HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Kur'an Çalışmaları
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Kur'an Çalışmaları
Konu Konu: KURAN’I ANLAMADA METODOLOJİ Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
muhliskul
Ayrıldı
Ayrıldı
Simge

Katılma Tarihi: 26 nisan 2007
Yer: Australia
Gönderilenler: 854
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı muhliskul

Merhaba Ridvan kardes

Meal kelimesi lugat anlamindan ziyade, kullanilis bicimiyle cok rahatsizlik vermektedir, cunku bu kelime Kuran'in arapcaya mahkumiyeti icin ozellikle kullanilmaktadir.  Ben hic cekinmeden ceviri veya tercume denilmesinden yanayim. Hadis dahil  baska cevirilere meal denilmeyip rahatca tercume veya ceviri denilmesi dikkat cekicidir. Bir dildeki ifadeyi baska dillere aktarmaya ceviri veya tercume denildigine gore Arapca Kuran'in baska dillere aktarilmasinada ayni ifadeler kullanilabilir. Ceviri veya tercume eksik veya yanlis ise onlari bu ozellikleriyle belirtebiliriz.

Oncelikle sunu soylemek gerekirki Tefsir kelimesini Kuran cok farkli kullanmistir. Bir ekol ismine donusmesinden itibaren daha farkli cagrisimlar yapan be kelimeyi  harf benzerliginden yola cikarak karistirmamak gerekir.

 Geleneksel tefsir anlayisi diger ekoller gibi Kuran'in anlasilmasi hususunda olumlu olmaktan cok olumsuz etkiler birakmislardir. Gunumuzde Kuran'i anlamaya yonelik ugras verenler, klasik tefsir uzmani olmak zorunda degillerdir. Bu tefsirlerin sozluk mahiyetinde kullanimla sinirlandirilmalari gerekmektedir. Bu tefsirlerin cogunlugu  Kuran'in vahiy ortamini butunsel olarak yansitmaktan  cok uzak olan calismalardir. Bu eserlerdeki sihhatli malzemeleri tespit etmek uzmanlik isidir. Bu tefsirlerin cogu Arapcadir. Arap dili incelikleri uzerinde ki calismalari  arapca olarak yapmislardir, onu tercume edenlerin mukemmel bir sekilde bize bunlari yansitmalari cok zor bir istir.Bu tefsirlerden lugat olarak istifade edeceklerin arap diline vakif olmalari gerekmektedir.  

Tefsirlerin Israil kaynaklarina yonelis bicimi Kuran butunlugundeki atiflarla uyum icinde degildir. Kuran muhatap toplumun diliyle-anlayis bicimiyle  hitap etmistir. Kuranin muhatabi olan ehli kitabin, cok degisik versiyonlara sahip olan ehli kitabin hepsini temsil ettigi dusunulemez. Merkezi bolgelere oranla  cok  daha az akademik bir nitelige sahip  kimseler olduklari gorulmektedir. Kuran bolgesel versiyonu esas alarak bir diyalog olusturmustur.  Suriye ve civarlarinin fethiyle birlikte yogun temasa gecilen ehli kitabi ve onlarin ellerindeki yazili kayitlari   esas alarak tespit yapan anlayis yanlis sonuclara ulasacaktir.

Gunumuzun imkanlari kullanilarak Kuran metni uzerinde cok ciddi calismalar yapilmalidir.  Gunumuzden Kuran'in vahiy ortamina duraksiz expres bir sekilde gitmek gerekmektedir. Oncelikle Kuran vahiy ortami incelenmelidir. Kuran'in vahyinin ardindan gecen birkac yuzyil icindeki  siyasi cikar kavgalarin olusturdugu kargasa icinde, Kuran'i anlamakta cok buyuk yanilgilar olusmustur. Ilk duragimiz bu yuzden cok onemlidir. Risalet ortaminin anlasilmasi icin toplanan bilgilerin bu doneme uygunluk sarti aranmalidir.Daha sonraki donemlerin anlayislari bizim Ilk hitap uzerinde yapacagimiz tespitlere etkide bulunmamalidir.  Bunu her kimsenin yapmasi imkansizdir. Kuran misyonuna sadik olan akademisyenlere cok acil ihtiyac duyulmaktadir.

Allah'a emanet

 

Yukarı dön Göster muhliskul's Profil Diğer Mesajlarını Ara: muhliskul
 
baybora
Ayrıldı
Ayrıldı
Simge

Katılma Tarihi: 06 eylul 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 547
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı baybora

Merhaba kadir,

Yazdıklarına tamamen katılıyorum,

Aslında Kur'an'ı Kerim'in nüzülünde bir sözlük olmayışı ve ilk sözlüklerin bile daha sonraki zamanlara ait olması bazen bir kelimeye anlam verirken çok uğraşmak gerektiğini gösteriyor. (Horoz yumurtası gibi:) ) Kelimenin anlam alanını belirlerken ister istemez bu sözlüklere başvurmak zorunda kalıyoruz. Elbetteki yapılması gereken Kur'an'ı Kerim'deki anlam alanını tayin. (Öncelikli yaptığım iş fakat bazen sözlükler yüzünden bende horuzu yumurtlatıyorum:) ). Çalışmayı "ham olmasına" rağmen astığım için böyle "bir yumurtlama" olayı gerçekleşti. arkadaşlardan özür diliyorum.

Yine ehl-i kitabla ilgili düşüncelerine bir iki katkı yapmak istiyorum. Nuzül bağlamında yahudilerin ve hristiyanların bugünkü anlayışta ve özellikle batı hristiyanlığı zannederek yapılan okumalar eksik kalmaktadır. Bir de netleşmesi gereken ehl-i kitabın "kitablarıyla ilgili" Kur'an'ı Kerim'in ne söylediğidir. Nuzül bağlamındaki "Tevrat"la bugünkü tevrat arasında fark bulunmamaktadır. Yine "İncil"le ilgili aynı değerlendirme yapılabilir. Kur'an'ı Kerim okuyucusu nuzül bağlamındaki resmin netleşmesi kadar "vahyi" geleneğine sondaj vurmalıdır diye düşünüyorum. ör. olarak Essenilerle ashab-ı kefh arasında bir ilişki kurulabilir mi? veya Yahudi-hristiyanlar(yakubi) ile pavlus hristiyanlığı aynı mıdır?

Yazışmak umuduyla

Allah(a.c) yardımcımız olsun        



__________________
Tanrı'ya inanan adam olmak kolay, ve fakat Tanrı'nın inanacağı adam olmak zor!
Yukarı dön Göster baybora's Profil Diğer Mesajlarını Ara: baybora
 
baybora
Ayrıldı
Ayrıldı
Simge

Katılma Tarihi: 06 eylul 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 547
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı baybora

Merhaba kadir,

Bu arada laiklik ve sekülerizm yazılarında savunduklarınla aynı fikirde olduğumuzu belirtmeliyim

Selam ve dua ile, 



__________________
Tanrı'ya inanan adam olmak kolay, ve fakat Tanrı'nın inanacağı adam olmak zor!
Yukarı dön Göster baybora's Profil Diğer Mesajlarını Ara: baybora
 
baybora
Ayrıldı
Ayrıldı
Simge

Katılma Tarihi: 06 eylul 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 547
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı baybora

selam,

Siz hangisine bakıyorsunuz?*

“E felâ yenzurûne ilâ el-İBiLi Keyfe Hulikat?” (88:17)

1.      Mealler: 88/Gaşiye 17. Ayet;

Diyanet Çevirisi

Deveye bakmıyorlar mı, nasıl yaratılmıştır!

Diyanet Vakfı

(17-20) (İnsanlar) devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?

Elmalılı Orijinal

Ya hâlâ bakmazlar mı o deveye: nasıl yaratılmış?

Elmalılı Sade. 1

Hala bakmazlar mı o deveye ki, nasıl yaratılmış?

Elmalılı Sade. 2

Bakmıyorlar mı o develere, nasıl yaratılmış?

Ö. N. Bilmen

Artık develere bakmazlar mı ki, nasıl yaratılmış?

S. Ateş

Bakmıyorlar mı develere, nasıl yaratılmış?

A. Bulaç

Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı?

Muhammed Esed

PEKİ, (o yeniden dirilmeyi inkar edenler) bakmazlar mı yağmur yüklü bulutlara, (ve görmezler mi) nasıl yaratılmış onlar?

Y.N. Öztürk

Bakmıyorlar mı o deveye, nasıl yaratıldı!

S. Yıldırım

O kâfirler bakıp düşünmezler mi: (Mesela) deve nasıl yaratılmış?

Tefhimü-l Kuran

Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı?

Fizilalil Kuran

Bu insanlar bakmıyorlar mı, develerin nasıl yaratıldığına?

A. Gölpınarlı

Hâlâ mı bakmazlar deveye, nasıl da yaratılmış?

H. S. Yeter

(İnsanlar) devenin nasıl yaratıldığına, bakmazlar mı?

A. Uğur

(İnsanlar) devenin nasıl yaratıldığına, bakmazlar mı?

G. Onan

Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı?

Ş. Piriş

Bakmazlar mı deveye? Nasıl yaratıldı?

2.      “Deve” mi?, “su taşıyan Bulut” mu?

Yukarıda alıntı yaptığımız meallerin tek istisnası “Muhammed Esed”tir. Esed çevirisinde “İBiL” kelimesi “yağmur yüklü bulutlara” şeklindedir.  Ayetin devamı “Ve ilê’s-semai keyfe rufi'at.” (88:18) şeklindedir. Esed’in bu ayetle ilgili birde notu vardır (Bkz Esed, 88:17. Dipnot.5). Ayet siyak-sibak bütünlüğünde bu şekilde anlamaya elverişlidir. Esed “Lisânu’l-Arab”dan “Tâcu’l-‘Arûs” ve “Kâmus” tan görüşüne referans bulmaktadır. “Ragıb”da sözlüğünde “İBiL” kavramının bulutlar olduğu söylenmiştir”demektedir (Bkz.Ragıb “İBiL” maddesi).

3.      Mütekellimin kasdı/ kasd-ı mütekellim nedir?

6:144. Ayetinde kelime “deve” anlamında kullanılmıştır “Ve minel İBiLi’sneyni” şeklindedir. 88:17. Ayette "kelime"  “Deve” veya “Bulutlar” olmalıdır. Burada hayati soru şudur

“yorumcunun yorumu ile metinde kasdedilen” aynı şey midir? Veya “murad-ı ilahi” iki seçenekten hangisi kastedmiştir? Metine neyi kastedin diye soramayacağımıza göre iki anlamdan birini tercih mi edeceğiz? Tercih etmediğim anlamın doğru olma ihtimali var mıdır?

Cehd bizden Tevfik Allah(a.c)’den

 

* Bu yazı ilk defa "hanifdostlar"da yayınlanmıştır. 



__________________
Tanrı'ya inanan adam olmak kolay, ve fakat Tanrı'nın inanacağı adam olmak zor!
Yukarı dön Göster baybora's Profil Diğer Mesajlarını Ara: baybora
 
baybora
Ayrıldı
Ayrıldı
Simge

Katılma Tarihi: 06 eylul 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 547
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı baybora

selam,

dikkat etmeme rağmen, "1" yazmamışım,

3. maddediki 6:44, 6:144 olacak düzeltir özür dilerim.



__________________
Tanrı'ya inanan adam olmak kolay, ve fakat Tanrı'nın inanacağı adam olmak zor!
Yukarı dön Göster baybora's Profil Diğer Mesajlarını Ara: baybora
 
baybora
Ayrıldı
Ayrıldı
Simge

Katılma Tarihi: 06 eylul 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 547
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı baybora

 

“Ayetleri numaralar”la bölmenin manaya etkisi”

                                           

“bir örnek”

Bakara suresi 219 ve 220 “Yes'eluneke” “Sana soruyorlar” cümlelerine cevabtır.

 

219. ayette “sarhoşluk veren içecekler” ve “kumar” , 220. ayette “yetimler” söz konusu edilmektedir. 219. ayet “leallekum tetefekkerûn” cümlesiyle bitmekte. 220. ayet ise “Fid dünya vel ahirah” cümlesiyle başlamaktadır. Aşağıda iki ayetinde “latinceleri” yazılmıştır,

 

“Yes'eluneke anil hamri vel meysir, kul fihima ismun kebiruv ve menafiu lin nas, ve ismuhuma ekberu min nef'ihima, ve yes'eluneke maza yunfikun, kulil afv, kezalike yubeyyinullahu lekumul ayati leallekum tetefekkerûn.”(219).

“ ‘Fid dünya vel ahirah’ ve yes'eluneke anil yetama, kul islahul lehum hayr, ve in tuhalituhum fe ihvanukum, vallahu ya'lemul mufside minel muslih, ve lev şaellahu le a'netekum, innellahe azizun hakîm.” (220).

      

  ‘Fid dünya vel ahirah’ “Dunya ve Ahirettede” demektir.

 

      Kelime 220. ayete ait ise çeviri;

 

1.      “Dünya ve Ahıret hakkında; bir de sana yetimlerinden soruyorlar. (Elmalılı).

     

Kelime 219. ayete ait ise;

 

2.      “Böylece Allah size âyetlerini açıklıyor ki dünya ve âhiret hakkında düşünesiniz” (Suat Yıldırım, 2004).

 

‘Fid dünya vel ahirah’ cümlesi bizim kanatimize göre 219. ayete ait olamalıdır.

 

220.ayette;

Şu şeklinde olmalıdır.

 

“ve yes'eluneke anil yetama, kul islahul lehum hayr, ve in tuhalituhum fe ihvanukum, vallahu ya'lemul mufside minel muslih, ve lev şaellahu le a'netekum, innellahe azizun hakîm.” (220).

 

Yani “Ayet numarası” bu iki ayet arasında yerinde kullanılmamıştır ve manayı etkilemektedir.

 

Cehd bizden Tevfik Allah(a.c)’den

 

not: secaved'in metindeki hataları için şu makaleyede bakılabilir

 

http://zekiduman.com/secavendi.asp

       



__________________
Tanrı'ya inanan adam olmak kolay, ve fakat Tanrı'nın inanacağı adam olmak zor!
Yukarı dön Göster baybora's Profil Diğer Mesajlarını Ara: baybora
 
baybora
Ayrıldı
Ayrıldı
Simge

Katılma Tarihi: 06 eylul 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 547
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı baybora

 

Hurûf-i Muqattaa (kesik harfler) neyi gösterir?

 

1.  İlgili kavramlar:

 

1. Gösteren (dâll);

 Dil göstergesinin sese ilişkin somut bölümünü oluşturan sesbirimleri bütünüdür. Sessel bir işlevi olup algılama düzlemini ilgilendirir. Yazı dilinde, gösteren, dil göstergesinin görsel kısmını oluşturan harfler bütünüdür. Harfler kelimeleri, kelimelerde cümleleri oluşturur. Arapça kelimeler isim, fiil ve harften oluşur. Arapça harflerde cümle içersinde kullanıldığı zaman mana kazanırlar/kazandırırlar (cer harfleri, atıf harfleri gibi). Doğal sesleri ifade eden harfler bu yazdıklarımızdan istisna edilmelidir. Sayfa düzeni, yazım teknikleri, uyum yada ritim arayışları, sesbirimlerin vurgulanma yolları; ses yinelemi (aliterasyon), uyak ve yarım uyaklar (asonans) gösterenleri sesli nesnelere dönüştürür.

 

2.Gösterilen (medlûl):

Gösterenin zihinsel bilincimizde uyandırdığı düşünce yada kavramdır; bu nedenle, insandaki kavramlaştırma yada akletme alanını ilgilendirir. Türkçe’deki “inek” yada Arapça’daki “bakara” gösterenleri zihnimizde genel bir “inek” kavramını uyandırır. Kendine özgü nitelikleri olan özel bir inek göndergesini değil de, soyut, genel bir inek kavramını ve bir sınıflandırma değerini çağrıştırır. Bu değerin ineğin rengi, boyu ve türü ile bir ilişkisi yoktur. İnek sözcüğü Türkçe’de bir hayvan ulamını oluşturur. Gösterilen değişik biçimlerde vurgulanabilir. Felsefe metinlerinde, bilimsel ve öğretici yazılarda soyut göstergelerin kullanımı, şiir vs.

 

Gösteren ile gösterilen arasındaki ilişkiyi akıl kurar. Akli delâlet, zorunlu bir delâlettir. Gösterenle/dâll ile gösterilen/medlûl arasında adlandırma ilişkisi vardır. Bu ilişkiyi ya bizzat dil veya ilmi bir disiplin, yahut da toplum belirlemiştir.

 

3. Gönderge:

Dünyadaki nesnelere, isim verilen şeylere gönderge denir.  Doğal dillerin kullanıldığı iletişim biçiminde –çoğu özel durumlar dışında- her zaman dil-dışı gerçekliğe göndermede bulunulur. İletişimde bulunan kimse ve alıcı iletişimi sağlayabilmek için dil-dışı gerçeklikleri biçimlendiren sözcükleri kullanır. Bu dil-dışı gerçekliklere “gönderge” denir. Gönderge, dil göstergesinin dil dışında gösterdiği her şeydir: soyuttur, somuttur, nesnedir, olaydır, olgudur, niceliktir, durumdur, kanıdır. Hatta kimi zaman gerçek dünya çok sınırlı ve dar geldiğinde, gönderge kurgusal dünyayı da içine alır. Adalet, özgürlük, hakk gibi soyut ve düşsel, söylensel göstergelerin göndergeleri olamazmış gibi gelebilir insana; gerçekten de adalet, özgürlük, hakk gözle görülen varlıklar ya da nesneler değildir. Hiç kimse “adaletin” ya da “hakk’ın” sokakta dolaştığını görmemiştir. Aslında bu sözcükler gerçek birer soyutlamadır. “Adalet” göstergesi adaletin pek çok somut deneyimine, buna bağlı olarak pek çok göndergeye göndermede bulunur. Somut göstergelerin seçimi, nitelendirmenin (sıfatların rolü) ve gerçekçi betimlemenin kullanılması sözceyi göndergelerine yaklaştırır.

 

4. Gösterge (sözcük):

Gönderge ve gösteren algılanır: bir kitabı görebilir ve ona dokuna biliriz. “K.İ.T.A.P” seslerini işitebiliriz. Buna karşılık, gösterilen bir kavram, yani göndergenin zihinsel yeniden sunumu, onun bir genel düşüncesi, en ayırıcı özelliklerinin bir toplamı yada özetidir. Zihinsel bilincimizde “kitap” kavramı aslında bir soyutlamadır, ama oldukça geniş bir soyutlamadır, çünkü birbirinden değişik birçok kitap “kitap” kavramına bağlana bilir. Söz konusu olan ne “İncil” ne bir “Tevrat” tır, genel bir “kitap” kavramıdır. Kitaba başka bir ad/isim versek de, o kitap gibi okunur.

Gösterileni (anlamı) gösterene (ses dizgisi) bağlayan bağ hiçbir iç ilişkiye dayanmaz; başka bir deyişle dil/lisân göstergesinin gerçeklik kazandığı ses dizisiyle, ilettiği kavram arsında hiçbir nedenlilik ilişkisi yoktur. “kitap” ses dizisini işiten birinin aklına “kitap” kavramı gelir. Çeşitli dillerde, aynı gösterileni ifade etmek için kullanılan gösterenleri karşılaştırarak bu düşünceyi doğrulayabiliriz. Ör: “El (Türkçe)”, “Hand (İngilizce)”, “Yed (Arapça)”, “Yad (İbranice), “Dest (Farsça-Kürtçe)”. Her dil birliği, kavramları kendi algılaması ve anlatımıyla değişik yollardan, değişik kavramlarla ilişki kurarak oluşturur. Dil’sel yada dil-dışı her gösterge bir uzlaşma ürünüdür; gösterge bir dilsel topluluğun üyeleri arsında genellikle örtük bir biçimde var olan bir anlaşmaya göre işler. Gerçekten de dil göstergesi özü bakımından nedensizdir, değerini toplumsal bir uzlaşmadan alır. Bir sözcüğün anlamı ne o sözcüğü oluşturan ses birimlerinin, ses özelliklerine yada harflerin biçimsel özelliklerine, ne de belirtilen nesnenin niteliklerine bağlıdır. Dil göstergesinde gösteren ile gönderge arasındaki ilişki nedensizdir. Eğer gönderge ile gösteren arasındaki bağ nedensiz olmasaydı, tabiat, hürriyet, muhtariyet, mesele vb. sözcükleri yan yana kullanamazdık ve dünyada tek bir dil olurdu. Yazının göstergeleri de nedensizdir. “deniz” sözcüğü bir denize benzemez, köpek sözcüğü insanı ısırmaz. Benzerlik dil-dışı dünya nesnesiyle onun görsel göstereni arasındaki ilişkidir. Sözcükler nesnenin simgesi ol(a)maz ve ona benzer başka bir şeyle de gösteremez.

  

 “kitap” sözcüğüyle herkesin zihninde kendine göre bir kitap resmi oluşur; bu durumda dil göstergesi nesnenin, yani göndergenin kendisi değildir. Daha açık bir biçimde ifade edersek “kitap” sözcüğü, kitabın kendisi değildir. Ya genel olarak kitap cinsini yada belli bir kitabı gösterir Sözcük “kitabı” olduğu gibi değil, içinde yer aldığı bağlama; sunuş biçimine göre gösterir. Yani iletişim aracı olan dil’de nesnelerin kendisini değil, nesnelere verdiğimiz isimleri kullanıyoruz.

 

Size bir “kitap” resmi gösterilse ve bu nedir? Diye sorulsa siz buna “kalem”dir demeyeceksiniz. Bir sözcük duyuyorsunuz ve hepimiz zihnimizde o nesneyi oluşturuyoruz. Bir “kitap” resmi görüyoruz ve hepimiz “ K.İ.T.A.P” sözcüğünü dile getiriyoruz. Belli bir dilde, anlamı olan en küçük birimlere  dil göstergesi denir. Ör: “kitap”, “kalem”, “sahife”, “deniz”, “onlar”, “sen”, fiil çekimleri “gel-i-yor”, “gel-di” ve ekler “geldi-ler”, “gel-i-yor-lar”, birer dilsel göstergedir. Dil göstergesi iki düzlemden oluşur: birincisi, dilbilimsel adıyla “gösteren”, kulağımızla duyduğumuz “K.İ.T.A.P” sesi, gözümüzle gördüğümüz “kitap” yazısı; ikincisi yine dilbilimsel adıyla “gösterilen” düşünüşle, deneyimlerimizle kavradığımız sözün içeriği; açıklaması “K.İ.T.A.P” sesini duyduğumuz, yazısını okuduğumuz zaman zihinsel bilincimizde oluşan genel “kitap” kavramıdır.  Alimlerin tasnifiyle birincisi vücûd fi’l-a’yn. Kitab’ın kendisine a’yan dediğimiz zaman, o varlığının (kitabın) kendisi söz konusu edilmektedir. İkincisi vücûd fi’l-ezhân kitabın bir de zihnimizde varlığı var. Üçüncüsü vücûd’ul fi’l-lisân kitabın bir de dil’deki varlığı var. Kitap dil’de varlık kazanıyor. O yüzden varlık dil’e gelir, dil’lendirilir. Dördüncüsü, kağıda yazdığımız kitap kelimesi vücûd fi’l-hatt.  

 

Gönderge dil-dışı dünyada bulunan gerçek bir varlık yada nesne. Bu nesnel gerçekliği dil temsil eder, başka bir deyişle, yeniden sunar.

 

2.  Dil’e dair:

 

İnsan dil yeteneğini doğuştan hazır bulur, ama dil’i sonradan öğrenir ve geliştirir. Belli yeteneklerle donatılmış insan, bu yetenekleri sayesinde dil’i de ilim, felsefe, teknik ve edebiyat gibi alanlardaki başarılarıyla birlikte geliştirir. İnsan eğer bu yetenekten yoksun olsaydı, öteki insanlarla bir arada olma, toplum oluşturma, duygu ve düşüncelerini başkalarına aktarma nasıl gerçekleşebilirdi? İnsan gördüğü, duyduğu, hissettiği, düşündüğü her şeyi başkalarına dil aracılığıyla bildirir.

 

Dil olmadan bireylerin anlaşmaları, toplum olarak birlikte yaşamaları mümkün değildir. Bir toplumun pek çok özellikleri, örf ve adetleri, dünya görüşü, hayat felsefesi, inançları, sanat anlayışları, tarihi tezahürleri diline yansır. Toplumun bütün bu görünüşleri dilinden izlenebilir. Bu bakımdan bir toplumu tanıyıp anlayabilmenin en iyi yolu, o toplumun dilini öğrenmektir. Aynı dil’i konuşan toplum bireylerinde ortak bir bilinç oluşur ve bu bilinç bireyler arasında sıkı bir bağ meydana getirir. Çünkü ortak dil o toplumun hatıralarını, duygularını ve düşüncelerini bütün maddi ve manevi değerlerin, ortak buluş ve yapışların müşterek hazinesidir.

 

 Dil toplumsallığından, dolayısıyla tarihselliğinden söz edebilmek; evvelemirde onun, varlığını bir coğrafyaya, o coğrafyada yaşayan bir topluma ve o toplumun kendisine mahsus tarihsel ve kültürel tecrübesine borçlu oluşuyla imkan dahiline girebilmektedir. Bu durum, dil sadece toplum tarafından inşâ edildiğini değil, aynı zamanda toplumsal bilincinde dil tarafından kurulduğunu gösterir; zira bir toplumun sahip olduğu dil, o toplumun sadece kendisi aracılığıyla konuştuğu dil değil, aynı zamanda kendisi aracılığıyla düşündüğü dildir. Düşünme ediminin kendisi, dil’den bağımsız bir şekilde gerçekleşmez. Düşünme, daha başlangıcı itibariyle dil vasıtasında gerçekleşir, dil’in kendisiyle kurulur, hatta belirlenir. Daha düşünme safhasında iken dil’le ilişkiye gireriz, öyle ki henüz düşünürken dil tarafında sınırlanır ve ister istemez dil sınırları içinde düşünüp anlamaya başlarız. Bir toplumun gerçekliğini kavrama biçimini, bilincinin derinliklerinde yer edinip kök salmış eğilimlerini, refleksleri, arzu ve tutkularını o toplumun dilinin dışında aramak boş bir çaba olacaktır.  Nasıl su, içine konduğu kapların biçimini alıyorsa, dil-dışı gerçeklik de (töz) çeşitli dil’lerin biçimini alır.

 

Dil’in temel işlevi belli bir dil’sel topluluğun bireyleri arasındaki bilgi alış-verişini sağlamaktır. İki yada ikiden çok kişi arasında gerçekleşen bir iletişim her zaman yazılı yada sözlü bir dil’sel dizgenin kullanımını gerektirmez. İnsan konuşurken jestler yapar, bir takım mimikler ve bunların yanında başka dil-dışı iletişim dizgeleri de kullanır. İşiteni, söyleyeni ve hakkında konuşulan şeyi bir araya getiren, bir araya toplayan ve bir arada tutan iletişimdir. İletişimin taşıyıcısı, iletişime yön ve düzen veren ise, ne işiten ne de söyleyendir; fakat ‘dil’dir. Anlama ancak anlamın olduğu yerde yani dil’de gerçekleşir. Dil anlamanın, içerisinde kendisini gerçekleştirdiği açıklıktır. Anlayan ne yi anlar? Anlayan dil’e gelen şeyi anlar; bir şeyin dil’e gelmesi, onun anlamıdır. İnsan kavramlarla düşünür, düşündüklerini dil dil’in sembolleriyle göstergeleriyle anlatır. Bu yüzden eskiler “el-insanu hayvanun nâtikun” yani “insan konuşan bir hayvandır.” Demişlerdir. İnsanın “nâtik” olması, sadece “konuşan canlı” olduğunu değil “düşünen canlı” olduğunu da gösterir. İslâm mantıkçıları nutk’u ikiye ayırmışlardır: “nutk-i dahili, nutk-i harici” yani “iç konuşma, dış konuşma”. İç konuşmaya (nutk-i dahili)düşünce; dış konuşmaya ise konuşma denilmiştir.

 

Dil iki ayrı yöntemle incelenebilir, artzamanlılık ve eş zamanlılık. Art zamanlılıkta, inceleme dilin zaman içinde uğradığı evrime, değişimlere dayanır. Bu bakımdan artzamanlı incelemeye evrimsel (devimsel ve tarihsel)dir. Eşzamanlılık , dil’in  tarihsel evriminin belli bir anında belli bir dil’sel toplulukta yazılan ve konuşulan dil’e dayanır. Başka bir deyişle, söz konusu dil’in yapısı, zaman içindeki evrimini bir yana bırakarak, dili hareketsiz olarak yakalayabildiği çok kısa bir zaman dilimi içinde incelemekten başka bir şey değildir.

 

3.     Hurûf-i Muqattaa

Hurûf, harf kelimesinin çoğuludur. Muqattaa kelimesi de ayrılmış, münferit demektir Hurûf-i muqattaa ise; ayrılmış, münferit, kesik harfler demektir.. Bu harfler, bir kelime gibi yazıldığı halde, okurken ayrı ayrı olarak okunur. Meselâ, الم  tek bir kelime gibi birleşik olarak yazılsa bile, elif-lâm-mîm diye okunur.

 

4.  Hurûf-i Muqattaa neyi gösterir?

 

Kkişinin içinde yaşadığı toplumun, o kişiye dil aracılığıyla sunduğu hazır kavramlar vardır. Kişi kavramları ve kavramların karşılığı olan ses dizilerini, yani gösterenleri bir arada öğrenir. Gösterensiz gösterilen yada gösterilensiz gösteren olmaz. Bu iki kavram tıpkı bir madalyonun iki yüzü gibidir. Bir birinden ayrılmazlar. “K.T.P” ve “A,İ” ses birimlerini ele alalım “kitap” ve “patik” ses dizeleri, yani gösterenleri Türkçe’de birer kavrama, yani gösterilene göndermede bulunurlar, oysa “K.T.P.İ.A” , “P.T.K.A.İ” ses dizeleri mümkün olsa bile, Türkçe’de herhangi bir gösterilene göndermede bulunmazlar. Yani tek başına harflerin bir manası olmaz. Tıpkı Kur’an’ı Kerim’de ki 29 surenin başında bulunan Hurûf-i Muqattaa (kesik harfler) gibi, bu harfler tek başlarına “elif, lam, mim” gibi hiçbir gösterilene göndermede bulunmazlar, literal/zahiri olarak herhangi bir manaya delâlet etmezler. Bu harflerin anlamlarıyla ilgili tefsir tarihinde ve günümüzde bir sürü yorum ve spekülasyon yapılmıştır. Harfler birleşerek ve o toplumda bir nesneyi gösteren kelimeleri meydana getirdikleri zaman anlam ifade ederler. Herhangi bir göstergeyi oluşturan sesler, zorunlu olarak birbiri ardından algılanmakta, dolayısıyla zaman içinde gerçekleşmektedir. Anlam Yazılı ve sözlü dil öğelerinin aynı anda bir arada bulunmasıyla değil, “ardı ardına gelmesiyle belirginlik kazanır”. Yazıda, göstergeler tıpkı sözlü dil’de olduğu gibi, çizgisel bir dizi oluştururlar, bu nedenle onları hep aynı düzen içinde peş peşe okumak gerekir. Türkçe’de “E.L.M” harflerinin bize harf olmaktan başka bir anlam ifade etmezler fakat “ELiM, ELeM, âLEM, MELe” kelimelerinin zihinsel bilincimizi uyarmaktadır. “Anlatanın” manasına hiçbir işarette bulunmadığı bu harflerde yoruma ve spekülasyona girmemek en doğru davranış olsa gerektir.

 

Cehd bizden Tevfik Allah (a.c)’den

 

 

 

 

 



__________________
Tanrı'ya inanan adam olmak kolay, ve fakat Tanrı'nın inanacağı adam olmak zor!
Yukarı dön Göster baybora's Profil Diğer Mesajlarını Ara: baybora
 
baybora
Ayrıldı
Ayrıldı
Simge

Katılma Tarihi: 06 eylul 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 547
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı baybora

 

Ulûmu’l-Kur’an’ı güncellemek

 

 

Bu yazının amacı geçmişte Ulûmu’l-Kur’an üzerine yapılmış iki çalışma olan İmam Zerkeşi (V.198/813) ve İmam Suyuti’in (V.911/1505) “Ulûm’l-Kur’an” adlı eserlerini bugünün diliyle tekrar güncelleme amacı taşımakta ayrıca modern disiplinlerin katkısıyla yeni bir tasnif önermektedir. Tasnifimize örneklik teşkil eden iki eser; İmam Zerkeşi’nin eseri “el-Burhan fî Ulûmi’l-Kur’an”, İmam Suyuti’nin eseri “el-İtkan Fî Ulum'il-Kur'an” dır. Bu iki eserin konu başlıkları bizim “Kur’an İlimleri” tasnifimize birebir  tekrarla  değil örneklik etme, ilham alma şeklinde yansımıştır. Bu gün bile bu iki eserin aşılamamış olduğu ve bu mirasımızı tekrar güncellerken her ikisini de şükranla andığımızı belirtmeden geçmeyelim. Elbetteki bu güncelleme "tarşılarak" olgunlaşmayı beklemektedir. 

 

 

Metin (Mushaf):

 

a.      Metin İçi İlimler:

b.      Metin Dışı İlimler:

c.       Yeni gelişmeler:

 

  

a.      Metin İçin İlimler:

 

a.1. Metnin Oluşumu:

    a.1. Nüzul ve Nüzul keyfiyeti:

    a.2. Hicretten Önce-Hicretten Sonra:

      

b.1. Metin Resmi:

  b.1.1. Fasıla:

  b.1.2. Seci:

  b.1.3. Sureler:

            b.1.3.1. Sure Başları:

             b.1.3.2. Huruf-u Mukataa:

  b.1.4. Mushaf’ın Hattı:

           b.1.5. Yedi Harf:

           b.1.6. Kıraat:

           b.1.7. Vakf ve İbtida:

 

a.2. Metnin Tarihi:

a.2.1. Cem’ul-Kur’an:

a.2.2. Metin Günümüze kadarki evrimi:

 

a.3. Metnin Dili:

 

a.3.1. İ’caz:

 

a.3.2. Muhkem-Muteşabih:

 

a.3.3. Arabça Dışında kelimeler:

 

a.3.4. Vücuh ve Nezâir:

 

a.3.5. Garibu’l-Kur’an:

 

a.3.6. Harf-i Cerler:

 

a.3.7. Zamirler:

 

a.3.8. Belâgat:

    a.3.8.a.: Meâni:

                   Takdim-Tehir:

                    Hazf:

 

    a.3.8.b. Beyan:

                  Hakikat-Mecaz

                  Teşbih,  İstiare,

                   Kinaye, Ta’riz,

 

    a.3.8.c. Bedii:

                  Tevriye, Tazmim,

                  Tıbâk, Tekil-Çoğul

                 Kalb, Cinâs

 

a.3.9. Meseller:

 

a.3.10. Cedelu’l-Kur’an:

 

a.3.11. Hitablar, Umum ve Husus:

 

a.3.12. Muâsebât:

 

a.3.13. Mubhemât:

 

a.3.14. Kıssalar:

 

a.3.15. Yeminler:

 

a.3.16. Mantuk ve Mefhum:

 

a.3.17. Mutlak ve Mukayyed:

 

a.4. Metnin Okunuşu:

 

a.5. Nasih ve Mensuh (?) :

 

b.      Metin Dışı İlimler:

  

b.1. Esbabu’n-Nüzul:

b.2. Siyer:

b.3. Ehl-i Kitab Tarihi:

b.4. Nüzul öncesi ve Nüzul dönemi Arab Tarihi:

 

c. Yeni gelişmeler:

    c.1. Dil Felsefesi:

    c.2. Hermönetik:

    c.3. Semantik:

    c.4. Arkeloji:

    c.5. Tarihsellik:

   

 

 

Yukarıdaki sınıflandırma başlıkları “anlama dayalı” sınıflandırma, “dilsel” sınıflandırma, “şekilsel” sınıflandırma ve “anlatım teknikleri” olarak da kategorize edilebilir. Yine bazı alt başlıklar (misal Hicretten Önce-Hicretten Sonra) başka bir başlığın altında yer alabilir. Bazı alt başlıklar yeni ilavelerle çoğaltılabilir ve her bir başlık ve alt başlık bugün yine makalelerin ve Kitapların konusu olabilir.

 

 

Cehd bizden Tevfik Allah(a.c)’den

 

 

 

 



__________________
Tanrı'ya inanan adam olmak kolay, ve fakat Tanrı'nın inanacağı adam olmak zor!
Yukarı dön Göster baybora's Profil Diğer Mesajlarını Ara: baybora
 
baybora
Ayrıldı
Ayrıldı
Simge

Katılma Tarihi: 06 eylul 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 547
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı baybora

selam,

"Hanifdostlar"dan duyuru ile ilgili bir iki şeyi paylaşmak istiyordum yeni bir başlık açmayı uygun görmedim (Burası ben istemesemde benim yazılarımın ağırlıklı olduğu  bir yer oldu).

Duyuru ile kanaatlerim aşağıdadır;

1. Edeb ve Ahlaka aykırı olmadığı sürece "bütün fikirler" tartışılabilir. (Kabe, Atatürk, T.C)

2. "Bir fikre" katılmamak başka birşey "o fikirle" alay, hakaret, sövme başka bir şeydir. 

3. İnancımın onaylamadığı "hiç bir fikre" saygı duymak zorunda değilim. Fakat "o fikre" "sövmeyi"de asla onaylamıyorum. 

4. Ben şahsen bu sitede misal; şekilsel "namaz yoktur" diyen arkadaşların/kardeşlerin yazılarından rahatsız olmadım. "Fikirle beyan etmekle" "hakaret etmeyi" karıştıranlardan rahatsız oldum.  

5. Ve bu sitede bazı meselelerde "aynı fikirde" olduğum  yine bazı meselelerde "ayrı fikirler"den arkadaşlar da edindim (ör. Abdurrahman bey (Haktansapmaz), Kadir (Muhliskul), İbrahimim ...)

6. Duyurunun "yöneticiler" tarafından değilde forma katılan arkadaşlar/kardeşler tarafından "ortak bir bildiri" şeklinde olması bana göre daha uygun olurdu. Bu şekilde "ilke bazında" tavır geliştirebilirdik. 

7. Kendimize ait ve özgür fikirlerimize "ancak" edebsizlik, hakaret, ahlaksızlık yaptığımız sürece "sansür" olabilir. "Duyurunun" bir çeşit "genelleme yaparak" "sansür" uyguladığını düşünüyorum. Ve bende bazı meselelerde yazamıyacağım sanırım.

8. Duyuru; "İktibas forum"daki gibi, "yöneticilerin" kendilerine ait fikirlerden sorumlu olduklarını ve "formu bağladığını" görülebilir bir yere asabilirlerdi. 

Ben şahsım adına bu sitedeki "fikir" yazılarından istifade ettiğimi belirterek, burada bulunmaktanda mutlu olduğumu söylemeyilim.

Allah(a.c)'e emanet olunuz,

Kardeşiniz rıdvan

 

 



__________________
Tanrı'ya inanan adam olmak kolay, ve fakat Tanrı'nın inanacağı adam olmak zor!
Yukarı dön Göster baybora's Profil Diğer Mesajlarını Ara: baybora
 
adalet
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 02 ekim 2006
Gönderilenler: 1195
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı adalet

 Selam Baybora,
  Yukarıda serdettiğiniz bütün görüşlere imzamı atıyorum.Kuranı da kendine rehber,Allahı kendisine rabb edinenlerin tabusu olmaz ve olmamalıdır.
  Asırlardır terkedilmiş Kurana yönelmenin bir bedeli vardır ve bu bedeli de ancak "sözü dinleyip en güzeline tabi olanlar" öder.


  NOT: Bu arada siteyi yeniden aktifleştiren arkadaşlardan Allah razı olsun.Bazı arkadaşların yasaklanmasına bir anlam veremedim.Moderatörler bir açıklama yapacak mı acaba?


__________________
"Bir kavme olan kininiz sizi adaletten ayırmasın.."
Yukarı dön Göster adalet's Profil Diğer Mesajlarını Ara: adalet
 

<< Önceki Sayfa Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats