kim? Muhammed (s.a.s.). Kitabın ne? Kuran (aslında kuran da özel bir isim değil, bir kavramdır adına kuran dediğimiz kitapta). Dinin ne? İslam… Sınavı kazandınız, cehennemin iki yakasına kurulmuş olan Sıratı (!) geçtiniz, özlemini çektiğin cennete girdiniz...

Sahihi Buhari (r.a.) Hadisidir:

“Cehennemin iki yamacı arasına bir (asma) köprü kurulur (sıratı müstakim), Allah'ın izniyle, ümmetimi sırattan geçiren ilk ben olurum.”

Şeytan inançlarını parçaladı, onları fırkalara böldü. Sonra uzun zaman yalanlar uydurdu, yalanları yaydıkça yaydı. Her bir fırka kendi mezhebinin ilkelerini oluşturan yalanları topladı ve dininin/ mezhebinin kanunlarını oluşturdu ve onunla övündü. Sonra bu yalanları kitaplarda topladılar, tasnif ettiler. Adına da ilim dediler. Sahabe, tabiin, tebeitabiin dedikleri büyük otorite (günümüz de prof ünvanlı veya prof gibi) alimler uydurdular. Daha sonra da kendilerinden çok uzun zaman önce ölmüş kimi adamların göğüslerinde gizli kalmış yalanları ifşa eden, seleflerinin uydurmuş oldukları yüz binlerce yalanı ibra eden ilmi icat ettiler. Usulü Hadis.

Şeytanın din haline getirdiği yalanları, şerir siyaset adamlarının/iktidarların hizmetinde, profesyonel papazlar, hahamlar (din adamları), farkında ya da değil, her biri kendi dini cemaati, diğerlerininse düşmanlığı adına sürekli anons ederek bir şeytan tasarlaması fırkaları yasallaştırdılar. Diğer taraftan da güya aynı dinin mensuplarını, her devirde bir birlerini boğazlayan düşmanlar haline getirdiler. Halk da her dönemde bu şarlatanların yalanlarına din diye aşkla şevkle, heyecanla sarıldılar, bu şarlatanlara ve efendilerine kayıtsız itaat eder oldular.  

Yukarı dön Göster Guests's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Guests
 
hasakcay
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 22 ocak 2008
Gönderilenler: 1236
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı hasakcay

"Umre"nin tanimini verdiniz: mamur bir yerde uzun süre kalmak, ziyaret.

"Hac"ci daha önce açiklamistiniz: seminer için bir yerde kalmak, ziyaret.

 

Şimdi 196'daki su anlatiya bakalim:

 

Fe izâ emintum fe men temettea bil umreti ilel haccı fe mesteysera minel hedyi -Emin oldugunuz vakit umreden hac yönünde yararlananlariniz kolayina gelen "hedy"yi...

 

Benim anladigim, buradaki umre ile hac farklidir; aralarinda HEDY farki var.

 

Zaten fiilî durumun geregi bu. Orayi ziyaret etmenize engel yok; her zaman ziyaret edebilirsiniz. Ama "hedy"siz ziyaretleriniz hac degildir. 

 

Bir de su var:

 

Sözü edilen, hac yönünde "umre"den menfeatlenmek olduguna göre bu ikisi es zamanlidir. O konuda haklisiniz. 

 

Kur'ân'da sözü edilen "hacc"cin ne olduguna gelince, kelimenin ayetlerdeki kullanimlarina örnegin 28:27 ve 3:97'ye bakmamiz ve kökenini göz önüne almamiz gerekir, tipki "umre"nin kökenini göz önüne aldigimiz gibi.  



__________________
hasanakcay.net
allahindini.net
Yukarı dön Göster hasakcay's Profil Diğer Mesajlarını Ara: hasakcay
 
Guests
Guest Group
Guest Group


Katılma Tarihi: 01 ekim 2003
Gönderilenler: -259
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Guests

Sanırım bu konuda aramızda fazla bir görüş ayrılığı kalmadı.

Hediy (Türkçesi "sunu), Mekke'yi hac edenlerin bir bedel ödeme ya da bağış sonucu otoriteye sundukları bağışlar, genel olarak da canlı develerdir.

Bakara 196'yı, hediynin geçtiği diğer (5/2,95-97;48/25) ayetlerle birlikte okuyup düşündüğümüz zaman hedinin hacla ilişkili olduğunu görürüyoruz.

Bu ayetlere biraz yoğunlaşınca da bu sözü edilen bu haccın, Mekke'nin fetih yılına denk gelen hac dönemi olduğunu anlıyoruz. Mekke ve çevresinde yer yer çatışmalar devam ediyor... Yeni inananlar da dahil bütün inananlar bölgedeki tüm müşrik düşmanlarla kaffeten savaşmaları ve bağışta bulunmaları isteniyor... Bağışlanan hediyler/develer işaretlenip meraya salınıyorlar... Dokunulmazlar (şeair) arasında bu hediyler de var. Bunlara kimsenin dokunmaması için sert uyarılar yapılıyor... 

Yukarı dön Göster Guests's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Guests
 
hasakcay
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 22 ocak 2008
Gönderilenler: 1236
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı hasakcay

hanif06 Yazdı:

Sanırım bu konuda aramızda fazla bir görüş ayrılığı kalmadı.

Hediy (Türkçesi "sunu), Mekke'yi hac edenlerin bir bedel ödeme ya da bağış sonucu otoriteye sundukları bağışlar, genel olarak da canlı develerdir.

Bakara 196'yı, hediynin geçtiği diğer (5/2,95-97;48/25) ayetlerle birlikte okuyup düşündüğümüz zaman hedinin hacla ilişkili olduğunu görürüyoruz.

Bu ayetlere biraz yoğunlaşınca da bu sözü edilen bu haccın, Mekke'nin fetih yılına denk gelen hac dönemi olduğunu anlıyoruz. Mekke ve çevresinde yer yer çatışmalar devam ediyor... Yeni inananlar da dahil bütün inananlar bölgedeki tüm müşrik düşmanlarla kaffeten savaşmaları ve bağışta bulunmaları isteniyor... Bağışlanan hediyler/develer işaretlenip meraya salınıyorlar... Dokunulmazlar (şeair) arasında bu hediyler de var. Bunlara kimsenin dokunmaması için sert uyarılar yapılıyor... 

Hac ibadeti Mekke'nin fethedildigi yil ile SINIRLI degil; bir kerede olup bitmis degil; ta Ibrahim nebi döneminde baslamis.

 

Hac sûresi (anlamca)

 

26.Ey Ibrahim! Evimi temizle.

27.Insanlara hacci duyur; gerek yaya olarak gerek develer üzerinde sana gelsinler.

28.Kendilerine ait yararlara tanik olup hayvan bagislasinlar.

29.Sonra o kadîm evi dolanarak ziyaret etsinler.



__________________
hasanakcay.net
allahindini.net
Yukarı dön Göster hasakcay's Profil Diğer Mesajlarını Ara: hasakcay
 
Guests
Guest Group
Guest Group


Katılma Tarihi: 01 ekim 2003
Gönderilenler: -259
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Guests

Ayetler bilinen (ihram, kabeyi tavaf, sa'y, Arafatte vakfe ve Minada şeytan taşlama) şekliyle veya başka bir şekilde icra edilecek bir hac ibadetinden söz etmiyor.


25- Kafirler Allah yolundan, Yerli yabancı (el'âkif fîhi velbâd - her kes) için eşit kıldığımız Mescidi Haramdan uzaklaştırıyorlar (ora halkını oradan) çıkarıyorlar. Her kim orada bir sapkınlığı, bir haksızloğı dilerse /yaparsa ona elim bir azab tattırırız.


26- Hatırla ki İbrahim'i; "bana bir şey ortak koşma, beytimi (salatı ikame etmeleri için ailesini yerleştirdiği ve "güvenli kıl" dediği beldeyi) dolaşacaklar, ikamet edecekler, mutlak boyun eğecekler (yani tam itaat edecekler/söz dinleyecekler/İbrahim'e uyacaklar) için temiz tut" diye yerleştirmiştik.


Bu ayet bir hatırlatmada bulunuyor. Arkasından da Muhammed'e İbrahim'e değil, (bak Tevbe 3: "Ve ezânun minellâhi ve rasûlihî ilennâsi yevmelhaccilekberi...) dönüp ona şunu diyor:


27- Hacda halk arasında duyur / çağır dört bir taraftan yaya ya da binekli sana gelsinler,


28- malum olan günlerde, Allah'ın kendilerine geçim adına verdiği hayvanlarla ilgili olarak kendi avantajlarına olanları görmek, ve/yani Allah'ı zikretmek (Allah'ın kendilerine söyleyeceklerini  dinleyip ona uymak) üzere... Onlardan hem siz yiyiniz, hem de fakir fukaraya yediriniz. 


29- Sonra da pisliklerini izale etsinler/ortadan kaldırsınlar, adaklarını (Allah adına yapacakları bağışları) yerine ulaştırsınlar/teslim etsinler ve Beyti/beldeyi/mekkeyi dolaşsınlar.


30- İşte böyle; kim Allah'ın dokunulmazlarına/yasalarına tazimde bulunur/saygı gösterirse bu onun için hayırlı olur rabbi nezdinde. Ve size, söylenenlerin dışında (sizlerin ve babalarınızın haram ettiği) en'âm sizlere helel kılındı. Putların pisliğinden kaçının (Putlara tapmayın, onlara tazimde bulunmayın). 


Uyarılar, uyulacak yasaların / uymaları gereken kuralların va'zı sonraki ayetlerle devam edip gidiyor.


Siz, her yılda bir yapılan haccı, "O kadim evi dolanarak ziyaret etsinler" cümlesinden mi çıkarıyorsunuz? Müşrikler Latı ziyret ediyordu, etrafında veya barınağının/ evininin etrafında dönerek şefaat diliyorlardı (belki de 7 tur dönüyorlardı). 30.ayette "putların pisliğinden/onlara tazimden sakının" diyecek olan Allah, "evin etrafında dönerek evi tazim edin, onu şefaatçı yapın, yapın ki geçmişteki tüm günahlarınızı sili vereyim ve sizi ananızdan doğduğunuz günkü gibi ter temiz yapayım da memleketlerinize öyle göndereyim" mi diyecek? Allah'a ibadet adına, Allah'ın bir emri olarak, bir evin/bir tapınağın etrafında dönmek/tavaf etmek size mantıklı geliyor mu? Bu, her türlü puperestliğe onay verme anlamına gelmez, nesneleri tazim ve onlardan şefaat dilemeye, dileklerde bunmaya teşvik etmez mi? Puta tapıcılığı yeniden hortlatmaz mı?


<SPAN style="FONT-FAMILY: 'Verdana','sans-serif'; FONT-SIZE: 10pt">"Hac ibadeti Mekke'nin fethedildigi yil ile SINIRLI degil" diyorsunuz. Buna nereden ulaşıyorsunuz? "Her sene bu hac ibadetini yapacaksınız" diye bir emir mi okudunuz kitapta?</SPAN>  

Yukarı dön Göster Guests's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Guests
 
hasakcay
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 22 ocak 2008
Gönderilenler: 1236
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı hasakcay

Ayetler bilinen (ihram, kabeyi tavaf, sa'y, Arafatte vakfe ve Minada şeytan taşlama) şekliyle veya başka bir şekilde icra edilecek bir hac ibadetinden söz etmiyor.

 

Doğru: Ayetlerde ihram, sa'y, şeytan taslama yok.

Yanlis: Arafat'ta vakfe, Kabe'de tavaf yok iddiasi.

 

2:196.Hacci ve umreyi Allah için tam yapin.

2:197.Hac bilinen dolunaylardir...  

2:198.Arafat'tan akin ettiginizde Mes'aril Harâm'da Allah'i anin.

 

Niçin Mes'aril Harâm'da? Çünkü oraya Arafat'tan akin ettiniz. Daha önce sapmis durumdaydiniz; Arafat'ta özelestiri yapip kendinize geldiniz; bundan böyle müslümanca yasiyacaginiza söz verdiniz. Allah size bu imkani Arafat'ta sundu; bir sonraki durak olan Mes'aril Harâm'da Allah'a onun için tesekkür edeceksiniz.

 

Bu ayet (Hac 26) bir hatırlatmada bulunuyor. Arkasından da Muhammed'e İbrahim'e değil, (bak Tevbe 3: "Ve ezânun minellâhi ve rasûlihî ilennâsi yevmelhaccilekberi...)

 

"Evimi temiz tut!" emri Ibrahim nebiye veriliyor, 26'da. Ve muhatap hiç degismeksizin, degistigine dair ortaya hiçbir ipucu konmaksizin 27'de "Hacci duyur!" deniyor. 

 

Benim önyargilarim yok. Bu iki ayeti bir kör mektum tarafsizligiyla okudugumda 26'daki "Evimi temiz tut!" uyarisinin muhatabi nasil Ibrahim nebi ise 27'deki "Hacci duyur!" emrinin muhatabi da Ibrahim nebidir; bunu görüyorum.

 

Tevbe 3'e gelince, hac duyurusu yapilmiyor orda. Oradaki duyuru: "Allah ve elçisi ortak koşanlarla anlaşma yapmaz!" Vakit: "sehru ramazân"dan sonraki dolunay yani, fetih eger 630'da oldu ise, 29 Temmuz.

 

Yevmilhaccilekber yerine bunu yazin, 29 Temmuzun islevi ne ise "yevmilhaccilekber"in islevi odur: duyuruya tarih düsmek.

 

"O kadim evi dolanarak ziyaret etsinler" ne anlama geliyor?

 

Mescidi Nebevi nasil Muhammed nebinin yaptigi mescid ise o kadîm ev de Ibrahim nebinin yaptigi mescid. Mescidi Nebevinin IÇINDE nasil Muhammed nebinin mihrabi varsa o kadîm evin IÇINDE de Ibrahim nebinin mihrabi (makami) var.

 

O kadîm ev ziyaret edilecek ki Ibrahim nebinin vurguladigi ALLAH BIR ilkesi yasayacak. Çünkü ilkeler gözden irak tutulursa unutulur, anilirsa yasarlar.

 

Ziyaret dolanılarak yapilacak; insanlar bir yandan girip bir yandan çikacak. Yoksa kalabaliga katilim sürekli oldugu için ölümcül yigilmalar ortaya çikar. 

 

"Her sene bu hac ibadetini yapacaksınız" diye bir emir mi okudunuz kitapta?  

 

Hac, bilinen dolunaylardir (2:198). Bilinen dolunaylar: sicak dolunaydan sonraki üç haram dolunay. Hac o bilinen dolunaylarda yapilacak. Her yil. Çünkü onlar her yil geliyor.

 

Arti, kitapta panayir anlaminda "ticarî hac"dan da söz ediliyor (28:27). Dinî hac onunla es zamanli idi. Yani geleneksel Mekke panayiri her yil kuruluyor, onunla es zamanli olan dinî hac her yil yerine getiriliyor...du 9:28'e kadar.   

 

 



__________________
hasanakcay.net
allahindini.net
Yukarı dön Göster hasakcay's Profil Diğer Mesajlarını Ara: hasakcay
 
Guests
Guest Group
Guest Group


Katılma Tarihi: 01 ekim 2003
Gönderilenler: -259
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Guests

Siz 26.ayetten aldınız. Ben 25'ten almakla ayetlerin asıl vermek istediği mesaja dikkat çekmek istedim.

 

""Evimi temiz tut!" emri Ibrahim nebiye veriliyor, 26'da. Ve muhatap hiç degismeksizin, degistigine dair ortaya hiçbir ipucu konmaksizin 27'de "Hacci duyur!" deniyor. 

 

Benim önyargilarim yok. Bu iki ayeti bir kör mektum tarafsizligiyla okudugumda 26'daki "Evimi temiz tut!" uyarisinin muhatabi nasil Ibrahim nebi ise 27'deki "Hacci duyur!" emrinin muhatabi da Ibrahim nebidir; bunu görüyorum." diyorsunuz.

 

Öyleyse "Hac Muhammed'i, müslümanları ilgilendirmez" deyip geçmek de var ama şu soruların cevap bulması lazım: 

1-Acaba hac (ticari-dini farketmez) İbrahim'in yaptığı o evden önce de yapılıyor muydu? Yoksa İbrahim'in çağrısıyla mı hac ibadeti başladı? İbrahim'den önceki peygamberlerde hac ibadeti var mıydı? Dahada önemlisi, İbrahim'den sonraki peygamberler de İbrahim'in yaptığı ve insanları onu tavaf etmeye çağırdığı bu evi her yıl ziyaret ve tavaf etmekle sorumlu tutulmuşlar mıydı?

 

2-İbrahim'e olan hitap hangi ayet /ifade ile başlar hangi ayet/ ifade ile sona erer?

3-İbrahim kendi yaptığı eve kendi kavmini (kavmini mi inananlarını mı desem!) mi, kavminin yanı sıra kendinden sonra gelecek bütün nesilleri mi çağırmıştı?

4-Yazdığınız bir cümleden hareketle  şunu da sorayım: O halde müslümanların ziyaret ve tavaf etmeleri gereken ev, Peygamberin Medine'de yaptırdığı "Mescidi Nebevi" olmalıydı, neden İbrahim'in yaptığı evi tavaf emekle sorumlu tutulurlar? 

Yukarı dön Göster Guests's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Guests
 

Eğer Bu Konuya Cevap Yazmak İstiyorsanız İlk Önce giriş
Eğer Kayıtlı Bir Kullanıcı Değilseniz İlk Önce Kayıt Olmalısınız

<< Önceki Sayfa 2
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats