HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Genel Tartışma
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Genel Tartışma
Konu Konu: ERDEMİR ve KUMARHANE KAPİTALİZMİ Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
HanifUlus
Ozel Grup
Ozel Grup
Simge

Katılma Tarihi: 29 nisan 2005
Yer: Antarctica
Gönderilenler: 357
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı HanifUlus

TÜRKİYE ELDEN GİDİYOR MU?

Erdemir’i kim ele geçirirse, İskenderun’daki limanı da ele geçirmiş olacak. İskenderun limanının önemini biliyorsunuz. Erdemir’i alan olası bir Suriye harekâtında rahatlıkla kullanılabilecek, devlete ait olmayan bir limana sahip olmuş olacak. Masum Türker’den çarpıcı açıklamalar…

 
 

İskenderun’daki liman. Erdemir’i kim ele geçirirse, İskenderun’daki limanı da ele geçirmiş olacak. İskenderun limanının önemini biliyorsunuz. Erdemir’i alan olası bir Suriye harekâtında rahatlıkla kullanılabilecek, devlete ait olmayan bir limana sahip olmuş olacak. Masum Türker’den çarpıcı açıklamalar…

 

IMF, bize kumarhane kapitalizmi uyguluyor. Kumarhane kapitalizminde size borç verirler, istemediğiniz kadar kredi açarlar. Çünkü amaçları malvarlığınıza el koymaktır. Sonunda tüm hesabınız biter ve hadi bakalım verin şu mallarınızı derler. Türkiye bu noktaya getirilmiştir

AKP’nin altyapısını hazırlayan, planlayan güçler, o zaman Fazilet Partisi’nin kapatılmasından yanaydı. Ben bizzat şahit oldum. Cumhurbaşkanlığı süresinin 5 yıl daha uzatılması konusunda bir oylama yapılacaktı. Aynı pakette FP’nin kapatılmasını engelleyen bir madde vardı. Ancak şimdi AKP’de olan bazı FP’liler buna karşı çıktı. Ben o zaman sormuştum; “Yahu niye buna karşı çıkıyorsunuz. Bu düzenleme FP’nin kapatılmasını da engelleyecek” İsimleri bende saklı olan bir kaç arkadaş aynen şunu söylediler: “Biz FP’nin kapatılmasını istiyoruz. FP kapatılsın ki ayrılma ve kendi partimizi kurma gerekçemiz olsun. Yani FP kapatılınca herkes bağımsız kalacak ve biz de ayrı bir parti kurma şansı yakalayacağız” AKP’nin altyapısını hazırlama planlarının bir ayağı FP’nin kapatılmasıydı. İkinci ayak olarak ise bizim partimizi DSP’yi bölme planları devreye sokuldu. FP kapatılarak bölündü. Bizi de parti içinden bazılarının önü açılarak böldüler.

 

En fazla vurgun yapan en fazla ağlayandı

Yine belli bir plan çerçevesinde kriz çıkarıldı. Öyle ki TV ekranlarında bazı işadamları ceplerini çıkarıp ben fakirledim diye ağladılar. Oysa biz biliyoruz ki TV ekranlarında ceplerinin içini çıkarıp param yok diye bağıran o işadamları, krizde faizden ve döviz kurundaki artıştan dolayı en fazla parayı kazananlardı. Türkiye’yi kaosa götürecek yapı için bütün bunlar planlanmıştı.

 

İhracat da ithalat da hayali

Şu anda Türkiye’de ihraç edilen malların önemli bir kısmı Çin malıdır. Çin’den alıp Türkiye üzerinden ihraç ediyorlar. Türkiye’nin ihracatı artmış gibi görünüyor. Ama Türkiye’de ihracatın önemli bir bölümü hayalidir. Kağıt üzerinde bir hayali ihracat var. Bu ihracat nasıl yapılıyor, yine hayali ithalat yaratılarak yapılıyor. Malı ithal ediyoruz ihracat için ithal ediyoruz ama mal aslında Türkiye’de satılıyor. Bunu yapanlar belli. Şimdi işin içine bazı siyasiler de karıştığı için önümüzdeki süreçte çok büyük yolsuzlukların ortaya çıktığı günlerle karşı karşıya kalacağız.

 

Bıyıklı yabancılar ve yolsuzluk ekonomisi

Türkiye’de asıl parayı kazananlar, büyük kısmı yabancı ya da bıyıklı yabancı dediğimiz spekülatörlerdir. Bıyıklı yabancılarda sıcak para Türklere aittir ama yabancılara aitmiş gibi görünür yurtdışından gelirken. Bunlar doları getirir, Türkiye’de bozdurduktan sora faize yatırır. Devlet tahviline yatırır, parasını götürene kadar da doların yükselmesine izin vermez. Aslında yaşanan yolsuzluk ekonomisidir. Sesin gür olmamasının nedeni de budur. Asıl sıkıntıyı yaşayan ve yolsuzluk ekonomisi yüzünden giderek daha da yoksullaşan kesimlerin medyada bu gerçekleri yazdırabilecek konumda olmamalarından kaynaklanıyor. Üst tabakanın keyfi bozulmadığı için ses çıkarmıyor.

 

Kumarhane kapitalizmi var

Türkiye’de Kumarhane Kapitalizmi uygulanıyor. Aynen kumarcılar gibi önce cebinizdeki parayı bitirirler. Para bitince ne önemi var diyerek size borç verirler, istemediğiniz kadar kredi açarlar. İyice borçlandırırlar. Çünkü amaçları senin bütün malvarlığını ele geçirmektir. Sonra derler ki parayı öde. Tabii para yok. O zaman artık muhatabın papyonlu müdürler falan değil kumarhanenin bodygardları olur. Parayı ödeyemediğin için bütün mal varlığını elinden alırlar. Türkiye bu duruma getirilme noktasındadır. Bu yüzden bazı güçler Türkiye’nin dış ticaret açığı vermesini, cari işlem açığı vermesini çok büyük bir keyifle izliyorlar. Uluslararası finans kurumları çok büyük bir keyifle izliyorlar.

 

Satılıyoruz

Daha yeni kabul edilen Stand By anlaşmasına göre Türkiye’nin taahhüt ettiği 26 tane KİT var. Türkiye Taş Kömürleri, Türkiye Şeker Fabrikaları, Türkiye Malzeme Ofisi, TEKEL, Devlet Demiryolları, Türk Telekom, BOTAŞ, TEDAŞ, Elektrik Üretim A.Ş. Eti Maden, ÇAYKUR, PETKİM , THY, TÜPRAŞ, TİGEM, Devlet Mahsulleri Ofisi. Bu KİT’lerin faiz dengelerini, finansmanlarını bütçe dışı fonlar adı altında bağlamış. IMF’ye bunların bir bölümünü özelleştirmeyi taahhüt ediyor. Yani bunları satacağım diyor. İşte kumarhane kapitalizminin sonucu budur.

 

Toprak satışı iştahları kabarttı

Toprak satışı meselesi de çok ilginçtir. Başbakan çıkıp övündü, 1 milyar 700 milyon dolar yatırım çektik dedi. Ama ekonomi bakanı yaptığı bir açıklamada bunun 1 milyar 200 milyon dolarının toprak alımı için gelen para olduğunu söylüyor. Dün bir kooperatifin yöneticisiyle konuştum. Didim’de bir kooperatif. Bugüne kadar ufak yazlıkların fiyatı 20 milyar liraymış. Bunu sevinerek anlatıyor. Dedi ki birden bire fiyatlar 2-3 katına çıktı. Şimdi bir yazlık 40-50 milyara gidiyor dedi. Ne oldu dedim. Kooperatifteki siteden iki ingiliz villa almış. İngilizler talip olmaya başlamış. Bu yüzden fiyatlar fırlamış. Sitedeki evleri İngilizlerin aldığını düşünün. Bir koloni yaşamı gibi ufak ufak koloniler oluşturmuş olur. Hatırlayın apartmanlara kilise açılmasını getiren yasa ilk etapta sanki apartmanlara mescit açılacakmış havasıyla getirildi. Bu dışarıdan dayatılmıştı. Ama hep apartman kiliseler açıldı.

 

Ekonomi Bakanı’nın IMF komplosu itirafı

Bizim hükümetimizde de ilk kuruluşta, 2000 yılında bütün medyadaki haberler, uluslararası kuruluşlar Türkiye’de ekonomi çok iyiye gidiyor diyorlardı. Oysa biz o zaman DSP içinde kurulan bir ekonomik heyet olarak Başbakan’a bir rapor sunduk. Kriz var dedik. Sayın Başbakan’a sunduk. Başbakan onlara sorduğunda onlar hayır diyorlardı, yok öyle bir şey. Sayın Başbakan kriz patlamadan hemen önce bizim önerimiz üzerine bu dalgalı kur sistemine geçilmesi gerektiğini söylediğinde, IMF Başkanı Fischer ‘hayır geçmeyin’ demişti. Bir süre sonra kriz patladı. Kriz patladıktan sonra aynı Fischer’den gelen teklif ne gariptir ki, dalgalı kura geçin oldu. Türkiye’de buna dikkat etmek lazım. Türkiye’deki ekonomiyi eğer yabancılar alkışlıyorsa oturup ciddi ciddi düşünmek lazım. Çünkü bu kumarhane kapitalizmidir.

 

Tarihte ilk kez kriz alttan yukarıya doğru

Daha önceki dönemlerde kriz üst düzey kesimlerde görülürdü. Bunların sesi çok gür çıktığı için bu krizler hemen topluma yayılırdı. Şu andaki krizde sesin çok gür ve hemen çıkmamasının nedeni tabandaki insanlar, yoksulluk sınırındaki insanlar. Yoksul üreten bir sistem. Ama bu kriz giderek aşağıdan yukarıya doğru yayılacak ve yukardakilere ulaşmasıyla krizin gürültüsü çıkacaktır. Bakın bu ilk kez oluyor. İlk kez kriz tabandan başlıyor ve yukarıya doğru çıkıyor. Önceden hep yukarıda başlar hızla aşağı yayılırdı. Ama tabandan yukarıya çıkan krizler çok daha tehlikelidir. Çünkü toplumsal olaylar çok yoğun yaşanır.

 

Erdemir, elden çıkarsa Suriye harekatında kullanılabilir!

Eğer bugün Erdemir’i kurmaya kalksanız 10 milyar dolar civarında para harcayıp yatırım yapmanız gerekiyor. Erdemir’e bağlı maden şirketi var, doğalgaz şirketi var. Bunların hepsini sattığınız zaman 2 milyar dolar fiyat biçileceği söyleniyor. Siz 1 milyar dolar verip hakim sermaye oluyorsunuz ve koskoca Erdemir’e sahip oluyorsunuz. Normalde 10 milyar dolar harcayıp kurabileceğiniz bir tesisi 1 milyar dolara ele geçiriyorsunuz. Öyle bir Erdemir ki tesisleri, limanları, askeri havaalanı da hazır. Yarımca, Ereğli ve İskenderun’da üç tane limanı var. Ereğli’de askeri havaalanı var. Siz Erdemir’i devrettiğiniz zaman bu üç limanı, askeri havalanını da devrediyorsunuz. Bunu niye ben özellikle dile getiriyorum. Çünkü Erdemirle ilgili el altından Haziran’ın 20’sine kadar tamamlanması gerektiğini Özelleştirme İdaresinden yayılan haberler söylüyor. Mesela İskenderun’daki liman. Erdemir’i kim ele geçirirse, İskenderun’daki limanı da ele geçirmiş olacak. İskenderun limanının önemini biliyorsunuz. Erdemir’i alan olası bir Suriye harekatında rahatlıkla kullanılabilecek, devlete ait olmayan bir limana sahip olmuş olacak. Dikkat edin Erdemir’in blok satış olarak özelleştirilmesi talebi İncirlik’le ilgili kararnamenin gündeme gelmesi ile birlikte ortaya atılmıştır. Bu niye ortaya atılıyor. Birileri el altından Türkiye’nin kontrolü, bilgisi olmadan Türkiye’nin topraklarını kullanırsa Türkiye için bu büyük bir sıkıntı olur. Burası yabancıların eline geçtiğinde limandan ne yüklenip ne indirildiğini nerden bileceğiz. Bunun aksini iddia ediyorlarsa Hükümet çıkıp açıklama yapıp limanlar bu özelleştirmeye dahil değildir desinler.

 

Alıntı Not: Masum TÜRKER, DSP'nin Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı idi.

 

Alıntı Adresi: http://www.davamiz.com

 

 



__________________
EûzûBillahimineşşeytanirracim&BismillahirRahmanirRahiym..
Yukarı dön Göster HanifUlus's Profil Diğer Mesajlarını Ara: HanifUlus
 
HanifUlus
Ozel Grup
Ozel Grup
Simge

Katılma Tarihi: 29 nisan 2005
Yer: Antarctica
Gönderilenler: 357
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı HanifUlus

''GAP'': İSRAİL'İN YAPTIĞI İŞGAL -1-

 

 
 
İsrail’liler Tevrat’da bahsi geçen vaat edilmiş topraklara ulaşmak için Musevi kökenli Türk vatandaşlarıyla beraber, bölgede ihaleler alan İsrail’li firmalarının elemanlarını (Mossad Ajanı) kullanarak hedeflerine doğru ilerliyorlar.

1998 yılından beri yapılan istihbarat çalışmalarının sonunda GAP bölgesindeki senaryoların arkasında İSRAİL devleti olduğu ortaya çıkmıştır.

Bu raporlarda öne çıkan isimlerden biri de Abraham Tilmen’dir. Şanlıurfa’daki KOÇ-ATA SANCAK SÜT VE ET BESİ TESİSİNDE teknik eleman olarak çalışan Abraham Tilmen aynı zamanda tapulu arazi alımlarını organize eden biri olduğu ortaya çıkmıştır.

Bölgede Türk şirketleri ile ortak çalışma yürüten İsrail firmaları, sulama sistemlerinde son teknolojiyi Türkiye’ye kazandırmak için bulunduklarını ve ihalelere girdiklerini söylemekteler. Ancak bu, uzun soluklu bir oyunun görünen yüzüdür. Çünkü İsrail’liler bu görüntü altında daha rahat çalışma ortamları bulmaktadırlar.

GAP raporlarında ortaya çıkan tabloda; Yahudi kökenli 60 Türk vatandaşının, adam başı 5.000 ile 10.000 dönüm büyüklüğünde arazi satın aldıkları tesbit edilmiştir. Toplamı 450.000 dönüm arazinin asıl sahipleri bölgede çalışan İsraillilerdir.

Aleni şekilde yapılan bu toprak alımları Urfa’da köylüsünden bürokratına kadar herkesin bildiği bir gerçektir. AB uyum yasaları çerçevesinde yabancılara toprak satışı ile rahatça hareket eden İsrailliler , Milli Güvenlik Kurulunun engellemelerine karşılık bazı stratejik bölgeleri ,Türk vatandaşlarının ortak oldukları şirketleri (asıl sahipleri İsrail merkezli firmalardır) kullanarak satın almışlardır. Eski DYP Milletvekili Sedat Bucak’ a da teklif ettikleri ,ancak Sedat Bucak tarafından “kesin” bir dille red edildikleri bilinmektedir.

İsrail’in Kuzey Irak ve Türkiye çerçevesinde bu konuda çalışma yaptığını, asıl amacının yayılma politikalarına Türkiye’yi de dahil ettiğini görmekteyiz.

Toprak alımları ağırlıklı olarak Fırat ve Dicle havzalarını kapsamaktadır. Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak “hedefteki” öncelikli illerdir.

GAP bölgesinin yüzölçümü 75.358 kilometre kare dir.

Bu Türkiye’nin onda biri eder.

Bugüne kadar gerçekleşen İsraillilerin aldıkları toprak ise 413 kilometre karedir.

Nerdeyse İstanbul’ un yarısından fazlası kadar toprak İsrailliler tarafından satın alınmıştır.

Amaçları nedir ?

Eğer tarih tekerrür ederse;

II. Abdülhamit’ten Filistin topraklarını bir bütün olarak satın almak isteyen İsrailliler red edildiler. 1914 yılında oluşturdukları uluslararası fonlarla Filistinlilerden satın aldıkları toprakların üzerine ise İsrail devletini kurdular. Filistinlilerin hali ise belli: perişan ve vatansız!..

Hedef belli 30-40 yıl içinde aynı senaryoyu Türkiye üzerinde oynamak istiyorlar.Satın aldıkları toprakları İsrail devletine KATMAK.

Suyla birlikte güneydoğuya giren ve tarım tecrübesini paylaşmaya gönüllü olan İsrail , gerçekte Sudan’da (güneydeki teröristleri kullanarak) Nil’i kontrol ettiği gibi Türkiye’de de (PKK-KONGRA/GEL kontrol edip) suyun ve bilinen ama çıkartılmayan petrolün peşinde olduğu ortadadır.

UNUTMAMAK LAZIM : HEDEFLERİ BÜYÜK İSRAİL (ZİON) DUR.

Siyonizm sözcüğü Zion kökünden gelmektedir. Zion ise Büyük İsrail demektir…

BÜYÜK İSRAİL DEMEKSE; VAADEDİLMİŞ TOPRAKLARA ULAŞMAK DEMEKTİR.

BU DA  MEZAPOTAMYA’YA SAHİP OLMAKTIR.

 

GAP İSRAİL’İN İŞGALİ - 2 -

Ticari faaliyet mi,yoksa ?..

Şu ana kadar 67 İsrail firmasının toprak satın aldığı, bu kadarının da gizli
pazarlık yürüttüğü bilinmektedir.

Toprak satın alan ve talepte bulunan İsrailli firmaların çoğunun kamu kuruluşu statüsünde olduğu da bilinmektedir. 

Amaçlarını ortaya koyan gelişmeler ; 1998 sonlarında İsrail Cumhurbaşkanı Ezer Weizman’ın Türkiye’ye gelip gezisinin önemli bölümünü GAP’a ayırması ve 28 Ağustos 2000’de İsrail Başbakanı Ehud Barak’ın “GAP’ta ki altı ihaleye
talibiz” cümlesini sözlerinin arasına sıkıştırması anlamlıdır.

Yine SOROS

Dünyanın ünlü para simsarı, açık toplum adı altında ülke rejimlerini yerle bir eden George Soros’un ortağı ve Şubat 1999’da “Milenyum GLK” adını verdiği dünya turu kapsamında Türkiye’yi gezen Jim Rogers için de GAP bölgesi çok anlamlıydı. Yahudi kökenli Jim Rogers yanında getirdiği Yahudi kökenli Amerikalı işadamlarının GAP bölgesinde arazi satın almak için geldiklerini ve hala almaya devam ettiklerini görmekteyiz.

Savaşlar artık Tapu dairelerinde

Bugünün koşullarında artık Maraş’ Kahraman, Urfa’yı Şanlı, Antep’i gazi yapan tablolar rafa kalkmış durumdadır. Raporlar güneydoğuda İstanbul’un yarısından büyük alanın “dolaylı” olarak İsraillilerin eline geçtiği alarmını vermektedir. Buna bir çok yabancı istihbarat kaynaklarının verileri eklendiğinde, ortaya İsrail kontrolünde bir Ortadoğu tablosu çıkıyor. Çünkü yabancı kaynakların raporlarına göre, İsrail bu bölgede “Kürtlerin aslında Musevi oldukları” propagandasını yapıyor.

 Bunun sebebi tahmin edebileceğiniz gibi ilerde (belki de kısa zaman sonra) Güneydoğu da meydana gelebilecek bir iç karışıklıkta “Yahudi kökenli Kürtler
(İsraillilerin yalanları) tehlikede ve baskı var onları kurtarmalıyız” şeklinde BM kararı çıkartarak bölgeyi işgal etmek için altyapı hazırlamaktadırlar.

Sistem nasıl işliyor ?

İlk önce ekonomik zorluk çeken aşiret reislerini tespit ediyorlar ve ardından aracılar devreye sokuluyor. Zor durumda olanlar topraklarını bir yerine beş veren
Şanlıurfa ve Mardin’de yaşayan Yahudi kökenli Türk vatandaşlarına satıyorlar. Bölgede Süryaniler de Kızıltepe’de arazi alımlarına yardım ediyorlar.

Son yıllarda, İsrail’in GAP ile güneydoğunun kutsal ve bereketli toprakları üzerindeki emel ve niyetleri açıklığa kavuştu. Türkiye ve İsrail hükümetleri arasında faiz kredili ve içeriği  açıklanmayan, kredi süresi faiz oranı ve buna benzer koşulları belli olmayan, 1 milyar dolarlık GAP kredisini İsrailli firmalara yaptırması, Türkiye’nin bağımsız, hür teşebbüsle kendi öz yatırımcılarına vurulan en büyük darbedir.

Bu firmalar “haham” gözetiminde noterle ekonomik ve ticari ahlaka ve uluslararası prensiplere, şartlara uymayan uzun vadeli bir sömürü taktiğidir.

Hizmet içi eğitim adı altında; İsrail’e yapılan gezilere toprak sahipleri, öğretim üyelerini, bürokratları, mahalli gazete sahipleri ve çalışanlarını, ziraat odası
başkanlarını ve dini konularda sözü dinlenir şahısları götürmekteler. Beyinleri yıkanan (beklide cepleri de dolduktan sonra) bu şahıslar Türkiye’ye döndüklerinde bölge halkını bilerek veya bilmeyerek etki altına almaktadırlar.

İsrailli işadamları arazi almak için piyasaya ödeme zorluğu çeken ve Ziraat Bankası’na borçları bulunan ( tüm bu bilgiler ellerinde) toprak sahibi ve çiftçiler ile ilgilenmektedirler.

Ancak susuz ve taşlık bir bölge olan Karacadağ’ da toprak alma ve kiralama girişiminde bulunan İsrailli şirket yetkilileri, özellikle Türkmen aşiretlerinin olumsuz cevapları ile karşılaşmaktalar. Buna rağmen, 50 bin dönüm kıraç arazinin 15 yıllık kirasını peşin vermek bile istemişlerdir.

AMAÇLARI ARAZİ İŞLEMEK DEĞİLDİR. BİR AN ÖNCE DAHA FAZLA TOPRAĞI ALMAKTIR.

Son yıllarda GAP bölgesine yabancı devletlerin ilgisi özellikle terörün inişe geçtiği dönemlerde artmıştır. Bu ülkeler, önceleri terör ve insan hakları ihlalleri (kılıfı altında) gibi olayları incelemek maksadıyla, parlamenterleri ve konsoloslukları vasıtasıyla bölgeyi kontrol altına almaya çalışmışlardır. Özellikle
İsrailli işadamlarının ilişkileri derinleştirdiği anlaşılmaktadır.

GAP Bölge Kalkınma İdaresi ile yakın ilişkide olan iki ülke öne çıkmaktadır: ABD ve İsrail.

İşbirliği yapılan İsrail kuruluşunun adı ise MASHAV (İsrail Uluslararası
İşbirliği Merkezi) dir.

UNUTMAMAK LAZIM : HEDEFLERİ BÜYÜK İSRAİL (ZİON) DİR.

Siyonizm sözcüğü Zion kökünden gelmektedir. Zion ise Büyük İsrail demektir…


BÜYÜK İSRAİL DEMEKSE; VAAT EDİLMİŞ TOPRAKLARA ULAŞMAK DEMEKTİR.

BU DA MEZOPOTAMYA’YA SAHİP OLMAKTIR.

GAP İSRAİL’İN İŞGALİ - 3 -

İsrail, GAP bölgesindeki faaliyetlerini çeşitli biçimlerde sürdürmekle birlikte, tüm dünyada ortaya koyduğu dezenformasyon yöntemleriyle de kendisine yeni müttefikler yaratarak siyasi geleceğini garanti altına almanın ve belli konularda tüm dünyada yarattığı olumlu bakışın güçlenmesi için çaba sarf etmektedir.


    İsrail merkezli enformasyon kuruluşlarının Ortadoğu’daki yeni oyunu daha çok Kürt halkı üzerinedir. İsrail destekli bu kuruluşların üzerinde çalıştıkları tez ise oldukça çarpıcı bir o kadar da tehlikelidir : Kürt Yahudidir.

    GAP idaresi son yıllardaki durumunu şu şekilde açıklıyor; “ Bugün üç yabancı sermayeli yatırım inşaat halinde olup, birinin ise antlaşması imzalanmış bulunmaktadır. Bu yatırımlardan biri tekstil (%33 İsviçre), biri inşaat malzemesi (%50 Almanya), biri cam elyaflı boru (%50 ABD) ve biri de gıda (%50 İsrail) yatırımlarıdır.

     Bölgede yerli firmalarla ortaklık kurarak MGK (toprak satışlarına onay verilmemesi) engelini aşan İsrailli şirketler rahatlıkla toprak
alımlarını yapmışlardır. İsrail, GAP bölgesindeki faaliyetlerini çeşitli biçimlerde sürdürmekle birlikte, tüm dünyada ortaya koyduğu dezenformasyon yöntemleriyle de kendisine yeni müttefikler yaratarak siyasi geleceğini garanti altına almanın ve belli konularda
tüm dünyada yarattığı olumlu bakışın güçlenmesi için çaba sarf etmektedir.

      İsrail, son yıllarda ORTADOĞU halkları üzerinde açıkça hissedilen şiddetli Siyonizm baskısının yerini daha sistemli üretilen karşı istihbarat yöntemleriyle siyasi amaçlara bırakmaktadır.  Özellikle Kuzey Irak’ta yaşayan Kürtleri etkilemek ve onlara daha sıkı kontrol altına almak için üretilmiş söylentilerdir.
 

      Kürtler Musevi’ymiş !...
 
      İsrail merkezli enformasyon kuruluşlarının Ortadoğu’daki yeni oyunu daha çok Kürt halkı üzerinedir. İsrail destekli bu kuruluşların üzerinde çalıştıkları tez ise oldukça çarpıcı bir o kadar da tehlikelidir : Kürt Yahudiler.

      Irak’ın işgali ile oratya çıkan ABD ve Kürtlerden oluşan iki bilinmeyenli denkleme bir üçüncü boyut eklenmiştir.

      İsrailli bilim adamları on yıldır yaptıkları genetik araştırmaların
sonuçlarını İsrail ve ABD’de eşzamanlı açıkladılar: Sefuerdi Yahudileri ve Kürtler, binlerce yıl öncesinden baba tarafından gen
akrabasıdır.Yani aynı soydandır.

      ABD’de faaliyet gösteren  “İsraeli Kurdish Friendship League” adlı örgüt bu iddiaya hemen sahip çıkmıştır.

 
      Görüldüğü üzere hedeflenen İsrail ile bölge Kürtlerinin arasında tarihi bağlar kurarak Mezapotamya’ nın tek sahibi olmaktır.
 

       KUZEY IRAKTA DA AYNI TABLO VAR

       İstihbarat raporları; İsrail’in Kuzey Irak’ta geniş araziler satın aldığını ortaya çıkarmıştır. Türk Dışişleri bu konudaki rahatsızlığını İsrail’e
ilettiği haberleri gazetelerde yazdığında, İsrail Başbakanı Şaron “ Bu haberler gerçekleri yansıtmamaktadır.İsrail, Kuzey Irak’ta Türkiye’den habersiz davranmak gibi bir düşünce içinde değildir “
yalanı savuşturmaya çalışmıştır.  Ama nedense aynı dönemde Türkiye’nin dikkatleri başka yöne çekilmiş, Süleymaniye’ de askerlerimizin başına geçirilen çuvallar aslında dışişlerimizin
başına geçirilmişti. Bu sebeple Kuzey Irak’ta ki gelişmelerden uzak durmamız için ciddi bir tehdit almış olan Türkiye Dışişleri sessizliğe
bürünmüştü. Aynı dönemlerde Amerikan  kaynaklı haberler Türk kamuoyuna bomba gibi düşmüştür. Kürtlerin, kuzey Irak’ ta ki
demografik ve siyasi harita ile oynayarak bölgeyi Kürtleştirdiğini, Kerkük çevresinde toplanan binlerce Kürdün kente girmek için beklediğini yazılmaktaydı. 

       İsrail’ li ajanlar Kürt’ leri eğitiyor İsrail’li ajanlar bir süredir Kuzey Irak’ta Kürtlere komando eğitimi vermektedir.Hala devam ettiği bilinen bu ilişki Irak’ın bütünlüğünü sürekli tehdit altında tutacak olup
aynı zamanda Türkiye’nin Güneydoğu sınırını teröristlere açık kapı haline getirebilecek bir durumdur. İsrail ve ABD Irak’ tan çıkmadığı sürece sınır güvenliğimiz yoktur. Kuzey Irak’ta bir süreliğine ertelenen, Irak’tan bağımsız Kürt devleti kurulacağı günü
beklemektedir.
 
        İsrail kontrol altında tutabileceği bir Kürt devletini (daha sonra kolayca yıkılabilecek bir yapıda) en kısa zamanda kurmak için Barzani ve Talabani (Irak cumhurbaşkanı) aşiretlerine her türlü desteği vermektedir, bölge ülkelerinden de korkmamaktadır. Çünkü onu durdurabilecek güçte olan Türkiye ekonomik sıkıntılarından dolayı Amerika’ya, teknolojik (silah teknolojisi) bağlarla İsrail’e bağlanmıştır.

        Bütün senaryolar tek bir hedefe yönelmiştir, İsrail’in 4000 yıl öncesine dayayarak bu güne taşıdığı bir “ Vaadedilmiş Topraklar “ bilmecesinin 21.yüzyıla yansımasıdır.
 
         UNUTMAMAK LAZIM : HEDEFLERİ BÜYÜK İSRAİL (ZİON) DİR. 


Alıntı Adresi : http://www.davamiz.com

 



__________________
EûzûBillahimineşşeytanirracim&BismillahirRahmanirRahiym..
Yukarı dön Göster HanifUlus's Profil Diğer Mesajlarını Ara: HanifUlus
 
HanifUlus
Ozel Grup
Ozel Grup
Simge

Katılma Tarihi: 29 nisan 2005
Yer: Antarctica
Gönderilenler: 357
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı HanifUlus

BUGÜN ATATÜRK YOK!

AB Atatürk''ten uzaklaşın diye dayattıkça bugün içimizde Atatürkçülük iddiasında bulunan şahıs ve kurumlar utanıp sıkılmadan bugün hâlâ "Atatürk yaşasaydı Türkiye''nin AB üyeliğini desteklerdi" diyor

 
 

Bugün 19 Mayıs 2005. Rahmetli Atatürk''ün Samsun''a çıkışının 86''ncı yıldönümü. Bugün O''nu bu millete, "İslâm''a zarar veren kişi" olarak takdim edenler var.

Böylece bu kişiler Atatürk''ün Samsun''a çıkışını "Rum Soykırım Günü" ilân eden Venizelos''un torunları ile aynı çizgiye düşmüş bulunuyorlar.

Sabataycı olarak takdime çalışanlar var.

Onlar da bu iftiraları ile, Nil ile Fırat arasını kendileri için Tanrı tarafından vaat edilmiş vatan sayan Siyonizm''e, Şanlıurfa''da "Dinler Bahçesi" için 20 milyon dolar ayıran ve GAP bölgesinden gizli açık toprak satın alan İsrail''e en büyük hizmeti yapmış oluyorlar.

Yine bugün Atatürk''ü Avrupa Birlikçi olarak görenler, göstermek isteyenler var. Onlar da bu tutumları ile Atatürk''ü Kıbrıs Rum kesiminin AB üyesi olmasının hemen ardından "İşte şimdi Enosis''i gerçekleştirdik" diye göbek atan Rum-Yunan yetkililer, 35 bin insanımızın katili Öcalan''ı koruyup kollayan AİHM ve Diyarbakır''a her ayak basışlarında, "Kürdistan''ın başkentine geldik" diye açıklamalarda bulunan batılı parlamenterlerle aynı çizgiye düşmüş bulunuyorlar.

Yine Atatürk''ü AB''ci göstermek için çırpınanlar Türk milletinin "milli serveti" Tüpraş''ı, Petkim''i, Milli Piyango''yu, Tekel''i, Erdemir''i ve bankalarını parayı bastırıp satın alan, almak isteyen küresel şirketler ve İstanbul''da Vatikan tipi bir devlet kurmak için Ankara''ya her türlü dış baskıyı yaptıran Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos''la örtüştürmüş oluyor, Atatürk''ü AB''ci göstermekle onlar AB''cilerin yukarıda saydığımız Şil ve tavırlarını sağ olsaydı bugün Atatürk de ister ve desteklerdi demiş oluyorlar.

Yalnız bir şey gözden kaçmıyor.

"Atatürk sağ olsaydı AB''ci olurdu" diyenlere karşı AB cenahı ısrarla "Atatürkçülükten vazgeçin" diyor.

Yine AB, "Milli devlette ısrar etmeyin" diyor, "Lozan''dan vazgeçin!" diyor.

Atatürk AB''ci olurdu diyenlere karşı AB, Atatürk''ün asla kabul etmeyeceği şeyleri, meselâ milli egemenliğin devrini istiyor, hatta bir kısmını eline almış da bulunuyor.

Atatürk''ün şiddet ve nefretle karşılayacağı Kürt gibi, Alevi gibi Lozan dışı yeni azınlıklar dayatan da bugün yine AB oluyor.

Velhasıl AB Atatürk''ten uzaklaşın diye dayattıkça bugün içimizde Atatürkçülük iddiasında bulunan şahıs ve kurumlar utanıp sıkılmadan bugün hâlâ "Atatürk yaşasaydı Türkiye''nin AB üyeliğini desteklerdi" diyor, diyebiliyorlar. Nedense şu anda Atatürk''ün "İstikbâl göklerdedir" vecizesi geldi aklıma.

Oysa Türk bugün göklerde yok.

Siz bakmayın Türk pilotlarının cesaret ve maharetlerinin gözlerimizi yaşartmasına.

Uçağını yapamayan, teknolojide altı milyonluk İsrail''e muhtaç 70 milyonluk Türkiye''nin siz Atatürk''ün Türkiye''si olduğuna beni nasıl inandırabilirsiniz.

Bugün Eskişehir''den kalkan Türk jetleri Ege''ye burunlarının sivri kısımlarını değdirir değdirmez karşılarında Yunan savaş uçaklarını buluyor ama ABD uçakları İncirlik''ten kalkıp Irak''ı vuruyor, İsrail uçakları Konya semalarında savaş talimleri yapıyor.

Ve bu ABD Irak''ta PKK hamisi kesiliyor, bu İsrail''in istihbarat örgütü PKK teröristlerine C4 eğitimleri veriyor. Bugün bu topraklarda Atatürk''ün "Defolun gidin Yahudi uşakları" dediği masonların ve "Fitne yuvası" olarak gördüğü Fener Rum Patrikhanesi Patriği''nin itibarı Milli Mücadelede cepheden cepheye koşmuş gazilerin itibarından daha fazla, imkânları daha çok.

Bugün hayatta kalan üç, evet üç gazi 206 milyon maaş alıyor ve aylıklarının artırılmasına "Bütçeye yük getirir" diye itiraz ediliyor ama on binlerce mason ve Patrikhane milyon dolarlarla oynuyor, devletin her kademesine teklif-tekellüfsüz girip çıkabiliyorlar.

Ve bugün bu Türkiye''de bir şehit anası yerine göre başörtülü olduğu için şehit oğlunun madalya törenine bile katılamıyor. Bu mu Atatürk''ün bıraktığı Türkiye? Atatürk sağ olsaydı Türkiye''yi böyle mi görmek isterdi? Ve biz işte bu hal ve şerait içerisinde Atatürk''ün Samsun''a çıkışının 86''ıncı yıldönümünü kutluyoruz.

Okullarda, kışlalarda, cadde ve sokaklarda Atatürk''ün adından ve resminden geçilmiyor.

Velhasıl, ortalık Atatürkçü dolu ama acı olan şu ki, pertavsızla arasan Atatürkçülükten eser yok, eser. Atatürk sağ olsaydı bugün yine Samsun''a çıkma ihtiyacı hissederdi ve bu memlekette gerçek bir Atatürkçü lider olsaydı 19 Mayıs 1919 ruhuyla hareket eder, Atatürk''ün Samsun''a çıktığı gibi bütün rütbe, makam ve koltuklarından sıyrılır, milletin mümin bağrına doğru yollara düşerek, içinde bulunduğu ahval ve şeraitin namüsaitliğine bakmadan yeni bir milli mücadele başlatırdı. Ama bugün işte Atatürkçünün çok Atatürkçülüğün yok olduğu bir gün… Ama dost düşman şunu da iyi bilsin ki bugün aynı zamanda bir Atatürk''ün ve milyonlarca gerçek Atatürkçün işte şu dağın, işte şu köşenin, işte şu kapının ardında olduğu bir gün…

Hasan Demir

 

Alıntı Adresi : http://www.davamiz.com

Not: Bütün Dostların Bayramlarını Tebrik Ediyoruz. Milli Kahramanlarımızın özbenliklerinin şad olması dileği ile,,, Yüce Mevlamızdan, onlara ve bizlere şefaat etmesini diliyoruz, inşaAllah!..

 



__________________
EûzûBillahimineşşeytanirracim&BismillahirRahmanirRahiym..
Yukarı dön Göster HanifUlus's Profil Diğer Mesajlarını Ara: HanifUlus
 
HanifUlus
Ozel Grup
Ozel Grup
Simge

Katılma Tarihi: 29 nisan 2005
Yer: Antarctica
Gönderilenler: 357
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı HanifUlus


TÜRKİYE'NİN AJAN BORSASI VE FETHULLAH GÜLEN

Fethullah Gülen, hayat sürdüğü Pensilvenya’daki çiftlikte, korunması ve imkanları ile CIA'in 'çok özel' himayesinde olduğu biliniyor.

 
 

Fetullah Gülen 6 yıldan bu tarafa ABD'de yaşıyor. Fethullah Gülen, hayat sürdüğü Pensilvenya’daki çiftlikte, korunması ve imkanları ile CIA'in 'çok özel' himayesinde olduğu biliniyor. Yani Fetullah Gülen görünen o ki ABD'yi mesken tutmuş durumda.

Acaba Gülen'i Atlantiğin öte tarafında tutup buraya getirmeyen şey nedir? Gülen kendisine sayfalarını cömertçe açan kartel medyasındaki demeçlerinde bu konuda çelişkili beyanlarda bulundukça milletin kafası iyice karışıyor. Takiyye üstadı Gülen, duruma göre kimi zaman sağlık, kimi zaman sürgün, kimi zaman da şartların elverişsizliği bahanesine sığınıyor. 

FETULLAH GÜLEN-FBI GÖRÜŞMESİ

Fetullah Gülen’in Amerika’da görüştüğü kişiler arasında oldukça ilginç isimler var. Bunlar arasında FBI ve Dışişleri Bakanlığı’ndan görevliler de bulunuyor. “FBI ve Dışişleri Bakanlığı görevlileri Fetullah Gülen’le ne görüşmüş olabilir” diye merak ediyorsunuzdur. Merakınızı gidereyim.

 
 
Çünkü neler görüşüldüğünü Fetullah Bey’in açıkladığı bölüm kadar biliyoruz.
Nereden mi?


Nuriye Akman geçtiğimiz yılın Mart ayında ABD’de Fetullah Gülen’le bir görüşme yaptı. Zaman gazetesinde çıkan mülakatın konumuzla alakalı olan bölümünü aktarmak istiyorum sizlere.


Fetullah Gülen şöyle diyor:


“Tahkikat nedeniyle biri FBI’dan, diğeri Dışişleri Bakanlığı’ndan iki genç insan geldi. Geldiklerinde ‘fikirlerinden de istifade edelim’ diye bir kaç soru sordular. Bana samimi olarak şunu sordular: ‘Siz Irak’ta Amerikalıların nasıl tasarrufta bulunmasını istersiniz? İşgalden sonra Irak’ta nasıl bir irade makul olur?’ Dedim ki: ‘İşgal olmuş, siz ne derseniz deyin, halk bu meseleye işgal diyor. Benim fikrimi soruyorsanız Irak’ta öyle bir demokrasi kurun ki, Türkiye’den ileri olsun. Türkiye’ye imrenmesinler, Müslümanlara öyle müsamahalı davranın ki Iran’a imrenmesinler” (Zaman, Nuriye Akman, 26.03.2004).


ABD’de yaşayan Fetullah Bey, FBI uzmanlarına ve Dışişleri’nde görevli diplomatlara işte böyle öğütler veriyor:
“Irak’a öyle bir demokrasi getirin ki...”
“Irak’ta Müslümanlara öyle müsamahalı davranın ki...”
Tabii bunlar kendi görüşleridir. Kendi dünyasına ait tavsiyeleridir. Destekleyeniniz olabilir, karşı çıkanınız olabilir.
Ama Irak’ta bir işgal var. Bir islam toprağı haçlı ordusu tarafından ele geçirilmiş. Yüzbinlerce masum sivil olmüş. Bebekler, kadınlar, yaşlılar, öldürülmüş. Camiler yıkılmış. Kutsal mekanlar tahrip edilmiş. Samarra’da genç kızların ırzına geçilmiş.


Bütün bunları meydana getiren bir ülkenin FBI uzmanları, Dışişleri görevlileri, Pentagon elemanları, şunlar bunlar, mesela sizin yanınıza gelip görüşünüzü sorsalar, siz ne söylerdiniz?


Mesela ben olsam şöyle söylerdim:


“ABD ordusu Irak’ta uluşlararası hukuka aykırı olarak insanlık dışı bir işgalde bulunmuştur. Yüzbinlerce masum insanı vahşice katletmiştir.
İşgalci güçlerin demokrasi anlayışı bana göre budur: Kan, gözyaşı, katliam.
Sizin Irak’a getireceğiniz en güzel gelişme Irak’ı terk etmektir.
Irak halkının sizin getireceğiniz demokrasiye ihtiyacı yoktur.
Irak halkının sizin vereceğiniz hoşgörüye de ihtiyacı da yoktur.
Bir müslümanın İslam’ı yaşamak için Hristiyanın ona tanıyacağı müsamahaya asla ihtiyacı olamaz.


Irak için yapabileceğiniz tek şey, bu ülkeden defolup gitmenizdir.”
Ben olsam böyle söylerdim. Kuşkusuz benim gibi düşünen milyonlarca insan var Türkiye’de.


Ama ne diyelim; Fetullah Gülen’e “Neden FBI uzmanlarına, Irak’tan defolun gidin” demedin, diye soracak durumumuz yok.
Aramızda dağlar var.

Muharrem Bayraktar

NOt: Alıntı önceki adresten.

Bir başka alıntı daha!

Cumhuriyet 13.12.2004   

F. Gülen'in Eski Başbakan Günaltay'ın 1915'te kaleme aldığı kitaptan alıntılar yaptığı ortaya çıktı

'Gülen'in kitabı çalıntı'
Yazar Murat Bardakçı, Fethullah Gülen'in yazdığı "Buhranlar Anaforunda İnsan" adlı kitap ile eski Başbakan Şemsettin Günaltay'ın yazdığı "Zulmetten Nura" adlı kitabın bazı bölümlerinin aynı olduğunu belirtti. Bardakçı, Günaltay'ın adının Gülen'in kitabında hiç geçmediğine de dikkat çekti.
ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Yazar Murat Bardakçı , Fethullah Gülen 'in 4 ay önce yayımlanan ve makalelerden oluşan ''Buhranlar Anaforunda İnsan'' adlı kitabının ilk kısmının, eski Başbakan Şemsettin Günaltay 'ın 1915 yılında yayımlanan ''Zulmetten Nura'' adlı kitabıyla aynı olduğunu belirtti.

Bardakçı, Hürriyet gazetesindeki yazısında, Gülen'in son kitaplarından ''Buhranlar Anaforunda İnsan'' ı okumaya başladığını, kitabın ilk sayfalarından itibaren ''Ben bu cümleleri bir yerden hatırlıyorum'' dediğini belirterek şöyle dedi: ''Gülen'in kitabının ilk kısmı İsmet Paşa'nın ve tek partili dönemin son başbakanı olan Günaltay'ın Türk toplumunun düşünce yapısını derinden etkileyen 'Zulmetten Nura' isimli kitabı ile neredeyse kelime kelime aynı.''

Gülen'in Günaltay'ın kitabının ''Tanzimatçılık devri ve netayici (sonuçları)'' başlıklı bölümünü günümüz Türkçesine uyarladığını ve makalenin adını ''aydınlık kapıya doğru'' biçiminde değiştirerek kendi adıyla yayımladığını belirten Bardakçı şöyle devam etti: ''Ama yayın sırasında bazı değişiklikler olmuş, mesela Günaltay'ın makalesinde geçen Türk sözü, Gülen'de her nedense mümin halini alıvermişti. İşin daha da garip tarafı, bütün bunlar olup biterken Günaltay'ın adının Gülen'in kitabında bir defa olsun geçmemesi. '' İki kitapta aynı olan bölümler şöyle:

Günaltay'ın kitabından: ... Her millet kendi ruh ve kabiliyetiyle mütenasip teşkilat ister. Milletlerin teşkilat-ı idariyye ve ictimaiyyeleri asri ihtiyaçlarının, ruhi temayüllerinin mevludu değil midir? (Sayfa 158).

Gülen'in kitabından: ... Her millet kendi ruh ve kabiliyetine uygun, kendi düşünce ve inancı çizgisinde müessese ve teşkilat ister. Rica ederim, milletlerin idari ve içtimai teşkilatları, maarif ve düşünce akımları, asrın ihtiyaçlarının ve milletin ruhi temayüllerinin neticesi değil midir? (Sayfa 2).

Günaltay'ın kitabından: ... Muhtelif milletlerin tarz-ı ıslahat ve tanzimatlarını teşrih eden sahaif-i tarih tedkik edilirse görülür ki bir milletin hayat-ı içtimai ve siyasiyesini tanzim, terbiyesini tekeffül, rehberliğini deruhte etmiş olanlar, kavanin-i tabiiyyeye teşvik-i hareket hususuna ne kadar gayret göstermiş, milletlerin ruhuna, asri ihtiyaçlarına ne kadar derinden nüfuz etmişlerse mesailerinden o derece feyyaz semereler istihsal etmişlerdir. (Sayfa 159)

Gülen'in kitabından: ... Dünden bugüne, muhtelif milletlerin ıslahat tarzları ve inkılapları araştırıldığında görülür ki, bir miletin içtimai ve siyasi durumunu tanzim, terbiye ve yükselmesini deruhte ve rehberliğini yüklenenler, hareketlerini fıtrat kanunlarına uydurma hususunda ne kadar titizlik göstermiş; milletlerin ruhuna ne kadar vâkıf olabilmiş ve çağın getirdiği ihtiyaçlara ne kadar nüfuz edebilmişlerse çalışmalarında o derece semereli olmuş ve milletlerine de o nispette ölümsüzlük vaadedebilmişlerdir. (Sayfa 3).
fethullahın'içyüzü - 15.12.2004   

MURAT Bardakçı iyi bir araştırmacı.
Pazar günü Hürriyet Gazetesi'ndeki yazısında, hafta içerisinde Fethullah Gülen'in son kitaplarından birini, Buhranlar Anaforunda İnsan'ı okumaya başladığını ama daha ilk sahifeden itibaren 'Ben bu cümleleri bir yerden hatırlıyorum' dediğini, düşündüğünü ve sonunda bulduğunu anlatıyordu.
Meğer, Fethullah Gülen'in makalelerinden oluşan kitabının ilk kısmı, 1949'un Ocak ayıyla 1950'nin Mayıs'ı arasında başbakanlık yapan, tarih, ilahiyat ve ahlak konularında çok sayıda eser veren Şemsettin Günaltay'ın Zulmetten Nura isimli kitabıyla neredeyse kelime kelime aynıymış!
Ne Fetullah Gülen'in Buhranlar Anaforunda İnsan ve ne de Şemsettin Günaltay'ın Zulmetten Nura adlı kitabını okuduk. Bunun için, bu konuda yorum yapamayacağız.
Ancak, bu derece dikkatli araştırmacı olan Murat Bardakçı'nın şu sıralar Sabah Gazetesi'nde yayınlanmakta olan Emre Aköz'ün Said Nursi'den Fethullah Gülen'e Nur Cemaati başlıklı dizi yazısını okurken de, 'Ben böyle bir dizi yazıyı bir yerden hatırlıyorum' deyip demeyeceğini çok merak ediyoruz.
Çünkü geçen cuma günü atv'nin ana haber bülteninde Ali Kırca'nın konuğu olan Emre Aköz, dizi yazısının içeriğini anlatırken, bunların daha önce hiçbir ulusal gazetede yayınlanmadığını iddia ediyordu.
Hafızamız ve kupür arşivimiz ise aksini söylüyor.
Arşiv tarama zahmeti
HATIRLADIĞIMIZA göre, gazeteci yazar Hulusi Turgut'un Bediüzzaman Said Nursi'den Fethullah Gülen'e Nur Hareketi adlı dizi yazısı, büyük bir tanıtım kampanyasıyla 1997 yılında Sabah Gazetesi'nde yayınlanmış ve büyük ilgi görmüştü.
Amerika'yı yeniden keşfettiğini sanan ve kendi gazetesinin bile geçmişini inkar eden Emre Aköz, zahmet edip Sabah arşivini karıştırsaydı, Hulusi Turgut'un o dizi yazısının 15 Ocak 1997 günü başlayıp, tam 19 gün sürdüğünü görecekti.
İstanbul, Ankara, Erzurum ve İsparta'daki Nur cemaati medreselerine ilk kez girmeyi başaran Hulusi Turgut, yüzlerce kare fotoğraf çekmiş, Nur talebelerinin önde gelenleriyle bire bir görüşmüş, Nur talebesi olan politikacıları belirlemiş, Said Nursi'nin hayatının tüm ayrıntılarını anlattığı gibi, sürgün hayatı yaşadığı İsparta'nın Bala ilçesinde, bir ağacın dalları arasında kendisine adeta bir ev yaptığını, orada inzivaya çekildiğini, orada yiyip içtiğini ve o ünlü risalelerini orada yazdığını da nakletmişti.
Ustalara saygısızlık
AYRICA, 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra, darbecilerin emriyle Said Nursi'nin Şanlıurfa'daki kabrinin açıldığının, naaşının askeri uçakla bilinmeyen bir yere götürüldüğünün, hatta naaşın uçaktan Marmara Denizi'ne atıldığı dedikodularının yayıldığının, naaşın aslında İsparta'ya götürülerek defnedildiğinin, daha sonra da Nur talebeleri tarafından mezarın bulunarak, naaşın Bala'ya kaçırıldığı ve toprağa verildiğinin tüm ayrıntıları verilmişti o yazı dizisinde... Said Nursi'nin, tepesinde 13 yılını geçirdiği ünlü Çile Ağacı'nın ve Bediüzzaman'ın Bala'daki mezar yerinin fotoğrafları ile birlikte...
Emre Aköz'ün iddiasının doğru olmadığını gösteren bir başka belge daha var kupür arşivimizde. Yine Hulusi Turgut imzasıyla, 1998 yılında, o sıralar Sabah Grubu'nda olan Yeni Yüzyıl Gazetesi'nde Fethullah Gülen ve Okulları başlıklı uzun bir araştırma yayınlanmış.
Said Nursi, Nur hareketi ve Fethullah Gülen ile ilgili araştırma yapmak ve bunları yayınlamak elbette herkesin hakkı. Ama daha önce yapılan araştırmaları görmezden gelerek, 'Bu işi ilk kez yapıyorum' demek, ustalara ve emeklerine en azından saygısızlık oluyor.




__________________
EûzûBillahimineşşeytanirracim&BismillahirRahmanirRahiym..
Yukarı dön Göster HanifUlus's Profil Diğer Mesajlarını Ara: HanifUlus
 
HanifUlus
Ozel Grup
Ozel Grup
Simge

Katılma Tarihi: 29 nisan 2005
Yer: Antarctica
Gönderilenler: 357
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı HanifUlus

MİRASYEDİ EVLAT MANTIĞI

Bu memlekette ülke gelirlerini artıracak o kadar çok yeraltı ve yerüstü zenginlik varken onların çıkartılmasını ve ekonomiye kazandırılmasını düşünmeyenler nedense işin kolayını seçip...

 
 

Bu memlekette ülke gelirlerini artıracak o kadar çok yeraltı ve yerüstü zenginlik varken onların çıkartılmasını ve ekonomiye kazandırılmasını düşünmeyenler nedense işin kolayını seçip, daha önceki iktidarlar tarafından kurulmuş ve kâr eden kurumları satarak finans ihtiyacını sağlamaya kendilerini mecbur hissediyorlarsa bilinmelidir ki bunun adı iflastır. 

Hızlı gelişmelerin yaşandığı ülkemizde bu yüzden birçok önemli konu üzerinde yeteri kadar durmak mümkün olmuyor. Sanıyorum üzerinde yeteri kadar durulamayan konulardan birisi de özelleştirme ve özelleştirmeye hakim olan mantık.

 

Bu ülkede yıllardan beri KİT'lerin zarar ettiği, bunun içinde devletin sırtında önemli bir kambur oluşturduğu ileri sürüldü... Bu iddia toplumda genel kabul görür hale gelince de devletin bu zarar eden KİT'leri özelleştirmesi gündeme geldi. Özelleştirme böylece gündemimizde yer aldı. Bunda liberalleşme hevesinin de önemli bir rolü vardı. Çünkü artık devletin ekonomiden çekilmesi, eğitim, sağlık ve ülke savunması gibi konularla ilgilenmesi gerektiği savunuluyordu. Buna bir de KİT'lerin sürekli zarar ediyor olması, buna bir de devletin fabrika işletmeyi beceremediği iddiaları eklenince devletin elinde ne var ne yok satılması şart gibi algılanmaya başlandı. Şöyle bir durup, "Devletin elindeki tesisler zarar ediyorsa kar eder hale niçin getirmiyoruz?" diyen olmadı. Zaman zaman diyenler olmuş ve KİT'lerin zarardan kurtarılabileceği ispatlanmış olsa da bu iyi niyetli çabalar arada kaynayıp gitmiştir...

 

Bu hava içinde özelleştirme başladı. Bazı tesisler sembolik rakamlarla özel sektöre devredildi. Bazı fabrikalar ise çalışan işçilere satıldı. Ancak, bir süre sonra öyle bir noktaya gelindi ki, zarar eden kurumların satılması ile yetinmeyerek devletin elindeki tüm kuruluşların satılması gündeme geldi. Bunun gerekçesi ise devletin ihtiyaç duyduğu finansman ihtiyacını karşılamaktı.

Böyle bir yaklaşımın doğru olup olmadığının, devletin finansal ihtiyacı karşılamak için elindeki kâr eden kurumları mirasyedi evlat mantığı ile satışa çıkarmasının tartışması ayrı bir konu. Ancak bir evladın mirasyedi mantığı ile hareket etmesinin toplumda o evlada itibar kazandırmadığını aksine itibar kaybettirdiğini herkes bilmektedir.

 

İşin bir başka boyutu ise bazı tesislerin ve alanların ekonomik olduğu kadar stratejik öneme de sahip olmasıdır. Bugün özelleştirmede gelinen noktada artık stratejik önemde dikkate alınmıyor. Daha önceki bir yazımda da belirttiğim gibi TürkTelekom'un da özelleştirilmesi ile tüm iletişim şirketleri bırakın yerli özel sektörün eline geçmesini bir yana yabancılara gitmektedir. Niçin bu konu üzerinde gerektiği kadar durulmaz o nu da anlayabilmiş değilim.

 

Son günlerde Erdemir ve Türk Telekom'un satışı, özellikle de yabancılara satışının yanlış olacağı üzerinde yoğun bir yayın var. Buna rağmen ilgililer yaptıkları açıklamalarda kendilerini yollarından kimsenin döndürmeye gücü yetmeyeceği gibi kabadayı bir üslup içinde tekrarlayıp duruyorlar. Olayı köprünün hisselerini satmak-sattırmamak gibi takdim ediyorlar. Erdemir ve Türk Telekom gibi kuruluşların satışının köprü hisse senedi satmaktan çok farklı olduğunu bu beyler bilmezler mi? Bilmesine bilirler de nedense kör bir inat sergiliyorlar.

 

Özellikle de devletin sahip olduğu ve adeta para basma makinası gibi çalışan kurumların sırf finans sağlamak için satışa çıkartılmasının ekonomik mantığını bilen varsa anlatsın da biz de öğrenelim.

Bu memlekette ülke gelirlerini artıracak o kadar çok yeraltı ve yerüstü zenginlik varken onların çıkartılmasını ve ekonomiye kazandırılmasını düşünmeyenler nedense işin kolayını seçip, daha önceki iktidarlar tarafından kurulmuş ve kâr eden kurumları satarak finans ihtiyacını sağlamaya kendilerini mecbur hissediyorlarsa bilinmelidir ki bunun adı iflastır.

 

Bu yola özellikle de IMF böyle istiyor diye gidiliyor ve ısrar ediliyorsa IMF Türkiye'nin ipini çekmektedir, vakit çok geç olmadan bu gerçeğin farkına varılması gerekiyor.

 

Abdülkadir Özkan

 

Not: Gözümüzün önünde olan biten olaylar olması nedeniyle hatırlatma babından, bu alıntıları paylaşmayı istedim. Alıntı adresi de yine önceki belirttiğim adrestendir.

 



__________________
EûzûBillahimineşşeytanirracim&BismillahirRahmanirRahiym..
Yukarı dön Göster HanifUlus's Profil Diğer Mesajlarını Ara: HanifUlus
 
celebi
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 30 nisan 2005
Gönderilenler: 167
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı celebi

HanifUlus Yazdı:

TÜRKİYE'NİN AJAN BORSASI VE FETHULLAH GÜLEN

Fethullah Gülen, hayat sürdüğü Pensilvenya’daki çiftlikte, korunması ve imkanları ile CIA'in 'çok özel' himayesinde olduğu biliniyor.

 
 

Fetullah Gülen 6 yıldan bu tarafa ABD'de yaşıyor. Fethullah Gülen, hayat sürdüğü Pensilvenya’daki çiftlikte, korunması ve imkanları ile CIA'in 'çok özel' himayesinde olduğu biliniyor. Yani Fetullah Gülen görünen o ki ABD'yi mesken tutmuş durumda.

Acaba Gülen'i Atlantiğin öte tarafında tutup buraya getirmeyen şey nedir? Gülen kendisine sayfalarını cömertçe açan kartel medyasındaki demeçlerinde bu konuda çelişkili beyanlarda bulundukça milletin kafası iyice karışıyor. Takiyye üstadı Gülen, duruma göre kimi zaman sağlık, kimi zaman sürgün, kimi zaman da şartların elverişsizliği bahanesine sığınıyor. 

NOt: Alıntı önceki adresten.

ilahi ustadim 23 milyar Dolarlik Feto Holdingi kim istemez yahu. Adami Turkiyeye gonderip de  paraciklari kacirmak kolay mi ? Bill Gates 1 milyar dolarlik yapsa adami basbakanimiz agirliyor.

Koskaca hadislerle donamis, oksurse bile agzindan hadis cikan Fethullah hoca, Peygamberimizin adini her andiginda gozyaslarina bogulan Fethullah Hoca oyle kolay kacirilacak bir aga degil.

celebi

Yukarı dön Göster celebi's Profil Diğer Mesajlarını Ara: celebi
 
Murat
Yeni Uye
Yeni Uye


Katılma Tarihi: 23 mayis 2005
Gönderilenler: 1
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Murat

hoca efendi yi cia in falan korudugu yok. uydurulmasin lutfen.biliyosunuzki cemaatin bolge abileri var ve hoca efendi iste bu abiler tarafindan korunuyor. bukadar basit, cia i karistirmaya gerek yok yani, olayin boyutunu farklilastirmayin. Hoca efendi yi koruyan istihbarat degil oraya gidenlerin referanslaridir.

Murat

Yukarı dön Göster Murat's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Murat
 

Eğer Bu Konuya Cevap Yazmak İstiyorsanız İlk Önce giriş
Eğer Kayıtlı Bir Kullanıcı Değilseniz İlk Önce Kayıt Olmalısınız

  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats