HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Genel Tartışma
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Genel Tartışma
Konu Konu: KUR’AN’IN EVRENSELLİK İDİASI VAR MI. ? Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
aliaksoy
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 05 subat 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 989
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı aliaksoy

UlulEbsar Yazdı:
sevgili aliaksoy kardeşim,

ve tekrar ediyorum;Bizim içimizde Vahyi oğullarımızı tanıdığımız gibi tanıyanlar var...Bu esaslı bir sözdür...Bilirseniz eğer.



Eyvallah...

Şöyle devam etsin bu söz,

Onlar (kitap ehlinden oldukları için ayetleri öz oğullarını tanıdıkları gibi tanıyanlar) ayetleri işittiklerinde ağlayarak ve itaatle çeneleri üzerine kapanırlar / başları önlerine yıkılır. Bu /yani vahiy, onların imanını arttırır.

Bu arada ağzımda bakla falan yok, ne biliyorsam bildiğimden anlatıp yazıyorum işte...

Esen kal...



__________________
"(Onu size indirdik ki) <Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa indirildi, biz ise onların okumasından habersizdik (o Kitâpları okuyamıyor, dillerini anlayamıyorduk)> demeyesiniz."(En'am,156)
Yukarı dön Göster aliaksoy's Profil Diğer Mesajlarını Ara: aliaksoy Ziyaret aliaksoy's Ana Sayfa
 
aliaksoy
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 05 subat 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 989
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı aliaksoy

mermus Yazdı:

Kuran'ın dili konusunda çok önemli bir noktaya  değindiğiniz kanaatindeyim.Gerek yukardaki ayet olsun gerekse benzeri ayetlerde dil söz konusu olduğu zaman dilden kastın lisan olduğu anlaşılmış ve ayetler bu doğrultuda meallendirilip yorumlanmıştır.Ben bu ve benzeri ayetlerde DİL kavramının içine lisanda girmekle beraber, o dönem arap toplumunun anladığı format, üslup,araç,ölçü,hitab ve anlatım tarzlarının da dahil olduğunu düşünüyorum.Basitçe örneklemek gerekirse Türkçede de sık sık kullanıldığı şekliyle '' senin anladığın dilden de konuşmasını bilirim ''  cümlesinde geçtiği tarzla, dilin lisan dışındaki mecazi anlamına atıf vardır.Burada cümlenin muhatap aldığı şahıs türkçe lisanına  vakıf olmakla birlikte, kişinin anlayacağı dilin onun anlayacağı üslup olduğu kastı vardır.

  Yukardaki ve benzeri ayetlerde de dilden kastın sadece arapça lisanı olmadığını düşünüyorum. Kuran'ın bu üslubu hemen bütün diğer ayetlerde de kendini göstermektedir.Kuran indirildiği arap toplumunun o günkü anlayabileceği format , ölçü ve kavramlar ile hitabetmiştir.Hükümleri inşa ederken o günkü arap toplumunun anlayış seviye ve tarzına son derece dikkat etmiştir.

  Ramazan ayında olmamız sebebi ile popüler olabileceğini düşündüğüm bir örnekle konuyu biraz daha açmaya çalışayım. Oruçla ilgili hükümler inşa edilirken o günkü arap toplumunun anlayacağı ölçü ve formatlar kullanılmıştır ve orucun zamanı , süresi onların kullandıkları ölçü vasıtaları ile anlatılmıştır.Yani su saati, kum saati, güneş takvimi yerine onların anladıkları kullandıkları kameri takvim (ay takvimi) ve güneşin doğuş ve batış zamanları baz alınmıştır. Orucun zamanlaması güneş takvimi, sirius takvimi veya herhangi bir başka takvime veya  o dönem araplarının kullanmadığı saat gibi zamanı ölçme vasıtalarına endekslenmiş olsa idi, '' Arab'a yabancı dilden (kitap) olurmu? '' itirazı oruç ayetleri için de gündeme gelirdi.

   Yine aynı şekilde ölüm ötesi yaşam, ahiret, cennet, cehennem gibi uhrevi aleme ait soyut kavramlar anlatılmaya çalışılırken de o günkü insanların anlayacağı formatlar kullanılmıştır.Örneğin ödül yurdu, cennet (arabın anlayacağı  şekilde bahçe ) kelimesi ile, ceza yurdu ise cehennem ( ca hinnom ) kelimesi ile ifade edilmiştir.



Sevgili Mermus,

Bu yazınla Kuran beyanının "tarihselliğini" çok güzel anlatmışsın.


Kardeşlerim,

Beşer hukukunun bile (!), hukuk ve ceza yargısında bir çok prensipleri / kaideleri vardır.

Mesela, muhatap nezdinde bir sürenin işlemeye başlaması için (Örneğin itiraz süresi, temyiz süresi gibi) bu durumun muhataba tebliğ edilmesi gerekir.

Yani birinci kural bir metnin muhataba erişmesidir.

Ancak muhataba erişen her metin kabul olmaz. Metin, başlatılacak hukuki süreci "açıklıyor" olmalıdır. Bu açıklık muhatabın dilinde olmalıdır ki onu anlayabilsin.

Onun için mesela Türk hukukunda yabancı ülkede yaşayan ve yabancı dil konuşan bir kimseye tebligat gönderileceği zaman, zarfın üzerinde yazılı olan her şey ve zarfın içerisinde bulunan tüm evraklardaki tüm yazılar yeminli tercümana tercüme ettirilerek gönderilir.

Böyle yapılır ki, muhatab;

a) Benim hiç bir şeyden haberim yok

b) Bana bir şeyler geldi ama içinde ne yazdığını anlayamadım diyemesin.

Çünkü bunun aksi tutum "adaletsiz / haksız" kabul edilir. Ki... Bu "beşer" yargısıdır.

Eğer mutlak olarak adil olduğuna inandığımız bir Yaratıcının muhakemesinden bahsediyorsak, beşerin eriştiği adalet ölçüsü tabiri caizse "solda sıfır" kalmalıdır.

Yine beşer yargısı, "Kanunsuz suç ve ceza olmaz" prensibine erişmiştir. Yani nasıl ki, Allah uyarıcı göndermediği kavimleri helak etmeyeceğini söylüyor, beşer yargısı da diyor ki, bir şeyin suç olduğu ve buna ne ceza verileceği kanunla yazılıp düzenlenmedikçe, o eylemi yapan kişi suçlu ilan edilemez, ona bu sebeple ceza verilemez.

Bakınız bu kusurlu olmak zorunda olan beşer adaleti... Allah ise mutlak adildir...

Kuran beyanının bağlayıcılığı yani mükellefiyet doğurması sadece dil ile ilgili bir mesele değildir. Dil bunun küçük bir parçasıdır.

Dil, sadece "kelimeler"den ibaret değildir. Mecaz anlamlar, deyimler, atasözleri gibi motamod çeviri ile asla anlaşılamayacak ifadeler de içerebilir. Bunun gibi, yer isimleri, teknik terimler ve sair unsurlar dili ve o dil ile yazılmış / okunmuş bir metni karmaşıklaştırır.

Bu karmaşanın örneklerini onca Profesörün çevirdiği "meallerde" ve hatta onlardan önce gelip geçmiş tefsircilerde bol miktarda görebilirsiniz.

Örnek, "bana müslümanların ilki olmam emredildi" ...

Bir çok mealde mota mod çeviri var... Doğru mu ? Muhtemelen yanlış !

Yine "Gece-gündüz, sabah-akşam, yaya-süvari, ayakta-otururken-yanları üzerine yatmış haldeyken" tanımlamaları motamot çeviriliyor.

Dünya kelimesi bile... Arapça'da kullanılan "dünya" kelimesi ile Türkçe'de kullanılan "dünya" kelimesi karşılık olarak biribirin aynısı mı? Arz kelimesi ile karşılaştırınız.

Mesela,

"Allah'ın kelimelerini değiştirebilecek hiç bir kuvvet yoktur"

"İsa Allah'ın kelimesidir"

Muhammed Esed, "kelime" sözcüğünün vaad anlamına da geldiğini söylüyor... Siz ne dersiniz ?

Bunlar dilin özellikleri ile ilgili basit misallerdi...

Bir de dilin zaman içerisinde eğilip-bükülmesi, bazı kelimelerin başka anlamlara kayması meselesi var...

Bunu Kuran lafızları nezdinde şöyle söylemek daha doğru olur:

Bazı kelimelere yüklenen anlamların, kitapla diller eğilip bükülmek suretiyle kitapta olmayan bir anlama karşılık tutulması, daha acı ve sert bir tabirle; bazı kelimelerin, onlar Allah'ın kitabında yerli yerine oturduktan sonra, yani siyak ve sibak bütünlüğü içerisinde bir anlam kazandıktan sonra, yerlerinden kaydırılması yani anlam / mana yönüyle TAHRİF EDİLMESİ meselesi var...

Kelimelere, indirildiği günün güncel Arapça'sının karşılıkları verilmek yerine "Dini Istılah Anlamı" isimli uyduruk bir dil ile tercüme edilme meselesi var...

Kuran sadece Arapça inmemiştir. Kuran, vahyedildiği gün Mekke'de ve Medine'de kullanılan GÜNCEL / PÜRÜZSÜZCE ANLAŞILABİLEN Arapça ile indirilmiştir. Kuran'ı dil yönüyle tam olarak anlamak ve bize karşı da "mübin" olması için o Arapça'nın eksiksiz bilinebiliyor olması şarttır.

Dil sorunu böyle...

Dil gibi, zaman ve mekanın gerektirdiği bilgilere vakıf olmak anlaşılmayı kolaylaştırır.

Örneğin, Mescid-i Aksa'nın neresi olduğu konusunu bizler tartışıyoruz. Ama Kuran'ın ilk muhataplarının tartışmamış olması gerekir. Eğer bu husus o dönemde anlaşılamamış olursa, Kuran "mübin" vasfını kaybeder.

Mescid-i Aksa'nın neresi olduğunu bilmekle mesela "Büyük Arş"ın neresi olduğunu bilmek aynı önemi haiz olmayabilir. Çünkü metni anlayarak okuyabilen o günün insanı birisinin zaten bildiği bir yer adı, öbürünün kendisinin görme ve erişme imkanı olmayan bir yer / nokta veya başka bir şey olduğunu yani kendisine işin başından gayb olduğunu kavrayabilir. (Belki de "Büyük Arş" tabiri, o günün insanları içerisinde kullanılan ve yücelikle eşleştirilmiş bir deyimdir, onu da bilmiyorum)

Örneğin, Hz. Peygamber'in eşlerinin rızasını arayarak neyi kendisine haram kıldığı konusu, hadisenin iç yüzü bilindikçe daha anlaşılır olur. Elbette bu ayette verilen mesaj, Hz. Peygamber'in eşlerinin rızasını aramak için bir şeyi kendisine haram kılmaması gerektiği, kendisinin kendisi için bile böyle bir yetkiye haiz olmadığı konusudur. Ama, bu konunun iç yüzünü şahitlikle bilenler, sadece metni okuyanlardan "daha bilgili"dirler.

Mesela, forumumuzda yakın zamanda tartışılan Zeyd'in boşadığı hanımı ile evlenme meselesi gibi, tarihsel bir vakıaya / hadiseye yönelik meselelerde o vakıanın iç yüzünün bilinmesi vahyin anlaşılmasını kolaylaştırır. Kuran benzeri bir çok meselede "zaten bilinen" olguları, tekrar etme, açıklama gereği duymamış olabilir.

Öte yandan malumunuz Kuran salt bir yazılı metin değil, bir "okuma"dır. Sevgili malik kardeşimizin defalarca dile getirdiği gibi, okuyanın / söyleyenin ses tonu ve mimikleri, kelimeler üzerindeki vurgusu dahi metni daha anlaşılır kılabilir.

Kuran, muhataplarının vahyin manasını iyiden iyiye kavraması için "her manadan nice türlü misaller" irad ederken, o toplumda zaten bilinmekte olan kıssaları kullanır. O kıssaları "zaten bilmeyen(!)" kimseler, kıssanın neresinin düzeltilip dikkat çekildiğini bilemeyebilirler.

Yahut o kıssalar, o kıssaları hiç duymamış kimseler üzerinde aynı etkiyi doğurmayabilir.

Bir şeyi / bir eylemi okuyarak öğrenmek ile onu dosdoğru uygulayan birisine bakarak öğrenme arasında inkar edilemez bir fark vardır. Hz. Peygamber'in dizinin dibinde Kuran okumak, dinlemek ve öğrenmekle, 1400 sene sonra olmadık bilgi kirliliğinin içinde, birbirini tutmayan 20 küsur çarpıtılmış mealler yoluyla Kuran'ı öğrenmeye gayret etmek eşdeğer değildir.

Yine biz şanslı bir nesiliz. İnternet var, bilgisayar var, böyle forumlar var, bir şeyler öğrenebiliyoruz. Okuduğum bir makalede, Cumhuriyetin ilanından önce Türkçeye çevirilen Kuran yazmalarının 10'dan fazla olmadığı yazıyordu.

Düşünebiliyor musunuz ?

Kitap dediğin şey, el yazması, matbaa yok, koskoca bir coğrafyada, yüzyıllar boyunca milyonlarca insan "Yahu ben şu çeviriyi alıp bir okuyayım, bizim cami imamı ezbercilerden mi, bilerek söyleyenlerden mi" deme şansına hiç sahip olmadı... 

Şimdi Allah için vicdanınızdan konuşun, "bilenle bilmeyen bir olur mu" diyen Yaratıcı nezdinde, Kuran'ı, "leb demeden leblebiyi anlayacak kaabiliyet / imkan ve vasıfla" dinleyen ilk muhataplarla az yukarıda örnek verdiğim milyonlarca insan bir tutulabilir mi ?

Bu iki grubun ikisinin de kendisini "müslüman" olarak tanımlamış olması, bu iki grubu vahyin getirdiği mükellefiyetler, sorumluluklar yönüyle eşitler mi ?

Tabligat, hangi gruba daha iyi yapılmış ?

Hayrullah meral kardeşim bir iki ileti önce "bir yazı anlaşılmak istendiğinde önünde hiç bir engel yoktur" dedi. İyi güzel de, bir grup anlamak için hiç bir çabaya muhtaç değilken, diğer grup çok farklı koşullarda ise bu iki grup birbirine denk olur mu?

Kardeşlerim, bu yazıda dil ve vahyin indiği ortama ilişkin hususlar hakkında yazdım. Bu forum başlığına sebep teşkil eden makaleyi tekrar okuduğunuzda Kuran'da bu konu ile ilişkilendirilebilecek bir çok ayetin yukarıda sayılan hususlarla paralellik arzettiğini ve bu durumun "mutlak adalet" ölçütünün zaten zorunlu bir sonucu olduğunu görebilirsiniz.

Şu hususu bu tartışma başlığında belki üçüncü kez tekrar ediyorum ki,

1) Kuran'ın evrenselliği ile Kuran hükümlerinin insanlar üzerinde doğurduğu mükellefiyetten / sorumluluktan bahsediyorum ve uyarılmamış kimselerin veya metni tam olarak anlayamayan kimselerin metni tastamam / pürüzsüz olarak anlayanlarla eş tutulamayacağını söylüyorum.

2) Kuran hükümlerinin mesuliyetler yönüyle evrensel olması ile Kuran'ın her toplumda görülebilecek ve bu nedenle "evrensel" olarak nitelendirilebilecek "ilkeler" içermesi farklı konulardır. Kaldı ki, sevgili Malik bin Nebi kardeşimin bir kaç ileti önce vurguladığı gibi bir çok toplumda görülen ortak ilkelerin dahi "mutlak" manada evrenselliği tartışılabilir bir konudur. Görecelidir. Mutlakiyet, istisna kabul etmez. İstisna kaideyi bozmaz derseniz göreceli olarak, bazı ahlaki ilkelerin evrensel değer olduğu söylenebilir. Görecelilik ise, mekandan mekana, zamandan zamana değişebilir. Yeryüzünde hali hazırda yaşamakta olan insan toplulukları, kabileler ile ilgili belgeselleri izleyen, buna dair materyalleri irdeleyen kardeşlerimiz, bize çok garip hatta çarpık gelecek davranış modellerinin az veya çok kişiden oluşan TOPLULUKLAR tarafından kabul edilmekte olduğunu bilirler. Elbette bunlar genel içerisinde bir istisna teşkil edebilir.

Başka yazılarda Allah imkan verirse evrensellik konusuna Tevrat ve İncil bahsi ile değineceğim.

Yine önceki tartışmalarımızın özeti kabilinden Kuran'ın korunmuşluğu meselesine de değineceğim.

Esen kalın.    


__________________
"(Onu size indirdik ki) <Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa indirildi, biz ise onların okumasından habersizdik (o Kitâpları okuyamıyor, dillerini anlayamıyorduk)> demeyesiniz."(En'am,156)
Yukarı dön Göster aliaksoy's Profil Diğer Mesajlarını Ara: aliaksoy Ziyaret aliaksoy's Ana Sayfa
 
asım
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 14 agustos 2008
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 1700
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı asım

kurandan sorumlu değiliz...

kimse sorumlu değil...

kuran sorumlu olduğumuzu hatırlatır...

hepimiz sorumluyuz...

nelerden ....

yaptıklarımızdan...

gördüklerimizden...

işittiklerimizden...

kuran kimseye yeni bir sorumluluk yüklemez...

zaten herkesin sorumlu olduğu şeyleri bir kere daha hatırlatmıştır...

evrensel olan şey  her insanın yaptıklarından sorumlu tutulacağıdır...

herkesin ameli boynuna bağlanacak ve onunla  uygun sona varacaktır...

insan için ancak yaptığının karşılığı vardır...




__________________
O halde yüzünü, Allah'ı bir tanıyarak dine, Allah'ın insanları üzerine yaratmış olduğu fıtratına doğrult. Allah'ın yaratışında değişiklik bulunmaz. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Yukarı dön Göster asım's Profil Diğer Mesajlarını Ara: asım
 
isimsiz
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 02 haziran 2010
Gönderilenler: 137
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı isimsiz

Merhaba aliaksoy,

aliaksoy Yazdı:
Kuran'ın evrenselliği ile Kuran hükümlerinin insanlar üzerinde doğurduğu mükellefiyetten / sorumluluktan bahsediyorum ve uyarılmamış kimselerin veya metni tam olarak anlayamayan kimselerin metni tastamam / pürüzsüz olarak anlayanlarla eş tutulamayacağını söylüyorum.

Katılıyorum ve ekliyorum: Kuran insanlar için bir “hesaba çekilme aracı” değil, kendisini onu izleme anlamında sorumlu hissedenler için bir hayat rehberidir, kılavuzdur. Allah’ın kullarına yaptığı bir çağrıdır. Bu çağrıya olan icabet, zorla değil, ancak bir arayışın sonucu olarak gerçekleşirse istenen etkiyi yaratabilir. Herkesin diline doladığı “Dinde zorlama yoktur” cümlesi de bunu anlatır.

Allah, Kuran’ı nebisi için farz kılmıştır (28/85). Kişi ancak isterse onu kendisine farz kılar ve dosdoğru bir yola girer. Peygambere ve onun toplumuna yapılan her seslenişi, bütün insanlara yönelik addetmek, Kuran’ın üzerine almadığı bir misyonu ona yüklemek demektir. Bunun ayırdına varılamadığı için de sonu gelmeyen ve muhtemelen de gelmeyecek olan malum tartışmalar sürüp gitmekte ve bu kısır döngü içerisinde Kuran’ın potansiyelinin farkına varılamamakta, adeta es geçilmektedir.

Hesaba çekilmek için ille de bir kitap istiyorsak işte:

[Casiye/28-29]: Her toplumu/topluluğu diz çökmüş görürsün. Her toplum/topluluk kitabına çağrılır. O gün, işlemiş olduğunuz şeylerle karşılıklandırılırsınız. “Bu kitabımız, aleyhinize gerçek ile konuşuyor. Şüphesiz Biz, işlediklerinizi kopyalıyorduk.”

aliaksoy Yazdı:
Kuran hükümlerinin mesuliyetler yönüyle evrensel olması ile Kuran'ın her toplumda görülebilecek ve bu nedenle "evrensel" olarak nitelendirilebilecek "ilkeler" içermesi farklı konulardır. Kaldı ki, sevgili Malik bin Nebi kardeşimin bir kaç ileti önce vurguladığı gibi bir çok toplumda görülen ortak ilkelerin dahi "mutlak" manada evrenselliği tartışılabilir bir konudur.

Kuran ilkelerinin evrensel olması için her toplumda görülüyor olması gerekmez. Bu ilkeler, Allah tarafından olduğu için “mutlak” evrenseldir. Toplumlar bu ilkeleri uyguladıkları/hayatlarına yansıttıkları ölçüde evrenselleşirler. Bu yüzden “Biz Kuran’a göre ne kadar evrenseliz?” sorusu da çok önemlidir. Bana göre yapılması gereken şey, Kuran’ın o günün toplumu/şartları için öngördüğü hükümleri/uygulamaları ayırt ederek, evrensel olduğuna kanaat getirdiğimiz ilkeleri Kuran’a arz etmek olmalıdır.

Selam

 

Yukarı dön Göster isimsiz's Profil Diğer Mesajlarını Ara: isimsiz
 
takva81
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 13 ocak 2010
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 288
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı takva81

selamlar.

    arkadaşlar tebbet süresi bence. evrenselliğin. en bariz en anlaşılır. öncülerindendir. kuranın misyonu bu ...



__________________
ben yanlız kendimi kurana adadım.
Yukarı dön Göster takva81's Profil Diğer Mesajlarını Ara: takva81
 
adalet
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 02 ekim 2006
Gönderilenler: 1195
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı adalet

Tebbet süresini senin ırkından,soyundan ve kanından oldukları halde iman ve inancından dolayı sana cephe alanların rezil edildiği bir süre olarak düşünebiliriz.


__________________
"Bir kavme olan kininiz sizi adaletten ayırmasın.."
Yukarı dön Göster adalet's Profil Diğer Mesajlarını Ara: adalet
 
takva81
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 13 ocak 2010
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 288
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı takva81

selamlar .

 tabi ebu lehebi hz muhammedin amcası olarak tarif edersen doğru.

 ama birde  LEHEBİ kızgın ateş suratlı olarak tarif edersek.  ne den li evrensel olduğu anlaşılır.

mal mülk sevdalıların genel simasıdır. bu.



__________________
ben yanlız kendimi kurana adadım.
Yukarı dön Göster takva81's Profil Diğer Mesajlarını Ara: takva81
 
anti-tagut
Iki Hafta Yasakli
Iki Hafta Yasakli


Katılma Tarihi: 28 mart 2011
Gönderilenler: 105
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı anti-tagut

Bu evrensellik meselesi benim aklıma takılan bir konudur. Bazı sureleri okuyunca bana ilk bakışta çok lokal ve kişisel geliyorlar. Bir Kureyş, bir Fil, bir Tebbet suresi bunların başındadırlar.

Kureyş'e olan özel hitabın sebebinin hem peygamberin kabilesi hem de Kabe'nin yöneticileri oldukları olarak düşünürseniz ortada bir yerellik olduğu söylenemez.

Tebbet suresini peygamberin amcası yerine ateş (halkının) babası olarak düşünürseniz, o ateş babalarının mallarının, kazandıklarının kendilerine fayda vermeyip cehennemi boylayacağı, böylelerine eş olanların da aynı tehlikede olduğunu düşünürseniz ortada bir kişisellik olduğu söylenemez. Velev ki Abduluzza bin Abdulmuttalib'e hitaben bir sure olsun yine pek birşey fark etmez. Bu seferde akrabalığın (peygamber amcası olmanın) insanı kurtarmayacağı bilakis bazı akrabalıkların (cehennemlik işler yapan adamın eşi olmanın) büyük bir tehlike olduğu dersi alınabilir. Paranın, malın kimseyi kurtaramayacağı, dünyada taşıdığın çalıların (kötülüklerin) sana yarın cehennemde odun (azab) olarak döneceği dersi alınabilir.

Fil olayını da Allah'a karşı hiçbir süpergücün galip gelemeyeceğine bir örnek olarak düşünebiliriz. Yeryüzünün en gelişmiş silahların, vasıtaların (o gün için fillerin) Allah'a karşı sökmeyeceğine bir ders olarak düşünebiliriz. Ve en önemlisi kuşların saldırısını bugünkü savaş uçaklarına bir ilham, bir esin kaynağı olarak düşünebiliriz. Atılan taşları bomba ya da mermilere ilham, esin kaynağı olarak düşünebiliriz. Filleri bugünkü tanklarla eşleştirebiliriz. Bu olaydan, hava saldırılarının yer saldırılarından daha başarılı sonuç verdiği dersini çıkarmak da mümkündür.

 

Bununla birlikte, evrensellik mevzusundaki en büyük sorunlardan biri, çarpıtılmış genellik (evrensellik) anlayışıdır. Sistem(ler)in bizlere dayattığı algılardır. Bu sistemlerin dayattığı algıları (perdeleri) kaldırabilir ve algılara mahkum olmadan özgürce İslam'ı ifade edebilirsek ortada bir sorun kalmayacaktır. "Efenim şimdi genelgeçer evrensel zort kuralı var o halde ben bu kuralara uygun yorum-tevil yapayım" deyip çarpıtmaca olmayacak. Önce şöyle esaslısından bir "LA" çekmek gerekiyor. Yani "Allah'tan gayrı boyun bükülüp itaat edilecek yoktur" denecek. "Only God can judge me" denecek. Kınayıcının kınamasından korkulmayacak. Tağutu red etmeden Allah'ın kulpuna yapışmak mümkün müdür? Bina yıkılmadan üzerine bina inşa edilebilir mi? Cık edilmez. Önce binayı ta dibinden dinamitleyip havaya uçuracaksın ancak o zaman sapasağlam bir temel atabilirsin. Sapasağlam bir temel atabildin mi de gerisi gelir Allah'ın izni olursa.

Kaldı ki kaç kişi insanlara dayatılıp yutturulan şeyleri, evrensel denen kuralları (algıları) düşünüp de gerçekten oluşturulmuş sahte bir algı değil de mutlak doğru olduğuna kanaat getirdi? Dahası Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir? Biz evrensel tağutların sözüne mi inanacağız yoksa Allah'a mı? Biz sahibine mi inanacağız yoksa anıran eşeğine mi? Daha da dahası evrensellik de nedir? Bismillah; daha Ay'a çıkıp çıkmama meselesi bile tartışmalıyken nedir bu gözünü Andromeda'lara dikmeler? Hele biz bi' Dünya'yı halledek de sonra evrene sıra gelsin.

 

Yukarı dön Göster anti-tagut's Profil Diğer Mesajlarını Ara: anti-tagut
 
kutupaneci
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 25 mart 2008
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 156
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı kutupaneci

Kuran dan daha iyi, insanı arındıran, huzura kavuşturan, iyiliğe ulaştıran bir rehber tanımadım. Üstelik Arab değilim. Üstelik O nunla 1400 yıl sonra tanıştım.

Kuranla tanışanların hemen onu tasdik etmesi ve ona uyması şartı yoktur. Bu zamanla kendiliğinden olabilecek bir inanç durumudur. Özellikle inananların örnek kişiliği ve yaşamı dinin yayılmasını sağlar.
Bu durumda hayatı boyunca Kuran a ikna olmazsa durumu Allah a kalmıştır. O dilerse yaptığı iyiliklere karşılık kişiyi temize çıkarıp kurtarabilir.

Kuranla tanışmamış insanlar için iki grup var, biri kitap ehli diğeri ümmi yani kitap verilmemiş olanlar.
Kitap ehli içinden şirk koşmayanlar, kötülük yapmayanlar, arınmayı başaranlar kurtulacak. Ümmilerin ise sadece arınamayanları, kötüleri hüsranda. Hz.İbrahim gibi hanif olursa ne ala mertebesi yükselir. Ateist olanların durumu Allah a kalmış. Sonuçta tekrar dirildiklerinde inançları tam olacak ama inançsız birinin arınmayı başarması çok zor. ( Burada Hz. İbrahim in resul olmadan önceki haline atıf yaptım )

Kurana göre mesuliyetlerin durumu ise şudur:
Salat, oruç, sadaka verme gibi ibadetlerin yapılmaması durumunda ceza yoktur. Bunlar insanın esenliği ve arınması için tavsiyedir. Kuran bunları yapanları yüceltmiş ve müjdelemiş, yapmayanları kınamamıştır.

Uzak durulması istenen içki ve zina gibi çirkin kabul edilen davranışların dünyevi kötü sonuçları olduğu gibi kişinin tamamen sapıtmasına da neden olabilir. Bunların günahı sebep oldukları kötülüklerle beraber ortaya çıkar. Hiç bir kötülüğe sebep olmaması mümkün değildir. Bu nedenle mutlak olarak değil bağlamı nedeniyle günahtır.

Cinayet, işkence, faiz, hakka-adalete engel olma gibi kişinin kendine ve başkasına yaptığı kötülükler, yapan kişi bunlardan tövbe edip arınmadığı sürece kişiyi sürekli olarak kalacağı azaba götürür.

Öte yandan Kuran ı toplum olarak kabul edip şeriatını uygulamak gerekmektedir. Kuran ın asıl mesuliyet kısmı burada ortaya çıkıyor. Birey olarak uygulamakta serbest olduğumuz kuralların, toplumsal tatbikinde uyma zorunluluğu vardır.

Örneğin, salat kişisel bir ibadetken, cuma salatı toplumsal kaynaşmanın gereği olduğundan kişilere kanunen şart koşulabilir. Tıpkı oy kullanmanın, kazazedeye yardımın, askere gitmenin şart oluşu gibi.

Yada örtünmek toplumsal düzenin sarsılmaması için şart koşulabilir. Günümüzde sigara ve içkinin bir çok yerde içilmesinin yasak oluşu gibi.

Ki zaten de işin içine ikinci kişi girdiğinde hukuk ortaya çıkıyor. Kuran hukuku uygulanmayan toplumun Kuran ın dışına sürüklenmesi doğaldır. Bu nedenle Müslümanlar Kuran hukukunu tatbik etmeye çalışmıştır. Zamanla uygulama zor gelince terki veya yorumu yoluna gidilmiş. Mezhepler ortaya çıkınca da din siyasetin eline geçmiştir.

Kuran nın içeriğinde evrensel (zaman ve mekan ayrımı yapmayan) olduğu şüphe götürmeyen kısımlar bir tarafa, bazı kişilerin bu konu bizi ilgilendirmez veya sadece o dönemde yaşayanları bağlar dedikleri kısımlar var. Bakış açısı farklı olduğundan veya mahalle baskısından bu söylem öne çıkıyor.

Eğer bir olaya Kuran da yer verilmişse bu herkesi ilgilendirecek diye bir şart zaten yoktur. Bu anlatım bir dönemi kapatıp yenisini açmış olması muhtemeldir. Veya kelimelerinin daha iyi anlaşılması için farklı anlatımlara yer verilmiş de olabilir. Çünkü, bazı kelimeleri basit olayların anlatımı yardımıyla kavrayabildim.

Sonuçta evrensel değil diyenlerin de, karşı itirazların da tutarlı savunmaları var. Burada gelinen nokta; zorla dayatılamayacağından hareketle bu kadar yaygın kabul görmesinin, Kuran ın yekpare olarak evrensel olduğu sonucudur. Kuran ın evrensellik iddiası yok diyenlerin iyice düşünmesi gerekir. Ayetlerde sadece insanlara değil cinlere de hitap var. Ayrıca Adem den beri aynı yasaların tekraren Kuran la hatırlatıldığı beyanı var. Burada ilk insandan beri değişmeyen ilkelerden söz ediliyor. Örneğin, salat ve oruç gibi her ümmete yazılan ibadetler. Kısas gibi cezalar v.s.

Tabi bazı hükümlerin kaldırılıp, başkalarının geldiği de bildiriliyor. Buna istinaden denirse ki, ‘öyleyse 1400 yıl önceki hükümler şimdi uygulanmamalı’ o zaman bu, revizyon hakkını Allah tan almaya kalkışmak olur. Toplum ve kültür farkı öne sürülse de bir çok ayrıntıya giren Kuran şartlara göre değişen uygulamaları da zaten beyan etmiştir. Örneğin, yolculukta salat, su bulunmaması durumunda teyemmüm, hac ibadeti için uzaklardan gelenle Kabe de ikamet edenlerin farkına değinilmesi gibi. Yada uygulamalarda yerellik olgusuna pek rastlanılmaması gibi. Çöl hayvanı olmayan domuzun haram kılınması gibi. O kadar sıcak olan iklime rağmen örtünmenin, dış elbise giymenin istenmesi gibi.

 

Yerellik ve zaman kayıtı eleştirilerini göğüslemekte zorlanan konuların başında cezalar ve medeni hukuk gelmekte. O dönemde cezalar tehir edilmeyip hemen uygulandığından kırbaç, el kesme ve kısas gibi cezalar vardı. Zaten devlet diye bir şey olmadığından suçluların tutulduğu bir hapishane pek ayakta kalamazdı. Sonuçta hapishaneleri kim finanse edecek?

‘Kısasta hayat vardır’ ayeti içeriğindeki derin paradoksla insanlık tarihinin en tartışılan cümlelerinden olmalı. Günümüzde kısasın yerini tazminat ve hapis cezası almıştır. Almıştır da kısas kadar etkili midir? İnsancıl olmadığı eleştirisi haklı mıdır? Sonuçta suçu işleyen de insanlık dışı bir iş yapmış olmuyor mu?

Cezaların tatbiki için Kuran delil şartı aramaz. Belli sayıda şahit ve yemin etme yeterlidir. Kuran bilimsel delillere pek güvenmiyor,  O nun için insan sözü daha muteber. Öte yandan yalancı şahitliğin cezası 70 celde.

Bilimsel delillere güvenmeme konusu kadınların iddetinde de göze çarpıyor. Boşanmış kadının hamile olmadığının anlaşılması için belli bir süre evlenmeden beklemesi gerek. Oysa günümüzde hamilelik testi var, var ama acaba ne kadar güvenilir? Çok eskiden beri bilinen kurbağa testi de var ama Kuran ona da pek güvenmemiş olacak ki kesin kes bekleme süresi koymuş.

Aslında tüm bunlara Kuran zaman üstü değildir deyip geçilebilir ve bu yüzden kimse kınanamaz ama şu var ki bu kadar kuralın hükmün şaşmaz bir kesinlikle bir kitapta toplanması ve uygulanabilir olması yaşam gibi, evren gibi büyük bir mucizedir.

 

Kuran ın bir başka iddiası da, Kuran var olduğu sürece bir benzerinin gelmeyeceğidir. Bu nedenle seleflerini tasdik eden Tevrat, İncil ve Kuran insanlık tarihinde sonlandırılmış bir ilahi seridir. Tamamını incelemiş olarak söylüyorum ki, gerçekten bir seridirler. Özellikle Tevrat ve Kuran da geçen olaylar nerdeyse aynıdır. Bazı olay ve kişiler farlılık arz eder. Tevrat tan Kuran a gelişen kavramlar da var. Örneğin, cennet ve cehennem kavramı Tevrat ta yokken İncil de çok kısa, Kuran da detaylıdır. Kutsal Ruh ve öldükten sonra dirilme de Tevrat ta geçmez. Kuran a göre; Tevrat evrenseldir ancak, Yahudiler onun evrenselliğini bozmuşlar kendi ırksal kitapları haline getirmişler. Aynı şekilde İncilin evrenselliğini fesada uğratan kısımlar da ona gölge düşürücüdür. Yinede her üç kitap oluşturdukları kuşaklar boyu devam eden kültürleriyle evrenselliklerini tescil etmişlerdir. Binlerce yıllık Mısır, Roma, Mezopotamya, Anadolu, Astek, Maya gibi kültürleri alaşağı etmişlerdir.  Temeli İslam olan bu üç kitap, özelliklede Kuran, inananları  bir yana inanmayanlarını dahi kendi rotasına sokmuştur.

Davut Eroğlu



__________________
Artık sadece kainat kitabını okuyorum. Daima Rabbime teşekkür ederek.
Yukarı dön Göster kutupaneci's Profil Diğer Mesajlarını Ara: kutupaneci
 
el_turki
Uzman Uye
Uzman Uye


Katılma Tarihi: 15 mayis 2008
Gönderilenler: 425
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı el_turki

"....Birey olarak uygulamakta serbest olduğumuz kuralların, toplumsal tatbikinde uyma zorunluluğu vardır. Örneğin, salat kişisel bir ibadetken, cuma salatı toplumsal kaynaşmanın gereği olduğundan kişilere kanunen şart koşulabilir..."
cuma zaten tolumsal bir ibadettir.bireysel olarak uymak zorunda olmadığın şeye toplumsal olarakda uymak zorunda olmazsın.bazı şeyler toplumsal olarak düzenlenmişdir.
size katıldığım yerler var.ama katılmadığım yerlerde var.bana göre zorunluluk heryerde vardır.insanların bireysel zorunlkuluğuda vardır.salat ,oruç gibi dediğiniz şeylerde uymak ve uygulamak zorunludur.tavsiye değildir.ister yap ister yapma olmaz.yapmak zorundasındır.yapmamak suçtur.ve her suç bir cezayı gerektirir.

tevrat ve incilede evrensel demişsiniz.kur'an dan önceki bütün kitaplar ehline gönderilmişdir.ve onlara kitap ehli diye hitap edilir.evrensellikden ziyade kavmi hükümler içerir.ama ilimde üstün kılınan ve içinde ibretler olan çok örnek bir kavme verildiği için geniş bir tatbikat alanı bulabilir.kur'an ise herkavimden birşeyler içerir.bütün kavimleri ve bütün insan karekterlerini içine alır.yeryüzünde nefes alan herkes kur'an na uymak zorundadır.

De ki: "Ey Ehlikitap! Siz, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni tam uygulamadıkça hiçbir şey değilsiniz." Rabbinden sana indirilen, onlardan birçoğunun küfür ve azlığını elbette artıracaktır. Küfre batan topluluk için tasalanma artık.

ayet açık.yahudiler ve nasaralar;tevratı,incili ve RAB lerinden onlara indirileni(kur'anı)tam olarak uygulamak zorundadır.hem kaldıki tevratın aslıda ellerinde yok.incilin aslının ellerinde olmadığı gibi.

__________________
De ki: «Ey ehl-i kitap! Tevrat'ı ve İncil'i ve size Rabbiniz tarafından indirilmiş olanı ikame edinceye kadar hiçbir şey üzerinde değilsinizdir.» ALLAH HERŞEYİN EN DOĞRUSUNU BİLİR.
Yukarı dön Göster el_turki's Profil Diğer Mesajlarını Ara: el_turki
 

<< Önceki Sayfa Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats