HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Genel Tartışma
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Genel Tartışma
Konu Konu: DUELLO Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
Akik
Ozel Grup
Ozel Grup
Simge

Katılma Tarihi: 25 nisan 2005
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 450
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Akik

BOLUM-1

Yaşar Nuri Öztürk— Şimdi açık şirk. Dur bakalım ya. iskender Evrenosoğlu — Ama bir dakika şimdi, bana....

Yaşar Nuri Öztürk — Sen yöneticisi değilsin buranın sen. Ben tek kelime ettim mi? Ayıptır, edep diye birşey var.

Hulki Cevizoğlu — iskender bey bir dakika, dinliyoruz, dinliyoruz efendim.

Yaşar Nuri Öztürk— "Benim ümmetimi açık şirk helak et-jmeyecektir" diyor. Açık şirk nedir? Allah'ın zatına veya sıfatla-Jnna

veya tasarruflarına; birileri, birşeyleri, kavramları, kişileri, kurumları ortak etmek. Veya nübüvveti dejenere etmek, -geleceğiz

onlara-

"Benim ümmetim bunu açık yapmayacaktır" diyor, "bunu gizli yapacaktır". Şirki Hafi benim ümmetimi mahfedecektir". Şirki

Hafi'nin bugünkü Türkçe karşılığı; gizli, sinsi, maskeli, ma-nipüle edilmiş şirk demek.

Hulki Cevizoğlu — Örtü lü, yani..

iskender Evrenosoğlu — Pardon, açık şirki bir daha tarif eder misiniz? Not almak istiyorum.

Yaşar Nuri Öztürk — Eşşirk-ül Celi var, eşşirk-ül hafi var. Bunu bizzat kullarimış peygamberimiz.

iskender Evrenosoğlu— Efendim lütfen, not almak istiyorum.

Hulki Cevizoğlu — iskender Bey biraz hızlı not alacaksınız.

iskender Evrenosoğlu — O zaman peki.

Yaşar Nuri öztürk — "Benim ümmetimi gizli şirk mahfede-cektir" diyor ve ilave ediyor, "ümmetim içine gizli şirk, küçük

karıncanın ayak seslerinden daha sinsi olarak nüfuz eder".

Şimdi gizli şirk nasıl nüfuz ediyor ve insanlar Allah'a inanıyoruz dedikleri halde, inandıkları Allah nasıl Kur"an-ın Allah'ı olmuyor?

Biz dindarız dedikleri halde,inandıkları, yaşadıkları din; Allah'ın dini nasıl olmuyor? Biz Peygamberin ümmetiyiz dedikleri halde,

akşama kadar selat, selam getirdikleri halde, i-nandıklan Peygamber; alemlere rahmet olarak tanıtılan Hz. Muhammed nasıl

olmuyor?

Üç şekilde, üç bela ile buraya geliyorlar. Hulki Cevizoğlu — Sadece başlıklarını verin.

Yaşar Nuri Öztürk— Veriyorum. Bir; kâğıt üzerinde Allah bir deyip, söz sahibi, hüküm sahibi olmaktan Allah'ı herhangi bir

şekilde uzaklaştırmak, onun yerine yedek ilahları koymak.

Birincisi bu. Buna Kur'an-ı Kerim, çok net ifade ile şirk demiştir. Bunu yapanlara veya alet edilenlere de, Şürekâ, Endat, Erbab

diyor Kur'an. Rebler.yedek ilahlar, Allah'a ortak tutulanlar demek.

Hulki Cevizoğlu—ikincisi?

Yaşar Nuri Öztürk — ikincisi, Nübüvvet kurumunu dejenere ederek, Hz. Muhammed son peygamber gibi lafta söyledikleri

halde, bir takım manipülasyonlarla, oyunlarla peygamberliği bitirmeyip, kendi şahıslarında bunu devam ettirmek ve bundan otorite

temin etmek, ikincisi bu.

Üçüncü; yine Kur'an-ı Kerim ve Hadislerin, sağlam Ha-dis'lerin açık bir biçimde attım çizdikleri gibi, -iki yüzlülük diye Türkçe'de

tanıttığımız- riya. Ki, Peygamberimiz onu da şirkin bir türü olarak göstermiştir.

Yani dinin kutsal kavramlarını, Allah'ı, Peygamberi, cen-neti, cehennemi, ayeti, hadisi kullanırken; onun arka planında ekonomik,

politik, egoist çıkarları saklamak.

Bu üç yolla nüfuz ediyor.


Hulki Cevizoğlu — Hocam toparlayabilir miyiz?

Yaşar Nuri Öztürk —Yani bu üç yolla nüfuz ediyor. Şimdi bir cümle daha. Bu açıdan biz baktığımız zaman, şimdi benim önümde

-zaten bu olmasa ben buraya hiçbir tartışmaya gel-mem, bu zatla da hiçbir çekişmem olmaz. Çünkü insan hata e-der, ben

yazarım ben hata ederim. Bilim adamı hata eder, dü-şünce adamı hata eder, din adamı hata eder. Hata hata bizim ayrılmaz.

Hulki Cevizoğlu — Evet peygamberimiz bile hata yapmış. Yaşar Nuri Öztürk— Fakat, bu ayrı birşeydir. Hulki Cevizoğlu —

Nedir efendim?

Yaşar Nuri Öztürk— Şimdi burada, benim ifadeye koydu-ğum şirkin her türünü bünyesinde taşıyan bir belge var. Bu bir şirk ve

küfür belgesidir ve bunun üzerinde de "İskender EI-Ek-ber'e ait" diye, adı da "Risalet Nurları", -halkımız buna "Rezalet Nurları"

diyor.- bir belge var.

Hulki Cevizoğlu — EI-Ekber ne demektir? Yaşar Nuri Öztürk— En büyük demek. Hulki Cevizoğlu — insan olarak...

Yaşar Nuri Öztürk— En büyük olan,'daha büyüğü olmayan...

Hulki Cevizoğlu — Evet.

Yaşar Nuri Öztürk — Efendim, onlara gireceğiz, içeride çünkü, EI-Ekber'e uygun olarak diyecektir ki, Allah 8 yerde tam bunun

içinde. Allah, kainatın hakimiyetini bana verdi.

Hulki Cevizoğlu — Evet oraya gelmeyelim.

Yaşar Nuri Öztürk— Tamam işte budur. Bizim bugünkü meselemiz budur. Bir şey daha lütfedin söyleyeyim.

Hulki Cevizoğlu — Estağfurullah.

Yaşar Nuri Öztürk— Türkiye'de bu, bu işin küpün dışına sızanıdır. Halkı, perişanlığa götüren, fakat kendisini gayet güzel kamufle

eden ve küpün dışına sızmamayı başardığı için kitlelerin bilmediği, ama bu işin mütahassıslarmın Allah'ın izniyle bildiği daha niceleri

var. Yoksa 6 saatte bir cami yapılan bir ülkede, islâm ve müslümanlar'ın sürünmesi, mağdur olması, ikinci sınıf adam olması,

dünyanın önünde kervanın arkasından gitmesi, perişan aç bi-ilaç kalması, bu mümkün.değil-dir. Allah eğer doğru söylüyorsa ki,

mutlak doğru söylüyordur, bu mümkün değil. Burada bir sakatlık var. işte sakatlık budur.

Hulki Cevizoğlu — Evet. Bizde zaten bu tür programları, sizin de işaret ettiğiniz gibi bu küpün kapağını bir nebze olsa kaldırmak,

içini göstermek için...

Yaşar Nuri Öztürk — Kaldırın efendim. Bu şirk belgesi buradadır. Bu dediğim gibi, küpün dışına sızanıdır, küpün içi var daha.

Hulki Cevizoğlu — Evet, evet. Sayın Evrenosoğlu, şimdi demin aldığınız notlardan sormak istedikleriniz varsa lütfen sorun. Ama

benim de çok sorularım var, kavga etmeden lütfen..

iskender Evrenosoğlu — Diyorsunuz ki, takva, Allah'a varış için alınan tarz ve tavır diyorsunuz. Bin insan ne zaman takvaya sahip

olur, bana bir bilgi verebilir misiniz? Bir ilahiyat profesörü olarak.

Yaşar Nuri Öztürk — Bakın bir şeyi, Sayın Cevizoğlu bir şeyi iyi koyalım.

Ben mertebede her ilim adamı gibi hocayım, bir mertebede talebeyim. Çünkü Kur'an-ı Kerim burada izafiyet getirmiştir; her insan

aynı anda bir mertebede alimdir, bir mertebede öğrencidir. Bunu kabul ediyorum. Fakat, ben Kur'an-a hizmete 40


yılı vermiş bir insan sıfatıyla, branşımla ilgili meseleleri, ilmi ehliyet ve haysiyetine tescil etmiş, ona inandığım, güvendiğim insanlarla

tartışırım. Şimdi burada bu zatla böyle bir tartışmaya girmem.

Biz burada şunu tartışacağız. Siz ya bunu sağlayacaksınız Ha bunu tartışmaya gerek kalmayabilir. Geçen programda ben

kendilerine Diyanet işleri Başkanı Sayın Nuri Yılmaz (birlikte -halkımız biliyor- bir teklif yönelttim.

Hulki Cevizoğlu— Dün gece de izledik efendim.

Yaşar Nuri Öztürk— Dedik ki, efendim lütfen tövbe edin.

Yaptığınız iş islâm.....tarafından çok kötü bir biçimde sizi

mahkum ediyor, ettiriyor. Tövbe edin. Bunu yaparlar ve bunu inkar ederlerse, o zaman sohbet ederiz. Yok eğer, 'bu vardır ben

bunu kabul ediyorum' -ki etmiştir- bunu ancak reddederse, Edip.(Edip Yüksel) Reşat Halife'ye "eskiden resul diyordum, o

fikrimi atın" dediği gibi bu bir büyüklük. Bunu diyorsa, derhal muhabbeti koyulaştırırız. Eğer bunu demiyorsa, benim ilmi... bunu

tartışacağız.

Hulki Cevizoğlu — Yani kendi yazdığı kitap için....

Yaşar Nuri Öztürk — Evet, ilmi, bunu bunu tartışacağız, Ya bunu tövbe edecek bundan. Yahutta...

KUR'AN'A EL BASMA TARTIŞMASI

iskender Evrenosoğlu — Bu Kur'an-ı Kerim, Yaşar Nuri Öztürk, bu Kur'an-ı Kerim. Ve şimdi bu Kur'an-ı Kerim üzerine imdi

ikimiz de el basacağız ve diyeceğiz ki, Allah laneti yalanımın üzerine olsun.

Yaşar Nuri Öztürk— O numaraları bırakın.

Hulki Cevizoğlu — Hocam, hocam.

iskender Evrenosoğlu — Niye cesaret edemiyorsunuz?

Yaşar Nuri Öztürk—O numaraları bırakın.

iskender Evrenosoğlu — Niye numara diyorsunuz?

Yaşar Nuri Öztürk — Benim hayatım onun garantisidir. O sözün garantisidir.

iskender Evrenosoğlu —Bu ....

Yaşar Nuri Öztürk— Senin kitabın var burada. (Allah tarafından i. Evrenosoğlu'na yazdırıldığı ileri sürülen kitabı gösteriyor.) Bu

benim kitabım. Senin burada kitabın var, bak.

iskender Evrenosoğlu — Şu anda siz, Allah huzurunda bir müfterisiniz.

Yaşar Nuri Öztürk— Ya, kitabın burada, bakın işte burada...

iskender Evrenosoğlu — Siz Allah'ın huzurunda bir müfterisiniz. .

Yaşar Nuri Öztürk — Kitabın burada, burdan okuyalım. Burada kitabın..

iskender Evrenosoğlu — Bu söylediğiniz sözlerin doğru olduğunu, ikimizden birisi yalan söylüyor.

Yaşar Nuri Öztürk— Amenna öyledir.

iskender Evrenosoğlu — Biz bu kitabın doğru olduğunu iddia ediyoruz. Siz de kitabın yalan olduğunu benim tarafından

uydurulduğunu iddia ediyorsunuz.

Yaşar Nuri Öztürk — Evrenosoğlu, Evrenosoğlu, kitabın burada.

Hulki Cevizoğlu— Lütfen, lütfen efendim.

Yaşar Nuri Öztürk— Bunu kabul ediyor musun, inkar ediyor musun?

iskender Evrenosoğlu — Niye mütemadiyen sözümü kesiyorsunuz? Bir dakika, bir de ben konuşayım.

Yaşar Nuri Öztürk — Efendim, benim kestiniz sözümü ben de...

Hulki Cevizoğlu— Buyurun, buyurun iskender Bey...

iskender Evrenosoğlu — Şimdi, şimdi ikimizden birisi ya-lan söylüyor. Diyor ki, "Bu kitabı sen kendin yazdın" diyor. Ben de

diyorum ki, "Bu kitabı bana Allah yazdırdı" diyorum.

Yaşar Nuri Öztürk — Hayır, ben kendin yazdın demiyorum

İskender Evrenosoğlu — Allah yazdırdı diyorum.

Yaşar Nuri Öztürk — Tamam. Bu senin kitabın diyorum, Yazdın demedim.

iskender Evrenosoğlu — Ne dediniz ya? Uydurma demediniz mi yani? Hangi anlamda kullandınız?

Yaşar Nuri Öztürk— Öyle de demedim.....

iskender Evrenosoğlu — Ne söylüyorsunuz efendim? söyleyiri açıklayın bakalım..

Yaşar Nuri Öztürk — Bu size ait mi, kardeşim? Bir biçimde

Iskender Evrenosoğlu — Bu Allahûteâla tarafından bana zdırılan bir kitap.

Yaşar Nuri Öztürk — Tamam. Müsaade buyurur musunuz?

iskender Evrenosoğlu — Hayır müsaade buyurmayaca-ğım efendim, biraz da siz beni dinleyin lütfen.

Yaşar Nuri Öztürk— Yani bu kitap senin mi, değil mi? iskender Evrenosoğlu — Benim söylediğim sözü niçin

Yaşar Nuri Öztürk — Efendim nasıl gelmişse gelsin, bu sana ait mi, değil mi?

Hulki Cevizoğlu — Hocam, hocam lütfen.

kender Evrenosoğlu — Niçin mütemadiyen sözümü kesiyorsun efendim.

Hulki Cevizoğlu — Sana aittir derken, neyi kastediyorsunuz? Yani kendiliğinden mi yazdı, yoksa...

Yaşar Nuri Öztürk—Efendim, hangi bağlamda kabul ediyorsa.

iskender Evrenosoğlu—.....devamlı söylüyorum ben de işte. Siz diyorsunuz ki,...

Yaşar Nuri Öztürk—Yani bu sana ait mi, değil mi?

Hulki Cevizoğlu — Çok basit. Bu size ait mi, değil mi efendim?

Yaşar Nuri Öztürk— Yani yazdım diyorsan, yazdım de. Vahyedildi diyorsan, vahiy edildi de.

Hulki Cevizoğlu — Bir saniye, lütfen. Bu size ait mi?

iskender Evrenosoğlu — Neden benim söylediklerimi bana hiç söyletmiyorsunuz da,...


Hulki Cevizoğlu—Tamam, özetleyelim ki,...

iskender Evrenosoğlu— Efendim ben yalnız sizin suallerinize cevap vermek mecburiyetinde değilim. Ben de sual soracağım. Ben

şimdi kendisine soruyorum.

Yaşar Nuri Öztürk — Ne soracaksınız? iskender Evrenosoğlu — Yaşar Nuri Öztürk'e soracağım. Hulki Cevizoğlu— Niye soru

soruyorsunuz ki! iskender Evrenosoğlu — Neden?

Hulki Cevizoğlu— Ben soru soracağım. Bu iş benim işim. izin verin ben soru sorayım.

iskender Evrenosoğlu — Bana bir ithamda bulunuyor ve buna cevap vermeme imkân bırakmıyorsunuz. Bu haklı bir şey mi?

Hulki Cevizoğlu — Cevap vermek ayrı, soru sormak ayrı. Cevap zaten soruya verilen karşılık demektir. Soruya karşılık buyurun

verin. Ama soru sormayı bana bırakın lütfen.

(Buyurun karşılık verin. Hocam diyor ki, bu kitap sizin kita-bınız mı? Çok basit,


iskender Evrenosoğlu — Ben de ona sual soruyorum. Siz de ona deyin ki...

Hulki Cevizoğlu — Efendim cevap verin, sonra sorun. Peki yine illa soracaksınız. Hocam bir saniyelik cevap verir misiniz?

iskender Evrenosoğlu — Bu kitap, Allah'ın bana yazdırdı-ı bir kitap.

Hulki Cevizoğlu — Yani sonuçta sizin kitabınız. iskender Evrenosoğlu — Evet. Bir dakika şimdi. Yaşar Nuri Öztürk — Peki

tamam.

iskender Evrenosoğlu — Allah'ın bana yazdırdığı bir ki-la, benim kitabım aynı şey değil. O yazdırıyor, ben de yazıyorum

Hulki Cevizoğlu — Peki.

iskender Evrenosoğlu — Ve bunun doğru olduğu konu-sunda, bu kitabın bana onun tarafından yazdırıldığı konusun-da.

Hulki Cevizoğlu — Tanıklarınız mı var?

iskender Evrenosoğlu — Diyor ki, -hayır hayır- "hayır" diyor," bu kitap senin tarafından yazılmış bir kitaptır, Allah tarafından

yazılmış bir kitap değildir" diyor.

Yaşar Nuri Öztürk— Hayır, hayır efendim ben öyle bir şey demedim. Hayır efendim, yok.

iskender Evrenosoğlu — Ne diyorsunuz efendim. Söylediğinizi açıklar mısınız lütfen?

Yaşar Nuri Öztürk — Efendim, ben....

Hulki Cevizoğlu — Lütfen, sorusuna ben cevap vereyim. Bakın bu kitabın, yani bunun benimle ilgisi yoktur diyor musunuz,

demiyor musunuz? Ben size yazdınız demiyorum. Herhangi bir biçimde bu sizin isminize izafe edilir mi, edilmez mi? Ben size

yazdınız filan demiyorum.

iskender Evrenosoğlu — Yaşar Bey'in dediğini kabul edelim.

Yaşar Nuri Öztürk — Kabul edelim yok, kardeşim. iskender Evrenosoğlu — Edildi, bitti.

Yaşar Nuri Öztürk— Edildi, bitti. Ben size yazdın demiyorum. Yazmak benim işim, siz yazmadınız.

iskender Evrenosoğlu — Ne diyorsunuz yani?

Yaşar Nuri Öztürk — Siz yazmadınız. Nasıl oldu, oldu ama bu sizin. Üstünde iskender EI-Ekber var, bu siz misiniz?


iskender Evrenosoğlu — Şimdi siz bana bir açıklama yapabilir misiniz?

Yaşar Nuri Öztürk— Efendim ben açıklama yapmayacağım size.

iskender Evrenosoğlu — Neden?

Yaşar Nuri Öztürk— Şunu siz kabul ediyor rpusunuz, etmiyor musunuz?

iskender Evrenosoğlu — Siz sadece bir demagogsunuz biliyor musunuz?

Hulki Cevizoğlu— Bir saniye. Lütfen.

Yaşar Nuri Öztürk— Ona halk karar verecek. Biz konuşalım. O kararları halk verecek.

iskender Evrenosoğlu— Hayır efendim, yalnız siz konuşuyorsunuz. Ben de sadece dinleme durumundayım.

Yaşar Nuri Öztürk— Efendim bu kendisine alt, tebeyyün etti.

Hulki Cevizoğlu — Bakın ben de böyle konuşursam. Yaşar Nuri Öztürk— Bitti, bitti.

iskender Evrenosoğlu — O zaman, o zaman kendisini 'halkın huzurunda yemine davet ediyorum. Kur"an-ı Kerim'e ba-isarak.

Hulki Cevizoğlu — Niçin efendim?

iskender Evrenosoğlu — Bu kitap bana Allahûteâla. tarafından yazdırıldı diyorum.

Hulki Cevizoğlu — Evet. Yaşar Nuri Öztürk'ün yerine siz -yemin edin.

Yaşar Nuri Öztürk— Sen yemin et, iddia senin.

iskender Evrenosoğlu — Niye yalnız ben yemin ediyorum. Siz bana bu sözü söyleyerek, açıkça diyorsunuz ki, bu kitabı siz

yazdınız diyorsunuz. Kapalı bir şekilde, dolaylı bir şekilde böyle söylüyorsunuz.

Hulki Cevizoğlu — Bakın, Hocama bir saniye diyorum, susuyor. Lütfen siz de aynı tavrı gösterin. Niye yemin ettirmek

istiyorsunuz, onu söyleyin.

iskender Evrenosoğlu — Halkın huzurunda Allah'ın doğrularının ortaya çıkması için.

Yaşar Nuri Öztürk— Peki, peki. iskender Evrenosoğlu — Ben şu anda...

Hulki Cevizoğlu — Yemin etmeden doğruları konuşamaz mısınız?

iskender Evrenosoğlu — Konuşurum, ya da konuşamam. Müsaade edin de bu kararda benim hakkım olsun. Bu halkın

huzurunda Allahûteâla'nın bize yazdırdığı bir kitap var. Bu kitabın onun tarafından yazdırıldığı iddiası var bende, beyefendiye göre.

O da diyor ki, "hayır, bu kitap sadece size ait. Ben bu konuda yemin vermek istemiyorum."

Hulki Cevizoğlu — Ama yemin etmeden konuşamazsa-nız...

iskender Evrenosoğlu — Niçin yemin vermiyor.

Hulki Cevizoğlu — Yemin etmeden doğruları konuşamaz-santz o zaman biz sizin doğru söylediğinize inanamayız.

iskender Evrenosoğlu — Tam aksi sözkonusu Hulki Bey.

Hulki Cevizoğlu—Yani mutlaka yemin ederek mi konuşmak lâzım?

iskender Evrenosoğlu — Eğer mutlaka bir sözün iddiası ve isbatı sözkonusu ise, Allahuteâla'nın huzurunda yemin edeceğiz.

Yaşar Nuri Öztürk— iddia sizin. Yemin ... iskender Evrenosoğlu — Efendim ikimizden birisi.

Yaşar Nuri Öztürk — Efendim bütün hukuk sistemlerinde yemin, iddia sahibine düşer, islâmda da böyledir.

iskender Evrenosoğlu— ikimizden birisi yalan söylüyor.

Yaşar Nuri Öztürk— Siz iddia ediyorsunuz, yemin size düşer.

iskender Evrenosoğlu — Niçin kaçıyorsunuz Yaşar Nuri Bey? Allah'ın huzurunda bu Kur'an-ı Kerim'e el basarak...

Yaşar Nuri Öztürk— Mugalata yapmayın.

iskender Evrenosoğlu — Mugalata yapmıyorum. Siz, Allahuteâla'nın huzurunda şu anda bu kitabı Allahuteâla'nın bana yazdırdığ

ını söylüyorum. Siz de her ne kadar açıklamıyorsanız da, aksini iddia ediyorsunuz. Yani demek istiyorsunuz ki, bu kitabı size

Allah yazdırmadı.

Yaşar Nuri Öztürk—Yahu kardeşim, senin... iskender Evrenosoğlu — Müsaade buyurun.

Yaşar Nuri Öztürk—- Senin 2-3 tane deli raporun var. Sen gene yeni rapor mu aldın, söylesene bana?

iskender Evrenosoğlu — Şimdi ben, evvela...

Yaşar Nuri Öztürk— Ben niçin yemin edeceğim. Söylese-bana, yahu iddia senin, ben niçin yemin edeceğim?

iskender Evrenosoğlu — Evvlela şöyle diyelim iddia senin ikide bir oytaya koyma.

Yaşar Nuri Öztürk —Efendim iddia senin işte ortaya ken-koyuyorsun.

Hulki Cevizoğlu — Efendim, bakın şöyle yapalım.

iskender Evrenosoğlu — 20 kusur senedir bir takım for-müllerin...

Yaşar Nuri Öztürk — iddia kiminse yemin ona düşer. Bu-yur yemin et.

iskender Evrenosoğlu — Ben bu söylediklerimin hepsini tekzip ediyorum diyorsunuz. Bu akıllı bir şey mi Allahını seversen?

Hulki Cevizoğlu — iskender Bey, bir saniye.

Ortada bir rapor varsa, üçümüz de bunun tersini gösterelim. Üçümüz de akıllı insanlar gibi konuşalım. Duracağımız yerde duralım,

konuşacağımız yerde konuşalım. Hocam, mümkün olduğu kadar buna uyuyor, lütfen siz de uyun. Ben de uyuyorum.

iskender Evrenosoğlu — Uyuyorsa ben şimdi onu kamuoyunun...

Hulki Cevizoğlu — Uyacak. Böylece kamuoyu üçümüzün hakkında da akıllı olduğumuz bir kanaate ulaşır. Ama biz akıllı insanlar

gibi konuşalım.

Niye yemin ettirmek istiyorsunuz? Dediniz ki, birisi yalan söylüyor, yalan söyleyen ortaya çıksın.

iskender Evrenosoğlu — Evet, yalan söyleyen ortaya çıksın diyorum.

Hulki Cevizoğlu— Peki. Ben de size soruyorum;

iskender Evrenosoğlu — Sorun.

Hulki Cevizoğlu— Yemin etmeden doğruları söyleyemez mi bir insan?

iskender Evrenosoğlu — Hayır. Eğer burada insanların kolay kolay anlayamayacakları, Allahûteâla ile bir kulu arasındaki özel bir

işlem sözkonusu ise ve bu işlem meyvasını bir kitap halinde vermişse, bu kitabın onun tarafından yazdırıldığı bir iddia olarak

ortaya konulmuşsa; karşı tarafta dolaylı bir şekilde 'hayır, bu sizin tarafınızdan yazılmış bir kitaptır' anlamını verecek şekilde

konuşuyorsa, bunu kamuoyunun önünde yemine bağlamak mecburiyetindeyiz.

Hulki Cevizoğlu— Yemin etmeden doğruları söyleyin.

iskender Evrenosoğlu — Efendim bu yemin; niye bu ka-dar,kaçıyor öyleyse yeminden?

Hulki Cevizoğlu— Efendim, onu da soracağım ben şimdi, onu da soracağım. Ama yemin etmeden doğruları söyleyin lütfen.

iskender Evrenosoğlu — Hayır efendim, doğruları söylemek bana yetmiyor.

Hulki Cevizoğlu — Ama, bende şimdi soru sorarken size yemin ederek mi soru soracağım?

iskender Evrenosoğlu — Ben de, kamuoyunun önünde sadece doğruları söylemek bana yetmiyor. Kamuoyunun önünde onun

yalan söylediğini isbat etmek mecburiyetindeyim. Bu Kur'an-ı Kerim.

Hulki Cevizoğlu— isbat edin. Yine isbat edin.

iskender Evrenosoğlu — Sözle değil efendim. Sözle zaten isbat edeceğim. Eğer zaman bırakırsanız söyleyeceğim.

Hulki Cevizoğlu — Efendim, yemin etseniz de sözle, et-rneseniz de sözle edeceksiniz şu anda. Sözle edin.

KİTABI ALLAH MI VAH YETTİ?

iskender Evrenosoğlu — Efendim söz konusu olan şey, Allaahûteâla'nnı bu kitabı bana yazdırıp yazdırmadığı konusu.

Ortada bir kitap var.

Hulki Cevizoğlu — Evet.

iskender Evrenosoğlu — Bu kitap yazılmış. Eğer bu kitap benim tarafımdan -benim tarafımdan yazıldı iddiasını taşiyorsa ki-o

netice çıkıyor ortaya.

Hulki Cevizoğlu — Yani, uydurma anlamı.

'iskender Evrenosoğlu — Ha uydurma. Bu kitap uydurma kitaptır diyorsa, Allah'ın huzurunda onu yemine davet edi-yorum.

Ben diyorum ki, bu kitap benim, bu kitabı bana Allah yazdırdı

Yaşar Nuri Öztürk— Ben sen yazdın demiyorum ki,... iskender Evrenosoğlu — Ne demek sen yazdın demiyorum

Yaşar Nuri Öztürk — Ben, sana ait mi diyorum?

iskender Evrenosoğlu — Üzerinde iskender Evrenosoğlu ismi var.

Yaşar Nuri Öztürk — Var, var burada buyur.

iskender Evrenosoğlu — Ee. Öyleyse onu ben yazmış ol--muyor muyum?

HulkijCevizoğlu — Hocam bir saniye lütfen, iskender Bey. iskender Evrenosoğlu — O durumda...

Yaşar Nuri Öztürk— Ben bilmiyorum kardeşim. Benim iddiam yok. Bu kitap sana ait mi değil mi?

Hulki Cevizoğlu — (Reji odasına seslenerek) Arkadaşlar lütfen, yönetmen arkadaştan rica ediyorum. Eğer tartışma devam eder

ve benim sözlerim duyulmazsa izleyiciler tarafından, stüdyodaki sesin tamamını lütfen keselim, izleyicilerimiz yalnızca bir

pandomim görecekler, sessiz bir tiyatro görecekler. Bunu yapmamak için ben konuklarımdan da rica ediyorum; stüdyodaki sesi,

benimki de dahil olmak üzere kestireceğim. Yönetmen arkadaşım lütfen böyle yapsın.

iskender Evrenosoğlu — Şimdi

Yaşar Nuri Öztürk— Bir saniye. Eğer sizin dediğiniz her iki ihtimalde varsa, ikisi de vahim bir durum. Yani eğer bu kitabı,

ortadaki Risalet Nurları adını verdiğiniz kitabı siz kendiniz yazıp uydurduysanız, o da vahim bir durum.

Eğer bu kitabı Allah'ın, size yazdırdığını iddia ediyorsanız o da çok garip ve o da vahim bir durum.

iskender Evrenosoğlu — Niçin vahim efendim?

Yaşar Nuri Öztürk — Niçin vahim olduğuna şimdi geleceğiz.

ŞEYTANIN VESVESESİ Mİ?

Hulki Cevizoğlu — Evet gelelim lütfen.

Şimdi az önceki bir vahiy tartışmasıyla ilgili ben size bir soru soracağım; izleyicilerimizden daha önce faksla gelen bir soru.

Şimdi diyor ki, kendinize vahiy geldiğini zaten kabul ettiniz, izleyicilerimiz de sizi tanıdığı için daha önceden anansu duydular faks

geçtiler. Diyor ki, bu vahiy şeytanların birbirine verdiği vesveseden ibaret olabilir mi? Çünkü Kur'an-ı Kerim'de Enam sûresi

113'üncü ayette, şöyle söylüyor: "İns ve cin şeytanlarının düşmanları" haber verilmiş bu ayette, ayet şöyle söylüyor: "Bunlar

birbirini aldatmak maksadı, ile yıldızlı bir takım sözler ve vesveseler vehyederler" yani, "şeytanlar vesveseler vehyedeler" diyor.

Vesvese kuruntu demek değil mi Türkçe'de? Yani insan 'olmayan bir şeyi, kendi kendisine kurar, kuruntu eder.

Yine aynı Enam şûresi'nîn 121. ayetinde, (l. Evrenosoğ-lu'na dönerek) -siz bakın isterseniz, aslında, ezbere bilmeniz gereken bir

Kur'an-ı Kerim- "Üzerlerinde Allah'ın ismi anıima-yanlardan yemeyin. Şeytanlar sizle mücadele etmeleri için ken-disine dost olan

kimselere mutlaka vahiy ederler" diyor. Yani burada bir yerde şeytan ayetleri sözkonusu.Yani şeytanlar bazı insanlara vesvese

verirler, o vesveseyi alan insanlar bunu Allah'tan geliyormuş, ayetmiş gibi kendi kendilerine kurarlar diyor.

Hocam doğru mu? Ben uzman değilim bu konuda... Doğru mu? Peki.

Yaşar Nuri Öztürk — Zaten af edersiniz,

iskender Evrenosoğlu — Tamam, tamamlayacağım bu jruyu.

Yaşar Nuri Öztürk— Sorunuzun içinde vahiy, bir şeyi gizli şekilde çok rastlanmayan bir üslûpla insana ulaştırmaktır.Bu şer de

olur; -Nitekim Kur'an-ı Kerim Allah'ın vahiy'inden bahsettiği gibi, şeytanların vahiy'inden de bahseder.- .

Hulki Cevizoğlu — Şimdi buna lütfen cevap alalım. Eğer en sizi bırakırsam bu şekilde, sizin istemeyerek zannediyo-rum kaptırdığ

ınız tarz devam ederse biz burada reyting rekor-ları kırarız. Ama biz burada gerçek rekorları kırmak istiyoruz. Buyurun bu ayet

dedikleriniz, size gelen birer, şeytandan ge-n, ayeti kerimeye göre, Enam sûresi'ne göre, şeytandan gelen birer vesvese midir,

yoksa hakikaten ayet midir?


iskender Evrenosoğlu — Şimdi o zaman, Allahûteâla peygamberlerin dışındaki insanlara ayet yazdırır mı dan başlayalım. Yazırır

mı? Bu sualin cevabı A'raf sûresinin 175. ayeti kerimesinde.


Allahûteâla diyor ki, biz diyor o kişiye ayetler vermiştik diyor. Ondan bahset ki, sonra o kişi şeytana uydu diyor.


49


Allahûteâla, şeytana uyacak bir kişiye bile ayetler yazdırdığını söylüyor, değil peygamberlere, peygamber olmayan Allahûteâla'nın

velilerine. Biz diyor, "Allah'ın yolundan çıkacağını Allahûteâla elbette biliyordu ona bile" diyor "ayet yazdırırız" diyor.


Şimdi Allahûteâla bu ayetleri bize yazdırmış mı, yazdırmamış mi? Zaten konu çok belli.


Yaşar Nuri Öztürk —Sizin söylediğiniz A'raf sûresinden bende.....


iskender Evrenosoğlu—175. ayeti kerimesinden...


Yaşar Nuri Öztürk — Ben de başka bir ayetini, aynı sûrenin başka bir ayetini okuyacağım size...


iskender Evrenosoğlu — Evet, okuyun...


Yaşar Nuri Öztürk— Okuyayım mı?


iskender Evrenosoğlu — Şimdi vahiy konusu, Kur'an-ı Ke-rim'de Allahûteâla tarafından birçok ayeti kerimelerde ifade e-dilmiş.

Mesela diyor ki "Senin rabbin yere vahyini bildirdiği zaman "Zilzal sûresinin 5. ayeti kerimesinde. Allah, semaya vah-yetmiş,

Fussilet sûresinin 12. ayeti kerimesinde (arapça) gökyüzüne vahyediyor.


Sonra Necm sûresi'nin - Nahl 68'de arıya vahyediyor.-10. ayeti kerimesinde "o kuluna vahyeder" diyor. Şura-ı Nebil'de, Allah'ın

hiç bir insanla konuşması olmamıştır, illa vahiy ile veya bir perdenin arkasından veya bir resul göndererek, elçi resul göndererek...


Yaşar Nuri Öztürk— Burada 32. neyse...


iskender Evrenosoğlu— Hz. Musa'nın annesine vahyetti-ğini söylüyor Allahûteâla. Maide 111'de Hz. isa'nın havarilerine

vahyettiğini söylüyor.


Ve bu vahiyler...


Hulki Cevizoğlu — Eğer o vahiyler varsa, bana vahyeder diyorsunuz? ,


iskender Evrenosoğlu — O vahiyler varsa, Allahûteâla Hz Musa'nın annesine, o bir peygamber değildi; Hz. Meryem'e o da bir

peygamber değildi. Hz. Musa'nın havarilerine, Hz. İsa'nın havarilerine vahyediyor idiyse, bana vahiy etmemesi neden?


Hulki Cevizoğlu - Bana niye etmesin diyorsunuz?


iskender Evrenosoğlu — Yine güzel bir sonuca ulaşıyo-ruz. Şimdi kamuoyunda bir tereddüt var. Bunlar, bize Allahûteâla

tarafından mı yazdırıldı, yoksa şeytan tarafından mı yazdırıldı?


Hulki Cevizoğlu— Evet, onu sordu kamuoyu.. iskender Evrenosoğlu—Sizin kanaatiniz ne?


Hulki Cevizoğlu — Bunu sordu kamuoyu, ben bilmiyorum sizden öğreneceğim. ,


iskender Evrenosoğlu — Şimdi Yaşar Bey'in kanaatin ne acaba?


Hulki Cevizoğlu — Yok lütfen karıştırmayın Yaşar Beyi. ., Az sonra, siz lütfen cevaplayın.


iskender Evrenosoğlu —Şimdi bu konunun cevabı mutlaka isbat edilmeli.


Hulki Cevizoğlu —isbat edin..


iskender Evrenosoğlu— Şimdi bakınız, bundan evvel bir konu bir çok defa gündeme geldi ve bazı insanlar bu Kur'an-ı Kerim'e

el koydular ve dediler ki, Allah'ın laneti yalancının üzerine olsun.


(Y.N. Öztürk'e dönerek) Bakınız şimdi Yaşar Nuri Öztürk Bey, bu muhteşem tebessümünün arkasında...


Hulki Cevizoğlu— (Yaşar Nuri Öztürk'e dönerek) Efendim lütfen cevap vermeyin, tebessümünüze devam edin...


50


51


iskender Evrenosoğlu — Büyük bir korkunun içerisinde. Çünkü eğer Allahûteâla bana bu kitabı indirdiyse ve Allah'ın laneti bu

konuda yalan söyleyenin üzerine olsun istikametinde bir konuda bu kitaba el basarsa, bunun sonunun ne olacağını çok iyi biliyor.


Hulki Cevizoğlu — Evet, sizin...


iskender Evrenosoğlu — Ben de biliyorum. Öyleyse, kamuoyuna açıklanması lazım gelen bu konu, en kesin şekilde burada

halledilir, Kur'an-ı Kerim'de.


Hutki Cevizoğlu — Sizin bu dağıtarak cevap verdiğiniz konuyu ben toparlamaya çalışıyorum.


Enam sûresi 112. ayetteki şeytanların vesvesesi mi var sizde, yoksa hakikaten ayet mi geliyor dedim, ayet geliyor diyorsunuz öyle

mi ?


iskender Evrenosoğlu— Evet, öyle söylüyorum. Bunu bir çok defa söyledim.


ALLAH'IN YÜZÜNÜ GÖRME SAFSATASI


Hulki Cevizoğlu— Peki A'raf süresinden örnekler verdiniz ayetler. Aynı A'raf sûresi, sizin bir başka özelliğinize de değiniyor; siz

kitaplarınızda diyorsunuz ki, 'Ben Allah'ı gördüm'.


iskender Evrenosoğlu — Evet, öyle.


Hulki Cevizoğlu— Hatta iki kere görmüşsünüz galiba.


iskender Evrenosoğlu — iki sefer değil, bir çok defa.


Hulki Cevizoğlu— Onu bilemiyorum, Allah'la sizin aranızda. Allah'ı gördünüz, peki. Sizin sığındığınız, -bir saniye, siz bana bakın

lütfen ben söylüyorum- A'raf sûresinin 143. ayetinde şöyle bir ifadesi var Alah'ın. Diyor ki,...


iskender Evrenosoğlu — Buyurun...


Hulki Cevizoğlu— Musa, "Ey Rabbim bana kendini göster, seni göreyim" buyurdu, seni göreyim demiş. Allah'ta buyur-


52


muş ki, -siz Kur"an-ı Kerim'den lütfen takip edin- "Sen beni asla göremezsin". Bu şekilde Allah yüzünü Hz. Musa'ya dahi

göstermemişken, size defalarca gösterdi ise siz Hz. Musa'dan daha mı ileri mevkide bir insansınız?


iskender Evrenosoğlu — Harika...


Hulki Cevizoğlu — Harika bir cevap istiyorum.


iskender Evrenosoğlu — Harika bir cevap vereceğim bende.


Hulki Cevizoğlu — Buyurun...


iskender Evrenosoğlu — Bakınız, Allahûteâla Zuhruf sûresinin 86. ayeti kerimesinde, Bakara sûresinin 140. ayeti kerimesinde,

Hac sûresinin 37. ayeti kerimesinde Yunus 26'da neler söylüyor. Ama bunlardan en önemlisi, Zuhruf 86.(*)


Hulki Cevizoğlu — Evet. Bana da cevap olabilecek bir a-çıklama..


iskender Evrenosoğlu — Evet, evet. Hulki Cevizoğlu — Buyurun. iskender Evrenosoğlu—(Arapça ayet) Hulki Cevizoğlu —

Yani...


iskender Evrenosoğlu — Yani Allahûteâla diyor ki, Allah'ın katındaki şahadeti, yani Allah'ı görmeyi izleyenden daha zalim kim

var? Pardon pardon...(**)


Hulki Cevizoğlu — Peki. iskender Evrenosoğlu— Allah'ın...


Hulki Cevizoğlu— Bu sizin okuduğunuz, sizin not defteriniz mi?


(*) l. Evrenosoğlu'nun saydığı bu ayetler, hep farklı farklı konular üzerine. (H.C)


(**) l Evrenosoğlu'nun sürekli yanlış okuduğu (hatırlamadığı) Zuhruf sûresi 86.ay etin meali aynen şöyle: "Allah'ı bırakıp da

taptıkları putlar, şefaat e-demezler. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler bunun dışındadır." (H.C)


53


iskender Evrenosoğlu — Evet, benim not defterim efendim.


Hulki Cevizoğlu — Yanlış kayıt olabilir mi acaba not defterinizde? ,


iskender Evrenosoğlu — Hayır efendim. Allah'tan başka...


Hulki Cevizoğlu — (Y. N.Öztürk'e dönerek) Kur*an-ı Ke-rim'in Türkçesi var değil mi hocam orada?


iskender Evrenosoğlu — Buyrun.


Hulki Cevizoğlu— Ben size Kufan-ı Kerim yereyim.


iskender Evrenosoğlu — Burda Kur"an-ı Kerim var efendim.


Hulki Cevizoğlu— Buyurun oradan okuyun, oradan okuyun.


Buradan okuyun, sizin notlarınızda yanlışlık olabilir. Doğrusu burada, buyurun.


iskender Evrenosoğlu — Efendim buradan okumayı tercih ediyorum. Siz bakmak istiyorsanız, bakınız.


Hulki Cevizoğlu— Buradan yanlışsa Sayın Hocam...


iskender Evrenosoğlu — Allah'tan başka çağırdıkları şefaat edemezler. Ancak hakka şahadet eden, hakkı gören kimseler

müstesna ve onlar bilirler.


Yaşar Nuri Öztürk — Hakkı gören, tabiri yok. iskender Evrenosoğlu—Şahadet etmek...


Yaşar Nuri Öztürk — Bakın ayetlere uydurma sokmalar yaparsa derhal müdahale ederim.


'Hulki Cevizoğlu— Yapın, onun için çağırdık...


Yaşar Nuri Öztürk — Kabul etmezseniz kalkar çıkarım, a-çık söyleyeyim.


Hulki Cevizoğlu—Ben sizi...


54


Yaşar Nuri Öztürk — (Evrenosoğlu'na) Ayete müdahale \ ettiğiniz anda tepenize binerim.


iskender Evrenosoğlu — S\z bu Kur'an-ı Kerim'e el basabiliyor musunuz Yaşar Nuri Öztürk.


Yaşar Nuri Öztürk— iddia senin, sen el bas. iskender Evrenosoğlu — Bu halkın, halkın huzurunda...


Yaşar Nuri Öztürk— iddia senin, sen Allah'a iftira ediyorsun, Allah'ın kitabına nasıl el basacaksın?


iskender Evrenosoğlu— Bir dakika, niye kızıyorsunuz?


Yaşar Nuri Öztürk— Ben seni Allah'a iftira etmekle suçluyorum ya?


iskender Evrenosoğlu— Bu Kur'an'ı Kerim'in...


Yaşar Nuri Öztürk — Sen bana gelmişsin, burada biz koyun keçimi paylaşıyoruz, yemin ettireceksin.


iskender Evrenosoğlu — Valla o sizin probleminiz, koyunlar keçiler.


Yaşar Nuri Öztürk — Yap yemini yap, iddia senin. iskender Evrenosoğlu — Âl-i Imrân sûresi'nin...


Yaşar Nuri Öztürk — Vahiy aldım diyorsun, iddia senin yap yemini!


Hulki Cevizoğlu —J-locam siz de burada lütfen tartışmayın...


iskender Evrenosoğlu — Âl-i imrân sûresinin... Yaşar Nuri Öztürk— Ben ezbere okuyorum zaten. Hulki Cevizoğlu—

Notlarımızdan takip edelim lütfen...


iskender Evrenosoğlu — Yaşar Nuri Öztürk Bey, şimdi Allahûteâla Âl-i imrân sûresinin...


Yaşar Nuri Öztürk — Hangisindeyiz, hangisini arıyorsunuz? Zuhruf, Zuhruf sûresini verdi. Kaçtı o?


55


iskender Evrenosoğlu — 86. Yaşar Nuri Öztürk — Ha..


iskender Evrenosoğlu — Diyor ki Allahûteâla, "sana bilgi geldikten sonra isa hakkında kim seninle münakaşaya kalkışırsa" şöyle

der, "gelin oğullarımızı ve oğullarınızı kadınlarımızı çağıralım, siz de biz de görelim."


Yaşar Nuri Öztürk — Tüm felaket Allah'ın kitabma yapılan sokmalarla oluyor. Parantez içi sokmalar.


iskender Evrenosoğlu — Sonra hepimiz dua edip yalva-rırsa, Allah'ın lanetini yalancıların üzerinde okuyalım.


PEYGAMBERLİK TARTIŞMASI


Yaşar Nuri Öztürk—Şen peygamber misin?


Hulki Cevizoğlu — Hocam bir saniye lütfen. (I. Evre-nosoğlu'na) Siz Nisa sûresini mi okudunuz?


iskender Evrenosoğlu — Hayır efendim, ben peygamber değilim.


Yaşar Nuri Öztürk—Mübareğe çağırıyorsun.


iskender Evrenosoğlu — Ve ben, bu Kur'an-ı Kerim'in üzerine el basıp, sizin yalan söylediğinizi işte bu inşalara öğretmek

istiyorum.


Yaşar Nuri Öztürk— Bu kitabı, bu kitabı sen Cenab-ı Allah variyetti demiyor musun kardeşim?


iskender Evrenosoğlu — Öyle diyorum.


Yaşar Nuri Öztürk— O zaman iddia senin. Yemin, sen edeceksin, ya senin aklın yok mu? iddia eden kimse yemin ona düşer.


iskender Evrenosoğlu — Efendi sen şu anda Allah'ın huzurunda mürit misin?


Yaşar Nuri Öztürk — Benim bir iddiam yok, ben Kur'ana dayanıyorum. Kur'an ortada.. Orda şüphe yok.


56


iskender Evrenosoğlu — Hayır. O kitabı bana Allah'ın yazdırmadığını söylemek istiyorsun.


Yaşar Nuri Öztürk — Ben, bana ne ya! Sen yazdırdığını diyorsun, işte iddianı ispatla buyur.


iskender Evrenosoğlu — Niye tartışıyoruz ki, çok anlamsız bir şey, bu tartışma çok iddia gidiyor, ben sizinle konuşmak

istiyorum.


Hulki Cevizoğlu — Çok güzel, çok güzel bir soru sordunuz. Doğru niye tartışıyorsunuz ki? Benim soruma cevap verin. Hangi

sûreyi okuyorsunuz, ben buradan takip edeceğim.


iskender Evrenosoğlu— İşte Âl-i imrân sûresi 61. ayeti kerime. "Sana bilgi geldikten sonra isa hakkında kim seninle münakaşaya

kalkışırsa şöyle de;'gelin oğullarımızı ve oğullarınızı ve kadınlarınızı çağıralım"...(*)


Y. N. ÖZTÜRK : "BU NE UTANMAZLIK"


Yaşar Nuri Öztürk — Beyefendi ben senin peygamberliğini kabul etmiyorum ya! Ne utanmazlık ya!


iskender Evrenosoğlu — Sonra hepimiz dua edip yalvara-lım da, Allah'ın lanetini yalancıların üzerine okuyalım.


Yaşar Nuri Öztürk — Cenab-ı Hakk'm peygambere verdiği bir yetkiyi kullanacak. (**)


(*) Yine eksik verilen Âl-i imrân sûresi 61. ayetinin mealinin tam metni şöyle: 'Sana bu ilim geldikten sonra seninle bu konuda

çekişenlere de ki: Geliniz, sizler ve bizler de dahil olmak üzere, siz kendi çocuklarınızı biz.de kendi çocuklarımızı, siz kendi

kadınlarınızı, bizde kendi kadınlarımızı çağıralım, sonra da dua edelim de Allah'tan yalancılar üzerine lanet dileyelim." (H.C)


(**) Âl-i imrân sûresinin 61. ayetinde bu yetkiden sözediljyor. "Mübâhele ayeti" denen bu ayet, bir meselede haklı olanın ortaya

çıkması için karşılıklı lanetleşmek anlamına geliyor. Tefsircilere göre, Necran hıristiyanlarından bir heyet Hz. Muhammed'in (S.A.)

huzuruna gelerek, Kur'an'ın Hz. isa'nın babasız doğduğunu kabul ettiğini, bu nedenle Hz. isa'nın Allah olması ge-


57


iskender Evrenosoğlu — Hayır efendim. HulkiCevizoğlu— Ben ona, ben ona... Yaşar Nuri Öztürk—Şuna bakın, şuna..


iskender Evrenosoğlu — Bu Kur'an-ı Kerim'de yalnız peygamberlere-vahyetmez. Yalnız peygamberler...


Yaşar Nuri Öztürk — Sen kimsin ki, peygamberin kullandığı bir yetkiyi savunacaksın ya!


iskender Evrenosoğlu - Lütfen susun.


Hulki Cevizoğlu— Bir saniye Hocam, bir saniye lütfen.


iskender Evrenosoğlu — Allahûteâla'nm huzurunda sizi yemine davet ediyorum.


Yaşar Nuri Öztürk— Hadi surdan bırak şunu... Şunu sen, Allah sana vahyetti diyor musun?


iskender Evrenosoğlu — Diyorum.


Yaşar Nuri Öztürk— Ben de diyorum, yalan söylüyorsun.


iskender Evrenosoğlu — Hah.. .


Yaşar Nuri Öztürk—O zaman isbat et bunu işte?


iskender Evrenosoğlu — O zaman yalan söylüyorsam, bu kitabın üzerine yemin edin.


Yaşar Nuri Öztürk—Yemin sana düşer, iddia senin.


iskender Evrenosoğlu — Eğer yalan söylüyorsan, ikimizden... Bu istikamette ikimizden birisi yalan söylüyor Yaşar Nuri Bey!


Hulki Cevizoğlu— Aynı şeyi söylediniz, aynı şeyi söylediniz.


iskender Evrenosoğlu — Bakın bizim halkımız, uyumuyor. Bizim...


rektiğini iddia ettiler. Hz. Muhammed onları, biraraya gelerek kim yalancı ise Allah'ın ona lanet etmesi için birlikte dua etmeye

çağırdı. Mecran heyeti ise bunu kabul etmemiş, müslümanlann himayesine girmeyi öngören bir antlaşma imzalamışlar. (H.C)


58


"HALK UYUYOR"


Yaşar Nuri Öztürk— Halk uyuyor. Halk uyumada.


Hulki Cevizoğlu — Ben size, iskender Bey ben size başka bir soru soracağım.


Yaşar Nurfâztürk — Halk uyuyor. Halk uyumasaydı, sen bunları yapamazdın.


Hulki Cevizoğlu — Hocam bir saniye lütfen.


izleyicilerimizden gelen başka bir faksda şöyle bir soru vardı bugün.


(Her iki konuğa dönerek) Bir saniye, bir saniye lütfen.


Bu biraz televizyondaki maç gibi oldu. Gol, gol, gol diye anlatıyorlar ya. Bir saniye, beni tekrarlatmayın lütfen, izleyicilerimizden

bir tanesi diyor ki; islâmiyet ve bütün dinler de, dostluk, barış ve huzur için gelmiştir.


Ama bütün dünyaya bakıyoruz ki, islâmiyetin olduğu ülkelerde de kavga, savaş ve kan var diyor. Şimdi biz de islâmiyetlie ilgili bir

konuyu tartışıyoruz ve. sizin yazdığınız iddia edilen, sizin tarafınızdan iddia edilen bazı konuları ele almaya çalışıyoruz. Aynı şeyi

İslâmiyete yakışır bir tarzda, bir müşavere yani danışma mantığıyla sakin sakin huzur içinde tartışalım.


iskender Evrenosoğlu — Çok güzel, harika...


Hulki Cevizoğlu — Yoksa, dediğim gibi biz burada reyting rekorları kırarız.


iskender Evrenosoğlu— O zaman ben size bu noktada bir şey söylemek istiyorum;


Hulki Cevizoğlu — Söyleyin.


iskender Evrenosoğlu — Neden İslâm ülkelerinde bu tartışmalar var biliyor musunuz?


Hulkf Cevizoğlu — Bilmiyoruz.


59


iskender Evrenosoğlu — Bu tartışmalar, Hulki Cevizoğlu — Biz onu şimdi daha sonra öğreniriz. iskender Evrenosoğlu — Bu

tartışmaların var olmasının arkasında o bizim söylediğimiz hususların orada tatbik edilmemesi yatıyor.


Hulki Cevizoğlu— Onu daha sonra öğreniriz. Şimdi...


iskender Evrenosoğlu — Evvela lütfen dinleyin ama siz de beni...


Hulki Cevizoğlu— Ama başka bir konuya girerseniz, dinlemek zorunda değilim.


iskender Evrenosoğlu— Hayır, sadece bir tek şey söylüyorum.


Hulki Cevizoğlu— Peki, ana konuya gelin. Yaşar Nuri Öztürk— Ayeti okudunuz mu?


Hulki Cevizoğlu— Ayete gelmedi daha Sayın Evrenosoğlu.


iskender Evrenosoğlu — Şimdi İslâm...


Yaşar Nuri Öztürk— Evet, burada konu değiştiği için...


iskender Evrenosoğlu — Şimdi islâm ülkelerinde islâm yaşanmıyor, problem buradan kaynaklanıyor, islâm ülkelerinde islâm

yaşanmıyor.


Yaşar Nuri Öztürk— Geçelim islâm ülkelerini.


iskender Evrenosoğlu — Çünkü islâmı yaşamak istediklerini söyleyenler Hocamız gibi düşünüyor. ;


Yaşar Nuri Öztürk — Ben o örneği sizin tartışmanızın, düzeyi açısından söyledim. Sayın Evrenosoğlu.


iskender Evrenosoğlu — Şimdi;


Hulki Cevizoğlu —Aynı düzeyde, islâmiyete yakışır bir şekilde müşavere edelim, danışalım, bir müşavere meclisi olsun bu oldu

mu?


60


iskender Evrenosoğlu — Güzel, çok güzel.


Hulki Cevizoğlu— Ama o meclislerde kavga olmasın. Burada bir tatemî kavgası(*) yok. Biz bir ringin içinde değiliz.


Şurada bakınız kutsal kitabı açtınız. Bir tane de benim ö-nümde var. Notlarımız hepimizin burada. Sizin notlarınız var, ne kadar

doğru bilmiyorum ama, istersiniz o notlarınız için siz yemin edebilirsiniz. Kur'an-ı Kerim için yemin etmenize gerek yok, ama kendi

yazdığınız notlar için yemin edebilirsiniz.


iskender Evrenosoğlu— Şimdi, yani ortada bir iddia var. Açık açık demiri söyledi.


Yaşar Nuri Öztürk— iddia sahibi sizsiniz.


iskender Evrenosoğlu — Hayır o da bir iddianın sahibi. Ben, bana sorulan sualin bir cevabını veriyorum ben. Diyorum ki, o kitabı

bana Allah yazdırdı. O da açık açık demin söyledi ki, çok açık bir şekilde, 'hayır bu kitabı sana Allah yazdırmadı'.


Hulki Cevizoğlu — Peki.


iskender Evrenosoğlu — O zaman, Allah'ın huzurunda yapmamız lazım gelen bir tek şey var,..


Hulki Cevizoğlu — Tabii biz bu yemine bu kadar takılır-sak, bakın benim önümde kaç sayfa not var. Bu sizin kitabınızdan notlar

alındı, bunların hiçbirini soramayacağız ve siz buradan hiçbir şeye cevap vermeden gitmiş olacaksınız.


iskender Evrenosoğlu — Yani şu anda Yaşar Nuri Öztürk, Allahûteâla'nın huzurunda yemin etmekten kaçmış durumda.


Hulki Cevizoğlu — Yorum yapmayın, sayın hocam. Evet. iskender Evrenosoğlu — Kaçmış durumdasınız.


Hulki Cevizoğlu — Evet, evet şöyle toparlayalım diyorum ben.


iskender Evrenosoğlu — Böylece konu boşlukta kalıyor. Onun korkusu yüzünden. Eğer bu istikamette bir korkunuz yoksa, o

kitabı bize o yazdırmışsa, neden yeminden kaçıyorsunuz?


Hulki Cevizoğlu — Şöyle yapalım.


(*{ Tatemî: Televizyonlarda da gösterilen tekmelerin de kullanıldığı bir çeşit sokak boksu. (H.C)


61


VAHİYLER (!) NASIL GELiYOR?


iskender Evrenosoğlu — Çünkü Allah'ın lanetinden korkuyorsunuz. Allah'ın laneti insanların üzerinde olacak.


Hulki Cevizoğlu—Şöyle yapalım, şimdi biz... Yaşar Nuri Öztürk—Ben hiçbir şeyden korkmam.


Hulki Cevizoğlu— Hayır. Haberlere bağlanalım, haber saatimiz geldi. Haberlere bağlanalım, bu yemin konusunu da bir çay içip

sakinleşelim burada. Sonra ciddi, ağırbaşlı konulara gireceğiz.


(Kameraya dönerek) Efendim, yaklaşık on dakikalık haberlerimiz var, sonra bu ateşli tartışmaya kavgasız bir şekilde devam

etmeye çalışacağız bizden ayrılmayın lütfen.


(Haberlerden sonra)


Hulki Cevizoğlu — Evet, Sayın Evrenosoğlu; şimdi biraz daha sakinleştik. Ben sizden, size gelen, size geldiğini sizin ileri sürdüğ

ünüz vahiylerle ilgili bir şey sormak, öğrenmek istiyorum.


Hz. Muhammed'e vahiy gelirken, üşüdüğünü, titrediğini ve eşinden üzerine birşey örtmesini istediğini ben okudum bu saate kadar.


Size vahiy gelirken, siz neler hissediyorsunuz, hangi ortamda geliyor, üşüyor musunuz, titriyor musunuz? Herhangi bir değişiklik

oluyor mu vücudunuzda? Yoksa mesela, yürürken mi geliyor, otururken mi geliyor, nasıl ofuyor?


iskender Evrenosoğlu — Vahiy müessesesi Allahûteâ-la'nın insanla konuşmasıdır. Her zaman olur. Nerede olursanız olur ve

böyle bir vahiy; Peygamberlerin aldığı vahiylere hiç benzemez. O bir peygamberdir. O, Kur'an-ı Kerim'i yazdK Yani bir şeriat

kitabını Allahûteâla, ona vahiy etti. Benimki sadece bir sohbet kitabı. Bu her ortamda, her zaman olur.


Hulki Cevizoğlu— Ne konuda bu sohbet?


62


iskender Evrenosoğlu — Allahûteâla ile benim aramda bir sohbet.


Hulki Cevizoğlu — Özel bir sohbet, evet. Peki bu özel sohbeti ama siz yazarak, gizli kalması gereken bir şey ki, bazı ayet

dediğiniz sözlerde, "bu ikimizin arasında gizli bir sohbettir" sözü geçiyor. Gizli ise niye bunu açıkladınız, deşifre ettiniz kamuoyuna?

Yani Allah'ın...


iskender Evrenosoğlu — Onu biz açıklamadık efendim. Onu başkaları açıkladılar. Onlar...


Yaşar Nuh Öztürk— Nasıl yani?


Hulki Cevizoğlu — Ama kitap haline siz getirmediniz mi?


iskender Evrenosoğlu — Evet, sonradan müsade çıktı getirdik ama..


Hulki Cevizoğlu — Anladım.


iskender Evrenosoğlu — Ama başlangıçta başkaları açıkladıkları için biz de açıklamak mecburiyetinde kaldık.Yani alternatif

kalmadı.


Hulki Cevizoğlu — Yani siz açıklamadınız.


iskender Evrenosoğlu — Hayır açıklamadım.


Hulki Cevizoğlu — O, DGM'de yargılanma sırasında evinizle bulmuşlar.


iskender Evrenosoğlu — Başkalarının eline geçmiş ve yayınladılar.


Hulki Cevizoğlu— Peki, vahiy gelirken, nasıl oluyor? Konuşma dediğinize göre, her an konuşma imkanınız var demek mi?


iskender Evrenosoğlu— Her an konuşma imkanım var.


Hulki Cevizoğlu — Birşey ekleyebilir miyim?


iskender Evrenosoğlu — Ben size birşey sorabilir miyim?


63


Hulki Cevizoğlu — Peki cevap...


iskender Evrenosoğlu — Siz buna vahiye inanıyor musunuz? Yani Allahûteâla'nın bana vahiy geldiğine.


Hulki Cevizoğlu— Vahye inanıyorum. iskender Evrenosoğlu — Vahye inanıyorsunuz.


Hulki Cevizoğlu — Ötekini de soruyorum. Bakalım aslı ne onu öğrenelim, diye.


"VAHİYLERİME İNANMIYOR MUSUNUZ?"


iskender Evrenosoğlu —Anladım. Yani ne ölçüde yalan olduğunu anlamaya çalışıyorsunuz, sözlerimizin.


Hulki Cevizoğlu — Ya o, ya da ne ölçüde doğru olduğunu anlamaya çalışıyorum. Ben tarafsızım. Ama, peygamberlere vahiy

geldiğine inanıyorum tabii.


iskender Evrenosoğlu — Bu ayetler size yetmedi yani/bu ayetler... •


Hulki Cevizoğlu — Hangi ayetler? Sizin not defterinjzdeki-lermi?


iskender Evrenosoğlu — Evet. Benim not defterimdeki a-yetler, Kur'an-ı Kerim'den aynen alınmıştır.


Hulki Cevizoğlu— Peki, Allah'la konuşmalara siz ayet mi diyorsunuz?


iskender Evrenosoğlu — Allah'la konuşmalara, vahiy diyoruz.


Hulki Cevizoğlu— Ayetler dediniz, kendi kitabınızda..


iskender Evrenosoğlu — Kur'an-ı Kerjm'den aldığım a-yetlerden bahsediyorum.


Hulki Cevizoğlu— Peki, evet, anladım.


64


CEVİZOĞLU : "ALLAH'LA ARAPÇA MI TÜRKÇE Mİ KONUŞUYORSUNUZ?"


iskender Evrenosoğlu — Yani, benimle Allahûteâla'nın bir | sohbeti sadece o kitap. Orada şeriata müteallik hiçbir nokta yok.


Hulki Cevizoğlu — Bu sohbet sırasında herhangi bir ağır-lık...


iskender Evrenosoğlu —Ağırlık, hayır öyle birşey hiç olmadı.


Hulki Cevizoğlu — Yani benimle konuşuyor gibi mi konuşuyor sunuz? Sesli değil ama...


iskender Evrenosoğlu — Şimdi sizinle konuştuğum zaman sesli konuşuyorum. Onunla konuştuğum zaman...


Hulki Cevizoğlu — Evet, yani bu kadar doğal bir şekilde mi?


iskender Evrenosoğlu — Bu kadar doğal bir şekilde, evet efendim.


Hulki Cevizoğlu — Anladım. Peki bunlar, bu konuşma hangi dilde oluyor, nasıl oluyor Arapça mı, Türkçe mi, yani sizin anladığ

ınız bir şey olduğuna göre;


iskender Evrenosoğlu — Evet. Türkçe oluyor efen-dim,Türkçe.


Hulki Cevizoğlu — Türkçe.


iskender Evrenosoğlu — Yani benim anladığım kadar siz devam edeceksiniz bu sualler bitmeyecek.


Hulki Cevizoğlu— Peki, şimdi bizim sorularımız arasında da var, izleyicilerinizden gelen çok sayıdaki telefon notlarında da

gördük.


iskender Evrenosoğlu — Hulki Bey ben ne zaman konuşacağım?


65


Hulki Cevizoğlu — Peki cevap...


iskender Evrenosoğlu — Siz buna vahiye inanıyor musunuz? Yani Allahûteâla'nın bana vahiy geldiğine.


Hülki Cevizoğlu— Vahye inanıyorum. iskender Evrenosoğlu — Vahye inanıyorsunuz.


Hulki Cevizoğlu — Ötekini de soruyorum. Bakalım ash ne onu öğrenelim, diye.


"VAHİYLERİME İNANMIYOR MUSUNUZ?"


iskender Evrenosoğlu —Anladım. Yani ne ölçüde yalan olduğunu anlamaya çalışıyorsunuz, sözlerimizin.


Hulki Cevizoğlu — Ya o, ya da ne ölçüde doğru olduğunu anlamaya çalışıyorum. Ben tarafsızım. Ama, peygamberlere vahiy

geldiğine inanıyorum tabii.


iskender Evrenosoğlu—Bu ayetler size yetmedi yani, bu ayetler... -


Hulki Cevizoğlu — Hangi ayetler? Sizin not defterinizdeki-ler mi?


iskender Evrenosoğlu— Evet. Benim not defterimdeki a-yetler, Kur'an-ı Kerim'den aynen alınmıştır.


Hulki Cevizoğlu— Peki, Allah'la konuşmalara siz ayet mi diyorsunuz?


iskender Evrenosoğlu — Allah'la konuşmalara, vahiy diyoruz.


Hulki Cevizoğlu — Ayetler dediniz, kendi kitabınızda..


iskender Evrenosoğlu ^— Kur'an-ı Kerjm'den aldığım a-yetlerden bahsediyorum.


Hulki Cevizoğlu— Peki, evet, anladım.


64


CEVİZOĞLU : "ALLAH'LA ARAPÇA MI TÜRKÇE Mİ KONUŞUYORSUNUZ?"


iskender Evrenosoğlu — Yani, benimle Allahûteâla'nın bir sohbeti sadece o kitap. Orada şeriata müteallik hiçbir nokta yok.


Hulki Cevizoğlu — Bu sohbet sırasında herhangi bir ağırlık...


iskender Evrenosoğlu —Ağırlık, hayır öyle birşey hiç olmadı.


Hulki Cevizoğlu — Yani benimle konuşuyor gibi mi konuşuyor sunuz? Sesli değil ama...


iskender Evrenosoğlu — Şimdi sizinle konuştuğum zaman sesli konuşuyorum. Onunla konuştuğum zaman...


Hulki Cevizoğlu — Evet, yani bu kadar doğal bir şekilde mi?


iskender Evrenosoğlu — Bu kadar doğal bir şekilde, evet efendim.


Hulki Cevizoğlu•— Anladım. Peki bunlar, bu konuşma hangi dilde oluyor, nasıl oluyor Arapça mı, Türkçe mi, yani sizin anladığ

ınız bir şey olduğuna göre;


iskender Evrenosoğlu — Evet. Türkçe oluyor efen-dim.Türkçe.


Hulki Cevizoğlu — Türkçe...


İskender Evrenosoğlu — Yani benim anladığım kadar siz devam edeceksiniz bu sualler bitmeyecek.


Hulki Cevizoğlu — Peki, şimdi bizim sorularımız arasında da var, izleyicilerinizden gelen çok sayıdaki telefon notlarında da

gördük.


iskender Evrenosoğlu— Hulki Bey ben ne zaman konuşacağım?


65


kendimi evliya'olarak tanıtıp, bu evliyalığın arkasına saklandığım kanısındasmız galiba değil mi?


Hulki Cevizoğlu — Ama ben evliyayım dediniz baştan.


iskender Evrenosoğlu — Bu bizim arkamızdan gelen o kadar insan...


Hulki Cevizoğlu — Onlar da evliya diyorsunuz.


iskender Evrenosoğlu — Büyük bir kısmı evliya. Gayet tabii. Evliya olmanın bir standardı var. Şimdi evvela burada bir açıklama

yapmak mecburiyetini duyuyorum.


Hulki Cevizoğlu — O insanlarla konuşsaydık, onlardan kerametini göstermelerini isterdik ama, sizle konuştuğumuz için sizden

rica ediyorum.


iskender Evrenosoğlu — Evliyalığın ölçüsü keramet değildir Hulki Bey.


Hulki Cevizoğlu— Biz öyle biliyoruz,


iskender Evrenosoğlu — Evliyalığın ölçüsü insan ruhunun -tabii siz, aslında o kadar çok yanlış şeyler biliyorsunuz ki,-


Hulki Cevizoğlu— Düzeltmek için...


iskender Evrenosoğlu — Ve bu yanlışları söylememem konusunda da mütemadiyen benim önümü kesiyorsunuz. Bu hep devam

ediyor. Bu gece de gece boyunca da devam edecek gibi geliyor bana.


Hulki Cevizoğlu— Çok basit. Bir keramet gösterin, bütün tartışmalar bitsin.


iskender Evrenosoğlu — Ne olacak? Keramet gösterip... Hulki Cevizoğlu— Bütün tartışmalar bitecek.


iskender Evrenosoğlu — Yani ben evliyalığımı isbat edeceğim insanlara.


68


Hulki Cevizoğlu — Bütün şu söz, notlar, hepsi bitecek.


iskender Evrenosoğlu — Söylediğiniz kerameti göstererek...


Hulki Cevizoğlu — Söylediklerinizin hepsine inanacağım. Kur'an-ı Kerim'e el basmadan, yemin etmeden doğru söylediğinize

inanacağım.


iskender Evrenosoğlu— inansanız...


Hulki Cevizoğlu — Bir keramet gösterin bize, bunların hiç birisi olmayacak.


iskender Evrenosoğlu— inansanız ne olur, inanmasanız ne olur? Benim açımdan bunun bir değeri yok ki.


Hulki Cevizoğlu — izleyicilerimiz için.


iskender Evrenosoğlu— izleyicilerimiz için, benim evliyalık konusunda keramet göstermemle benim evliya olduğuma

i-nanacaklarsa, bu Allahûteâla'nm katında değerli bir şey değildir. Hiç kimse kendi başına keramet gösteremez.


Hulki Cevizoğlu — Allah size yardım edip de gösterebiliyor musunuz?


iskender Evrenosoğlu — Bu konunun üzerinde bu kadar durmanızın arkasında bir sebep olması lazım. Ben diyorum ki,

kerametlerimi benden dinlemeyin. Eğer kerametimi soracaksa-nız, o kadar adam var arkamızda onlardan bir kaç tanesine sorun

bakalım, bir şeyler yapmış mıyız, yapmamış mıyız.


İskender Evrenosoğlu — Siz ne demek istiyorsunuz, bunları söyleye/ek?


Hulki Cevizoğlu — Şunu demek istiyorum:


iskender Evrenosoğlu— Ben keramet göstermiş birisiyim veya değilim. Ne olur yani...


69


iskender Evrenosoğlu— Elbette yok. Bir insanın...


Hulki Cevizoğlu— O zaman benimle de aranızda bir fark yok. Çünkü benim bir kerametim yok.


iskender Evrenosoğlu— Yani insanların arasındaki farklılık kerametten mi kaynaklanıyor?


Hulki Cevizoğlu— Ama çok büyük bir fark bu.


iskender Evrenosoğlu — Bakınız şimdi bir insanın evliya olmasının standartlarını veriyor Allahûteâla;


Hulki Cevizoğlu— Buyurun, nedir?


iskender Evrenosoğlu— Üç tane temel şart. Birincisi; nefsinizi teskiye edeceksiniz.


Hulki Cevizoğlu — Etti niz. iskender Evrenosoğlu — (Arapça) Hulki Cevizoğlu — Ettiniz, ikincisi?


iskender Evrenosoğlu — Her kademede ruhunuz sadece sırât-ı müstakim üzerinde bir gök katı yükselir.


Hulki Cevizoğlu — Peki ya, o ikinci şart ne?


iskender Evrenosoğlu —Onu söylüyorum. Ve 7 tane gök katını aşar. Yedinci gök katının sonunda yokluğa geçer Allah'ın zatına

ulaşır. Allah'ın zatına ulaşan her kişi Türkçe'de ermiş, Allahûteâla'nm katında da, veli denen bir mertebeye ulaşır.


Hulki Cevizoğlu — Demek ki siz Allah'ın zatına ermiş bir insansınız. Evliyayım dediniz çünkü başta.


iskender Evrenosoğlu — Evet, evet insanın ruhunun Allahûteâla'ya ulaşması olayı ve bütün etrafınızdaki insanların da durumu

aynı. Ve tabii görüyorum ki, sizler bu konuda..


Hulki Cevizoğlu— Cahiliz, bağışlayın bizi. Şimdi...


iskender Evrenosoğlu — Estağfurullah, bir üçüncü şey daha söyleyeceğim. Bir de insanın fizik vücudunun şeytana kul


70


olmaktan kurtulup, Allah'a kul olması üçüncü temel şarttır. Bu şartlar vuku bulduğu anda kişi, evliyadır. Allah'ın evliyası olur.


Hulki Cevizoğlu — Ama bunların bir kısmına da keramet verilir, verilmez diyorsunuz.


iskender Evrenosoğlu — Tamam keramet bir kısmına verilir bir kısmına verilmez.


BAŞI ÜZERİNDEKİ PEYGAMBERLİK HALKALARI (*)


Hulki Cevizoğlu — Hayır, özetliyorum ben. Tartışmaya girmemek için özetliyorum.


Sizin yardımcılarınız bana daha önce sizin kerametinizi gösteren fotoğraf getirdiler. Daha önceki rahmetli Yıldırım Çavlı'nın

programında da gündeme gelmişti. Sizin başınızın etrafında bir halka, nur halkası varmış. Bunu gönül gözü açık olanlar, ya da

fotoğraf çekenler görebilirmiş, doğru mu efendim?


iskender Evrenosoğlu — Fotoğraf çekenler görmezler. Şimdi...


Hulki Cevizoğlu — Buyurun siz bana başka bir fotoğraf göstereceksiniz galiba.


iskender Evrenosoğlu — Tabii, tabii. Fotoğraf, birçok fotoğraf göstereceğim. \


Hulki Cevizoğlu — Birçok fotoğrafa ben de birçok fotoğrafla cevap vereyim size.


iskender Evrenosoğlu — Şimdi, acaba kamerada bu görüntüler net görülür mü?


Hulki Cevizoğlu — Tabii görülür, her şeyi görür kamera.


iskender Evrenosoğlu — Güzel. Şimdi burada Almanya'dan alınan bir takım yazılar var.


(*) I. Evrenosoğlu, bu bölümde fotoğraf hilesi ile başı üzerinde oluşturulan "halkaları"ve bir fotoğrafçının yazısının Noter tastikini

fotoğrafların gerçekliğine kanıt göstermeye çalışıyor. (H.C)


71


Hulki Cevizoğlu— Size mi özel, diploma gibi şeyler mi?


iskender Evrenosoğlu— Hayır efendim, bu bir tasdik belgesi. Diyor ki, 19.4.1996..


Hulki Cevizoğlu — Pardon, Almanya'da bir laboratuvar fa-lanmı var?


iskender Evrenosoğlu — Evet. Almanya'da bir laboratuvar var, diyor ki, arkaları tarafımdan imzalanmış olan...


Hulki Cevizoğlu — Şöyle şu kameraya gösterirseniz, bakın evet...


iskender Evrenosoğlu — Hangi kamera?


Hulki Cevizoğlu — Evet, öyle görüyor, öyle biraz tutun. Siz öyle tutun açıklayın.


iskender Evrenosoğlu — Evet, Bahsi geçen, diyor ki, 19.4.1996 tarihinde tarafımıza değişik üreticilere ait 9 adet renkli küçük

fotoğraf film şeridi verilmiştir. Bunlar aşağıda belirtilmiş olan negatif filmlerdir, işte, markalara göre, Akfa, Kodak, Fuji. Bahsi

geçen film şeritleri orjinaldir. Negatiflerde herhangi bir oynama yapılmamıştır.


Hulki Cevizoğlu—Evet.


iskender Evrenosoğlu — Arkaları tarafımdan imzalanmış olan, 9x13 santim ebadındaki -çok güzel gülümsüyorsunuz a-ferin- bir

adet renkli büyütme kart ve 13 x 18 santim ebadındaki 9 adet renkli büyütme kart, orijinal negatiflerden büyütülmüş olup,

üzerinde oynama yapılmamıştır. Renkli fotoğraflarda görülen ışık huzmeleri veya bulut gibi görünen aydınlık kesimler orijinal

filmde de aynen mevcuttur. Bunların sonradan fotomontaj yoluyla veya bilgisayarla veya başka herhangi bir şekilde fotoğrafa

ilave edilmediği kesin olarak tesbit edilmiştir.


Hulki Cevizoğlu — Bu hangi kurum efendim, bunu size veren?


iskender Evrenosoğlu — irnza tasdiki, Jurgen Ctee, F FİF fotoğraf laboratuvarı.


Hulki Cevizoğlu — Yani şah ıs bu.


iskender Evrenosoğlu — Bir dakika efendim, bitmedi. Bu | Stuttgart noterinin tasdikini taşıyan bu yazı... imza,


Hulki Cevizoğlu — Ama görüyorum ki, o yazı tercüme e-dilmiş..


iskender Evrenosoğlu — Aslı burada.


Hulki Cevizoğlu — Bu yazının aslını veren kim? Yani bir mahalle fotoğrafçısı mı?


iskender Evrenosoğlu — Bu yazının aslını veren Stutt-gart'ın en büyük fotoğrafçısı.


Hulki Cevizoğlu — Anladım. Mahalle arasındaki bir fotoğrafçı.


iskender Evrenosoğlu— Mahalle arasındaki fotoğrafçı diye, niye değiştiriyorsunuz?


Hulki Cevizoğlu —Hayır onların mahalleleri büyük de onun için* söylüyorum.


iskender Evrenosoğlu — Sahi mi? Hulki Cevizoğlu — Evet.


iskender Evrenosoğlu — Aferin bunun farkına varmışsınız. Çok zekisiniz. Bu noterin tasdiki. Şu da.,.


Hulki Cevizoğlu — Yalnız noterin, pardon noterin tastiki, fotoğrafın tastiki anlamına gelmiyor. Noterin tastiki, bu yazının

tercümesi. Tercümenin aslı yanlışsa, noter de tabii aslı neyse onu imzalıyor.


iskender Evrenosoğlu — imzalayacak.


Hulki Cevizoğlu — Biz aslını görelim fotoğrafların.


iskender Evrenosoğlu — Stuttgart Mahkemesi'nin, tasdiki de tabii aynı şekilde söylediğiniz gibi. Yani fotoğrafı gönderen

fotoğrafçı yanlışsa problem yok. Şimdi fotoğrafları görüyoruz önce.


72


73


Hulki Cevizoğlu — Görelim.


iskender Evrenosoğlu — Fotoğraflar şunlar, buyurun birincisi.


Hulki Cevizoğlu — Şimdi şu filmi çıkaralım. iskender Evrenosoğlu — Çıkartın, çıkartalım.


Hulki Cevizoğlu— Bu orijinaller yanında dursun. Bu sizin böyle, şöyle gösterelim.


iskender Evrenosoğlu — Hulki Bey şimdi hangisini gösterelim?


«


Hulki Cevizoğlu — isterseniz verin lütfen ben göstereyim. Şöyle, bunlar nedir, bu yuvarlaklar, bu çizgiler?


iskender Evrenosoğlu — Bu çizgiler, Allahûteâla'nın bir insanın üzerinde oluşturduğu...


Hulki Cevizoğlu— Ama yanınızda... Evet,... Nur halkası


mı?


t


iskender Evrenosoğlu — Nur halkası, evet.


Hulki Cevizoğlu — Yanınızda başkaları da var. Onların nuru olabilir mi? Tek başınıza olan bir resim var mı?


iskender Evrenosoğlu — Belki de, başkaları da var, onların da başının üzerinde olabilir.


Hulki Cevizoğlu— Hayır. Tek başına sizin nurunuz varsa onu göreyim ben.


iskender Evrenosoğlu — Şunun üzerinde var. Hulki Cevizoğlu — Şu mu? Şunu alabilir miyiz? iskender Evrenosoğlu — Evet.

Hulki Cevizoğlu—Evet, tek.


iskender Evrenosoğlu — Şimdi önemli olan bunların fotoğraflarına bakmak değil, şunların filmlerine bakıp, bu fotoğrafla film

arasında bir oynama yapılmış mı, onu görmeniz lazım.


74


Hulki Cevizoğlu — Anladım. Onu ben, uzman değilim, onu anlayamam. Onun için bilmediğim bir konuda yorum yapmak...


iskender Evrenosoğlu — Arkasındaki iddialarda sizin için birşey ifade etmiyor. Bakın bu fimlerin, bu fotoğrafların tasdiki var

arkasında. O noter tarafından.


Hulki Cevizoğlu — Evet...


iskender Evrenosoğlu — Yani onun huzurunda bu incelemenin yapıldığını noter tasdik ediyor, arkadan da mahkeme tasdik

ediyor.


Hulki Cevizoğlu— Anladım. Kaç yılında Sayın Evrenosoğlu bu fotoğraflar, nur görüntüleri çekildi?


iskender Evrenosoğlu — Bu yıl içerisinde, 1996 yılı içerisinde çekildi. Bir kısmı çok eski.


Hulki Cevizoğlu — (Elimdeki eski fotoğraflarını gösteriyorum.) Ama, bakın şunlarla aynı, bendeki fotoğraflarla aynı. Bunlar bana

daha önceden geldi. Bunlar^ sizdeki büyütülmüşlerin küçükleri.


iskender Evrenosoğlu — Tabii, tabii bir kısmı daha evvelki yıllar ait.


Hulki Cevizoğlu — Evet.


iskender Evrenosoğlu — Ben, kusura bakmayın sözünüzü yanlış anladım. Yani bu tasdik ne zaman yapıldı anlamına aldtm

sözünüzü.


Hulki Cevizoğlu — Anladım. Nur ama eski diyorsunuz.


iskender Evrenosoğlu — Evet. Eskilerde var, yeniler de var tabii. Şimdi...


Hulki Cevizoğlu — Peki bu nur olan insanlarda keramet kesinlikle var mıdır?


iskender Evrenosoğlu — Böyle birşey durup.dururken iddia edilmez.


75


Hulki Cevizoğlu — Görelim.


iskender Evrenosoğlu — Fotoğraflar şunlar, buyurun birincisi.


Hulki Cevizoğlu — Şimdi şu filmi çıkaralım. iskender Evrenosoğlu — Çıkartın, çıkartalım.


Hulki Cevizoğlu— Bu orijinaller yanında dursun. Bu sizin böyle, şöyle gösterelim.


iskender Evrenosoğlu— Hulki Bey şimdi hangisini gösterelim?


o


Hulki Cevizoğlu — isterseniz verin lütfen ben göstereyim. Şöyle, bunlar nedir, bu yuvarlaklar, bu çizgiler?


iskender Evrenosoğlu — Bu çizgiler, Allahûteâla'nın bir insanın üzerinde oluşturduğu...


Hulki Cevizoğlu— Ama yanınızda... Evet,... Nur halkası mı?


iskender Evrenosoğlu — Nur halkası, evet.


Hulki Cevizoğlu — Yanınızda başkaları da var. Onların nuru olabilir mi? Tek başınıza olan bir resim var mı?


iskender Evrenosoğlu — Belki de, başkaları da var, onların da başının üzerinde olabilir.


Hulki Cevizoğlu — Hayır. Tek başına sizin nurunuz varsa onu göreyim ben.


iskender Evrenosoğlu — Şunun üzerinde var. Hulki Cevizoğlu — Şu mu? Şunu alabilir miyiz? iskender Evrenosoğlu — Evet.

Hulki Cevizoğlu— Evet, tek.


iskender Evrenosoğlu — Şimdi önemli olan bunların fotoğraflarına bakmak değil, şunlarm filmlerine bakıp, bu fotoğrafla film

arasında bir oynama yapılmış mı, onu görmeniz la-


zım.


74


Hulki Cevizoğlu — Anladım. Onu ben, uzman değilim, onu anlayamam. Onun için bilmediğim bir konuda yorum yapmak...


iskender Evrenosoğlu — Arkasındaki iddialarda sizin için birşey ifade etmiyor. Bakın bu fimlerin, bu fotoğrafların tasdiki var

arkasında. O noter tarafından.


Hulki Cevizoğlu — Evet...


iskender Evrenosoğlu — Yani onun huzurunda bu incelemenin yapıldığını noter tasdik ediyor, arkadan da mahkeme tasdik

ediyor.


Hulki Cevizoğlu — Anladım. Kaç yılında Sayın Evrenosoğlu bu fotoğraflar, nur görüntüleri çekildi?


iskender Evrenosoğlu — Bu yıl içerisinde, 1996 yılı içerisinde çekildi. Bir kısmı çok eski.


Hulki Cevizoğlu — (Elimdeki eski fotoğraflarını gösteriyorum.) Ama, bakın şunlarla aynı, bendeki fotoğraflarla aynı. Bunlar bana

daha önceden geldi. Bunlar, sizdeki büyütülmüşlerin küçükleri.


iskender Evrenosoğlu — Tabii, tabii bir kısmı daha evvelki yıllar ait.


Hulki Cevizoğlu — Evet.


iskender Evrenosoğlu — Ben, kusura bakmayın sözünüzü yanlış anladım. Yani bu tasdik ne zaman yapıldı anlamına aldım

sözünüzü.


Hulki Cevizoğlu — Anladım. Nur ama eski diyorsunuz.


iskender Evrenosoğlu — Evet. Eskilerde var, yeniler de var tabii. Şimdi...


Hulki Cevizoğlu — Peki bu nur olan insanlarda keramet kesinlikle var mıdır?


iskender Evrenosoğlu — Böyle birşey durupjdururken iddia edilmez.


75


Hulki Cevizoğlu — Yoksa durup, dururken...


iskender Evrenosoğlu — Yani keramet var mıdır, değil midir, diye...


Hulki Cevizoğlu — Kendi hakkınızda konuşmuyorsunuz mütevazilikten, o nedenle mi? Peki benim hakkımda konuşabilirsiniz o

zaman.


iskender Evrenosoğlu — Espri mi yapıyorsunuz şimdi?


CEVİZOĞLU: "BENİM BAŞIMDA DA NUR HALKALAR! VAR!"


Hulki Cevizoğlu — Gerçeği söylüyorum. Şimdi benim hakkımda konuşabilirsiniz o zaman. Şimdi ben de 1989 yılında çekilmiş,

saçlarımın daha gür olduğu fotoğrafları göstereceğim izleyicilere. Benim nurum biraz daha ince. Evet, bakınız başımın üstünde bir

halka var. ' •


Yaşar Nuri Öztürk — Bunu önceden niye demiyorsunuz Hulki Bey?


Hulki Cevizoğlu— Şimdi burada var bir tane. Şimdi bir de, Hz. isa'nmkine benzer yuvarlak bir başka şey var, bakın başımın

etrafında...


iskender Evrenosoğlu — Hulki Bey, bunların bir de filmleri olması lazım değil mi?


Hulki Cevizoğlu— Şimdi benim hakkımda yorum yapın. Bende de bir keramet oluşmuş mu acaba?


iskender Evrenosoğlu — Bunlartn, bunların filmleri nerede?


Hulki Cevizoğlu— (Y. N. Öztürk'e dönerek) Hocam siz de inceleyebilirsiniz bunları...


iskender Evrenosoğlu — Sözlerimi duymamış gibisiniz. Bunların filmleri nerede diyorum...


76


Hulki Cevizoğlu — Duyuyorum, duyuyorum. Filmlerini de getireyim size ama, o filmlerde belli bir yerde.-mahalle fotoğrafçısında

değil- inceletmek lazım, herhalde. Devlet damgası o-lan bir kuruluşta...


iskender Evrenosoğlu —- Ne damgası olan?


Hulki Cevizoğlu — Devletin yani, resmi bir kurumunun, kuruluşunun...


iskender Evrenosoğlu — O zaman kuruluşu beraber seçelim ve orada inceletelim.


Hulki Cevizoğlu — Evet, Adli Tıp Kurumu'na gönderebiliriz onları..Adli Tıp, çünkü fotoğraflar üzerinde, her konuda belgeleri

inceleyen ciddi bir kuruluş, bilimsel büyük laboratuvarları olan bir kuruluş. Adli Tıp'a gönderebiliriz onları, orada baktıra-biliriz.


Yalnız ben şunu itiraf edeyim size, ben de bir keramet yok. Bir daha gösteriyorum: Bunlar, benimkiler sahte fotoğraf. Yani

bunları, bu nurları, benim yaptığım nurlar bunlar. Ben bunu a-çıkca itiraf ediyorum. Ama siz de isterseniz itiraf edebilirsiniz.


iskender Evrenosoğlu — Şimdi, Hulki Bey...


Hulki Cevizoğlu — Yani Adli Tıp'a gitmesine gerek yok bunların.


iskender Evrenosoğlu — Adli Tıp'a herhalde birimiz gideceğiz bu işin neticesinde öyle görünüyor.


Hulki Cevizoğlu — Allah yardımcımız olsun.


iskender Evrenosoğlu — Yani benim daha evvelki, olaylarım dolayısıyla bunu söylüyorsunuz anlıyorum.


Hulki Cevizoğlu — Hayır, hayır. Ben bu fotoğraflar için söylüyorum.


iskender Evrenosoğlu — Yani bir insanın, bir insanın Allahûteâla'nm cezbe adını verdiği bir müesseseye sahip olması. İşte Sayın

Hocamız ona hezeyan adını veriyor.


77


iskender Evrenosoğlu — Hani kesmeyecektiniz sözümü? Hani kesmeyecektiniz?


Hulki Cevizoğlu— Yok, yok.


iskender Evrenosoğlu —Ben ne zaman Allah'ın hakikatlerini söylemeye kalksam, hep engeller çıkartıyorsunuz karşıma. Yani,

sanki her şeyinizle bu açıklamaları yapmama mani olmak istiyor gibisiniz ve onlar da işitemedikleri için bunları hiç bir zaman bizim

sözlerimizin ciddiyeti konusunda bir fikrin sahibi olamayacaklar. Eğer bunu başarı olarak kabul ediyorsanız, size hediye ediyorum

onu.


Ama söz konusu olan şey, Allah'ın hakikatleri ise, o zaman bana da söz hakkı vereceksiniz ve vermemekte ısrar ediyorsunuz. Bu,

herhalde bu tartışma burada bitmeyecek.


Bir defa, Allahûteâla'nın hakikatlari, Kur'an-ı Kerim'de birer birer yazılmış ve insanlar bunların hepsini,-özellikle dikkat edin

sözlerime insanları cennet ve dünya saadetine ulaştıracak o-lan temel faktörleri unutmuşlar- ve onlar Kur'an-ı Kerim'de mevcut

olmasına rağmen devreden çıkartılmış.


Ve bu büyük vebalin altında olan bu insanlar, bu hakikatlerin öğrenilmesinden çekiniyorlar, korkuyorlar.


Bu yüzden konular hep bu kitaba, bizim şahsiyetimize, kerametimize, velayetimize vs. geliyor. Aslında sözkonusu olan şey, o

söylediğim hususlar.


Bir, bir başka sefer sadece bunları konuşacağımız bir dizayn olabilir mi?


Hulki Cevizoğlu — Küçük bir şey söyleyim. iskender Evrenosoğlu — Söyleyin bakalım.


Hulki Cevizoğlu — Sustum sizi dinliyorum, kesmemek i-çin. Ama sürenizi hatalı kullanıyorsunuz. Konuşma hakkı sizde; isterseniz

bu yöntem tartışmaları ile değil, ne demek istiyorsanız onlara girin daha rasyonel kullanın sürenizi. Buyurun...


80


iskender Evrenosoğlu — Ruhumuzun Allah'a ulaşması evvela Zümer sûresinin 54. ayeti kerimesinde buyurulmuş. Allahûteâla

diyor ki, üzerinize kabir azabı gelmeden önce Allah'a dönün, ruhunuzu Allah'a ulaştırın ve ona teslim olun diyor

 

Ondan sonra Rûm sûresinin 31. ayeti kerimesinde, 'ona döndürün' diyor, 'ruhunuzu ona ulaştırın ve takve sahibi olun1 diyor. (**)


Allahûteâla devam ediyor; Fecr sûresinin 28. ayeti kerimesinde, 'Rabbine rücu et1 diyor, 'Rabbine geri dön, geri dönerek

Rabbine ulaş1 diyor ruhumuza. (***)


Dördüncü ayet, Zâriyat sûresinin 50. ayeti kerimesi. Diyor ki Allahûteâla, "öyleyse diyor, Allah'a kaç Allah'a firar et". (****)


Beşinci ayeti kerime; Lokman sûresinin 15. ayeti kerimesi. Allahûteâla buyuruyor, 'kim bana ulaşmışsa, sen de onun yolu-


Evrenosoğlu, bütün ayetleri biliyormuş gibi anlatıyor ama, aslına bakınca bunları ya eksik ya yanlış ya da farklı algılandığı

görülüyor.


(*). Zümer sûresi 54. ayet:


"Size azap gelip çatmadan önce Rabbinize dönün, O'na teslim olun, sonra size yardım edilmez" (H.C)


(**) Rûm sûresi 31. ayet:


"Hepimiz O'na yönelerek O'na karşı gelmekten sakının, namazı kılın; müşriklerden olmayın. (H.C)


(***) Fecr sûresi 28. ayet:


"Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O'ndan hoşnut, O'da senden hoşnut o-larak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve

cennetime gir!" (H.C)


(****) Zâriyat sûresi 50. ayet:


"O halde Allah'a koşun. Çünkü ben, size O'nun katından (gelmiş) açık bir uyarıcıyım." (H.C)


81


na uy. Aynı yolu sırat-ı müstakimi takip ederek sen de bana ulaş'.O


Altıncı ayeti kerime; Yunus sûresinin 25. ayeti kerimesi. Diyor ki Allahûteâla, 'Allah teslim yurduna davet eder ve teslim yurduna

ulaştırmak istediklerini sırat-ı müstakim'e ulaştırır. (**)


işte sırat-ı müstakim kavramı...


PROF. ÖZTÜRK: "KUR'AN'A KELİME SOKUŞTURMA"


Yaşar Nuri Öztürk — Teslim kelimesi, orada yok o ayette. Onu sen uyduruyorsun. Orada yok öyle bir söz.


iskender Evrenosoğlu — Bir dakika, bir dakika.


Yaşar Nuri Öztürk — Allah, Allah (arapçasını okuyor) diyor, teslim diye kendin tarafından uydurulan bir tabiri Kur'an'a yakı

ştırma. Kur'an'a sokarsan hemen mühahale ederim. Ben burada onun için bulunuyorum.


iskender Evrenosoğlu— Kur'an'a,...


Hulki Cevizoğlu— Sizin süreniz devam ediyor bu arada.


Yaşar Nuri Öztürk — Teslim kelimesi Kur'an'da o ayet yok.


iskender Evrenosoğlu— Siz lütfen notunuzu alın. Lütfen notunuzu alın, sonra sorun...


Yaşar Nuri Öztürk — Ayete, uydurma yapmayacaksın. Buna tahammül etmem ben.


(.*) Lokman sûresi 15. ayet:


"Eğer onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körtikörüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla

dünyada iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonunda dönüşünüz ancak banadır. O zaman size, yapmış olduklarınızı haber

veririm." (H.C)


(**) Yunus sûresi 25. ayet:


"Allah kullarını esenlik yurduna çağırıyor ve O, dilediğini doğru yola iletir." (H.C)


82


iskender Evrenosoğlu — (Arapça okuyor) Yaşar Nuri Öztürk— Evet oku bakalım oku!


Hulki Cevizoğlu — (Kur'an'ı göstererek) Açarak ta okuyabilirsiniz.


iskender Evrenosoğlu — Hayır, hayır.


Yaşar Nuri Öztürk— Harf yok. Neyi okuyacak?


Hulki Cevizoğlu — Ezbere okumak şart değil. Doğrusunu okumak önemli.


Yaşar Nuri Öztürk— Evet açarak oku.


iskender Evrenosoğlu — Diyor ki, Allahûteâla, (Arapça ayet) diyor.


Yaşar Nuri Öztürk—Bir defa yanlış okudun.


iskender Evrenosoğlu — Yanlış okuyabilirim efendim. Bu hiç önemli değil.


Yaşar Nuri Öztürk— Yahu, yanlış okuyabilirsin, yalan söyleyebilirsin, biz ne yapacağız pekala?


iskender Evrenosoğlu — Yalan söylediğimi nereden çıkartıyorsunuz?


Yaşar Nuri Öztürk— Eee, ne bileyim,...


iskender Evrenosoğlu — Allah'ı tefrik edilen şeyleri Kur'an'ı Kerim böyle diyor.


Yaşar Nuri Öztürk — Buyur oku bakalım, manyak. Burada iki Musaf var.


iskender Evrenosoğlu — Niçin sinirleniyorsunuz? Tamam, bakalım madem...


Yaşar Nuri Öztürk — Ya, ya Kur'an'a yapma. Bana ne dersen de, ona tahammül ederim. Kur'an'a sokuşturma yapma.


iskender Evrenosoğlu— Yunus sûresinin 25. ayeti kerimesinde Allahûteâla, açık açık şunu söylüyor:


83


Yaşar Nuri Öztürk— Allah'ın kelamına sokuşturma yapma, bana söyle tamam. Aç ayeti,


iskender Evrenosoğlu — Allahûteâla ayeti kerimesinde açıkça söylüyor.


Yaşar Nuri Öztürk— Ben okuyayım mı, sana ayeti? iskender Evrenosoğlu — Hadi oku.


Yaşar Nuri Öztürk— Ha okuyayım değil mi, oradan aşır. Sen oku bakalım sen. Ben okuyacağım tabii. Sen oku bakalım: Vet

Tebii, e sonra...


iskender Evrenosoğlu — Hayır vet Tebii değil. Yaşar Nuri Öztürk— O nedir peki o... iskender Evrenosoğlu — (Arapça)


Yaşar Nuri Öztürk — Ayet öyle değil. Ayet öyle başlamıyor. Ayet Allah kelamıdır. Senin hezeyanların gibi değil.


iskender Evrenosoğlu — Allahûteâla'nın söylediği bu ayette bu dediğimiz kelime aynen var.


Yaşar Nuri Öztürk— Oku, nedir oku bakalım. Öyle numara oku! Sen namaz kılarken, -kılıyor musun namaz?-


İskender Evrenosoğlu — Siz kılıyor musunuz? Yaşar Nuri Öztürk — Ben kılıyorum, 10 yaşımdan beri.


iskender Evrenosoğlu— Üç defa günde... Biz 7 defa kılıyoruz.


Yaşar Nuri Öztürk— Ben kılıyorsam, ben cem ediyorum gerektiği zaman...


Hulki Cevizoğlu— Hocam, hocam lütfen...


PROF. ÖZTÜRK: "UKALALIĞIN LÜZUMU YOK"


Yaşar Nuri Öztürk—Ukalalığın lüzumu yok. iskender Evrenosoğlu — Siz ukala sizsiniz.


84


Yaşar Nuri Öztürk — Ben peygamberimden gördüğümü yapıyorum.


Hulki Cevizoğlu—-Hocam, siz.. .


Yaşar Nuri Öztürk — Sen namaz kılıyorsan; ayetlerin numarasını mı namazda okuyorsun, kendini mi? Numara niye sayıyorsun.

Bu millet ayetin numarasından ne anlayacak? Ayetin kendini oku bakalım?


iskender Evrenosoğlu — Ayetin kendisini okuyorum.


Yaşar Nuri Öztürk— Oku işte...


iskender Evrenosoğlu—Allahûteâla diyor ki,...


Hulki Cevizoğlu— Hocam biz şöyle yapalım, Allah rızası için biriniz okuyun şunu, doğrusunu öğrenelim.


Yaşar Nuri Öztürk — Ben okurum. Emredersiniz, ama o şimdi öne sürdü okusun.


Hulki Cevizoğlu — Yerini bulamadı galiba, buyurun siz o-kuyun, biz... '


Yaşar Nuri Öztürk— Efendim bulsun okusun. Yahut desin ki, yapamıyorum sen oku.


iskender Evrenosoğlu— Harika...


Yaşar Nuri Öztürk— Bakın bu dinin kitabına yaptıklarını görüyor musunuz? işte ben 20 yıldır bunun mücadelesini veriyorum. Bu

dinin kitabı ile bu milletin hem de müşritlik yapanların alakası buysa kardeşim, bu milletin hali nedir söyler misin bana? Mürşitlik

yapanlarının bu kitapla ilgisi buysa, bu milletin sokaktaki fertleri ne yapacak? Allah aşkına şunu duysun millet ya?


iskender Evrenosoğlu— Şimdi beni dinler misiniz lütfen? (Arapça) Aynen söylemedim mi?


Yaşar Nuri Öztürk— Latincesinden bak okuyorsun, dikkat et.


iskender Evrenosoğlu— Evet oradan okuyorum.


85


Yaşar Nuri Öztürk— Latince uydurulmuş bir metinden o-kuyorsun onu. Orijinal metinden okuyamıyorsun, onu anladık mı,

tamam mı?


Hulki Cevizoğlu— Peki Arapça'sını okuyabilir miyiz efendim?


Yaşar Nuri Öztürk— Şimdi söyler misin bana, senin demin okuduğun teslim kelimesi var mı orada? (Arapça)


iskender Evrenosoğlu— Selam yurduna çağırır, diyor Allah.


Yaşar Nuri Öztürk—Teslim nereden çıktı.


iskender Evrenosoğlu—Selam kelimesi ile teslim kelimesi...


Yaşar Nuri Öztürk— Kendi kurduğun, kendi uydurduğun terminolojiye destek yaratma, yutturma bunu, bize.


iskender Evrenosoğlu — Burada açıkça bir ifade kullanmış Aflahûteâla, selam yurdu diyor.


PROF. ÖZTÜRK: "SEN BU MİLLETİ KURTAR YARABBİM"


Yaşar Nuri Öztürk — Hey Allah im sen bu milleti kurtar ya-rabbim. Ya nedir bu milletin çektiği ya!


Hulki Cevizoğlu — Peki var olan...? iskender Evrenosoğlu — Allahûteâla diyor ki,..


Yaşar Nuri Öztürk— Bunun mürşidi buysa, bunun müridi ne olacak, söyler misiniz bana Allah aşkına?


Hulki Cevizoğlu— Müridi ile mürşidi aynı galiba, çünkü...


iskender Evrenosoğlu — Allahûteâla'nın huzurunda bu Kur'an-ı Kerim'e el basamadınız.


Yaşar Nuri Öztürk—Ben ona el basacağım.


86


Hulki Cevizoğlu — Peki. iyi geceler sayın Hatemi. Sayın Hocam iyi geceler.


Prof. Dr. Hüseyin Hatemi— (Telefon Konuğu) İyi geceler. Tekrar selamlar.


Hulki Cevizoğlu — Az önce kaldığınız yerden Hocam, baştan. Evet buyurun.


Hüseyin Hatemi — Şimdi biraz önce söylediğimin özeti buydu. Bu işe ben doğrusu dini bir olay olarak bakmıyorum. Bir

peygamber veya bir veli zuhuru olarak bakmıyorum. Çünkü buna, akli yöntemle olaya baktığımız zaman, buna imkân yoktur, yani

bu ihtimal dışıdır.


Çünkü peygamber olduğunu iddia eden bir kişi, kendisine vahiy geldiğini iddia eden bir kişi ya burada iskender Bey'in yaptığı

gibi, Kur'an-ı Kerim'den bahseden, Kur'an-ı Kerim'e iman ettiğini söyleyen birisidir. Yahut, Kur'an-ı Kerim ile mu-kayyes

olmaksızın, ben Kur'an-ı Kerim'den tamamen bağımsız bir peygamberim diyen, benzerleri; Amerika'da mesela bazı batıl dinler

şeklinde ortaya çıkan din önderleri şeklinde ortaya çıkan bir kişidir.


Şimdi bu ihtimal üzerinde düşünmeyelim. Çünkü iskender Bey, Kur'an-ı Kerim'den delil getirdiğine, ayetlerden örnek getirdiğine

göre, Kur'an-ı Kerim'e iman ettiğini ileri süren birisidir, hiç değilse zahiren. Şu halde bu şık üzerinde konuşalım. Şimdi burada akli

düşünce yöntemi ile insanın çelişkiden kaçınması lazım. Bir kere akli muhakemenin birinci ilkesi budur. Bu takdirde de iman

iddiası Kur'an-ı Kerim'e iman iddiasının peygam-. berlik iddiasıyla çelişmemesi lazım. Halbuki çeliştiği çok apaçık bellidir.


H. HATEMİ'DEN AĞIR ELEŞTİRİ: "MECNUN... AMATÖR DECCAL... AKIL HASTASI... SAHTEKAR."


Her müslüman bilir ki, ayeti kerimede belirtildiği gibi, Re-sul'ü Ekrem hatem en nebiyyidir. Son nebi'dir. Nebi olamayan


87


bir kişinin, resul olmasına da imkân yoktur. Vahiy gelmesine de imkân yoktur ve burada zaten sizin de programın başında

belirttiğiniz En'âm sûresinin bir ayetinden önce bu kabil vahiy iddialarının Şeytani olduğunu belirten ayeti kerimeden önce,

yalandan bu iddiada yalancı olarak, sahtekar olarak bu iddiada bulunan kişiler için de apaçık şu şekilde belirtilmiştir; (En'âm) 93.

ayeti kerimede mealden okuyorum, 'Allaha boş yere iftira edenden, yahut kendisine hiçbir şey vahyedilmediği halde, bana da

vahyedildi diyenden ve Allah'ın indirdiği hükümlere benzer hükümleri ben de yakında indireceğim, -elbette indirdim de buna

dahildir- indireceğim diye söyleyenden daha zalim kimdir-ki?


Şimdi iskender bey eğer aklı başındaysa, yani mistik hezeyan içinde Kur'an-ı Kerim tabiriyle bir mecnun değilse ama sahtekârlık

olarak, amatör deccallik olarak bu iddiaya kalkışıyorsa o zaman ayet-i kerimenin devamını da dinlesin elini vicdanına koysun ve

tövbe etsin biran önce, çünkü aktoeti çok a-ğırdır. Eğer mecnun değil de, amatör deccallik yapıyorsa. Şöyle diyordu ayeti

kerime; meleklerin ellerine uzattıkları ve de delillerine karşı satmak istediğinizden ve haksız olarak Allah hakkında söylediğiniz

şeylerden dolayı zorlukla cezalandırılacak, aşağılık bir azaba uğrayacaksınız. Haydi kurtarın bugün canlarınızı dedikleri zaman o

zalimlerin ölümün şiddetiyle nasıl kıvrandıklarını bir görmelisin. Şimdi müeyyidenin ne kadar ağır olduğu akibetin ne kadar ağır

olduğu apaçık kitapta bu kadar açık ve kesin bir ifadeyle söylenmektedir.


Şu halde eğer, mecnunsa zaten söylenecek birşey yoktur. Mistik hezeyan halinde bir mecnunsa, ben bunları söyledim, o gene

iddiasında ısrar eder, söylenecek birşey yoktur. Sözü kesmekten başka çare yoktur. Bundan sonrası artık akıl hastalıkları

uzmanının işidir.


Ama mecnun değilse, bunları kasten yapıyorsa bu söylediklerini, Kur'an-ı Kerim'in bu ayetleriyle çelişen bir iddiada bulunduğunu

bilerek yapıyorsa ve söyleme türü kevsap gibilerin halifi ise, o zaman sorumluluğu çok ağırdır.


88


Mürid olarak da bulabileceği kişiler, ancak akıl hastalarından veya -eğer sahtekârlık yapıyorsa- kendisi gibi onlardan başka

kimseler değildir.


Onun için kendisinin acizane; eğer aklı başında ise, bilhassa sorumluluğunun ağırlığını hatırlayarak artık susmaya ve başkalarının

da günahlarını yüklenmemeye, başkalarını da yoldan çıkartmamaya davet ediyorum. Ama aklı başında değilse veya bu sözlerimle

uyanacak değilse, aklı başında olsa bile yine mugalataya veya hezeyana devam edilecektir.


Hulki Cevizoğlu — Peki, peki Hocam çok teşekkür ederim, isterseniz birkaç dakika hatta kalın siz.


iskender Evrenosoğlu — Şimdi sayın Hatemi'ye benim bir sözüm var;


Söz konusu olan şey, benim şahsiyetim değil Hatemj bey. Söz konusu olan şey islâm'ın bugün içine düştüğü korkunç durum. Bu

durumdan bahsetmek için bana bu akşam hiç imkân verilmedi. Zaten böyle olacağı baştan belliydi.Yani ben, şu anda bir tuzakla

karşı karşıyayım.


Hüseyin Matemi— Hayır. Hiçbir tuzak yok mugalata yapmayın lütfen.


iskender Evrenosoğlu — Sayın Hatemi bey...


Hüseyin Hatemi— Siz bu sorumluluğunuzu, bu okuduğum ayeti kerimedeki sorumluluğunuzu idrak edecek kadar aklınız başında

ise, buna rağmen kabul etmiyorsanız, aİf-lmız başınızda olmanıza rağmen kabul etmiyorsanız, o zaman Kur'an-ı Kerim'e iman

iddiasını bir kenara bırakın.


Siz de mesela diyelim ki, Yahova şahitleri tarikatını, dinini batıl dinini icap eden bir kişi gibi veya Rum Kilisesi'nin başındaki kişi

gibi, benzeri olan islâmı zaten haşa, şeytan işi diye niteleyen kişiler gibi açıkça -ben inanmıyorum-, ama aldanacak ahmak

arıyorum deyin ve buluyorum çok şükür. Çünkü delilerin veya ahmakların sayısı bana yarayacak kadar her devirde


89


vardır deyin; açıkça samimi konuşun. Yahut eğer böyle değilse, mecnunsanız zaten size söylencek bir sözümüz yoktur, Allah şifa

versin demekten başka. Yani lafı daha fazla uzatmaya imkân yok. Kufan-ı Kerim'in apaçık ayetleriyle sizin vahiy iddianız

çelişiyor.


Şu halde ya akıl hastasısmız, yahut sahtekârsınız demektir. Yani aklen bunun üçüncü bir ihtimali yok ki.


Hulki Cevizoğlu— Peki.. Buyrun Sayın Evrenosoğlu


iskender Evrenosoğlu — Şimdi Hatemi Bey'e bir teklifim var: Acaba bir gece benimle beraber olur mu?


Hüseyin Hatemi— Hayır.


iskender Evrenosoğlu — Olmazsınız tabii.


Hüseyin Hatemi— Olmama imkân yok tabii. Niye olayım?


Hulki Cevizoğlu — Bu gece berabersiniz. Hocam lütfen dinleyelim cevabı, bu gece berabersiniz. Buyurun.


iskender Evrenosoğlu — Şimdi benim burada vermek istediğim bir mesaj var. Bu mesaj son derece ciddi bir mesaj, islâm'ın baş

ına bir çorap örülmüş durumda.


Hulki Cevizoğlu — Herkes o konuda hem fikir.


iskender Evrenosoğlu— Hem fikir, ama konunun mahiyetini kimse bilmiyor. Hatemi Bey siz de bilmiyorsunuz ne yazık ki.


Hüseyin Hatemi— Evet. Biliyorum.


iskender Evrenosoğlu — Ama ben söylemek istediklerimden hiçbirini söyleyemedim. Burada sadece benim kişiliğim konuşuldu.


Hulki Cevizoğlu— Çok önemli şey dedi Sayın Hatemi. isterseniz onlara cevap verin.


90


H. HATEMİ: " İSLÂM'IN BAŞINA ÇORAP ÖRÜYORSUNUZ."


Hüseyin Hatemi— Yani, vahiy iddiasını bırakın, siz islâm'ın başına çorap örülüyor diye benim gibi mütevazi, vahiy iddiasında

bulunmayan, Allah'ın Resulüne iman eden bir Müslüman olarak konuşacaksanız konuşalım, islâm'ın başına ne çorap örüldüğünü.

Ama vahiy iddiasında bulunuyorsanız, İslâm'ın başına örülmek istenen en büyük çorabı siz örüyorsunuz demektir.


iskender Evrenosoğlu — Hatemi bey, Allahûteâla'nm bir takım hakikatleri var. Bu hakikatler, 14 asır evvel sahabe tarafından

yaşandı. Bu yaşanan şeylere dikkatle bakın. Benim söylediğim şeyler yaşanmış.


Hüseyin Hatemi— O konuda tek...


İskender Evrenosoğlu — Yani benim söylediğim.


Hüseyin Hatemi — Benim söylediğim üçüncü ihtimal var mı onu söyleyin? Yani...Ya siz...


Hulki Cevizoğlu — Sayın Hatemi, biraz hatta kalalım Sayın Evrenosoğlu cevap versin.


Hüseyin Hatemi— Peki.


iskender Evrenosoğlu — Allahûteâla'nm indinde Allah'ın bütün insanlara farz kıldığı bir takım sistemler var. Bir insan Kur'an-ı

Kerim'de de belirtildiği gibi üç tane vücuttan oluşuyor. Nefsi var, ruhu var ve fizik vücudu var. Bunlar zamanımızda iki vücuda

indirilmiş, insanın ruhu var ve fizik vücudu var diyorlar. Ama insanın nefsi de var, ruhu da var, fizik vücudu da var.


İşte Allahûteâla'nm ifadesi Şems sûresinin 7. ayeti kerimesinde, 'o nefse ve onu seva edene' diyor.(*) Fizik vücudumuzun varlığı,

ruhumuzun varlığı üç ayrı bölüm oluşturuyor.


(*) Şems sûresinin ilk 10 ayeti birleşiktir. Adı "güneş" anlamına gelmektedir. Ancak ayet, l. Evrenosoğlu'nun söylediğinden çok

daha farklı ve kapsamlı. (H.C)


91


Hüseyin Matemi — Siz bunları söyleyebilirsiniz ama, bunların sizin peygamberlik iddianızı teyid eden hiçbir tarafı yok ki,..


iskender Evrenosoğlu — Hatemi Bey, ben peygamberlik...


Hüseyin Hatemi— Kur'an-ı Kerim'den vahiy, size vahiy geldiğinin delilini gösterin, o zaman benim söyleyecek sözüm kalmaz.

Ben size okuyorum, En'âm sûresini Hz. Peygamberin Hatemül nebiyyin olduğunu, vahiy iddiasında bulunanın aklı başındaysa

mecnun değilse, akıl hastası değilse, sorumluluğu çok ağır olan bir sahtekâr olduğunu En'âm sûresinin 93. ayetini burada

okuyarak söyledim.


Siz şimdi bana, niye mesela Yaşar Nuri Bey'e teklif ettiğiniz yemini bana teklif etmiyorsunuz?


iskender Evrenosoğlu — Etmez olur muyum,


Hüseyin Hatemi— Efendim.


iskender Evrenosoğlu — Size de teklif ediyorum.


Hüseyin Hatemi— Peki ediyorsanız ben de söyleyeyim. Vallahi, billahi, tallahi ya yalancısınız, amatör deccalsınız, yahut da daha

büyük bir ihtimalle belki orasını Allah bilir, ama bu iki ihtimalin dışında birşey yoktur. Ben de bu iki ihtimale yemin ediyorum ki,

hiç şüphesiz vallahi, billahi, tallahi ya yalancısınız, ya sahtekârsınız yahut mecnunsunuz.


Hulki Cevizoğlu— Peki, Sayın Hocam... EVRENOSOĞLU: "HERŞEYİ BANA ALLAH YAZDIRDI"


iskender Evrenosoğlu— Ben de, Kur'an-ı Kerim'in üzerine el basarak yemin ediyorum ki, o Risalet Nurları'ndaki herşe-yi bana

Allah yazdırdı.


Hüseyin Hatemi— Ama, şimdi yalan yere yemin etmeye cesaret ediyorsanız, hayırlı olsun.


iskender Evrenosoğlu — Şimdi Hatemi Bey, bir dakika beni dinleyin, ikimizden birisi yalan söylüyor Hatemi Bey.


92


Hulki Cevizoğlu — Hatemi Bey, bir saniye lütfen. Hüseyin Hatemi— Doğru.


iskender Evrenosoğlu — Allahûteâla'nın lanetini yalan söyleyenin üzerine davet ediyorum.


Hüseyin Hatemi — Evet be n de. iskender Evrenosoğlu — ^öyleyin lütfen aynı şeyi.. Hüseyin Hatemi— Ben de aynı şeyi davet

ediyorum. iskender Evrenosoğlu—Söyleyin lütfen.


Hüseyin Hatemi— Evet, Allah'ın lanetini yalan söyleyinin üzerine davet ediyorum.


iskender Evrenosoğlu— Hay, Allah razı olsun. Tamam. Hüseyin Hatemi— Benim korkum yok ki.


iskender Evrenosoğlu — Şimdi Hatemi Bey, beni hiç dinlemediniz. Benim hakkımda Allahûteâla'dan vahiy aldığım dışında hiçbir

şey bilmiyorsunuz.


Hüseyin Hatemi— Hayır. Ben size şey diyorum.


iskender Evrenosoğlu — islâm'ın nasıl bir tehlike karşısında kaldığından da haberiniz yok.


Hüseyin Hatemi— Ben size samimiyetle şu, hayır... iskender Evrenosoğlu— Bu istikamette..


Hulki Cevizoğlu — Hüseyin Bey biraz sessiz kalalım lütfen...


iskender Evrenosoğlu — Size diyorum ki, Hüseyin Bey; bir televizyonun karşısında olmayalım. Gelin sizinle bir gece beraber

geçirelim bakalım. Birkaç gece konuştuğumuz zaman acaba aynı şeyleri söyleyebilecek misiniz?


Hüseyin Hatemi — Hayır, niye bir mecnunla veya bir sahtekârla beraber olayım?


iskender Evrenosoğlu — Şu anda ben diyorum ki size,


93


islâm korkunç bir tehlikenin karşısında diyorum, islâm'ın kolları ve bacakları kesilmiş diyorum. Siz bunları benimle konuşmaktan

bile kaçıyorsunuz.


Hüseyin Hatemi— Hayır ben hiçbir şeyden kaçmıyorum. Ama siz bunları söyleyerek...


iskender Evrenosoğlu— Programın başından beri bana hiçbir şey söylettirilmedi.


Hüseyin Hatemi — O yüzden bilmeden söylettirilemez. Ancak biçare müridlerinizin dikkatini çekebilirsiniz. Bu yemler bana

atılacak oltaya göre, yemler değil. Bunu nazikane ihtar e-diyorum.


Hulki Cevizoğlu— Hocam, Sayın Hatemi, yemin ettiniz, Sayın Evrenosoğlu'da yemin etti. Ben sizi biraz sessizliğe davet

ediyorum. Bu yemininizden sonra sizin sorduğunuz soruların cevabını...


Hüseyin Hatemi— Bunlar cevap değil ki.


Hulki Cevizoğlu— Cevap alacağım efendim. Bir saniye, Hocam bir saniye lütfen.


Evet, buyurun siz, yeminli bir soru sordu Sayın Hatemi; "ya amatör deccalsiniz, mecnunsunuz, yani ondan birisiniz. Yalan

söylüyorsunuz" dedi. Siz de yemin ettiniz, ne olduğunuzu bu yemin doğrultusunda söyleyin.


iskender Evrenosoğlu— Ben de yemin ettim ki,"o Risalet Nurları isimli kitabı bana Allahûteâla yazdırdı" dedim.


Hulki Cevizoğlu — Yani amatör deccal değilim diyorsunuz.


iskender Evrenosoğlu — Yani amatör deccal değilim.Yani bu arada bir tek deccalin var olduğunu ben. Benim söylemek

istediğim şeyler islâm alemini kurtaracak olan şeyler ama, söylediklerimin hiçbirisi dikkate alınmıyor.


Dikkat edin, lütfen dikkat edin sözlerime; benim bugüne


94


kadar çıkmış 83 tane kasetim var. Her bir kasette bir başka konu işlenmiştir. 23 senedir ben bu sistemin içindeyim ve islâm'ın

korkunç bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu bütün insanlara ve bunu bana söyletmemek için.


Hulki Cevizoğlu — insanlar onun farkında, bizde onun için bu programı yapıyoruz.


iskender Evrenosoğlu — insanlar onun farkında değil efendim, insanlar onun ne yazık ki farkında değil, insanlar Allahûteâla'nm

temel kaidelerini unutmuşlar. Unutanlardan bir tanesi de Hüseyin Hatemi Bey. Unutmuşlar, Allahûteâla diyor ki, 'ruhunuzu bana

ulaştırmak mecburiyetindesiniz' diyor.


Hulki Cevizoğlu— Sizin nebi ya da resul olduğunuzla bunun ne alakası var diye sorular geliyor. Ben de onu soruyorum size? Yani

Allah'ın sözleriyle nebi olduğunuz anlamına gelmiyor.


iskender Evrenosoğlu , Benim nebi veya resullüğüm üzerinde durulması gereken bir konu değil. Söylediklerim önemli. Eğer bu

söylediklerimizi Hüseyin Hatemi Bey dinlemiş olsaydı, bana bu şekilde konuşamazdı. Bunları hiçbir zaman söyleyemezdi.


Ama siz bana, buraya geldiğimden bu tarafa hep benim şahsiyetim üzerinde duruyorsunuz. Ben kimim. Bu kitap bana nasıl

yazdırılmış. Vahiy neymiş. Ama önemli olan bunlar değil.


Hulki Cevizoğlu — Basit diyorsunuz bunlar.


iskender Evrenosoğlu — Hayır efendim önemli olan bunlar değil.


iskender Evrenosoğlu — Gayet tabii. Önemli olan şey Allahûteâla'nm bütün insanlara emrettiği şeyler ve bu emredilen şeyler

insanlar tarafından yok edildi asırlar boyunca.


Allahûteâla Kur'an-ı Kerim'e farz koymuş. Biz farzları ortadan kaldırmışız, Hüseyin Hatemi Bey'de bunun farkında değil.


95


Sadece Hüseyin Hatemi Bey değil efendim bu da farkında değil. Bunun statüsünde olanlar da farkında değil.


Yani asırlar boyunca iblis deveyi hamuduyla yutmuş ve insanlar nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduklarının farkında değil. Şu

anda dikkat edin bütün islâm alemi cehenneme mahkum olmuş durumdadır.


Hulki Cevizoğlu— Anladım da Sayın Evrenosoğlu,...


iskender Evrenosoğlu — Anlamadınız efendim, hiçbir şey anlamadınız sözlerimden. Ne siz anladınız, ne Hüseyin Hatemi Bey

anladı ne de bu zat anladı.


Hulki Cevizoğlu — Peki ben size kızmayacağım.Yani kızmak istemiyorum, kızmayacağım.


iskender Evrenosoğlu — Sözlerim ama bitmedi. Hani bana bir konuşma hakkı verecektiniz.


Hulki Cevizoğlu— Bana sataştınız şimdi. Buyurun.


iskender Evrenosoğlu — Bunların üzerine bana bir söz hakkı vermelisiniz. Ben rahat rahat konuşabilmeliyim.


Hulki Cevizoğlu — Ama ben de size diyorum ki, sîzin Allah'ın bir başka sözünü, bir doğruyu söylemeniz, sizin doğru olduğunuz

anlamına gelmez. Ben de çok sayıda hadis ve ayet söyleyebilirim, bilebildiğim kadarı ile. Ama bu, bu tartışmamızın veya bir başka

konunun doğru olduğunu göstermez. Siz kendi doğrunuzu bana söyleyin. Yoksa Kur'an-ı Kerimi tartışmıyoruz. Hadisleri tartı

şmıyoruz burada...


iskender Evrenosoğlu — Kur'an-ı Kerim'i tartışıyoruz, hadisleri tartışıyoruz. Asıl önemli olan o zaten.


Bakın ne kadar önemli bir şeyden bahsediyorum: Bu Sayın Profesörlerden hiçbirisi karşımıza çıkıp da bunlar gerçek değildir

diyemez.


Hulki Cevizoğlu — Hepsi karşınızda şu anda, buradalar işte bakın... Ama cevap vermiyorsunuz siz. Soru sordu, Sayın Hatemi.

Cevap vermiyorsunuz.


96


iskender Evrenosoğlu — Söyletmiyorsunuz ki, neyin cevabını vereceğim? Diyorum ki, islâm büyük bir tehlikenin karşısında

diyorum, siz bana başka şeylerle cevap veriyorsunuz.


Yaşar Nuri Öztürk— Doğru, doğru haklısınız.


iskender Evrenosoğlu — Yani beni o istikamette konuşturmamak konusunda. O zaman şunu rica edeceğim sizden...


Hulki Cevizoğlu — Sürenizi yanlış kullanıyorsunuz.


iskender Evrenosoğlu — Bana şu andan itibaren 1 saatlik bir müsaade vereceksiniz, ben sadece konuşacağım. Ama hiç sözümü

kesmeyeceksiniz. Bakalım Sayın Hüseyin Hatemi Bey o bir saatin sonunda aynı şeyi düşünebilecek mi?


Hulki Cevizoğlu — Tabii, ama siz başından beri... iskender Evrenosoğlu — Ne tabii, ne tabii..


Hulki Cevizoğlu— Başından beri siz olmayacak şeyleri söylüyorsunuz gibi geliyor bana, ben de bunların doğrularını söylüyorum.

Şu andaki istediğiniz şey de olmayacak bir şey. O-lacak şeyleri bu akşam yapalım, siz verebildiğiniz kadar cevabı verin.


iskender Evrenosoğlu — Ama bu istikamette siz bana hiç söz hakkı vermediniz. Bakınız kaç saattir buradayım. Bir tek mesaj

vermek istiyorum, onu verdirmiyorsunuz.


Hulki Cevizoğlu — Bu sizin yaptığınız bir taktik mi acaba? iskender Evrenosoğlu — Neden taktik... Hulki Cevizoğlu —Eğer

taktikse,...


İskender Evrenosoğlu — Bu kadar korkunç bir tehlikeden bahsediyorum. Tehlikenin olmadığını bana söylesinler bakalım.


Hulki Cevizoğlu— Hayır, hayır. Bu yaptığınız bir taktik mi acaba? Bir konuşma taktiği mi? Yani sorulara cevap vermeden sürekli

sözümü kesiyorsunuz cümlesini kullanmak, cevaptan kaçmak için bir taktik mi?


97


iskender Evrenosoğlu— Hangi sorunun cevabını istiyorsunuz? Sual sordunuz biz de cevap verdik. Deccalmısmız dediniz, değiliz

dedik. Bu Allahûteâla'nın hakikatlerine söyleyenlerin sözünü kesmek aslında Deccallıktır.


Hulki Cevizoğlu—Peki. Allah korusun. Sayın Halemi, hatta mısınız Hocam? Hüseyin Hatemi— Evet.


Hulki Cevizoğlu— Son sorunuz varsa, bakın net cevaplar gelmeye başlıyor galiba, onu da alalım sizden.


Hüseyin Hatemi— Ama hiç bir net cevap gelmedi ki. (......) Sorumda alakasız.


Peki son olarak ben şunu soruyorum: En'âm sûresinin bu ayetinin kapsamına, 93. ayetinin kapsamına hangi delille, hangi

cesaretle, gönül rahatlığı ile kendisini sokmuyor. Buna cevap versin. Bu cevabın tarzına göre, yani mecnun olduğu yahut şarlatan

olduğu anlaşılır.


t


Hulki'Cevizoğlu — Peki çok teşekkür ediyorum, Hocam. İyi geceler sağ olun. Onun cevabını alacağız burdan.


iskender Evrenosoğlu— Ne dedi. En'âm sûresinin kaçıncı ayeti dedi?


Hulki Cevizoğlu—93. dedi.


iskender Evrenosoğlu — Şimdi diyor ki, "Allah'a karşı yalan uyduranlar veya kendisine birşey vahiy edilmediği halde bana da

vahyoldu diyenden bir de Allah'ın indirdiği gibi ben de indireceğim diye söyleyenden daha zalim kim olabilir".


Hulki Cevizoğlu— Devamını da okuyun istersiniz.


iskender Evrenosoğlu — Şimdi yani, Sayın Hüseyin Hatemi, devam edelim; "Ölüm dalgalar içinde meleklerin de pençelerini

öperek kendilerine haydi canlarınızı verin, Allah'a karşı haksız olarak söylediğiniz ve Allah'ın ayetlerine büyüklük tas-


98


ladığınız içindir ki, bugün alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız dediklerinde sen o zalimleri bir görsen."


Hulki Cevizoğlu — Tam değil ama, yaklaşık olarak...


iskender Evrenosoğlu — Şimdi Hüseyin Hatemi Bey, benim söylediklerimin -burada başka, orada başka yazmış ama, aslında

aynı kelimelerin farklı ifadeleri- yalan olduğundan emin. Böyle bir kanının sahibi. Öyleyse, bunları ben uydurmuş oluyorum.

Dolayısıyla da bu ayeti kerimeye göre, ben Alla-hûteâla bana ayet indiriyor diyorum, halbuki, aslında Alla-hûteâla bana ayet

indirmemiş ve Hüseyin Hatemi Bey yemin de etti, biz de yemin ettik.


"BİRİSİ BELASINI BULACAK"


Hulki Cevizoğlu — Allah kabul etsin, iki yemininizi de. iskender Evrenosoğlu — Alteh razı olsun. Yaşar Nuri Öztürk— Biriniz

belasını bulacak.


iskender Evrenosoğlu— Evet. Birimiz belasını bulacağız. Eğer...


Hulki Cevizoğlu — Hayırlı program yapıyorum ben.


Yaşar Nuri Öztürk — Hatemi'nin yeminine ben aynen katılıyorum.


Hulki Cevizoğlu — Bela anmayalım hayırlısıyla bu programı sona erdirelim.


İskender Evrenosoğlu — O zaman niye buraya el basıp da söylemiyorsunuz aynı şeyi?


Yaşar Nuri Öztürk— Buyurun, efendim. Buyurun.


iskender Evrenosoğlu— Madem ki, aynen katılıyorsunuz niye el basmıyorsunuz?


Yaşar Nuri Öztürk — Bir tane yemini var ortada, buyurun...


99


Hulki Cevlzoğlu- Hocam bir saniye lütfen.

iskender Evrenosoğlu - Hayır efendim. Madem ki, öyle söyledi, ben de yemin edeceğim diyorsunuz, işte burada Kur'an-ı Kerim.


Hulki Cevizoğlu- Gene cevap alamadık.


iskender Evrenosoğlu-Birimiz, Allahûteâla'nın cezasıria uğrayacağız. Lütfen elinizi koyun Kur'an-ı Kerim üzerine yemin edin.


Yaşar Nuri öztürk- Hatemi son sözü söyledi aslında.


Hulki Cevizoğlu-Bakın yeni bir taktikle yine cevap vermediniz. Sonra diyorsunuz ki, beni konuşturmuyorsunuz. Buyurun açtınız

(Kur'an-ı Kerim'i) okudunuz cevap verin. Orada cevap vermiyorsunuz, sataşıyorsunuz, buyurun cevap verin.


iskender Evrenosoğlu - Sataşma bu taraftan geliyor.


Hulki Cevizoğlu- Siz o taraftan gelenleri duymamış gibi olun.


iskender Evrenosoğlu - Bu ayeti kerime Allahûteâla'nın açıkça söylediği bir hususu anlatıyor. Yani bir insan, aslında kendisine

Allahûteâla birşey söylemediği halde bir şeyler uyduruyor.


Hulki Cevizoğlu-Evet, anladım.


İskender Evrenosoğlu - Ve Hatemi Bey de benim bir şeyler uydurduğumdan emin. Onun için yemin de etmiş durumda. Ben de

bunların hepsinin bana Allahtûeâla tarafından söylendiğinden eminim, yazdırıldığından eminim, ben de yemin etmiş durumdayım.


Yaşar Nuri Öztürk- Müsaade etseniz de şu yazılanlardan biraz okuyalım.


iskender Evrenosoğlu - Şu inanmayanlardan bir tanesi de, Yaşar Nuri Öztürk Bey, onun da Kur'an-ı Kerim'e el basıp yemin

etmesi lazım burada, herkesin huzurunda.


100


Hulki Cevizoğlu - Efendim, isterseniz ben yemin edeyim. Ben şöyle yemin edeceğim size. Yemin etmeme gerek yok, ben yemin

etmeden de doğruları söylemeye çalışan bir insanım ama sizi tatmin etmek için yemin edeceğim kendi mesleğim ile ilgili.


iskender Evrenosoğlu - Evet. Yemin edin lütfen.


Hulki Cevizoğlu -Bu programda size doğruları sormak i-çin, inandığım doğruları sormak için yemin ediyorum. Şimdi bakın o

zaman sizde bana ...


iskender Evrenosoğlu - Tamam, inandığınız doğruları sormak için yemin ettiniz.


Hulki Cevizoğlu - inanmadığım şeyleri mi sorayım size?


iskender Evrenosoğlu - Benim yalan söylediğime dair yemin etmiyorsunuz, bu yemin değil.


Hulki Cevizoğlu - Cevap verirseniz, onu soracağız.


iskender Evrenosoğlu - Benim için sözkonusu olan şey, söylediğim şeylerin doğru veya yanlış olduğunun tartışılması değil. .


Hutki Cevizoğlu - Peki ben bu konuya geliyorum. Bakın yeminimi de kabul etmediniz siz, başka şeye saptınız.


iskender Evrenosoğlu - Efendim neyi kabul etmedim?


Hulki Cevizoğlu - Benim yeminim geçerlidir. Ben sizin a-yetlerinizden sizin iddianıza göre yaklaşık, yanlışım varsa düzeltin lütfen.?


iskender Evrenosoğlu - Lütfen efendim. Şimdi ben konuşacağım.


Hulki Cevizoğlu - Dinlemeye tahammülünüz yok mu?


iskender Evrenosoğlu - Tahammülüm yok çünkü siz bana hiç söz hakkı vermediniz.


Hulki Cevizoğlu - Efendim ayetlerinizi soracağım size. Kendi ayetlerinizi?


101


iskender Evreriosoğlu - Şimdi ben söylemek istediklerimi söylemek istiyorum müsaadenizle. Hüseyin Matemi Bey'in de

duymasını istiyorum. Ayetleri de ondan sonra sorun bana, sabaha kadar vaktimiz, var.


Hulki Cevizoğlu- Buyurun, o kadar yok ama buyurun.


iskender Evrenosoğlu- Ne kadar varsa. Şimdi konuların iki tane temeli var. Hiç anlamıyorlar söylediklerimi bakın dikkat edin.


Yaşar Nuri Öztürk- Özüne gelin.


iskender Evrenosoğlu- Hayır efendim, özüne gelmeyeceğim. Bu sefer konuşacağım.


Hulki Cevizoğlu- Dışından dolaşın o zaman buyurun.


iskender Evrenosoğlu - Allahûteâla'nm indinde insanlar, mutlaka saadete ulaştırılması gereken varlıklar olarak görünüyor. Bu

saadet, Allahûteâla tarafından insanların üzerine farz kılınmış durumda. Allahûteaela A'raf sûresinin 172. ayeti kerimesinde diyor

ki, "Biz ezelde bütün Ademoğullarını huzurumuza topladık, onların hepsine dedik ki, ben sizin rabbiniz değil miyim?" (*) Sonra da

Allahûteâla'nm bizlerden o gün yemin ni-sak ve aht aldığını görüyoruz.


işte Allahûteâla Müddessir sûresinin 38-39 ve 40. ayetlerinde yeminimizden bahsediyor. Diyor ki, "Allahûteâla'nm huzurunda

bütün nefsler kazandıkları dereceler itibariyle rehinedirler. Ama yemin sahibi olan nefsler, onlar cennette olacaklardır" diyor

Allahûteâla.


Şimdi burada nefsimizin Allah'a verdiği bir yemin oldu. Sonra Allahûteâla, ruhumuzun ahtini söylüyor. Ra'd sûresinin 20 ve 21.

ayeti kerimelerinde. Diyor ki Allahûteâla orda da, "Onlar ahitlerini ifa ederler, yerine getirirler. Allah'a verdikleri


(*) A'raf sûresi 172.ayetin meali aynen şöyle: "Kıyamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Âdem

oğullarından,onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: Ben sizin Rabbiniz değil

miyim?(Onlar da), Evet (buna) şahit olduk, dediler." (H.C)


102


yeminleri hepsini misaklerini nakz etmezler, bozmazlar. Napar-lar? Ve onlar Allah'ın, ona Allah'a ulaştırılmasını emrettiği şeyi ona

ulaştırırlar."


Yani Allah'a verdiğimiz misak, ruhumuzun Allah'a ulaşması istikametinde Allah'tan, bizden aldığı bir söz.


Bununla da yetinmiyor Allahûteâla; fizik vücutlarımızdan da aht alıyor. Yasin sûresinin 60 ve 61. ayeti kerimeleri. Diyor ki, "Ey

Ademoğullan ben sizlerden aht almadım mı, şeytana kul olmayacaksınız diye? Çünkü şeytan size apaçık bir düşmandır ve ben

sizden bana kul olacağınız için, kul olmanız için aht almadım mı?" (*)


Yaşar Nuri Öztürk - Doğru.. Doğrudur.


iskender Evrenosoğlu - Böyle diyor. Öyleyse, yeminlerimiz misaklarımız ve ahtlerimiz var Allahûteâla'ya verilmiş. Bu ahtlerin,

misakların yerine getirilmesi için Allahûteâla üzerimize farzlar koymuş. Demin o farzları anlatırken bir yerde kaldık, 6. farzdaydık

ve Allahûteâla, selam yurduna çağırır diyor ve onları diyor, selam yurduna çağırdıklarını sırat-ı müstakime ulaştırır diyor.


Şimdi sırat-ı müstakim kavramını, ben Sayın Hocamıza veya Hüseyin Hatemi Bey'e sorsam, bana diyecekler ki, doğru yol. Ama

Kur'an-ı Kerim öyle söylemiyor.


Hulki Cevizoğlu - Ne söylüyor.

iskender Evrenosoğlu - Kur'an-ı Kerim'in söylediği şey sırat-ı müstakim Allah'a ulaştıran yol olduğu. Nisa sûresi-nin175. ayeti

kerimesinde Allahûteâla diyor ki, "Kim Allah'a sarılmayı dilerse, Allah onları rahmetinin ve farzının içine koyar ve onları kendisine

ulaştıran sırat-ı müstakime ulaştırır." (**)

(*) Yasin sûresi 60 ve 61. ayetlerinin anlamı burada kastedilene yakın ama, i-fadeler böyle değil. (H.C)

(**) Nisa sûresi 175. ayetin meali:"Allah'a iman edip O'na sımsıkı sarılanlara gelince Allah onları kendinden bir rahmet ve lütuf

(deryası) içine daldıracak ve onları kendine doğru (giden) bir yola götürecektir." (H.C)


Kendisine ulaştıran sırat-ı müstakim, insan ruhunun seyr-ü sülük adı verilen bir yolculukla Allah'a ulaştığı yol.

Bir diğer ayeti kerime; Allahûteâla Müzzemmil sûresinin 8. ayeti kerimesinde "Allah'ın ismiyle zikret ve herşeyden kesilerek

(arapça) Allah'a dön" diyor.


Hulki Cevizoğlu- Bir yere bağlayalım.



__________________
Asaf'ın miktarını bilmez Süleyman olmayan. Bilmez insan kadrini alemde, İNSAN olmayan.
Yukarı dön Göster Akik's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Akik Ziyaret Akik's Ana Sayfa
 
Akik
Ozel Grup
Ozel Grup
Simge

Katılma Tarihi: 25 nisan 2005
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 450
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Akik

BOLUM-2

RUHU ALLAH'A ULAŞTIRMAK

iskender Evrenosoğlu - Bir yere bağlandık. Şimdi-Allahûteâla ruhumuzun Allah'a ulaşmasını, ölmeden evvel Allah'a ulaşmasını,

hayata iken Allah'a ulaşmasını üzerimize farz kılmış 7 defa. Nefsimizin teskiyesini 3 defa farz kılmış. Fizik vücudumuzun Allah'a

kul olmasını, yine 3 defa farz kılmış.


Hulki Cevizoğlu- Peki, o zaman niye ölüyoruz?


iskender Evrenosoğlu - işte sizin de, başkalarının da anlayamadığı şey bu zaten, insan ruhu Allah'a 2 defa ulaşıyor.


Hulki Cevizoğlu- Birisi ölmeden birisi öldükten sonra.


iskender Evrenosoğlu - Birisi ölmeden evvel, birisi öldükten sonra. Bakara süresinin 46. ayeti kerimesinde Allahûteâla bunu

söylüyor. Diyor ki, "ve onlar yakın hasıl ederek inanırlar ki, ölmeden evvel ruhlarını Allah'a ulaştıracaklardır. Allah mün-akid

olacaklardır.Sonra da Allah'a rücu edeceklerdir. Tekrar geri döndürülecektir ruhları." (*)


Hulki Cevizoğlu- Yani bizim anlamadığımız o, biri ölmeden önce, biri öldükten sonra olacaktır.


iskender Evrenosoğlu -Yani birincisinde ruhlarımızı ölmeden evvel Allah'a ulaştırmamız sözkonusu. Bunun adına, Kur'an-ı Kerim

hidayet diyor.


(*) Yine yanlış söylüyor. Bakara sûresi 46. ayetin meali şöyle: "Onlar, kesinlikle Rablerine kavuşacaklarını ve O'na döneceklerini

düşünen ve bunu kabullenen kimselerdir." Görüldüğü gibi, hiç de, "ölmeden önce" kavramı yok. (H.C)


104


Demin bana velayeti sordunuz.Velayetin elde edilebilmesi için ruhumuzun mutlaka Allahûteâla'nın zatına ulaşması lazım, işte bu

üzerimize 7 defa farz kılınmış. Bu husus.


Hulki Cevizoğlu - Farz yapılması şart olan, değil mi? iskender Evrenosoğlu - Evet, efendim.


Hulki Cevizoğlu- Biz zorla ulaştıramayız ki, ruhumuzu oraya...


iskender Evrenosoğlu- Ruhumuzu Allahûteâla'ya ulaştırmamız, her zaman mümkündür.


Hulki Cevizoğlu- Nasıl yapacağız?


iskender Evrenosoğlu - Allahûteâla bunu üzerimize farz kıldıysa, bunun yollarını gösteriyor. Bunun yolları mutlaka bir rüşte

ulaşmaktan geçer, geçiyoruz onu.


Bir insanın ruhunu Allah'a ulaştırması 7 defa üzerimize farz kılınmış.


Hulki Cevizoğlu - Anladık onu efendim,


iskender Evrenosoğlu - Bu, bundan 14 asır evvel bütün sahabe tarafından gerçekleştirilmiş. Zümer sûresinin 18. ayeti

kerimesinde Allahûteâla sahabe için diyor ki, "onlar ruhlarını Allahûteâla'ya ulaştırdılar". (*)


Hulki Cevizoğlu- O zaman biz yaşasaydık, biz de ulaştırabilirdik.


iskender Evrenosoğlu - Efendim lütfen kesmeyin sözümü sözümü tamamlayayım.


Hulki Cevizoğlu - Hz. Muhammed vardı yani...


iskender Evrenosoğlu -Bundan 14 asır evvel bütün sahabe ruhlarını Allahûteâla'ya ulaştırmışlar. Allah'ın bu farz emrini yerine

getirmişler. Zümer sûresinin 18. ayeti kerimesinde.

Hulki Cevizoğlu - 14 asır sonra bugün...

(*) Burada böyle bir açıklama yok.(H.C)


iskender Evrenosoğlu- 14 asır sonra bugün, insanlar Allahûteâla'nın bu farzını unutmuşlar, işte unutanlardan bir tanesi de Yaşar

Nuri Öztürk, bir tanesi Sayın Hüseyin Matemi.

Allahûteâla bunları farz kılmışsa, bütün sahabe bunları gerçekleştirmişse ve sahabenin bu söylediğim 3 tane yemini

gerçekleştirmesi sebebiyle Allah'ın cennetine ulaşması kesin-leşmişse, hem Allahûteâla A'raf sûresinin 153. ayeti kerimesinde,

hem de Tevbe sûresinin 100. ayeti kerimesinde, ikisinde de sahabenin cennet saadetine ulaştığını söylüyor. (*)

Hulki Cevizoğlu- Ama, bir saniye nereye varmaya çalışıyorsunuz?

iskender Evrenosoğlu -"Şuraya varmaya çalışıyorum. Allahûteâla'nın üzerimize farz kıldığı bu hususlar, 14 asır evvel bütün sahabe

tarafından gerçekleştirilmiş ve bunlar Kur*an-ı Kerim'in farzları.

Hulki Cevizoğlu - Söylediniz bunları, üçüncü söyleyişiniz.

iskender Evrenosoğlu - Üçüncü söyleyişim, bir dördüncü defa daha söyleyeceğim, herkes anlayana kadar. Çünkü, bugün

farzların arasında Allah'ın bu farzları yok. Artık farzların arasında bunlar yok ve insanlara bunların farz olduğu; ne Diyanet işleri

Teşkilatı tarafından, ne ilahiyat Fakültesi tarafından öğretilmiyor.

Hulki Cevizoğlu- Evet, evet.

iskender Evrenosoğlu - Şimdi bakınız, dikkat ediniz sözlerime. Herhangi bir farzdan bahsetmiyorum.

Hulki Cevizoğlu- Çok önemli bunlar.

iskender Evrenosoğlu - insanların mutlak saadete ulaşacakları bir farzdan bahsediyorum. Yani bir insanın cennet saadetine

ulaştırılmasını Allahûteâla bunlara bağlamış. Bakın ne diyor; diyorki, "bunları gerçekleştiren diyor takva sahibi olur.

(*) A'raf sûresi değil, Tevbe sûresi doğru. (H. C)

Necm sûresinin 32. ayeti kerimesi Allahûteâla buyuruyor; diyor ki, "boşuna nefslerini teskiye ettiğinizi söylemeyin, böyle bir

iddiada bulunmayın. Çünkü Allah takva sahiplerini bilir."

Anlıyoruz ki takva sahibi olmak nefsin teskin olmasına bağlı. Rum sûresinin 31. ayeti kerimesinde "Allahûteâla rabbi-nize dönün

ve böylece takva sahibi olun". (*)

Hu(ki Cevizoğlu - Bunu söylediniz. Takvayı açıkladınız ve öteki ayetleri açıklamanıza gerek yok.

iskender Evrenosoğlu - Takva için de aynı ayeti kerimeyi kullanıyorum. Allahûteâla diyor ki, Allah'a dönün de takva sahibi olun.

Bakara sûresinin 21. ayeti kerimesinde Allahûteâla diyor ki, "fizik vücudunuzu Allah'a kul edin ve takva sahibi olun". (**)

Yani bir insanın takva sahibi olması, Sayın Hocamızın söylediği gibi, Allah'ın tarzına iştirak etmek değil. Allahûteâla'nın söylediği

şey açık ve kesin, bir insan nefsini teskiye ettiği zaman takva sahibi olur, ruhunu Allah'a ulaştırdığı zaman takva sahibi olur, fizik

vücudunu Allah'a kul ettiği zaman takva sahibi olur.

Âl-i Imrân sûresinin 15. ayeti kerimesinde Allahûteâla diyor ki, "cennet takva sahipleri için". Bütün takva sahiplerinin Allah'ın

cennetine gireceğinden bahsediyor.

Hulki Cevizoğlu - Onları anladık,

iskender Evrenosoğlu- Anlamadınız efendim. Anlamadınız, çünkü...

Hulki Cevizoğlu- Beni anlamış varsayın lütfen, ben size başka bir soru sormak istiyorum.

iskender Evrenosoğlu - Hayır efendim başka bir soru... ,Şu anda...

(*) Bu ayetlerde başka konular anlatılıyor. (H.C)


(") Bu da yanlış. Bakara sûresi 21.ayetin meali şöyle: "Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz.

Umulur ki, böylece korunmuş (Allah'ın azabından kendinizi kurtarmış) olursunuz". (H.C)

Hulki Cevizoğlu- Beni anlamış kabul edin bunu.

iskender Evrenosoğlu - Bir dakika bu sefer sözlerimi tamamlamak istiyorum. Lütfen biraz bana müsaade edin.

Hulki Cevizoğlu- Ama çok uzun olmasın, olur mu?

iskender Evrenosoğlu- Ama neden mütamadiyen sözümü kesiyorsunuz. Bakın ben bunları söylemek için buradayım. Siz niçin bu

kadar...

Yaşar Nuri Öztürk - Hulki Bey, yapmayın lütfen. Yapmayın bunu canım...

iskender Evrenosoğlu - Siz bilmediğiniz şeylerin arkasına saklanarak...

Y. N. ÖZTÜRK: "ZAVALLI SENİ..."

Yaşar Nuri Öztürk - Bir saattir canım, bırak Allah aşkına bırak...

iskender Evrenosoğlu - Profesörlük maskesi altında insanlara AHahûteâla'nın bütün hakikatlerini unutturmuşsunuz.

Yaşar Nuri Öztürk - Zavallı seni, zavallı seni...

iskender Evrenosoğlu - Hangimizin zavallı olduğunu ancak sizinle uzun uzun konuştuktan sonra anlayacağız.

Yaşar Nuri Öztürk- Tövbe et diyoruz, etmiyorsun,........

ol diyoruz olmuyorsun.

iskender Evrenosoğlu - Tövbe etmek durumunda olan sizsiniz.

Hulki Cevizoğlu- Ben size başka bir sûre okuyacağım.

iskender Evrenospğlu - Sözlerim bitmedi efendim, bir dakika.. Bitirmeme mani oluyor.

Hulki Cevizoğlu- Ama tekrar bu yoJa saparsanız ben keseceğim, ben devam edeceğim.

iskender Evrenosoğlu - O zaman cevapları kendiniz verirsiniz.

Hulki Cevizoğlu- Nasıl isterseniz.

iskender Evrenosoğlu - Öyleyse, lütfen sözlerimi dikkatle dinleyin.

Hulki Cevizoğlu - Dinliyoruz efendim, dinliyoruz.

iskender Evrenosoğlu - Bu Sayın Profesörün gülücüklerle karşıladıkları şeyler var ya...

Hulki Cevizoğlu - Sürenizi harcamayın öyle.

iskender Evrenosoğlu - Evvela sözlerimin burasının sizin tarafınızdan öğrenilmesi önemli değil; bütün kamuoyunun bunları

öğrenmesi lazım.

Yaşar Nuri Öztürk- Süresini falan harcamıyor Hulki Bey siz zaten konuştukça süre veriyorsunuz kardeşim.

iskender Evrenosoğlu - Eğer Allahûteâla bu yeminleri misakları antları üzerimize farz kılmışsa, bütün sahabe bundan 14 asır evvel

bunları gerçekleştirmişse, Allah'ın cennetine ulaşmışsa ve bunları yapmakla sadece insanlar Allah'ın cennetine ulaşabilecekse ve

bugün bunlar, bu Allahûteâla'nm hakikatlerini insanlardan gizliyorsa o zaman büyük bir vebal almış değiller mi üzerlerine?

Hulki Cevizoğlu- Ama siz bir vebal altındasınız. Kendi yazdığınız sûreleri gizliyorsunuz, bana okutma fırsatı vermiyorsunuz. Beni

konuşturmuyorsunuz.

iskender Evrenosoğlu- Bir dakika efendim. Şimdiye kadar hep siz konuştunuz.

Hulki Cevizoğlu - Ama bu sizin sûrelerinizi gizliyor musunuz kamuoyundan.

iskender Evrenosoğlu - Bu söylediklerimin sizin için hiç bir değeri olmadığını görüyorum. Ama islâm'ın bacakları kesilmiş yani

insanlar...

Hulki Cevizoğlu - Onları da söylediniz efendim. Kollan da, bacakları da kesilmiş dediniz.

iskender Evrenosoğlu - Sayın Yaşar Nuri Öztürk bu söylediklerim gerçek değil mi? Neden insanlardan saklıyorsunuz bunları?

Hulki Cevizoğlu - Tamam hocam bir saniye ben...

iskender Evrenosoğlu - Peki, ben devam ediyorum. Bir insanı...

"KİŞİYE ÖZEL" VAHİY KİTABI! OMUZDA SANCAK, BELDE KILIÇ SAFSATASI

Hulki Cevizoğlu - Hayır, yok ben devam ediyorum. Cenneti, cehennemi o ayrı bir tartışma konusu. Şimdi size yaklaşık 6 yıl

boyunca Allah'tan vahiyler gelmiş, ayetler gelmiş. Siz bu ayetleri sûreler biçiminde kitabınıza yazmışsınız. Bu kitabınız 68 safa

olmuş. Bu bir anlamda kişiye özel vahiy kitabı. Bu ayetin, örneğin anlaşmazlık süresi var. Bakın birbirimizi anlayalım. Burada

anlaşmazlık süresi diyorsunuz, 2 Şubat 1976 yılında size gelmiş. Bu uzun bir süre sizin deyiminizle. Sonunda diyor ki, "Seni

mehdilikle vazifeli kıldık". Yani siz bir mehdisiniz.

Sonra 15 Mart 1976 yılında sizin... (Başında halka olan fotoğrafları göstererek)

Almanya'deki fotoğrafçıdan alman şu fotoğraflarla... Şimdi ben belinizdeki kılıcı ben rica ediyorum.

iskender Evrenosoğlu - O fotoğraflardan bir kelime ile bahsedeyim.

Hulki Cevizoğlu- Onu geçtik, onu geçtik.

iskender Evrenosoğlu-O fotoğraflarla filmlerin birbirine eşit olduğunu sizin gibi...

Hulki Cevizoğlu- Gazeteci milleti mi diyorsunuz?

iskender Evrenosoğlu - Öyle diyeceğim, öyle diyeceğim. | Yaptığınız o, bilgisayarlarda yaptığınız o nurlarla bunların bir alakası

yok. Burada filmlerle fotoğraflar birbirinin yüzde yüz aynı. Yani fotoğraf makinasının içjtıe mi sokmuşuz o nurları biz. Fotoğraf

makinasının içine doldurmuş muyuz?

Hulki Cevizoğlu - Tamam onu konuştuk. Ben aynı yönteme girmeyeceğim. Sağ omuzunuzdaki sancak ve belinizdeki kılıç, Mehdi

sûresine göre Allah'tan size gelen bu ayetlerde Allah size demiş ki, 'Ey kulum -yani- sen mehdisin iskender El Ekber kulum1 diye

size hitap ediyor Allah. Sol omuzunuzda nur, sağ omuzunuzdaki sancak ve belinizdeki kılıç, bunu tartıştık.

Tekrar ediyorum, sağ omuzunuzdaki sansak, omuzunuz burada, sancağınız ve belinizdeki kılıç nerede? Ben onu soruyorum size.

iskender Evrenosoğlu - Yani ben diyorsunuz mademki gözleri olan bir insanım, öyleyse ben bunları görebilirim. Yani Allahûteâla

baş gözleri kör olmaz, kalp gözleri kör olur demekle birşey ifade etmiyor Kur'an-ı Keriminde.

Hulki Cevizoğlu - Orada başka bir şey kastediliyor.

iskender Evrenosoğlu - Bir başka şeyi söylemiştiniz siz bana. Demiştiniz ki, 'Hz. Musa Allahûteâla'yı görememişte, siz mi

gördünüz' Hz. Musa Allahûteâla'yı baş gözleriyle görmek istedi.

Hiç kimse Allah'ı baş gözüyle göremez. Allahûteâla'yı görebilmek için evvela 7 tane gök katını Allahûteâla birer birer gösterir ve

bunları görmüş olan birisi var karşınızda. Sizin inanmanız veya inanmamanız önemli değil.

Hulki Cevizoğlu - Doğrudur, doğrudur.

iskender Evrenosoğlu - Ama bir vaka ile karşı karşıya-yız. Allahûteâla'nm indinde bu sancağı benim üzerimde ve benim

üzerimdeki kılıcı gören yüzlerce insan var.

Hulki Cevizoğlu- Nasıl kanıtlanabiliyor bu?

iskender Evrenosoğlu - Kalp gözüyle görerek kanıtlanıyor.

Hulki Cevizoğlu- Yani şimdi sağ omuzunuzda...

iskender Evrenosoğlu - Bir daKika, size ben kanıtlamak mecburiyetinde miyim bunu?

Hulki Cevizoğlu - Yok. izleyicilerimize kanıtlamak mecburiyetindesiniz ama.

iskender Evrenosoğlu - Mecburiyetinde değilim. Niçin mecburiyetindeyim?

Hulki Cevizoğlu - O zaman hepiniz bu yemininiz de anlamsız olur.

iskender Evrenosoğlu-Yeminim çok anlamlı.

Hulki Cevizoğlu- O zaman kanıtlayın buyurun.

iskender Evrenosoğlu- Bunların bana Allahûteâla tarafından yazdırıldığmı ben bu Kur'an-ı Kerim'e el basarak kanıtlıyorum.

Hulki Cevizoğlu - Ama kanıtlayacağınız bir başka şey daha var. Burada bakınız hangi sûre olduğunu söylüyorum.

iskender Evrenosoğlu - Hiç önemli değil efendim.

Hulki Cevizoğlu- Çok önemli bakınız.

iskender Evrenosoğlu - Siz kalp gözünüz açık olmadığı sürece bunları zaten göremezsiniz. Bunun şu kadareık önemi yok.

Görmüşsünüz ya da görmemişsi niz, başkaları görmüş veya görmemiş/..

Hulki Cevizoğlu -*- Siz çok fıkra anlattınız. Be/ı fıkranın tamamını anlatmayacağım ama, izle/icilerimiz bilirler.

UÇUYORMUŞ!

iskender Evrenosoğlu - Evet söyleyin. Hulki Cevizoğlu - Kral çıplak diye bir öğüt var, biliyor musunuz?

iskender Evrenosoğlu - Biliyorum. Hulki Cevizoğlu - Ben şimdi sizin çıplak olduğunuzu söylüyorum.

iskender Evrenosoğlu - Çünkü beni çıplak görüyorsunuz öyle mi?

Hulki Cevizoğlu - Evet. Öyle. iskender Evrenosoğlu - Yegane akıllı da sizsiniz. Hulki Cevizoğlu - Estağfurullah. Benim akıl

konusunda hiç bir iddiam yok: Size gelen Zaman sûresi'nde tarifini nereye yazdınız? 21 Mayıs 1976. Zaman sûresi'nde, yine

kamtlaya-mayacağmız bir şey var, ya da bizim göremeyeceğimiz bir şey. Allah size demiş ki, 'Gördük ki sen uçtuğun zaman

kimse senin uçtuğunun farkına varmıyor1 demek ki, siz uçuyorsunuz aynı zamanda. Bazen gazeteciler de uçarlar. Bende

uçmamak için, yani yalan söylememek için yemin ettim. Sizin nasıl uçtuğunuzu soruyorum size, -belki de uçmuş olabilirsiniz- nasıl

uçtuğunuzu ve bunun kanıtlarının ne olduğunu bana söyleyin lütfen.

iskender Evrenosoğlu - Şimdi Allahûteâla'nın üç nevi tayy-i mekânı var. Birisi;

Hulki Cevizoğlu - Ne demektir tayy-i mekân? İskender Evrenosoğlu - Tayy-i mekân demek; bir insanın nefsinin vücudundan

ayrılarak, aklının ona kumanda etmesi ve mekan kavramını, zaman kavramını aşması demek. Mekanlar bir anda gerçekleşir.

Bu, masal anlatıyormuşum gibi dinlenen bu şeyler; Allah'ın birçok evliyasının yaşadığı şeyler ve ben bunları yaşayanlardan

birisiyim. Böyle bir istikamette, sözlerime insanlar ta-

rafından, inanılmış veya inanılmamış, bunun önemi yok. Önemi söylediğim mesajın anlaşılmasında. Ama, o mesajı örtmek

konusunda Sayın Profesör özel titizlik gösteriyor.

Hulki Cevizoğlu- Ama efendim kanıtlayın siz, biz inanmayalım. Kanıtlayın siz, biz inanmayalım günahı bizim boynumuza olsun.

Buyurun. Buyurun bize kanıtlayın efendim.

iskender Evrenosoğlu - Allahûteâla'nın ne sorduğunu sordunuz. Üç türlü tayy-i mekân vardır. Evvela nefs tayy-i mekânı, sonra

ruh tayy-i mekânı, sonra da fizik vücut tayy-i mekânı.

Hulki Cevizoğlu- Nasıl uçuyorsunuz, ruhunuzla mı uçuyorsunuz?

iskender Evrenosoğlu - Bir insanın nefsi vücudundan ayrıldığı zaman, aklı ona kumanda etmeye başlar.

Yaşar Nuri Öztürk - Yok ya.. .

iskender Evrenosoğlu - Ve Allahûteâla'nın koyduğu hız kanunları, ışık hızının altındaki kanunlar, jşık hızı ve ışık hızının üstündeki

kanunlar. Üst hız kanunu "burada gerçekleşir. Bunlar aslında uzun konular ama, şunu söyleyeyim: O zaman sizin için mekan

kavramı geçerli değildir. Yani bir anda buradan Amerika'ya gidebilirsiniz. Bu, zülmani yolda olanlarda böyle birşeyler yaptıklarını

söylüyorlar. Astral yolculuk diyorlar ona.

Hulki Cevizoğlu - Astral seyahat, iskender Evrenosoğlu - Neyse önemli değil.

Hulki Cevizoğlu - Tayy-i mekân dediğiniz sûreyi de buldum, o da; 17 Ağustos 1976 yılında gelmiş size. Tayy-i mekân sûresinin,

bir bölümünde Allah size demiş ki, 'Sen bizim yeryüzündeki -hatta daha da ilerisi- ve kainattaki en yüksek rütbeli halifemizsin,

iskender Evrenosoğlu- Demiş. Ve siz buna inanmıyor sunuz? inanmak mecburiyetinde değilsiniz.

Yaşar Nuri Öztürk- Estağfurullah, tövbe yarabbi.

Hulki Cevizoğlu -Hayır. Ben bir inanç belirtisi içinde olmamalıyım bu gece. Yani Hz. Muhammed'den de-çünkü senin yüzü suyu

hürmetin için- Hocam tam nedir uzman olarak siz söyleyin.

Yaşar Nuri Öztürk- Sen olmasan kainatı yaratmazdım.

Hulki Cevizoğlu- Dediği bir peygamber var, Hz. Muham-med var. Ona rağmen Allah size demiş ki, 'Sen bizim yeryüzündeki ve

kainattaki en yüksek rütbeli halifemizsin!

iskender Evrenosoğlu - Ne alakası var bunun Peygamber efendimizle?


Hulki Cevizoğlu - Haklısınız. Ne alakası var?

iskender Evrenosoğlu - Ne alakası var? Allahûteâla bu istikamette, Peygamber efendimiz aleyhüsselâmla beni mukayese etmiyor.

Ben şu anda yeryüzünde yaşayanlar arasında Allahûteâla'nın bu lütfuna...

Hulki Cevizoğlu - Hayır, hayır kainattaki diyor.

iskender Evrenosoğlu - Kainatta tamam, kainatta. Peygamber efendimiz Aleyhüsselâm yaşıyor mu, hayatta mı, kainatta?

Hulki Cevizoğlu - Ruhu yaşıyor, herhalde.

iskender Evrenosoğlu - Bir insanın ruhunun yaşadığı yer, Allah'ın katıdır. Vücudundan ayrıldıktan sonra bütün ruhlar Allah'ın

katma ulaşır. Allah'ın katı, bütün ruhlara meap olur, sığınak olur.

Kur'an-ı Kerim hakikatlerinden haberiniz yok ki, anlattıklarınızı tamamlayabilesiniz.

Yaşar Nuri Öztürk- Yani, size Hz. Muhammed'den daha yüksek bir paye mi verdi.

iskender Evrenosoğlu - Ne münasebet, ben de öyle olmadığını söylüyorum işte.

Yaşar Nuri Ğztürk - Ama nasıl olur, okur musunuz? Hulki Cevizoğlu- Evet okuyun efendim.

iskender Evrenosoğlu - Şu anda yaşayanlardan bahsediyor Allahûteâla.

Yaşar Nuri Öztürk-Yaşa, yaşama verdi yani? Hulki Cevizoğlu- Efendim okuyun.

iskender Evrenosoğlu - Allahûteâla verdi mi? Bu istikamette mi soruyorsunuz?

Yaşar Nuri Öztürk- Yani Hz. Muhammed'den daha yüksek bir mertebe verdi.

iskender Evrenosoğlu - Hayır. Niçin Allahûteâla Peygamber Efendimiz Hazretlerinden daha yüksek bir mertebe versin?

Yaşar Nuri Ğztürk- Okur musunuz lütfen?

iskender Evrenosoğlu- Sen yeryüzündeki diyor, şu anda yaşayanların arasındaki en yüksek rütbeli halifemizsin. Bu dünyadan

başka...

PEYGAMBERE NAMAZ KILDIRMAK!

Hulki Cevizoğlu- Hz. Muhammed'den de söz ediyor, devamını okuyorum; bu sizin Tayy-i mekân sûresinin size geldiğini ileri

sürdüğünüz sûrenin, o bölümünün tamamını okuyorum: "Sen bizim yeryüzündeki ve kainattaki en yüksek rütbeli halifemizsin. O

kalıbı, o cesedi, dünya şartlarında yaşayabilmen için yarattık. Sen şimdi gördüğün fizik vücudunla ruhunun temsilci-sisin.

Biliyorsun ki, senin ruhu revanın, Mehdi Hz. bizim emrimizle katımızda yerini almıştır. Defalarca her gün bir tarafta peygamberiniz

Muhammed kulumuzu, diğer tarafta ise, Meh-di'yi görüyorsunuz. İmam olarak da onlara namaz kıldırıyorsunuz. Yani

Peygambere de mi namaz kıldırıyorsunuz siz?

iskender Evrenosoğlu - Evet.

Hulki Cevizoğlu - Nasıl oluyor, anlatır mısınız?

iskender Evrenosoğlu - Şimdi göğün yedinci katında huzur namazı denilen bir namaz kılmır.

Hulki Cevizoğlu - Kur'an-ı Kerim'de var mı bu?

iskender Evrenosoğlu - Tabii. Allahûteâla imamlığa tayin ettim diyor.

Hulki Cevizoğlu - Hangi bölümde efendim. Hayır hayır huzur namazı var mı Kur'an-ı Kerim'de?

iskender Evrenosoğlu - Huzur namazı kelimeleri olarak.

Hulki Cevizoğlu - Huzu r namaz ı...

iskender Evrenosoğlu-Hayır, hayır.

Hulki Cevizoğlu - Nereden çıkardınız o zaman?

iskender Evrenosoğlu-Allahûteâla'nm huzurunda namaz kılındığını söylüyor Allahûteâla ama adına huzur namazı demiyor.

Hulki Cevizoğlu - Nerede söylüyor Allah. Allah nerede söylüyor efendim onu. Allah'ın söylediklerinin hepsi Kur'an-ı Kerim'in

içinde var. Orada huzur namazı yok diyorsunuz. Peki nereden çıkardınız bunu?

iskender Evrenosoğlu - Allahûteâla'nm huzurunda kılınan bu namaza, huzur namazı adı verilir, zamanında

Yaşar Nuri Öztürk - Peygambere imam olmak için onu uyduracak, başka ne yapacak.

iskender Evrenosoğlu - Şimdi bir dakika. Allah, onun huzurunda kılınan bu namazı mutlaka hay olan birisi kıldırır. Bizden evvelde

bu istikamette bu namazı kıldıranlar vardı, bütün zamanlarda

Yaşar Nuri Öztürk- Hem Peygambere namaz kıldırdım, imam oldum diyorsun, hem de sallallahü aleyhi vesellem diyorsun. Hiç

sıkılmıyorsun değil mi? Yahu etme, etme hastaysan bunu kabul et, yoksa tövbe et.

iskender Evrenosoğlu -Peygamber efendimiz şallallahü aleyhi vesellem hayatta bulunduğu sürece kaç defa başkalarının arkasında

namaz kılmıştır.

Yaşar Nuri Öztürk- Peygamber öldü mü, gitti mi? iskender Evrenosoğlu - Kılmamış mıdır? "

Yaşar Nuri Öztürk - Peygamber hâlâ hayattadır. Hâlâ hayatta.

iskender Evrenosoğlu -Kılmamış mıdır? Başkalarının arkasında Peygamber efendimiz şallallahü aleyhi vesellem namaz kılmamış

mıdır? Laf ebeliği yapmayın lütfen.

Yaşar Nuri Öztürk - Sen Peygamber'e salât'ı selam edemezsin. Hem O'nu aştığını söylüyorsun, hem de...

iskender Evrenosolu- Hayır aşmadım efendim. Aşmadım, aşmam mümkün değil.

Yaşar Nuri Öztürk - imam oldum diyorsun ama, imam oldum diyorsun.'

iskender Evrenosoğlu -Huzur namazını kılan daima, hayatta olan...

Yaşar Nuri Öztürk- Huzur namazı diye bir şey yok, uydurma onu da. Öyle bir şey yok.

iskender Evrenosoğlu - Hayır uydurmuyorum. Yaşar Nuri Öztürk - Nerede göster yerini?

iskender Evrenosoğlu- Huzur namazının, Allahûteâla... Gösteririm.


Yaşar Nuri Öztürk- Göster bakalım.

iskender Evrenosoğlu - Şu anda hatırlamıyorum ama, göstereceğim size.

Hulki Cevizoğlu- Hayır biz bekleyelim. Bekleyelim, buyurun gösterin.

Yaşar Nuri Öztürk- Ha, sıkıştı. Sen bul o zaman.

Hulki Cevizoğlu - Efendim buyurun gösterin. Keramet gösteremediniz, buyurun ayetin yerini gösterin.

iskender Evrenosoğlu - Ne keramet göstermek istiyorum, ne ayetin yerini göstermek istiyorum.

Hulki Cevizoğlu - Yapmayın o zaman.

iskender Evrenosoğlu - Söylemek istediğim birşey var size. Evvela beni dinleyin istiyorum. Huzur namazının imamı daima hayatta

olan bir kişidir.

Hulki Cevizoğlu - Olan bir şey varsa Yaşar Nuri Öztürk- Nerede bu, nerede bu? iskender Evrenosoğlu- indilerde kılınan bir

namaz.

Hulki Cevizoğlu - Efendim Kur'an-ı Kerim'de yerini gösterin.

Yaşar Nuri Öztürk - Ya kendi kitabında yerini göster, anlayalım nerde indi. Ya Kur'an-da, hadiste bir yerde yerini göster.

iskender Evrenosoğlu - Şu anda hatırlayamadım. Hatırlarım herhalde. Deyin ki, hatırlayamadım, gösteremedim ne o-lacak?

Hulki Cevizoğlu - Yok demektir.

iskender Evrenosoğlu - Tamam yok, siz yok diyeceksiniz.

Hulki Cevizoğlu- Varsa gösterin efendim.

iskender Evrenosoğlu - Bundan daha tabii ne olabilir yani. Ben diyorum ki, ben huzur namazının imamıyım. Siz de diyorsunuz ki,

değilsiniz.

Hulki Cevizoğlu - Yemin ettiniz. Buyurun. Kitap önünüzde.

iskender Evrenosoğlu - Ben sizi inandırmak mecburiyetinde değilim.

Yaşar Nuri Öztürk- Ben kendisiyle ilgili olmayan bir soru sorabilir miyim?

Hulki Cevizoğlu-Evet.


Yaşar Nuri Öztürk- Siz bu programa bir ruh hekimi çağırdınız mı, çağırmadınız mı? Telefonla" falan.

Hulki Cevizoğlu - Efendim, Sayın Ayhan Songar bağlanacak.

Yaşar Nuri Öztürk - Lütfen onu konuşturun. Yazık yani, millete yazık.

Hulki Cevizoğlu- Evet. Varsa gösterin efendim, kitap ö-nünüzde. Somut bir Allah'ın kelamı burada buyurun gösterin.

Eğer zaman kazanmak istiyorsanız, ben size zaman kazandırayım başka birşey konuşalım.

iskender Evrenosoğlu - Hayır zaman kazanmak istemiyorum efendim. Bende tam aksine size çok şeyler söylemek istiyorum.

Hulki Cevizoğlu- Bir tek şey söyleyin buyurun gösterin.

iskender Evrenosoğlu - Şimdi bütün Kur'an-ı Kerim'i hatırlamak mecburiyetinde miyim? Şu anda hatırlayamıyorum.

Hulki Cevizoğlu - Gayet doğal hatırlamayabilirsiniz. Bakın diyorum, yazılı metin önünüzde. Yani kopya çekebilirsiniz, buyurun. Bu

arada ben size başka birşey danışacağım hocam. Zamanınız.

iskender Evrenosoğlu-Bu konuda bunu gösteremediğimizi düşünün şimdi ne olacak yani.

Hulki Cevizoğlu- O zaman, ama demin yaptığınız yeminin altında ezilirsiniz. Yalan söylediğiniz ve lanet üstünüze gelir.

iskender Evrenosoğlu - Hayır, tam aksine bütün hakikatleri söylüyorum. Bugüne kadar bu istikamette hiç

Hulki Cevizoğlu - Peki, -Hocam ben size birşey soracağım- Siz bu arada düşünün.

Yaşar Nuri Öztürk- Evet, buyurun.

Hulki Cevizoğlu - Ben önce kimse alınmaması için söyleyeyim. NoTmal sade vatandaşa sorulmaz bu. Herkesin.inancı kendisine

aittir ama, biz bu programın konusu olması nedeniyle soruyorurn. Siz Müslüman mısınız? Buna nasıl cevap verilir?

Yaşar Nuri Öztürk- Elhamdülillah.

Hulki Cevizoğlu - Peki.

iskender Evrenosoğlu- Mümin misiniz?

Hulki Cevizoğlu- Bir saniye efendim, bir saniye, siz düşünün, siz düşünüyorsunuz, bakıyorsunuz Kur'an-ı Kerim'e.

Hulki Cevizoğlu - Peki nedir İslâmiyette Müslüman olmanın şartı? Hangi sözdür. Kelimeyi tevhit ya da..

Yaşar Nuri Öztürk-Kısaca.. Hulki Cevizoğlu - Evet, kısaca.

Yaşar Nuri Öztürk - Kısaca, Allah'ın birliğine, Kur'an-ı Kerim'in...

Hulki Cevizoğlu - Arapçasmı lütfen. Yani kelimeyi tevhidin.

Yaşar Nuri Öztürk- O zaman kelimeyi tevhidi. Hulki Cevizoğlu - Evet, lütfen söyler misiniz?

Yaşar Nuri Öztürk- La ilahe illallah, muhammeden resu-lullah.

Hulki Cevizoğlu - Şimdi taraf tutuyor demeyesiniz diye, önce Sayın Hocama sordum. Siz Müslüman mısınız efendim?

iskender Evrenosoğlu - Evet.

Hulki Cevizoğlu- Peki, siz kelimeyi tevhidi yapabilir misiniz?

iskender Evrenosoğlu - La ilahe illallah, muhammeden resuluflah.

Hulki Cevizoğlu - Peki. Türkçe olarak söyler misiniz lütfen, ne demektir bu?

iskender Evrenosoğlu - Allah'tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed Mustafa Sallallahü Aleyhi Vesellem Efendimiz o-nun

Resulüdür.

Hulki Cevizoğlu - Peki. Öyle olunca siz, Allah'ın Resulüne yani Peygamber'e nasıl namaz kıvırabiliyorsunuz?

iskender Evrenosoğlu - Onu söylüyorum ama, hiç beni dinlemiyorsunuz ki. Allahûteâla'nın huzurunda kılınan bu huzur namazının

imamı daima hay olan birisidir.

Hulki Cevizoğlu- Ne demek hay olan birisi?

iskender Evrenosoğlu - Hay olan, hayatta olan demektir. Ve he'r seferinde o kişi öldüğü zaman yerine yeni bir imam tayin edilir.

Ve o imam onun yerini alır. O da haydır.

Yaşar Nuri Öztürk - Nerede bunlar?

iskender Evrenosoğlu- indi ilahide. Yani göğün yedinci katında. Ben onları gören birisi olarak konuşuyorum.

Yaşar Nuri Öztürk - islâm'a inandığını söylüyorsunuz, bulun yerini gösterin bize. (Kur'an'dan yerini göstermesini istiyor. H.C)

iskender Evrenosoğlu - Niçin ısrar ediyorsunuz. Diyelim ki, ben bulamıyorum onun yerini.. Ne olacak yani?

Yaşar Nuri Öztürk - O Zaman, o zaman hezeyan olar. Veya yalan olur. Halemi Bey söyledi.

iskender Evrenosoğlu- Bu istikamette benim söylediğim şeyler sizin tarafınızdan inanılmayan şeyler ise, kalp gözünüz açık değilse,

oraları göremediyseniz benim bunda ne kabahati m var peki?

Hulki Cevizoğlu - Ben size Arapça, siz Arapçayı çok kullandınız, ben de size Arapça bir kelime hatırlatayım.

iskender Evrenosoğlu-Hatırlatın bakalım. Hulki Cevizoğlu - 'Mütenebbi1 ne demektir? iskender Evrenosoğlu - Mütenebbi?

Hulki Cevizoğlu - Evet. Ben Arapça okumadım sizin gibi ama, Kur'an-ı araştırdım.

Yaşar Nuri Öztürk - Ona Allah öğretmiş ama, öyle dedi.

iskender Evrenosoğlu - (Kızgınlıkla Y. N. Öztürk'e dönüyor)

Hulki Cevizoğlu - Efendim oraya saparak konuyu değiştirmeyin buyurun.

iskender Evrenosoğlu - Hatırlayamadım mütenebbi kelimesinin manasını..

Hulki Cevizoğlu -Ben size hatırlatayım, mütenebbi demek, yalancı peygamberler demektir. Hz. Muhammed'ten sonra çok sayıda

yalancı peygamberler, yani mütenebbiler gelmiş. Bunlar tabii İslâmiyette birçok savaşa, barışı tavsiye eden islâmiyete rağmen,

bunlar peygamber olduklarını söylemişler ve savaşlara,, kavgalara neden olmuşlar.

Şimdi siz de bir mütenebbi oluyor musunuz bu durumda?

EVRENOSOĞLU: "RESULLERİN HEPSİ PEYGAMBER DEĞİLDİR"

İskender Evrenosoğlu- Olamıyorum tabii.

Hulki Cevizoğlu- Çünkü anlamını bilmiyorum diyorsunuz.

iskender Evrenosoğlu - Şimdi Allahûteâla'nm resullerinin hepsinin peygamber olduğunu zannediyor sayın hocalar. Halbuki,

Allahûteâla'nm resulleri arasında peygamberler olduğu gibi

Yaşar Nuri Öztürk- Zan değil o, Kur'an-m beyanı.

iskender Evrenosoğlu - Kur'an-m beyanı o değil efendim. Kur'an-m bayanında, peygamber olmayan resullere dair bir çok ifade

var.

Yaşar Nuri Öztürk - Ne diyor? Hz. Muhammed'ten sonra resul gelir mi diyor Kur'an?

iskender Evrenosoğlu - Gelir diyor tabii. Yaşar Nuri Öztürk - Müsaade eder misiniz?

İskender Evrenosoğlu - Evet, gelir .diyor. Hadi bakalım şimdi bunu tartışalım. Lütfen.

Yaşar"Nuri Öztürk- O zaman.

iskender Evrenosoğlu - Hz. Muhammed'ten sonra resul gelir mi, dediniz değil mi?

Yaşar Nuri Öztürk- Hz. Muhammed'ten sonra resul gelirse, az önceki kelimeyi şahadeti alalım ortaya.

Hulki Cevizoğlu- Onun için sordum ben zaten ona.

iskender Evrenosoğlu- Ne kadar güzel... Çift kumpas kurdunuz siz beni yargılıyorsunuz ha...

Yaşar Nuri Öztürk- "Eşhedü enla ilahe illallah" diyoruz. İslâmın ilk şartı kelimeyi şahadet. Ve eşhedü enne muhamme-den abdühu

ve resuluhu.

Bizim öğrendiğimiz Arapça ile bunun manası, "Allah'tan başka ilah yoktur, Muhammed Aleyhisselam da onun kul'u ve resulüdür."

diyor mu kelimeyi şahadet?

iskender Evrenosoğlu ^- Aynen, aynen öyle.

Hulki Cevizoğlu- Orada resul peygamber anlamında..

Yaşar Nuri Öztürk- Şimdi resul'dan, lütfen dinleyin efendim. Resul, Muhammed Aleyhisselam'dan sonra Resul geleceğine göre,

bu durumda bu beyana göre biz kelimeyi şahadetteki 'enne muhammeden abdühu ve resuluhu' yerine, mesela, "enne iskender

Evrenosoğlu abdühu ve resuluhu" diyebilir miyiz?

iskender Evrenosoğlu - Harikasınız, harika. Yaşar Nuri Öztürk- Diyebilir miyiz?

İskender Evrenosoğlu - Harikasınız. Şimdi beni dinleyin bakalım.

Yaşar Nuri Öztürk- Diyebilir miyiz? Buna cevap vereceksin. Resullük bitmediğine göre, Enne Hulki Cevizoğlu abdühu ve

resuluhu..."

iskender Evrenosoğlu - Laf salatası yapmayın lütfen de beni dinleyin lütfen.

Yaşar Nuri Öztürk- Salata, malata yok.

iskender Evrenosoğlu - Sizin bu söylediğiniz şey, laf salatası.

Yaşar Nuri Öztürk- Laf salatasını deliler yapar, ben deli değilim.

iskender Evrenosoğlu - Şimdi evvela beni dinlemek mecburiyetindesiniz.

Yaşar Nuri Öztürk- Benim deli raporum yok. Laf salatasını deliler yapar.

HZ. MUHAMMED'DEN SONRA PEYGAMBER GELECEK Mİ?

Hulki Cevizoğlu - Efendim konumuz, bir defa konumuzdan dışarı sapmayın. Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi Vesellem'den

sonra bir resul gelir mi, gelmez mi konusunu tartışıyoruz.

Yaşar Nuri Öztürk - Gelecek mi?

iskender Evrenosoğlu - Ha, elbette, elbette ki Kur'an-ı Kerim...

Yaşar Nuri Öztürk- O zaman kelimeyi şahadette, "abdu-hu ve resuluhu" yerine başka bir isim koyabilirdik.

iskender Evrenosoğlu - Lütfen sözümü tıkamayın. Allahûteâla, açık ve kesin bir şekilde Âl-i imrân sûresinin 81. a-yetinde; açın

bakalım Âl-i İmrân sûresinin 81. ayeti kerimesini,

Yaşar Nün Öztürk- Yahu biliyorum, biliyorum. Hulki Cevizoğlu-Siz devam edin, ezbere biliyor.

iskender Evrenosoğlu - Allahûteâla, -sahi mi, ezbere biliyor demek ki, ha! Ezbere biliyorsanız niye söylemiyorsunuz? Hadi

bakalım Âl-i imrân sûresinin 81. ayeti ne diyor?

Yaşar Nuri Öztürk - Sen konuşuyorsun. Ben niye söyleyeyim.

Hulki Cevizoğlu - Saptırmayalım konuyu, saptırmayalım.

Yaşar Nuri Öztürk- Sen konuşuyorsun. Benden alıp bana satma!

iskender Evrenosoğlu - Siz aynı şeyleri numaralar şek-lilnde bize yutturmaya çalışmayın.

Yaşar Nuri Öztürk- Şimdi...

iskender Evrenosoğlu- Şimdi bakınız, bir dakika beni dinleyeceksiniz.

Yaşar Nuri Öztürk- Ya tamamlayın, yoksa ben tamamlayacağım. ,

iskender Evrenosoğlu - Âl-i imrân sûresinin 81. ayeti kerimesinde Allahûteâla diyor ki, 'biz ezelde bütün nebileri huzurumuza

topladık1 diyor. 'Onların hepsine dedik ki', diyor 'Ey nebiler size kitap verdik ve hikmet verdik sizlerden sonra' diyor,


'bir resulümüz gelecek' diyor, 'ona, o resule yardım edeceğinize dair bana söz veriyor musunuz? Dilinizle de ikrar ettiniz mi'? O

Yaşar Nuri Öztürk-Hz. Muhammed.

iskender Evrenosoğlu - Şimdi böyle söyleyeceğinizi biliyordum zaten.

Yaşar Nuri Öztürk - Reşat Halife de o benim dedi, biliyorsunuz değil mi?

iskender Evrenosoğlu - Lütfen sözümü kesmeyin.

Yaşar Nuri Öztürk - Niçin kesmeyeyim, Kur*an-a iftira etme!

iskender Evrenosoğlu - Hayır efendim, iftira etmiyorum. Kur'an-a şu anda iftira eden sizsiniz. Allahûteâla, orada açık bir şekilde

bütün nebileri huzuruna topladığını söylüyor. Ahzâb sûresinin 7. ayeti kerimesinde diyor ki, 'Habibim' diyor, 'biz o zaman o

nebilerden söz aldığımız zaman, misak aldığımız zaman senden de aldık' diyor. (**)

Yaşar Nuri Öztürk- Seni tövbeye davet ediyorum, kabul etmiyorsun. Ne yapayım?

iskender Evrenosoğlu- Şimdi, bu sözlerden anlıyor musunuz acaba?

Hulki Cevizoğlu - Size göre anlamıyorum ama, anlamaya çalışıyorum.

(*) Âl-i imrân sûresi 81. ayetin meali:"Hani Allah, peygamberlerden: 'Ben size Kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri

tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlaka inanıp yardım edeceksiniz' diye söz almış, 'Kabul ettiniz ve bu ahdimi

yüklendiniz mi' dediğinde, 'Kabul ettik' cevabını vermişler, bunun üzerine Allah: 'O halde şahit olun; ben de sizinle birlikte şahitlik

edenlerdenim,' buyurmuştu." (H.C)

(**) Ahzâb sûresi 7. ayetin meali: "Hani biz peygamberlerden söz almıştık; senden Nuh'tan, ibrahim'den, Musa'dan ve Meryem

oğlu isa'dan da. (Evet) biz onlardan pek sağlam bir söz aldık." (H.C)

iskender Evrenosoğlu - Allahûteâla'nın huzurunda bütün nebiler toplanıyor. Ahzâb sûresinin 40. ayeti kerimesinde Allahûteâla

Peygamberimiz için 'Hâtem ül Enbiyâ1 diyor. Nebilerin sonuncusu diyor. Son Nebi.

Hulki Cevizoğlu- Yani kitap verilenlerin mi sonuncusu?

İskender Evrenosoğlu - Kitap verilenlerin sonuncusu e-vet.

Hulki Cevizoğlu- Kitap verilmeyen bunlar nebi .... olur mu?

Yaşar Nuri Öztürk - Hulki Bey, Hatemi Bey söyledi. Nebi olmadan Resul olamaz bir insan. Bunlar sinonimlerdir. Bunlar Kur'an-ı

kullanıyor. Onun için kelimeyi şahadete dikkat edin, "abduhu ve resuluhu" demiştir.(*)

iskender Evrenosoğlu- Allahûteâla diyor ki Kur'an-ı Ke-rim'de, 'biz bütün nebileri huzurumuza topladık' diyor. 'O nebilerin

hepsinden söz aldık, kendilerinden sonra gelecek olan resule yardım edeceklerine dair.'

Hulki Cevizoğlu - Evet, evet.

iskender Evrenosoğlu - Bu nebilerin arasında Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi Vesellem) olmasaydı, bu nebilerden sonra

gelecek olan resul o olacaktı.

Yaşar Nuri Öztürk - Nerden çıkarıyorsun onu sen?

iskender Evrenosoğlu- Ama onların arasında Peygamber Efendimiz S.A.V.'de var.

Yaşar Nuri Öztürk - Sen orda miydin?

iskender Evrenosoğlu- Çünkü, Allahûteâla Kur'an-ı Ke-rim'de açık ve kesin bir şekilde diyor ki, 'O nebilerden söz aldığımız

zaman, senden de söz aldık' diyor. Öyleyse Kur'an-ı Ke-rim'in Âl-i İmrân sûresinin 81. ayeti kerimesi Peygamber Efen-

(*) Evrenosoğlu'nun andığı ayette de, Allah, Hz. Muhammed için "Allah'ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur" diyor.

Evrenosoğlu ise, kendisinin "resul" olduğunda ısrar ediyor. (H.C)

dimiz S.A.V'den sonra bir resulün geleceğini, resullerin geleceğini aslında kesinleştirmiş.

Hulki Cevizoğlu- Sizde, "o resullerden biriyim" diyorsunuz.

iskender Evrenosoğlu - Olabilir. Ben o resullerden biriyim veya değilim iddiası değil. Efendim şimdi bir tartışma konusu var

ortada... Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi Ve-sellem'den sonra diyor ki, resul gelmeyecek diyor. Kur'an-ı Ke-rim'e açıkça

ters düşüyor.

EVRENOSOĞLU'NDAN, KELİMEYİ ŞEHÂDET YORUMU: "BOŞVER"

Yaşar Nuri Öztürk - Ben de sana söylüyorum; o zaman Kelimeyi Şehâdet'te "iskender Evrenosoğlu abduhu ve resuluhu" diyebilir

misin?

iskender Evrenosoğlu - Boş ver, sen kelime...

Yaşar Nuri Öztürk - Niçin boş? Kelimeyi Şehâdet'e boş verirsen dinden çıkarsın ya!

iskender Evrenosoğlu - Efendim siz Kelimeyi Şehâdet'i boş verin.

Yaşar Nuri Öztürk - Kelimeyi Şehâdet'e boş ver, buyurun!

Hulki Cevizoğlu - Efendim bunun devamını alabilir miyiz?

Yaşar Nuri Öztürk - (Evrenosoğlu'na dönerek) Tamam, tamam sen şimdi devam et. Bundan sonra...

İskender Evrenosoğlu - Şimdi bu, bu mugalatalarla... Yaşar Nuri Öztürk - Sen devam et, sen...

İskender Evrenosoğlu - Kur'an-ı Kerim'i inkar edemezsin! Allahûteâla, gülme gülme efendim...

Hulki Cevizoğlu - iskender Bey, demin dediniz ki benim için, anlamıyor. Şimdi anlamak için birşey soracağım. Az önce boş ver

dediğiniz kelime neydi?

Yaşar Nuri Öztürk- Kelimeyi Şehâdet'e boş ver dedi. Hulki Cevizoğlu-Şimdi anlamadım ben.

iskender Evrenosoğlu - Şimdi, efendim onu ben niçin söylediğimi söyleyeyim. Veyahut da onu ben söyledim evet.

Hulki Cevizoğlu-Ne söylediniz? iskender Evrenosoğlu - Niçin söyledim?

Hulki Cevizoğlu - Niçin söylediniz, bir daha tekrar eder misiniz? Ben anlamak için.

iskender Evrenosoğlu- Niye bu konuda ısrar edip duruyorsunuz. Ben şimdi...

Hulki Cevizoğlu- Anlayamadım, anlayamadım.

iskender Evrenosoğlu - Ben diyorum ki, Kur'an-ı Ke-rim'in bir ayeti kerimesini tartışıyoruz.

Hulki Cevizoğlu- Hayır, bir şeye boş verin, dediniz nedir o?

iskender Evrenosoğlu - Evet.

Hulki Cevizoğlu-Yani neyi boş vereceğiz?

iskender Evrenosoğlu - Yani benim de adımın geçtiği bir Kelimeyi Şehâdet'i boş verin dedim. Açık ve kesin değil mi, neden...

(Yaşar Nuri Öztürk'e hitaben) Bakınız Allah'ın ayetlerini nasıl inkar ediyor. Evvela kendisinin bir-sözü var..

Hulki Cevizoğlu- Peki, peki ben size Allah'ın başka bir ayetini söyleyeceğim. Bakın benim notlarımda Ahzâb sûresi 40. ayet.

iskender Evrenosoğlu- Şimdi evvela bu konuda bir anlaşmaya varalım. Bir dakika...

Hulki Cevizoğlu - Ama bir netliğe varamıyorsunuz siz. Dağıtıyorsunuz konuyu.

iskender Evrenosoğlu- Niçin netliğe varamıyorum efendim. Niçin netliğe varamıyorum! Allahûteâla diyor ki, 'biz bütün nebileri

huzurumuza topladık' diyor. Bu nebilerin arasında l Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi Vesellem'in de var olduğu 7. ayeti

kerimesinde Ahzâb sûresinin 'Senden de misak aldık' sözüyle kesin.

Hulki Cevizoğlu - Anladım ama resul ile nebiyi karıştırıyorsunuz.

iskender Evrenosoğlu - Öyleyse, onun da içinde bulunduğu bir resuller, bir nebiler grubundan Allahûteâla diyor ki, sîzlerden

sonra bir resulümüz gelecek diyor. Belki de resuller. Şimdi böyle bir...

Yaşar Nuri Öztürk- Ahzâb sûresinde 'senden misak aldık' sözü orada var mı aç bakalım.

iskender Evrenosoğlu - Var.

Yaşar Nuri Öztürk- Aç bul bakalım.

iskender Evrenosoğlu- Dur bakalım şimdi bakacağız.

Hulki Cevizoğlu- Efendim kendi kitabınızdan değil, Allah'ın kitabı burada buna bakın. (*)

İskender Evrenosoğlu - Ona bakacağız, oradan söyleyeceğiz.

Hulki Cevizoğlu - Ama bakın, kendi notlarınız var, not defteriniz sizin o.

iskender Evrenosoğlu - No defterim evet.

Hulki Cevizoğlu - Hayır şurada aslına bakabilirsiniz.

iskender Evrenosoğlu - Bir dakika, bir dakika.

Hulki Cevizoğlu - Siz bakarken zaman alacaksa, başka birşey söyleyeceğim konuyla bağlantılı.

(*) Evrenosoğlu, Kur'an-ı Kerim yerine, kendi yazdığı kitaba bakıyor. (H.C)

iskender Evrenosoğlu - Siz söyleyin.

Hulki Cevizoğlu - Resul ile nebi arasındaki konuya açıklık getirmesi için. Siz resulüm dediniz. Resul de, Arapça 'Mür-sel' yanli

gönderilen elçi anlamına geliyormuş.

Yaşar Nuri Ğztürk - Risalet peygamberlik demek.

Hulki Cevizoğlu- Evet. Gönderilenin, bir...

iskender Evrenosoğlu - Risalet peygamberlik demek ha!

Hulki Cevizoğlu- Beni de dinliyor musun bu arada?

iskender Evrenosoğlu - Dinliyorum.

Yaşar Nuri Ğztürk- iyi dinle.

Hulki Cevizoğlu-Gönderilen kişinin...

iskender Evrenosoğlu - Kur'an-ı Kerim'den hiç haberleri yok. Evet dinliyorum.

Hulki Cevizoğlu - Gönderilen kişinin bir göndereni de var. Şimdi Hz. Muhammed'i Allah gönderiyor peygamber olarak. Peki, siz

de gönderildim diyorsunuz, sizi kim gönderdi, Allah mı gönderdi?

Evet sizin göndereniniz kim, Sayın iskender Evrenosoğlu? Sözümü duyabildiniz mi?

iskender Evrenosoğlu - Bir dakika...

Hulki Cevizoğlu- Peki ben sorumun sahibiyim, takip e-deceğim.

Hulki Cevizoğlu -- Hocam, sürenin yerini siz söyleyin zaman kazanalım.

Yaşar Nuri Öztürk-..........söylesin.

Hulki Cevizoğlu - Benim soruma cevap versin, sizin göndereniniz kim? Peygamber olarak Resul olarak tabii.

iskender Evrenosoğlu - Beni gönderen...

Hulki Cevizoğlu- Çünkü Resulüm dediniz. Resul, gönderilen elçi demek.

iskender Evrenosoğlu - Ben söylemiyorum Resul olduğumu, Allahûteâla söylüyor. Ve Allahûteâla diyor ki,...

GÜNÜMÜZDE PEYGAMBER ENFLASYONU MU VAR?

Hulki Cevizoğlu - Yani Allah gönderdi. Cevabınız bu.

iskender Evrenosoğlu-Evet, cevabı bu. Allahûteâla buyuruyor ki, Allahûteâla'nın gönderdiği resuller birbirinin ardından geliyor.

Mü'minün 44 de de, Bakara sûresinin 87. ayeti kerimesinde de aynı şeyi söylüyor Allahûteâla. 'Biz resullerimizi ardarda

göndeririz' diyor. Arası kesilmeksizin göndeririz diyor.

Yaşar Nuri Öztürk- Senden sonra var mı?

iskender Evrenosoğlu - Lütfen sözümü kesmeyin. Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi Vesellem'den sonra Allahûteâla'nın açık

açık resul göndereceğini söylüyor.

Yaşar Nuri Öztürk - Sen onu kabul etmezsin ama. Ona nefsin müsaade etmez.

iskender Evrenosoğlu- Neden? Yok canım! Sahi mi söylüyorsun?

Yaşar Nuri Öztürk- Var mı senden sonra, var mı, var mı hakiketen?

iskender Evrenosoğlu - Bütün kavimlerde şu anda resul var.

Yaşar Nuri Öztürk- Öyle mi?

iskender Evrenosoğlu - Evet öyle, Allahûteâla böyle söylüyor.

Yaşar Nuri Öztürk - Yani peygamber enflasyonu var. işte islâm dünyasının canına okuyan budur.

iskender Evrenosoğlu - islâm dünyasının canına okuyan sizlersiniz. Allah'ın kitabını hiç bilmeyen sizlersiniz. Profesör olarak

geçinen sizler.

Allahûteâla Kur'an-ı Kerim'de bakın ne kadar çok ayeti kerimede peygamberlerin hepsinin resul olmadığını söylüyor. Hayır bu

konuyu isbat etmek mecburiyetindiyim.

Allahûteâla diyor ki; (Arapça ayet) Hulki Cevizoğlu-Nerede söylüyor? iskender Evrenosoğlu- Isrâ 15, Hu'iki Cevizoğlu- Evet.

iskender Evrenosoğlu- Biz bir resul, var etmedikçe, vazifeli kılmadıkça diyor, orda hayata geçilmedikçe, hiç bir kavme azab

etmeyiz diyor.

Yaşar Nuri Öztürk- Amenna etmez.

iskender Evrenosoğlu- Yani Allah'ın azab etmediği kavimler var, onu mu demek istiyorsunuz? Olabilir mi böyle bir şey?

Yaşar Nuri Öztürk- Etmez, Allah doğru söylüyor da, bunun senle ilgisi ne?

iskender Evrenosoğlu - Bu her kavime resul gönderdiğinin kesin işareti Allahûteâla'mn.

Yaşar Nuri Öztürk- Doğrudur, göndermiştir.

iskender Evrenosoğlu - Evet. Ve devamlı olarak gönderdiğini söylüyor, Mü'minün sûresinin 44. ayeti kerimesinde. Diyor ki,

'Resullerimizi ardı kesilmeksizin ararda göndeririz'. Diyor ki, hangi kavme...

Yaşar Nuri Öztürk- Gönderdi ve sonunda peygamberliği bitirdi. Kur'an-a işi bağladı, Kur'an-a devretti. Bundan sonra resul

adına sıkıntı duyar, ihtiyaç hissederseniz Kur'an-a gidin diyor.

İskender Evrenosoğlu - Yahu Allah hakikatlerinden hiç alakası olmayan, hiç bilgisi olamayan...

Yaşar Nuri Öztürk- Nübüvvetin bitişinin manası ne?

iskender Evrenosoğlu - Siz bir profesörsünüz değil mi? Yaşar Nuri Öztürk - Evet.

iskender Evrenosoğlu - Ve bu profesör Resul ile bütün resulleri peygamber olarak kabul ediyor ha!

Yaşar Nuri Öztürk - Haşa ben resul falan değilim. Ben profesörüm işte dediğiniz gibi.

iskender Evrenosoğlu - Profesörsünüz öylemi? Ne Pro-fu bu? Bu Profesör bana diyor ki, 'bütün resuller peygamberdir1 diyor.

Öyle mi?

Yaşar Nuri Öztürk - Evet.

iskender Evrenosoğlu - Öyleyse dinleyin bakalım ayetleri şimdi. Yasin sûresinin 14. ayeti kerimesi; (Arapça ayet)

Yaşar Nuri Öztürk- Milleti aldatma.. Biz burada resulü Arap dilindeki günlük manası ile kullanmıyoruz. Biz din literatürünü

konuşuyoruz.

iskender Evrenosoğlu- Lütfen, din literatürünüzün arkasına saklanmayın!

Yaşar Nuri Öztürk - O zaman Kur'an, yahu Kur'an o zaman rüzgarlara da resul diyor. Rüzgar peygamber mi?

iskender Evrenosoğlu-Kur'an-ı Kerim, Hz. Yusuf'a gönderilen alelade bir elçiye resul diyor. Peygamber midir?

Yaşar Nuri Öztürk - Görüyorsun, görüyorsun. Etme, ya insaf...

iskender Evrenosoğlu - Yani Allah'ın hakikatlerini sizin kadar.

Yaşar Nuri Öztürk - Dağıtmışlığın da bir sınırı var, Allah'tan kork ya!

iskender Evrenosoğlu - Asıl siz Allah'tan korkun. Yaşar Nuri Öztürk- Dağıtma, Allah'tan korkuyorum ben iskender Evrenosoğlu

- Bakın, dikkat edin, burda tam

Yaşar Nuri Öztürk- Korkmasam... Sana tahammül ederek buraya gelmezdim şu millet için.

iskender Evrenosoğlu - Burada, Kür*an-ı Kerim'de peygamber olmayan resuller konusunda kaç tane ayet sayacağım size ve siz

bana gene aynı şeyleri mugalatayla söyleyeceksiniz.

Yaşar Nuri Öztürk - (Cevizoğlu'na dönerek) Beyefendi, Ayhan Bey'i çağırmıştınız. Lütfen...

Hulki Cevizoğlu- Hatta Ayhan Bey ama...

Yaşar Nuri Öztürk- O tespiti yapsın da, bu işi bitirelim artık.

iskender Evrenosoğlu - Allahûteâla bakınız bu kadar a-yette resullerinin hepsinin peygamber olmadığını söylüyor. Herşey yanlış

öğretiliyor insanlara. Bu Sayın Profesörler yüzünden. Mesala diyorlar ki, 'bütün resuller peygamberdir' Allahtûeâla değildir diyor.

Kaç tane ayeti kerimede söylemiş bunu.

Bir defa resuller arasında, fetret devri hiç olmamıştır. Ama peygamberler arasında olmuştur. Hz. isa'dan 600 sene sonra

Peygamber Efendimiz (Selatu Selam) gelmiş. Ondan sonra bir defa daha peygamber gelmesi mümkün değil.

Yaşar Nuri Öztürk - Şu Kur*an-a teslim olmamak için yaptığın numaralara bak. Yani ona teslim olup da, öyle büyü-sen daha

rahat etmez misin? Niçin bu numaralara giriyorsun?

iskender Evrenosoğlu - Siz niçin Kur*an-ı Kerim'i inkar ediyorsunuz?

Hulki Cevizoğlu- Peki ben size...

iskender Evrenosoğlu - Kur'an-ı Kerim'de bu kadar ayeti kerime var diyorum ben size,Yani bu...

Yaşar Nuri Öztürk- Vah, vah zavallı vah. iskender Evrenosoğlu - Sözlerinize dikkat edin.

Yaşar Nuri Öztürk-Sana ben seneler önce dedim. Şu işi iyice başına... Şimdi dönemiyorsun geri. Çünkü öyle bir batağa girdin ki,

kendini- inkar etsen, bütün saltanatını yitireceksin. Ben sana demedirfı mi ki buralara gitmeden dön şu yoldan tövbe et, demedim

mi?

iskender Evrenosoğlu - Yok ya, ne zaman dedin?

Yaşar Nuri Öztürk-Kaç sene önce...

iskender Evrenosoğlu - Şu Kur"an-ı Kerim'e başarmasın.

EVRENOSOĞLU'NDAN ÖZTÜRKE "BANA SULTANIM DERDİN"

Yaşar Nuri Öztürk - Sana ilahiyat Fakültesi'nde de dedim.

iskender Evrenosoğlu - Evet. Sen bana o zaman sultanım diye hitap etmiyor muydun?

Yaşar Nuri Öztürk - Allah'tan kork, canım sultanım. Ben oğluma da sultanım diye hitap ederim o benim nezaketim. O zaman seni

bir şey zannettim, sonra baktım ki, zırlattın gittin işte... Bu hallere düştün...

iskender Evrenosoğlu - Allahûteâla'nın hakikatlerini hiç bilmiyorsunuz. En çok buna üzülüyorum. Yani bir profesör...

Hulki Cevizoğlu - Sayın Ayhan Songar'a bağlanmadan evvel...

iskender Evrenosoğlu - Ben evvela şu resul konusunu herkese bir söylemek istiyorum.

Hulki Cevizoğlu- Herkese bir söyleyin ama, ben sizin, resulün ötesinde iddialarınız var, onu da söyleyeceğim.

iskender Evrenosoğlu - Onu söyleyin siz.

Hulki Cevizoğlu - Söyleyeyim mi? Şimdi söyleyebilir miyim?

iskender Evrenosoğlu - Allahûteâla kaç tane ayeti kerimede bütün resullerin peygamber olmadığını ifade ediyor. Bakınız ne

diyor? Yasin sûresinin 14. ayeti.kerimesinde birden fazla resul gönderdiğini söylüyor. Aynı devrede. Ondan sonra Allahûteâla

melek resullerden bahsediyor. Allahûteâla cin resullerden bahsediyor.

Yaşar Nuri Öztürk - Ediyor, tamam.

iskender Evrenosoğlu - Ediyor, ediyor diyorsunuz.Onlar peygamber mi? Bir cin peygamberden bahsedebilir misiniz bana? Bir

melek peygamberden bahseder misiniz?

Yaşar Nuri Öztürk- Senin yaptığın, peygamberlik manasında resullük iddia ediyorsunuz.'

v iskender Evrenosoğlu - Hayır efendim. Allahûteâla... Yaşar Nuri Öztürk- Kitabın var, kardeşim burda... İskender Evrenosoğlu

-Allahûteâla, resulleri...

Yaşar Nuri Öztürk- Hatta resul değil, sen nebilik iddia e-diyorsun.

iskender Evrenosoğlu - Hayır efendim. Yaşar Nuri'Öztürk- Kitabın var, kitabın ya.. iskender Evrenosoğlu - Bu sizin iddianız.

Yaşar Nuri Öztürk-Ya bu kitap senin mi, değil mi? iskender Evrenosoğlu - O kitabın benim oluşu...

Yaşar Nuri Öztürk- Çıkar şunu buraya, getir. Bunu bırak!

. iskender Evrenosoğlu - Niye bu kadar kızıyorsunuz?

Yaşar Nuri Öztürk- Hayır kızmıyorum. Ben bu kitap senin mi, değil mi kardeşim? Resul değil, sen nebilik iddia ediyor-suh.

iskender Evrenosoğlu - Siz evvela Kur'an-ı Kerim'i bilmiyorsunuz.

Hulki Cevizoğlu - Evet kitabı gösterelim.

Yaşar Nuri Öztürk - Resul ne demekmiş, sen mütenebi-sin. Nübüvvet iddia ediyorsun. Resullük değil. Bu kitap senin mi, değil

mi?

iskender Evrenosoğlu - Siz demin demediniz bana, Allahûteâla... -Bu kitap benim, bu kitap benim- Siz de o zaman söyleyin

bakalım...

Yaşar Nuri Öztürk - işte o zaman nebilik iddia ediyorsun.

iskender Evrenosoğlu - Siz demin demediniz mi, Allahûteâla Peygamber Efendimiz Sallallahu aleyhi vesel-lem'den sonra resul

göndermez. Biz size onu isbat edeceğim.

Yaşar Nuri Öztürk- Resulde göndermdz, sen nebilik iddia ediyorsun ayrrca.

iskender Evrenosoğlu - Niçin Kur'an-ı Ker'im'in hakikatini kabul etmiyorsunuz?

Hulki Cevizoğlu - Peki onu kabul edeceğiz. Ama...

iskender Evrenosoğlu - Duhâ sûresinin 10-11-12-13-14-15. ayetleri de aynı şekilde. (*)

Yaşar Nuri Öztürk - Numara okuma, işin gücü numaracılık.

iskender Evrenosoğlu - Allahûteâla'nın söylediği şey son derece açık; bütün nebileri huzurumuza topladık diyor ve bütün

nebilerden söz aldık diyor. Sizlerden sonra bir resul gelecek diyor, sizlerden sonra diyor.

Yaşar Nuri Öztürk- Evrenosoğlu, Evrenosoğlu.

Hulki Cevizoğlu -Hocam Sayın Songar'a bağlanacağız, bir saniye...

(*) Duhâ sûresinde de (dil sürçmesi ya da bizim yanlış anladığımızı varsayarak, Duhân sûresi olarak kabul etsek bile, Duhân

sûresinde de) böyle bir-şey yok. (H.C)

Yaşar Nuri Öztürk- Şimdi bakın bu millet çok büyük bir-millettir. Seni bütün bunlara rağmen affeder. Sen gel "tövbe et. Çok

kötü dağıttın.

iskender Evrenosoğlu- Ne yazık ki, bu profesörlük maskesi altında, Allah'ın söylediklerinden ne kadar uzak...

Yaşar Nuri Öztürk - Maskesi yok, ben profesörüm.

iskender Evrenosoğlu - Hayır efendim, profesörlüğünüzü Kur'an-ı Kerim'in hakikatlerinin saklanması istikametinde

kullanıyorsunuz.

Hulki Cevizoğlu- iskender Bey, Hocam...

iskender Evrenosoğlu - Nasıl bu kadar yalanlayabilirsiniz, siz Kur'an-ı Kerim'e resmen karşı çıkıyorsunuz.

Hulki Cevizoğlu- iskender Bey... iskender Evrenosoğlu - Evet, dinliyorum.

ALLAH'IN SIFATLARINA DA SAHİPLENİYOR.

Hulki Cevizoğlu- Efendim sizin kitabınıza bakarsak, kitabınızda yalnızca Allah'a özgü olan iki tane kavram var. Kainatın hakimi

olduğunuz ve kadiri mutlak olduğunuz yolunda. Şimdi bu iki kavram da, Kainatın hakimi olmak, sadece Allah'a özgü bir şey.

Kadiri mutlak da öyle.

Yaşar Nuri Öztürk - Sekiz yerde geçiyor o.

Hulki Cevizoğlu- Evet, ben saymadım, kaç yerde geçiyor ama 52. sayfada ve 67. sayfada geçiyor.

iskender Evrenosoğlu - Deminki olayı bir defa bitirelim.

Hulki Cevizoğlu - Şimdi bunlara inanıyor musunuz siz? Bunlar yanlışlıkla mı yazıldı kitaba?

iskender Evrenosoğlu- Şimdi deminki olay konusunda bir ayeti kerime daha söylemek istiyorum.

Hulki Cevizoğlu- Ama sapıyorsunuz konudan. . 140

iskender Evrenosoğlu - Ama açık bir şekilde, bir resulün hiç bir zaman gelemeyeceğini söylüyor, iddiası var. Kur'an-t Kerim öyle

söylemiyor. Bütün resullerin peygamber olmadığını da söylüyor.

Hulki Cevizoğlu - Söylüyor, 'rüzgara da resul deniyor1 diyor, kelime olarak

iskender Evrenosoğlu - Bunun ne alakası var yani, söylediğim ile?

Hulki Cevizoğlu - Şunun alakasını söyleyin. Yine biz dönelim; kainatın hakimi ve kadiri mutlak mı oldunuz?

Yaşar Nuri Öztürk- Haşa Yarabbim.

iskender Evrenosoğlu - Allahûteâla, şöyle söylüyor. (Arapça ayet)

Hulki Cevizoğlu - Yani... Açıklar mısınız?

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK: "ALLAH TAVUK MU GÜDÜYOR?"

iskender Evrenosoğlu - Bütün göklerde yarattığı her şeyini ve arzlarda yarattığı herşeyi insanlara zikrettiğini söylüyor. İnsanların

emrine verdiğini söylüyor. Bütün göklerde yarattığı herşey ve bütün arzlarda yarattığı herşey.

Sadece benim değil, Sayın Profesörün de emrine verilmiş ve...

Yaşar Nuri Öztürk- Ama ben kadiri mutlak değilim haşa.

iskender Evrenosoğlu - Kadiri mutlak, Allahûteâla'nın bize verdiği... Yani Allahûteâla bir şey söylerken sizden izin mi a-lacak?

Yaşar Nuri Öztürk - Ya, kadiri mutlak ne demek, sen söylesene şunu millete?

iskender Evrenosoğlu - Kadiri mutlak... Yaşar Nuri Öztürk - Evet, söyle...

iskender Evrenosoğlu - Allahûteâla açıkça şimdi benim için bu vasfı kullanmış. Kadiri mutlak diyor.

Yaşar Nuri Öztürk - Ya, sen söylüyorsun kullanmış diye. Kadiri mutlak ne demek onu söyle bize...

iskender Evrenosoğlu- Allahûteâla'nm indinde bir insan için. Allahûteâla'nm düşündüğü şeyin sonu onu kontrol altında tutmaktır.

Yaşar Nuri Öztürk- Kadiri mutlak bir tane olur. Aklın \\-keleri var. Ama sen tabii bu ilkelerle bağlı değilsin. Kadiri mutlak bir

tanedir. Sen burada diyorsun ki, Kadiri mutlakım ben. Allah'a ne oluyor o tavuk mu güdüyor! Sen Kadiri mutlak oluyorsun da?

iskender Evrenosoğlu - Tavuk güden sizsiniz.

Yaşar Nuri Öztürk - Tabii ben tavuk güdüyorum, işte senin gibi tavukları güdüyorum bak.

iskender Evrenosoğlu - Fena değil. Allah razı olsun.

Hulki Cevizoğlu- iyi geceler efendim. Sayın Ayhan Son-gar;

Prof. Dr. Ayhan Songar (Psikiyatrisi) (Telefon Konuğu)- iyi geceler efendim, iyi geceler.

Hulki Cevizoğlu- iyi geceler efendim. Bu saate kadar iz-leyebildiyseniz sizden bir değerlendirme rica etmek istiyorum. Buyurunuz

hocam.

AYHAN SONGAR: "YA İMANINDAN,YA AKLINDAN ŞÜPHE EDERİM"

Ayhan Songar -Siz değerlendirme istiyorsunuz, ben bir cümle söyleyeyim. Mecellenin en sağlam hükümlerinden birisi, abesle

iştigal memnudur. Burada yapılan iş abesle iştigal. Burada bir peygamberlik müessesiyle karşı karşıyayız düpedüz. Peygamberlik

iddiası var orta yerde. Şimdi ben iskender Evre-nosoğlu'nun burada resul peygamber midir, nebi midir, değil midir münakaşasını

bir kenara bırakın. Diyor ki, 'Allah bana vahyetti bir kitap yazdım' ayetler var orta yerde.

Bir insan eğer Allah'tan vahyedildi bana peygamber derse, bu düpedüz peygamberlik iddiasıdır. Başka hiçbir şey değil. O zaman

müslüman olan bir insan islâm'ın son din olduğu, Hz. Muhammed'in de halemin nebi olduğuna inanmak mecburiyetinde

bulunduğuna göre, bunun islâm'la nasıl telif edileceği ayrı dava yani.

Bu insan, hem ben müslümanım diyecek, hem de Allah kendisine vahy etti ondan sonra da bunlarla kitap yazdım diyecek. O

zaman onun ya imanından, ya aklından şüphe edilir. I-kisinden biri olur.

Ben bu işi tartışılmaya değer tarafını dahi bulmuyorum. Sayın Yaşar Nuri Öztürk Bey, boşuna hiddetleniyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk-Haklısınız Hocam.

Hulki Cevizoğlu- Ne açıdan yaklaşıyorsunuz Sayın Songar siz konuya? Hangi açıdan yaklaşıyorsunuz siz konuya.

Ayhan Songar - Ben şimdi bakın bir meslek adamıyım. Televizyondan seyrederek bir teşhis koyamam. Eğer benden böyle bir

mütalaa isteniyorsa o zaman söz konusu şahsı bana bir merci yollar, ben karşımda onu tetkik ederim, konuşurum ona göre bir

netice veririm.

Burada iki ihtimalden birisi bahis mevzuudur. Yani ben hem müslümanım diyecek, hem de ondan sonra ben peygamberim diye

iddia da bulunacak. Bana Allah'tan vahiy geliyor, kitap yazıyorum diyecek. Hem de Allah bana bunları Türkçe söylüyor bunları.

Allah, Hz-. Peygambere de Aleyhüselatü Ves-selem Efendimiz'e de Cebrail vasıtasıyla hitap etmiştir. Cebrail ona Arapça

söylemiştir.

Yoksa Allah'ın bir dili olacak da, Türkçe doğrudan doğruya irtibata geçip, Evrenosoğlu'na hitap edecek, bunun tabii mantıkla

izah edilir tarafı yok. Biz buna psikiyatri de paralojik mantık diyoruz.

Hulki Cevizoğlu - Ne diyorsunuz?

Ayhan Songar-Paralojik mantık. Paraloji diyoruz.

Hulki Cevizoğlu - Yani paranoya mı, anlayamadım?

Ayhan Songar- Değil, paraloji, paraloji biraz ahraz. Hastalık teşhisi söylemiyorum efendim. Hastalık teşhisi yahutta bir şahsın

hasta olup olmadığı meselesi burada tartışılmaz. Yalnız ben tamamen emporsonel, gayri şahsi olarak konuştuğum zaman şunu

söyleyebilirim. Benim karşıma böyle bir ihtimal, böyle bir iddia gelse; ben ya onun aklından veya imanından şüphe ederim.

PSİKİYATRİSİ .SONGAR: "BİR EŞREF PEYGAMBER VARDI BAKIRKÖY'DE"

Bakın bizim asistanlığımızda bir Eşref Peygamber vardı Bakırköy'de. Bu zat, her sene Kadir gecesi mevlüt okuturdu. Bir gün

dedim ki, sen kendin peygamberlik iddiasındasın, nasıl oluyor da başka peygambere mevlüt okutuyorsun. Canım meslektaş dedi,

o kadar da birbirimizi kollayacağız dedi.

Şimdi bu aslında dini konular, tabii çok ciddi konular. Sonra kaldı ki, Sayın Evrenosoğlu bir yerde daha hataya düşüyor, Kur'an-ı

Kerim'i kendi anladığı şekilde tefsir etmeye uğraşıyor.

En güzel tefsiri Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri hadis-leriyle yapmıştır. Onlara bakarsanız zaten kendisinden başka

peygamber gelmeyeceği, artık hatemin nebi olduğu; gerek Allah kelamıyla, gerek Peygamberimizin ifadesiyle açıkça bellidir.

Son ayeti kerimede de biliyorsunuz, "ben sizin dininizi tamam ettim" diyor. "Bitti artık, vahiy kesildi" diyor. Ondan sonra vahiy

yoktur.

Şimdi 1400 sşne sonra kalkıp da bana. vahiy geliyor dendiği zaman, dediğim gibi iki ihtimalden biri düşünülür.Ya bu zat'ın

imanından, yahutta aklından şüphe etmek lazım ama, ben gene söylüyorum; Sayın Evrenosoğlu'nun şahsıyla ilgili değil benim bu

söyledğim. Böyle bir iddiayla mücerret karşı karşıya kaldığım zaman verdiğim bir mütalâadır.

Hulki Cevizoğlu- Böyle bir iddia ilç karşı karşıya kaldığınız zaman Sayın Evrenosoğlu'ndan ayrı olarak bizde söyleyelim. Bunun

başka belirtileri var mıdır, nasıl bir tedavi yöntemi oluyor?

Ayhan Songar- O bir teknik mevzu tabii, belirtileri çok...

Hulki Cevizoğlu - Anlayacağımız kadarıyla. Çünkü bu akşam herkes bizi anlamamakla itham ediyor, belki haklılar. Ben anlamak

için soruyorum. Buyurun... Böyle bir vaka gelse önünüze...

Ayhan Songar - Böyle bir vaka gelse önüme, onun bu mantığı nasıl kurduğuna bakarım. Bizim psikiyatride paranolo-jik mantık

dediğimiz, mantık kusurunun olup, olmadığına bakarım, ona göre bir teşhis koyarım.

Hulki Cevizoğlu - Varsa ne yapıyorsunuz? Yarti, yatarak tedavi mi, ayakta tedavimi?

Ayhan Songar- Vakasına göre, şahsa göre değişir.

Hulki Cevizoğlu - Ortalama bir tedavi var herhalde. Peki dünyada böyle örnekler var mı Sayın Songar?


Ayhan Songar - Ne gibi, peygamberlik iddiası örnekleri

mi? . , . .

Hulki Cevizoğlu-Evet.

Ayhan Songar -r- Çok. Olmaz olur mu.

Hulki Cevizoğlu- Genelde psikiyatrisfer nasıl davranıyor acaba? "

Ayhan Songar - Birgün bana birisi geldi. Kliniğe bir a-dam getirdiler. Peygamberlik iddia ediyor diye ve dehşete düşmüşler

iddianın karşısında. Merak etmeyin, üst katta bir iki tane de Allah'lık iddia eden var demiştim.

Yani, bir hanım vardı öyle. Allah'ın kızı olduğunu iddia e-diyordu, 1 sene tedavi ettim. Bir sene sonra kalktı geldi, "çok teşekkür

ederim doktor bey yanılmışım beni tedavi ettin" diye, ben de sevindim iyi oldu diye. "Öğrendin değil mi "dedim, Allah'ın kızı

olmadığını,

"Öğrenmez olur muyum. Ben meğer bizzat Allah'mışım" dedi.

Hulki Cevizoğlu - Neymişim?

Yaşar Nuri Öztürk- Allah'mışım, kızı değil.

Ayhan Songar -Yani bu kadına, gene söylüyorum tamamen gayri şahsi konuşuyorum. Ben, Evrenosoğlu'nun muhterem

şahsiyetini, kişiliğini hedef almıyorum burada. Siz bana bir teknik mesele sordunuz.

Hulki Cevizoğlu - Evet. Teknik olarak soruyoruz.

Ayhan Songar- O teknik meselede, ben de teknik olarak mütalâamı söylüyorum. Ama bir şahıs hakkında bir mütalâa beyanı

gerekirse, o zaman o şahsın bana bir yetkili merci tarafından gönderilip, karşıma oturup benim muayeneme razı olması lazımdır. O

zaman bir netice veririm efendim.

Hulki Cevizoğlu *- Peki Hocam, yine söz meclisten dışarı olarak soruyorum. Böyle bir vaka, vakalar sizin önünüze gelmiş. Bu

insanların etrafından gidenler de oluyor mu?

Ayhan Songar- Çok.

Hulki Cevizoğlu- Peki onlar için tavsiyeniz nedir? Bunun hikayesi varmı?

Ayhan Songar- Onlar için tavsiyem; bakın bizim bütün hatamız şuradan doğuyor. Bizim halkımız bugün islâm'ı en temiz şekliyle

bilmiyor. Bilmediği için de çok yerde hataya düşüyorlar. Yani, içler acısı manzaralarla karşı karşıya kalıyoruz. Bugün Türkiye'de

samimi müslüman olan insanı Afganis-tan'dakilerle eşleştirip ondan sonra onları itham etmek isteyen

bir zihniyet var. Bu zihniyetin kaynağı da, yine Jslâm'ı iyi bilmemekten doğmaktadır.

Hulki Cevizoğlu- Evet, peki. Yani bu insanların etrafından gidenler, islâmiyet! bilmemekten mi gidiyorlar?

Ayhan Songar-Bilmemekten kaynaklanıyor tabii.

EVRENOSOĞLU'NDAN SONGAR'A: "BENİ MAHKUM ETTİNİZ"

iskender Evrenosoğlu-Sayın Songar, biz Peygamber olduğumuzu hiç iddia etmedik. Böyle bir iddianın sahibi değiliz.

Allahûteâla'mn bize söyledikleri, bizim de bir irşat makamının sahibi oluşumuzdur sadece. Ve Allahûteâla'nm resullarmın devamlı

olarak bütün kavimlere geldiğini söylüyor Allahûteâla. Nahl sûresinin 36. ayeti kerimesinde, "biz resullerimizi bütün kavimlerde

vasıl ederiz" diyor. (*)

Yani Allahûteâla'nm bilinmeyen hakikatleri sebebiyle beni mahkum ettiniz. Allah razı olsun.

Ayhan Songar- Ben sizi mahkum etmedim haşa. Sizi mahkum etmedim. Şahsi konuşmuyorum.

Yalnız bakın, şimdi peygamberlik iddiasında değilim diyorsunuz, ondan sonra da diyorsunuz ki, bana vahyetti, ayetler gönderdi ve

bende kitap yazdım.

iskender Evrenosoğlu-Bana, Allahûteâla... Ayhan Bey, peygamberlerin dışındaki insanlara da ayetler gönderdiğini söylüyor.

Bakın A'raf sûresinin 175. ayeti kerimesine lütfen.

Ayhan Songar - Bırakın, islâm'ı tartışmaya kalkmayın burada. Yok öyle şey.

iskender Evrenosoğlu- Öyle söylüyor Allahûteâla...

Ayhan Songar- Siz kendi arzunuza göre tefsirler yapıp, beni de bu münakaşanın içine sokmak istiyorsunuz. Beni bu

(*) Nahl sûresi 36. ayette, "... her ümmete bir peygamer gönderdik..." diyor. (H.C)


münakaşanın içine sokarsanız sizin için tehlikeli olur.

iskender Evrenosoğlu - Allahûteâla'mn söylediği şey son derece açık. A'raf sûresinin 175. ayeti kerimesi, Allahûteâla diyor ki,

"habibim sen o kişiye bahset" diyor. "O kişi ki diyor, biz ona ayetlerimizi verdik, ama o sonra şeytana uydu" diyor. Şimdi

Allahûteâla'mn şeytana uyacak bir insana bile ayet verdiğini görüyoruz. (*)

Burada bize ayet vermesi, bizim bir peygamber olduğumuzu mu gösterir? Allahûteâla, peygamber olmayanlara ayet verdiğini

söylüyor.

Bu istikamette bir olayla karşı karşıyayız. Yani Allahûteâla'mn bize yazdırdığı şeyler, ya bizim deliliğimizi ya da peygamberlik

iddiamızı...

Ayhan Songar- Hiç bunları tartışmayalım. Bunları tartıştığınız zaman, kendi kafanıza göre yaptığınız tefsirlerle ortaya çıktığınız

zaman, dediğim gibi sonuncu sizin için tehlikeli olur. Hem iman bakımından, hem akıl bakımından.

iskender Evrenosoğlu - Benim de, bir...

Ayhan Songar - Ben size Sayın Yaşar Nuri Öztürk'ün söylediğini söylüyorum, eğer bu söylediklerinizde samimiyseniz, gelin tövbe

edin, dönün bundan da kurtulun bu işten. Başka söyleyecek bir şeyim yok.

Çok özür dilerim, Buradan bizi seyreden milyonların önünde oturup islâm dinini tartışamam sizle.

Hulki Cevizoğlu - Peki, ben size başka soru sormak istiyorum Sayın Songar. Şimdi tabii peygamber olmak, kendini Allah yerine

koymak ayrı bir vaka ama, insanlar Allah'ı görebilirler mi? Bu mümkün müdür?

(*) A'raf sûresi 175. ayetin meali tam olarak şöyle: "Onlara (yahudilere),' kendisine ayetlerimizden verdiğimiz ve fakat onlardan

sıyrılıp çıkan, o yüzden de şeytanın takibine uğrayan ve sonunda azgınlardan olan kimsenin haberini oku". (H.C)


AYHAN SONGAR: "ALLAH'IN YÜZÜ GÖRÜLMEZ"

Ayhan Songar - Hayır mümkün değildir efendim. Allahûteâla her türlü insanî noksan sıfattan münezzehtir ve insanlar bu dünyada

Allah'ı göremezler. Öyle gönül gözüyle ben Allah'ı gördüm filan öyle bir şey olmaz. Ancak bu, Kuı"an-ı Ke-rim'de vaad edildiği

gibi Cennet ehline, o da çok yüksek bir mertebe olarak öbür dünyada, ahirette nasip olacaktır. Bu da ayrı bir boyuttur. Bu

dünyanın boyutları değildir.

Hulki Cevizoğlu - Sayın Evrenosoğlu'nun kitabının 8. sayfasında "ben senin ilk gördüğün, Rabbiniz Allah'ım" sözü geçiyor. "Şu

anda seninle olan benim" diyor. 16. sayfasında Allah diyormuş ki, "beni defalarca gördün", buna benzer ifadeler var. Yani burada

Allah'la konuşma, yüzünü görmek, bir şekilde var.

iskender Evrenosoğlu - Şimdi müsaade eder misiniz? Bir ayeti kerime okumak istiyorum. Elimde Abdullah Aydın'ın Kur'an-ı

Kerim'i var. A'raf sûresi 175. ayeti kerime. Diyor ki Allahûteâla, "onlara (yani Sahabe'ye) kendisine ayetlerimizi verdiğimiz halde,

onlardan sıyrılan şeytanın peşine taktığı, böylece azgınlardan olan kişinin haberini oku" diyor. Bu benim tefsirim değil. Allahûteâla

açıkça, kendisine ayet verdiği bir kişiden bahsediyor. Benim tefsirim değil efendim... Benim yaptığım bir tefsir değil.

Böyle söylüyor Kur'an-ı kerim.

Ayhan Songar- Kur'an-ı Kerim, yani1400 seni evvel Hz. Peygambere vahyedilirken sizden mi bahsediyordu?

iskender Evrenosoğlu- Allahûteâla sadece peygamberlere vahyetmiyor ki efendim. Allahûteâla Hazreti isa'nın havarilerine

vahyetmiş...

Ayhan Songar- Burda, burda paranoloji işin içine giriyor, burda sizin mantık kusurunuz işin içine giriyor, yapmayın Sayın

Evrenosoğlu, yapmayın hakikaten, milleti de fazla meşgül etmeyin bu işlerle, yazıktır bu insanlara, bu samimi müslü-manlara,

inanacak bir şey, tutunacak dal arayan bu kadar milyonlarca insana yazıktır.

iskender Evrenosoğlu - Hiç anlamıyorsunuz efendim? Allahûteâla'nm bütün insanlar için kurduğu saadet tuzakları yok edilmiş

durumda şu anda.

Ayhan Songar - Allahûteâla gene ayeti kerimesinde

(.....) anlatır, islâm tehlike karşısında diyorsunuz, Allahûteâla

bu dinin sahibi benim diyor, islâm tehlike karşısında olmaz, müslümanlar tehlike karşısında olabilir ama islâm tehlike karşısında

olmaz.

iskender Evrenosoğlu - Müslümanlar, Allahûteâla'nın o cennet ve dünya saadetine ulaştıracak olan emirlerini gerçekleştirmedikleri

için, Kuran'da farz edildiği halde bugün farzların arasından çıkardıkları için normal bir hayatın sahibi değil. Son derece korkunç

bir tuzaktan bahsediyorum. Bu tuzağa hiç bir zaman...Bu akşam sizlere anlatamadım, beni özel olarak dinler misiniz Sayın

Songar...

Ayhan Songar - Dinliyorum efendim.

Hulki Cevizoğlu- Özel olarak muayenehanede, diyor.

iskender Evrenosoğlu- Hayır şimdi değil, uzun bir zaman parçası içinde.

Ayhan Songar- Özel olarak sizi dinlemekten pek memnun olurum ama o zaman bu bir mesleki dineme olur, bunu kabul ederseniz

dinlerim.

iskender Evrenosoğlu - Anlamadım efendim.

Ayhan Songar- Özel olarak dinlemekten pek memnun olurum ama bu bir mesleki görüşme olur, aramızda, ondan pek memnun

olurum, siz kabul ederseniz eğer.

iskender Evrenosoğlu- Ben gene anlamadım, ne diyor. Ayhan Songar- Peki anlayan anladı,

Yaşar Nuri Öztürk - Mesleki bir görüşme olur. O görüş-|me sonunda koyacağı teşhise razı olursan kabul ederim diyor.

iskender Evrenosoğlu - Siz de mi Brütüs?

Hulki Cevizoğlu- Evet, peki bu konu üzerine fazla git-^meyelim o zaman. Hakikaten izleyiciler anladı diyorsanız -ö-zellikle de

Sayın Evrenosoğlu'nun arkasında olduğunu söyleyen insanların anlamış olmasını ben diliyorum- ekleyecekleriniz varsa Sayın

Songar onları son söz olarak kabul edeceğim. Buyurun.

Ayhan Songar- Çok teşekkür ederim, Hakikaten istifadeli bir toplantı oldu efendim.

Hulki Cevizoğlu - Çok teşekkür ederim, iyi geceler efendim... Evet bir reklam aramız var, sonra devam edeceğiz efendim.

EVRENOSOĞLU, STÜDYODAN KAÇIYOR!

(Çok uzun reklam arasından sonra)

Hulki Cevizoğlu - Tekrar iyi geceler efendim! Saatlerimiz 02.10'u gösteriyor ama stüdyomuzda bir başka konuğumuz var, Sayın

İskender Evrenosoğlu ise yok. Az önce biz ara verdiğimiz sırada burada bulunan Fizik Mühendisi olan, şu anda bir kamu

kuruluşunda da çalışmakta olan -adını vermek istemiyorum- Vakıflarının başkan yardımcısı kişi yanına geldi ve bu programa

katılmaması gerektiğini söyledi. Sayın iskender Evrenosoğlu da gördüğünüz gibi, bu kitaplar, notlar bize ait, kendi notlarını

topladı, çantasını aldı ve bu programa katılmayacağını, kendisine bir tuzak hazırladığımızı söyledi. O görüntüleri arkadaşlarımız

çektilerse ben rica edeceğim ekrana getirsinler.

Bu arada, kendisiyle birlikte gelen yaklaşık 15 kişilik bir grup KANAL 6 Stüdyolan'nın önünde ruhsatsız silahla yakalandı.

Emniyet güçleri, şu anda, emniyet açısından gerekenleri yapıyorlar.

Kendisinde nur, Allah'la konuşma, resullük ya da mehdilik iddiasında bulunan, insanlara huzurlu, mutluluk ifadeleri vermesi

gereken ki, o görev için Allah'tan yetki aldığını belirten bir kişinin daha yumuşak, daha sakin ve her türlü sorunun altından

kalkabilecek düzeyde burada oturması beklenirdi.

Her ne kadar bizim gönül gözümüzle sağ ve sol omuzun-daki nur'u, sancağı ve belindeki kılıcı göremediysek de, emniyet

görevlileri Sayın iskender Evrenosoğlu'nun adamlarının belindeki silahı gördüler. Gönül gözüne gerek yoktu. Ama gereken

işlemler yapılıyor. Bizim emniyet görevlimiz de burada, kısaca olayı bize anlatacak, sonra biz telefon konuklarımızı ve sizlerden

gelecek telefonlarla ve Sayın Yaşar Nuri Öztürk ile konuyu irdeleyeceğiz.

Bu programı şunun için yapmıştık: 1992 yılından beri 4 yıldır gelen bir hesaplaşma vardı. Sayın Evrenosoğlu, Risalet Nurları isimli

kitabının 133. sayfasında diyordu ki, "Hadi bizi mahcup edip halkın huzurunda yokedin. Davetmiz, sonsuza kadar geçerlidir"

diyordu.

Biz, 4 yıl sonra bu kitabı, sayfayı okuyabildik, onun için geçen hafta Sayın Yaşar Nuri Öztürk ile burada, Afganistan o-laylarını

konuşurken, Sayın Evrenosoğlu'nun yardımcısı Ferhat Baştuğ, kendiliğinden bizi arayıp bağlanmıştı programa ve bir meydan

okuma olmuştu biliyorsunuz. Dün akşam da bunun tekrarını izlediniz banttan.

Bu meydan okumadan, Sayın Yaşar Nuri Öztürk kaçmadı; din adına ve halkı aydınlatmak adına kaçmadı, buraya geldi. Sayın

Evrenosoğiu'da geldi. Ama, "hadi bizi mahcup edin, halkın huzurunda yok edin. Davetimiz sonsuza kadar geçerlidir" diyen Sayın

Evrenosoğlu, stüdyoyu terk etti.

Dışarıda ne oldu kısaca bize anlatabilir misiniz? Emniyet Görevlisi- Dışarıda üç tane silah yakalandı. Hulki Cevizoğlu - Kimin

üzerinde yakalandı bunlar? Emniyet Görevlisi- iki tanesi korumasının, yanına gelen arkadaşın. Silahım ruhsatlı, dedi. Silahın bir

tanesi bulundurma, 2 tanesi ruhsatsız çıktı. Silahın ikisine el konuldu. Bir tanesi ruhsatlı olduğu için, ona da el konuldu, çünkü

bulundurma. Yani taşıma ruhsatı yok. Kesinlikle.

Hulki Cevizoğlu - Kim el koydu? Güvenlik mi koydu?

Emniyet Görevlisi- Biz, güvenlik güçleri olarak el koyduk. Polis memuru arkadaşlara verdik. Onlar gerekli ilgili makamlara, yasal

işlemler şu an başlatıldı.

Hulki Cevizoğlu - Peki çok teşekkür ediyorum ben. Bir kaza olmadan bu iş atlatılmış.

Emniyet Görevlisi- Olmadı Allah'a şükür.

Hulki Cevizoğlu- Değerli izleyiciler, az önceki olayı arkadaşlarımız görüntülemişler. Onları şimdi ekrana getiriyoruz. Sayın

Evrenosoğlu'nun ayrılış sahnesini.

"ŞU ANDA LANETLENDİNİZ"

(Stüdyoyu terk ederken çekilen görüntüler izleniyor. Burada şu konuşmalar geçiyor:)

Hulki Cevi:oğtu - Kimin doğru söylediği ortaya çıksın dediniz, kamuoyu önünde. Siz şimdi gidiyorsunuz kaçıyorsunuz.

Fizik Mühendisi Abdulcabbar Baran - Hakkaniyet standartları içinde, ben size özellikle söylemiştim bunu.

Hulki Cevizoğlu - Efendim bırakın Sayın Evrenosoğlu takdir etsin bunu.

İskender Evrenosoğlu - Biz takdir ettik zaten, söyledik size söyleyeceğimizi. Böylesine, taraf tutarsanız, birde biz onlardan

değildik diyorsunuz.

Hulki Cevizoğlu - Kimlerden efendim? İskender Evrenosoğlu - Yani, bir takım insanlardan, siz şu ana kadar bana hiç bir şey

söyletmediniz. İnsanlara vermem lazım gelen mesajı verdirmekten hep beni engellediniz. Hiç onu bana göstermeyin artık.

Hulki Cevizoğlu - Sizin kitabınız.

İskender Evrenosoğlu- Siz Allahûteâla'nm indinde, şu anda lanetlemiş bir insansıniz.

Hulki Cevizoğlu - Ben mi efendim? İskender Evrenosoğlu - Evet efendim. Siz. Hulki Cevizoğlu - Allah...

İskender Evrenosoğlu - Bu yaptığınız şey yüzünden bakınız, sözlerimi hiç unutmayın siz, Allahûteâla'nm bir evliyasına ağır bir

davranışda bulundunuz.

Hulki Cevizoğlu - Ne yüzden? Ne davranışı anlamadım...

İskender Evrenosoğlu - Gidiyoruz.

Hulki Cevizoğlu - Peki, çok teşekkür ediyorum katıldığınız için.

Hulki Cevizoğlu - Değerli izleyiciler gördünüz. Biz konuğumuza yalnızca soru sormayı amaçlıyorduk. Ama soru sormayı Sayın

Evrenosoğlu anlaşılan yanlış anlamış. Bizi yanlış anlamakta birkaç kere itham etti. Ama kendisi yanlış anlamış. Çünkü bu

programa katılan insanlara soru sormak amacıyla, bir anlamda soru-cevap programı, gelen insanlar da bunu daha önceden kabul

ediyorlar.

Kendisinin evliya olduğunu giderken tekrarladı ve Allah'ın lanetinin üzerimize olduğunu söyledi. Ben arada Sayın Hocama, Yaşar

Nuri Öztürk'e sordum. İslâmiyete göre lanet nasıldır diye?

Sayın Hocam, şimdi belki devam eder. Dediler ki, lanete uğrayan bir kişi, eğer bunu haketmemiş ise, bu lanet mutlaka geriye

döner ve sahibine gelir. Bu lanet yok olmaz, dedi.

Biz bunun bizim tarafımızdan hakedilmediğine inanıyoruz. Ama Sayın Evrenosoğlu'na bir lanet biçiminde dönmemesini de

diliyorum, dua ediyorum Allah'tan, inşallah kendisi huzurlu, sağlıklı bir yaşam sürer ve bu iddialardan belki vazgeçer. Belki

kendisini yenileme ihtiyacı duyar, İslah olur ya da olmaz.

Ama vaktiyle Diyanet işleri Başkanlığı'nın verdiği bir rapor vardı. Bu rapora göre, kendisi hakkında ağır suçlamalar var. Bunlara

tekrar girmek istemiyorum, burada olmadığı için Sayın Evrenosoğlu. Ama iddialarının islâmî açıdan birer küfre girdiği özetle

söyleniyordu.

Biz yorumcu değiliz, sadece soru soran kişiyiz, işi sizlerin takdirine ve Allah'a havale ediyorum ve Sayın Yaşar Nuri Öz-türk'le

devam ediyoruz. Sayın Ayhan Songar'da yine hattımız-da olacak.

Hocam, siz bu olayı nasıl değerlendiriyorsunuz, son olarak? Başka şeyler soracağız ama son olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yaşar Nuri Öztürk - Olayın değerlendirmesi kendi içinde. Ben inanıyorum halkımız bunu bizden çok daha güzel biçimde

değerlendirir, yerine oturtur. Başka bir değerlendirme yapmamıza gerek yok.

Ben yine oraya geliyorum. Halkımız şunu bir kere daha, bir kere daha düşünsün ve gözden geçirsin. Bakın bunlar, din adına

yapılıyor, mürşitlik sıfatı kullanılarak yapılıyor. Bunları halkımız değerlendirsin. Ben, yıllardan beri diyorum; bu gidiş Türkiye'yi çok

kötü noktalara götürüyor.

Hulki Cevizoğlu - Bir küp demiştiniz. Küpün kapağını a-çalım demiştik.

Yaşar Nuri Öztürk - Tabii benzerleri var. Küpün içi vardır.

Bunları biz söylüyoruz, vahiy mahiy alarak değil. Bir düşünce ve bilim adamı olarak. Bu dine Kuran'ın istikametinde yıllardır

hizmet etmeye çalışan bir insan olarak ediyoruz. Bunu Allah takdir edecek.

Hulki Cevizoğlu - Bilim adamı olarak...

Yaşar Nuri Öztürk - Bilim adamı olarak. Tabii bunların hepsinin yanında, bu ülkeyi seven, bu ülkenin yarınlarını düşünen bir

evladı olarak bunları söylüyoruz. Bunun bu millet, bunu politikacılara filan bırakırsanız, bunun önü alınmaz.

Hulki Cevizoğlu - Kime bırakmak gerekir? Yaşar Nuri Öztürk- Bunu halk halledecek. Hulki Cevizoğlu - Yani bu işlere rağbet...

Yaşar Nuri Öztürk- Bir de; belki sahnede görülmeyen, fakat bu ülkenin kaderiyle ilgili, çilesi, şuuru, meselesi, ciddiyeti olan ve

iradesi olanların bununla meşgul olmaları lazım. Yoksa yazık olur.


Hulki Cevizoğlu - Sayın Evrenosoğlu, yaklaşık 2 yıldır yapmakta olduğumuz Ceviz Kabuğu Programı'nı terkeden İlk konuk oldu.

Yaşar Nuri Öztürk- Yani o, şimdi Evrenosoğlu meselesi değil. Bu bir örnektir.

Hulki Cevizoğlu - Evet. Sizin dediğiniz daha doğru.

Yaşar Nuri Öztürk - Bu, örneklerin arka planını görmek lazım.

EVRENOSOĞLU:" SİLAH ATMAYI ÖĞRENİN"

Hulki Cevizoğlu- Sayın Evrenosoğlu'nun, biz bu programı yapmadan evvel çeşitli videolarını izledik. Orada, bir tanesinde diyor

ki, yeni çekilen videolarının bir tanesinde, "yakında 3. Dünya Savaşı çıkacak", orada toplanan, kendisini dinleyen insanlara,

"savaş için hazırlanın, plotaj öğrenin", -yani uçak kullanmayı demek istiyor herhalde- silah atmayı öğrenin" diyor.

Şimdi çok enteresan bir şey söylediniz. Önemli bir noktaya değindiniz. 3. Dünya Savaşı çıkacak, uçmayı öğrenin, uçak

kullanmayı öğrenin, silah atmayı öğrenin. Şimdi silah atmayı öğrenen -ya da beceremeyenlerden bir tanesi, az önce birkaç tanesi

yakalandı kapının önünde- bir din adamının silah atmayı öğrenin ifadeleri din'le ne kadar bağdaşıyor, Allah'ın emirleriyle ne kadar

bağdaşıyor?

Yaşar Nuri Öztürk- Şimdi silah atmayı öğrenin hangi gayeye matuf söylenmişse onunla bağdaştıracaksınız. Yani, ben çocuğum

askere gitse sila atmayı öğrenin derim ona. Mesela kalkıp da, Türkiye yeniden bir Kuvayî Milliye ihtiyacı hissetme noktasına

doğru gidiyor, herkes atmayı öğrensin dese1 birisi, bundan hiç birimiz şikayetçi olmayız. Bu hangi manada demiştir onu

bilmiyorum, kendi yok burada. Sizin ifadenizle, onun için ben buna cevap vermem. Daha doğrusu onu millete bırakmak lazım.

Hulki Cevizoğlu - Zaten her şeyin takdirini millete bırakıyoruz. Sayın Songar hatta mı acaba?

Buyurun Hocam. Sizin değerlendirmeleriniz üzerine özellikle Sayın Evrenosoğlu stüdyoyu terk etmek ihtiyacını hissetti.

Ayhan Songar - Efendim,"görüşmemiz, meslekî görüşme olur" dedim diye terketti orayı. Ama ben en samimi kanaatimi söyledim.

Görüşelim birgün dedi. Hay hay. Ama benimle görüştüğü zaman, bu görüşmenin benim mesleğimin çerçevesi içerisinde olmasının

da kaçınılmaz sonucudur. Bunun sonucuna katlanmak lazım, eğri veya doğru.

Dediğim gibi ben kimseyi itham etmiyorum. Şahsını da söz konusu etmiyorum. Ama ben sanıyorum ki, bazı iddialarım var, gel

karşı karşıya konuşalım dediği zaman, ben bir meslek adamıyım, kendi mesleğimin kurallarını koyarım orta yere. Bunun sonunda

da bir sonuca varırım.

Bunu eğer kendisine yediremedi, doğrudan bundan dolayı kaçtıysa söyleyecek birşeyim yok tabii efendim.

Hulki Cevizoğlu - Evet. Uykudan mı uyandırdık acaba?

Hüseyin Atay- Yok, yok.

Hulki Cevizoğlu-Peki uyanıksınız.

Hüseyin Atay - Uyanığım evet. Sesiniz hafif geliyor.

Hulki Cevizoğlu - Peki, bize de tavsiyelerinizi alalım, bizleri de uyandırın biraz, buyurun.

Hüseyin Atay-Rica ederim efendim.

Efendim evvela şunu arz etmek istiyorum. Sayın Evrenos-oğlu'na çok fırsat verdiniz, çok konuştu. Halbuki konuşmamaktan,

kendisine konuşma fırsatı verilmediğinden şikayet etti, ama benim müşahadem hep o konuştu.

Tabii burada Sayın Hocalarımızdan Hüseyin Hatemi Bey'inde söylemiş olduğu soruları da ben tekrar etmek istiyorum.

Evvela bu arkadaşa, Kuran'a inanıyor mu, inanmıyor mu? Kuran'a inanıyorsa, Kufan bunun ortaya koymaya çalıştığı göreve

imkan vermez. Yani başka; Allah'tan bir vahiy almasına Kur'an-ı Kerim hiç bir surette imkan vermez. Ama Kuran'a inanmıyorsa

o zaman istediğini söyleyebilir. Mesele bu kadar basit.

Hulki Cevizoğlu - Afedersiniz. Zaten sorulmaması gereken bir soruyu sorduk. Sayın Hocama da sordum. Müslüman mısın diye.

Müslümanım demek, zaten Kur'an-ı Kerim'e inanıyorum demektir.

Hüseyin Atay -Şimdi efendim, Kur'an-ı Kerim'e inandıktan sonra, Kur'an-ı Kerim, işte ben 50 senedir bunun içindeyim, hatta 60

senedir diyebilirim, 60 senedir Kuran'la meşgulüm, Kur'an-ı Kerim hiçbir surette herhangi bir kimsenin Allah'tan vahiy aldığına

izin vermez, islâm tarihine baktığımız zaman, aynı şekilde görürüz. Hiçbir islâm mezhebi, hiçbir tarikat ehli, hiçbir mutasavvıf, hiç

bir alim Allah'tan vahiy aldığını iddia etmiş değildir, iddia edenler daima sapık sayılmıştır ve onlar gulâttan(*) sayılmıştır.Ve

islâm'dan sayılmamıştır onlar. Kur'an-ı inkar etmiş sayılırlar. Bu durum karşısında bunu bu şekilde sorguya çekmek lazım ve

Kur'an-ı Kerim'i izah etmeye kalkmasına da imkan vermemek lazımdı. Çünkü konuyu çok saptırdı. Hep Kur'an'dan bize delil

getirdi. Halbuki onun kitabı üzerinde münakaşayı yürütmemiz gerekiyordu. Bunu biraz son zamanda yapmaya çalıştınız.

Hulki Cevizoğlu -O da özellikle ondan kaçındı.

Hüseyin Atay- Evet, şimdi tabii bunun üzerine getirmek lazımdı. Ben bu kitaba bir göz attım, bir iki gün içinde. Vardığım

kanaatları da size arz edeyim.

Hulki Cevizoğlu - Estağfurullah buyurun.

ATAY : "İLAH O'NUN HAYALİNDE"

Hüseyin Atay - Millette efendim bu hususları duyarsa memnun olurum diye düşünüyorum. Evvela vardığım kanaat şudur: Bu

kitap, ilkokul 4. sınıf öğrencisinin derme çatma, şeylerden toplamış olduğu bir takım bilgilerden ibaret gibi bana geldi ve bunun

peşinden şunu söylemek istiyorum: Allah'tan vahiy aldığını iddia eden bu zat, Allah'tan vahiy almıyor. Çünkü, Allah konuşursa,

Kur'an gibi konuşur. Halbuki bunun kitabı Kuran'a -ben Arapça olmadığından dolayı Kur'an'a benzemiyor demiyorum- muhteva

bakımdan hiçbir zaman Kur'an'la alakası yok bu işin.

O halde bunu ona vahiy eden, Kur'an-ın anlatmış olduğu Allah değildir. Kendi hayalinde olan bir ilahtır. Bu olabilir. Ben istedim

ki, Sayın Prof. Ayhan hocamız, bu hususa temas etsinler. Çünkü, insan kendi hayalini canlandırır, hayalinde Allah'ı görmeyi

tasavvur edebilir. Halüsinasyon şeklinde ve hayalinde efendim kendi kendisiyle konuşur; bu, böyle bir durum olabilir.

(*) Gulât: Dinde, mezhepte çok ileri katılık gösterenler, azgınlık edenler. (H.C)

Bunun için Kur'an-ı Kerim'in kendisi böyle bir iddiaya imkan vermez, islâm tarihinde de böyle bir iddiaya rastlanmış değildir.

Bu kendisi kitabında zikrediyor, bazı kimseleri. Birkaç tane de efendim mutasavvıftan bahsediyor.

Şimdi tabii eskiden beri islam tarihinde mutasavvıfların i-çinde ehli sünnete yakın olan var, ehli sünnet olduğunu iddia edenler var.

Bir de ehli sünnetin dışında yani İslâm'ın dışında olan gene müslüm mutasavvıflar var.

Şimdi ehli sünnete yakın olan ve ehli sünnet olan mutasavvıfların içinde hiçbirisi bana vahiy olunuyor demiş değildir. Ben bunu

hatırlamıyorum. Tabii Sayın Yaşar Nuri Bey, bu hususda mütehassastır, kendileri bunu bilirler. Benim bildiğim bu.

Ama bizde ilham ediliyor derler, Allah bize ilham ediyor derler. Fakat katiyyen vahiy kelimesini kullanmazlar. Çünkü vahiy

kelimesi, yalnız peygamberimize, peygamberlere mahsustur ve bu vahiyde peygamberimizde sona ermiştir. Onun için onlar, islâm

kültürüne -ki bizim mutasavvıfımız- islâm kültürüne vakıf oldukları için, terminolojilerini gayet güzel kullanırlar.

Sonra bu kitabın içine baktığımız zaman, bize bir muhteva getirmiyor. Hep kendisini methediyor, kendisini methediyor, kendisini

methediyor, başka fazladan hiçbir şey görmedim. Tabii sizinde işaret ettiğiniz bazı noktalar var. Mesela bunu kainatın hakimi,

mutlakı olarak zikrediyor. Sen hakimi mutlaksın. Bir defa Cenab-ı Hak hükümranlığı hiç kimseye vermez. Hükümranlığına ortak

olmaya çalışanları putperest sayar. Bu çok önemlidir. Ve hatta şürekâf) sıfatını bunlara verir, Allah'la insan arasına herhangi bir

kimsenin girmesine inanmak; Kur'an'ın bize anlattığı Allah'ı inkar etmekten başka birşey değil.

Çünkü Kur'an'a da diyor ki, (Arapça ayet) "biz insana şah damarından daha yakınız". O halde, insana Allah'tan daha ya-

(*) Şürekâ: Şerikler, ortaklar. (H.C)

kın kimse yoktur. Evet, bu demek değildir ki insan bilmediğini başkasından öğrenir. Bilmediğini başkasından öğrenmesi ayrı bir

meseledir, Hoca-talebe münasebeti ayrıdır, bir de insanın elinden tutup da Allah'a götürme meselesi ayrı bir meseledir. Tabii bu

Kur'an-ın bize vermiş olduğu bir anlamdır ve Kur'an'ın Allah tanımıdır bu.

Bunun dışında, mesela o kitap dediğim gibi, kendisine vahiy eden tanrısı, ilahı ne Arapça biliyor, ne Türkçe biliyor efendim. Yani

benim dediğim de bu. Ve bu yalan da söylüyor. Bu, onun tanrısı; çünkü 64. sayfaya bakın, diyormuş ki buna, "sen efendim

doçentlik tezinde muvaffak olduğun" diyor, halbuki zat ne doktor olmuş, ne doçent olmuş.

PROF. ATAY: "MİLLET O KADAR CAHİL Kİ, ZİHİNLERİ BOMBOŞTUR"

Bu gibi bir takım yalanları da, bu tanrının bilgisizliğine verilecek durumun özüdür. Tabii bu gibi kimselerin ortaya çıkmasının

sebebi, memleketimizde din eğitiminin yeterli olmamasıdır. Millet o kadar cahil ki, zihinleri bomboştur. O boş olan zihne herhangi

bir şey girebilir ve o girdikten sonra onu çıkartmak çok zordur. Bunun için biz, senelerden beri şunun için uğraşıyoruz; -ben 1960

yılılndan beri uğraşıyorum- milleti doğrudan doğruya Kur'an'a yöneltmek. Biz ancak Kuran'a yöneldiğimiz zaman müslüman

olabiliriz, gerçek müslüman olabiliriz.

Hulki Cevizoğlu - Sayın Hocam zaten, bu tür faaliyetlerde bulunanlar da, "biz de Kuran'a yönlendiriyoruz" diyor, ama buradaki

kastınız herhalde bilimsel bir eğitim.

PROF. ATAY'DAN DİNİ PROJELER

Hüseyin Atay- Şimdi müsaade ederseniz onu bir dakika efendim ben izah edeyim.

Şimdi bakınız herkes Kuran'a gidelim diyor, ama herkes daha önceden bilmiş olduğu, öğrenmiş olduğu bilginin ışığı altında

gidiyor. Halbuki, bu bilgileri unutacaksınız, doğrudan doğruya Kuran'a gideceksiniz. Yani eğitim açık bir zihinle, tarafsız olarak

herhangi bir mezhebin, herhengi bir müfessirin gözlüğüyle değil, kendi öz gözlüğünüzle gideceksiniz. Bizim davamız budur. Bunun

için ilkokul mezunu, ortaokul, lise, üniversite, profesör hangi meslekten olursa olsun mutlaka Kuı"an-ın tercümesinin Türkçesinden

okunmasını istiyoruz ve bu Arapçasmdan okunmakdan daha çok sevaptır. Hatta benim deyimim şudur; bir ayetin manasını

anlamak, Kur'an-ı anlamadan baştan sona kadar okumaktan daha sevaptır. Biz, millete bunu öğretmek istiyoruz.

Ayrıca benim bir projem daha var. Bazı yetkililere söyledim, ama şimdiye kadar yankı bulmadı bu benim projem. Ortaokulun 1.

sınıftan, lisenin sonuna kadar her hafta bir saat Kuran tercümesi dersi okullara konmalı. Ve bu fikrimi de sizin vasıtanızla

duyurmuş olduğumdan dolayı size bu hususta çok teşekkür ederim. Ben bunu senelerden beri düşünüyorum. Bizim çocuklarımızı

doğrudan doğruya ana kaynaktan dinlerini öğrenmelerini temin etmiş olacağız ve hem de düşünmelerini geliştirmiş olacağız.

Tabii burada okutulacak olan ayeti kerimeler veya hutda kısa sûreler, Milli Eğitim Bakanlığı'nın Tâlim Terbiyesi tarafından

seçilecek ve ders haline getirilecek.

Şimdi şunu da arz etmek istiyorum; buna Hüseyin Bey temas ettiler, bazı mezheplerde ortaya çıkmıştır, Cenab-ı Hak Kuran'da

'Halemin nebiyin' demiştir, Nebilerin sonudur Hz. Mu-hammed resullerin değil diye bir iddia ortaya atılıyor. Halbuki, Nebi

olmadan resul olunmaz. Evvela nübüvvet gelir, ona vahiy gelir, resalet ve bunun üzerine artı bir derecedir.

Diyelim bizim akademik unvana göre bir kimse doktor olmadan doçent olamadığı gibi. Onun için herhangi bir kimsenin "ben

resulüm de, nebi değilim" deme hakkı yoktur. Resul ola-


bilmesi için evvela Nebi olması gerekir. Şimdilik size söyleyebileceğim aklımda kalanlar bunlar.

Hulki Cevizoğlu- Çok teşekkür ediyorum, değerli açıklamalar yaptığınız için iyi geceler diliyorum.

Hüseyin Atay- Sağ olun, ben teşekkür ederim.

Hulki Cevizoğlu- izleyicilerimizden birkaç tane telefon alalım, ayıp olmasın anons ettik ama fırsat bulamadık. Özür diliyoruz. Şimdi

fırsat bulduk birkaç izleyicimizi arıyoruz, bizi arayıp not bırakanları...

Resul ile Nebi arası, Nebi çok tartışıldı bu gece Sayın Öztürk, benim önümdeki notları da ben kısaca söylemek istiyorum. Birkaç

kere söylemek istedim Ahzâb sûresini ama olmadı. Tereciye tere satıyormuşsun gibi kabul etmezseniz beni. Ahzâb sûresinin 40.

ayetinde "Hz. Muhammed, Hatemül enbiyadır" mı deniyor?

Yaşar Nuri Öztürk - "Hatemül Nebiyyin" diyor. Enbiya da, nebiyyin de çoğul olan bir kelime.

Hulki Cevizoğlu - Kur'an'ı Kerim'de resul ile Nebi sözcükleri bazen Hz. Muhammed için kullanılmış mı? Ya eyyühen nebiyyü ya

da, ya eyyühen resulü gibi...

Yaşar Nuri Öztürk- Ya.....Resul çok kullanıldı.

Hulki Cevizoğlu - Yani Hz. Muhammed hem Nebi, hem Resul.

Yaşar Nuri Öztürk- Tabii, tabii.

Hulki Cevizoğlu - Bir de, Hz. ismail, Meryem sûresinin 54. ayetinde zannediyorum, notlarıma göre öyle. Hz. ismail hem Resul,

hem Nebi olarak tanımlanmış, ama ona bir kitap inmemiş.

Yaşar Nuri Öztürk - Şimdi efendim, hiç yormayın kendinizi. Sayın Atay Hocamın yaptığı açıklama çok teknik. Bu tabi bu işin

büyük ustalarından biridir, o öyle yapar.

Şimdi ben size işin çok özeti, mahısalığını -eskilerin ifadesiyle- söyleyeyim. Onları biz Hocamla yine tartışırız, teknik o-larak.

Şimdi Resul ile Nebi'yi Kur'an-ı Kerim, sinonim bunları eş anlamlı kullanıyor. Bunu izaha kalkarsanız, A = B B'de eşittir C dersek

biz, bu otomatik olarak A = C olur. işte bu kadar basit. Onun için Kur'an-ı Kerim kelimeyi şahadette biz, Abduhü ve Resulühu

diyoruz. Eğer risalet bitmeseydi ve Hz. Peygamberin nübüvveti bitmiş, risaleti bitmemiş o devam ediyor der, o zaman Resulühu

koymazdık. Burada islâm kamu vicdanının, mahşeri vicdanın da, Kur'an-ı burada gayet güzel yakaladığı ve bunu manifostosuna

geçirdiğini görüyoruz.

Kur'an-ı Kerim, eş anlamlı olan bu kelimelerden Peygamberliğin bittiğini ifade ederken bir tanesini kullanmıştır. Öbürünü de

kullanabilirdi. Yani, buradan bir boşluğu yakalayıp o bir ayette, haşa boşluk dersem kendine göre boşluk zannettiği bir şeyi daha

doğrusu yakalayıp Kur'an-ı n bütünü içinde çeşitli vesilelere ve devam olarak verilmiş bir müessevi kavramı yıkmak ve dejenere

etmek yanlış. Yani bunu yapıyorlar, son zamanlarda yapıldı bu. Tasavvuf tarihinde de bunu yapanlar var. Hüseyin Bey söyledi.

Fakat bunlar hiç kabul görmemiştir ve tarihin tozlu sayfalarında kalmıştır, işte bu şekilde birileri çıkarıp bunları söyler ve ondan

sonra gider.

Kaldı ki, bu zat zaten kendi söylediğiyle de çelişiyor. Efendim Nebi kendisine kitap gelen Peygamberdir. Şeriat getiren

peygamberdir. Resul ise, işte alalade tebliğ görevi yapan bizim gibilerdir diyor ya, o zaman bu, bu nedir?

Hulki Cevizoğlu- Bu kitap nedir, diyorsunuz.

Yaşar Nuri Öztürk - Şimdi burada tabii, çok temas edilecek nokta var. Burada Allah'ın Peygamberlere vahyettiği sistemin üstüne

ve ötesine geçiriyor kendini. Diyor ki, "bana bu doğrudan doğruya Allah tarafından söylendi". Yani Cebrail diye bir vasıta da

arada yoktur. Yani bütün Peygamberlerin de üstüne çıkarıyor ve nitekim imam olduğunu söylüyor.

öbür tarafta Hüseyin Bey'in de temas ettiği gibi, şimdi bakın; ilk sûresinde bir cümleye bakın. Yani ben anlamıyorum insanlar şunu

okuyup da hâlâ nasıl saçlarını başlarını yolmuyorlar.

Bakın şimdi: "Onlara aralarındaki anlaşmazlıkları halletmelerini söyle".

Hulki Cevizoğlu - Onlar dediği kim?

Yaşar Nuri Öztürk - Kim? Söyleyecek... Hepsiyle ayrı ayrı toplantı tertip et. Dikkat ediyor musunuz? Sonra, ilk sûresi bu,

"anlaşmazlık sûresi". Sûreye bakın bir defa. "Sonra Demi-rel, Erbakan, Türkeş ve Feyzioğlu kullarımızla toplan. Önce evvelden

istisna, ittiba etmiş olan Zeki kulumuzu al, (Kimse) sonra Tahsin ve Soner kullarımız ittiba edecekler. Erbakan'da ittiba edecek".

Bu Allah'ın vahiyi...

Hulki Cevizoğlu - Yani ne demek ittima etmek?

Yaşar Nuri Öztürk-Uyacak, tabi olacak ona.

Hulki Cevizoğlu - Ama uymamışlar.

Yaşar Nuri Öztürk- Efendim Feyzioğlu ölmüş gitmiş, bırak uymayı aralarında birleşmeyi, birbirleriyle değil boğuşup duruyorlar.

Neyse ona girmeyelim zaten, büyük bir komedi bu.

Buna berzer, daha onlarcası bunun içinde mevcuttur.

Fakat biz bunları burada bence noktalayalım. Çünkü, söylenecek söz, zaten Ayhan Bey'de söyledi. Hatemi Bey'de söyledi. Ha

biz ne yapalım? Biz insanlarımıza şunu söyleyelim: Dinî Kur'an'a teslim edin. Ama Kur'an-ı paravan yapın değil, işte burada

yapılan odur, görüyorsunuz. Benim kitabım var diyor, bana vahyedildi diyor, ama Kur'an-ı kullanıyor. Çünkü, Ku-ran'ı

kullanmazsa peşine gidecek bir tane insan bulamaz.

Şimdi biz Kuran kullanılsın demiyoruz. Kur'ana uyulsun ve din Kur'ana teslim edilsin. Bakın islâm'ın zaten manası budur.

ALLAH'IN MÜTHİŞ DEVRİMİ

islâm: Sin ve Selam köklerinden geliyor, esenlik, barış ve huzur için Allah'a teslimiyet demektir. Kur'an köklerini de vermiştir.

Şimdi Allah'a teslim olmanın, yine Kuran'a göre bu alemde elle tutulur şekli Kuran'a teslim olmaktır. Çünkü, peygamberlik

bitmiştir.

Şimdi Kuran'a teslim olmamak isteyen zihniyet, bir şuuraltı olarak veya açıkça bunu bilerek, Kur'an-ı dışlamak için işte bu

numaralara gidiyor. Bütün dava Kur*an-a teslim olmamaktadır. Çünkü kuran, nübüvveti bitirmiştir.

Bu ne demek, Peygamberliğin bitmesi biliyor musunuz? Artık Allah adına kişilerin vekalet devri, kişilerin söz hakkı devri bitmiştir.

Hulki Cevizoğlu - Müthiş bir devrim yani bu aslında.

Yaşar Nuri Öztürk -Bunu Şuvan gayet güzel söylüyor. Müslüman olmuş isviçreli büyük bir mütefekkirdir. Dinler tarihçisidir,

islâmiyet ile Hıristiyanlığı mukayese ederken diyor ki o-rada, en büyük fark şudur: Kur'an'da, dini prensipler temsil e-der

Kur'an-m dininde. Hıristiyanlık'ta ise, kişi temsil eder.

işte dini, kişilere temsil ettirmeyi, Kur'an o devri kapatmıştır. Bunun şirke gideceğini söylüyor. Yeni peygamber gelecek olsa, o

gelip düzeltir. Hadi gene teslim alalım, üç gün sonra gelir bir peygamber açıklarımızı düzeltir; ama peygamber gelmeyecek.

Siz hâlâ dini, kişilere uydu yaparsanız ve onların güdümüne bunu verirseniz, insanlık din adına zulme ve kahra teslim o-lur.

Niye Kur'an-a teslim; prensipler olacak. Bakın Kur'an, ilme atıf yapıyor. Prensiplere atıftır. Tefekküre atıf yapıyor, düşünceye...

Prensiplere atıftır ve ısrarla aklınızı işletin diyor, prensiplere atıftır.


Siz, 'hayatta en hakiki mürşid ilimdir', o az söz değil. O aynen kuran âyetlerinin tercümesidir.

Hulki Cevizoğlu - Atatürk'ün sözünden bahsediyorsunuz değil mi?

Yaşar Nuri Öztürk - Evet. Şimdi bakın Kuran prensiplere atıf yapıyor ve işi şahısların elinden sürekli bir biçimde alıyor ve

nübüvvetin bitmesinin bir manası da bu.

Biz diyoruz ki, nübüvveti bitirmek istemiyor. Kim istemiyor? insanın hırsı, insanın egosu. Niye? Çünkü Kuran, hayal ettiği,

peşinde olduğu saltanatı, hegomanyayı, kudreti vermiyor insana. Allah adına diyor sen vekalet kullanamazsın, saltanat

kura-mazsan, Allah adına insanları güdemezsin. Hüseyin Hoca okudu Kaf sûresi 16. Ayet; "Biz insana şah damarından daha

yakınız". Bana çocuğumdan, eşimden, kardeşimden, babamdan daha yakın olan bir varlıkla benim arama kim girecek, kim beni

ona yaklaştıracak.

Bu tabir bile küfürdür. Bu tabir bile küfürdür efendim. Bakın Kuran vermiyor. Kur'an-ı okursanız, bu millet Kur'an-ı okusun,

Kur'an-ı okumadan iflah etmek mümkün değil. Kur'anı o-kusun ama. Kuran adına ortaya getirilenleri değil. Kuran, okuduğunuz

zaman görüyorsunuz Kur'an-ın yarıdan fazlası sahte dinden şikayettir. Şirk, şirk, şirk diyoruz. Kur'an şirkten şikayetçi. Nedir bu

şirk kardeşim? Şirk ateizm değil, Allah'ın inkarı değil, şirk dinsizlik değil hayır. Müşrikler, dinleri olan insanlar ve Allah'ın varlığını

kabul eden insanlar. Niye Kuran bunlarla uğraşıyor? Ha niye uğraşıyor; Allah'ın yanına yedek ilahlar koyuyorlar. Yani dini

sahteleştiriyorlar ve panteon dini haline getiriyorlar. Kuran bununla mücadele ediyor.

O halde ne yapacağız biz. Göreceğiz ki, Kur'an, dini temsil edenlerden şikayetle doludur. Yarıdan fazlası bu şikayete ayrılmıştır.

İşte Kur'an-m insanlığa uzattığı rahmet elinde saklı mucizelerin en büyüğü budur.

Bir din kitabı dini temsil edenlerden şikayet eder mi? Tarih boyunca gelmişinden, geçmişinden, hepsinden. Niçin ediyor? Çünkü

din, Allah'ın iradesinin dışına çekildi mi insana zulüm aracı haline getiriliyor ve insanın başına dert oluyor.

Hulki Cevizoğlu - Telefonda bir izleyicimiz var ama, izleyicilerimizin çoğu telefon edenler, son dakikalarda bu ayrılış sahnesini bir

daha görmek istediklerini arzulamışlar. Biz tekrar bu ayrılık sahnesini izletiyoruz. Sonra sizlerin telefonlarını alacağız efendim.

(Kaçış görüntüleri yeniden izleniyor)

Hulki Cevizoğlu - Evet, Allah'ın Peygamberine yapılan hakaret bir tarafta, bir tarafta kendisini evliya olduğunu söyleyen ve

kendisine bizim hakaret ettiğimizi söyleyen bir insan.

Yaşar Nuri Öztürk- Hiçbir şey demeyin. Bizim halkımız bunu gayet güzel oturtur yerine. Hiç merak etmeyin. Hulki

Cevizoğlu-İnşallah efendim. Yaşar Nuri Öztürk - Halkımız oturturda. Halktan önce oturtması, yerine koyması beklenenler

oturtabilir mi ben ondan şüpheliyim. Umarım onlar bunu yaparlar. Halk bunu halleder.

Hulki Cevizoğlu - Halktan bir izleyicimiz hatta, iyi geceler efendim.

Sefahattin Burak (Doktor - istanbul) (izleyici Telefonu) - iyi geceler. Sayın Hocama ve size bu programı hazırlayıp sunduğunuz

için kendi adıma teşekkürlerimi arz ediyorum.

Benim şahsi kanaatim şuydu. Bu tartışmada; Yaşar Nuri Hocanın ilmî ve kıvrak zekası ağır basacaktı ve nitekim de izledik öyle

oldu. Evrenosoğlu doğrularla birlikte yanlışları da kendince doğru olarak kabul etmiş bir zat. Benim öncelikle Yaşar Hoca'ya bir

sorum olacak, ikincisi de acizane istirhamım olarak, bir tavsiyem olacaktır.

Hulki Cevizoğlu- Konuyla ilgili mi efendim? Sefahattin Burak- Tabii, tabii. Hulki Cevizoğlu- Peki, buyurun.

Selahattin Burak- Peygamberimizin şefaatçi olup olmadığını geçen gün programda kendisine sordunuz. Cevaben, "onu

bilmiyorum, o Allah'ın bileceği bir şey" dedi. Ben de şimdi kendisine (Arapça ayet) açıklamasını rica edeceğim.

ikincisi tavsiyem, akademik birinin 9 yaşındayken Kur'an-ı ezberlediğini söyleyen ve ilahiyatçı biri olarak Allah mevzusun-da daha

önceki bir programda Evrenosoğlu'na dönerek "senin yaptığın Allah'a künde atmaya benzer. Bu bir programın da reklamın da

İslâm kirletiliyor demek az gelir, İslâm pisletiliyor demek lazım gelir" diye bir söz sarfetti. Bu bilim adamına ben bunu şahsen yakı

ştıramadım.

Sayın Yaşar Hocamıza hassaten islâm adına, Müslümanlık adına istirhamım bu sözünden dolayı önce tövbe etmesini ve biraz da

takva ve tavazuya yönelmesini istirham ediyorum.

Hulki Cevizoğlu - Peki efendim.

Selahattin Burak- Ben hatta bekleyeceğim.

Hulki Cevizoğlu - Yok, hayır. Sorunuz varsa onu da alalım efendim. Başka varsa onu da alayım.

Selahattin Burak - Ben tekrar soruyorum; Peygamber Efendimiz şefaatçi midir, değil midir? O ayeti celileyi önce izah etsin, sonra

cevabını bekleyeceğiz.

Hulki Cevizoğlu - Hayır, hayır beklemeyin efendim. Başka bekleyen izleyicilerimiz de var. Başka sorunuz varsa onu da sorun.

Selahattin Burak- Peki ona bir sorum daha var. islâm pisletiliyor demesi benim şahsi kanaatim, insan kendi kendini pisletir. Haşa

haşa İslâm pisletilemez, onun sahibi Allah ve onun temsilcileri olan mümin kulları, islâm' inşallah ayakta tutacaklardır.

Hulki Cevizoğlu- Bunu söylediniz efendim. Bunun dışında varrtıı diye sordum, yok galiba?

Selahattin Burak - Ama ben bunu inşallah bir gün kendisiyle başa baş konuşursam, çünkü kendi kitabını da okudum. İslâm'da

tasavvuf konusunda geçen... Hayır, şimdi tasavvufu kabul etmediğini, yani şimdiki sözümü düşüncesi mi doğru, eskisi mi? Eskisi

mi yanlış, şimdiki mi? Peki, hayırlı geceler.

Hulki Cevizoğlu - Size de sağ olun.

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK: "PEYGAMBER ŞEFAATİ İLE CENNETE GİDİLMEZ"

Yaşar Nuri Öztürk - Efendim teşekkür ediyorum. Belki yerine oturmamış kelimeler kullanmışız. Biz, ilim adamı olabiliriz, düşünce

adamı olabiliriz, ama, nihayet insanız. O hatırlatmasını gayet şükranla karşılıyorum ve kabul ediyorum. Onu bir sürç-ü lisan kabul

ediyorum.Yani, yorgunlukla, bunalmış bir halde biraz değerlerinin örselendiğini gören bir insanın tehev-vürüyle onu gayet

samimiyetle teşekkürle karşılıyorum, inşallah bir daha o kelimeleri böyle değil de daha başka şekilde kullanırız.

Şefaat meselesine gelince, rahmet ifade eden kelime ile şefaat eden kelimeleri ayırıyoruz birbirinden. Cenab-ı Peygamber

alemlerin rahmetidir. Enbiya sûresi 107. ayeti bunu veriyor ve bu onun getirdiği dinin rahmet oluşudur. Nitekim, Kur'an-ı Kerim'in

adlarından biri de rahmettir zaten. Bunda hiçbir tereddütümüz yok. O rahmet gelmiştir ye ona uyanları kurtuluşa götürecektir,

bunda tartışma yok.

Şefaat meselesi ise; ahiret aleminde Hz. Peygamberin onayıyla veya işaretiyle birilerinin Cennete gitmesi şeklinde anlaşılıyor.

Kur'anda böyle bir yetki hiç kimseye verilmemiştir. Yani, Kur'anda böyle bir ifade yok.

Hulki Cevizoğlu- Bir ayet okudular.

Yaşar Nuri Öztürk - Efendim onu söyledim. O rahmet A-yeti.

O Kur'an-m kendisidir. Cenab-ı Peygamber de yaşayıcısı olarak onu örnekleştirir. O manada Kur'an rahmet olduğu için, onu

şahsi ve insanlığa gösteren, açıklayan kişi de gayet tabii rahmet olacaktır. Orada tartışma yok.

Şefaat, Kur'an-ın açık beyanıyla Allah'ın izin verdikleri dışında hiç kimse tarafından yapılamaz.

Benim söyledğim şudur; ben şefaati yoktur filan demedim. Kimin şefaat edeceği Kuran'da gösterilmemiştir. (Arapça ayet) diyor,

onun izni olmadıkça kimdir o şefaat edebileceği. Ama kime izin verdiğini söylemiyor bu bir.

ikincisi ve en önemlisi; şefaat Cenab-ı Hakkın irade etmediğini, peygamberin iradesi cennete koyar manasında anlaşılırsa bu

doğrudan doğruya küfür olur. Cenab-ı Peygamberin veya kimse Allah'ın izin vereceği bilmiyorum. Şimdi biz, zorla ayeti

kerime'ye isim ekleyecek halimiz yok ki. Yok da diyemeyiz, evet diyemeyiz. Cenab-ı Hak izin verdi; kime verecekse melekler

midir, nebiler midir, başka varlıklar mıdır, kime verecekse o ne yapacaktır? Temennide bulunacaktır, niyazda bulunacaktır.

Hulki Cevizoğlu- Ama onu bilmiyoruz, diyorsunuz.

Yaşar Nuri Öztürk - Yani o niyaz Cenab-ı Hakk'ın iradesini aşarak, birisini alıp cennete götürür mutlak surette, ne o-lursa olsun

böyle bir şey mümkün değildir. Hz. Peygamber kendi fiiliyle zaten bunun söylenemeyeceğini göstermiştir. Ölümüne yakın

sıralarda Hz. Patıma gibi çok sevdiği, seçkin bir insanı, kızını çağırarak; "babam Peygamber diye sana vazifelerini ifadan kaçınma,

seni Allah'ın huzurunda kurtaramam" demiştir. Eşlerine aynı şeyi söylemiştir. Ama şefaat...

Evet niyazda bulunur. Elbette Rahmet'in Peygamberidir, bizim için temennide bulunur.

Hocam bir soru daha var- onu da alalım.

birşey daha vardl-'Srarla ve lütfen böyile bir günaha ordum reddetmİŞ' tasawufa eskiden ^n eydiyordum, şimdi bunu kabul

etmiyorum gibi birşey yok

taZ eTbaTkf lkanyorsunuz- Benim "TavvufS ilgS tlmTk. in çok okunan "" yT? kaÇ baskl yapmış bilm'>°™. hala Kuran ve Sünn'

f Ç°K ^ 6'e d°'aşan kitabımdır- ismi d* nereden bunu "H90'6 Tasawuftur' Aman ""en yapmaym

Ben bl2zat kendiUydUnUZhBen tasawufa kar§' fa'a" değilim. Ben Dizzat kendim bir şeyhin torunuyum. Yani ben o terbiyenin ç

nden geliyorum. Ben aynen Muhammed ikbalin yS gibi

Me Nvo

istâm nim ' **' derûni

i ™ T,-- 6rı> branşları 9ibi Kuran tarafmdan tashih ediln? Ben'^e l °rad*"aK"™'* ^™" gerektiğine InÜ-vetistim om yaUK3ha

karŞ'y'm hayir' ben ° insanlarin e-venSr buyJ!klüklerini' onların d^erlerini bunu ^sawfr, epSmden daha İyi bilirim- Bunları Allah

bi.. fsa!yufa karŞ'ym- ne derûni disiplinle karş.yırrv tam

Muhammedd İKbalİ °kUSUn'ar- Tasawuf mû^se^

cen l' kendisini asnn önünde Mevla-

Celalettını Rumrnın müridi diye tanıtıyor.

aym §ekilde bak"

Hulki Cevizoğiu- iyj geceler efendim. Alo, buyurun

alıo tiMto İ Ö9renmelidir- Dl'ni keyfin elinden

S'ten İHah mi ?rmek 9erekİr diyen Mustafa Kemal Ata' turkten Allah raz, olsun. Ben de sade bir vatandaş olarak ukalalık

olmasın din bilginlerinden özür dileyerek, Allah'la konuşmak, 5 vakit namazını kılan veya kılmayan inanan her insan Allah'la

konuşabilir. Allah'a dua etmek, Allah'la bir konuşmaktır. Ama bunun cevabı hangi şekle gelir, kabul olmamak, onu insan duymaz

görür. Sayın Hocam bunu daha iyi bilir.

Sayın Evrenosoğlu olsaydı şu hususu soracaktım? "insan tüm canlılardan üstün kılınmıştır demişti", doğrudur. Melekler, Cebrail

bir melektir, Peygamberlerimizin nasıl bir mürşidi olabilir? Cebrail, ancak Allahûteâla'nm emirlerini bir fazla veya bir eksik değil,

olduğu gibi intikal etmekle sorumludur.

Sayın Evrenosoğlu'na yine şunu soracaktım? Peygamberlerimizin mürşidi, Cebrail ise sizin mürşidiniz kim diye soracaktım?

Kendisi şunu ifade ediyor. Ben Allah'la direkt konuşuyorum, o zaman Peygamberlerimizin mürşidi Cebrail ise, o zaman

Peygamberlerimizden daha mı ilerideki -tövbe etsağfurul-lah- Allah'la direkt konuşabiliyor. Hayırlı akşamlar dilerim efendim.

Hulki Cevizoğlu - Teşekkür ediyorum efendim. Sağ olun.

Yaşar Nuri Öztürk- Efendim görüyorsunuz halk, bu halk o kadar engin gönüllü, o kadar berrak ve temiz ki, gönül aynasına

hakikat çoğu zaman kendiliğinden aksediyor. Öyle, Allah'la konuştum demeye ihtiyacı yok.

Hulki Cevizoğlu - Bu anlamda herkes dua hadisesiyle...

Yaşar Nuri Öz'türk - Bir hadiste rivayet edilir onu da bak verdiler, adını koymadan. Allah ile konuşmak isteyen, Allah'ın kelamını

okusun diyor, Cenab-ı Peygamber.Yani bu hadis sahih değildir diyen biri çıkabilir. Hiç gerek yok, zaten Kuran'ın varlığı onun

delilidir. Hakikaten öyledir ve zaten namazda okuduğumuz Fatiha'da da işte orada çok sağlam bir hadis vardır. Peygamberimiz

buyuruyor ki, Cenab-ı Hak namazı, kulu ile kendisi arasında bölmüştür. Hem Genab-ı Hak muhatabtır orada, hem kul

muhatabtır, hem mütekellimdir ikisi de konuşan ve dinleyendir.

Hulki Cevizoğlu- Evet. Dua anında..

Yaşar Nuri öztürk- Bakın, bunlar Kur'an-a gittiğiniz zaman, bunlar dinin içerisinde var. Allah, insanla münasebetlerini kesmemiş.

Allah, insana varidatını ilham olarak,sürekli bir biçimde gönderiyor. Allah, insanı yüzüstü bırakmamış. Fakat peygamberlik

bitmiştir, işte, nefsimizin bunu kabul etmesi lazım. Bak bu kabul edilmeden din olmaz. Vatandaşımız onu ne güzel yakalamış.

Fevkalade güzel de ifade etti.

Hulki Cevizoğlu- Evet. Hocam bir izleyicimiz daha hatta. Buyurun efendim.

Sevil Umudum (Emekli Öğretmen-Erzurum) (izleyici Telefonu) - Efendim ben Sevil Umudum. Emekli bir öğretmenim.

Öğretmenlik hayatımda veya çevremde bu konularla ilgili yanlış gördüğüm birçok olay var. Bu programı hazırladığınız için size

çok teşekkür ederim.Yaşar Nuri Öztürk hocamızı da saygıyla her zaman dinlerim.

Evrenosoğlu'nun konuşmasına girmeyeceğim, ama çünkü onu ben normal kabul etmiyorum. Çünkü, vahiy aldığını söylüyor. Buna

inanmıyorum, inanmadığım için de o, kendini Tanrı yerine koyuyor gibi geliyor bana. Çünkü, uydurduğu kurallar, kendisini Tanrı

olarak görmesi anlamında geliyor.

Ama maalesef halk arasında, bu kadar iddialı değil, ama birçok konuda tek tek kural uyduranlar oluyor. Bu da gerçekten üzücü

bir olay. Tek başına bizim de onlarla başa çıkmamız mümkün değil. Tabii savunuyoruz ama bu mümkün olmuyor.

Bir örnek vereyim: Başı örtmeyle ilgili. Saçın bir teli için bin yıl yanılacak deniyor. Ben bunu söyleyene diyorum ki, hani ku-ran'ı

Kerim'de gösterin bana. Gösteremiyor, o zaman sen Allah masın nasıl bu cezayı koyarsın. Çünkü Allahûteâla Kuran'ı Kerim'de

ceza verdiği konuları belirtiyor zaten. Bunun gibi birçok örnekler var. Bu konular gerçekten üzücü.

Birde halk arasında bazı kişiler, ben hocamdan izin aldım fetva verebilirim diyor. SayınYaşar Nuri Öztürk hocamızdan rica

ediyorum, fetvayı açıklayabilirle^ mi? Çünkü, bu yanlış anlaşılıyor. Fetva, belli kişilere devlet tarafından verilen bir izin ve bununda

veren kişiye karşı herhalde bir yaptırım gücü var. Yani bunun yanlış uygulandığı zaman cezalandırma yönü onu veren kişiye de

gidiyor. Bu, tamamen cahil kişilerin fetva veriyorum şeklinde halk arasında söylediği şeyler oluyor.

Hatta, hoca olduğu belli olmayan kişilerin; -ben yine bir-şeyde karşılaştım-, vaaz veriyor. Bu vaazlar Kuran'ı Kerim'e o kadar

ters ki ve bir toplumda ben hiç Kuran'la ilgisi olmadığını düşündüğüm kişiler vardı. Bu vaazı dinleyen biri, eğer Kuran'la hiçbir

ilgisi yoksa okumamışsa, dinden çıkar.

Gerçekten çok üzülüyorum. Benim fert olarak yapabileceğim bir şey varsa hep beraber birleşelim yapalım. Bunlar çok yanlış

şeyler.

Kuran'ı Kerim az önce Hüseyin Atay Bey'in de söylediği gibi, tercümesinin okutulması yani mealinin okutulması çok ö-nemli. Bu

konuda da ben gerektiğinde öğrencilerimle konuştum. Ben din dersi öğretmeni değilim, ama karşıma öyle şeyler çıkıyor ki, diyor

ki günah hocalar günah diyor. Hocalar günah diyor. Nasıl günüh olabilir, ben onlara şöyle örnek veriyorum. Diyorum ki, biz

kulaktan kulağa diye bir oyun oynardık çocukken. Birinden birine söylerken en sondaki çıkan kelime o kadar yanlış olurdu ki

gülerdik. Niçin bjr başkasının çevirdiği kelime kulaktan kulağa sana geliyor günah olmuyor da, Kuran'ı Ke-rim'den okuyunca

günah oluyor. Bunu siz kendi aklınızdan da bulabilirsiniz.

Ama maalesef halkımız çok şey. Bu konularda hocamız daha açıklayıcı bir şekilde bize yardımcı olursa çok memnun olurum, iyi

geceler.

Hulki Cevizoğlu - Çok teşekkür ederim, sağ olun efendim. Hocamızdan fetva alalım bu konuda.

Yaşar Nuri Öztürk- Fetva değil de, fetvayı çok genel bir ifadeyle din adına günlük hayatta kişiyi bağlayacak davranış biçimini

ifade eden bir beyan,..;

Hulki Cevizoğlu - Bir anlamı kural içeren...

Yaşar Nuri Öztürk - Yani kural içeren tabi bağlayıcı olan bir beyandır. Ama bunu resmi bir merci yapar. Kimdir bu? ilmi ehliyeti

olan ve bu ilmi ehliyeti resmi mercilerce tespit edilen kişi. Ama yani ilmine itibar ettiğiniz bir insanın illa resmi belge çıkar diye

sormanız da gerekmiyor. Bunu zaten bizim geleneğimizin için de vardır. Kalkar adam altı vilayet öteye gider, orada bilenen bir

ilim adamı vardır, ona soru sorar ondan cevabını a-lır. Budur. Bunu kim verir? Bunun bir tek dayanağı vardır. Bunu ilim adımı

yapar, kimse o. Mesleği şudur, budur.

Hulki Cevizoğlu - Mahalle arasındaki insandan fetva a-lınmaz.

PROF. ÖZTÜRK: "GAYRİ RESMİ HOCALARIM OLDU"

Yaşar Nuri Öztürk - Efendim, mahalle arasındaki insan olabilir. Ama ilmi ehliyeti olsun. Benim öyle hocalarım olmuştur ki, resmi

hiçbir sıfatı yoktur. Fakat ben islâm ilimlerinin temel kaynaklarını onlardan okudum. Bütün dava bu. Ama hanımefendinin dediği o

değil. §imdi tabirimi maruz görün, bu Necip Fazıl'ın bir tabiridir rahmetlinin, diyordu ki, 'mahallede arkasına Fatiha'yı yanlış

okuduğu için namaz kılmakta tereddüt edilen insanların olduğu yerlerde, mahallelerde 50 tane evliya, 49 tane şeyhülislâmlık yapan

adam var1. Şimdi bakın buraya getirmişler hadiseyi. Kim getirmiş? Biz getirmişiz. Şimdi bu değil. Ehliyeti varsa, kim olursa olsun

isterse mahallede kasaplık etsin bu hiç mühim değil.

Hulki Cevizoğlu - Ben bunu kastetmiyorum tabi, o sizin dediğiniz 40-50 tane şeyhülislâmları kastediyorum.

Yaşar Nuri Öztürk- Ama bugün tabii bunları yapamazsınız. Bugün iş o kadar karmaşık hale gelmiş, nüfus o kadar karmaşık hale

gelmiştir ki, bugün mecbursunuz, arkadaş siz kimsiniz hangi ehliyetle bunu söylüyorsunuz, demeye mecbursunuz. Bu bu kadar

basit. Halkımız bunu bilir.

Burada hanımefendinin hatırlattığı bir nokta, benim Atay hocama bir ilave yapmamın -nasılsa bu akşam söylemedi, yorgundu

Kaçtı gözünden herhalde- sadece mekteplerde din dersi yerine, Kur'an meali okutmakla kalmayacağız. Camilerde hutbelerin de

süratle Kur'an meali okumaya dönüştürülmesi lazım, süratle.

Efendim nereden çıktı bu? Bu nereden.çıktı. Bu Peygamberimizin bizzat Peygamerimizin uygulamasıdır. Şimdi, bir yandan biz

sünnet diye peygamberimizin sünneti diye bağırıp du-ruyoruZj öbür taraftan camilerin içinde sünnet kalmamış, bidat bunun yerine

geçmiş.

Peygamberimiz, Kuran'ın vahiyedildiği, sinenin sahibi ol--duğu halde, onun müfessiri, bir numaralı müfessiri olduğu olduğu halde

mübelliği olduğu halde, hutbelerinin büyük kısmında çok zarurî mahallî açıklamalar yoksa eğer, o günkü konuşması içinde Kur'an

Ayetleri okumuştur. Bunu Mısırlı Muham-med Gazali, eski ölen Gazali değil, bu yaşayan Gazali'yi diyorum. Geçenlerde rahmetli

oldu hadis profesörü Ezher'li. Kitabında inceledi. Bakın getiriyojT bize, Hz. Peygamber Medine'ye geldiği günden ölümüne kadar

552 tane hutbe okumuş, çıkarmış Gazali bunları tarihi belgesini biliyoruz hepimiz. 552 hutbenin, 10 küsur rivayet var, şunlar

Resulallah'm hutbeleri diye. Bunlara dikkat edin, kitleye okunmuş. Yani eğer bunlar zapt e-dilirse hepsi mütavatir olur hadis

tekniği açsından, yoktur. Birkaç küçük rivayet dışında birşey yok elimizde. Niye yok? Yok çünkü, Gazali'nin de ifade ettiği gibi,

Peygamber Aleyhisselâm hutbelerinde kur'an ayetlerini okuyor. Bütün gayreti insanlığı Allah'ın kitabıyla kucaklaştırmaktı.

Şimdi bunu Hz. Peygamber yapmış da, biz hutbelerde Kuran'ın yerine kendi sözlerimizi koyarak nereye varacağız? Gelin,

Diyanet bunu da yapsın, biz bunu senelerdir söylüyoruz.

Bakın, Allah'ın kitabının rahmeti çok kısa bir süre sonra tecellilerini gösterir. Okurlarda Hüseyin Atay dedi, aynen katılıyorum,

yapılması lazım.

Hulki Cevizoğlu - Ama camilerde...

Yaşar Nuri Öztürk- Ama, bilhassa camilerde...

Hulki Cevizoğlu - Çok doğru söylediniz.

Yaşar Nuri Öztürk- Ve bunun dayanağı, efendim falanca dedi de, filanca... Hayır efendim kimseden rapor almaya... Hayır bu

dinin muazzez peygamberin uygulamasıdır. Başka delil ne arıyorsunuz. Bugünkü sade Türkçe ile yapılmış böyle ilavelerle

parantezlerle sulandırılmamış temiz bir meali, bir ilim heyetinin yapacağı meali veriniz lütfen Allah'ın kelamını okusun, insanlık

oradan alacağı alır. Sizin edebiyat yapmasına lüzum yok.

Hulki Cevizoğlu - Çok teşekkür ederim Hocam. Katıldınız, sonuna kadar dayanıp gitmediğiniz için.

Değerli seyirciler 4 yıl önce başlayan, bir "Hezeyan tüccarı", "raporlu" ve "Allah'ın laneti" tartışmasına bu gece biz burada son

noktayı koymak istedik.

Burada gerçekten bir nokta konuldu. Ama noktayı uzatıp da, virgüle çevirip bu işe devam etmek isteyenler olabilir. Meh-dilik

iddiaları, psikiyatri raporları ve Allah'tan inen, şahsa Özel 68 sayfalık bir vahiy kitabını ele almaya çalıştık bu gece.

Hepiniz, saatlerce bizleri izlediniz çok teşekkür ediyoruz bizi tercih ettiğiniz için. Haftaya yine önemli bir konuyla karşınızda

olacağız.s

Gerçeklerden ayrılmayın diyoruz efendim, iyi sabahlar, hoşçakalın.

BASINDAN YANKILAR

'Evrenosoğlu sahte mehdi'

ALLAH'tan kendisine vahiyler indiğini öne süren ve bunu kanıtlamak için katıldığı Kanal 6'da yayınlanan "Ceviz Kabuğu"

programını önceki gece sinirlenerek terk eden iskender Evrenosoğlu'nün "sahte mehdi" olduğu belirtildi. Yapımcısı Hulki

Cevizoğlu, "Evrenosoğlu" nün kaçmasına şaşırdım" dedi.

Önceki gece yayınlanan programında Evrenosoğlu'yla Marmara Üniversitesi ilahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yaşar Nuri

Öztûrk'ü konuk e-den Cevizoğlu, arka arkaya gelen sorulara cevap vermekte zorlanan Evrenosoğlu'nun kaçmayı yeğlediğini

kaydetti. Programının özelliğinin katılan kişinin sorulara cevap vermesi olduğunu vurgulayan Cevizoğlu, şunları söyledi:

"Evrenosoğlu, stüdyoya iki korumasıyla geldi. Ancak kapı dışında 15 kadar müridi program süresince bekledi. Kendisine önce

bir süre vererek mesajını, iddialarını kanıtlamasını istedik. Ancak, verdiğimiz süre içinde iddiaları cevaplamaktansa sağa sola

sataşmayı, başka konulara sapmayı kasıtlı olarak tercih etti. Sorular gelmeye başlayınca cevap veremedi, sıkıştı. 'Bana çok soru

soruyorsunuz' dedi. Kendisine bir saat süre vermemizi, bu süre içinde sürekli kendisinin konuşmasını istedi. Böyle bir şey

olamayacağını, programımızın konferans olmadığını söyledik."

Cevizoğlu, "Evrenosoğlu sadece gönül gözü açık kişilerin görebildiği başında bir hale ile dolaştığını iddia ediyordu. Bana

programdan önce böyle resimlerini, gösterdi. Ben de fotoğraf tekniğiyle aynı resimleri çektirmiştim. Kendisine gösterince

sinirlendi. Reklam arası verdiğimiz zaman müritlerinin de etkisiyle programa devam etmeyeceğini söyledi, iddialarını da

kanıtlaya-mayacağını anlayınca kaçmayı tercih etti."

Evrenosoğlu'y a gelen müridler Murat Toker ve Şaban Uçar'ın üzerinde ikişer tabanca ve bir av bıçağı bulundu. Kanal 6 güvenlik

görevlilerinin, ruhsatsız olduğu belirtilen tabancalarını teslim etmelerini istemeleriyle müritler 3 tabancayı .teslim etti. Müritler

gözaltında.

13.10.f996 Pazar

Milliyet Gazetesi

Sahte peygamberin müritleri zenginler

Kendisini peygamber ilan eden iskender Evrenosoğlu, müritlerini zenginler arasından seçiyor. Evrenosoğlu, çoğunluğunu zengin,

genç ve güzel hanımların oluşturduğu müritlerine, Allah ile birçok kez konuştuğunu söylüyor.

Kanal 6'da yayınlanan programa katılan Evrenosoğlu, iddiaların birer birer çürütüldüğünü görünce, çareyi kaçmakta buldu ve

kendisine tuzak kurulduğunu iddia etti. Polis, bekleyen müritlerinin üzerinde ruhsatsız silahlar buldu.

Sahte peygamber stüdyodan kaçtı

Allah'la birçok kez konuştuğunu, kendisine vahiyler indiğini ve yazdığı "Risalet Nurları" adlı kitabın Kuran gibi kutsal olduğunu

ileri süren sahte peygamber iskender Evrenosoğlu önceki gece TV stüdyosunda köşeye sıkıştı ve çareyi kaçmakta buldu.

Gazeteci Hulki Cevizoğlu'nun hazırlayıp sunduğu ''Ceviz Kabuğu" adlı programa katılan Evrenosoğlu'nun peygamberliğini ispat

etmek için öne sürdüğü tüm deliller, aynı programın diğer stüdyo konuğu ilahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk

tarafından bir bir çürütüldü. Cevizoğlu'nun sorulan karşısında sinirlerine güçlükle hakim olan Evrenosoğlu, "Ceviz Kabuğu"na

telefon bağlantısı ile katılan ünlü psikiyatrisi Prof. Dr. Ayhan Songar ve Is lam i konulardaki bilgisi ile tanınan hukukçu, Prof. Dr.

Hüseyin Matemi tarafından da "Ya sahtekar ya da meczup" olarak değerlendirildi.

Prof. Dr. Hüseyin Halemi, sadece kendisinin değil, müridlerinin de sık sık Allah ile görüştüklerini anlatan sahte peygamber

Evrenosoğlu'na "Vallahi, billahi ya sahtekarsınız ya da meczupsunuz. Sahtekarsınız tövbe edin, ıtıeczupsanız tedavi olun" dedi.

Evrenosoğlu, bu arada Kuran'da yer almasa bile "Huzur Namazı" diye bir namaz olduğunu ve bu namazın ruhlar aleminde bir

"hay", yani yaşarken Allah'ın huzuruna ermiş bir kişi tarafından kıldırıldığını ileri sürdü. Evrenosoğlu, "Huzur Nama-: zı^nı birkaç

kere de aralarında Hz. Muhammed'in olduğu bir topluluğa kendisinin kıldırdığını iddia etti.

SEN DE Mi BRÜTÜS?

Programa telefonla katılan Prof. Dr. Ayhan Songar, Hulki Cevizoğlu'nun sorusu üzerine önce Evrenosoğlu'nun durumundaki

insanlarla ilgili genel bir tanımlama yaptı ve tedavi yöntemlerini anlattı. Prof. Songar, bir soru üzerine kendisini peygamber sanan

kişilere sıklıkla rastlandığım ve iki vaka ile bizzat kendisinin ilgilendiğini söyledi. Prof. Songar'ın, "Bana bir saat ayırın sizi

peygamber olduğuma ikna edeyim" diyen Evrenosoğlu'na cevabı, "Ben sizinle görüşürüm ama bu mesleki anlamda, doktor hasta

ilişkisi çerçevesinde olur" şeklindeydi. Bunun üzerine, Evrenosoğlu iyice çöktü ve "Sen de mi Brütüs?" dedi. Programın seyrinin

giderek aleyhine dönmesi üzerine bunalan ve sıkıntıdan kan ter içinde kalan iskender Evrenosoğlu'nun imdadına bir reklam arasını

fırsat bilerek stüdyoya dalan bir müridi yetişti. Fizik mühendisi olduğu belirtilen mürit, bir tuzak kurulduğunu ileri sürerek,

Evrenosoğlu'nun burada bulunmaması gerektiğini belirtti. Kitap ve notlarını toplayarak stüdyoyu terk eden sahte peygamber,

gazeteci Hulki Cevizoğlu'na dönerek, "Sen şu anda lanetlendin" dedi.

MÜRİTLER SİLAHLA YAKALANDI

iskender Evrenosoğlu'nun stüdyoyu terk ettiği sırada. Kanal 6 önünde toplanan 10-15 kişilik gruptan şüphelenen polis bir arama

yaptı. Evrenosoğlu'nun müridi olduğu belirtilen gruptaki bazı kişilerin üzerinde ruhsatsız silahlar bulundu. Bu kişiler polis tarafından

gözaltına alındı.

13.10.1996 Pazar Akşam Gazetesi

Sahte Mehdi'nin silahlı adamları

"Son Peygamber" olduğunu, "Allah'tan vahiy geldiğini" söyleyen iskender Evrenosoğlu önceki gece Hulki Cevizoğlu'nun Kanal

6'daki Ceviz Kabuğu programında ilahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Yaşar Nuri öztürk ile S saat boyunca tartıştı. Evrenosoğlu,

Özıürk'e iddialarını kanıtlayamayınca sinirlenip stüdyoyu terketti.

MÜRİTLERİ TELEVİZYONU BASTI

Program sırasında TV binası önünde toplanan Evrenosoğlu'nun silâhlı müritleri içeri girmek istedi. Görevliler müdahale edince

müritlerden biri silahını ateşledi. Kanal 6'ya gelen polis ekipleri, Evrenosoğlu'nun korumaları Murat Tokcr ve Şaban Uçar'ı

silahlarıyla gözaltına aldı.

"CiNSEL TACİZCİ" SAHTE PEYGAMBER

iki çocuk babası olan iskender Evrenosoğlu'nun peygamberlik iddiaları Devlet Planlama Teşkilatı'nda (DPT) çalıştığı 1976 yılına

kadar uzanıyor. O tarihten itibaren "tebliğ" aldığını söyleyen Evrenosoğlu, bunları çeşitli kitaplarda toplayarak müritler edinmeye

başladı. Kendisini Mihr Vakfı'nda ziyaret eden müritlerine, 31 Ocak 1976'da inmeye başlayan ve 6 Haziran 1982'de

tamamlanan, tıpkı Kuran'ı K er im'deki gibi sureler halinde olan kitabını tanıttı. Ancak, onun inançlarından ve samimiyetinden

kuşku duyan bir mürit kitabı dışarıya çıkartınca, Diyanet işleri Başkanlığı ve yargı konuya el attı. Din işleri Yüksek Kurulu

Evrenosoğlu'nun kitabını inceledi ve Ku-ran'a aykın olduğunu belirten bir rapor verdi. Evrenosoğlu'nun 1985'te uzman Olarak

çalıştığı DPT'deki odasında bir genç kadına sarkıntılık eniği ortaya çıktı. Bir bayan memurun Evrenosoğlu'nun odasından çığlık çı

ğlığa çıkmasına tanık olan iki DPT uzmanı Başbakanlık Müşavirliği'ne şikayette bulundu. Evrenosoğlu, 1986'da DPT'de tarikat

toplantıları düzenlediği için DGM tarafından tutuklandı. Dönemin başbakanı Turgut özal "Kafayı üşütmüş, irtica yapacak hali yok"

diyerek olayı küçümsedi. Ancak psikiyatri raporu, onda ruhsal bozukluk bulmadı. Evrenosoğlu 1986'nm Kasım ayına kadar

DPT'deki görevinde kaldı. ,

13.10.1996 Pazar Sabah Gazetesi

Silahlı Üç mürit gözaltında

istanbul Haber Servisi - Birçok kez AHah'la konuştuğunu ve kendisine vahiyler indiğini öne süren "sahte peygamber" iskender

Evrenesoğlu'nun önceki akşam Kanal 6 Televizyonu'nda katıldığı programı izlemeye gelen 15'e yakın müridinden 3'ü ruhsatsız

silah bulundurdukları için gözaltına alınarak Gayrettepe Asayiş Şube Müdürlüğü'ne götürüldüler.

Hulki Cevizoğlu'nun yönettiği "Ceviz Kabuğu" programına konuşmacı olarak Marmara Üniversitesi ilahiyat Fakültesi Dekanı

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk'le birlikte katılan iskender Evrenesoğlu "peygamberlik iddialarını" yineledi. Hz Muhammed'in son

peygamber olmadığı görüşünü savunan Evrenesoğlu.Yaşar Nuri Öztürk ve programa telefonla katılan hukukçu Prof.-Dr. Hüseyin

Hatemi ile Ankara Üniversitesi ilahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hüseyin Atay'ın ağır eleştirilenlerine hedef oldu.

Evrenesoğlu'nun vahiylerini topladığı "Risale Nurları" kitabı "deli saçması" olarak nitelendiren uzmanlar, "Evrenesoğlu'nun akıl

hastası olduğunu" belirttiler. Öztürk ve Hatemi, "Evrenesoğlu'nun tedavi olmaya yada tövbekar olmaya" çağırırken, Evrenesoğlu,

programda kendisine dilediği gibi konuşma hakkı verilmediğini iddia etti. Evrenesoğlu programa telefonla katılan Psikiyatrisi Prof.

Ayhan Songar'a, kendisiyle uzun bir zaman diliminde daha sonra konuşmak istediğini söyledi. Songar, buna karşılık, "Tabii

konuşabilirim. Ancak bu benim için mesleki açıdan bir konuşma o-lur" yanıtını verdi. Songar, bu sözleriyle Evrenesoğlu'yla ancak

tedavi doğrultusunda konuşabileceğini ima elti. Evrenesoğlu, kendisine yöneltilen ağır eleştiriler karşısında ve özellikle Songar'ın

"Mesleki açıdan konuşabilirim" sözü üzerine programı yarıda keserek ayrıldı. Ayrılışı sırasında kendisine yeterince söz verilmediği

görüşünü yineleyen Evrenesoğlu, program yapımcısı Hulki Cevizoğlu'na da "Sen artık bundan sonra Allah'ın lanetli kulusun" dedi.

Evrenesoğlu'nun programını izlemek üzere televizyon binasının önüne gelen 15 müridinden şüpheli görülenler güvenlik görevlileri

tarafından arandı. Evrenesoğlu'nun müritlerinin 3'ünün üzerinden ruhsatsız silah çıkması üzerine bu kişiler gözaltına alınarak

Gayrettepe Asayiş Şube Müdürlüğü'ne götürüldüler.

13.10.1996 Pa/ar Cumhuriyet Gazetesi

Ceviz Kabuğu'nda olaylı gece

Ceviz Kabuğu, kendine vahiy geldiğini iddia eden iskender Evre-nosoğlu ile Yaşar Nuri Öztiirk'ü karşı karşıya getirdi. Kur'an-ı

Kerim'i or-jinal dilinden okumaktan bile aciz birinin iddialarını gece boyu acı acı gülerek dinledik dulduk. Ayetleri yalan-yanhş

okuması, sorulara alakasız cevap vermesi gına getirmişti ki, Hüseyin Halemi' ile Aylıan Songar tartışmaya son noktayı koydular.

"Ya yalancısın ya da deli" Seçim Evrenosoğlu'na kalmıştı ki, Cevizoğlu kısa bir ara verdi.

Ancak aranın pek kısa sürmesi bizi kuşkulandırdı. Neredeyse 20 dakikaya yakın ara verilmiş, Kanal 6 'nın her programının

tanıtımları 3'er defa yayınlanmıştı. Saat 02.20 idi. Stüdyoya bağlanıldığında, Errenosoğlıı'nun yerini. Kanal 6'nın koruma müdürü

almıştı. Kısa süre sonra, (reklam arasında yayınlanamayan) ilginç görüntüler yayınlandı. Evrenosoğlıı'nun yardımcısı gelip,

programı terk etmesini istiyor. Bunun üzerine Evrenosoğlu, "Siz, bana tuzak kurdunuz. Artık lanetlendiniz" diyerek stüdyoyu terk

ediyordu. Adamların üzerinden üç tane de silah çıkmıştı. Program, bir şarlatanın (ya da akıl hastasının) foyasının meydana çıkması

açısından çok faydalıydı, ancak bir mecnuna bu kadar vakit ayırdığımız için kendimize de biraz kızdık!

Programın sonunda iki profesör, Y. Nuri Öztiirk ile Hüseyin Atay, insanların başka hiçbir kaynak kullanmadan direkt olarak

Kur'an-ı Kerim'in mealini okumalarını ve doğruya böyle ulaşabileceklerini söylemeleri, bizi oldukça düşündürdü, islam'ın temel

kaynağı olan Sünnet ve "Esbab-ı Nü-zııl"ü unutarak, derinliğine bir bilgi sahibi olmadan, yüce kitabı yorumlamak, insanı hiç de

istenmeyen konumlara iter gibimize geliyor. Zira Evre-nosoğlıfnun çıkış noktası da aynı değil miydi acaba?

13.10.1996 Pazartesi Zaman Gazetesi

Silahlı Tarikatçılar

ANKARA - Allah'la konuştuğunu öne süren ve kendisini peygamber i-lan eden tarikat lideri iskender Evrenosoğlu'nun önceki

gece Kanal 6'da katıldığı "Ceviz Kabuğu" programını izlemeye gelen 15 kadar müridinden 3'ü ruhsatsız silahla yakalanarak

gözaltına alındı, ilahiyat Fakültesi öğretim ü-yelerinin ağır eleştirilerine hedef olan Evrenosoğlu'nun programı yanda keserek

ayrılması üzerine, dışarıda bekleyen müritlerden biri tabancayla ateş etmişti. (ANKA)

13.10.1996 Pazar Radikal Gazetesi

Silahlı müritler gözaltında

istanbul - Kendini "Mehdi" olarak tanıtan iskender Evrenosoğlu'nun 2 korumasının silahla ateş açmak suçundan gözaltına alındığı

bildirildi.

Daha önce "Temiz Eller Programına" çıkan iskender Evrenosoğlu önceki gece, Hulki Cevizoğlu'nun Kanal 6'da canlı olarak

yayınlanan "Ceviz Kabuğu" programına konuk oldu. Evrenosoğlu, programın diğer konuğu o-lan ilahiyat Fakültesi Dekanı Prof.

Dr. Yaşar Nuri Öztürk ile Ş saat tartıştı.

Son derece gerilimli anların yaşandığı program sırasmda dışarda Ev-renosoğlu'nu bekleyen grup ile televizyon görevlileri arasında

tartışma çıktı. Tartışma sırasında bir el ateş edilmesi üzerine polis, Murat Toker (25) ve , Şaban Uçar'ı (40) gözaltına aldı. Prof.

Öztürk program sırasında Evrenosoğlu'nun sahte bir peygamber olduğunu belirterek, dünyanın pekçok ülkesinde bazı kişilerin bu

iddiayla ortaya çıkabileceğini söyledi. Öztürk bu gibi kişilere itibar edilmemesi gerektiğini belirtti.(sha)

13.10.96 Pazar Yeniyüzyıl

Ceviz kabuğu

Sizleri bilemiyorum ama eminim ki cuma gecesi televizyon kanallarına takıldıysanız, sizler de benim gibi Ceviz Kabuğtı'na

mıhlandınız. Kendisini Peygamber ilan eden (!) yerli bir din tüccarının traji-komik görüntüleriyle kahroldunuz ama, Islamı çok iyi

yorumlayan ve gerçek din adamının görüntüleriyle bezenenlerin akılcı ve gerçekçi yorumlarıyla rahatladınız.

Televizyonların eğlence ve sinema-magazin ağırlıklı programlan tercih ettiği o gece, atv'de Ali Kırca Siyaset Meydanı*na

Başbakan Erbakan'ın Libya gezisindeki skandallan getirmiş, konuklanın da her zaman olduğu gibi meseleyi yakından

izleyenlerden oluşturmuştu. Ülke meseleleriyle ilgilenenlerin şafağa kadar sürmesine rağmen dikkatle izleyip raytingleri yükseldiği

Siyaset Meydanı, cuma gecesi Kanal 6'da aynı şekilde canlı olarak ekrana gelen Ceviz Kabuğu'na yenildi. Hulki Cevizoğlu'nun

hazırlayıp sunduğu programda son yıllarda peydahlanan din tüccarlarından biri ve kendisini -Haşa- peygamber olarak gösterme

gibi akıl fukaralığına duçar o-lan iskender Evrenosoğlu ile ilahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk yer alınıştı. Hulki

Cevizoğlu sorulanın sıraladıkça, başta TV programlarında lüks yaşantı içindeki hatırı sayılır müridleriyle dikkatleri çeken

Evrenosoğlu'nun zırvaları bir bir patladı, asla değişmeyecek gerçeğe seyirciler de imza attı. Zaten sorulardan bunalan ve cevap

veremez hale gelen iddia sahibi Evrenosoğlu da yaklaşık 3 saat sonra kalktı ve adeta stüdyodan kaçarak ekranı terketti.

Biz gelelim asıl söylemek istediklerimize... Malumunuz, bütün hak dinlerde emredilenler aynı. Musevilikte de, Hıristiyanlıkta da,

Müslümanlıkta da yaradanın, vaazları değişmiyor. Birbirlerinin mütemmimi veya versiyonu. Islaıniyetle birlikte diğer dinlerin

hükmü kalmayınca (bizim inançlarımıza göre) diğer dinler de de (Musevilik ve Hıristiyanlıkta) tarihen sabit tahrifatlar gözlenince,

bu tip iddia sahipleri sık sık peydahlandı.

İnsanların, inananların masum ve safiyane düşüncelerini kendi süfli emelleri doğrultusunda yönlendirmeye çalışan zavallılara her

devirde rastlandı. Hatta, Hazret-i Peygamber döneminde bile özellikle Yemen bölgesinde yalancı peygamberler türedi.

Diyeceğimiz o ki: sonradan batıl olan dinlerde de mesela cejınet-ce-lıenneın, iyi-kötü, harain-helal var. Hepsinde gün gelecek

kıyametin kopacağı ve yeni bir ebedi hayatın başlayacağı vurgulanıyor. Kıyamet öncesi bir takım gelişmeler olacağı (halk

arasındaki tabiriyle kıyamet alametleri) i-fade edilerek örnekler veriliyor. (Kadınlar erkeklere, erkekler kadınlara benzeyecek,

fuhuş artacak, kötülükler diz boyu olacak, haklılar haksızlar karşısında ezilecek, güneş doğudan değil tersine batıdan doğacak

doğudan bataçak, susuzluk başgösterecek, Deccal adlı biri çıkacak ve Allah'lığa soyunacak, bunun karşısında da Mesih yer

alacak vs.)

***
Şimdi insanlık, bu dinlerde yer alan kıyamet alametlerinden bir kısmını yaşadığına inanıyor. Hatta bu dinlerin etkisinde kalanlann

ortaya koyduğu öğelerden meydana gelen bir takım akım ve başka sapık eğilimlerde de iyi-kötü sıralanırken insanlığın sonunun

geleceği vurgulanıyor ve aynı şekilde alametler -kısmen de olsa- yer alıyor. Sonuç olarak bugün dünyada hangi din ve inanışta

olursa olsun, insanlığın inançlarına bağlanmaya çalıştığı inandıklarının gereğini yerine getirme gibi bir eğilimi hızlandırdığı gözleniyor.

Bu durum sosyal hayatı etkilediği gibi, siyasi hayatı da etkiliyor. Dünyada ve özellikle sosyalist ve kapitalist toplumlarda

muhafazakarlar işbaşına getiriliyor, bu çizgilerdeki partiler iktidarlan devralıyor.

Haliyle bu durum Türkiye'mizde de kendini hissettiriyor. Toplumumuz hızlı bir şekilde kabuk değiştirerek yeni bir görüntü

oluşturuyor. Sosyal hayatta cemaatleşme süreci bütün ağırlığıyla kendini ön plana çıkartıyor, siyasette inançlara dayalı söylemlerin

üzerine bina edilen partilerin yıldızı yükseliyor.

***
tştc bu aşamada, bugün millet olarak endişeyle izlediğimiz laik-anti-laik, yobaz-antiyobaz çatışmaları gündeme geliyor.

Dini istismar eden ve kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışanlarla, aynı şekilde dini bir afyon inantığıyla değerlendirenler

vicdanlara ipotek koymaya çalışıyorlar. Allak bullak olmuş beyinleri çarpık yorum ve kavram gargaşalanyla kendilerine teslim

almaya gayret gösteriyorlar.

Cuma gecesi Ceviz Kabuğu'nda izlenen ibretin hikayesi de bu. Akıl fukarası hesap adamlarıyla, beşeri ilimleri düstur edinmiş

islam aydınlarının tepeden tırnağa farklılıktan vardı o gece. Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Prof. Dr. Hüseyin Halemi (l.Ü. Hukuk

Fak. öğrt. Üyesi) ve Prof. Dr. Ayhan Songar (Halemi ve Songar telefonla programa katıldılar) bir meczuba dersini Verirken,

Ulamın cihanşuınüllüğünü ve aydınlığını da gözler önüne serdiler.

Bu programdan ötürü, Türk televizyonlanmh (bize göre) en seviyeli ve en kaliteli tartışmalarına imza attığına inandığımız, dersine

en iyi çalışmayı görev bilerek mesleğinin hakkını veren Hulki Cevizuğlu'nu da yüreklen kutluyoruz.

14.10.1996 Pazartesi

Günaydın Gazetesi Nazif OKUMUŞ

Ceviz Kabuğu

Hulki Cevizoğlu'nun "Ceviz Kabuğu"ndaki son konuklan, kendini "mehdi" ilan eden iskender Evrenosoğlu ile Prof. Dr. Yaşar

Nuri öztürk'tü. Adı "sahte peygaınber"e çıkan Evrenosoğlu, Cevizoğlu ile öztürk'ün karşısında ecel terlen döktü, iddialarını

kanıtlayamadığı gibi, pek çok soruya da yanıt" veremedi. Kanal 6'nın bence en başarılı programı olan "Ceviz Kabu-ğu"nu

hazırlayan ve sunan Hulki Cevizoğlu, pek çok televizyoncuya örnek olacak bir isim. Programında ele alacağı konular hakkında

çok iyi hazırlanan Cevizoğlu, bir tartışma programını yöneten kişi olarak, ön hazırlığın kendisine sağladığı avantajlarla son derece

başarılı tartışmalara imzasını a-tıyor. Konuklarının karşısında asla ezilmiyor, sorduğu soruların dayandığı bir belge varsa bunu

hemen ortaya koyuyor. Karşısındaki kişinin sinir bozucu sözlerine karşılık sakinliğini koruyabilmesi de Cevizoğlu'nun bir diğer

arlısı. "Ceviz Kabuğu"nu seviyeli, bilgilendirici, izlenmeye değer bir yapım olarak seyircinin karşısına çıkaran Hulki Cevizoğlu, aynı

titizlikle programlarını hazırladığı sürece, başarılı televizyoncular arasındaki yerini hep koruyacaktır.

14.10.1996 Pazartesi Bugün Gazetesi Neşe TOPBAŞ

"Ceviz Kabuğu"

"Ceviz Kabuğu"nda Hulki Cevizoğlu'nun bu haftaki konukları Noter tasdikli Peygamber iskender Evrenosoğlu ile öğretim üyesi

Prof. Yaşar Nuri Öztürk'tü...


iskender Evrenosoğlu'nu, rahmetli Yıldırım Çavlı'nın programlarından ve daha önceki peygamberliklerinden tanıyoruz...

Evrenosoğlu, bu programda da Allah'ın kendisine kitap yazdırdığından, vahi olduğundan söz elti. Gösterdiği fotoğraflarla, başında

bir "hare" bulunduğunu iddia etli... Ayrıca peygamberliğini ispatlamak için bir Alman noterin kendisine vermiş olduğu, kapı gibi

tasdikli (!) bir de evrak çıkardı ortaya...

Biz ise Evrenosoğlu'nün başında hare değil, kavak yelleri estiğini gördük...

Hulki Cevizoğlu program boyunca Evrenosoğlu'nun normal biri değil, sahteci ya da deli, moda deyimiyle "meczup" olduğunu

ispatlamaya çalıştı... Bu arada programa telefonla katılan bazı profesörler de Evrenosoğlu'nun "meczup" yani deli olduğundan söz

ettiler, program böyle sürdü gitti..

Geçen gün Hasan Pulur da yazdı; herif adam öldürüyor "meczup"... Cumhurbaşkanına saldırıyor, "meczup"... Türkiye

Cumhuriyeti'ne saldırıyor; "meczup"... Peygamber olduğunu iddia ediyor, "meczup"...

Şimdi akla şöyle bir şey geliyor..

Bu vatandaş "meczup" sa televizyon ekranında onca saat millete neden seyreltiliyor?... Bana kalırsa, bizim daha çok akıllı

adamları seyretmeye gereksinimimiz var!...

Ayrıca Hulki Cevizoğlu'na bir sözüm daha olacak...

Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki; sokakta biri şöyle kafasını kaldırıp gökyüzüne bakmaya başlasa, nereye baktığım bilmeden ve de

sormadan, beş dakika içinde çevresine yüz kişi toplanıp havaya bakmaya başlıyor...

Böyle bir ülkede,,bu tip kişileri televizyonlara çıkarmak bence onların fark etmeden propagandalarını yapmak oluyor... Üç kişiyi

kurtaralım derken, bilki de beş kişiyi peşlerine takmaya yarıyor... inşallah yamlıyorum-dur...

Ceviz Kabuğu'nun sonuna doğru Evrenosoğlu bir peygambere karşı yapılan davranışlara kızıp stüdyoyu terk etti... Giderken de

Cevizoğlu'nu bir güzel lanetledi... Oh olsun sana Cevizoğlu!..

15,10.1996 Salı



__________________
Asaf'ın miktarını bilmez Süleyman olmayan. Bilmez insan kadrini alemde, İNSAN olmayan.
Yukarı dön Göster Akik's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Akik Ziyaret Akik's Ana Sayfa
 
Taner22
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 08 haziran 2005
Gönderilenler: 139
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Taner22

Buna sadece bir cevabim var oda su ayetler !


2/BAKARA-87: Ve le kad âteynâ mûsal kitâbe ve kaffeynâ min ba'dihî bir rusuli ve âteynâ îsabne meryemel beyyinâti ve eyyednâhu bi ûhil kudus(kudusi), e fe kullemâ câekum rasûlun bimâ lâ tehvâ enfusukumus tekbertum, fe ferîkan kezzebtum ve ferikan taktulûn(taktulûne).

...........Her ne zaman size bir resûl, nefslerinizin hoşlanmadığı bir şeyle (emirle) geldiyse, hemen kibirlendiniz.  Bir kısmını yalanladınız ve bir kısmını da öldürdünüz


44/DUHAN-10:  Fertekıb yevme te’tîs semâu bi duhânin mubîn(mubînin).     

Göklerin açık bir dumanla kaplanacağı günü gözetle.

 

44/DUHAN-11: Yagşân nâs(nâse), hâzâ azâbun elîm(elîmun).

(Öyle bir duman ki;) bütün insanları saracak elîm bir azaptır.

 

44/DUHAN-12: Rabbenekşif annel azâbe innâ mu’minûn(mu’minûne).          

Onlar “Rabbimiz” diyecekler. “Bu azabı bizden kaldır, çünkü muhakkak ki biz mü’minleriz.”

 

44/DUHAN-13: Ennâ lehumuz zikrâ ve kad câehum resûlun mubîn(mubînun).

Onlar ibret almazlar. Onlara, andolsun ki apaçık bir resûl geldi.

 

44/DUHAN-14: Summe tevellev anhu ve kâlû muallemun mecnûn(mecnûnun).

Sonra ondan yüz çevirdiler ve ona “öğretilmiş deli” dediler.

 

44/DUHAN-15: İnnâ kâşifûl azâbi kalîlen innekum âidûn(âidûne).                   

Biz, bu azabı üzerinizden biraz kaldıracağız, siz yine küfre düşeceksiniz.


56/VAKIA-13: Sulletun minel evvelîn(evvelîne).                                        

Evvelki sabikûnlar çoktur.

 

56/VAKIA-14: Ve kalîlun minel âhırîn(âhırîne).                                       

Sonraki sabikûnlar (sabikûn-el ahirîn) azdır.

Yukarı dön Göster Taner22's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Taner22
 
HanifUlus
Ozel Grup
Ozel Grup
Simge

Katılma Tarihi: 29 nisan 2005
Yer: Antarctica
Gönderilenler: 357
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı HanifUlus

Allah C.C, razı olsun.

Sevgili Akik

Tarihe tanıklık edecek olan bu alıntın adına çok teşekkürler



__________________
EûzûBillahimineşşeytanirracim&BismillahirRahmanirRahiym..
Yukarı dön Göster HanifUlus's Profil Diğer Mesajlarını Ara: HanifUlus
 
HanifUlus
Ozel Grup
Ozel Grup
Simge

Katılma Tarihi: 29 nisan 2005
Yer: Antarctica
Gönderilenler: 357
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı HanifUlus

Taner22 Yazdı:

Buna sadece bir cevabim var oda su ayetler !


2/BAKARA-87: Ve le kad âteynâ mûsal kitâbe ve kaffeynâ min ba'dihî bir rusuli ve âteynâ îsabne meryemel beyyinâti ve eyyednâhu bi ûhil kudus(kudusi), e fe kullemâ câekum rasûlun bimâ lâ tehvâ enfusukumus tekbertum, fe ferîkan kezzebtum ve ferikan taktulûn(taktulûne).

...........Her ne zaman size bir resûl, nefslerinizin hoşlanmadığı bir şeyle (emirle) geldiyse, hemen kibirlendiniz.  Bir kısmını yalanladınız ve bir kısmını da öldürdünüz


44/DUHAN-10:  Fertekıb yevme te’tîs semâu bi duhânin mubîn(mubînin).     

Göklerin açık bir dumanla kaplanacağı günü gözetle.

44/DUHAN-11: Yagşân nâs(nâse), hâzâ azâbun elîm(elîmun).

(Öyle bir duman ki;) bütün insanları saracak elîm bir azaptır.

44/DUHAN-12: Rabbenekşif annel azâbe innâ mu’minûn(mu’minûne).          

Onlar “Rabbimiz” diyecekler. “Bu azabı bizden kaldır, çünkü muhakkak ki biz mü’minleriz.”

44/DUHAN-13: Ennâ lehumuz zikrâ ve kad câehum resûlun mubîn(mubînun).

Onlar ibret almazlar. Onlara, andolsun ki apaçık bir resûl geldi.

44/DUHAN-14: Summe tevellev anhu ve kâlû muallemun mecnûn(mecnûnun).

Sonra ondan yüz çevirdiler ve ona “öğretilmiş deli” dediler.

44/DUHAN-15: İnnâ kâşifûl azâbi kalîlen innekum âidûn(âidûne).                   

Biz, bu azabı üzerinizden biraz kaldıracağız, siz yine küfre düşeceksiniz.


56/VAKIA-13: Sulletun minel evvelîn(evvelîne).                                        

Evvelki sabikûnlar çoktur.

56/VAKIA-14: Ve kalîlun minel âhırîn(âhırîne).                                       

Sonraki sabikûnlar (sabikûn-el ahirîn) azdır.

SİZLER(MİHR) HALA DEFOLUP GİTMEDİNİZ Mİ?

HELE DE VERDİĞİNİZ ŞU AYETLERDEN NE KADAR DA UZAKSINIZ!

İKİ BOYUTLU [ŞEYTAN(İBLİS-İ LAİN)] İLAHINIZ SİZİ BEKLİYOR!

DEFOLUNUZ PLS..

 



__________________
EûzûBillahimineşşeytanirracim&BismillahirRahmanirRahiym..
Yukarı dön Göster HanifUlus's Profil Diğer Mesajlarını Ara: HanifUlus
 
Akik
Ozel Grup
Ozel Grup
Simge

Katılma Tarihi: 25 nisan 2005
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 450
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Akik

Ah bilinse ki: Dünyanın dört biryanında kendini resul/peygamber/mesih ilan edenler biraraya getirilebilinseydi, sayılarının 1000 leri geçeceğini..

Ah bilinse ki: Hepsi kendilerinin En Gerçek Mesih/Mehdi/resul..... sandıklarını.......

Ah bilinse ki: Sadece Türkiye'de xxx gurubunda 313 sizinkiyle +1 henüz ve sesini yükseltmemiş daha nice mesihler/resuller.....

Ah bilinse ki: Gözlükler atılıp tarafsız bakıldığında 1000 lerce mesihin/resulün birbirini yalanladıklarını, biri hakiki ise 999'u sahte...

Ah bilinseki: BUrdaki dostlar, Dini Sadece Allah'a Has Kılana kadar benzer nice tecrübler yaşadığını....

Ah bilinse ki: O gün SEFATCILERIN SEFAATCISI fayda vermeyeceğini

Ah bilise ki: O gün iddia sahiplerinin Ne Büyük iddia!!! ettiklerinin farkına vardıktan sonra nasıl kaçmaya çalıştıklarını.....

Ah bilinse ki: İblis ve gürühunun, insanları kendilerinin görmedikleri/hissetmedikleri yerden nasıl giriş yapıp ince ince uyandırmadan, ağır ağır aldattıklarını....

Ah bilinseki: Kur'an +............ ile birlikte ARTI olan herşeyin & herkesin Fıtrat/Hanif/Qayyum ile ters düşeceğini.......

Ah bilinse ki: Son elçinin vefatından günümüze kadar kendini mesih/resul/mehdi... ilan edip, kendileriyle birlikte vebalini taşıdıklarıyla birlikte çoktan öldüklerini.....

Ah bilise ki: O günden( Efendimizin vefatından) bu yana gelmiş, sayıları toplamda 10 000 (on bin) leri aşmış mehdi/mesih/resul!!! lerden hangisinin hakiki olabileceğini....

Ah bilinse ki: Bundan sonraki gelecek yıllarda da, daha nice "HAKIKI!!! " 100 lerce mehdi/Mesih/resülün de piyasada olabileceğini........

Ah bilinse ki: Kişi önce kendini ve gidişatını tarafsız eleştirmeksizin, hep başkalarını hata ve yanlış yolda görmesinin, kendini müstağni saymak olduğunu.....

Söyler misin En Hakikisi Hangisi?.....Sana sorsam sen bizimkisi dersin

X'e sorsam o en hakiki bizimkisi.........

Y' ye sorsam o en hakiki bizimkisi...........

Z'ye sorsam o en hakiki bizimkisi........

..............................................

..................................................

....................................................

............................................................ .

............................................................ .........

Mehdi/Mesih/resul enflasyonundan seç beğen aaaaal..........Walla şaşırmışam hakim beg söyleyin En Hakiki Hangisi?



__________________
Asaf'ın miktarını bilmez Süleyman olmayan. Bilmez insan kadrini alemde, İNSAN olmayan.
Yukarı dön Göster Akik's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Akik Ziyaret Akik's Ana Sayfa
 
radyoman
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 09 mart 2005
Yer: Antigua And Barbuda
Gönderilenler: 362
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı radyoman

Akik dost halisin gecenlerde bir pakistanli vir de malezyali ile konusuyordum konu acildida onlardada sursune bereket var. Bunlar dunyayi yeniden kesfettiklerini saniyorlar. mehdiler ozellike az gelismis ulkelerde uyutacak adam cok bulduklarindan daha cok. Hele Afrikada daha cok.

Kara kardaslarimizn mehdileri daha havali yoldan gecerken millet yerlere egiliyor. Butun mehdiler mehdiliklerini ilan edip etmeyeceklerini nebi resul tartismalari ile baslatiyorlar. Eline saglik guzel yazmissin.

Bu mihirci arkadaslar bu filmi yeni seyrediyorlar herhalde. Bu filim baska ulkelerde yuzlerce defa oynadi arkadaslar bizde de aktorler degisiyor ama ayni filim. Dun aiberg di, Said Nursiydi, bugun fethullah Hoca, Evrenesoglu, surusune bereket.

Dedigin gibi biz istesekde istemesekde daha yuzlercesi gelecek.

radyoman



__________________
43/44 Dogrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir ögüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.
Yukarı dön Göster radyoman's Profil Diğer Mesajlarını Ara: radyoman Ziyaret radyoman's Ana Sayfa
 

Eğer Bu Konuya Cevap Yazmak İstiyorsanız İlk Önce giriş
Eğer Kayıtlı Bir Kullanıcı Değilseniz İlk Önce Kayıt Olmalısınız

  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats