Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP
|
|
|
El Cezire Olayı
“Herkes CNN’i İzlerse, CNN Neyi İzleyecek?”
El Cezire Olayı
Yeni Arap Medyası Üzerine Eleştirsel Persfektifler
Muhammed Zayani
Çeviri: Gamze Erbil
Versus Kitap
Arap dünyasında pek az olay, Körfez’deki küçük yarımada Katar’dan 24 saat uydu yayını yapan pan-Arap haber ve yorum kanalı el-Cezire’den daha fazla tartışmaya yol açmıştır. Hızla kazandığı başarı, Arap medyasını şaşkına çevirdi, el-Cezire’nin kendisini bile sersemletti. Geniş Arap kitlelerini ilgilendiren konulara odaklanan ve tartışmalı başlıkları açan, kendini farklı görüşler için bir forum olarak sunan el-Cezire, göz açıp kapayıncaya kadar Arap medya sahnesinde öncü bir rol elde etmeyi başardı. Spotbeam Communications’ın Ortadoğu haberciliği üzerine 2002’de yayımladığı bir rapora göre, “El-Cezire, Arapça yayıncılığın modernleşmesinde merkezi bir role sahiptir.” Bu ağ, yalnızca Arap dünyasındaki yayıncılıkta kalıcı bir iz bırakmakla yetinmeyip ayrıca, Arap kamuoyunun görüşlerini ve Arap siyasetini etkileme potansiyelini de geliştirmektedir. El-Cezire, aynı zamanda pek çok tartışmaya da yol açmıştır. Hem Arap dünyasında hem de dışında ağın haberciliği şüpheyle karşılanmıştı. El-Cezire, resmi Arap çevrelerinde kural tanımayan bir görüntü verdi, hatta diplomatik krizlere yol açtı. Afganistan’daki savaş sırasında uluslararası alanda dikkat çekmeye başladığından beri bu ağ, bir dizi tartışmanın açığa çıkmasını tetikledi, çok nefret topladı ve kayda değer eleştirileri üzerine çekti. Onu savunanların şevki ve eleştirenlerin acımasızlığı bir yana bırakılırsa, el-Cezire, yalnızca araştırılmaya değer değil, aynı zamanda daha iyi anlaşılmayı bekleyen bir olgu olarak durmaktadır.
Muhammed Zayani’nin editörlüğünde hazırlanmış ve Türkçe’ye Versus Kitap tarafından Gamze Erbil’in çevrisiyle kazandırılan “El Cezire Olayı” gazetecilik dürtüsüyle hazırlanmış olan çok sayıda yüzeysel, betimleyici hatta eskimiş çalışmanın aksine çeşitli disipliner yaklaşımları ve farklı arka planlara sahip uzmanların çabalarını bir araya getiriyor. Avrupa, ABD ve Ortadoğu’dan medya araştırmaları, iletişim, gazetecilik ve politik bilimler gibi çeşitli disiplinlerden uzmanların hazırladığı dokuz makaleden oluşuyor. Odakları, yaklaşımları ve yöntemleri çeşitlilik gösteren bu makalelerin her biri kendi tarzında bu medya olayının açığa kavuşturulmasına katkıda bulunuyor.
Zayani’nin çalışması, el-Cezire’nin daha çok yeni Arap medyasına benzer biçimde bir deneme dönemini yaşamakta olduğunu, kendi erdem ve dezavantajlarına, güç ve zayıflıklarına, başarı ve sınırlarına sahip olduğunu varsayıyor. Ve bu ağın, onu araştırılmaya değer bir olay haline getiren kimi yönlerini araştırıyor. Aynı zamanda, Arap medya sahnesi ve ötesinde ortaya çıkardığı zengin dinamikleri eleştirel bir şekilde irdeliyor.
Zayani son derece kapsamlı bir şekilde yazdığı giriş yazısına “El-Cezire, çok sayıda gözlemcinin düşünce özgürlüğünün zayıf olduğu bölgelerden biri olarak değerlendirdiği bir yerde faaliyet gösteren görece özgür bir kanaldır.” diyerek başlıyor. El-Cezire’nin Yönetim Kurulu Başkanı Şeyh Hamid bin Samir es- Sani bunun mantığını şöyle açıklıyor: “Haberleşme Bakanlığı; televizyon, radyo ya da gazeteler olsun, haber medyasını denetleyen Bakanlıktır. Bir Haberleşme Bakanlığının geleceğin medya projelerinde olumlu bir role sahip olacağını kabul etmiyoruz.”
Zayani’ye göre el-Cezire, yalnızca medya boşluğunu değil, aynı zamanda siyasi boşluğu da doldurmaktadır. Politik irade ve çoğulculuğun bulunmadığı Arap dünyasında el-Cezire, fiilen pan-Arap bir muhalefet ve direniş forumu olarak hizmet vermektedir. Arap muhalif görüşlerinin sesi ve çoğu sürgünde yaşayan siyasi muhalefet için güçlü bir platform sunmaktadır. Bir yere kadar, bölgedeki sayısız muhalif grup temsilcisine medya kanalıyla erişme hakkını kurumsallaştırmıştır. Ağın açık sözlülüğünün, Arap yönetimlerinin tümünü olmasa bile çoğunu kızdırmış olması kimseyi şaşırtmamalıdır.
İlginçtir ki, el-Cezire’ye yönelik resmi tutum, Arap seyircilerin büyük bölümü arasındaki popülerliğine denk değildir. Ağ, Arap yönetimlerinin eleştirilerini üzerine çeker ve nefretini kazanırken Arap izleyiciler arasında daha fazla beğeni topladı. Arap ve İslam dünyasındaki dokuz ülkede yapılan 2002 tarihli bir Gallup araştırması sonuçlarına göre el-Cezire, bölgeler arasında ilginç ayrımlar bulunsa da, yaygın bir biçimde izlenmektedir. Araştırma, ağın başarısını çok farklı faktörlere bağlamaktadır. Ankete katılan seyircilerin büyük bir yüzdesi, bilgilere doğrudan ve derhal erişim sağlaması, gelişmekte olan haberleri verme güdüsü yüzünden daima olay yerinde olduklarını hissettikleri için el-Cezire’ye yönelmektedir. El-Cezire yalnızca saldırgan olay yeri haberciliğinin peşinde koşmakla kalmamakta, -başka şekilde erişilmesi mümkün olmayan- bilgiye tek erişim kanalı olma iddiasını da taşımaktadır. Böylesi bir kamuoyu araştırması anlamlı olmakla birlikte, el-Cezire’nin tüm karmaşıklığı içinde açığa çıkardığı zengin dinamikleri yakalamamaktadır. El-Cezire’nin görece yaygın çekiciliği için bu Gallup anketinin bulguları ötesinde çok sayıda açıklama getirilebilir. Kanal belli ölçülerde politik haberlerin dikkatli bir takipçisi olduğu ve politik olarak bilinçli, güvenilir siyasi haberi bağrına basan, mantıklı politik tartışmalara aç izleyicilere besin kaynağı olduğu için beğenilmektedir.
Zayani Pan-Arap olarak tanımladığı El-Cezire için “genelde Arap ve Müslüman dünyasında ve özelde çatışmaların sürdüğü Ortadoğu’daki yakıcı konuları ele alarak daha geniş bir Arap izleyici kitlesine ulaşma girişimiyle kendini farklı kıldı.” diyor ve ekliyor “Ancak el-Cezire Arapların Sesi değildir. Nasır’ın Arap milliyetçiliğinin parlak dönemini belli belirsiz anımsatıyor olabilir ama David Hirst’in de doğru bir şekilde işaret ettiği gibi, çok farklıdır; “El-Cezire’nin ne tarzı ne de içeriği Kahire’nin Arapların Sesi ile karşılaştırılabilir... Ancak bazıları kanalı onun en yakın takipçisi olarak görmektedir.” Pan-Arap imalar yalnızca incelikli değil, aynı zamanda farklı ve daha az yapaydır. El-Cezire, pan-Arap etkileşimi yaymada önemli bir rol oynama aşamasına geldi. Bu sıfatla, ulusal sınırları aşan kapsayıcı bir kimliği yansıtmaktadır.”
Zayani 46 sayfalık giriş bölümüne el-Cezire’nin politikası, el-Cezire’nin ekonomi politiği, bazı kusurları, el-Cezire ve Batı, el-Cezire ve kamu alanı gibi başlıklarla devam ediyor ve oldukça kapsamlı bir açıklama sunuyor.
Kitapta ele alınan konunun karmaşıklığı, işbirlikçi bir çabayı aşan disiplinler arası bir yaklaşımı gerektiriyor. Zayani bunu en iyi şekilde başarmış.
Kitabın ilk bölümü, özellikle kamu alanı konusuyla ilişkili olarak el-Cezire’nin politikalarına ayrılmış. Olivier Da Lage’ın makalesi, el-Cezire’yi doğrudan Katar’ın jeopolitiği ve hızlı değişen bir bölgedeki politik bulaşıklığı çerçevesinde konumlandırarak diğer katkılar için zemin hazırlamakta. Lage’a göre, Katar’ın dış politikası ve bölgede kendine biçtiği rol ile medya stratejisi arasında çelişkili görünmesine karşın ayrılmaz bir ilişki vardır. Da Lage, Katar’ın Amerikan yanlısı dış politikası ile el-Cezire’nin Amerikan karşıtı yayın çizgisinin aynı madalyonun iki yüzü olduğunu öne sürüyor. Muhammed el-Uyfi’nin “İktidarsız Nüfuz: El-Cezire ve Arap Kamu Alanı” başlıklı, El-Cezire’nin Arap medyasının günah keçisi oluşunun etkisinin Katar’a uzun vadede politik kazanımlar sağladığı üzerinde duran makalesi, bu analizi daha ileriye götürüyor. Uyfi’ye göre, Katar’ın kendi çıkarlarını gözetme ve ABD’nin safına geçerek ılımlı bir iktidar elde etme; aynı zamanda Arap kamuoyu safına geçerek kendini Arap kamu alanında konumlandırma girişimi öngörülemez sonuçları olabilecek bir birleşimdir. Daha fazla kimlik üzerine yoğunlaşan Gloria Awad, “aljazeera.net: Kimlik Tercihleri ve Medyanın Mantığı” makalesinde aljazeera.net’in göstergebilimsel bir analizini sunuyor. Özellikle, sitenin gerçeği inşa etme ve bir kimliği temsil etme yöntemlerini araştırma çabası içinde, aljazeera.net’i yapılandıran alan haritacılığını ve onun gündem oluşturma işlevini sorguluyor.
İkinci bölüm el-Cezire’nin programlarına daha yakından bakıyor. Faysal el-Kasım’ın, tartışmalı programı Aksi İstikamet (el-İtticâh el- Mu‘akis) ve onun Arap medya alanında gerçekleştirdiği değişim üzerine görüşleriyle başlıyor. El-Kasım’ın kendi programıyla ilgili katkılarının karşısına Muhammed Âyiş’in “Arap Dünyasında Medyatik Felaket Tellallığı: Bir Dövüş Arenası olarak El-Cezire’nin Aksi İstikamet’i” koyulmuş. Ayiş “felaket tellallığı” kavramını, programı eleştirel bir şekilde irdelemek ve sansasyonalist bir etki yaratıp olayları abartma tarzını, ayrıca bu tip medya pratiklerinin akılcı eleştirel bir tartışmanın içinin boşaltılmasına katkısını araştırmak için kullanmış. El-Cezire’nin ünlü tartışma programlarının damga vurduğu katı muhalif “çapraz ateş” ruhundan bizi uzaklaştıran Naomi Sakr, kadın sorunları üzerine yenilikçi bir haftalık programı mercek altına alıyor. “Kadınlar, Kalkınma ve el-Cezire: Bir Bilânço” makalesinde, el-Cezire’nin Yalnızca Kadınlar İçin programının, el-Cezire’nin faaliyet gösterdiği ve hizmet verdiği bölgeye etkisi ve kadınların katılım eksiğini gidermesi konusundaki katkısının boyutlarını inceliyor.
Kitabın son bölümü el-Cezire ve bölgesel krizlere ayrılmış. Ehab Bessaiso’nun “El-Cezire ve Afganistan’da Savaş” makalesi, el-Cezire’yi Afganistan’da gerçekleşen öteki savaş –enformasyon savaşı- bağlamında ele alıyor. Bin Ladin’in el-Cezire ile iletişimine özel bir önem veren Bessaiso, el-Cezire’nin bir dağıtım sistemi olarak mı yoksa el-Kaide ağının bir sözcüsü olarak mı davrandığını araştırıyor. Bir o kadar önemli bir diğer başlık, el-Cezire’nin Filistin ayaklanması haberciliği. “İntifada’ya Tanıklık: El-Cezire’nin Filistin-İsrail Çatışması Haberciliği” başlıklı makale, el-Cezire’nin Filistin sorununun öne çıkmasına yardımcı oluşunu ve bu yoğun haberciliğinin Arap izleyicilerle Arap resmi çevrelerindeki etkilerinin boyutlarını ele alıyor. Konuyu geliştiren R.S. Zaharna kamu diplomasisi ve medya diplomasisi arasındaki ilişkiyi araştırmakta. “El-Cezire ve Amerikan Kamu Diplomasisi: Kültürlerarası Bir İletişim(sizlik) Dansı” başlıklı makalesinde enformasyon savaşı sırasında Ortadoğu’daki Amerikan kamu diplomasisinde el-Cezire’nin rolüyle ilgileniyor. Farklı noktalarda ağın ABD’nin olumsuz bir imajını geliştirdiği kavrayışına sahip olan Bush yönetiminin Arap halkı üzerinde kamu diplomasisi öncülüğünü kazanmak için onu nasıl bir araç olarak kullandığını inceliyor.
|